Türk Kadının Genel Sorunu: Uslamlama ve Solipsizm

Gayet normal bir günümde Ekşi’de gezerken alttaki başlığa rastladım. Nedensizce bütün kadınlar tek bir ağızdan genel sorunlarının “Türk erkeği” olduğunu yazmıştı. Önce bir başlığa yazı yazayım dedim, sonradan vazgeçerek blog’a taşıdım. 

Başlık şuydu: https://eksisozluk.com/turk-kadininin-temel-sorunu–5678819

Bunu Ekşi’de yayınlasam başlıkta gayet cinsiyetçi ve erkeklerin rezalet varlıklar olduğunu söyleyen onca yazı varken benim cinsiyetçi ve genelleme üstüne yazan biri olarak suçlanacağıma emindim.

 

Konuya girelim

Bu başlığı okuyarak bile çoğu kadının ne kadar empati yoksunu olduğunu anlayabilirsiniz. Mesela erkeklerin çoğu Türk kadınlarına suçu atacak kadar sorumsuz değildir. Hatta insel veya camiyanın en uç grubu olan black pill savunucuları bile suçu başkasında değil “kendi tipinde” arar. Suçlu Türk kadınları değildir ama arada BPcilerden kadın düşmanları çıkabiliyor fakat azınlıktalar.

Bu başlıkta ise kadınların çoğunluğu sorumluluk alamadığı için inatla Türk erkeğini suçladığını görüyoruz. 2.si ise Türkiye’dir. Bir laf vardır: “mesele elindekiyle şikayet etmek değil, elindekiyle en iyisini yapmaktır”.  Ben de bir akademisyen olarak Türkiye’den memnun değilim ama kendi dünyamı kurmaya çalışıyorum, sorumluluklarımı alıyorum.

Burada kadınların yaptığı net olarak çarpık uslamlamadır. Yani ilgisiz bir olaydaki durumu ilgili olaylara çarpık şekilde ilişkilendirilmektedir. Hatta tdk’da karşılığına örnek olarak şunu verseniz olur: “Türk kadının en büyük sorunu nedir? Türk erkeği.”

Sanki temel sorun olan “Türk erkeği” denklemden kalktığında hiçbir sorun kalmayacak gibidir. Bunu okuyan feministlerin savunma yöntemini de biliyorum, “çok kadın öldürülüyor, daha geçen x kişisi Fatma’ı öldürdü vs vs. Yolda yürüyemiyoruz, yaşamımız tehlikede.”

Bu tipik bir safsatadır. Yani birkaç yanlış üstünden, doğruları yanlış göstermektir. Oysaki x erkeğini seçen Fatma’dır. Yolda yürüyen kadını durduk yere katleden muhtemelen psikopattır, erkek olmasından bağımsız bir durumdur bu. 

…………………

Takip ettiğim bir blog olan illimitablemen şöyle der ki aslında alttaki yazının tamamını şiddetle okumanızı öneririm.

“i think the only group taken less seriously than women are feminists, for at least some women make an effort to combat their solipsistic disposition, whereas feminists are entirely reliant on the wishy-washy lunacy of emotive subjectivity in order to prop up their narrative.”

Özetle; kadınlar içinde en az ciddiye aldığım grup feministlerdir. Birçok kadın solipsist doğalarıyla savaşsa da feministler subjektif duygusal algılarının çılgığınlığına bağlı oldukları için en az çabayı gösterirler.

……………………………

Buradan Türk kadınlarının temel sorununun ne olduğunu net olarak görebilirsiniz. Tartışmasız şekilde `solipsizmdir`. Onca mesaj var hepsi bireysel olarak kendini merkezde görmüş ve hayali bir dünya yaratmış. Resmen istatistiksel veri sağlamışlar. Ortada erkeklerle sosyal bir etkileşim yokmuş gibi davranılmış. Onlar olmasa her şey güzel olacakmış gibi bahsedilmiş. İlgili durum David Buss’ın kadınların “toplu düşüncelere uygun davranma” verileriyle de uyumlu. Yani kadınların bir bölümü yanlış da olsa bir şeye inanıyorsa, diğerleri de buna uyum sağlamayı seçiyor(Benzerini illimitablemen de belirtmiş). İstatistiksel olarak da kadınların uyum yeteneğinin erkeklere göre daha fazla olduğunu biliyoruz ki bunlar da solipsizmi destekleyen savlardır. Örneğin bir gerçek yok sayılır ve yeni duruma hemen uyum sağlanır.

 

Temel Sorunların Sebebi Kadının Kendi Algısıdır!

Kadınların başarısını kim engelliyor? Kimse hemen çıksın!

Örneğin Türk erkekleri kadınların iyi bir lisede okumasını engellemiyor. Neden Galatarasay Lisesine girmedi? Kimse bir kadının Boğaziçi Üniversitesine gitmesine karşı çıkmıyor. Kadınlara baraj puanı mı getirildi? Puanını alırsan paşalar gibi girersin. Evde önemli eserleri, her şeyi bırak feminizmin temsilcilerinden olan Simone de Beauvoir’u neden okumadın? Okusan belki feminizmi farklı yorumlardın.

Girdiğiniz üniversitede 4.00 ort. yapmanızı durdurmadı, bu başarıyla yurt dışına çıkmasını ve Türk erkeklerinden kurtulmasını engellemiyor ama siz kalıp şikayet ediyorsunuz. Açıkçası zeki hiçbir kadının Türk erkeklerine böyle suçlama getirdiğini hiç görmedim.

Elbet Doğuda engellenenler vardır ama o kişilerin hiçbiri ekşi sözlük yazarı değil ve “Türk erkeği en büyük sorunum” demiyor, muhtemelen ailem sorun diyor. Emin olun. Ekşi’de böyle zırvalayanların en azından ön lisans dipolması vardır.

 

Suçlamak Kolaydır!

Ben de Türk kadınını suçlayablirim kolayca. Sizin yüzünüzden instagramda takipçim artmıyor, sizin kadar ilgi görmüyorum, neden günde 10 erkek bana mesaj atmıyor? Neden damsız giremiyorum bazı barlara diyebilirim. Siz olmasaydınız ben hepsini yapardım. Hatta çoğu erkek “kadınlar yüzünden cinselliğimi yaşamayadım çünkü hiçbir kadın beni istemedi” diye de ağlayabilir. Bu ülkede 30’una girip cinsellik yaşamamış erkekler var. Bu paragraf ne kadar aptalcaysa kadınlarınki de öyledir işte.

Örneğin hiçkimse bir kadına instagramda taytlı, tangalı fotoları paylaştı diye bir şey demiyor(Bence bu özgürlük değil, ifşadır, ayrı mesele.) ama sizi beğendiğini belirten(taciz içermeyen!) tipini beğenmediğiniz biri tanışmak için mesaj attığında erkek ifşa ediliyor. Çünkü o taytı giyme sebepleri bile aslında duyar yapmak istemelerinden veya o erkeğin tipi olmaması yüzünden ortaya çıkıyor. “Birileri yazsın da ondan hayatımdaki başarsızlığın, özgürlüğümün kısıtlanmış olmasının intikamını alayım” düşüncesine sahipler. 

Oysaki istedikleri erkeği seçebilir. Ali gider, Veli gelir. Bir kadının tinderdan eşleşmesine bile 100+ geliyor. Opsiyonlarınız sonsuz ama nedense erkekler suçlu. Aslında tipini beğenmedikleri erkekler sapık. Buna hipergami diyoruz. O erkekler içinde Brad Pitt gibi birleri olsa o yine solipsizm sebebiyle Türk Erkeği gibi görülmeyecek. Kadın o an ıslanacak. Hadi itiraf edelim: Mesele Türk erkekleri değil: “Beğenmediğiniz çoğunluk olan(%80) ve suçu atmak istediğiniz türk erkekleri.”

 

Özetle

Yeri gelmişken burada özgürlükte kasıtın “götünü gezdirmek” olduğu konusunda anlaşalım. Herkesi seçeyim ama kimse bana bulaşmasın. Burada şu görülemiyor, erkek-kadın yapısal olarak farklıdır. Erkek seçemediği için rahat. Çaba göstermezse cinsellik yaşamadan ölebilir. Kadının dikkat çekmesi onun hem avantajı hem dezavantajıdır, bu sebeple evrensel olarak daha dikkatli olmalıdır. Doğada da böyledir. 

Tabiiki solipsist kadın sadece Türkiye’de böyle sanır. ABD’de gece 2’de dar taytla, mini etekle şöyle tekin olmayan bir ara sokakta dolaş mesela, ne olur? Sorun Türk erkekleri mi o zaman anlarsınız. Kaldıki istatistiksel olarak sokakta öldürülen erkek sayısı daha fazla. 

Son söz olarak bu ülkede oy kullanan kadın sayısı erkeklerden daha fazladır, neden başımızdakileri seçtiniz? Neden İslamcı bir gelenği sürdürüyorsunuz mesela? Evet sorun size zorla oy verdirten Türk erkeği olsa gerek.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Subscribe
Bildir
guest
17 Yorumlar
Most Voted
Newest Oldest
Inline Feedbacks
View all comments