Ana Sayfa » toplumsal cinsiyet

toplumsal cinsiyet

Toksik Maskülenite

Toksik maskülenite podcasti için tıklayın.

Maskülenite bir kavramdır, temelde dışa dönüklük, liderlik, cesaret gibi kavramların toplamı olarak değerlendirilebilir. Fiziksel olaraksa kaslı, derin ses tonlu, erkeksi yüz hatlarına sahip erkek demektir.

İyi ya da kötü değildir, arkasına önüne kötü-iyi-toksik-müthiş kelimeleri koyulmamalıdır. Maskülenliğin doğasında uç noktalar olabilir, kişi tarafından kontrol edilmezse tehlikeli olabilir. Örneğin Kadir Şeker’in yaptığı da bir maskülenite örneğidir fakat kötü bir uygulamadır ve tabii ki kadınların işine geliyorsa alkışlanırsınız, karşı tarafı kalbinden bıçaklasa bile. Bunu twitter binlerce entry’den gördük. Yine bir diş doktorunun iftiraya uğraması sonucu birileri tarafından darp edildiğini gördük ve hepsi alkışlanlı.

Demek ki kadının cinsel stratejisine hizmet ediyorsanız maskülenite iyidir, bir çeşit şövalyeliktir, değilseniz toksik-maskülenitedir.

Prensipte erkeğin görevi maskülenliği doğru kullanmak, kendini maskülen şekilde ifade etmektir. Aşırıya kaçmak da tehlikelidir. Çünkü aşırıya kaçan maskülen bireyin iç dünyası körleşir, duygularıyla yüzleşemeyebilir. Kırmızı hap terminolojisiyle “comfort testleri” görmezden gelir.

Benzer şekilde kadınlar feminenlik beklenir ama aşırı feminenlik de kötüdür ve hiçbir yerde “toksik feminenlik” diye bir şey duymayız. Hatta bunu belirttiğinizde kadın düşmanı, patriyarkiye hizmet eden cinsiyetçi birine dönüşürsünüz.

Oysaki Alfred Adler ve ardılı Herb Goldberg bunu tanımlamıştır. Kadınlar aşırı-feminen olursa dış dünyadan soyutlanır. Aşırı duygusal davranır, beceriksizleşir. Hatta Alfred Adler, İnsan Tanıma Sanatı kitabında doğasından farklı olarak maskülen davranan kadınların da uyumsuzlaştığını, bağlanmaktan kaçtığını belirtmiştir. (Kitap yazıldığında feminizm daha emekleme aşamasındaydı.)

Özellikle 1900lerin ortasından günümüzde erkekliğin (toksik maskülenite) sindirilmesi için büyük bir baskı mevcut. Feminist akım bunu yargı ve eşitlik üstünden yapmakla yetinmedi aynı zamanda erkekliğin çeşitli kavramlarının da altını boşaltarak kendini garantiye aldı. Ne yaptı?

Her ne kadar kadın erkek eşittir denilse de gerçekte erkek ve kadının ilgi duydukları konuların bile farklı olduğunu; Steven Pinker’ın yorumuyla kadınların ilişkilere, erkeklerin nesnelere ilgili olduğunu biliyoruz ve feminizme ragmen kendiyle çelişen kadınlar günümüzde %78 oranda psikolojiyle ilgili alanlarda doktora yapıyor. Doktora yapan kadınların da genelde feminist ideolojiden geldiklerini biliyoruz ve tabiiki başta olanlar “maskülenite” kavramını karalamaktan geri durmadılar. 2018’de “Practical Psychological with Boys and Mand” yayınını yaptılar. Bu yayına gore geleneksel maskülenite; zararlı, tehlikeli olarak nitelendirildi.

Tepkiler gecikmedi, birçok ağır top akademik psikolog karşı çıktı, İngiliz Psikoloji Derneği tepki gösterdi(İngiltere’nin İstanbul Sözleşmesini Kabul etmediğini hatırlatırım). Benzer şekilde Klinik Psikolog Shawn T. Smith tepki videosu çekti. Videoda güzel bir şey söylüyor: “Bana gelen adam depresyondaysa, ona sen maskülenitenle yüzleşemediğin için böylesin!” diye mi açıklama yapayım?

Günümüzde Maskülenlik

Geçmişte iyi aile babası olmak “maskülenlikti” günümüzde ise toksik maskülenite olarak karşılık buluyor. Geçenler şöyle bir twit gördüm: “Maskülene düşman, romantik erkeklere hayran!” Birine maskülen dediğinizde otomatik olarak negatif kavramlarla birleştiriliyor.

Bu beklenen bir süreçti. Çünkü erkeklerin cinsel stratejisiyle kadınlarınki çatışır. Eğer sen maskülenliği karalamazsan kendine uydun stratejiyi uygulayamazsın. Esas problemse düşen maskülenlikle kadınların aradıkları kalitede erkeklere de ulaşamıyor olmalarıdır. Çünkü mavi hap yapılanmasıyla kaliteli olmaya aday erkekler; kaliteli olmaktansa feminen stratejiye uygun davranarak bütün arzuyu öldürüyor, hatta buna beyaz-hap diyoruz.

Oysaki maskülenliğin zor ve emek gerektiren bir şey olduğunu biliyoruz. Eskiden 18 yaşında kendi ayaklarınızın üstünde durmalı, aile geçindirecek atılımlar yapmalıydınız. Risk alan, güçlü erkeğin karşılığı maskülenlikti fakat diğer podcastte anlattığım gibi aile kavramının içinin feminist ideoloji ve aşırı bireyci post-modernist anlayışla boşaltılmasıyla maskülenlik işsiz kaldı. Sonrasında da kendine form bulamadı, yeni nesil eski nesil erkeklere bu yüzden boomer diye hakaret ediyor ve 30 yaşına kadar işe bile girmiyor. Çünkü kendilerine feminen tavrın iyi olduğu öğretildi.

Geçenlerde ekşi-sözlükte toplumsal cinsiyet testi vardır, yazarların yarısı feminen çıktığından bahsediyordu, bazıları bundan mutluydu. Toksik değilim diyordu. İşte bu tam olarak feminizmin başarısıdır. Başta APA, son 70 yılda feminist aktivstiliğinin geldiği noktadır. Tam da bu yüzden son 50 yılda testosteron oranımız ciddi seviyede düştü. Şuradan yazım da okunabilir.

Bu kavram özellikle liberal feminizm döneminden günümüzde özellikle Sembolik Etkileşim gibi sosyolojik akımlarla(ki akımı çok başarılı bulurum) güncellenerek geldi diyebiliriz. İlk olarak Simon de Bouvier’ın 2. Cins kitabında kaleme alındı ve şöyle bir şeydi: “İnsanlar belli bir cinsiyette doğsalar da toplumun kendilerine verdiği roller ile cinsiyetlerini kazanırlar.” Burada sex(biyolojik) ile gender’i(toplumsal) ayırıyor. Örneğin kadınlara devamlı feminen olmaları öğretildiği için kadınlar naïf olurlar, anne olmak isterler, hayatlarını buna göre oluştururlar ve bu yanlıştır diyor.

Kavramsal olarak sex-gender ayrımı çok hatalı değil fakat yorumu hatalı. Örneğin kadınların anne olma istekleri doğurganlık yaşlarının geçmesiyle biyolojik olarak da tetiklenir. Bütün bilinen doğurgan türlerde de böyledir. Bizim davranışlarımızı toplum etkilese de erkeklerin yüksek testosteron sebebiyle maskülenliğe yatkın olduğunu, kadınların da östrojen sebebiyle feminen davranmaya yatkın olduğunu biliyoruz.

Emin olun anlattıklarımı feminist akımı savunan zamanının lider isimleri de biliyordu ve kötüleşen maskülenlik oranlarıyla düşen testosteron oranı da bunu doğrular.

Jung zamanında erkek ve kadında maskülen ve feminen yanların olduğundan ve bununla kişinin barışması, dengeyi kurması gerektiğinden bahsederdi. Günümüzdeki öneri şu: “Erkeksen içindeki feminenliği çıkar, maskülenliğini öldür.” Şurada detaylandırmıştık.

Bence en büyük hata “toplumsal cinsiyet” kavramının evrim değiştirerek radikal formatlarda yorumlanmasıdır. Örneğin cinsel disfori dediğimiz bir kavram vardır. Bu kişiler doğduktan kısa sure sonra karşı cins olmaya ilgi duyuyorlar. Sebepleri aile, doğum esnasındaki hormonal değişim vb. olarak görülüyor. Toplumsal cinsiyet aktivistleri burada devreye girerek şöyle diyor: “Bakın gördünüz mü bu bir erkek ama kadın olmak istiyor. Demek ki cinsiyet toplumsal olarak şekillenir ve bu kişiye baskı yapmanız yanlıştır. Bu kişiye yanlışsa bütün çocuklar cinslerini kendileri seçmeli, doğuştan “sen erkek adamsın”, “sen çok iyi anne olacaksın” denilmemelidir.”

Toplumda %3 oranında görülen bir kavramı genele aitmiş gibi göstermek büyük bir hatadır ve psikolojide kişilik bozukluklarının aile kaynaklı olduğunu biliyoruz. Yani nkb, şkb, skb gibi kavramlar genellikle benlik oluşumunun oturmaması nedeniyle oluyor, buna da ya ailenin aşırı ilgisi ya da aşırı ilgisizliği neden oluyor. Çocuğunuzu doğru oranda yönlendirmez ve serbest bırakırsanız sonuçta sorunlu bir birey olarak yetişecektir. Burada şema oluşumlarını doğru anlamak lazım[podcast].

Özetle maskülenliğin içeriğinde uç noktalar olabilir ama esas mesele bunları erkek olmak için kullanmak olmalıdır.

(Siteye destek olmak için üye olabilirsiniz. Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Feminenleşen Toplumda Cinsiyetsizleştirme Politikaları

Feminenleşen Toplumda Cinsiyetsizleştirme Politikaları

Feminenleşen toplumda erkeğin rolü ve feminen merkezci sistemi eleştirmiştik, bu bölümde de cinsiyetsizleştirme politikaları ve kadın üstünlüğünden bahsedelim.

2. Feminist dalgadan bu yana onca teknolojik ve bilimsel gelişme yapması beklenen kadınların tek söyleminin “ÖZGÜRCE, EŞİTÇE CİNSELLİK” olduğunu görüyoruz. Açın bakın wiki’e, pankartlardan, feminist manifestoların hepsinde bu var. Amaç hipergamiyi sınırsız hale getirmek. Eğer kadınların yattıkları alfa erkekler, onlara “duygusal, ekonomik” sağlayıcılık da verseydi, muhtemelen hiçbiri olmayacaktı ki bunu alan nadir kadının zaten mutlu olduğunu görüyoruz.

Boşanan Erkekler ve Üvey Babalar

Denklemin bir tarafında alfalar olsa da bir tarafında da yanlış kararlarla erken evlilik sonucu boşanan erkekler var. Belki alfalar çocuklarının olduğunun bile farkında değil fakat boşanan erkekler bunun farkında ve çoğunluğu depresyona giriyor ve kadınların 2.4 katı kadar intihar ediyor. Boşanmada eşitlik mi? Demokrasi mi? ÖYLE BİR ŞEY YOK! Bunu aklınıza sokun.

Dünyadaki en zengin veya refaha ulaşan kadınların istatistiksel olarak girişimcilik yerine nafaka ile bunu başardığını biliyor muydunuz? Feminen toplumda boşanma özendiriliyor çünkü avantajlı ve çoğu kadın için boşanma bir çeşit kar sağlama kurumuna dönüşmüş durumda. Eğer kadın yararına anlaşmaya gitmezseniz mahkeme otomatik olarak nafaka bağlıyor ve mal varlıklarının yarısını alıyor. Erkeklerin tamamıyla zararlı çıktığı bir durum. Sadece kadın değil erkek de boşanmak isteyebilir ama yap-a-mıyor. İlgili olarak Richard Cooper’ın kısa podcastini izlemenizi tavsiye ederim. Boşanmış erkekleri bekleyen kötü sonuçlar var.

Üvey Ebeveynler ve İstismar

Üvey babaların çocukları 8 kat daha fazla istismara uğrattığını biliyor muydunuz? Eğer bunu yaşamadıysanız şanslısınız demektir ve bir sorun çıktığında öz-babanın çocuk üstünde hiçbir söz hakkı yok. Çünkü feminen-zorbacı sistem buna engel oluyor, mahkeme çocuğun haklarını %87 ihtimalle anneye veriyor! Üvey baba çocuğunuzu mu dövdü? Anne “oğlan hakketti” dediyse göz yummak zorundasınız, kendi çocuğunuz üstünde nafaka vermek harici hukuki hakkınız yok! Tabii üvey babanın ağzını burnunu da kırabilirsiniz. Bu üvey babaların çoğunluğunun beta olduğunu ve esas amaçlarının kendi genetik materyallerini aktarmak için çocuklu anneyi seçip, üremeye çalıştıklarını biliyor musunuz? Çünkü bekar ve genç bir kadını elde edemiyorlar! (Tabii azınlıktaki “iyi üvey babaları” tenzih ederim.)

Artan Cuckold Fantezileri

Sizin bir çocuğunuz yok fakat “bir alfanın çocuğunu büyütüyorsunuz!” İşte bu cuckold’un kendisidir. Erkeklere diğer erkekler normal gelmeye başladı. Oysaki yıllar önce cinayet sebebiydi. Hatta doğada hala böyledir. Erkek aslan, grubu domine ettiğinde, dişilerin önceki alfalardan kalan çocuklarını öldürür. Fark ettiniz mi? Porno sektörüne bile son dönemde cuckold ve swinger girdi, twitter bunlarla çalkalanır oldu. Fantezilerin “normalleştirilmesi” bile bu sürecin bir sonucudur.

Size basit bir örnk vereyim. Ekşi’de cuckold/swinger üzerine tarafsız psikanalitik düzlemde bir entry yazmıştım ve görüşlerimi psikolog Dr. Otto Kernberg ile destekledim ve deli gibi eksi aldı, inatla da silmedim. Hatta bazı erkeklerden bizimle olur musun diye teklif geldi, bazıları karın var mı diye sordu! Yazdıklarım adamı tahrik etmiş, inanabiliyor musunuz? Neden? Çünkü cuckold olmak, karınızı başka bir erkekle paylaşmak bile normalleşiyor. Swinger konusundaki eleştirim 2017 yılında ekşi-şeylerde yayınlanmıştı. Özetle; “yapmayın, çünkü ne hissedeceğinizi bilemezsiniz” demiştim.

Cinsiyetsizleştirmeyi Destekleyen Görüşler

Amaç tek tip insan yaratmak ve bunların karakter özelliklerini modifiye etmektir ve ideal insan modeli kadındır. Amaç kadınların daha da özgürce partner seçimine olanak kılmak ve erkeği değersizleştirmektir. Çünkü feminen davranış tahmin edilebilir ve uyumludur. Erkekler ise uçtadır, sinirlidir, fevridir (toksik maskülenlik!?!) fakat bu özellikleri erkeklere yaratma gücü verir.

Yıllardır ders verdiğim sınıflardan örnek vereyim: Kadınların ortalaması hep daha yüksek, gerçekten daha ilgililer fakat en yüksek puanı alanlar erkeklerden çıkıyor. En zor ya da düşündürücü sorular erkeklerden geliyor ama uçları traşlayıp homojen bir toplum yaratma isteği işte bu farklılığı yok edecektir. (Google’e yazıp kaç sayfa var bakın: Future is female!)

Düşünmedikleri bir konu var. Bu kompresyon muhtemelen %20lik kesimi de budayacak ve kadınlar üremek için erkek bulamayacak yani arzu duymayacaklar işte. Evrimde kadınların niteliği “seçici” olmalarıdır ve erkekler bu uğurda evrimi devam ettirmek için kendilerini geliştirir fakat siz şu an gelişimi erkeklerin elinden alıyorsunuz. Kendine çeki düzen veremeyen, feminenleşen, agresiflikleri azalmış ve bununla birlikte rekabet edemeyen öfkeleri içten içe süren bir toplum ortaya çıkıyor. Hadi oradan diyenler ilk bölümde verdiğim İzlanda ve İşveç istatistiğine bakabilir. Bu ülkeler feminen düzene ilk katılan ülkeler olmasına ve “medeni” olarak anılmalarına rağmen dünyadaki en yüksek tecavüz, şiddet ve %72 boşanma oranına sahipler. Bunu eleştiren Den Brysomme Mannen isimli müthiş bir film var. Öneririm.

Sonuçta siz eşitlik satıyorsunuz fakat böyle olmadığını gören instagramda mesajına bile geri dönülmeyen erkek büyük bir hayal kırıklığı yaşayarak hangi eşitlik diyor? (Bkz: İnsel)

LGBT’i bu oyuna alet etmek

Cinsiyetsileştirme çalışmalarını en çok LGBT’i kullanırken görüyoruz, onları da provoke ediyorlar. Toplum araçlarının devamlı lgbt övücü yayınlar yapması bu geleceğe hazırlandığımızı gösterir. Şahsen lgbt’e karşı değilim ve görüşlerimi önceden belirtmiştim fakat toplum içinde şu cümleyi okuduğunuzda bile hissettiğinizi düşünün. “oo lgbt dedi, cinsiyetçi! linç edin!”

İşte amaç tam olarak bunu başarmak. Feminenlik üstüne bir şey söylemeniz anında suçlanmanıza neden oluyor, bunu ekşi-sözlük başlığı üstünden Türk kadınındaki solipsizim kousunda anlatmıştık. Hatta 3 yaşındaki çocuğa lgbt hikayeleri içeren bir kitap okuduğu konusunda başlık açan birinin nasıl destek aldığını görmüştük. İşte bunlar gynocentric(kadın merkezci) sistemin amaçlarının başarıldığını gösterir. 

Bunları sorgularsınız kadın/lgbt düşmanı, cinsiyetçi olursunuz. Oysaki doğada da tek tip yoktur, hatta eşcinsellerde bile yoktur!

R. Tomassi’nin podcastteki cümlesi dikkatimi çekti ve gerçekten çok güzel bir örnek: Doğada eşitlik yok, eşcinsellerde bile yok. Aynı cins olmalarına rağmen aktif ve pasif olanı var. Bir taraf daha maskülen, diğer taraf feminen. Hipergami hep kalacak. Bütün “feminen” hissedenler kendinden daha iyi özelliklere sahip kişileri tercih edecek. Daha diyecek. Kadınlar daha iyi nesiller meydana getirmek için “daha iyi, daha güçlü, daha…%” erkeği seçmek zorunda!

Cinsiyetçi görüşlere bu düzlemde dönüşüm hep aynı oldu. Evet cinsiyetçiyim. Şunu bilinki pair-bonding’in temeli tam olarak cinsiyetçidir. Doğa cinsiyetçidir, türler arasında “male ve female” vardır. Bir şeylerin gelişmesi, ilerlemesi, evrimsel dürtüler cinsiyetçidir, bu olmasaydı erkekler kendilerini geliştirmeye çalışmayacak, kur bile yapmayacak ve zekamız evrilmeyecekti. Gözünüzü açın ve şu 2 kitabı okuyun derim:

  1. C. Darwin – İnsanın Türeyişi
  2. Geoffrey Miller – Sevişen Beyin

Her zaman dediğim gibi eşitlik sadece yasalar önünde “sosyal varlıklar”olduğumuz için vardır ki o bile şu an yok! Şahsen cinsiyetlerin farklılığını hep inandım, her türün kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır ve bu felsefenin en temel görüşlerinden biri olan “diyalektiği” oluşturur. Ying-Yang’dır bu. Aynı zamanda dengedir! Dengeyi bozarsınız bunu ödersiniz. 

Kadınlar için Mavi Hap

The Matrix de mavi hap kendini kandıranlar seçimi olarak ifade edilmişti. Rollo Tomassi kendi podcastinde feminizmi kadınlar için mavi hap olarak tanımlamış. Güzelliği inkar edenlerin seçtiği, bakımsızların sığındığı bir tanım.

Bence feminist kadınlar çirkin olmuyor ki bunu söylemek bir erkeğin yapacağı en büyük hata olur. Tam tersi çirkin kadınlar feminizmle kendilerine bakmamayı rasyonelize ediyor. Feminizmin mavi hapı seninle! 

-Çirkin misin? Meta olma!

-Obez misin? Kendinle barışık ol!

Çünkü her şey kadınlara ait, gelecek size ait, her şeyi yapabilirsiniz, erkeklere ihtiyacınız yok… Alfa erkekle seviştikten (hipergaminin “%100 alfa döller” tarafı) sonra eğer onu kafesleyemezseniz yine erkekleri “çocuklu annelere” bakmadınız diye suçlayın! Çünkü bir kadın olarak bütün kaynaklara ulaşımınız sonsuz olmalı. Feminist düşünce altında kadınların “sahiplenilmesi” gerektiğini savunan bir sitem oluştu. Güç sizde! Bunun sürüklediği yer ise yine Onlyfans veya Instagramdan takipçi kasmak ve para kazanmak. Başta feminizmin eleştirdiği yere gelmiyor muyuz? Kadınlar özgürleşmek adına neden kendi vücutlarını sergiliyor? 1. dalga feminizmden geriye tam olarak ne kaldığını bence çoğu feminist de bilmiyor. Çünkü doğaları gereği eşitlik adına kendilerine sağlanan pozitif ayrımcılığa uyum sağladılar. Ne demiştik? Kadınlar uyumludur.

Yeni Feminen Cinsiyetsiz Düzenin Sonuçları

Bu düzende “tek annelerin” artmasındaki en büyük sorun sözde özgürlüğün bedelini çocukların ödemesidir. Babasız büyüyorlar. Çünkü “gelecek kadınların! Bu yüzden herkes kadın olmalı!” Feminizm en son eşitliği savunurken ne ara mottoya geldik? Anlaşalım bu, feminizm bile değil.

Modern toplumda hep aynı şey öğütleniyor: “Kalbinle hareket eder, duygularını ifade et.” Bu tipik feminen düşünce tavrıdır. Kişisel olarak bu yüzden mühendislik okuyan kadınları daha fazla tercih ettim, çünkü bu paterni daha kolay bozabiliyorlar. Çoğunlukta olan aptal kadınlar bu denklemi daha zor fark ediyor ve aldatmalar artıyor. Hatunların efendi yerine piç erkek tercihi yazısında istatistiklerle anlatmıştık.

Mantıklı düşünce paterni geride bırakıldı. Önce hissediyoruz, sonra düşünüyoruz. Oysaki bilimde temel bir metodoloji vardır: Önce araştırılacak konuyu bulunur, sonra neden diye sorurulur ve çözüm ararsın. Sonunda da iyi/kötü, başarılı/başarısız hissedersin.

Bunların hepsi de haklarını alamadını söyleyen kadınlar tarafından başlatıldı. Hala haklarını almaya, ataerkilliği yıkmaya çalışıyorlar. Ortada böyle bir sistem kalmadı. Eşitlik neredeyse her alanda sağlandı ama yetmedi. Yetmeyecek. Bu algı toplum mühendisleriyle dayatılmaya maalesef devam ediyor, daha acısı ise birçok erkek bunu doğal karşılıyor ve bu entelektüel sjwler kendi çocuklarının topuklarından vurduğunun farkında bile değil.

Makelenin ilk “erkeğin rolü” kısmı için tıklayın.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin)