Ana Sayfa » toksik maskülenite

toksik maskülenite

Kadınlarla Nasıl İletişim Kurulur?

Kadınlarla Nasıl İletişim Kurulur?

Karşı cinsle iletişim farklıdır fakat günümüzde düzeninde yetişen çoğu erkek bunu fark edemez. Kadınlarla nasıl iletişim kurulur? üstüne ve oyun ve örtük mesaj üstüne birer podcast yapmıştık, farklı şekilde inceleyelim.

Kadınlarla İletişim Kurma Sanatı

Psk. Dr. Herb Goldberg şöyle diyor:

“Kadınlar zaman zaman açık iletişimi talep etse de duymak istedikleri asla söyleyecekleriniz değildir. Eğer o kadının sizden ne talep ettiğini bilmiyorsanız açık olmayın.”

Shit Test

Üstteki alıntı ilk okunduğunda garip gelebilir ama “shit test” in bile doğası bu değil midir? Yani kadın size bir sebeple kızar veya söylenir ama aslında dolma sebebi söylendiği konu değildir. O son damladır, bir semptomdur, hastalığın kendisi değildir. Kızdığı şeyi düzeltseniz bile ilişkiniz düzelmez, hatta daha kötü hale gelir, çünkü betaize olur, alttan almaya başlarsınız. Yani çerçeve kadına geçer.

Eğer feminen bir düşünce tarzı olan “hissettiklerini anlat, duygularını söyle” şartlandırmasına kapılırsanız, kaybedersiniz. Maalesef günümüzde bu algı gynocentric düzenin yerleşmesiyle arttı. Hatta uymamanız halinde utandırma taktiklerine maruz kalırsınız. “Toksik maskülenitenin kırılganlığını aşamamış erkek!” olursunuz. “İçinde iyi biri gizli” biliyorum gibi yaklaşımlara maruz kalırsınız.

Maalesef erkeklerin %80ni bu yaftadan kurtulmak için feminen tavırı örnek alarak buna uygun davranıyor. Kötü haberse feminen düşünce tarzına adapte olsanız da kadına istediği duygusal mesajı veremezsiniz. Sonuçta da shit test ile uğraşırsınız.

Kadınlar Ne Duymak İster?

Erkekler daha nedensel düşünür ve doğrudan hedefe ulaşmaya çalışır. Örneğin mühendislik ve matematik gibi konulara istatistiklere göre kadınlardan çok daha fazla bu alana yönelirler[ref]. Bu sebeple de “açık iletişimde” 90% ihtimalle kadının istemediği nedensel açıklamaları yaparlar.

Etkili İletişim Yolu

Kadının amacı kendini ifade etmektir ama erkekten farklı olarak duygular önceliklidir. Psikoloji, sosyoloji, dil alanındaki yüksek doktora sayısı da bunu ispatlamaktadır. Sonuçta “açık iletişim” talep etseler de örtük mesajla büyülü bir iletişim isterler.

İletişimde “neden böyle düşünüyorsun?”, “seni böyle hissetmeye iten nedir?” benzeri sorular sorabilirsiniz. Buna Sokratik Sorgulatma denir. Onun kişiliğine yüklenmeniz veya tavsiye verici tavırlarda bulunmanız kadının sizi düşman gibi görmesine ve savunmaya geçmesine neden olacaktır. Örneğin “sen hep böylesin, hep bencildin” gibi yaklaşmayın.

Prensesi anlamadıysanız size aşık kadın bunu kullanarak “ruh eşim olsa beni anlardı” diyerek sizden soğuyabilir. Bu durum duygusal durumu rasyonelleştirmeye güzel bir örnektir.

Kadınları Baştan Çıkartmak ve Tartışmamak

“Bir kızla sohbet etmeye nasıl başlanır?” üstüne zırva birçok şey okumanız mümkündür, geçmişte tanımadığınız kadınla tanışmada merak yaratmanın ve reklamın önemini anlatmıştık. Kadınlar bir mühendislik malzemesi değildir. Karşı cinsle iletişimi öğrenmek gerekir. Bu yüzden kırmızı hap da hep 3 temel gereksinimden bahsediyoruz. Tip-Para-Oyun. Rollo Tomassi ne diyor, içlerinden birini seçmek zorundaysanız bu “oyun” olmalıdır. Çünkü oyun kadını kandırmak değil, doğru iletişim yolunu geliştirebilmektir.

Kadınla tartışmak yerine eğlenen ustalık kullanarak ona küçük bir kız çocuğu gibi yaklaşmanız en iyisidir. Şunu unutmayın “duygular, nedenlerle mücadele edemez.” Sizin nedensel argümanlarınız kadını sadece daha da deli eder. Hatta Aaron Clarey , “Yüksek IQ’nun Laneti” kitabında bundan bahsederek, yüksek iqlu insanların ilişkide başarısız olmasının nedenini kadınlara aşırı mantıklı yaklaşarak, tamamen açık iletişimle, temelde de kadının sözde istediği şeyi vererek arzuyu öldürmeleri olarak açıklar. Haklıdır.

Bilişsel Çarpıtmalar

Bilişsel çarpıtmalar; iletişim halinde karşı tarafın “derindeki dogmatik inançlarıyla” çatışmanız sonucu size cephe almasıdır.

Onunla iletişimde özellikle sinirlerinize hakim olmalısınız. Çünkü kadın nasıl duygusal atak geçiriyorsa erkek de fiziksel atak geçirebilir ve vurup kırabilir. Bunun tek yolu “anlık tepki” vermemek, gerekirse 15 dk sonra cevap vermektir. Zihinsel dokunulmazlığınızı geliştirmek temel hedefiniz olmalıdır.

Prensibiniz her zaman karşı tarafın ne hissettiğini anlamdırması olmalı, o hisleri siz ona anlatmamalısınız. Dr. Aeron Beck bu konuda bilişsel çarptma örnekleri verir, podcastte geniş anlattım ama 1-2 tanesinden bahsedeyim:

  • Tehdit etmek! Bunu yapmazsan, seni pişman ederim. En önemli tahriktir, kişinin savunma modunu ateşler.
  • Mantıklı argüman önermek! Bu karşı tarafın özümsediği derin şemalarına zarar verir. Yani kişinin derindeki “otomatik düşüncesi” değişmez, onun yerine sizi yalanlar. Mantıklı argümanla mücadele edemediği yerde de “bunlar hep pseudo science”, “evrimsel mevrimsel süslü kelimelerle zırvalıyorsun”, “papağan gibi ezber bilgi hep bunlar” gibi karşılıklar verebilir. Özellikle zeki insanlarda da görülür. Örneğin Einstein, Kuantum Mekaniğini asla kabul etmemişti.
  • Otorite gibi davranmak! Bu da karşı tarafa “ben senden üstünüm, ne hissettiğin önemsiz” mesajını gönderir. Örneğin çoğu kişi üstlerini sevmez.
  • Dalga geçme ya da utandırma! Bu bir çeşit manipülasyondur, daha çok kadınlar yapar(erkekler ağlamaz di mi? Kadın düşmanısın vs gibi.) fakat siz de gidip kavga içinde “annenden sevgi görmemişsin, kaşarsın” gibi cümleler kurmayın. Kurarsanız da ilişkinizin uzun sürmeyeceğini göze alın derim.

Makaleyi oylamayı ihtmal etmeyin, üye olarak siteye destek verebilirsiniz.

İleri Okumalar:

  1. Aaron T.Beck – Bilişsel Davranışçı Terapi
  2. Jeffrey E. Young – Hayatı Yeniden Keşfedin
  3. Aaron Clarey – The Curse of High IQ
  4. Herb Goldberg –Aşk Kadınlar ve İlişkiler

Toksik Maskülenite

Toksik maskülenite podcasti için tıklayın.

Maskülenite bir kavramdır, temelde dışa dönüklük, liderlik, cesaret gibi kavramların toplamı olarak değerlendirilebilir. Fiziksel olaraksa kaslı, derin ses tonlu, erkeksi yüz hatlarına sahip erkek demektir.

İyi ya da kötü değildir, arkasına önüne kötü-iyi-toksik-müthiş kelimeleri koyulmamalıdır. Maskülenliğin doğasında uç noktalar olabilir, kişi tarafından kontrol edilmezse tehlikeli olabilir. Örneğin Kadir Şeker’in yaptığı da bir maskülenite örneğidir fakat kötü bir uygulamadır ve tabii ki kadınların işine geliyorsa alkışlanırsınız, karşı tarafı kalbinden bıçaklasa bile. Bunu twitter binlerce entry’den gördük. Yine bir diş doktorunun iftiraya uğraması sonucu birileri tarafından darp edildiğini gördük ve hepsi alkışlanlı.

Demek ki kadının cinsel stratejisine hizmet ediyorsanız maskülenite iyidir, bir çeşit şövalyeliktir, değilseniz toksik-maskülenitedir.

Prensipte erkeğin görevi maskülenliği doğru kullanmak, kendini maskülen şekilde ifade etmektir. Aşırıya kaçmak da tehlikelidir. Çünkü aşırıya kaçan maskülen bireyin iç dünyası körleşir, duygularıyla yüzleşemeyebilir. Kırmızı hap terminolojisiyle “comfort testleri” görmezden gelir.

Benzer şekilde kadınlar feminenlik beklenir ama aşırı feminenlik de kötüdür ve hiçbir yerde “toksik feminenlik” diye bir şey duymayız. Hatta bunu belirttiğinizde kadın düşmanı, patriyarkiye hizmet eden cinsiyetçi birine dönüşürsünüz.

Oysaki Alfred Adler ve ardılı Herb Goldberg bunu tanımlamıştır. Kadınlar aşırı-feminen olursa dış dünyadan soyutlanır. Aşırı duygusal davranır, beceriksizleşir. Hatta Alfred Adler, İnsan Tanıma Sanatı kitabında doğasından farklı olarak maskülen davranan kadınların da uyumsuzlaştığını, bağlanmaktan kaçtığını belirtmiştir. (Kitap yazıldığında feminizm daha emekleme aşamasındaydı.)

Özellikle 1900lerin ortasından günümüzde erkekliğin (toksik maskülenite) sindirilmesi için büyük bir baskı mevcut. Feminist akım bunu yargı ve eşitlik üstünden yapmakla yetinmedi aynı zamanda erkekliğin çeşitli kavramlarının da altını boşaltarak kendini garantiye aldı. Ne yaptı?

Her ne kadar kadın erkek eşittir denilse de gerçekte erkek ve kadının ilgi duydukları konuların bile farklı olduğunu; Steven Pinker’ın yorumuyla kadınların ilişkilere, erkeklerin nesnelere ilgili olduğunu biliyoruz ve feminizme ragmen kendiyle çelişen kadınlar günümüzde %78 oranda psikolojiyle ilgili alanlarda doktora yapıyor. Doktora yapan kadınların da genelde feminist ideolojiden geldiklerini biliyoruz ve tabiiki başta olanlar “maskülenite” kavramını karalamaktan geri durmadılar. 2018’de “Practical Psychological with Boys and Mand” yayınını yaptılar. Bu yayına gore geleneksel maskülenite; zararlı, tehlikeli olarak nitelendirildi.

Tepkiler gecikmedi, birçok ağır top akademik psikolog karşı çıktı, İngiliz Psikoloji Derneği tepki gösterdi(İngiltere’nin İstanbul Sözleşmesini Kabul etmediğini hatırlatırım). Benzer şekilde Klinik Psikolog Shawn T. Smith tepki videosu çekti. Videoda güzel bir şey söylüyor: “Bana gelen adam depresyondaysa, ona sen maskülenitenle yüzleşemediğin için böylesin!” diye mi açıklama yapayım?

Günümüzde Maskülenlik

Geçmişte iyi aile babası olmak “maskülenlikti” günümüzde ise toksik maskülenite olarak karşılık buluyor. Geçenler şöyle bir twit gördüm: “Maskülene düşman, romantik erkeklere hayran!” Birine maskülen dediğinizde otomatik olarak negatif kavramlarla birleştiriliyor.

Bu beklenen bir süreçti. Çünkü erkeklerin cinsel stratejisiyle kadınlarınki çatışır. Eğer sen maskülenliği karalamazsan kendine uydun stratejiyi uygulayamazsın. Esas problemse düşen maskülenlikle kadınların aradıkları kalitede erkeklere de ulaşamıyor olmalarıdır. Çünkü mavi hap yapılanmasıyla kaliteli olmaya aday erkekler; kaliteli olmaktansa feminen stratejiye uygun davranarak bütün arzuyu öldürüyor, hatta buna beyaz-hap diyoruz.

Oysaki maskülenliğin zor ve emek gerektiren bir şey olduğunu biliyoruz. Eskiden 18 yaşında kendi ayaklarınızın üstünde durmalı, aile geçindirecek atılımlar yapmalıydınız. Risk alan, güçlü erkeğin karşılığı maskülenlikti fakat diğer podcastte anlattığım gibi aile kavramının içinin feminist ideoloji ve aşırı bireyci post-modernist anlayışla boşaltılmasıyla maskülenlik işsiz kaldı. Sonrasında da kendine form bulamadı, yeni nesil eski nesil erkeklere bu yüzden boomer diye hakaret ediyor ve 30 yaşına kadar işe bile girmiyor. Çünkü kendilerine feminen tavrın iyi olduğu öğretildi.

Geçenlerde ekşi-sözlükte toplumsal cinsiyet testi vardır, yazarların yarısı feminen çıktığından bahsediyordu, bazıları bundan mutluydu. Toksik değilim diyordu. İşte bu tam olarak feminizmin başarısıdır. Başta APA, son 70 yılda feminist aktivstiliğinin geldiği noktadır. Tam da bu yüzden son 50 yılda testosteron oranımız ciddi seviyede düştü. Şuradan yazım da okunabilir.

Bu kavram özellikle liberal feminizm döneminden günümüzde özellikle Sembolik Etkileşim gibi sosyolojik akımlarla(ki akımı çok başarılı bulurum) güncellenerek geldi diyebiliriz. İlk olarak Simon de Bouvier’ın 2. Cins kitabında kaleme alındı ve şöyle bir şeydi: “İnsanlar belli bir cinsiyette doğsalar da toplumun kendilerine verdiği roller ile cinsiyetlerini kazanırlar.” Burada sex(biyolojik) ile gender’i(toplumsal) ayırıyor. Örneğin kadınlara devamlı feminen olmaları öğretildiği için kadınlar naïf olurlar, anne olmak isterler, hayatlarını buna göre oluştururlar ve bu yanlıştır diyor.

Kavramsal olarak sex-gender ayrımı çok hatalı değil fakat yorumu hatalı. Örneğin kadınların anne olma istekleri doğurganlık yaşlarının geçmesiyle biyolojik olarak da tetiklenir. Bütün bilinen doğurgan türlerde de böyledir. Bizim davranışlarımızı toplum etkilese de erkeklerin yüksek testosteron sebebiyle maskülenliğe yatkın olduğunu, kadınların da östrojen sebebiyle feminen davranmaya yatkın olduğunu biliyoruz.

Emin olun anlattıklarımı feminist akımı savunan zamanının lider isimleri de biliyordu ve kötüleşen maskülenlik oranlarıyla düşen testosteron oranı da bunu doğrular.

Jung zamanında erkek ve kadında maskülen ve feminen yanların olduğundan ve bununla kişinin barışması, dengeyi kurması gerektiğinden bahsederdi. Günümüzdeki öneri şu: “Erkeksen içindeki feminenliği çıkar, maskülenliğini öldür.” Şurada detaylandırmıştık.

Bence en büyük hata “toplumsal cinsiyet” kavramının evrim değiştirerek radikal formatlarda yorumlanmasıdır. Örneğin cinsel disfori dediğimiz bir kavram vardır. Bu kişiler doğduktan kısa sure sonra karşı cins olmaya ilgi duyuyorlar. Sebepleri aile, doğum esnasındaki hormonal değişim vb. olarak görülüyor. Toplumsal cinsiyet aktivistleri burada devreye girerek şöyle diyor: “Bakın gördünüz mü bu bir erkek ama kadın olmak istiyor. Demek ki cinsiyet toplumsal olarak şekillenir ve bu kişiye baskı yapmanız yanlıştır. Bu kişiye yanlışsa bütün çocuklar cinslerini kendileri seçmeli, doğuştan “sen erkek adamsın”, “sen çok iyi anne olacaksın” denilmemelidir.”

Toplumda %3 oranında görülen bir kavramı genele aitmiş gibi göstermek büyük bir hatadır ve psikolojide kişilik bozukluklarının aile kaynaklı olduğunu biliyoruz. Yani nkb, şkb, skb gibi kavramlar genellikle benlik oluşumunun oturmaması nedeniyle oluyor, buna da ya ailenin aşırı ilgisi ya da aşırı ilgisizliği neden oluyor. Çocuğunuzu doğru oranda yönlendirmez ve serbest bırakırsanız sonuçta sorunlu bir birey olarak yetişecektir. Burada şema oluşumlarını doğru anlamak lazım[podcast].

Özetle maskülenliğin içeriğinde uç noktalar olabilir ama esas mesele bunları erkek olmak için kullanmak olmalıdır.

(Siteye destek olmak için üye olabilirsiniz. Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)