Ana Sayfa » terk edilmek

terk edilmek

Kadınlar Hakkında Az Bilinen Gerçekler

Kadınlar Hakkında Az Bilinen Gerçekler

Kadınlar hakkında az bilinen gerçekler birçok erkek tarafından çarpık projeksiyonları sebebiyle kabul edilmez. Birçoğunu dağınık olarak anlatsak da burada biriktirmeye çalışacağım.

Bazı kadınlar kendi yaratılışlarını fark etmeyebilir bazıları ise bu gerçeklerin açığa çıkmasından memnun olmadığı için çirkefleşebilir fakat hepsinde “az ya da çok” bu gerçeklerin hepsi mevcuttur.

 

1) Kadınlara faydanız olduğu sürece birlikte olursunuz.

Kadınlar hakkında az bilinen gerçeklerden ilki kadın-erkek ilişkisinin eşitliğe dayanmadığıdır, bu feminizmin sattığı kadın doğasından çok uzakta olan bir gerçektir. Kadınlar bir erkekle birlikte olduklarında kendilerine bir şey katacak üstün olarak gördüğü bir erkeği tercih ederler. Buna hipergami denir. Bütün doğada bu böyledir. Tavus kuşu dişileri en gösterişli kuyruklu erkeği seçer, maymunlar hiyerarşide en üst seviye erkeklerle olur, Geoffrey Miller, Sevişen Beyin kitabında bunu detaylı açıklamıştır. Temellerini ekşi-şeyler yazımda okuyabilirsiniz.

Erkekler de tam tersi bir şey katabileceği ve fiziksel olarak beğendikleri kadınları tercih eder ve bu kattıklarınız pazarlık sebebi olamaz. Yani yıllar sonra bir ayrılık gerçekleşirse “ben senin için bunları yapmıştım” demenizin hiçbir önemi yoktur. Kadından duyacağınız tek cevap: “teşekkür ederim, çok iyi bir insansın, hakettiğini bulursun” olacaktır. Bir Türk atasözü vardır: “Otobüsün ve kadının peşinden koşulmaz.”

Eğer güçten düştüyseniz veya kadın sizden bir şey alamıyorsa (para, tecrübe, ilgi, bilgi her neyse) başka bir erkekten alabilecek konuma geldiyse sizden mezun olacaktır. Bu yüzden uzun ilişkide devamlı gelişmeye ve üstün bir erkek olmaya, eşitliği bozan tarafta olmaya dikkat etmelisiniz. Eşitlik sağlanması, kadının sizinle rekabete girmeye çalışması en büyük bir kırmızı alarmlardan biridir. İlişkinin biteceğine dair de bir işarettir. Örneğin yıllardır birlikte olduğunuz kadın durup dururken ağzını şapırdatma derse durun bir düşünün derim.

 

2) Kadınlar kendilerini güvene almadan bir ilişkiyi bitirmez.

Kim ne derse desin kadınlar tek kalmayı sevmez, parası da olsa gücü de olsa bunu istemez. Tek kalmak erkek işidir. Çünkü erkeğin doğum yapma yeteneği yoktur, varoluşsal dürtüsü kendini geliştirmek üstünedir, çok mutsuz erkekler görüyorum. Bunun tek sebebi var atalete yenilmeleri ve varoluşsal dürtülerini yerine getirmemeleridir. Bu gerçekleştirme de yalnızlığı gerektirir. Özetle yalnızlık erkek işidir! Siz hiç sevgilisinden ayrılıp mutlu olan, saçlarını kestirip, gym’e giden erkek gördünüz mü ama hemen kadın çetesine katılıp, eski sevgilisinin ne kadar hayırsız bir adam olduğunu anlatan, birçok leşçi meriç sayesinde kendi egosunu yükselten onlarca kadın görmüşsünüzdür.

Kadın iç güdüsel olarak çift olmaya daha yatkındır fakat bu gördüğü erkeğe yapışacağı anlamına gelmez. Süreç yine hipergamik ve gerekirse seri-monogami formunda ilerler.

İlişkilere baktığımızda kadınların boşanma kararı almada oranlarının %78’e tırmandığını görürüz ki çoğu erkek kadını terk edemez, bu yüzden terk edilen kadınlar büyük bir varoluşsal sorgulamaya girer. Çünkü kadının elinden rasyonalleştirme imkanlarını söküp alırsınız. Çoğu kadının rahatlama mekanizması karşısındaki erkeği suçlu hissettirmekle ilişkilidir. Siz önce terk ederseniz, sizi suçlu hissettiremezler ama çoğu erkekte bu yapılanma yoktur. Erkek biyokimyasal bir süreçle o kadını elde ettiğini ve hep kontrol edebileceğini sanır. Oysaki erkeği güçlü yapan kontrol etmesi değil, kadının kontrolü erkeğe bırakmasıdır. Bırakması içinse erkeğin gücünü koruması gerekir.

Eğer bunu yapamazsanız ilişki normal gidiyor sanırken, kadın çeşitli sebeplerle ilişkiyi bitirmek üstüne kafasında rasyonalizasyon mekanizmaları yaratır ve sizi öcü yapar. O adamla olmayacağına kendini inandırır, bu esnada bir başkasını bulur, kendisini “tek kalmamak için” garantiye alır ve ilişkiyi bitirir.

Çoğu erkek, kadın neden ayrılık acısı çekmez diye düşünür. Çekmez çünkü erkek o kadına izin vermez. Kadın da ilişki içindeyken acıyı çekmemek için bütün sorumluluğu erkeğe atmış, onu suçlamıştır. Ardından maymun gibi bir daldan diğerine çoktan atlamıştır. Diğer leşçi meriç kadının ekmeğine yağ sürer ve kendinin “özel” olduğunu sanarak o erkeğin ne kadar güçsüz olduğunu onaylar gibi o kadına yardım etmeye çalışır. Kadının hatalarını olumlar. Oysaki o kadının kendini koruma mekanizmasına yardım ettiğini bilmez.

 

3) Kadınlar hipergami filtresinden sahte yollardan geçen erkeklerden nefret eder!

Birçok erkek oyunu öğrendiğini sanarak, sahtekarlıkla kadınları etkileyebilir ve onlarla yatabilir. Yani kadının hipergami filtresinden geçerek cinsellik almış olur. İşte bu kadının en büyük varoluş korkusudur. Çünkü kandırılmıştır. O erkeğin sandığı gibi bir erkek çıkmaması, tamamiyle “feyk” olmasından nefret eder. Literatürde “shit test” denen nanenin olması sebebi bile budur. Kadın sizi dener, bu erkek hala alfa mı yoksa ezik bir betayı mı dönüştü diye dürtükler.

Aynı çizgide kadının birilerinden taktik aldığınızı öğrenmesi, ilişki koçları veya ilişkiyi kurtarmaya çalışan ilişki terapistleri hiçbir işe yaramaz! Kadının bilinçaltına onunla arzu oluşturacak taktikleri üstelik kadınla anlaşarak almaya çalışmanız sizden hızla soğumasına sebebiyet verecektir. Çünkü kadın bunlara doğal olarak sahip olmanızı bekler!

Siz mantıklı olarak şunu düşünebilirsiniz: “ilişkimide sorun var, bu sorunu çözmek için yardım almalıyız, bunu sevgilime de söylemeliyim” kadının bilinçaltında oluşan ise “bu adam erkek değil, sorunlarımızı çözemiyor, ilişkimizi yürütmek için bir neden yok” şeklindedir. Kabul edebilir, terapiye gidebilirsiniz ama sonuçları kaçınılmaz olarak kötü olacaktır.

Bir erkeğin yapması gereken kendi hatalarını fark ederek çözmesidir. Büyülü bir değnek ya da hap beklemeyin. Kadının arzusu siz güçten düştüğünüz için azaldı veya sadece uygun değilsiniz işte. Bunu terapistle, pazarlıkla çözemezsiniz. İşiniz kötüyse düzeltin, yatakta kötüyseniz iyileştirin, spor yapmıyorsanız spora başlayın. Kadında bir tetiklenme oluşmuyorsa “siktir edin.” Bitti. Başka bir kadın bulun.

Unutmayın, kadınlar bir şeyi nasıl elde ettiğinizle değil, o şeye sahip olup olmadığınızla ilgilenir.

Bir kadına bir konuda danışmanız sizi daha tecrübeli yapmadığı gibi sizi itici yapar. Balıkçılık balıktan değil, daha çok balık tutarak öğrenilir. Yani reddedilmeyi öğrenmeden kadınları elde edemezsiniz.

 

4) Kadınlar duygularıyla hareket eder ve anlıktır.

Kadınlar bir erkeğe 5. maddeyle ilgili olarak zor bağlanır ve hisleri belli bir süre aralığını kapsar. Programı güncellemezseniz deneme sürümü biter. Duyguları maksimumdayken size aşık hissederken, bu dönemden çıktıklarında soğuyabilirler. Çünkü kadınların uyum yeteneği erkeklere göre daha yüksektir, sağlayacağı fayda üstüne güçten düşmenizle bağlantılı olarak hisleri hızlıca optimuma ulaşır. Davranışları buna göre şekillendir. Rollo Tomassi’nin burada güzel bir tespiti var. İnsanlar davranışsal psikolojiye göre “içgüdü-neden-davranış” paterniyle hareket eder. Kadınlar davranışlarını nedene değil, içgüdüye bağlı oluşturur. Yani limbik sistemlerinin ortaya çıkarttığı duygulara(korku, endişe, aşk, öfke) göre hareket eder. Sonunda ise bunu nedenlere bağlar. Yani bir nevi olayı yaşar, ardından boşlukları doldurur. Bu yüzden kadınlar, mantıklı değil, duygusal kararlar verir ve her ne yaparsa yapsın bu duygusal kararını olumlama üstüne çalışır. Çünkü sonuç ortadadır, sonuç içgüdüsel duygularla ortaya çıkan davranıştır, bunu içten hisseder. Olayın mantıklı ya da mantıksız olması önemli değildir.

Kadınlarla birlikte olduğunuzda çok mutlu olduklarını görebilirsiniz. Gözlerinden size olan aşklarını okuyabilirsiniz evet öyledir ama belli bir zaman dilimine aittir, uzun vadeyi kapsamaz. Kadın şimdiki zamana erkekler ise geleceğe aittir. Jack London bu konuda Yıldız Gezgini isimli kitabında şöyle yazmıştır:

“Bizim gözlerimiz(erkekler) yıldızları gözetleyelim diye uzak görüşlüyken, onun gözleri (kadının), ayağını bastığı sert topraktan, göğsünün, üstündeki aşığının göğsünden, kollarının arasındaki gürbüz bebekten ötesini görmez. ama yine de çağlar boyunca kimyamız böyle oluştuğundan kadın düşlerimizde ve damarlarımızda sihir yaratır.”

Belli bir süre geçtikten sonra bu o arzunun güzelliğini hatırlarlar fakat tekrardan hissetme kapasitesine sahip değillerdir, çünkü bunu oluşturan içgüdüsel durum ortadan kalkmıştır. Hatta buna da sinir olarak size düşman olabilirler. Çünkü bu hissi onlara kaybettiren sizsinizdir. Onlar için geride kalmış bir anı olursunuz. Oysaki erkekler anılara ve geleneklere kadınlara göre daha bağlıdır ki bu yüzden ayrılık acısını daha çok yaşarlar. Çünkü erkek kadınla yaşadıklarını içgüdülerine değil nedenlere dayandırır. Her konuda bir sebep arar ve bulamadığı için kötü hisseder, çünkü kadınların duygusal davrandığını bilmez.

 

5) Kadınlar da tabak çevirir.

Kadınlar gerçekten doğru oldukları, güvendikleri bir erkeğe rastlayana kadar birçok erkekle eş zamanlı olarak flört eder. Yapısı bunu gerektirir. Erkek olabildiği kadarını döllemeye, kadınlar ise en iyiyi seçmeye çalışır. Anlamanız gereken gerçek: O kadının size ait olmadığıdır ve muhtemen özel olmadığınızdır. Sizinle olma sebepleri arzu duymaktansa yalnız kalmamak bile olabilir ki kadınlar buna “seviyeli ilişi” der. Alfa döller, beta öder denkleminde betayı oynuyor, onun ihtiyaçlarını(maddi veya manevi) karşılıyorsunuzdur. (Ref)

Çoğu erkek feminenleşen son dönemde kendisine aşılanan onun peşinden koş, onun için her şeyi yap mottosu sebebiyle “arzu duyan kadınla”, “minnet duyan kadını” ayırt edemez. Tavsiyem o kadın neden benimle değil diye düşünmek yerine sizin de aynı şeyi yapmanızdır. O kadının size ilgi duymaması ve bunu dert etmeniz, sizi “ihtiyacı olan(needy)” kişi durumuna dönüştürür, sizin güçsüz olduğunuzun göstergesidir. Bir insanın ne düşündüğünü sizin değerinizi belirlemez. İşte bunu ayrıt edemiyorsanız, beta zihniyetinden çıkamamışsınız demektir. 

Bunu birçok erkeğin yapamadığına şahit olursuz ve bu beceriksizliklerini kadınlara aşırı bağlanma ve ruh eşi kriziyle öderler. Çünkü erkeklerin tabak çevirmesi genelde kadınlara göre daha zordur, bulduğunu da özel olduğu saplantısına kapılır. Bu yüzden alfa erkek olarak tarif edebileceğimiz kaymak erkek tabakası aşk acısını pek yaşamaz, alternatifleri çoktur. Bir erkeğe düşen bir kadının tabağı olmamak, buna vereceği enerjiyi kendisine yöneltmektir. O kadınla cinsellik yaşamadığınız sürece tabak olmaya devam edersiniz, yaparsanız avantaj size geçer.

 

6) Kadınlar, erkekler kadar cinsellik düşünmez.

Çoğu erkekten “olur mu? kadın da erkek kadar sevişmek ister” düşüncesini duyabilirsiniz. Bu palavradır. gerçeklikten uzak bir erkek projeksiyonudur. Kadın ve erkek cinselliği aynı değildir. Benzerini siyah hap projeksiyonunda tip üstünden de yapıldığını görürsünüz.

Kimin ne dediğinden bağımsız olarak, hormonal ve döngüsel olarak biyolojik bir gerçek vardır ki o da kadınların arzusunun yumurtlama döneminde maksimum seviyeye çıkmasıdır. Oysaki bir erkek inişli çıkışlı da olsa kadına göre x15 testosteron salgıladığı için devamlı düşünür ya da hazır durumdadır. İşte bu fark, kadına kontrol gücü verir.

Benzer şekilde kadın yumurtlama döneminde alfayı, sonrasında ise betayı tercih eder. Çünkü öncesinde zincirlerinden kurtulmuş gibidir, sadece en iyi genlere ulaşmayı isterken, sonrasında güven periyoduna girerek, kendisini ve çocuğunu koruyacak erkeğe arzu duyar.

Kadınlar hakkında az bilinen gerçekler bu şekilde özetlenebilir. Bunları aklınızdan çıkartmazsanız hangi kadınla uzun, hangi kadınla kısa süreli ilişki yaşayacağınızı kolayca belirlersiniz.

 

Referanslar

1] Rollo Tomassi – The Rational Male

2] David Buss – The Evolution of Desire 

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin)

Erkekler Ayrılık Acısını Kolay Mı Atlatır?

Erkekler Ayrılık Acısını Kolay Mı Atlatır?

Ayrılık acısı erkek işidir. Depresyon oranlarına baktığımızda bu sebepten acı çeken daha fazla erkek olduğunu görürsünüz. Erkeklerin ayrılık acısını “The Rational Male”, “Illimitable Men” gibi öncü sitelerden öğrendiklerim yıllardır üstüne çalıştığım sosyal-psikoloji, psikanaliz ve evrimsel-psikolojiyle kaynaklarıyla harmanlayarak aktarmaya çalışacağım.

Kadınların bu acıyı daha kolay atlatır ve bunun birkaç sebebi mevcut.

1) Evrimsel olarak daha kolay unutmaya programlılar ki bunu anlattık. Çünkü zamanları geçiyor, doğurganlıkları kısıtlı, bunu korusalar bile cinsel pazar değerleri daha çabuk sönüyor. Rollo Tomassi’e göre pik değerlerini 23 yaşında alıyorlar ve en rahat erkek ulaşımları 20-25 yaş arasında oluyor. Tinder istatistikleri de 23 yaşında kadınların en fazla tercih edilen yaş olduğunu gösteriyor. Bu yüzden acımasızlar, bu yüzden çabuk unutmaya yatkınlar.

2) Feminen kültürün dayatmasıyla sağlayıcı olarak yer alan erkekler kadınlara insanüstü anlamlar yükler, bu da kadınları fark etmeseler de soğutur.

3) Hipergami! Performans yükünüz düşükse eşitlikçi hayalleriniz varsa kadın üstün erkeğe doğru yola çıkar, geçmişi 2 göz yaşından sonra unutur. Sizi minnet duyulacak biri olarak hatırlar.

4) Önceki travmatik ilişkisiyle başa çıkmakta zorlanır ve sizi kullanır.

Bunların temel sebeplerini kadınlar hakkında az bilinen gerçekler konusunda anlatmıştık.

Kadın yapı itirabiyle duygusaldır ve bir erkekten ciddi bir acı mutlaka yaşarlar. Bu o kadar fazla gelir ki başa çıkamaz. Kadın da şimdiki zamana bağımlı olması ve mantığına değil, duygularına doğru geleni rasyonalize etmesiyle gerçekleri karartarak kabullenir. Kulağa çirkin gelse de kadının faydacı doğası ve üst düzey erkek seçme isteği, aynı zamanda doğru kişi olmadığını düşündüğünde ayrılmasını ve rahatça unutmasını da sağlar. Eğer emin olmadan ayrıldıysa veya terk edildiyse sorunlar her zaman çözülmez ve bilinçaltına itilir, işte bu kadının da aşk acısı çekmesine neden olur. Dindirmek için her şeyi dener, başarılı olamaz. Size denk gelen kadınların bir çoğu bu niteliğe sahip olanlardır.

Erkekleri sağlayıcı olarak kullanmak isteyen ve geçmişi geride bırakmakta zorlanan kadınların çoğunluğuna alfa dul diyoruz. Alfa dul bazen farkındadır bazen değildir, bilinç düzeyinde ise genellikle “beğenmeme” vardır. Hipergamik doğası sebebiyle bir kere üst seviyeyi görmüş kadın alt düzeydeki erkekleri kolay kolay beğenmez. Zaten en iyisini kaçıran kadın önüne çıkana kötü davranmaya başlar. İşte sizin hatanız bu kadını ayırt edememektir.

Erkekler neden daha zor unutur?

1) Erkek daha çok acı yaşar çünkü %80’i sağlayıcı pozisyonundadır(betadır), bu yüzden ulaştığı kadın sayısı azdır ve elde ettiğini kadını kaybetmek istemez, ona idealistik yaklaşır. Karşısındaki kadının geçmiş ilişkilerine dikkat etmemesi ve uzun süreli ilişkiyi kendini gelişterek yürütememesi kötü sonuçlara neden olur.

2) Psikanalitik süreç yazısında uzun uzun açıkladığımız gibi erkek, ilk gördüğü ve aşık olduğu kadının annesi olması aşkı kadından farklı algılamasına sebep olur. Oysaki kadında da ilk bakıcı annedir fakat aşık olunacak baba ile daha bilinçliyken tanışılır. Bu yüzden kadın her zaman daha realisttir. Erkek daha derin şekilde “aşık olduğu” kadına bağlanmıştır, ayrılık durumunda annesini kaybetmiş gibi hisseder ve uzun süre ayrılık acısı‘ndan kurtulamayabilir. Örneğin Lacan hep erkeğin daha fazla bağlandığından güzele çekildiğinden bahseder, Freudçu psikanaliz erkeğin sevgi vermeye, kadınınsa almaya eğilimli olduğunu anlatır. Bu da erkeğin temel olarak daha fazla yatırım yapmasına ve acı çekmesine sebep olur. (Ref: Bruce Fink – Lacan’da Aşk ve Freud – Aşkın Psikolojisi) 

3) Atalarımız kabile hayatı yaşar ve yabancı erkekleri sevmezdi, çünkü kadın başka bir erkek tarafından döllenebilirdi. Bu da çocuğunun kendisinden olmaması başkasının çocuğuna bakarak kaynak israf etmek demekti. Bu yüzden kıskançlık erkeğin temel dürtüsüdür. Yüksek testosteron oranı da erkekler sahiplenmeyi ve rekabeti arttırıcı, bu teoriyi destekleyici bir hormondur. Günümüzde de benzer şekilde “döllenmiş kadınını ve çocuğunu koruma içgüdüsü” sebebiyle savunmacıdır ve ayrıldığı zaman kaybetmiş, aldatılmış gibi hisseder. Kadına göre zor unutur.

Bunlarla bağlantılı olarak günümüzde erkek-kadın ekonomik düzeyleri, kadının daha özgür olması dayatılan feminen düzen ve azaltılan maskülenlik erkek-kadın ilişkilerini bozdu. Erkekleri eşitlikçi olmayan, ruh eşi mtileriyle kadını “elde edilmesi gereken özel biri” olarak görmesine neden oldu. Erkek daha çok üzülüyor çünkü erkek kadın doğasının farkını anlayamıyor, çünkü kendisine son 50-70 senedir aynı olduğu dayatılıyor. Batının filmleri de devamlı bu propagandayı pompayarak “seviyorsan mücadele etmelisin, duygularınla düşünmelisin” algısını yerleştiriyor. Oysaki erkek mantığıyla, kadın duygularıyla düşünür. (Bkz: Kadınlar hakkında az bilinen gerçekler) Erkek ve kadın aynı değil, birbirini tamamlayıcı niteliktedir!

Maalesef bu durum kadınların erkeklere daha az arzu duymasıyla daha kolay eş değiştirmelerine sebebiyet verir fakat evrimsel algı ve psikanalitik süreç değişmez, birbirini destekler. Kadın daha seçici, erkek ise kendini seçen kadınlar içinden tercih yapacağı için ayrılık acısını hep daha fazla yaşayacaktır.

Rollo Tomassi’den bir alıntı yapalım:

“Erkekler realist görünen romantiklerdir, kadınlarsa romantik görünen realistlerdir.”

İşte bu realist tavır, erkekten fayda sağlayamayarak ayrılan kadınların ayrılık acısını daha az yaşamasına sebep olur. Erkek kadına romantik bakar, bu kadar özel anılar yaşayan insanların ayrılmayacağını düşünürken, kadın hipergami filtresiyle bakarak erkeğin kendi standartlarını artık karşılayamacağı fikriyle eler. Anılar bağlılık duymasına neden olmaz. Bu gerçekleşmez de erkek ayrılırsa bu durumda da kadın acı çeker çünkü ödül kaçmıştır fakat ilişkiler ezici olarak, erkeklerin %80nin sağlayıcı olması sebebiyle kadınlar tarafından bitirilir.

Şu cümleyi milyon defa duymuşsunuzdur: “Sen harika bir adamsın, çok güzel şeyler yaşadık ama sana aşık değilim, benden daha iyilerine layıksın.” Erkeklerden de şunu duymuşsunuzdur: “Ama şuraya gidip, el ele tutuşarak birbirimize aşkımızı ilan etmiştik, nasıl oldu da bitti?

Kadınlar ve İlişki Anlayışları

Bu kadın önceden acı çektiği için tekrardan yaşamak istemez ve hızla eş değiştirebilme yetisine sahip olduğu için başka adamlara geçer ve zamanla tükenir. Bazı kadınların zor olduğunu düşünen erkekler görüyorum. Yanlış! O kadın sadece size zor! Onun içinden geçen eski sevgilisinden kısa süre sonra karşısına çıkmışsınız. Çünkü bu acıya dayanamamış.

Bazen de o kadının zor olmasını isteyen sizsiniz ve ona bu misyonu yüklediğiniz için kadın da reaktif olarak tepki veriyor.  Daha kötüsü de  “Önceki sevgilisi pislikmiş, ben öyle olmayacağım!” düşüncesine inanmaktır. Bu bir sağlayıcı zihin setidir.

Önceki sevgilisi kötü biriyse, sizce bu kadın onu neden unutamadı ve size bile anlatıyor?

Büyük bir mantık hatası. Mesela reddit’de bir konuda adam 2 sene boyunca 500 eşleşme, 100 buluşma alıyor, bu kadınların çoğunluğu 30+ üstü ve arkadaşın yaptığı istatistiklere göre %77’si eski sevgilisini hor gören ifadelerle konuşmuş. O kadın muhtemelen önceki sevgilisinin sadece kötü huylarını düşünerek ondan soğudu, rasyonalize etti, duygularıyla düşündü ve size de kötü biri gibi anlattı ama belkide iyi biri? Tek bir gerçek var o da sizin burada kullanıldığınız. Özellikle ilişkiden yeni çıkmış kadınlardan uzak durmanızı tavsiye ederim.

Kadını anlamak yazısında bahsettiğim gibi cinsiyetten bağımsız olarak: “Ruh eşi yoktur, sizin saplantılarınızı arttıran insanlar vardır!” İşte siz de o adama benzer nitelikler gösteremediğiniz sürece o kadın sizden etkilenmeyecektir. Bazen biraz da kötü çocuk olmak gerekir ama dengeli. Yani “ben kötü biri değil, seni anlayan bir erkek olacağım” miti sadece sizi “efendi” görmesine ve donunun kuru kalmasına sebep olacaktır.

Erkek Neden Üzülür?

Değer verdikleri o kadın bunu nasıl yapmış da terk etmiştir? Oysa ki sorulan soru yanlıştır. Doğru soru: O bunları yaparken neden üzüldüm? olmalıdır.

Çünkü kandırılmış hisseder, her şeyi kontrol ettiğini sandığı o kişi baş kaldırmıştır, erkek evrimsel olarak yenildiği zaman girişte anlattığımız kadınlar gibi kendini kandıracak sebepler bulamaz. 6 yaşında oyuncak tırı kırılan çocukken yaşadığı hissi hatırlar. Daha önemlisi o başkaldırıya karşı bir saldırı yapılamamış, yumuşak karnını göstermiştir. O hayatının kadınıdır ve ruh eşidir, kadınların faydacı ve hipergami doğasını reddeder.

Diğer yandan beynin limbik bölgesi kaybettiği o özel anlarda hissettiği dopamin artışını ister fakat bulamaz. Yani temelde beklediği şey o kadın değil, bu hislerin yarattığı nöro-kimyasal süreçlerin tekrarıdır. [İleri okuma: Tekrardan sevemem hissi.]

Günümüzde feminenleşeyen erkek-kadın her konuda eşittir dayatması yaşayan erkek süreci değerlendiremez ve bu yüzden sağlayıcı görevini tam da feminen düzenin istediklerini gerçekleştirerek terk edilir. Boşanma oranlarının 2020’de %80’e yakın olması ve kadınlar tarafından davaların açılması, erkeklerin intihar oranının kadınların 2.4 katı olması süpriz değil. Maskülenlik zehirlidir mottosuyla her sene feminenleştirme adına cinsiyetsizleştirme oranı daha da artmaktadır (Ayrıntılı okuma için tıklayın).

Tecrübelerim gösteriyor ki bir kadını unutamama sebebimiz temelde o kadını çok sevmemiz değil, çok seviyor olmamız sadece bir semptom. Bilinçaltında ise yenilgi var, kazık yemek ve karşılık verilememesi var. Bunu özellikle kadın erişimine fazla olan erkekler bilir. Önceden bahsttiğim kesin kararlar verebildiğim hiçbir kadın için şimdiye kadar üzülmedim, öylece silindiler. Acıdığım, güvendiğim kadınlar ise en azından bir süre canımı yaktı.

Çoğu erkek bunu bilmiyor çünkü her ilişkisinde aynı paterni çiziyor. Seviyor<->güveniyor<->ilgisiz davranıyor<->kazık yiyor. Ayrılıyor ve belki aylar-yıllar boyu sevgili edinemiyor. Edindiğinde de önceki acısı tamamen çözülmüş oluyor ve acı önemsizleştiği için aynı davranışları gösteriyor. Kadın ise böyle yapmıyor çünkü acısını unutmadan, hatalarının farkında olarak kısa sürede yeni birine geçebiliyor. O da atlatamıyor, belki aşık olamıyor ama erkeklerden daha kolay vazgeçmeyi öğreniyor. Çünkü acı güzel bir öğretmendir. Bence her 2 durum da yanlış, ortada bir yerde kalmak lazım.

Erkeğe Terk Edilince Ne Olur?

Erkek ayrılınca kendine güvenini yitirir, testosteronu düşer, başka kadınları düşleyemez, hatta sertleşemez. Onu seviyorum yanılgısıyla, deli gibi geri kazanmaya çalışır, zaten opsiyonu da yoktur. Geçen sene bir arkadaşımdan da biliyorum, “31 bile çekemiyorum ağbiii, bu kız bana büyü yaptı” diye ağlıyordu. Bunu kaç kadın yaşar? Bu konuda aktardığım Rich Cooper’ın 2000 kişiyle yaptığı istatistiklerine göre geri dönüp mutlu olan ilişkilerin oranı %2.

Erkek, atalarından gelen gelenekle avcı ve savaşcı olarak evrimleşmiştir, kendini kandırma lüksü yoktur, acısını yaşar veya savaşta yenilirse ölür. İlişkide de böyledir. Uzun süre kadın bulamaz, acısı da her gün karşısındadır. Onunla uyur ve uyanır. Bu acı; yalnızlık, iç hesaplaşma, onun yerine koyabileceği biri çıkmadığı için leş gibi açıkta kalır ve günden güne çürüyerek, kokarak, böcekler tarafından yenilerek yok olur. Erkek yavaş yavaş sindire sindire, iğrene iğrene atlatır ve geriye en ufak toz parçası bile kalmaz ama maalesef bu acı o kadar önemsiz hale gelir ki hatırlanmaz.

İşte kadınla erkeğin en büyük farkı bu, kadın kazık yedikçe evrimsel sebepler bir yana kısa sürede bir başkasını bulabildiği için önceki ilişkisinden kalanları atlatamadığı için tam bağlanamaz, çözmesi için belki 1 sene geçmesi lazımdır ama birkaç ayda yeni birini kolaylıkla bulabilir ve bu da yeni kişiye bağlanamamasına ve derin bir ilişki kuramamasına sebep olur.

Ne ilginçtir ki “ıssız adam” triplerindeki çok kadınla birlikte olan kişilerde de benzer patern mevcut. Onlar da kadın gibi unutmadan birilerine atladığı için yara alabiliyor.

Sonuç

Duruma bakalım: Bir taraf sorunlarından arınmış durumda, diğer taraf ise bunları halledememiş durumda. Unutan tarafın hatası genellikle yeniden kolaylıkla güvenmekken, halledememiş kadın tarafının hatası ise bağlanamaması ve fark etmeden eski travmalarına bağlı yaşaması denebilir.

Emin olun ki bunlar yoksa kişiler müthiş ilişkiler yürütür. Benim bir kadını kategorize ederken tanıştığımda ilk sorduğum soru: “son ilişkisinin ne zaman bittiğidir.” 3-5 hafta gibi bir yanıt alıyorsam, bilirim ki o kadından bir cacık olmaz. Ben orada öcüyüm ve beni eski travmasını bitirmek için kullanacaktır, o sebeple ben de onu seks için kullanırım. Duygusal yatırım yapmam.

Tabii erkekte bir sorun daha var. Onca süre yalnız kaldığı için kaybetme korkusu ve ruh eşi saplantısı oluşturuyor. Bence ayrılık acısının temeli de budur. Kadın böyle düşünmezken, erkek onu tanrıçalaştırarak ruh eşi yapar ve anılara bağlı kalarak unutamaz. Bundan kurtulun!

Bu yüzden ayrılık acısı yazımda anlattıkları yanında boş kalmayıp, bir şey yaratmak için uğraşmalı ve sizi çekici yapacağını düşündüğünüz özelliklerinizi geliştirin. Unutmayın ki kadının hipergamik dürtülerini tatmin ettiğiniz sürece size bağlı olacaktır.

Erkek doğal bir mekanizma olarak evrim boyunca hep savaşmış ve ölmüş. Yani erkeğin genetik kodunda zaten atlatmak var ve buna duygusal konularda farkındalığı eklerseniz, asla yenilmezsiniz.

(Makaleyi oylamayı ihtmal etmeyin.)