Ana Sayfa » Terk eden sevgiliyi nasıl delirtmeli

Terk eden sevgiliyi nasıl delirtmeli

Kadınlar Ayrılık Acısı Yaşar Mı?

Kadınlar Ayrılık Acısı Yaşar Mı?

Kadınların aşk acısını daha kolay atlatması duruma bağlıdır, önceden erkekleri tartışmıştık. Rollo bu konuda kadınlarda ruh eşi miti, erkeklerde oneitis vardır der. Çünkü kadın hipergami sebebiyle o ekeği özel, “ruh eşi” olarak görürken, erkekler o kadını kutsallaştırır ve “ya toprağınsın ya benim” modunda sahiplenirler.

Kadın ne zaman aşk acısı çeker?

Kadınlar da bu acıyı yaşar fakat erkek genelde oneitis yüzünden buna izin vermez, kızı hemen boğarak ve ne hissettiğine izin vermeyerek üstüne gider. Bu da kadının özgüvenini arttırarak kolay atlatmasına neden olur.

Kadınlar hakkında bilinmeyen gerçeklerden biri “dürtü-duygu-neden” 3lemesine göre karar vermeleridir. Hakkınızda negatif hisleri varsa zamanla buna nedenler bulur ve kendini iyi hisseder. Çoğu kadın sizden ayrıldığında en az 3-5 ay önce karar verir ve siz farkına bile varmazsınız. Çünkü erkek detaylarla değil, büyük resimle ilgilenir, erkek tümevarır; kadınsa tümden gelir, küçük parçalarla ilgilenir.

Bu yüzden uzun ilişki sonunda kadına ayrılık acısı yaşatma ihtimaliniz oldukça düşüktür,  tek yolu da karar verme sürecinde ani kararla kadını terk etmektir. Bu durumda kadın zor unutur. Saplantı geliştirir.

Ayrılık Acısını Kim Nasıl Yaşar?

Kadınlar ayrılık acısı yaşar mı? Evet yaşar ama üstte anlattığım nedenlerle daha az görülür. Boşanma oranlarına bakın, davaların %78i kadınlar tarafından açılmaktadır ve genelde maddi sebepler öne sürülür. Örneğin Adil Yıldırım videolarına yazan kadınların çoğunluğu daha yeni ayrılmış olan, kısa süreli veya kara-üçlemeye sahip bir erkeğe denk gelmiş kadınlardır. Yine “ayrılan kadın pişman olur mu” yazımda gerçek örnek üstünden diğer bir durumu anlatmıştım.

Temel kural erkeğin kadına, kadınların ilişkiye yatırım yapmasıdır. Kadın ilişkiye yatırım yaptığı için, bittiğinde “ilişki” için üzülür. Çünkü erkeğe değil, erkeğin temsil ettiklerine ilgi duyarlar. Yani süpermensiniz diyelim, ertesi gün güçlerinizi kaybederseniz terk edilirsiniz. 2 tarafın sevme biçimleri farklıdır. Devam eden ilişkiler de minnet yüzünden sürer, arzu değil.

Ayrılık Acısını Kadınlar mı Yoksa Erkekler mi Daha Çabuk Atlatıyor?

Kadınların erkek gibi “kişiye özgü” saplantı yaratmasına gerek yoktur ve 3 temel sebep gösterilebilir.

  1. Kadın çocuğunun kendinden olduğunu bilir, bu yüzden erkeği sahiplenecek şekilde evrimleşmemiştir. Erkek de kıskançlığın nedenleri de bununla ilgilidir. Yine çocuk yapabileceği biyolojik yaşın dar olması geçmiş acıları çabuk aşmasına neden olur.
  2. Psikanalitik açıdan kadın da erkek de önce annesiyle tanışır ve bakım görür fakat kadın annesine erkek gibi aşık olmaz, babasıyla geç tanışır. Bıu da aşka realist yaklaşmasına neden olur.
  3. Son nörolojik çalışmalar kadının özellikle ilk dönem yoğun acı çektiğini göstermiştir ki bunun temel nedeni üstteki 2 nedendir, örneğin erkekte salgılanan yoğun vassopressin uzun sürede kadına daha çok bağlanmasına neden olur.

Ayrılık Sonrası Kadın Ne Yapar?

Ayrılık sonrası duyguları kontrol altına almak zordur. Kadın ilişkilerle ilgili olduğu için soyal hayata dönerken erkek işine gücüne dönmeyi tercih eder. Bunun temel nedeni de Dr. Steven Pinker’ın dediği gibi “erkeğin nesnelerle, kadının iletişimde iyi olmasıdır.” Herkes kendi en iyi yaptığı işi yapmaya yönelecektir. Buna maskülen ve feminen tavırlar arasındaki fark da diyebiliriz.

3 hafta kuralı nereden çıktı?

Kadınların özellikle ilk ayda çok acı çektiği biliniyor ve sonrasında atlatıyorlar. Yani kadın çabuk unutur erkekse geç diyebiliriz. Çünkü kadın şimdiki zamanda yaşar, yani geleceğe yatırım yapmaz, o acıyla bir süre yoğun mücadele eder sonra da arkasında bırakır. Şöyle düşünün, bir insan ne zaman ayaklanır? Dayanamayacağı bir zorlamaya maruz kaldığında. İşte kadın 3 hafta bunu yaşar ve ya size döner ya da vazgeçer. Geri dönmesinin tek yolu rasyonelleştirememesi, sizin önce terk etmeniz gibi üste anlattığım durumlardır.

Siz hala “kusursuza yakınsanız” vazgeçilmezsiniz demektir. İşte bu dönemde sessiz kalırsanız ve o geri dönerse o zaman ilişki kurtarılabilir, aksi halde uzun süre sonra geri dönüş olursa iyi niyet aranmamalıdır. Çünkü bilim bize uzun sürede kadınların çoktan atlattıklarını geçmişe bağımlı kalmadıklarını göstermektedir.

Erkekse gelecek zamana önem verir. Bu yüzden yatırımları önemlidir ve zor atlatır. Acısının yoğunluğu ise inişli çıkışlıdır ve zamanla artar, bu yüzden kadın gibi sert vazgeçemez.

Umarım genel prensip ve kadınlar ayrılık acısı yaşar mı problemi anlaşılmıştır.

Makaleyi oylamayı ve üye olmayı ihmal etmeyin.

Ayrılan Kadın Pişman Olur Mu?

Ayrılan Kadın Pişman Olur Mu?

Şöyle bir debe entrysi ile paylaştım ki bana ulaşan çoğu erkeğin de kafasından hep bunlar geçiyor ve kadın-erkek ilişki dinamiklerini anlamadıklarını görüyorum:

(İlgili yazının podcastine şuradan ulaşılabilir.)

  • Ben onu unutamazken, o beni nasıl unutur ki bunu erkeğin ayrılık acısı yazısında anlatmıştık.
  • Kadın ne zaman acı çeker?
  • Eski sevgil nasıl pişman edilir?
  • Terk eden sevgiliyi nasıl delirtmeli
  • Eski sevgili nasıl pişman edilir?
  • Eski sevgili pişman etme yolları nelerdir?

Senelerdir anlatmak istediğimi kendi duyguları üstünden müthiş şekilde anlatmış. Erkeğin ve kadının ilişki sonrası hissettikleri aynı değildir. Öncelikle şu iyi anlaşılmalı: “Kadınlar ancak %20’e ulaşmaları halinde alfa döller=Arzu nedeniyle yoğun acı çekebilirken, erkekler tanıştıkları birçok kadında acı çekebilir. Acı yoğunluk aynı olabilir ama “görülme sıklığı ve nedenleri” farklıdır.

Resmen Kırmızı-Hap 101 olmuş. İnceleyelim:

…o zaman benim genç bir kadın olarak talep ettiğim ne varsa şimdi hunharca onu yaşamaları beni biraz sızlatıyor; bunu inkar edemiyorum.

asla mantıklı değil, tam bir saçmalık. ama hissettiğim bu.

Cümleye dikkat “asla mantıklı değil.” Kadınlar her zaman dürtü sonrası duygulanım yaşar ve neden bulur. Farkındaysanız acı çekiyor ama buna neden bulamıyor. Kıskanmasının güçlü evrimsel nedenleri olduğunun farkında değil.

…ama son zamanlarda bana bir haller oldu. kıskanmaya başladım. kıskandığım bir erkek olarak, bir partner olarak o değil. yaşamı, benimleyken olmayanın bensizken pekala da olması.

bu benim için dev itiraftır; onu da belirteyim.

Artık neden bulmakta o kadar bunalmışki bununla mücadele edemeyerek Ekşi-Sözlüğe içini dökmüş, istatistiksel olarak kadınların en fazla bulunduğu meslek gruplarından biri psikolojidir. Bunun nedeni de duygularını anlamlandırma istekleridir. İlgili girdinin 300+ favoriyle ertesi gün debeye girdiğini hatırlatırım, bu şu demek: Birçok kadın benzer hissetmiş.

Kadın Neden Kıskanır?

Kıskançık yazımda anlatmıştım ki şurada da bilimsel bir makalesi mevcut. Kadınlar uzun ilişkileri bittikten sonra erkeğin başka birine yatırım yapmasını kıskanırken; erkekler o kadının diğer erkeklerle cinsel ilişki yaşamasını kıskanır.

Bu ilişkinin bitme sebebi alfa döllerin bulunduğu arzu tarafının ölmüş olması ve ardından beta öderi temsil eden “sağlayıcılıktan” bir başkasının yararlanmasıdır. Peki arzu neden öldü?

  • Arzu azalmış, bunun yanında sağlayıcılık da verilmemiş. Korku oyunu eksikmiş.
  • Sıradanlık ve kadının savunulma, güven, ebeveyn yatırımı gibi arketip hayallerinin yaşanmaması… Bunun yerine komple mesleğe yönelme ilişkilerini zayıflatmış.
  • Yazıda belirtildiği gibi aşırı güven. Neden? Çünkü hayal gücünü ve kaygıyı öldürür.

Devamlı kongre kongre gezdikleri anlatılmış örneğin. KH’da devamlı kadınların rekabete dayalı stres gerektiren meslek gruplarını seçmemesinden bahsedilir, bu kadın için daha önemli olan oksitosini azaltır. Bunun yerine çocuğuna yatırım yapması daha önemlidir. Kadın merkezci düzenin maksimum olduğu kuzey ülkelerinde kadınların hala mühendislik, sağlık, teknoloji gibi alanlara bilinçli olarak yönelmediklerini görüyoruz. Eşit şartlar oluştuğunda kadınlar rekabet etmek yerine “eşitlikçi, paylaşımcı” yaşamı tercih ederler. [İleri okuma: Feminizm]

Arzu-Sağlayıcılık-Kıskançlık Üçgeni

Uzun süreli bir ilişkinin sürmesi kısa süreli alfa döller stratejisiyle birlikte bir miktar beta öder sağlayıcılık misyonunu da gerektirir. İlişki arzu bitmesiyle bitmiş, muhtemelen beta öder tarafı ilişkiyi kurtaramamış ki zaten adam kadına sağlayıcılık da yapmıyormuş. Aslında hipergaminin her 2 ucu da eksikmiş fakat erkeğin kısa sürede toparlanması, başka kadınlara yatırım yapması; kadının bilinçaltında ilk arzu dönemini canlandırmış ve o dönemki arzuyu keşke tekrardan bana duysaydı diye düşünmüş.

Öyleki burada saf bir arzu (genuine desire) olsaydı bu adam itin teki de olsa ilişki biraz daha devam ederdi ve kadının söylendiği konu bu olmazdı. Mesela şöyle derdi: “Narsist, karaktersiz adamın tekiydi, bana hep kötü davrandı.” Bu tarz kara-üçlemenin de sonuçları kötü olabiliyor. Örneğin etik davranmadığı için sonradan suçlu hissediyor, oysa ki adam gayet işinde gücündeymiş, cinsel pazar değeri devam artmış ve evlilik sonrası zirveye çıkmış, bu yüzden boşanmasına rağmen geçmişini umursamadan keyfine bakmış.

Kadın Ne Zaman Acı Çeker?

Kadın sizin acı çekmediğinizde, kendi çerçevinizi elinize aldığınızda, başka kadınları etkileyebildiğinizde, ona hayır diyerek, sizin çerçevenize uymadığı için hayatınızdan atabildiğinizde acı çeker ve bunun olmaması için sizden önce davranıp, sizi kıskandırır. Çünkü duygusal olarak stabil hissetmeye ve “sağlayıcılık” özeliklerinizin başka birine aktarılmadığını görmeye ihtiyacı vardır! [referans]

Rollo buna “hayal gücünü canlandırmak” diyor. Demek ki ayrıldığınız zaman “ona yalvarıp, geri dön diye ağlamak yerine kendi maskülen misyonunuza devam edip, kendi üreme stratejilerinizi uyguladığınızda kadındaki arzu tekrardan uyanabiliyor. Demek ki arzuyla pazarlık yapmak yerine bu kadının itirafında da görüldüğü gibi “başka kadınlarla hayatınıza devam etmeniz gerekiyor.” Yani poligamik doğanızınız sunduğu “unlimited acesss to unlimited sexuallity” dürtüsyle hem iyi hissedebiliyor hem de eski sevgilinize/eşinizin canını sıkabiliyorsunuz.

Yalnız burada zenginlik göstergeleri önemli, sadece kadınlarla birlikte olmamış, o kadınlarla keyif çatmış ve bunları göstermiş. Çünkü kadının beklentisi “arzuyla birlikte ona kaynaklarınızı sonuna kadar açmanızdır.” İşte kadın bunun kaybına dayanamıyor! Bu yüzden para eq.’dır, sostur. Tek başına arzu nesnesi değildir. Doğru bir oyuna, maskülen hedeflere ve tabii ki tipe sahipseniz ölümcül derecede güçlü olur.

Aşırı Güven İlişkilerin Katilidir.

Kadın merkezli düzende erkeğe devamlı: “kadını kızdırma, güven ver, onu rahat ettir” öğütleniyor. Oysaki bu hayal gücünü öldürür. Tek çözümü de korku oyunudur diyebiliriz. Podcastte ayrıntılı anlattım ama kabaca başka kadınların hala size ilgi duyduğunu o kadın bilmelidir. Mesela üstte itirafta bunun da olmadığını görüyoruz.

Günümüzde ilişki dinamiklerine baktığımızda çerçevenin genelde kadında olduğunu görüyoruz ve bu yüzden hem size kurallar koyuyor hem de devamlı onu kıskanan taraf siz oluyorsunuz. İşte bu da size oynanan korku oyunudur ve ancak çerçeve sizdeyse korku oyununu kontrol edebilirsiniz.

İlişkileri Neden Zamanla Kötüye Gitti?

Şuradaki çalışmaya göre ilişki içinde aşırı güven nedeniyle testosteron azalır, oksitosin artar. Başta olumlu etki yapsa da erkeğin rekabetçi özelliğini kaybetmesine ve sıradanlaşmasına neden olur. Zamanla erkek daha bağımlı hale gelir, sağlayıcılık tarafına daha çok savrulur, cinsellik azalır, ilişki biter.

İlişki sonrasındaysa durum tersine döner ve testosteron artarken, oksitosin azalır. Bedeniniz size moleküler düzeyde şu sinyali gönderiyor: “Senin üreme problemin tekrardan gündemde, kendine gel ve yeni birilerini bul!”

Bu yüzden erkek tekrardan uzun ilişki hormonal döngüsüne girene kadar arzu yaratır ve sonuçta ayrıldığı kadın tekrardan kıskanmış. Arkadaş da herhangi bir kadına bağlanmadığı için hayatın keyfini kadınlarla çıkarır olmuş. Her erkeğin böyle dönemden geçmesi ve hislerini iyi anlaması lazım ve uzun süreli ilişkide dahi aynı prensiplerini koruması, aşırı beta öder tarafa neden gitmemesi gerektiğini içselleştirmesi lazım.

Modern erkek ne yapıyor? Depresif şarkılar dinliyor, stalk yapıyor, ona dönmeye çalışıp, bütün yolları iyice kapatıp aşırı stres ve düşük serotoninle moleküler düzeyde olanları terse çeviriyor. Aslında en büyük rakibiniz kendiniz, o kadın değil! Bu yüzden ayrıldıktan sonra spor yapın, stalk yapmayın diyoruz.

Sonuçlar

İşte üstteki evliliğin bitme sebebi, kadının kıskanma sebebi özetle budur. Bence o erkek açısından bir başarı hikayesi. Keşke kendisini bulup podcast yayınlarına alabilseydik. Belki hala mavi haplı hayalleri vardır ama araçları ve hayatını yönlendirmesi tam anlamıyla kırmızı-hap stratejisiyle gerçekleşmiş.

Rollo’da bunu söylüyor, kırmızı hap normal olarak erkekte olması gereken duygu ve ruh halidir ve her erkeğin içinde “yaramaz, kötü çocuk vardır.” Maalesef feminen düzen bize onu şartlandırmalarla törpülememizi sağladı.

Oysaki doğasını yaşayan erkek işte böyle kendini buluyor.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)