Ana Sayfa » richard cooper

richard cooper

Kadında KIRMIZI ALARMLAR-2

Kadında Kırmızı Alarmlar-2

Bu bölümde kadınlarla uzun süreli ilişki yaşarken kaçınmanız gereken davranışların Richard Cooper tarafından yazılmış “The Unplugged Alpha” kitabının 2. bölümüne bakacağız. Yazı tarafımdan birebir çevrilmemiş, büyük oranda sentezlenmiştir. İlk bölümde baba sorunlu kadınları işlemiştik.

2. Toksik-Feminist Kadınlar

Kadında kırmızı alamlar içinde en önemlilerinden biri yükselen toksik feminist inançlardır. Günümüzdeki kadınlar erkeklerin ayrıcalıklı olduğuna ve kadınların geri planda tutmak için uğraştıkları konusunda inandırılmış durumdadır. Bunu geçmiş yazılarımda da anlatmıştım. Baktığımızda üniversitede puanınızı alırsanız girersiniz, size kadınsınız diye giremezsiniz diyemez. Hukukta kadın ilişkiler konusunda öncelenir, çoğu iş yerinde “eşitlik” adına kadın çalıştırılır ve hepsine rağmen kadınlar 2. Planda olduklarına inanırlar.

Günümüzdeki doktrin sebebiyle her kadın feminist olduğunu iddia etse de aslında feminizmin temsil ettiklerini kabul etmediğini fark etmez bile. Maskülen ve feminen rollerin reddi başta gelir. Richard Cooper bu kadınlar için 3 temel ipucu önerir.

  • Geleneksel feminen roller yerine, kısa, renkli saçlı doğal olmayan saç tipleri.
  • Vücudunda birçok dövme ve piercing
  • Genellikle aşırı kilo ve uygunsuz giyim tarzı

Burada amaç kadının giyim tarzı değil, kendini erkekle rekabet etmek, tepki göstermek için bu hale sokmasıdır. Feministler tipik olarak sol görüşlere inanırlar. Özgürlükler adına sadece cinsel durumlara odaklanılır. Freud’a katılmamak mümkün değil. Örnek: Bekar annelik, serbest çocuk aldırma ve maskülenliğin kötü olduğunu iddia ederler.

Feministler yasanın kendilerini anne olarak zorlamasından nefret ederken, erkeği baba olmaya zorlamasından mutluluk duyarlar, çünkü bu onlar için nafaka parası demektir. Belki kadın cinsel stratejisi için mantıklı olabilir fakat feminist bir kadın için ikiyüzlülüktür. Benzer şekilde gynocentric düzen sayesinde hükümetin kadına tanıdığı vergi ayrıcalıklarından yararlanırlar.

Feminizm her sol fraksiyon gibi değerli olmayı değil, değerlinin değerini düşürüp eşitlemeyi öğretir. Burada erkekler zorba, kadınlarsa mağdurdur. Mağdur zihin setinde olan hiçbir insan mutluluğa ulaşamaz.

Günümüzdeki feminizm toksik ve anti-feminendir. Kadınlara erkeklerden “toksik maskülenlik” maskesiyle nefret edilmesi öğretilir ve kadınlara erkekler gibi davranması önerilir. Bir kadının önceliği kariyeri olmalıdır. (Önceden uzun uzun ben de üstünde durmuştum)

Feminizm kadını daha iyi yapmaz, sadece erkeklerin kötü bir versiyonu yapar. Kadınların kendilerine sahip olmaları yine kendilerinin en zorlandıkları konudur. Her nasılsa feministler buna uzaktır ve her şeyi patriyarkinin bir hatası olarak görürler. Metoo akımıyla birlikte birçok erkek yalancı iftiralarda suçlanmıştır.

Maalesef, feminen görüntü bazen toksik-feministleri tanımlamak için yetersizdir. Feminist değerlere sahip çıkarken feminen görüntüde kalan kadınlar da mevcuttur ve sizin dikkat etmeniz gereken esas bunlardır.

Bu tarz kadınlar cinselliği kolay sunabilir fakat uzun süreli veya evlilik yolundaysanız bir kadını en az 2 sene izlemeniz, nasıl kararlar aldığını görmeniz önemlidir.

3. Şanssız ve Mutsuz Kadınlar

Richard Cooper; Robert Greene’nin gücün 10 yasasından yola çıkarak mutsuz ve şanssız kadınlarda kaçınılması gerektiğini belirtmiştir. Böyle kadınlar zaman kaybıdır ve bitmek bilmeyen mutsuzlukları neşenizi çalacaktır.

Bu tarz kadınlar hayatlarında kendilerini kurtaracak bir erkek arar ve hayattaki yanlış seçimleri yüzünden kendilerinin kurtarılmasını bekler, bizdeki karşılığı beyaz atlı prenstir (Captain Save-Ho) ve maalesef hipergamininde açık hale gelmesiyle hiçbir erkek yeterli gelmez, yeterli gözüken erkekler kısa sürede elenir ve kadın hala mutsuzdur. Onu anlayacak mükemmel erkek ortada yoktur.

Bu tarz kadınlarda histeroid kişilik bozukluğu olabilir, çünkü eğlenceli görünürlerken erkeğin yaşam enerjisini emerler. Devamlı dramatiklerdir ve hayatlarına da mıknatıs gibi drama çekerler. Tabii bundan siz de zarar görürsünüz. Bu yüzden sadece mutlu ve şanslı kadınlarla ilişki kurun.

4. Sizinle Rekabet Eden Kadınlar

Bir kadın en başta sevimli görünürken sizinle devamlı rekabet etmeye çalışıyorsa bu durum erkek için bir uyum testidir. Temel amacı da kendi değerinizi onunla eşitlemeniz veya düşürmenizdir. Buna eşit partnerlik de diyoruz.

Feminen öncelikli sistem sosyal medyada devamlı olarak kadınların erkeklerden daha iyi olduğunu söyler, bu sebeple “patron-kadınların” sosyal medyada yükselmesine tanıklık etmekteyiz.

Bu bir kırmızı alarmdır, çünkü o kadın sizden daha iyi olduğuna inanır ve size saygı duymaz. Sizi devamlı değersiz hissettirir. 

Hipergmaik açıdan kadınlar o erkeğin cinsel piyasada kendisinden en az 1-2 puan üstte olmasını örtük şekilde ister. Eğer kadın sizinle devamlı rekabet halindeyse kendi değerini şişirmiş olabilir.

Sizinle rekabet etmiyorsa değerinizi yüksek buluyor demektir. Unutmayın ki kadınlar bir(mecazi anlamda) devle birlikte olmak ister, hipergami asla kendi seviyesindeki erkeklerle ilgilenmez.

5. Çevresinde Geçmişten Erkekler Bulunduran Kadınlar

Kadınlar seçeneklerinin olmasını sever. Yapılan bir araştırmada evli kadınların yarısının başka bir erkeği yedeklediği bilinmektedir. Bu hipergamik tavrın beta öder stratejisinin bir çıktısıdır. Eğer kadın cinsel stratejisini sürdürüyorsa sizin de “limitsiz şekilde limitsiz cinselliğe ulaşmak” olan cinsel stratejinizi sürdürmeniz gerekir. Yok eğer uzun süreli ilişkiye girmek istiyorsanız kadın geçmişten gelen erkeklerle gemileri tamamen yakması ve o erkeklerle duygusal bağını yok etmelidir. İyi ilişkisi olan erkekler bilir ki kadın, önce ilişkiye yatırım yapar ve geçmişteki bütün erkeklerle ilgili fotoları bile siler. Bu olmamışsa bir problem vardır.

Günümüzde birçok kadın kendini alfa-dul konumundadır. Çünkü alfa erkekler geçmişteki gibi kadına yatırım yapmayı yine feminizm sebebiyle tercih etmezler. Evlilik, yasalar bunu durdurur. Daha önemlisi cinsellik artık ücretsizdir, kadını baştan çıkartmak yeterlidir.

Alfa dul yüksek değer bir erkeğin zamanında kendisine yatırım yapmaması veya o erkeği kaybetmesi durumunda ortaya çıkar. Kadın belki o erkekle iletişim halinde değildir fakat o erkek hala kaçırılmıştır ve kafasında onu koyduğu yeri asla değiştirmez. Bu sebeple asla “en iyi opsiyon” olmazsınız. 

Bir kadınla ilişkide gerçek arzu şarttır. Sadece “yeteri kadar iyi, yani karne notunda 4 olan erkek” olmak istememelisiniz. O kadının hayatında her zaman pekiiyi (5) olmalısınız.

Bana güvenin geçmişteki eski erkek arkadaşıyla öğle yemeği yiyen veya durduk yere ortaya çıkan bir arkadaşa sahip kadınla birlikte olmak istemezsiniz. Bunu her ne kadar size “açık fikirlilik” olarak satsalar da hipergaminin, evrimsel kadın cinsel stratejinin, kurtarma planın bir ürünü olduğunu unutmamanız gerekir. Bu durum ilgi görmek isteyen bir kadının olduğunu da gösterir ve mükemmel bir erkek başkalarından ilgi bekleyen bir kadınla birlikte olmak istemez.

Bir ilişkide kadın ve erkeğin beklentisi farklıdır. Erkekler öncelikli olarak cinselliği, kadınlarsa ilgiyi ve kaynağı bekler. Bunu sizden almayan kadın kırmızı alarmdır. Özetle uzun süreli ilişkideye gireceğiniz kadının “erkek arkadaşları” olmaz. Eğer oluyorsa siz de onu sadece bir “tabak” olarak görmeniz gerekir.

6. Parayla problemi olan kadınlar

Çoğu erkek kadını kurtarmaya çalışan bir prens gibidir ve kadının korkunç harcama alışkanlıklarını görmez. Feminizm kadınlara global piyasada erkeğin kazandığının %75ini kazandığını satsa da kadınlar aşırı harcama yapmaya devam etmektedir. Bu ikircikli bir durumdur. Böyle kadınlar parayı değil, sizi harcar, bu yüzden uzak durulmalıdır. Ayrıca tipik bir dürtü problemidir. Aşırı harcama, aşırı cinsel ister, aşırı risk alma davranışları sınır durum kişilik bozukluğuna işaret eder.

7. Şiddet gösteren kadınlar

Bu tip kadınlar BÜYÜK kırmızı alarm taşır. En başta ufak yumruklar ya da tekmeler olarak başlayan davranışlar ilerleyen durumlarda bıçaklı saldırılarak, parmağınızı ısırarak kırmaya, çeşitli cisimleri kafanıza atmaya kadar gidebilir. Çoğu erkek bunu sevimli karşılasa da sonuçları kötüdür. Çünkü şiddet bir dürtü problemidir ve tatmin edilmek için ileri seviyelere taşınır.

Örneğin Türkiye’de kadına şiddete karşı koruma yasası olan 6284’de kadın mağdur olarak tanımlanır ve benzer şiddet davranışına meyil etmeniz halinde bile polisler ispat aranmaksızın alıkoyulursunuz. (Richard Cooper ABD’de de benzer durumun olduğunu belirtmiş). Birçok aile içi şiddet durumunda erkek otomatik olarak suçlu kabul edilir, kadınsa mağdurdur, böyle olmasa da yasalar bu yönde uygulanır. Temel sebep de erkeğin fiziksel olarak daha güçlü olmasıdır.

Geçenlerde konuştuğum 50+ yaş boşanma evresinde bir erkek, bana tartışma sonrası tek bir telefonla 24 sa. evinden uzaklaştırıldığını belirtti, bu olay Türkiye’de gerçekleşiyor. Düşünün parasını verdiğiniz kendi evinizden tek bir iddia ile uzaklaştırılabilirsiniz. Üstelik ortada şiddet bile olmayabilir.

Şiddet gösteren kadın kırmızı alarmdır, çünkü dürtü problemini gösterir, hıncını alamayan ya da sizden ani tepki gören kadın yasayı arkasına alarak sizi suçlu gösterebilir. Böyle zamanlarda elinizde telefonla o kadını kameraya alıp kendinizi yasalara karşı koruyabilir ve ilişkiyi hızlıca bitirebilirsiniz. Bu durum asla tolore edilmemelidir. Öyle ki böyle kadınlar fb olarak bile çevrenizde bulundurulmamalıdır.

Kişisel tavsiyem kadın size yaklaştığınızda geri adım atmanız, size saldırmasına bile izin vermemenizdir. Yakın arkadaşım bunu yapan kadının kollarını tutup morarttı diye gece barda neredeyse meydan dayağı yiyecekti. Adı da kadın dövene çıktı.

8. Aşırı Kıskançlık

Kıskançlık konusunu geçmişte işledik. Kadınlar, başka kadınların yatmak istediği erkeklerle olmak ister. Buna David Buss mate-copying affect der. Bunu isteseler de o erkeğin başka kadınlarla yatmasını istemezler.

Kadın doğasının bu ikircikli yapısı erkeği her zaman zorlar. Kıskançlığın bir seviyesi olan rekabet kaygısı (korku oyunu) sizi kaybetmekten korkmasına ve size gerçek arzu duymasına sebep olur fakat kendine aşırı güvensiz olan kadınlar bunu abartarak, hayatınızı kabusa çevirebilir.

Öyle ki devamlı sizi arar, herkesi kıskanır, size gelen mesajları inceler, üstünüzdeki saçlara bakarak kendiyle kıyaslar ve telefonlarını inceler. Sizi takip eden ya da size ulaşan kadınları devamlı takip eder ve hatta cüzdanınızdaki kondomları sayabilir. Bu sevimli görünse de aşırısı sizi hedeflerinize ulaşmaktan alıkoyabilir, enerjinizi yiyebilir.

Bir süreden sonra neşenizi, saygınlığınızı ve akıl sağlığınızı tüketebilir. Bu durum kırmızı alarmdır çünkü kadın kendine hiç yatırım yapmazken, sizi iş olarak seçmiştir ve sizin göreviniz onu inandıran bir terapist olmak değildir.

Devamı gelecektir…

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin, siteye destek vermek için üye olabilirsiniz.)

Aşırı Sinirlenen Erkek Olmayın!

Aşırı Sinirlenen Erkek Olmayın! (Kontrol ve Odaklanma)

Aşırı sinirlenmek özellikle genç erkeklerde daha sık karşılanan bir durumdur. Zamanında aşırı sinirli biri olarak anlayabiliyorum. Hatta çevremdekiler sinirlendiğimde korktuklarını belitirlerdi. Tabiiki zamanla bu potansiyel enerjiyi kontrol etmeyi öğrendim. Richard Cooper’ın The Unplugged Alpha kitabında da benzer bir bölüm ve özellikle bu kısmı da farklı kaynaklarla yoğurarak yorumlamaya çalışacağım.  

Erkeklerin En Tehlikeli Çağı

Erkekler ergenlikte testosteron artışıyla birlikte maskülen taraflarını keşfetmeye başlar. Bunun en önemli çıktısı agresiflik, dışa dönüklük ve aşırı sinirdir. Bu enerji doğru yönlendirilmelidir. Zamanla mantıklı düşünme geri plana itilebilir ve dürtüsel kısım ağır basabilir. Cinayetlere bakın hep en fazla 20lerindeki erkeklerin işlediğini görürsünüz. Esas problemse bunu yönlendirememenin büyük bir enerji kaybı olduğudur! Günümüzde feminen düzenle bu traşlanmaya çalışılsa da erkeğin yakıtı testosterondur ve kişi kendini gelişim için bunu kanalize ederse devleşir.

Aşırı siniri kontrol edememek takıntıya sebep olabilir ve takıntılar tekrarla güçlenir. Aşırı siniri şiddete yönlendirmek rahatlamaya neden olur ve bu da zihninize anlık rahatlamayı öğretir ve tekrara sebebiyet verir. Esas problem yanlış yönlendirdiğiniz konuların size zamanla zarar vermesidir.

Rahatlama mekanizması ve tekrar->Obsesif kompulsif davranış veya bozukluk (OKD veya OKB)

Daha kötüsü kadınlara gösterilen tepkilerdir. Evet kız arkadaşınız da 20lerinde çok sinir bozucu olabilir, üstünüze gelebilir ve bir yerde size saldırabilir. Siz de koruma amaçlı onu durdurabilir ya da itebilirsiniz. Tebrikler işte o an suçlu siz oldunuz! Bunu önlemenin yolu kadınlarla tartışmamak veya zor durumlarda cep telefonunun kamerasını açmaktır. Her durumda sonradan kız arkadaşınıza izletebilir ve saçmaladığını anlatabilir, daha zor durumlarda mahkemede kullanabilirsiniz.

20lerimde öfkeyle/sinirle mücadele eden biriydim. Akademik kariyer yapmaya çalıştığım için aşırı kontrolcü ve mükemmelliyetçi davranıyordum. İstemediğim bir not, olay vs. geliştiğinde devamlı bilişsel çarpıtmalar yapar, eşyalara bile saldırırdım. Bunun zamanla obsesyona dönüştüğünü fark edememiştim bile. Yıllar sonra da bu zihin setini değiştirmek için uğraştım ve defalarca başarısız oldum. Aşağıda bunu nasıl yendiğimi de anlatmaya çalışacağım.

Aşırı ve Mantıksız Tepkilerle Nasıl Mücadele Edebilirsiniz?

Yaşadığınız bir olay bazen çok sinir bozucu olabilir fakat olayın bir noktada enerji yönlendirme olduğunu anlamalısınız. Aşırı sinir veya kontrolsüzlük halinde mantıklı tarafınızı devreye almalınız. Bunun yolu da karşı tarafa bağırmak/şiddet yerine 15 dk. durmak ve o zorlantıya/öfke haline maruz kalmak olmalıdır. Kendini gaza getirici ki bunlara bilişsel çarpıtma diyoruz, kaçınmalısınız. (Örnek: “ben başarısızım zaten, o yüzden iyice batırmalıyım”, “ben zeki biri olsaydım bu halde olmazdım”, “karşımdaki aptal o yüzden onu döverek dersini vermeliyim” vb.)  Bundan kaçmak için kompulsif nötrleşme hareketi yapmanız, ileride bu hareketi tekrarlamanız için bir döngü yaratacaktır.

Bu konuya altta değineceğiz ama durum şudur:

“Kişişler ya kendi inançları yüzünden size saldırılır ya da inançlarınız zedelendiği için o kişiye saldırırsınız.

Böyle sorunlarınız varsa sevdiğiniz ve güvendiğiniz insanlarla paylaşmanız da iyidir. Çoğu kişi takıntılar konusunda ketum olabiliyor. Bunu gizlemek sorunu büyütmenize, normal olarak algılamanıza neden olabilir.

Mark Manson ve Bir Şeyi Kafaya Takmak

“Bir şeyi seçmemek bile başka şeyi seçmektir.”

Diyor Manson. Bir olayı yaşamak ve sinirlenmek/üzülmek sizin kontrolünüzde olmayabilir ama nasıl tepki vereceğiniz sizin kontrolünüzdedir.

1-Kişileri Takmak

Kişiler diğer kişilere tepki verir fakat temelde kişisel inançları zedelendiği için bunu yapar!

Biri size çok takmışsa ve nefret ediyorsa, ondan üstün olduğunuz ve görüşlerinizin o kişinin inançlarıyla çakıştığı için olduğunu anlamalısınız. İnsanlar kendilerinen alt seviye kişilere takmazlar. İnsanlar başka insanlardan eğer kendilerine hakaret edilmiyorsa rahatsız olmamalıdırlar. Bu durumda sizin ona karşılık vermeniz de anlamsızdır.

Eğer siz, o kişiden nefret ediyorsanız, öncelikle kendinizi sorgulamalısınız. Çünkü o kişiyi üstün buluyorsunuz. Sizi o kişinin değil, bir görüşün inancınızı rahatsız ettiğini kavramamışsınız! İnancınızla yüzleşmek yerine, kişiyi suçlamayı kolay buluyorsunuz!  

2-Olayları Takmak

Gereksiz olaylara takıyorsanız sebebi enerjinizi verecek daha iyi bir şeyiniz olmamasıdır. Örneğin yaşlı insanlar kasiyerle bağırır ya da emekli Albay Ahmet Amca evinin önüne arabasını çeken adama takar.

Hayatınızda sorunlar hep olacaktır ama neye aşırı sinir yapacağınız sizin elinizdedir. Mark Manson kitabında şöyle der: “Mesele sorunlardan kaçmak değildir, sizi ilgilendiren ve geliştirecek sorunları bulmaktır.” Hayatınız için anlamlı şeyler bulamazsanız, anlamsız konulara enerjinizi harcarsınız.

Zihninizi inşa eden sizsiniz, gençliğinizden itiberen gereksiz konulara enerjinizi harcarsanız, her geçen sene de daha pesimist, yaşlılıkta ise depresif biri olursunuz.

Manson’da birazdan anlatacaklarıma da benzer düşünüyor ve “bazı ıstıraplardan kaçamazsınız” mesele bunları kontrol edemeyeceğimizi kabul etmektir.  Hatta Budda’ı örnek göstermiş:

“Acılar ve kayıp kaçınılmazdır, onlara karşı koymayın.”

Richard Cooper ve Enerjinin Korunumu

RC kitabında Mortal Kombat örneğini vermiş. Yaşam enerjiniz başta %100, her yanlış hamledeyse düşer. Bunu hayata uygulayabiliriz, her gün uyandığınızda tam enerjiyle başlıyorsunuz fakat her yanlış hamlede, bir olaya veya kişiye takıp, aşırı sinirlendiğinizde sittir etmeyi öğrenemediğinizde enerjiniz düşüyor. Sonunda ise gerçekten uğraşmanız gerekenler için enerjiniz kalmıyor.

Bana soranlara da önerdiğim tek şey: Neyi takacağınızı öğrenin! Çünkü belli bir enerjiyle başlıyoruz. İş-arkadaş-partnerler enerjinizi bitiriyor. Neyin buna değer olduğuna da karar vermeniz gerekir.

Örneğin trafikte bir araba çıktı önünüze ve dallamalık yapıyor. Bu durumda ne yapabilirsiniz?

1) Arabanın önüne kırıp, uzunları yakıp, levyeyi çıkartıp adama dalabilisiniz.

2) Bu adam için değmeyeceğine karar verebilirsiniz.

Anlık aşırı sinir sadece odağınızın kaymasına neden olur.

Testosteron-Kortizol İkilemi

Gereksiz sinirlenmenin sosyal tehlikeleri olması yanında, fiziksel sorunlar da yaratır. Örneğin artan kortizol miktarını arttırır ve bu da katabolik reaksiyona neden olur. Sonuçta testosteron seviyeniz azalır ve daha güçsüz, hayata karşı pesimist bir tavıra girersiniz, unutmayın ki erkeğin yaşam kaynağı testosterondur, bunun en önemli yolu da düşük strestir. Tabii ki iyi uyku çekmenin de bunu düzenlediğini hatırlatırım.

Burada garip bir ikilem de var: Aşırı sinir sahibi olmanıza neden olan testosteron fakat bunu yanlış kullanıldığınızda ceza keserek kortizol seviyenizin de artmasına neden olur. Oysa ki aynı hormonu ağırlık kaldırarak kullandığınızda anabolik olarak gelişirsiniz.

Bu kayıplar kendinizin en iyi versiyonu olmanızın önünde de engeldir, çünkü yanlış kaynaklar için enerjinizi dağıtmış olursunuz. Sonuçta odağınız bozulur; amaçlarınız, tutkularınız ve hayallerinize yönelemezsiniz. Eve geldiğinizde hala “arabasını kıran adamı”, “işte size bağıran patronu”, “enerjinizi yiyen sevgilinizi veya arkadaşınızı” düşünür durursunuz. Hala keşke böyle yapsaydım/deseydim diyerek zamanınızı, enerjinizi harcmaya devam edersiniz. Odağınızın tamamı bu konuya yönelir!

Farkındalığı Yönlendirmek!

RC katıldığı bir yatırımcı konferansında Dandapani isimli bir rahip şöyle demiş:

“Where awareness goes, energy flows.” (Farkındalığı enerji takip eder.)

Yatırımcıların dikkat dağınıklığı yüksek olur, hatta değişen boyutlarda dikkat dağınıklığı bozukluğuna sahip olabilirler ve buna neden olan enerji vampirlerine dikkat edilmelidir. Farkındalığınızı arttırmaksa tek yoludur: (Mini Not: Jung da toplumdaki değişimin bireyde farklılaşma ile mümkün olduğundan ve farkındalıktan bahsederdi. Bu yüzden gölge kavramı ve arketipler üstünde dururdu.)

Farkındalığınız yüksek olursa enerji bunu izleyecektir. Zihninizde nereyi uyarırsanız o kısımlar güçlenecektir ki bunu bilişsel psikolojiden de biliyoruz. Zihinde alışkanlık yaratmanın yollarında biri de odaklanmaktır. Yalnız odaklanmayla her şeyi kontrol etme karıştırılmamalıdır.

Örneğin enerjinizi zihninizde mutlu olacağınız kaynaklara harcarsanız, zihniniz de gelişecektir. Atomik Alışkanlıklar kitabında da benzeri önerilir. Her gün %1’lik gelişim, kendinizin en iyi versiyonun ulaşmanızın(iyi alışkanlıkların) yoludur.

Odaklanma ve Kontrol

İnsanlar aynı anda 4000 düşünceyi zihinlerinden geçirirler. Oysaki sadece 1 tanesini takıntı yaparlar. Daha ilginci birçok yan düşünceyi de bununla ilişkilendirirler.

Dr. Mark Freeston “Beyaz Ayı” testiyle düşünce kontrol edilebilir mi? Konusunu araştırmıştır. Deneklerin 2 dk beyaz ayıyı düşünmesi istenmiş fakat kişi aynı anda 4000 düşünceyi fark etmeden zihninden geçirdiği için başarılı olamamıştır. Çünkü tek düşünceye odaklanmak oldukça zordur, heleki günümüzdeki sosyal medyanın bizi şartlaması sonucunda bu  süre iyice daralmıştır. Çünkü her şeyin kolayına alışmış durumdayız ve kısa süreli dopamin uyarılarıyla(like gibi) tatmin yaşıyoruz. Bu yüzden karbo tüketimi artıyor, obezite artıyor, feminenlik artıyor.  

Deneyin tersi de yapılmış ve 2 dk boyunca beyaz ayıyı düşünmemeleri ve yine her düşündüklerinde 1 çizgi atmaları istenmiş. Denekler onlarca çizik atmış. Çıkan sonuç “bir dürtüyü, düşünceyi tamamen bastırmak imkansızdır!”

Dr. Wegner’de benzer konuyla çalışmış ve ne kadar o düşünceden kaçarsa ve çeldirici ararsa bir süreden sonra çeldiricilerin de düşünceyi bulduğunu keşfetmiştir. Beyaz ayı yerine mavi kuş düşünürseniz, mavi kuş bir süreden sonra beyaz ayıyı hatırlatır. Zihin kontrolünün özellikle stresle zorlaştığını belirtmiştir.

Stresten uzak durmak önemli çünkü mevcut enerjinizi azaltır ve düşüncelere yenik düşmenize neden olur. Bu sebepledir ki bir kötü olay yaşadığınızda arka arkaya kötü olaylar yaşanır ve siz “kötü kötüyü çekiyor” diye düşünürsünüz. Oysaki zihin kendini böyle programlar. RC dediğiyle de bağlantı kurabiliriz: Yani günlük enerjinizi yanlış kaynaklara yönlendirmiş, kendi hedeflerinize harcamamış olursunuz.

En iyi yol bunun kontrol edilmesi gerektiği inancından kurtulmaktır ki OKB’nin en büyük problemi kontrol etmektir! Bu da sadece obsesyonda değil, mücadele ederken de aktifleşir. Örneğin saçma bir konuya OKB’linin takılma nedeni o konuyu aşırı önemli görmesi, aşırı kontrol etmesi ve enerjisini harcamasıdır. Dr. Wegner’da göre en iyi mücadele yöntemi olayı kontrol edemeyeceğinizi anlamaktır! Yani kafaya takacak daha iyi şeyler bulun!

Başta zor olabilir. Bu durumda da maruz kalmak bir diğer yöntemdir. Maruz kalıp, oraya buraya saldırmaz, sevgilinize/anne-babaya bağırmak yerine mantıklı düşünerek bunun yanlış olduğunu kendinize anlatırsanız ve gerekirse yazarsanız zamanla kafaya takmamayı öğrenirsiniz

Kendililiğinizde Uzmanlaşın!

Her insanın hayatında birçok enerji vampiri vardır ve bu kişileri bulamazsanız günlük enerji barınızı tükenir, hedefleriniz için daha az enerjiniz kalır. Kendililiğinizde uzmanlaşmanın en güzel yolu enerji vampirlerini bularak hayatınızdan çıkartmaktır.

Bunu anlamanın yolu nedir? Eğer sallamadığınız şeyleri doğru seçtiğinizde hisleriniz iyileşiyorsa veya sevdiklerinizin hayatı kolaylaşıyorsa doğru yoldasınız demektir.

Yalnız bu durum kişi veya çevresi tarafından ihlale ya da bencil olmanız gibi utandırma taktikleriyle suistimale uğrayabilir. Yani bazen en yakınınımız belki sevgilimiz, belki de onun çevresi enerji vampidir. O kişileri sevmediğimizi söylersek bize karşı cephe alınabilir. Herkes iyi anlaşmak zorunda değilsiniz!

RC’de bir örnek:

Sevgilimin bir arkadaşı, orta yaşta obez bir kadın, bütün evde takılıp, devamlı çevresindeki insanları küçümsüyordu. Başka düşüncelere katılmayıp, herkesin kendi düşüncelerini kabul etmesini istiyordu. Tipik bir duygusal enerji emiciydi. Kız çocuğumun bu kadının çevresinde olmasını istemeyerek 2 defa gelen akşam yemeği buluşmasını reddettim. En başta sevgilim bozuldu fakat ilerleyen süreç de o da bu kadının iyi niyetli olmadığını ve enerji vampiri olduğunu kabul etti.

Yani kendinizi kontrol etmek ve sinirinizi farklı kaynaklara harcamak hayatınızı kaliteli hale getirir. Bazı insanları kızdırabilir, bazı insanlar size düşman olabilir, bu kaçınılamazdır.

Kendi Kontrolünüzü Nasıl Güçlendirirsiniz?

Bu durum kas inşasına benzer. Sizi zorlamayan şey güçlendirmez. Gerçekten zorlayacak ve iradenizi terbiye edecek bir şey istiyorsanız soğuk duş alabilirsiniz. Sıcakta duş almak modern bir lükstür ve geçmişte insanlar buz gibi göllerde duş alırlardı. Aslında baktığımız da günümüzde birçok şeye  kolay ulaşmak irademizi zayıflatıyor ve bu konuda verilecek en iyi öneri bir şeyin zor versiyonu varsa onu tercih etmeniz olacaktır. Böylece o işten daha fazla keyif alırsınız, çünkü yaptığınız iradenizi geliştirir. Bir şeye kolay ulaşmaksa emek verme konusunda cimri olmanıza neden olacaktır.

Soğuk Duş Almanın Yararları:

  • -İradeyi güçlendirir.
  • -Beyindeki sis perdesini kaldırır ve odaklanmayı iyileştirir.
  • -Kan dolaşımını iyileştirir.
  • -Cilt ve saç için sağlıklıdır.
  • -Bağışıklığı güçlendirir.
  • -Enerjiyi arttırır.
  • -Metabolizmayı güçlendirir ve yağ yakmayı hızlandırır.

İleri okumalar

  1. Richard Cooper – The Unplugged Alpha
  2. Mark Manson – Kafaya Takmama Sanatı
  3. Purdon, Clark – Takıntılarla Başa Çıkma
  4. James Clear – Atomik Alışkanlıklar