Ana Sayfa » cinsiyetsizleştirme

cinsiyetsizleştirme

Feminenleşen Toplumda Cinsiyetsizleştirme Politikaları

Feminenleşen Toplumda Cinsiyetsizleştirme Politikaları

Feminenleşen toplumda erkeğin rolü ve feminen merkezci sistemi eleştirmiştik, bu bölümde de cinsiyetsizleştirme politikaları ve kadın üstünlüğünden bahsedelim.

2. Feminist dalgadan bu yana onca teknolojik ve bilimsel gelişme yapması beklenen kadınların tek söyleminin “ÖZGÜRCE, EŞİTÇE CİNSELLİK” olduğunu görüyoruz. Açın bakın wiki’e, pankartlardan, feminist manifestoların hepsinde bu var. Amaç hipergamiyi sınırsız hale getirmek. Eğer kadınların yattıkları alfa erkekler, onlara “duygusal, ekonomik” sağlayıcılık da verseydi, muhtemelen hiçbiri olmayacaktı ki bunu alan nadir kadının zaten mutlu olduğunu görüyoruz.

Boşanan Erkekler ve Üvey Babalar

Denklemin bir tarafında alfalar olsa da bir tarafında da yanlış kararlarla erken evlilik sonucu boşanan erkekler var. Belki alfalar çocuklarının olduğunun bile farkında değil fakat boşanan erkekler bunun farkında ve çoğunluğu depresyona giriyor ve kadınların 2.4 katı kadar intihar ediyor. Boşanmada eşitlik mi? Demokrasi mi? ÖYLE BİR ŞEY YOK! Bunu aklınıza sokun.

Dünyadaki en zengin veya refaha ulaşan kadınların istatistiksel olarak girişimcilik yerine nafaka ile bunu başardığını biliyor muydunuz? Feminen toplumda boşanma özendiriliyor çünkü avantajlı ve çoğu kadın için boşanma bir çeşit kar sağlama kurumuna dönüşmüş durumda. Eğer kadın yararına anlaşmaya gitmezseniz mahkeme otomatik olarak nafaka bağlıyor ve mal varlıklarının yarısını alıyor. Erkeklerin tamamıyla zararlı çıktığı bir durum. Sadece kadın değil erkek de boşanmak isteyebilir ama yap-a-mıyor. İlgili olarak Richard Cooper’ın kısa podcastini izlemenizi tavsiye ederim. Boşanmış erkekleri bekleyen kötü sonuçlar var.

Üvey Ebeveynler ve İstismar

Üvey babaların çocukları 8 kat daha fazla istismara uğrattığını biliyor muydunuz? Eğer bunu yaşamadıysanız şanslısınız demektir ve bir sorun çıktığında öz-babanın çocuk üstünde hiçbir söz hakkı yok. Çünkü feminen-zorbacı sistem buna engel oluyor, mahkeme çocuğun haklarını %87 ihtimalle anneye veriyor! Üvey baba çocuğunuzu mu dövdü? Anne “oğlan hakketti” dediyse göz yummak zorundasınız, kendi çocuğunuz üstünde nafaka vermek harici hukuki hakkınız yok! Tabii üvey babanın ağzını burnunu da kırabilirsiniz. Bu üvey babaların çoğunluğunun beta olduğunu ve esas amaçlarının kendi genetik materyallerini aktarmak için çocuklu anneyi seçip, üremeye çalıştıklarını biliyor musunuz? Çünkü bekar ve genç bir kadını elde edemiyorlar! (Tabii azınlıktaki “iyi üvey babaları” tenzih ederim.)

Artan Cuckold Fantezileri

Sizin bir çocuğunuz yok fakat “bir alfanın çocuğunu büyütüyorsunuz!” İşte bu cuckold’un kendisidir. Erkeklere diğer erkekler normal gelmeye başladı. Oysaki yıllar önce cinayet sebebiydi. Hatta doğada hala böyledir. Erkek aslan, grubu domine ettiğinde, dişilerin önceki alfalardan kalan çocuklarını öldürür. Fark ettiniz mi? Porno sektörüne bile son dönemde cuckold ve swinger girdi, twitter bunlarla çalkalanır oldu. Fantezilerin “normalleştirilmesi” bile bu sürecin bir sonucudur.

Size basit bir örnk vereyim. Ekşi’de cuckold/swinger üzerine tarafsız psikanalitik düzlemde bir entry yazmıştım ve görüşlerimi psikolog Dr. Otto Kernberg ile destekledim ve deli gibi eksi aldı, inatla da silmedim. Hatta bazı erkeklerden bizimle olur musun diye teklif geldi, bazıları karın var mı diye sordu! Yazdıklarım adamı tahrik etmiş, inanabiliyor musunuz? Neden? Çünkü cuckold olmak, karınızı başka bir erkekle paylaşmak bile normalleşiyor. Swinger konusundaki eleştirim 2017 yılında ekşi-şeylerde yayınlanmıştı. Özetle; “yapmayın, çünkü ne hissedeceğinizi bilemezsiniz” demiştim.

Cinsiyetsizleştirmeyi Destekleyen Görüşler

Amaç tek tip insan yaratmak ve bunların karakter özelliklerini modifiye etmektir ve ideal insan modeli kadındır. Amaç kadınların daha da özgürce partner seçimine olanak kılmak ve erkeği değersizleştirmektir. Çünkü feminen davranış tahmin edilebilir ve uyumludur. Erkekler ise uçtadır, sinirlidir, fevridir (toksik maskülenlik!?!) fakat bu özellikleri erkeklere yaratma gücü verir.

Yıllardır ders verdiğim sınıflardan örnek vereyim: Kadınların ortalaması hep daha yüksek, gerçekten daha ilgililer fakat en yüksek puanı alanlar erkeklerden çıkıyor. En zor ya da düşündürücü sorular erkeklerden geliyor ama uçları traşlayıp homojen bir toplum yaratma isteği işte bu farklılığı yok edecektir. (Google’e yazıp kaç sayfa var bakın: Future is female!)

Düşünmedikleri bir konu var. Bu kompresyon muhtemelen %20lik kesimi de budayacak ve kadınlar üremek için erkek bulamayacak yani arzu duymayacaklar işte. Evrimde kadınların niteliği “seçici” olmalarıdır ve erkekler bu uğurda evrimi devam ettirmek için kendilerini geliştirir fakat siz şu an gelişimi erkeklerin elinden alıyorsunuz. Kendine çeki düzen veremeyen, feminenleşen, agresiflikleri azalmış ve bununla birlikte rekabet edemeyen öfkeleri içten içe süren bir toplum ortaya çıkıyor. Hadi oradan diyenler ilk bölümde verdiğim İzlanda ve İşveç istatistiğine bakabilir. Bu ülkeler feminen düzene ilk katılan ülkeler olmasına ve “medeni” olarak anılmalarına rağmen dünyadaki en yüksek tecavüz, şiddet ve %72 boşanma oranına sahipler. Bunu eleştiren Den Brysomme Mannen isimli müthiş bir film var. Öneririm.

Sonuçta siz eşitlik satıyorsunuz fakat böyle olmadığını gören instagramda mesajına bile geri dönülmeyen erkek büyük bir hayal kırıklığı yaşayarak hangi eşitlik diyor? (Bkz: İnsel)

LGBT’i bu oyuna alet etmek

Cinsiyetsileştirme çalışmalarını en çok LGBT’i kullanırken görüyoruz, onları da provoke ediyorlar. Toplum araçlarının devamlı lgbt övücü yayınlar yapması bu geleceğe hazırlandığımızı gösterir. Şahsen lgbt’e karşı değilim ve görüşlerimi önceden belirtmiştim fakat toplum içinde şu cümleyi okuduğunuzda bile hissettiğinizi düşünün. “oo lgbt dedi, cinsiyetçi! linç edin!”

İşte amaç tam olarak bunu başarmak. Feminenlik üstüne bir şey söylemeniz anında suçlanmanıza neden oluyor, bunu ekşi-sözlük başlığı üstünden Türk kadınındaki solipsizim kousunda anlatmıştık. Hatta 3 yaşındaki çocuğa lgbt hikayeleri içeren bir kitap okuduğu konusunda başlık açan birinin nasıl destek aldığını görmüştük. İşte bunlar gynocentric(kadın merkezci) sistemin amaçlarının başarıldığını gösterir. 

Bunları sorgularsınız kadın/lgbt düşmanı, cinsiyetçi olursunuz. Oysaki doğada da tek tip yoktur, hatta eşcinsellerde bile yoktur!

R. Tomassi’nin podcastteki cümlesi dikkatimi çekti ve gerçekten çok güzel bir örnek: Doğada eşitlik yok, eşcinsellerde bile yok. Aynı cins olmalarına rağmen aktif ve pasif olanı var. Bir taraf daha maskülen, diğer taraf feminen. Hipergami hep kalacak. Bütün “feminen” hissedenler kendinden daha iyi özelliklere sahip kişileri tercih edecek. Daha diyecek. Kadınlar daha iyi nesiller meydana getirmek için “daha iyi, daha güçlü, daha…%” erkeği seçmek zorunda!

Cinsiyetçi görüşlere bu düzlemde dönüşüm hep aynı oldu. Evet cinsiyetçiyim. Şunu bilinki pair-bonding’in temeli tam olarak cinsiyetçidir. Doğa cinsiyetçidir, türler arasında “male ve female” vardır. Bir şeylerin gelişmesi, ilerlemesi, evrimsel dürtüler cinsiyetçidir, bu olmasaydı erkekler kendilerini geliştirmeye çalışmayacak, kur bile yapmayacak ve zekamız evrilmeyecekti. Gözünüzü açın ve şu 2 kitabı okuyun derim:

  1. C. Darwin – İnsanın Türeyişi
  2. Geoffrey Miller – Sevişen Beyin

Her zaman dediğim gibi eşitlik sadece yasalar önünde “sosyal varlıklar”olduğumuz için vardır ki o bile şu an yok! Şahsen cinsiyetlerin farklılığını hep inandım, her türün kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır ve bu felsefenin en temel görüşlerinden biri olan “diyalektiği” oluşturur. Ying-Yang’dır bu. Aynı zamanda dengedir! Dengeyi bozarsınız bunu ödersiniz. 

Kadınlar için Mavi Hap

The Matrix de mavi hap kendini kandıranlar seçimi olarak ifade edilmişti. Rollo Tomassi kendi podcastinde feminizmi kadınlar için mavi hap olarak tanımlamış. Güzelliği inkar edenlerin seçtiği, bakımsızların sığındığı bir tanım.

Bence feminist kadınlar çirkin olmuyor ki bunu söylemek bir erkeğin yapacağı en büyük hata olur. Tam tersi çirkin kadınlar feminizmle kendilerine bakmamayı rasyonelize ediyor. Feminizmin mavi hapı seninle! 

-Çirkin misin? Meta olma!

-Obez misin? Kendinle barışık ol!

Çünkü her şey kadınlara ait, gelecek size ait, her şeyi yapabilirsiniz, erkeklere ihtiyacınız yok… Alfa erkekle seviştikten (hipergaminin “%100 alfa döller” tarafı) sonra eğer onu kafesleyemezseniz yine erkekleri “çocuklu annelere” bakmadınız diye suçlayın! Çünkü bir kadın olarak bütün kaynaklara ulaşımınız sonsuz olmalı. Feminist düşünce altında kadınların “sahiplenilmesi” gerektiğini savunan bir sitem oluştu. Güç sizde! Bunun sürüklediği yer ise yine Onlyfans veya Instagramdan takipçi kasmak ve para kazanmak. Başta feminizmin eleştirdiği yere gelmiyor muyuz? Kadınlar özgürleşmek adına neden kendi vücutlarını sergiliyor? 1. dalga feminizmden geriye tam olarak ne kaldığını bence çoğu feminist de bilmiyor. Çünkü doğaları gereği eşitlik adına kendilerine sağlanan pozitif ayrımcılığa uyum sağladılar. Ne demiştik? Kadınlar uyumludur.

Yeni Feminen Cinsiyetsiz Düzenin Sonuçları

Bu düzende “tek annelerin” artmasındaki en büyük sorun sözde özgürlüğün bedelini çocukların ödemesidir. Babasız büyüyorlar. Çünkü “gelecek kadınların! Bu yüzden herkes kadın olmalı!” Feminizm en son eşitliği savunurken ne ara mottoya geldik? Anlaşalım bu, feminizm bile değil.

Modern toplumda hep aynı şey öğütleniyor: “Kalbinle hareket eder, duygularını ifade et.” Bu tipik feminen düşünce tavrıdır. Kişisel olarak bu yüzden mühendislik okuyan kadınları daha fazla tercih ettim, çünkü bu paterni daha kolay bozabiliyorlar. Çoğunlukta olan aptal kadınlar bu denklemi daha zor fark ediyor ve aldatmalar artıyor. Hatunların efendi yerine piç erkek tercihi yazısında istatistiklerle anlatmıştık.

Mantıklı düşünce paterni geride bırakıldı. Önce hissediyoruz, sonra düşünüyoruz. Oysaki bilimde temel bir metodoloji vardır: Önce araştırılacak konuyu bulunur, sonra neden diye sorurulur ve çözüm ararsın. Sonunda da iyi/kötü, başarılı/başarısız hissedersin.

Bunların hepsi de haklarını alamadını söyleyen kadınlar tarafından başlatıldı. Hala haklarını almaya, ataerkilliği yıkmaya çalışıyorlar. Ortada böyle bir sistem kalmadı. Eşitlik neredeyse her alanda sağlandı ama yetmedi. Yetmeyecek. Bu algı toplum mühendisleriyle dayatılmaya maalesef devam ediyor, daha acısı ise birçok erkek bunu doğal karşılıyor ve bu entelektüel sjwler kendi çocuklarının topuklarından vurduğunun farkında bile değil.

Makelenin ilk “erkeğin rolü” kısmı için tıklayın.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin)

Feminenleşen Toplumda Erkeğin Rolü

Feminenleşen Toplumda Erkeğin Rolü

Feminenleşen toplumda erkeğin rolü maalesef feminizm etiketi altında yayılan cinsiyetsizleştirme politikasıyla ilgilidir. Son 50 yıldır paralel olarak düşen testosteron oranı ve toplum mühendisleri yardımıyla erkekler iğdiş ediliyor, genetik aktarım önemsizleştiriliyor. Amaç eşitlik değil, amaç tek tip cinsiyetsiz insan yaratmak ve erkekleri de buna inandırmak. Yazdıklarımı Rollo Tomassi’nin “Modern Woman” isimli podcastinde de yararlanarak zenginleştirdim. İsteyen tamamını dinleyebilir.

Sorun sadece kadınlar değil, erkek destekçileri de çok. Adam gayet net “cinsiyetsileşme” olmalı diyor fakat bunun negatif çıktılarını düşünmüyor, her şeyin zıttıla dengede olduğunun farkında değil. Bunu yapmanın için en basit yolu testosteron oranlarını düşürmeniz ya da kadınlarınkini arttırmanız gerekir. Bunun sonuçları? Feminizm yazımdan alıntı yapayım:

“Genetikte şöyle bir durum vardır: Bir davranışı değiştirmek için hangi dna’nın değiştirilmesi gerektiği bilinir fakat o dna’nın toplamda neleri etkilediği bilinmez, işte sosyal-mühendislikle belki “maskülenliği” eleyebilirsiniz fakat bunun sonuçlarına da katlanmanız gerekir. Çünkü seçim-seçilim, evrim, gelişmeye sekte vurabilir. (Bkz: Maskülenlik vs Feminenlik)”

Sorun feminizm değil, feminizmin sonucunda ortaya çıkan yeni bir kontrol akımı bu.

Erkekler neden kıskanç? Neden sahiplenmeci? Neden korumacı? Çünkü evrimsel olarak “iğrenme” duygusu gibi çocuğunun keninden olduğuna emin olmak ister ama soyun gereksiz olduğu, dünyanın kalabalık olduğu, genlerimizin kıymetsiz olduğu gibi görüşler işlenmeye başladı. Tabiiki çocuklu tek-annelere bir erkek gibi sahip çıkmanız gerektiği övülür oldu. Nasıl yani?

Çocukların %42sinin evlilik dışı meydana geldiğini biliyor musunuz?

“Erkeklere soyun gereksiz olduğu zırvası(anti-natalizm) yerleştirilirken, neden kadınların 26 yılda x1.5 artan oranda evlilik dışı çocuk yapıyor?”

2000′de evlilik dışı çocuk %25 olan oran 2018’de %42’e çıkmış. Aşırı feminen ülkelerde bu oranın %70leri geçtiğini görüyoruz. Daha ilginci tecavüz oranları toplumsal cinsiyet eşitliğin “tam sağlandığı” İzlanda gibi ülkelerde en yüksek oranda! (ref)

Bilgiler manipüle edilebilir ama istatistikler yalan söylemez. 2015 istatistiklerine göre dünya genelinde en fazla boşanma ve tecavüz İzlanda ve İsveç gibi çok gelişmiş ülkelerde gerçekleşiyor ve örneğin İzlanda’da 1976’dan bu yana toplumsal eşitlik yasası(bizdeki adıyla İstanbul Sözleşmesi) geçerli. Bunların çoğunun da ihbar edilmediği biliniyor. Bizde de durum farklı değil, 2000lerden bu yana toplumsal eşitlik yasasının kadını boşanmaya özendirmesiyle şiddet daha artmış durumdadır. Toplumsal cinsel eşitliği yayma adına kadına ekstra haklar verilmekte ve özendirilmektedir fakat şiddet ve tecavüz azalmamaktadır!

Son 26 senenin ve son 16 senenin istastiklerine göre evlilik dışı çocuk oranı ortalaması %42lerde.

Çocuk yapmamayı savunan kadınların ergenlik sonrasında sabit bulunan yaklaşık 400 adet yumurtasının azalmasıyla kritik bir noktada genetik olarak uyarılır. Kadın bilinç düzeyinde ne derse desin, travma sahibi değilse 30 yaş sonrasında panikle dna’larının dürtüklemesiyle bu gerçekleşecektir ki Avrupadaki %42lik ortalama da bunu gösteriyor. Çok sahibi kadınları işlerine %69 oranında geri dönmediklerini önceden anlatmıştık. Özetle dürtü ortaya çıktığında söyledikleri önemsiz olacaktır.

Daha ilginci ise kadınların ağırlıklı olarak düşük eğitim seviyesine sahip olmaları. 1965’deki cinsel devrimden bu yana oranlar hızla tırmanmış! Yani düşük akademik başarıya sahip kadınlar bir yerde feminizmin mavi hapına daha çok kapılarak çok yapıyor. Ancak lisans ve üstü seviyeye sahip kadınlar daha bilinçli. Bir diğer ilginç istatistikse eğitimli kadınların daha az boşandığı.

Feminenleştirme Stratejisi Şöyle:

Mevcut erkekleri soyun gereksiz olduğuna inandır, entelektüel sjw’lerden destek al, kadınlar evlilik dışı doğumla çocuklarını feminen düzene uygun yetiştirsin ve cinsiyetsiz, tek türün “feminene” dönüştürüldüğü bir toplum yarat ve bunu toplumsal aygıtlarla yay(aile, sosyal medya ve yasalar). Düşen testosteron oranı, insel artışı, yasaların devamlı kadınları koruması hepsi bunu destekliyor. 

Çocuklarını babasız yetiştirmekten, uzun süreli ilişki kurmaktan gurur duyan bir kadın nesli var! Çünkü erkeklere ihtiyaçları olmadığı anlatıldı. Madem mutlular neden belli bir yaştan sonra bir erkeğe ihtiyaç duyuyorlar? Bu eşitlik değil, üstünlük tavrıdır.

R. Tomassi şöyle eleştiriyor: “Tebrikler çocuğunuzu babasız büyüttün, siz harikasınız, her şey erkeklerin suçu! Hatta tipik suçlama mekanizmalarıyla babasız büyüyen nesile üvey-baba atıyoruz. Bunu yapmayan erkekleri suçluyoruz, güçsüz olduklarını ve sorumluluk alamadıklarını söylüyoruz.

Madem çocuklar doğuyor neden yarısının öz babası ortada yok? (Bu istatistiklere “boşanmaların” olmadığına dikkat çekerim) Çözüm kadınları kısıtlamak, esir etmek ya da siyah-hap değil. Başka bir çözüm bulmalıyız ve belki de en ideali makul bir ataerkil sistem. Çünkü ataerkil sistemde tek türleşme yoktur, en azından 2 türün de varlığı kabul edilir. 1. Feminist dalgayı ve insan haklarını destekleyen biri olarak yasaların düzenlenmesiyle daha adil bir sistem oluşturulabileceğini düşünüyorum.

Ataerkil(Erkek Merkezci) vs Gynocentric (Kadın Merkezci) Sistem

En acımasız aşırı maskülen ataerkil toplumda bile tek tipleştirme yoktur, kadınlar “maskülen” olsun denilmez. Maskülenlik emek ister, maskülenlik tanım olarak “dışa dönüş, yapabilirim” mottosunu bensimsemektir. Bunlar: spor, müzik, eğitim olabileceği için savaşlar da olabilir. Feminenlikse içe kapalı olmaktır. Sadakat, sevgi, uyumlu olmakla bağlantılıdır. Bu yüzden insanların tamamı uyumlu hale getirilmeye çalışılıyor. Aynı The Faculty veya Demolition Man filminde olanlar uygulanamya çalışılıyor. Bu tanımları ben uydurmadım, çağın ilk feminist psikologlarından Dr. Alfred Adler ve Dr. Karen Horney diyor.

İlginçtir kadınlara eşitliği bile sağ duyu sahibi, insan haklarının önemine inanan erkekler sağlamıştır. Yani medeniyeti erkekler kurmuştur. Toksik maskülenlik diye eleştirilen erkeklerin omuzunda yükselmiştir. Hayır olamaz diyenler Arabistan’a baksın. Orada neden kadınlar savaşarak haklarını elde edemiyor? Çünkü erkek sağ-duyu sahibi değil. 

Feminen odaklı sistem ise tek tipe odaklanır ve eleştirdiği ataerkil sistemden daha adil değildir. Mahkeme kararlarına bakarsanız bunu görürsünüz. Örneğin ABD’de yasalara göre öz babası olduğunuzdan emin değilseniz, DNA testi için en fazla doğumdan kısa süre sonraya kadar yasal hakkınız var aksi halde biyolojik babası olmasanız da NAFAKA ödemek zorundasınız! (ref). Çünkü yasalar eşitlikçi değildir! (Bkz: İlgili davalar) İşte bu feminen-baskıcı sistemin sonucudur! Ataerkil sistem bu konuda çok adildir.

Ataerkil sistem de mükemmel olmayabilir…

Aynı kapitalizm gibi, mükemmel değil fakat daha adili gelene kadar iyi uygulanırsa insanlık için uygun sistemdir. Kapitalizm üstüne negatif düşünülmesi gibi eminimki bu cümle üstüne ataerkil sistem üstüne de negatif düşünüldü, çünkü yeni nesile son 50 yıldır ataerkilliğin kötü olduğu öğretildi. Oysaki bahsettiğim baskıcı, kontrolcü, kadının 2. Sınıf olduğu bir sistem değil, bu vahşi-kapitalizm gibi vahşi-ataerkillik olabilir.

Temelde ise ideal bir ataerkil sistem her 2 türün de maksimum seviyede faydalı olmasını sağlar, aile kurumunu korur. 90’lardan günümze artan boşanma oranları da bunu ispatlıyor. Gynocentric sistem boşanmayı bir kar kurumu haline getirdi. Bir kadın kocasının geliriyle(kendi ya da çocuk için) kolaylıkla hayatını devam ettirebilir. O gelirin oluşmasında katkı sağlamasa bile bütün mal varlığının yarısı kadına geçer ve mahkeme “sen ne kattın?” diye sormaz.

Olur mu ya feminen sistem harika, feminizim müthiş diyenlere Türkiye’deki son mahkeme kararlarını hatırlatırım: Erkeğin cinsel görevlerini yerine getirememesi sonucu mahkeme boşuyor ve temyiz sonucunda kadın bir de nafaka alıyor. İşte bu feminenleşen toplumun komplo teorisi olmadığını gösteren sonuçlardır. Bu kadınları eşitlikçik kelimesi altında yüceleştirdiğimizin en açık göstergesidir. Erkek-kadın eşit, kadınlar en kötü ihtimalde eşit diyebiliriz.

Kadınlarda Poligami

Bir diğer podcastte feminen öğretilmişlik ve “erkeklerin çaresizliği” yüzünden bir diğer tablo var. Rich Cooper ve R. Tomassi resmen gülmekten konuşamıyor. Kadın 4 erkekle birlikte ve bunu doğal karşılıyorlar. Kadının CPD’si 3/10 anca var ve 4 sağlayıcı ile yaşayıp, bir de çocuk yapıyor. En alt/leş kültürde bile kuralların değişmediğini, alfa döller, beta öder’in, hipergaminin korunduğunu görüyoruz.

Kadın bir yerde şöyle diyor: “Onların başka kadınlarla birlikte olmasını isterim” ama biliyorki bulamayacak kadar kötü durumdalar ve soy aktarımı için buna razı gelmişler. İşte feminen baskıcı sistemin sonuçları budur. Gariptir ve savunmuyorum fakat sınırsız kadına ulaşmak doğada “erkeğin temel cinsel stratejisidir.” Geçmişte 17 kadının bir erkeğe düştüğü üstüne genetik çalışmalardan bahsetmiştik ama çaresizseniz bu hale düşüyorsunuz. Feminenleşen toplumda erkeğin rolü için güzel bir örnek.

Mesele eşitlik değil, kadınların hipergami arzusunu doyurmak

Çoğu kadın özellike 20-24 arasında daha yüksek olmak üzere 28 yaşına kadar olabilecek en tehlikeli adamlarla arzuyla, kendilerini tutamadan tek gecede birlikte olduktan seneler sonra birden akıllanır ve “eşitlikçi” bir sağlayıcı erkek isterler. Neden? Önceden yaptıkları her şey yanlıştır! Onları bir gecede kendi hataları veya arzu duymadığı için ghosting yaparak terk eden, kendilerine fakbadi stratejisi güden erkekler hatadır! 

Sorun şu: “çoğu kadın” neden arzu duyduğu erkeği en iyi çağında(22-25 arası) seçmiyor? Çünkü o yaşların sonsuza kadar sürdüğünü düşünüyor.

O erkekler kötüdür ama feminen sistem onlara her türlü erkeği denemelerini önermiştir ki bilinçaltında tehlikeli erkekleri elde etmeye hipergami arzusu diyoruz. Ardından üvey baba beta sağlayıcıları övdüğümüz dönem başlar. “Sen de erkek misin? Sevgi her şeyin üstündedir, eğer o kadını seviyorsan çocuğuyla kabul edip, ona babalık yaparsın” ki buna retroaktif cuckold diyoruz! Yemeyenler de fark etmeden %10-30 arasında oranlarla proaktif cuckold olarak başkasının çocuğunu kendi çocuğu sanarak büyütüyor. 

Özetle feminen-sistem sen istemesen de o çocuğa duruma göre yasa yoluyla(üstteki nafakı örneği) da olsa zorla bakmanı sağlıyor.  30+ yaşını mı geçtin? Panik yapma seni kurtaracak bir kahraman var. (Kahraman=Beta sağlayıcı) o da mı olmadı? Tek kadın güçlüdür!

Sonuçlar

Feminenleşen toplumda erkeğin rolü içinde ataerkil sisteme göre daha dengesiz bir sistem var elimizde ve tepedeki %20lik alfa kesim için feminenleşme önemsiz. Çünkü kadınlar alfalarla arzuyla birlikte oluyor ve bu erkekler için gerisi de pek önemli değil. Onların genetiği bilmeseler de aktarılıyor fakat çoğunluk cuckold’a evriliyor: “beta->cuckold beta.” Bu betalar başkalarının çocuğuna bakan “uyumlu kişiler haline getiriliyor, farklılıklar yok ediliyor ki buna “Feminenleşen Toplumda Cinsiyetsizleştirme Politikalarıyazısında değineceğiz

Özetle kadına hizmet ediyorsunuz. Bir evrimsel bir dürtü olan erkeğin genetiğinin bir sonraki nesile aktarması “önemsizleştiriliyor” İşte bu kandırılmışlığa “modern beta oyunu” diyebiliriz. 

…Devamı gelecektir. Öncesinde şunları okumanızı tavsiye ederim:

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)