Resim: Adam Elsheimer - Saint Christopher (Kıskançlık)

İçerik

Kıskançlık

Erkekler kıskanç olmamalı mıdır? Kıskançlığı bastırmalı mıyız? Öncelikle şunu söylemeliyim ki kıskançlık bir erkeğin “en önemli” silahlarından biridir ve ilişkinin geleceğini anlamak için bir yöntem olmalıdır. 

Kıskançlık evrimsel bir dürtüdür.

Evo-Psik 101: “Kıskançlık insanlığın ilk tarihinden itibaren erkeklerin yoğun yaşadığı bir savunma mekanizmasıdır” Çünkü kıskanç olmayan erkek kendi genetiğini aktaramaz. Kadının birinden hamile kalması; sizin kaynaklarınız boşa gitmesi demektir ve başkasının çocuğuna baktığınızı bilmezsiniz. Bu yüzden erkekler “mate-guarding” olayında daha saplantılıdırlar ve “kıskançlık davranışı değil, duygusu gereklidir.” Örneğin kadınlarda erkeğin cinselliğinden çok diğer kadınlara duygusal yatırımı kıskanılır. Altta ayrıntılı bahsedeceğiz.

Düz dünyacılar şöyle diyebilir :”yahu günümüze dna testi var, böyle evrimsel dürtü mü kalır!^%+!”

Evet kalır ve kalmalıdır. Şöyle ki:

  • Evli değilseniz kadının rızası olmadan dna testi yaptıramazsınız, suçtur. Zorlarsanız güvenmeyen, zorba erkek olursunuz.
  • ABD’nin bazı eyaletlerinde çocuk sizden olmasa bile eğer mahkeme uzar da dna testi geçikirse sizden olmasa bile nafaka ödersiniz.
  • Günümüzde bile erkekler %10-%30 değişen oranlarda bir başkasının çocuğuna bilmeden babalık yapmaktadır. Bu erkekler dna testini bilmiyor muydu?
  • 2 tarafı boklu değnektir. Kadınlar manipülatiftir ve kırılgandır da. Erkek de bunu bilir, sevgilisini kırmaktan korkarak dna testi teklifini yapamaz. Çünkü haksızsa kaybettiği daha büyük bir şey olacaktır.

Demek ki günümüzde de kıskançlık erkek için hala bir parametredir ve pragmatiktir de. Çünkü “doğru kıskanmayı” öğrenen erkek genellikle dürtülerinde haklı çıkar ve ilişki yatırımı yapılmayacak kadını baştan eler. Bunu sevgilinin geçmişi yazısında anlatmıştık.

Ayrılmanıza rağmen neden o kadını başkasıyla düşünemiyorsunuz?

Örneğin neden ayrıldıktan sonra bile o kadının biriyle yatıyor olması size rahatsızlık veriyor? Kaç kadının ayrıldıktan sonra bundan rahatsız olduğunu gördünüz?  Erkeğe veriyor çünkü evrimsel olarak genlerinizde kayıtlı olan bilgi: “Zor bulduğun kadından bir başkası üreyecek, genetiğim aktarılmayacak” düşüncesi, bir diğeri ise derinlerdeki odipus kompleksiyle bağlantılı olarak “ilk aşık olduğunuz, size yoğun ilgiyi veren, aynlama dönemine girmeden önce uzantınız zanettiğiniz kişi olan annenizin yerine koyduğunuz kadını kaybetmek.

Kadınlarda Kıskançlık

Kadının evrimsel olarak en korktuğu şey erkeğin duygusal yatırımını değiştirmesidir(başka kadınla duygusal olarak ilgilenmesidir). Bu ilginçtir ama hipergami denkleminde beta öderin daha aktif olduğu uzun süreli ilişki paternidir. Kadınlar, arzu duydukları erkeklerde kendilerine ayrılmış kaynakları(sevgi, şefkat, güven) kaybetmeyi erkeklere göre daha az severler. Bu yüzden fiziksel aldatmaları hoş görebilirken, duygusal aldatmaları hoş görmez. Örneğin TLC’de Infidelity diye bir program vardı zamanında. Aldatma hikayeleri anlatılırdı. Fiks bir şey vardı. Erkek aldatıldıkları zaman asla affetmiyorlar, kadınlarsa fiziksel bir aldatma varsa geri dönebiliyordu.

Onlar için de cinsellik kıskanma sebebidir ama erkeğin hissettiğinin yanında seviyesi düşüktür. Çünkü çocuğun kendinden olduğunu bilir. Bunu daha farklı bir örnekle anlatmaya çalışayım:

Çoğu erkekte şu vardır: “O yanımda olsun, kimseyle sevişmesin, ona bakayım yeter” romantizmi. Başkasıyla olmadıktan sonra beni sevmese de olur diye düşünürler. Mesela Eşkiya filmini düşünün. Yetmedi mi? 13 YY. Courtly Love kavramı da tam olarak böyleydi. Lordlar bir kadınla birlikte olur, emrindeki askerlerin motive olması için karısına yazmasına izin verirdi ama asla cinsel ilişki olmazdı.

Erkek de kadının bir başka erkekle duygusal hareketini kıskanır ama ilk sorusu şu olur: “Onunla seviştin mi?” Kadın hayır derse, “ohh” der. Aynı durumda kadına “sevişmediğim” deseniz; bir de sevişseydin!!+%’^!! Cevabını alırsınız. Size onunla zaman geçirdiğiniz için kızgındır.

Erkeklerin İlişki İçindeki Kıskançlığı

Kadınlar kıskanılmayı sever ama dengesi önemlidir. Hiç kıskanmazsanız sevilmediklerini düşünürler, çok kıskanırsanız reaktif doğaları sebebiyle kısıtlandıklarını hissederler ve size baş kaldırırlar. Örneğin şunu çok duydum: “Sen ne biçim adamsın, neden kıskanmıyorsun beni?” Özetle haketmeyen kadınları kıskanmaya da gerek yoktur. Bunu da filtreleyebilmelisiniz.

Evrimsel dürtünüzü yok saymak tehlikelidir. Yani “ben kıskanmayacağım! Güçlü erkekler kıskanmaz!” gibi bir duruma girmeniz çoğu tehlikeyi kaçırmanıza neden olur. Mesele bu dürtüyü kontrol etmektir. Dürtüyü kontrol edememeniz akılcı bir erkek olmadığınızı ve duygularınızla hareket ettiğini gösterir. Duygularıyla hareket kadın işidir. Daha önemlisi dürtüsel davranmak yüksek testosteron sebebiyle agresifliğin aktif hale geçmesine, bu da limbik sistemin(hayvani kontrolsüz beynin) devreye girerek yapmayacağınız hareketlere neden olur. Ondan sonra bir de “bak gerçek yüzün buymuş!” suçlamasına maruz kalırsınız.

Eğer kıskançlık sizi kontrol ederse; kadın da kıskançlıkla sizi kontrol eder ve güçsüz olduğunuzu düşünür. Eğer siz kıskançlığı kontrol ederseniz, kadın yersiz yere onu kıskanmadığınızı anlayarak kullanmayı denemez. Bunun yararını da en çok da kavga ettiğinizde yaşarsınız. Aşırı kıskanç bir erkeği bekleyen son: kadının kıskandığınız her şeyi size misilleme olarak yaparak sizi daha da delirtmesidir.

Kıskandığınızda ne yapmalısınız?

Ne dedik? Kıskançlık bir duygu olmalıdır, tepkisel davranış şekli değil! Öncelikle size arzu duyan bir kadın siz uyarmadan rahatsız olacağınız davranışları değiştirir. Birilerini sosyal medyada tutuyorsa veya 7-24 Instagrama foto atıyorsa, telefonu gizliyorsa, kız gecelerine barlarda eğlenmeye gidiyorsa hala alternatife ihtiyacı var demektir, bu pozisyon sizden değerli demektir, size “gerçek arzu” duymuyordur.

Size rahatsızlık veren bir durum varsa; rahatsız olduğunuzu tepki göstermeden belirtmeniz yeterli olmalıdır ve muhtemelen ya basit bir dırdırdır ya da rahatsız olduğunuzu fark etmediği bir şeydir ve hızlıca telafi etmeye çalışacaktır.

İnatla devam ediyorsa, arzuyla, içten şekilde yapmak istiyor demektir, kaybetmeyi göze alamıyordur, işte bu sorundur. Yani ortada bir dırdır(shit test)yoktur, sen de kıskanıyorsundur. Neden? Çünkü ortada kıskanılacak bir şey vardır! Tada!

Birlikte yaşıyorsunuz ve size rağmen “kız gecesi” yaptı 1 gün de gelmedi veya telefonu size göstermedi gizledi diyelim tabii ki bebeğim sen eşit bir ilişkide özgür kadınsın, kendi alanın var diyerek anahtarları istemeli ya da daha güzeli döndüğünde kilitleri değişmiş bulacak şekilde ayrılmalısınız. Sınırlarınızı aşan kadını hayatınızdan çıkartırsınız. Israr yok, telafi yok, zorlama yok, tehdit hiç yok!

Neden tehdit ya da ısrar yok?

Soru şu olmalı: “ben neden onun yapmak istediği bir şeye engel koyan kişiyim?“ Evet değilsin! Olmamalısın. Çünkü kadınlar alfalar için kuralları yıkarken, betalar için kurallar koyar. Kontrol etmeye çalışmanız kural koyulan beta tarafında olduğunuzu ve kadının doğal çekimle yanınızda olmadığını gösterir.

Belki net bir şey olmayabilir ama gereğinden fazla dürtü hissediyorsanız, gerçekten sorun olabilir. Buna bilinçaltı-farkındalığı deniliyor. Yani siz net bir gösterge olmasa da kişinin bir şeyleri sakladığını davranış ve mimiklerden içsel olarak anlıyorsunuz. 

Korku Oyunu

Bu son aşamada kadınların empatik değil, sempatik olduklarını unutmamak gerekir. Sizi anlamaları için benzer duyguları yaşamalılar, yani siz de onu kıskandırın. Buna Rollo ilk kitabında “hayal gücünü canlandırmak” der ve “pasif-korku(dread) oyunu” olarak adlandırır. Yani kadını rekabetle kaygı içine sokmanız gerekir. Amacınız asla şart cümlesiyle(bunu yaparsan bunu yaparım) mesaj vermek olmamalıdır ki bu savunmasız olduğunuzu sinyaller. 

Yalnız “dread games” olayına girmeniz artık ilişkiyi kalp masajıyla ayakta tuttuğunuzu gösterir. Dramatik bir iyileşme olmuyorsa, o kadını terk etmeniz daha iyidir.

Kıskançlıkla Sizi Suçlamaları Bir Manipülasyondur

Kadınlar korunabilmek, sizi kolay aldatabilmek için “kıskanan erkek kendine güvensizdir” şeklinde manipülasyona başvurabilir.

Temel içgüdüsel duygunuzu hissettiğiniz için asla suçluluk hissetmeyin. Kıskanmamak için kendinizi ketlemeniz maskülenliğinizi düşürür, hataları görmezden gelmenize sebep olur. Kıskançlığı yok saymak genetik aktarımınızı yok saymaktır.

Son söz olarak: “kıskançlık bir içgüdüdür ve bunu kadını kontrol etmek için değil, ilişkinin geleceğini anlamak için kullanın.”

Makeleyi oylamayı ve daha çok kişiye ulaşması için paylaşmayı ihmal etmeyin:

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on reddit
Share on google
Share on telegram
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email
4.7 15 votes
Makaleyi puanlamayı unutmayın.
Subscribe
Bildir
guest
11 Yorumlar
Most Voted
Newest Oldest
Inline Feedbacks
View all comments