Resim: Hendrick Goltzius - Cadmus Slays The Dragon (Kendini Gerçekleştirmenin Yolu Nedir?)

Kendini Gerçekleştirmenin Yolu Nedir?

Yeni bir şeyi yapmayı göze almak ve dönüşeceğin yeni kişiyi kabul etmek kendini gerçekleştirmenin tek yoludur.

Bu durumu Jung, Freud, varoluşçuluk, ikilemler, bilişsel psikoloji, mitler, yaratıcılık üstüne serbest düşüncelerim üstünden bakalım.

Nehire Girerek Temizlenme Miti

Bunu ilk nerede görüyoruz? Mesela hristiyanların vaftizinde. Yeni doğan çocuk veya hristiyan olmak isteyen birey nehire girer tamamen su altında kalır, ardından yeni biridir.

Örneğin bazı mitlerde yeniden doğmak için o kişinin boğulması gerekirdi(Game Of Thrones’da benzer mit kullanılmıştır.). Bitti mi? Bitmedi. Tarkan? O Tarkan değil, köpekli olan. Bir filmde ağzı burnu dağılır, tekrardan güçlenmesi için dağın içindeki lavlar havuzuna girmesi gerekir.

Örneğin 300 Spartalı filmindeki Tanrı Kralı az çok biliyorsunuzdur. Farklı efsanelerde görebileceğimiz tipik bir mit vardır. “nehirden çıkarak sıfırlanmak”. Buradaki “nehir” bir semboldür.

Semboller ve Yeniden Doğum

Jung için tarihsel mitler içimizdedir. Günümüze taşınmıştır ve buna kollektif bilinçaltı der. Ölüm, doğum, yaratmak… Günümüzde benzerine nörobilimle de karşılıyoruz. Bilmediğiniz koşullarda zorlanmak (ki kas gelişimi de böyledir) inaktif genlerinizi uyararak yeni proteinler üreterek duruma uyum sağlamanızı hatta çok başarılı olmanızı sağlayabilir. Belli zoruluklar altında kalmadan bu genler açığa çıkmayacağı için gelişemezsiniz. Aslında nehirde boğulma ve yeniden doğma mitiyle aynıdır.

Nörobilimden Jung’a Doğru

Jung kişiyi karakterize ederken arketiplerden bahseder. Bir maskemiz vardır ki bu aslında Mevlana’nın da bahsettiği “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” benzer bir takdimdir. Maskemiz bizim kim olmak istediğimizdir, bazen gerçek kişiliğimizi aşarak farklı biri görünmeye çalışırız. Freud bunu tam denk gelmese de süper ego gibi açıklıyordu. Bir de gölge kavramı vardır, Bu ise yüzleşmekten korktuğumuz karanlık noktalarımızdır ve bizi yapmak istemediğimiz bir şey yaptığımız da dürter. Örneğin bir tartışma sonrası, neden bunu söylemedin diyen size meydan okuyan gölgenizdir.

Gölge tehlikeli de olabilir. Tamemen reddetmek bir süreden sonra ruhsal kırışıklıklara yol açar. Freud’da bunları dürtü kuramıyla açıklıyordu ki zaten Jung’un hocasıydı.

Sorun şu ki: boğulup/yanıp tekrardan doğarken maskemiz mi yoksa gölgemiz mi “self” yani kendiliğimiz oluyor? Her yeniden doğum iyi bir şey midir?

Bunu en iyi açıklayan dizilerden biri Dexter. İzlemeyenler için kısaca özet: Dexter bir psikopat ve babası küçükken Dexter’in bir şey hissetmek için hayvanları öldürdüğünü keşfediyor ve onun gölgesi aslında “bir katil” o da bu katili açığa çıkartıyor fakat iyi bir şeye hizmet etmesi için yetiştirerek adli bir uzman yapıyor ve öldürme duygusunu sadece “katilleri, tecavüzcüleri” öldürerek tatmin etmesini öğretiyor.

Ne diyorduk? Tanrı Kral ve Gölge

Tanrı kral nehire girer. Orada da nehirden çıktığından arınmış ve güçlü biri olmuştur, kılları bile yok olmuştur ki buradaki metaforda saflaştığı da simgelenmektedir. Aslında Jung psikolojisinde o kişi “self” potansiyelini açığa çıkartmıştır.

Bilişsel açıdan baktığımızda Piaget de benzer şeyi söyler, kişi devamlı kendi potansiyeline ulaşmaya çalışır, daha doğarken en fazla refleks olarak dudaklarını kımıldatmakta süt için annesinin memesini emmektedir ama zamanla gelişir, o bebek yürür, okur, öğrenir. Bunu kabaca özümleme ve uyum sağlama süreçleriyle açıklar. Hep kendi üstüne koyar ama tabiiki “self” keşfi her kişide aynı netlikte olmaz yetişme tarzımızla birlikte bir andan gölgemiz de yükselir. Egomuz; maske ve gölgeyi birlikte taşır. Kendini gerçekleştirme herkes aynı değildir çünkü herkes aynı “cesarete” ve yetiştirilişe sahip değildir.

Tanrı kraldaki arketipte, kralın aynı zamanda kötü bir tirana dönüşmesi ilginç bir göndermedir. Örneğin Tarkan girdiğinde güçlü bir savaşçıya dönüşmüştür. İnançlı biri nehire girip hristiyan olduğunda “dini dogmaları” kabul eder. Demek ki herkesin kendini gerçekleştirmesi farklıdır. Belki tanrı kralın “gölgesi” aslında esas potansiyelidir, belki de gölgesiyle kendini gerçekleştirmiştir ama ne olursa olsun potansiyelini gerçekleştirmiştir.

Herkes “self” haline ulaşırken farkı yollar deneyebilir, bazıları ülke gezer, bazıları yeni dil öğrenir, bazıları uyuşturucu kullanır. The Doors’un yarattıklarına kim kötü diyebilir? Ne demiştik? Bir şeyin değişeceği kesin ve bu iyi olmak zorunda değil.

Yasalar ve Yasaklar

Bu farklılıkları yapmamamız için bazen kısıtlanırız. dini veya devletler tarafından yasaklar veya yasalar koyulur. Farklı kişileri toplum sevmez, çünkü onlar “farklıdır.” Çoğunluğun duyguları bu yolla regüle edilir. Örneğin Hristiyanların su ayininde regülasyon vardır fakat Adem ve Havva cennetten kovulmadan önce Havva yasak elmayı yemeye cesaret etmiştir. İlginç bir çelişki.

Bazı kişiler vardır ki isteseniz de bastırmaz içindekileri, bilinçdışı nesneleri parlaktır. Bu kişiler dinden de kuşku duyar, kendinden de. Burada gölgenin ne kadar tehlikeli olduğu bir başka çelişkidir. Örneğin Van Gogh güçlü yaratıcılıkla gölgesine yenilmemesine rağmen kulağını kesti. Gölgesine yenilseydi sıradan bir şizofren olacaktı.

Aslında burada bilinçdışı renkli insanların bir şey yaratmada başarılı olduğunu ve hatta Jung’a göre daha renkli rüyalar gördüğünü söyleyebiliriz. Çünkü bilinçdışı bilinçle kavga eder. Bilinç söndükçe onu dürtükler uyandırır. Şüphe duymayan insanın bilinçdışı da sönüktür. Freud’da dürtü teorisiyle cinselliğin, ölümün önemli enerji mekanizmaları olduğunu söylemiştir. Tabiiki kaygı “meraka” evrildiği sürece güzeldir, bu olmasaydı kuantum mekaniği olmazdı. bir paradigma diğerini kapsarsa güzel.

Aksi halde dürtüler sizi yönetir, aynı mutlu olmak için her şeyi yapmaya benzer. Mutluluk yazısında açıklamıştık: Haz peşinde koşmak, hayatın amacı mutluluk yapmak sadece mutsuzluk getirir. Çünkü mutluluk ana aittir, mutsuzluksa uzun bir süreci kapsar.

Parçalanmak sonradan daha saf şekilde birleşmek için gereklidir.

Her şey maskenizle yüzleşerek başlar. Örneğin üstteki metaforda göle girmemiz potansiyelimizi gerçekleştirmemiz için gölgemizle yüzleşmektir ve ancak kuralları yıkarak gelişebilirsiniz. Seni kesin öldüreceğin bir yere girersen ya parçalara ayrılır birleşemezsin ya daha geniş bir hacmin sinerjisini toplayarak aydınlanmış ve kendini de anlamış olarak tekrardan toparlanırsın. Yani gölgeni tanırsın. Örnek Mask filminde de benzer durum sembolize edilir, hepsi de Jung’un psikolojisini(mitoloji ve semboller) temel alır. Jim Carrey maske giyer ve gölgesini ortaya çıkartır ama personası (dışarıya görüntüsü) bambaşkadır. Belki Jim Carey göle girseydi persona ve gölge arasında mükemmel bir uyum olacaktı.

Bu, bazen aşırı disiplin olarak bastırılır, hatta kötü gösterilir. Yaratıcılık yazımda bahsetmiştim, `Rollo May`’e göre; yaratmak bir şeye(kendinize) karşı çıkmaktır. Bu günümüzde “çalışırsan kazanırsın, zengin olursun” şeklinde satılıyor fakat Weber’in Protestan Ahlakı kitabında da eleştirdiği gibi kapitalizme de hizmet etmemelidir. Yaratıcılık zengin olmak veya tanrının sevdiği kul olmak için yapılmaz. Bu dürtüsel bir şeydir, kendi gölgenizle kavga etmek ve kazanmaktır.

Nehire girmek bazen de sıfırlanmaktır, riske girersiniz ve kaybedersiniz.

Sonuçlar

Kötü gibi görünse(göle girince ölmek) de olmayabilir. Bizde buna “her şerden bir hayır doğar” denir. Tarkan “tükenme noktasına” kadar dayandığı lavlı nehirden çıktan sonra güçlendi, Tanrı Kral tiran oldu. Cesaret her zaman iyiye varır diyemeyiz fakat her zaman “farklılık ve gelişim” yaratır. Bunu yönlendirmek sizin elinizde.

Önce cesaret etmeli ve nehire girmelisiniz! Ardından da maskenizi ve gölgenizi iyi anlayarak bunu kendi potansiyelinize uygun şekilde dönüştürmelisiniz. Acıyacak ama gelişeceksiniz.

(Diğer köşe taşı içeriği yazıları için tıklayın.)

Fon: Bolt Thrower – Killchain

(Makaleyi oylamayı unutmayın.)

4.4 24 votes
Makaleyi puanlamayı unutmayın.
Subscribe
Bildir
guest
7 Yorumlar
Inline Feedbacks
View all comments
Molla Tomassi
Ziyaretçi
Molla Tomassi
2021-02-21 1:25 AM

Kesinlikle kendini gerçekleştirmenin zor ancak bu zorluğa değen bir çaba olduğunu düşünüyorum. Otuz yaşıma yaklaşırken ayrılık ve maddi kayıplar yaşadım. Bunun yanında mesleğimin benim için yetersiz olduğunu, daha iyi işler yapacak potansiyalimin olduğunu yine bu zamanlarda fark ettim. Sıfırlanma ve yapılanma geçirdim. Ayrılık ve ilişki konusunu kırmızı hapı öğrenerek. Maddi… Read more »

Abdullah
Ziyaretçi
2021-02-21 7:15 PM

Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kitabını hatırlattı bana bu yazı, güzel olmuş

Kemal
Ziyaretçi
Kemal
2021-02-24 5:04 PM

Karanlıkrüya hocam, harvard mezunu nlp kocu bir ablamiz. Başarılı ve etkiliyici bir devlet başkanını örnek gösterek ” kendi gölgesini yönetiyor” demişti. Sizin yazinizda gölge ile ilgili örnekler geçince gölgemizi yönetmek tam anlamiyla nedir?

Last edited 7 ay önce by Kemal
Burak
Ziyaretçi
Burak
2021-05-03 1:29 PM

“Mutluluk” linki yanlış yere gidiyor.

Ahmet
Ziyaretçi
Ahmet
2021-05-19 11:55 PM

Hocam, kendimizi gerçeklestirmek ve karanlık yönlerimizi bulabilmemiz için, önerebileceginiz türkce bir kaynak var mıdır?
Şimdiden teşekkürler