Feminenleşen Toplumda Erkeğin Rolü

Feminenleşen Toplumda Erkeğin Rolü

Feminenleşen toplumda erkeğin rolü maalesef feminizm etiketi altında yayılan cinsiyetsizleştirme politikasıyla ilgilidir. Son 50 yıldır paralel olarak düşen testosteron oranı ve toplum mühendisleri yardımıyla erkekler iğdiş ediliyor, genetik aktarım önemsizleştiriliyor. Amaç eşitlik değil, amaç tek tip cinsiyetsiz insan yaratmak ve erkekleri de buna inandırmak. Yazdıklarımı Rollo Tomassi’nin “Modern Woman” isimli podcastinde de yararlanarak zenginleştirdim. İsteyen tamamını dinleyebilir.

Sorun sadece kadınlar değil, erkek destekçileri de çok. Adam gayet net “cinsiyetsileşme” olmalı diyor fakat bunun negatif çıktılarını düşünmüyor, her şeyin zıttıla dengede olduğunun farkında değil. Bunu yapmanın için en basit yolu testosteron oranlarını düşürmeniz ya da kadınlarınkini arttırmanız gerekir. Bunun sonuçları? Feminizm yazımdan alıntı yapayım:

“Genetikte şöyle bir durum vardır: Bir davranışı değiştirmek için hangi dna’nın değiştirilmesi gerektiği bilinir fakat o dna’nın toplamda neleri etkilediği bilinmez, işte sosyal-mühendislikle belki “maskülenliği” eleyebilirsiniz fakat bunun sonuçlarına da katlanmanız gerekir. Çünkü seçim-seçilim, evrim, gelişmeye sekte vurabilir. (Bkz: Maskülenlik vs Feminenlik)”

Sorun feminizm değil, feminizmin sonucunda ortaya çıkan yeni bir kontrol akımı bu.

Erkekler neden kıskanç? Neden sahiplenmeci? Neden korumacı? Çünkü evrimsel olarak “iğrenme” duygusu gibi çocuğunun keninden olduğuna emin olmak ister ama soyun gereksiz olduğu, dünyanın kalabalık olduğu, genlerimizin kıymetsiz olduğu gibi görüşler işlenmeye başladı. Tabiiki çocuklu tek-annelere bir erkek gibi sahip çıkmanız gerektiği övülür oldu. Nasıl yani?

 

Çocukların %42sinin evlilik dışı meydana geldiğini biliyor musunuz?

“Erkeklere soyun gereksiz olduğu zırvası(anti-natalizm) yerleştirilirken, neden kadınların 26 yılda x1.5 artan oranda evlilik dışı çocuk yapıyor?

2000′de evlilik dışı çocuk %25 olan oran 2018’de %42’e çıkmış. Aşırı feminen ülkelerde bu oranın %70leri geçtiğini görüyoruz. Daha ilginci tecavüz oranları toplumsal cinsiyet eşitliğin “tam sağlandığı” İzlanda gibi ülkelerde en yüksek oranda! (ref)


Bilgiler manipüle edilebilir ama istatistikler yalan söylemez. 2015 istatistiklerine göre dünya genelinde en fazla boşanma ve tecavüz İzlanda ve İsveç gibi çok gelişmiş ülkelerde gerçekleşiyor ve örneğin İzlanda’da 1976’dan bu yana toplumsal eşitlik yasası(bizdeki adıyla İstanbul Sözleşmesi) geçerli. Bunların çoğunun da ihbar edilmediği biliniyor. Bizde de durum farklı değil, 2000lerden bu yana toplumsal eşitlik yasasının kadını boşanmaya özendirmesiyle şiddet daha artmış durumdadır. Toplumsal cinsel eşitliği yayma adına kadına ekstra haklar verilmekte ve özendirilmektedir fakat şiddet ve tecavüz azalmamaktadır!

Son 26 senenin ve son 16 senenin istastiklerine göre evlilik dışı çocuk oranı ortalaması %42lerde.

Çocuk yapmamayı savunan kadınların ergenlik sonrasında sabit bulunan yaklaşık 400 adet yumurtasının azalmasıyla kritik bir noktada genetik olarak uyarılır. Kadın bilinç düzeyinde ne derse desin, travma sahibi değilse 30 yaş sonrasında panikle dna’larının dürtüklemesiyle bu gerçekleşecektir ki Avrupadaki %42lik ortalama da bunu gösteriyor. Çok sahibi kadınları işlerine %69 oranında geri dönmediklerini önceden anlatmıştık. Özetle dürtü ortaya çıktığında söyledikleri önemsiz olacaktır.

Daha ilginci ise kadınların ağırlıklı olarak düşük eğitim seviyesine sahip olmaları. 1965’deki cinsel devrimden bu yana oranlar hızla tırmanmış! Yani düşük akademik başarıya sahip kadınlar bir yerde feminizmin mavi hapına daha çok kapılarak çok yapıyor. Ancak lisans ve üstü seviyeye sahip kadınlar daha bilinçli. Bir diğer ilginç istatistikse eğitimli kadınların daha az boşandığı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Feminenleştirme Stratejisi Şöyle:

Mevcut erkekleri soyun gereksiz olduğuna inandır, entelektüel sjw’lerden destek al, kadınlar evlilik dışı doğumla çocuklarını feminen düzene uygun yetiştirsin ve cinsiyetsiz, tek türün “feminene” dönüştürüldüğü bir toplum yarat ve bunu toplumsal aygıtlarla yay(aile, sosyal medya ve yasalar). Düşen testosteron oranı, insel artışı, yasaların devamlı kadınları koruması hepsi bunu destekliyor. 

Çocuklarını babasız yetiştirmekten, uzun süreli ilişki kurmaktan gurur duyan bir kadın nesli var! Çünkü erkeklere ihtiyaçları olmadığı anlatıldı. Madem mutlular neden belli bir yaştan sonra bir erkeğe ihtiyaç duyuyorlar? Bu eşitlik değil, üstünlük tavrıdır.

R. Tomassi şöyle eleştiriyor: “Tebrikler çocuğunuzu babasız büyüttün, siz harikasınız, her şey erkeklerin suçu! Hatta tipik suçlama mekanizmalarıyla babasız büyüyen nesile üvey-baba atıyoruz. Bunu yapmayan erkekleri suçluyoruz, güçsüz olduklarını ve sorumluluk alamadıklarını söylüyoruz.

Madem çocuklar doğuyor neden yarısının öz babası ortada yok? (Bu istatistiklere “boşanmaların” olmadığına dikkat çekerim) Çözüm kadınları kısıtlamak, esir etmek ya da siyah-hap değil. Başka bir çözüm bulmalıyız ve belki de en ideali makul bir ataerkil sistem. Çünkü ataerkil sistemde tek türleşme yoktur, en azından 2 türün de varlığı kabul edilir. 1. Feminist dalgayı ve insan haklarını destekleyen biri olarak yasaların düzenlenmesiyle daha adil bir sistem oluşturulabileceğini düşünüyorum.

 

Ataerkil(Erkek Merkezci) vs Gynocentric (Kadın Merkezci) Sistem

En acımasız aşırı maskülen ataerkil toplumda bile tek tipleştirme yoktur, kadınlar “maskülen” olsun denilmez. Maskülenlik emek ister, maskülenlik tanım olarak “dışa dönüş, yapabilirim” mottosunu bensimsemektir. Bunlar: spor, müzik, eğitim olabileceği için savaşlar da olabilir. Feminenlikse içe kapalı olmaktır. Sadakat, sevgi, uyumlu olmakla bağlantılıdır. Bu yüzden insanların tamamı uyumlu hale getirilmeye çalışılıyor. Aynı The Faculty veya Demolition Man filminde olanlar uygulanamya çalışılıyor. Bu tanımları ben uydurmadım, çağın ilk feminist psikologlarından Dr. Alfred Adler ve Dr. Karen Horney diyor.

İlginçtir kadınlara eşitliği bile sağ duyu sahibi, insan haklarının önemine inanan erkekler sağlamıştır. Yani medeniyeti erkekler kurmuştur. Toksik maskülenlik diye eleştirilen erkeklerin omuzunda yükselmiştir. Hayır olamaz diyenler Arabistan’a baksın. Orada neden kadınlar savaşarak haklarını elde edemiyor? Çünkü erkek sağ-duyu sahibi değil. 


Feminen odaklı sistem ise tek tipe odaklanır ve eleştirdiği ataerkil sistemden daha adil değildir. Mahkeme kararlarına bakarsanız bunu görürsünüz. Örneğin ABD’de yasalara göre öz babası olduğunuzdan emin değilseniz, DNA testi için en fazla doğumdan kısa süre sonraya kadar yasal hakkınız var aksi halde biyolojik babası olmasanız da NAFAKA ödemek zorundasınız! (ref). Çünkü yasalar eşitlikçi değildir! (Bkz: İlgili davalar) İşte bu feminen-baskıcı sistemin sonucudur! Ataerkil sistem bu konuda çok adildir.

 

Ataerkil sistem de mükemmel olmayabilir…

Aynı kapitalizm gibi, mükemmel değil fakat daha adili gelene kadar iyi uygulanırsa insanlık için uygun sistemdir. Kapitalizm üstüne negatif düşünülmesi gibi eminimki bu cümle üstüne ataerkil sistem üstüne de negatif düşünüldü, çünkü yeni nesile son 50 yıldır ataerkilliğin kötü olduğu öğretildi. Oysaki bahsettiğim baskıcı, kontrolcü, kadının 2. Sınıf olduğu bir sistem değil, bu vahşi-kapitalizm gibi vahşi-ataerkillik olabilir.

Temelde ise ideal bir ataerkil sistem her 2 türün de maksimum seviyede faydalı olmasını sağlar, aile kurumunu korur. 90’lardan günümze artan boşanma oranları da bunu ispatlıyor. Gynocentric sistem boşanmayı bir kar kurumu haline getirdi. Bir kadın kocasının geliriyle(kendi ya da çocuk için) kolaylıkla hayatını devam ettirebilir. O gelirin oluşmasında katkı sağlamasa bile bütün mal varlığının yarısı kadına geçer ve mahkeme “sen ne kattın?” diye sormaz.

Olur mu ya feminen sistem harika, feminizim müthiş diyenlere Türkiye’deki son mahkeme kararlarını hatırlatırım: Erkeğin cinsel görevlerini yerine getirememesi sonucu mahkeme boşuyor ve temyiz sonucunda kadın bir de nafaka alıyor. İşte bu feminenleşen toplumun komplo teorisi olmadığını gösteren sonuçlardır. Bu kadınları eşitlikçik kelimesi altında yüceleştirdiğimizin en açık göstergesidir. Erkek-kadın eşit, kadınlar en kötü ihtimalde eşit diyebiliriz.

 

Kadınlarda Poligami

Bir diğer podcastte feminen öğretilmişlik ve “erkeklerin çaresizliği” yüzünden bir diğer tablo var. Rich Cooper ve R. Tomassi resmen gülmekten konuşamıyor. Kadın 4 erkekle birlikte ve bunu doğal karşılıyorlar. Kadının CPD’si 3/10 anca var ve 4 sağlayıcı ile yaşayıp, bir de çocuk yapıyor. En alt/leş kültürde bile kuralların değişmediğini, alfa döller, beta öder’in, hipergaminin korunduğunu görüyoruz.

Kadın bir yerde şöyle diyor: “Onların başka kadınlarla birlikte olmasını isterim” ama biliyorki bulamayacak kadar kötü durumdalar ve soy aktarımı için buna razı gelmişler. İşte feminen baskıcı sistemin sonuçları budur. Gariptir ve savunmuyorum fakat sınırsız kadına ulaşmak doğada “erkeğin temel cinsel stratejisidir.” Geçmişte 17 kadının bir erkeğe düştüğü üstüne genetik çalışmalardan bahsetmiştik ama çaresizseniz bu hale düşüyorsunuz. Feminenleşen toplumda erkeğin rolü için güzel bir örnek.

 

Mesele eşitlik değil, kadınların hipergami arzusunu doyurmak

Çoğu kadın özellike 20-24 arasında daha yüksek olmak üzere 28 yaşına kadar olabilecek en tehlikeli adamlarla arzuyla, kendilerini tutamadan tek gecede birlikte olduktan seneler sonra birden akıllanır ve “eşitlikçi” bir sağlayıcı erkek isterler. Neden? Önceden yaptıkları her şey yanlıştır! Onları bir gecede kendi hataları veya arzu duymadığı için ghosting yaparak terk eden, kendilerine fakbadi stratejisi güden erkekler hatadır! 

Sorun şu: “çoğu kadın” neden arzu duyduğu erkeği en iyi çağında(22-25 arası) seçmiyor? Çünkü o yaşların sonsuza kadar sürdüğünü düşünüyor.

O erkekler kötüdür ama feminen sistem onlara her türlü erkeği denemelerini önermiştir ki bilinçaltında tehlikeli erkekleri elde etmeye hipergami arzusu diyoruz. Ardından üvey baba beta sağlayıcıları övdüğümüz dönem başlar. “Sen de erkek misin? Sevgi her şeyin üstündedir, eğer o kadını seviyorsan çocuğuyla kabul edip, ona babalık yaparsın” ki buna retroaktif cuckold diyoruz! Yemeyenler de fark etmeden %10-30 arasında oranlarla proaktif cuckold olarak başkasının çocuğunu kendi çocuğu sanarak büyütüyor. 

Özetle feminen-sistem sen istemesen de o çocuğa duruma göre yasa yoluyla(üstteki nafakı örneği) da olsa zorla bakmanı sağlıyor.  30+ yaşını mı geçtin? Panik yapma seni kurtaracak bir kahraman var. (Kahraman=Beta sağlayıcı) o da mı olmadı? Tek kadın güçlüdür!

 

Sonuçlar

Feminenleşen toplumda erkeğin rolü içinde ataerkil sisteme göre daha dengesiz bir sistem var elimizde ve tepedeki %20lik alfa kesim için feminenleşme önemsiz. Çünkü kadınlar alfalarla arzuyla birlikte oluyor ve bu erkekler için gerisi de pek önemli değil. Onların genetiği bilmeseler de aktarılıyor fakat çoğunluk cuckold’a evriliyor: “beta->cuckold beta.” Bu betalar başkalarının çocuğuna bakan “uyumlu kişiler haline getiriliyor, farklılıklar yok ediliyor ki buna “Feminenleşen Toplumda Cinsiyetsizleştirme Politikalarıyazısında değineceğiz

Özetle kadına hizmet ediyorsunuz. Bir evrimsel bir dürtü olan erkeğin genetiğinin bir sonraki nesile aktarması “önemsizleştiriliyor” İşte bu kandırılmışlığa “modern beta oyunu” diyebiliriz. 

…Devamı gelecektir. Öncesinde şunları okumanızı tavsiye ederim:

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

4.9 30 votes
Makaleyi puanlamayı unutmayın.

Karanlikruya

Sitenin psikolojik delisi.

Subscribe
Bildir
guest
12 Yorumlar
Inline Feedbacks
View all comments
Sordid
Ziyaretçi
Sordid
18 Aralık 2020 09:34

Karanlıkruya bir konuda görüşünü merak ediyorum cevaplarsan sevinirim. Mavi hap safsatalarına inandırılmış bir erkek olduğum dönemde kırmızı alarmalarla dolu eski kız arkadaşımla “geçmişte ne olursa olsun şimdi beraberiz önemli olan bu” diyerek beraber olmuştum. Ancak içimde bir yerde sürekli bu yaptığımın aptalca ve yanlış olduğu, düşüncesi beni rahat bırakmıyordu. Bu… Read more »

12
0
Would love your thoughts, please commentx
()
x

Adblock'u kapatıp reklamlara tıkladığınız için teşekkür ederiz. Bu sayede sitemiz ücretsiz kalabilecek.