Erkekler Neden Maskülen Olmakta Zorlanırken, Kadınlar Feminen Olmakta Zorlanmaz?

Youtube’da Rich Cooper’ın şöyle bir podcastine denk gelip, ilhamla bununla ilgili yazı yazmaya karar verdim. Kadınlar doğaları sebebiyle kolayca feminen olabilirken erkeklerin maskülen olmakta zorlandığını görüyoruz.

Bunun çeşitli sebepleri var. En temelde ise maskülenliğin kadın merkezci toplum mühendislerinin çabasıyla son 50-70 senede değersiz olarak gösterilmesi yatıyor. “Maskülen” olmanın zor olması, çaba gerektirmesi de bir diğer problem.

Örneğin bir kadının feminen olması için; anlayışlı olması, rejimine dikkat ederek buna uygun bir fiziğe sahip olması yeterlidir. Gerisini hipergamik doğası halleder. Seçmeye odaklanır ve seçer. Oysaki maskülenlik “başarmayı” ve “emeği” gerektirir. Fiziksel ve zihinsel olarak buna uyum sağlamayı gerektirir. Yani yerinizde oturarak, iyi biri olarak ya da patetes cipsi yiyerek maskülen olamazsınız. En başta yediğiniz cipslerin içindeki makroların ortaya çıkarttığı radikaller testosteron oranınızı düşünerek rekabetciliğinize sekte vurur ve maskülenliğinizi azaltır. 

Erkek maskülenliğe ulaşması için spor yapması, kendi zihin setini geliştirerek “erkek olmayı” yapılandırması gerekir. Maskülen olmak emek gerektirirken, feminen olmak gerektirmez ve bu yüzden son 50-70 senedir feminen tavır doğal ve olması gereken bir tavırmış gibi erkeklere de satılır.

Çaba sarf etmeden, doğal olarak gösterebileceğiniz bir uyum durumu olan feminenlik varken, maskülen olmanızın gereksiz olduğu düşüncesi “bilinçaltınıza” yıllardır mesaj olarak gönderiliyor.

 

Bazı erkeklerin feminen tavır işine gelir

Emek harcamadan edinebileceği bir şeyi herkes ister. Eşitlik adına kadınların kendine arzu duyacağı yalanını yiyen erkek böylece evrimde seçilmeyen basamağa dönüşür, üstüne de neden seçilmedim diye ağlar, durur. Büyüyen insel tehlikesi bunun en önemli karşılığı diyebiliriz.

Alfred Adler maskülen tavrı, başarmak, yerine getirmek, dışa dönüklük, hırs, üstesinden gelmek olarak tanımlarken, feminen tavır “uyum” olarak açılanır. Kadınlar zor koşullara bile “içgüdü-duygu-neden” 3lemesi ve solipsist doğaları sayesinde uyum sağlar. Erkekse zorlanır, neden bulamadığı bir konuda bir şey hissetmesi zordur. Bu yüzden kadın kendini kandırabilirken, erkek bunu daha zor yapar. Örneğin kadınların feminen doğası bir erkekten daha üst seviye bir erkeğe geçerek kendini kurtarabilir oysaki erkek bu konuda kısıtlıdır, kendi bir şeyi başaramazsa yani “maskülen” tavıra bürünemezse kaybeder, erkekliğini kullanarak zengin bir kadını elde edemez, tabii ki jigolo değilse ki bunun için bile çok iyi bir maskülen tip ve hatta statü gereklidir. Hiçbir kadın kendine güvenmeyen, yıkık bir erkekle zaman kaybetmez. Erkeğin elde edeceği ise cinsel değerini kaybetmiş 45+ yaş üstündeki kadın olacaktır. Oysaki genç ve akıllı bir kadın feminenliğiyle herhangi bir erkeği kolaylıkla elde edebilir.

 

Cinsiyetsizleştirme Politikası ve Eşitlik

3. Feminist dalgaya göre feminenleştirilme politikası(ekşi-sözlük yazım) altında cinsiyetsizleştirilen erkek ve kadınlar bu yüzden birbirine daha az tutku duymaya başladı. Öğretilen kadın-erkek eşitliğinin faturası yine erkeklere çıktı. Çünkü kadınlar hiçbir durumda sorumluluk almayı tercih etmeyecektir. Feminizmin yaptığı en büyük kötülüklerden biri eşitlik konularının ilişkileri de yansıtılmasıdır. İnsanlar yargı-eğitim-iş bulma fırsatı konusunda eşit olmalıdır. İnsan haklarının gereği budur fakat ilişkilerin doğasına baktığınzda sadece insanlarda değil, bütün türlerde dişinin daha iyi erkeği seçtiğini görürsünüz. Tavus kuşu dişileri daha güzel tüylü erkekleri, balıklar, daha renkli erkekleri, dişi maymunlar statüsü yüksek lider erkeği seçer. Türlerde seçtiğim eş benimle eşit olmalıdır algısı yoktur, tam tersi benden üstün olmalıdır algısı vardır. Aksi halde evrim ilerlemez ki dişiler burada esas seçicilerdir. İnsellerin yaptığı gibi eşitliği mutlak gerçek sanıp, bunun üstüne o kadın neden benimle değil diye düşünmeniz tam bir aptallıktır. Çünkü hiçbir kadın ilişkide arzu hissetmek için eşitlik aramaz (ref).

Kadınlar kaliteli erkek bulmakta zorlanıyor. Önceki yazımda bahsettiğim gibi bazıları feminenleşmek yerine maskülen karakter özellikleri kazanıyor ve “ben de erkek gibi yaparım” mottosuyla kendi doğalarına aykırı hareket ediyorlar. Feminizim’i tartışırken bir grubun feminist fakat feminen düşüncelerle bu radikal feministlere karşı çıktığından bahsetmiştik.

 

Kaybolan Maskülenlik

Erkekler maskülenliği kaybetti çünkü eskisi gibi hayatta kalmak için güçlü olmak ya da çalışmak zorunda değiller. Bu kaybın sonuçlarını anlamaları için belki 30 yaşını geçmeleri gerekiyor. Kadın merkezci toplum mühendisliği, kadınların öncelikli olduğu düşüncesi, erkeklerin kadınları elde etmek için feminen tavırlara girmesi gerekliliğinin öğretilmesi; kadınların da erkeklere duyduğu arzuyu maalesef azalttı.

Örneğin 2020 istatistiklerine göre kadınlar sebebiyle oluşan %78’e dayanan boşanma oranları bize 2 çıktı sağlıyor.

  1. Kadınlar düşük maskülenliğe sahip erkekleri kolay boşuyorlar.
  2. Yasalara göre çocuklar bu tek annelere veriliyor ve çoğu erkek çocuk feminen bir kültürde yetişerek yine “kadın merkezci feminen yapılanmaya” hizmet ediyor.

Aslında bitmek bilmeyen bir döngüde daha feminen ve daha inselliğe yatkın bir nesil yetişmiş oluyor.

Özetle insan evrimini negatif etkileyen süreçlerden biri olan erkeklik kavramı her gün biraz daha zehirleniyor. Kendi açımdan her şeyin bir yerde dengeye oturacağını düşünüyorum. 

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Subscribe
Bildir
guest
39 Yorumlar
Most Voted
Newest Oldest
Inline Feedbacks
View all comments