Ana Sayfa » Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim

Kişisel gelişim büyülü bir cümleyle değil; çalışmakla, hedef belirlemekle ve disiplinle başlar.

Özgüven Eksikliğini Aşmanın Yolları

Çoğunlukla çevremizin dediklerini hepimiz önemseriz. Özgüven eksikliğini aşmanın yolları size anlatıldığı gibi değildi. Çoğu kişisel gelişim kitabında şunu duyabilirsiniz: “Özgüveniniz içinizdedir, içinizdeki enerjiyi keşfedin” Maalesef sadece “kısmen” doğrudur. Bunun podcastini şurada yapmıştık.

Özgüvenin neyle ilgili olduğunu anlamak için öncelikle evrimimize bakmalıyız. İnsan evrim boyunca küçük gruplarda yaşamıştır. Önce avcı-toplayıcı döneminde küçük gruplarda sonrasında tarım toplumunda orta gruplarda ve son olarak sanayi devriminde büyük gruplarda(toplumda) bulunmuştur.

Sosyolojide genel bir kavram vardır, toplum büyüdükçe iş bölümü ve “bireyselleşme” artar ve toplumsal kurallardan uzaklaşılmaya başlanır. Günümüzde yapılan en büyük hata “bireysel” duruşla özgüveni yorumlamaktır. Bireyselleşme, özellikle post-modernist ve neo-liberalist akımlar üstüne düşünülmesi gereken eleştiriye çok açık bir konudur. Örneğin düşüncelerine pek katılmadığım Foucault genel etik kurallarına inanmaz, bireysel ahlak kuralları olmalıdır der ve aşırı deneyimlemenin(mesela yüksek doz lsd kullanımı) aydınlanma yaşatmasından bahsederdi. Neyse konumuza dönelim…

İnsan Evrimi Sosyal İlişkiler İle Sağlanır

İnsan evrimi özellikle küçük topluluklar ile güçlü kurallara bağlı yetişmiştir (F. Tonnies buna cemaat derdi) ve bu cemaatın kurallarına uymamak demek o kişinin dışlanması ya da ölümü anlamına gelirdi. Bu yüzden başkalarının düşüncelerini önemseyerek evrimleştik. Hatta dilin bile gelişme süreci birbirimizle olan yoğun iletişim sayesinde oldu. Özellikle topluluklar büyüdükçe daha iyi bir iletişim, sosyal bütünlük için dil ve ses konusunda evrimleştiler. Yine zekamız topluluk içinde başta karşı cinsi baştan çıkartmak için gelişti ve buna devam ediyor.

Toplum bizim çok önemlidir. Çoğu sosyal bilimci, çevrenin olmaması durumunda zihnin bile bir anlam kazanmayacağını belirtir, yani zihin kendiliğinden değil, etkileşimle anlam kazanır. Lacan gibi modern psikanalistlerin bu konuda özellikle benlik çalışmada kişinin kendisini anlamada diğerlerine ihtiyaç olduğunu belirttiği gibi sosyoloji de Dr. Mead de benzer şekilde benliğin sosyal bir inşa olduğunu çevremizin olmaması halinde bir hayvandan farklı olmayacağımızı söylerdi. İlginçtir yine neo-freud’çu Dr. Sullivan’da şizoefreni üstüne çalışmış ve benzer şekilde benliğin ilişkisel olarak inşa edildiğini söylemişti. Yine Erik Erikson evreli psiko-sosyal kuramı geliştirmiş ve kişiliğin oluşma aşamalarının sosyal çevre faktörlerine bağlı olmasını araştırmıştır.

Bütün bu düşünceleri topladığımızda, çevremizin ne kadar önemli olduğunu ve neden benliğimizin ve özgüvenimizin bu şekilde oluştuğunu anlayabiliriz. Soru şu: “başkalarını sallamamak mümkün müdür?”

Psikopatlık ve Anti-Sosyal Davranş

Cevap veriyorum, eğer anti-sosyal bir bireyseniz mümkündür ve anti-sosyallik DSM-V kriterlerine göre bir kişilik bozukluğudur. Kişinin çevresini ve empati kurmayı anlayamamasıdır. İlginçtir fakat evrim esnasında bu uç düşünceye sahip kimseler elenmemiştir. Dr. Miller Sevişen Beyin kitabında bu kişilerin iyi manipülatörler olarak uyum sağlamaları olarak açıklar. Hatta dark-triad ile ilgili yazımda bazı düşük seviye psikopatların sevemeselerde bu durumu anlamaya çalıştıklarını anlatmıştım. Tersi olsaydı çoğunlukla dışlanırlardı. Bu konuda özellikle Albert Camus-Yabancı kitabını öneririm, annesi öldükten sonra hissettikleri ve çevrenin buna tepkisi oldukça ilginçtir ve romanın kahramanı bunu anlamlandıramaz, benzerini Zeki Demirkubuz-Yazgı filmiyle anlatmaya çalışmıştır. Bence her 2si de birer baş yapıttır.

Özetle psikopat olamayacağına göre “özgüveninizi” sağlamak için başka insanlara muhtaçsınız. O zaman şöyle düşünebilirsiniz: ”Ne yapacağım?!!”

İş ve Sosyal Çevrenizi Kontrol Edin

Geçmişte belki çevrenizi değiştiremiyordunuz fakat günümüzde çevrenizi değiştirebilirsiniz. Örneğin arkadaşlarınız negatifse ve aynı şeyleri konuşamıyor veya anlatmıyorsanız değiştirin. İş çevrenizden memnun değilseniz onu kısıtlandırın, iletişim kuramadığınız insanlarla minumum düzeyde iletişim kurarak uyum sağlayın. Makyavel yıllar önce söylemiş:

  1. Her şeyi kontrol edenlere gerçek yüzünü göstermeyeceksin, yakın arkadaş gibi görmeyeceksin. Ne kadar az bilirlerse aranızda o kadar az ilişki ağı kurulur. (Üstte ne demiştik gruba ne kadar dahil olursan o kadar o grubun kimliğini alırsın ve o kimlik, sen olur.)
  2. Askerlik gibi her işe koşmayacaksın, geri planda duracaksın, hep hafiften pozitif bir birey olacaksın.
  3. İş hayatını ciddiye alıp sosyal hayatınca karıştırmayacaksın, o sadece geçim kaynağın olacak, yoksa seni ele geçirerek tüketir.

Çevremiz önemlidir. Eğer negatif insanlar bulundurursanız negatif olursunuz ve bir diğer özgüven kazanma metodu her şeye iyimsel bakmaktır. Biraz pollyannacı görülebilir fakat şurada yapılan çalışmada her şeye pozitif bakan kişilerin negatif düşüncelerden daha az etkilendiği(yani mevcut grubundan), depresyona girmediği ve para, iş, cinsellik gibi konulara daha kolay ulaştığı yani başarıyı yakaladığı görülmüştür. Ben bilimin yalancısıyım.

İlk çağ filozoları bile bu konuda düşünmüştür. Aristobaşka insanların takdiri mutluluk için önemlidir.” Demiştir. Yalnız burada sosyal psikolojiye de hafiften girmek gerekiyor. Sizde kimin tetikleme oluşturduğu önemli. Yani sevmediğiniz biri sizin tutumlarınızın sertleşmesine ve inatla tersi yönde hareket etmenize neden olurken, sevdiklerimizle daha kolay aynı tutumda kalıyoruz.

O yüzden tekrar edelim, “çevrenizdekileri dikkatli seçin, eğer negatiflerse onları hayatınızdan atın.”  Geçmişten en büyük farkımız işte bunu kontrol edebilmemizdir. Bunu yapmazsanız negatif bir çevrede her durumda özgüveninizi bozacak şeyler duymuş olursunuz.

Grubun Önemi ve Çeşitli Çalışmalar

Düşüncelerini çok sevdiğim sosyolog Simmel grupları tarif ederken 2 ve üstü grupların anlamlı olduğundan bahseder. Yani 2 kişi varken kişiliğinizi korursunuz, 3 kişide gruplaşmalar olabilir, daha büyük gruplarda ise kimlik yok olur, genellik uyumla grubun kimliği edinilir ya da o grupta tamamen mutsuz olursunuz. Örneğin günümüzde popüler intiharlarla tanınan insel gruplarını ele alalım. Tek bir insel arkadaşınız varsa onu değiştirmeye çalışabilirsiniz fakat 5 kişilik bir insel grubuna girerseniz siz de insel olursunuz.

Grubun normatif değerini anlatma Dr. Asch güzel bir deney yapmıştır. Deneyde 1 çubuk vardır ve birbirinden uzunlukları gayet farklı olan çubuklarla karşılaştırılır ve eş olanın işaretlenmesi istenir. Deney o kadar basittir ki tekil kullancılar %100 doğru cevap verirler. Yalnız 2. Deneyde gruba bilerek yanlış işaretleyen yeni kişiler alınır ve kararın birlikte verilmesi istenir. Ne gariptir ki grup büyüdükçe yanlış cevap sayısı artar. Doğru cevap denekler grupla birlikte kararlarını değiştirir. Bu neden grubu değiştirmemizin gerekli olduğunu anlatmaktadır. Çünkü sahte denekler grubu ikna ederler.

Bu deneylere zıt bir de Azınlık Grubu testi yapılmıştır ki “12 Kızgın Adam” filmini özellikle izlemenizi tavsiye ederim. Eğer bir konuyu kararlılıkta, sinirlenmeden savunursanız, büyük bir grubun fikrini zamanla değiştirebilirsiniz ki Hitlerin de zamanında yaptığı budur. Propaganda bu yüzden 2. Dünya savaşında çok önemli bir yer kaplamıştır.

Soru şu “azınlıktaysak nasıl gruba uymadan güçleneceğiz” Çünkü her şeye rağmen özgüvenimiz kırılabilir.

Her şeye rağmen kötü hissetmek?

Bazen de  her şeye rağmen kötü hissederiz, azınlık grubunda olamayız. Eğer bu durumdaysanız, kendi görüşlerinizi edinecek kadar donanım sahibi değilsiniz demektir. Yani bir konuyu derinlemesine araştırmamış, her şeye rağmen kendinizi vermemişsinizdir. Eğer yapacak gerçekten değerli ve önemli bir işiniz yoksa her zaman kötü hissetmeye meyilli olursunuz.

Burada Mark Manson’ın bir podcastinden örnek verebiliriz. Şöyle diyor yanan bir binada bebek olsa, onu kurtarır ve insanların ne düşündüğünüz umursamazdınız. Çünkü o iş önemlidir, insanların “dur girme” cümlelerine takılmazdınız. Burada kendinize hangi rolü biçtiğiniz bu yüzden önemlidir. Üstte de anlattım “her zaman pozitif ve güçlü bir rol” seçerek ilerlemelisiniz.

Olayı biraz tersten de inceleyebiliriz. Zimbardo ve Stanford Hapishane deneyi diye bilinen bir “rol” deneyi mevcuttur. Alakasız insanları gazete ilanı ile toplarlar ve bir hapishaneye koyarlar, burada bir bölüm kişiye mahkum, diğerlerine gardiyan rolü verilir. Kişiler zaman ilerledikçe bu rollere kaptırırlar kendilerini, mahkumlar isyan çıkartır, gardiyanlarsa sert kuralları uygular, ceza verir. Hatta Experiment ismiyle filmi de çekildi.

Buradan gördüğümüz nedir? Eğer bir rol belirler ve ona inanırsanız öyle davranırsınız. Yarın uyandınız herkes size “superman” diyor mesela. Bakkala gidiyorsun, ooo süper-abim gelmiş, sana dükkan bedava abi, kızımı kurtardın diyor. Sen hatırlamıyorsun ama yapmışsın. Eve geliyorsun 6-packlerin olmuş. Bu durumda yavaşça süper-abi gibi davranmaya başlardın ve misyonun o role uygun olarak insanları kurtarmak, iyi bir insan olmak olurdu.

Böyle bir şey olmayacağına göre kendi rolümüzü inşa etmeliyiz. Bunun da tek yolu var, bir konuda bir işe kendimizi tamamen vermek, kim ne derse desin o işte gelişmek. Bunu söylediğimde gücün içten geldiğini düşünmüş olabilirsniz fakat üstteki örneği hatırlayın size “bakkal süper-abi” dedi, yani bir işi iyi yaptığınızca çevrenizin size olan saygısı da artacağı için özgüveniniz yükselecektir.

Belki sizi sevmeyenler de olacak ama size saygı duyan o kadar kişi olacak ki kendi grubunuzu kurmuş olacaksınız, kendi çevrenizi inşa etmiş olacaksınız.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin, siteye destek için sponsorumuz olun.)

Genç Erkeklere Tavsiyeler

Genç Erkeklere Tavsiyeler

Geçen şöyle bir soru geldi ve üstüne şöyle bir podcast yaptık.

“Abi 18 yaşındayım kendimi nasıl geliştiririm?”

Madem öyle genç erkeklere tavsiyeler konusunda 1-2 öneri de bulunalım. Öncelikle bu soru 30 yaşında birinden gelseydi düşüncelerim farklı olurdu fakat 20lerinde bir erkeğin çekicilik değeri fizikselikle ilişkilidir.

İlişkilerde soru şudur: Masaya Ne Koyacağım?

Kadın gençliğini koyar, çünkü güzel ve çekicidir. Kadın doğuştan bir değerdir. Instragramda birkaç foto ve 3-5 anlamsız “sevgilim terk etti, keyfim yerinde” gibi cümlesiyle binlerce takipçi yaptıklarını görebilirsiniz. Demek ki erkekler için güzellik ve gençlik önemli bir parametredir. Şu makalede de erkeklerin hangi yaşta olursa olsun 20 yaşında kadınları seçmek istediğini görebilirsiniz.

Kızların çevresinde o yaşlarda çoğu erkek aynıdır. Fiziksellik harici kıyaslayacakları bir özellik olmadığı ve paranın/statünün önemini fark edemedikleri için fizikselliğe yönelirler. Fiziksel niteliğe göre seçim dürtüsel ve kısa sürelidir. Bu dönemde ilişkiler genelde uzun sürmez ya da kadınlar dürtülerini uyarıacak kadar üst seviye bir erkek bulamazlarsa birçok uydu erkek yaparak çevrelerinden yararlanmaya çalışır. Çünkü kadının çevresinde kendilerine yaranan, efendi modunda aynı tip bir sürü erkek vardır ve kadının temel stratejisi güvenliğini sağlayacak beta erkekleri çevrede bulundurmaktır.

Bu aşamada kendinize şunu sormalısınız: Ben masaya ne koyacağım?

20li yaşlarında başında erkeğin elinde rekabet için statü veya para yoktur. Entelektüel düzeyleri düşüktür ve kartlar eşit dağıtılmamıştır. Siz eşitliği belki 35-40 yaşında sağlayacaksınız(erkeğin pik yılları) fakat o dönemde hem erkek hem kadın dünyasında muhtemelen çok geridesiniz. Özellikle de feminen hayallerle, hissettiğini söyle, duygularını ifade et, dürüst ol zırvalarıyla beyni yıkanmış erkek üst üste hatalar yapar durur.

Önceliğimiz Ne Olmalı?

Bu yaşlarda fiziksel niteliklerinizi geliştirmek önceliğiniz olmamalıdır, yani pua diye çıldırmak yerine fırsat geçtikçe kadınlara yönelin derim. Aksi halde 30 yaşınıza geldiğinizde muhtemelen bir ruh eşi saplantısı yaşarsınız ve yaşıtlarınız kaybettiğiniz zaman yüzünden sizi statü açısından geride bırakabilir.

20 yaşınızda aynı olduğunuz arkadaşınız 30 yaşında CEO olursa hem seçtiği hem de birlikte olduğu kadın kitlesi değişecektir. Çünkü eşleşmelerden her türlü partnerin aynı sosyo-ekonomik düzeyden bulunduğunu biliyoruz. Tabii aksi de hatalı, tamamen işe-güce kendinizi verirseniz, bu sefer de kadınlara nasıl yaklaşacağınızı bilemezsiniz.

Önceliklerde yaş da önemlidir. 17 yaşındaysan ve üniversite sınavı önündeyse, tek amacınız bu olmalıdır. Çünkü oradaki başarın senin temel statünü belirler.

Ne yapmalıyız?

Çoğu kişi şöyle düşünebilir “statü, para, eğitim” evet ama bunlar uzun süreli stratejidir. Kısa sürede entelektüel düzeyini, paranı veya eğitimi iyileştiremezsin. Statü taş üstüne taş koymaya benzer. Kırmızı hap hataları yazı dizisinde anlatmıştık. Kısa sürede yapabileceğin en önemli konu “fiziksel ve sosyal yeteneklerdir.” İlginçtir ama yaşla hücre yenilenmesi ve testosteron nispeten düştüğü için zorlaşır.

1) Vücuda odaklanılmalıdır. Fit olun! Obezliğin erkek için hiçbir özürü yoktur. Statünüz yüksek bile olsa fit olmamak size potansiyelinizin yarısını kaybettirir. Ağırlık kaldırmak bir erkeğin kısa vadede toparlayacağı tek niteliktir. Minimum özelliklere sahip olmadan cinsel piyasada şansınız yoktur. (Şeyler Yazım.)

2)Sosyal yetenekleri geliştirmek gerekir. İleride reddedilmek koyabilir ama erken yaşlarda tecrübe sahibi olmak gelecekte kadınları daha iyi tanımanızı sağlar ama tanırken de aşırı duygusal bağlar geliştirmemeli oneitis batağına girmemelisiniz.

Günümüzde sosyal medya ile kişilerin birbiriyle tanışma ihtimalleri oldukça azaldı. Adam belki sadece tipim kötü sanıyor ama kadına ulaşamama sebebi sosyal yetenekleri oluyor. Zaten kadınla tanıştığında başarı oranın %10, “seni beyendim, tanışğabilri miyiz?” diyerek bunu %3’e çekiyorsunuz.

3) Giyinmeyi ve tarz yaratmayı öğrenin. İyi vücutta kıyafetler daha iyi oturur ama iyi kıyafet seçmek tecrübe gerektirir. Özellikle modest-man, alpha-m. gibi youtube kanallarını takip ederek başlayabilirsiniz.

4) Negatif bütün topluluklardan uzak durun. Toz pembe görün demiyorum fakat ağaç yaşken eğilir ve kararlarınızda inanmak istediğiniz küçük topluluklar etkindir. Eğer negatif bir topluluğa girerseniz, örneğin insel veya mgtowlarla önce tanışırsan başarısız olursunuz. Çünkü bu topluluklar çözüm üretmek yerine size başarısız olmanız üstüne reçete yazarlar. Bunu da çeşitli korelasyonlar üstünden %100 gerçek gibi satabilirler. Örneğin kadınların yakışıklı erkekleri beğenmesi gayet normaldir ama bunu “sadece yakışıklı erkekleri” tercih ederler gibi çarpıtabilirler.

Negatif Çevre Negatif Düşüncelere Neden Olur.

Kişinin kendine özgüveni çok önemlidir, özellikle mevcut çevrenizden ve gerçek-ideal benlik farkınızdan oluşur. Yani idealde olmak istediğiniz kişi gerçekte olduğunuza ne kadar yakınsa o kadar özgüvenli olursunuz, eğer idealinizde olmak istediğiniz kişi için amaç sarfedemezseniz doğal olarak gerçek kişiliğinizle olan uçurum açılır ve özgüvensiz olursunuz işte bu, bulunduğunuz toplumsal grupla ilişkilidir. Çünkü bireysel gibi düşündüğünüzü sanırken aslında grup normlarını benimsersiniz. Bu grup negatifse negatif olursunuz, pozitifse pozitif olursunuz. Pozitif hissetmek anlıkken, negatif hisler uzun sürelidir. Bu yüzden mutluluk birkaç dakika, depresyon aylarca sürer.

Şurada ilginç bir literatür araştırması var. Kendini kandırsa bile negatifliğe kapılmayan bireylerin özgüveni yüksektir ve statü, cinsel seçilim, para konusunda daha başarılı olur. Çünkü amaçları bellidir, dikkatleri dağıtılamaz. Odaklı düşündükleri için hedeflerine ulaşabilir. Farklı görüşler üstünden erkeğin özgüveni yayınında da bundan bahsetmiştik.

Her şeyiniz kötü de olsa inandıklarınıza çabalayarak birey olabilirsiniz. Bu yaşta insel topluluğuna karışırsanız başarısız olmak kaçınılmazdır. Pozitif bir toplulukta olursanız illaki en azından bir kadına ulaşırsınız. Çünkü pozitif düşünceler motivasyonu, motivasyonsa emeğe ve başarıya neden olur. Samual Beckett’ın cümlesi hayatınızın temelinde olsun:

Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.

Cinsel başarınızdan her zaman siz sorumlusunuz.

Başarısız insanları buldunuz ve kendinizi güvende hissettiğinizde sorunlarınız çözülmez. Gerçek ne olursa olsun sadece cinsel piyasada elenmiş olursunuz. Cinsel başarısını sağlayan adam isterse para yüzünden bunu yapmış olsun, yine başarılıdır. Cinsel devamsızlığın evrimde özürü yoktur. Çoğuna bakın genel stratejileri çevrelerini de kendilerine benzetmektir. Şuradaki makaleye göre;

Kişi kendi özgüvenini çevresine göre belirler, eğer çevreniz de herkes başarısızsa siz de kendinizi normal hissedersiniz, işte bu gibi komünlerin problemi budur. Çünkü bireysel başarısızlıklar kişiyi kötü hissettirir, çevre de kötüyse problem yokmuş ya da zaten “norm” buymuş gibi algılanır.

Toplumsal çalışmalar zekada da benzer şeyi gösteriyor, çevrenden ne görürsen o olursun. IQ 130 da olsa varoş bir çevredeysen bunu kullanamazsın. Bordiue buna habitus diyordu. Yani sen öğrenilmişliklerin sebebiyle algıların değişmediği için kendince olayları yorumluyorsun. Bir esere baktığında varoşsan anlatılanı, entelektüel çevreden geldiysen tekniği kavrıyorsun. Aynısı cinsel strateji için de geçerlidir.

Özetle;

Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.

(Siteye destek olmak için üye olabilirsiniz. Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Uydu Erkekleri Kullanan Kadınlar

Uydu Erkekleri Kullanan Kadınlar

Öncelikle yazının podcast versiyonunu şuradan dinleyebilirsiniz. Altta daha ayrıntılı anlatmaya çalıştım.

Çoğu erkek kadınların uydu erkekler tarafından kandırıldığını ya da kullanıldığını sanıyor. Atladıkları konu ise bu esnada kadının maddi ve manevi olarak destek alması ve kadının toparlanmasına yardımcı olmalarıdır.

Kadın doğasını doğru anlamak gerekir. Evrim boyunca kadınlar fiziksel olarak zayıftı, bu da kadınları psikolojik ve duygusal açıdan kurnaz şekilde geliştirdi. Taht kavgalarına bakın mutlaka entrika çeviren bir kadın vardır. Benzer şekilde utandırma taktikleri yine kadının kendini iyi hissetmek sizi ise yaralamak için kullandığı bir yoldur.

Örneğin kendinizi kadın yerine koyun. Bir kadın size durduk yere yardım etse ve 2 yüzlü olsa ne yapardınız? Size her türlü yatırımı yapıyor, sizin dertlerinizi dinliyor, sizi yatıştırıyor? Maddi, manevi destekte bulunuyor. Üstelik cinsellik talep etmiyor, benim için cinsellik 2. Sırada filan diyor.

Hiçbir kadın aptal değildir. Özellikle böyle içten pazarlıklı bir erkeğin kokunu hemen alır, alfa ile betayı kolaylıkla ayırt eder ve etmek de zorundadır! Çünkü bir kadının en büyük evrimsel korkusu alfa sandığı bir erkeğin beta çıkması ve değerli olan doğurganlık zamanını kaybettirmesidir. Özellikle 30larına yaklaştıysa bunun telafisi olmayacağını içgüdüsel olarak bilir. Bu yüzden uydu erkekleri kendi amacı doğrultusunda kullanır fakat onlara fırsat vermez. Arzu duyduğu alfa erkeği bulanan kadar uyduları oyalar.

Tabii arada kadın da kanar, hata yapabilir ama bunlar düşük ihtimaller.

Sorun kadında değil, erkekte!

Uydu erkek, bir diğer adıyla efendi erkekler; “No More Mr Nice Guy”’ın yazarı Dr. Robert Glover’a göre içten pazarlıklıdır.

Bu kişilerde bir çeşit gizli anlaşma vardır. Sizin için bir şey yapar ve sizden de bu anlaşmaya uymanızı beklerler. Uydu olan efendi erkekler de kadına yardım eder ve cinsellik bekler.

Sosyolojik literatürde bile aynı görüş mevcuttur. İşlevselci akımdan gelen Talcott Parsons insanlar arasında uyumdan bahseder. Her insan benzer statüde olan diğer insanlardan kendi hamlesine karşı uyumlu bir davranışı beklediğini söyler. Yani bu durum toplumsal bir algıdır.

Yine sosyolog Veblen özellikle sosyo-ekonomik sinyallemenin öneminden bahseder ve bunu Gösteriş Toplumu olarak isimlendirirdi. Geçmişe baktığımızda kadınların statüden ve özellikle gösterişten etkilendiğini görürüz fakat günümüzde bir fark var!

Erkeğin ve kadının stratejileri farklıdır, erkek fırsatçı, kadın çıkarcı davranır. Erkek spermlerini yaymak için kadını kullanmaya çalışırken, kadın da o erkeği “sağlayıcılık” yönünden kullanmaya çalışır fakat günümüzde erkeğin stratejilerinde bir çeşit deformasyon oluşmuş durumda.

Geçmişteki Betalara Şimdi Ne Oldu?

19 yüzyıl boyunca erkekler öncelikle parayla sonrasında ise statüyle kadınları etkilemekteydi, toplum algısı bu yöndeydi. Cinsel devrim sonrasında ise yeni düzende kadınların stratejisine uygun hale getirilerek iğdiş edildik. Çünkü kadınlar artık sağlayıcılıktan öte arzuyu ön plana aldılar.

Erkekler cinsel stratejilerine ulaşmak için yine sağlayıcı oldu fakat kadınlara kadın gibi yaklaşarak, feminen düzenin onlara empoze ettiği şekilde “kadının duygularını anla, onları dinle, duygularını ifade et” yaklaştı ve feminleşti. Baktığımızda aynı mürekkep balığının cinsel stratejisine benziyor, onlar da dişilere dişi gibi yaklaşır ve dişinin en savunmanız anında yavşarlar. Yani dişiye dişi gibi görünerek onu elde etmeye çalışırlar.

Geçmişteki strateji de yine sağlayıcı olmaktı(bunun sebeplerini şurada açıklamıştık) fakat en büyük fark erkeklerin “maskülen” olmasaydı. Örneğin erkek ağlamaz, erkek aile reisidir, erkek güçlüdür, erkek ailesine bakmalıdır, erkek dediğin iş hayatına çabuk girerek para ve statü sahibi olur düşüncesi hakimdi. Günümüzde ise feminen düzenle bunun yıkılması geçmişteki maskülen sağlayıcıları, Rollo’nun deyimiyle AFC’e, yani kabaca aptal-beta-maymuna çevirdi.

Sonuçta kadınlar için zararlı değilsiniz. Kadınlara kadın gibi yaklaşıp, onların istediğini yaparak arzuyla pazarlık eder durumdasınız ve kadın evrimsel kökenleri sebebiyle bunu anlayarak sizi kullanmaktan gayet mutlu. Bunun sonunda zararlı çıkacak, enerjisini harcayacak tek bir taraf var, o da sizsiniz!

(Siteye destek olmak için üye olabilirsiniz. Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

İyi, Kötü ve Efendi Erkek

İyi, Kötü ve Efendi Erkek

Bu kavramlar içinde bazı ironiler mevcut. İyi, kötü derken gerçek anlamlarını değil, daha çok kadınların yüklediği anlam üstünden tartışmak gerekiyor. Çünkü kadınların temelde söyledikleriyle yaptıklarının aynı olmadığını biliyoruz.

İyi erkekleri kendilerine öğretilen feminen baskıcı sistemin öğretilerine dogmatik olarak bağlı olduklarını söyleyebiliriz. Bu bireyler sorgulamak yerine; kadının yüceltilecek bir varlık olduğuna inanmışlardır. Bir kadınla birlikte olmanın yolu ona çok iyi davranmak, hediyeler almak, hep destek çıkmaktır, oysaki bunun kadında arzuyu değil, sağlayıcılık yönünü tatmin ettiğini bilmezler.

Kötü erkeklerse sistemde bir sorun olduğunu fark eden, rekabetçi, adil, herkese hakettiğini davranan, hayatta kalmakta başarılı kişilerdir diyebiliriz. Kadınlar bu erkeklere doğal arzu duyar. Efendi erkekse zararsız, kendi güçsüzlüklerini örtmek için kadına yalanlarla yaklaşan kişidir.

Bu kavramları genellikle kadınlardan duyduğumuz için iyi ve efendi erkek güzellemeleri çoğunluktadır.

Neden iyi erkekler daha çok övülüyor?

Ufak bir sır vereyim: Kadınlar sosyal ilişkilerinde yararlanabilecekleri iyi erkekleri, ilişki içinde ise arzu duyabilecekleri kötü erkekleri tercih eder. Çünkü kadınlar rekabetçi değildir, sosyal ilişkilerinde iyi erkekler işlerine gelir, ama işin içine duygular girince hipergami gereği kötü erkekler çekim oluşturur.

Siz de bu yüzden “iyi erkeklerin” övüldüğünü duyarsınız. Çünkü kadınların çevrelerinde yararlanmak istediği erkek sayısı çoktur. Çekim duyduğu erkek sayısı ise azdır.

Örneğin feminizmin belirttiği gibi kadınlar ilişkide eşitlik mi ister? Yani iyi bir erkek onlar için daha mı uygundur? Yoksa birçok ilişkiye sahip olmuş kötü bir erkeği mi tercih ederler? Kısa bir istatistikten bahsedeyim:

Kadınların bakir erkek miti konusunda bahsetmiştik: Örneğin 40+ partnere sahip kişinin sevgiliniz olmasını ister miydiniz diye sorulduğunda kadınların erkeklere oranla 2,5 kat daha olumlu yaklaştığını görüyoruz. Olumsuz düşünen kadınlar ise bu erkekleri macerasever, yüksek statülü bularak elde edemeyecekleri için endişe duymaları sebebiyle istemediklerini belirtmişler.

Neden kötü çocuklar daha çok tercih edilir?

Evrimsel köklere baktığımızda yalnız kaldığında hayatta kalabilecek stratejik hamleleri yapabilen zeki erkek her zaman kazanır ve bunlar kötü çocuklardır. (kötü çocuk=mantıklı erkek) Oysaki duygular tehlikelidir. Erkeğin duygularla hareket etmesi testosteron düzeyinde düzensizliklere ve bunun sonucunda aniden sinirlenmesine, cinsellik odaklı kararlar almasına ve sonunda hatalı davranmasına neden olabilir.

İyi çocuk, duygularıyla ve sonuçta hormonlarıyla, kötü çocuksa mantığıyla hareket eder. Rollo ne diyor? İnsan dürtü-duygu-neden paternine göre hareket eder… İyi çocuk duygularıyla hareket edip ardından buna nedenler ürettiği için feminen bir patern gösterir. Sonuçta da kadınlara yaranacak hareketleri yapar.

“Kötü çocuklarsa “mantıklıdır” nedensellik ilkesine göre hareket eder. Duyguları onu yanlış bir yere götürüyorsa kendini durdurur, doğru hamleyi yapar.”

Kötü çocukları da sınıflandırmak lazım

Kötü çocuk iyidir derken sınıflandırmayı doğru yapmak lazım. Burada kastedilen daha çok kendi hedefleri için mücadele eden, hayatta kalan, kadına yaranmak için şaklabanlık yapmayan erkektir ve böylece “doğal arzu” dediğimiz durumu oluşturur. İyi erkek bunu otomatik düşünceleri gereği maalesef bilmez ve böyle bir şeyin olabileceğini kendi “zihinsel şeması” yüzünden kavrayamaz. Örneğin Rollo’nun sitesinin/kitabının adını düşünün: “Rational Male”, yani akılcı/mantıklı erkek. Çünkü Rollo için erkek; nedensellik ilişkisini kurabilen kişi demektir.

Kötü çocuklar ilişki içinde kadına hakettiği gibi davranır, ne ilgisiz ne de çok ilgilidir ve hep kadından bir adım öndedir. Kadın veriyorsa, erkek de verir ama kadından hep 1 birim geride kalarak; kadının tam tatmin olmasını erteleyerek bunu yapar. Davranışçılık ekolüne göre “öğrenme” karşılık gelmesi sonucu oluşur. Eğer siz o kadına karşılık vererek ödüllendirmezseniz, bir süreden sonra kadın da ilgiyi kesecektir.

Her kötü erkek aynı kategoride değildir. Bazı kötü erkekler ki bunlara “Jerk”(pislik) diyebiliriz, kadının duygularını önemsemez, kötü davranır, manipüle eder, dark triad kullanır. Kadından devamlı alır fakat vermez, sonunda da kadının arzusu tükenir ya da mantığı kadını ele geçirerek, arzusunun baskın çıkmasını engeller, bir yerde o ilişki biter. (Daha fazlası için dark triad yapan erkek)

Jerk(pislik) modunda kötü erkek olmak duygularınızı da köreltir. Çünkü yanlış seçimler kadınların hepsini “genellemenize” ve aynı davranmanıza neden olur. Çünkü bunu kanıksamışsınızdır. Yeri gelmişken ekleyeyim:

“Her kadın aynı değildir fakat en iyi kadınlar bile reaktif yapıları sebebiyle erkeklerin kemiksileşmiş hatalarına benzer cevapları verir.”

Nöronlarınız belli düşünce akışklarına göre güçlü bir ağ oluşturur ve tatmin olamazsınız. Bu da bir diğer negatif çıktısıdır. Aşırı yıpratıcı tavırlar sizi de tüketir. Mutsuz olursunuz.

Efendi Erkek Nedir?

Efendi erkek tanımını kimin yaptığı önemlidir. Kadın mı size söylüyor, yoksa siz mi kendinize yakıştırıyorsunuz?

Kadın size söylüyorsa, dışarıdan sizi centilmen biri olarak görmüş olabilir. Yani bizim kastetiğimiz “efendi erkek” kalıbını kullanmıyordur ve kadınlar çift kutuplu erkeklere arzu duyar. Örneğin sizi efendi görürken, içinizde küstah, o kadını kaybetmeye hazır, başarılı bir alfa erkek varsa, kadın size delirmiş şekilde ilgi duyacaktır ama tam tersi efendi bulurken, içinizde bir tavşan saklıysa itici gelirsiniz. Hiçkimse zararsız bir tavşanla olmak istemez. Mesele gücünüz varken bunu kullanmamaktır.

No More Mr. Nice Guy kitabında efendi erkekleri ihtiyaçlarını gizleyen, esas niyetini güzel cümleler ve davranışla örten, niyeti sadece cinsellik bile olsa bunu göstermeyen, ben senin en iyi arkadaşın olacağım diyen adamlar olduğunu belirtir. Bu kişiler reddedilmekten korktukları için düşüncelerini ifade etmekten korkarlar. Sonuç olarak iyi erkek olmayı çıkarları için kullanırlar [Geçmişten bir Ekşi-Sözlük yazım].

İyi Erkek Nasıl Aydınlanır?

Yine No More Mr. Nice Guy kitabında çocukluk sürecinden ve ebeveyn etkisinden bahseder. İyi erkeğin zihin yapısı özellikle 1965’de feminizmin yükselmesiyle ortaya çıkmış bir deformasyondur. Son 50 yılda ciddi anlamda düşen testosteron etkisi de bunu ispatlar. Özetle erkekler feminenleşmektedir.

Her insanın zihninde belli şemalar vardır ve bu şemalar genellikle çocukluk döneminde belirlenir, ergenlikle kemiksileşir[Burada açıkladık]. İyi erkekler kur yapmayı kadına devamlı iyi davranmak, jest yapmak olarak algılar ama aslında burada kendi başarısızlıklarını gizleme, kendi hislerini saklama eğilimi de görülür. Meriçlerin bu kategoride olduğunu söyleyebiliriz.

Erkeğin “iyi erkek” zihin şeması nasıl değişir?

Bu şemalar erkeğin zihninde yıllar boyu kemiksileşmiştir ve değişmesi de çok zordur ama imkansız değildir. Unutmayın ki teoriyi iyi bilen erkekler bile “zor durumlarda” kaldığında en iyi bildiği davranışa döner. Örneğin OKB hastaları ne kadar mantıklı olsa da kriz anında yine kompulsif süreci, yani davranışı gerçekleştirme eğilimindedir ve iyileşse de bu davranışın geri dönmesi –ne kadar kontrol sahibi olsa da- birkaç tekrara bakar. Benzeri alkoliklerde de görülür. Alkolden kurtulan kişi “bir kereden bir şey olmaz” dediği anda tekrardan alkolün pençesine düşebilir. Demek ki inatla hatalı davranışlarımızı tekrarlamamaya devam etmeliyiz ama önce bu bilişsel şemanın(düşünce kalıbının) ne olduğunu çözmeliyiz.

Bu erkekler de kötü çocuk pratiklerini anlasalar da doğanın kanunu sebebiyle devamlı kadınlar tarafından reddilmeye devam edeceklerdir ve bu kriz anlarında şöyle düşünebilirler: “Belkide eskisi gibi iyi/efendi erkek olsaydım başarı şansım artardı.”

Bu kişi arkadaşınız bile olsa kendi istemediği sürece aydınlanamayacağını unutmayınız.

Hatalı şemanızı saptayın ve yorumlayın!

Bir şemayı değiştirmek için önce “hatayı saptamak, ardından bu düşünce formunu değiştirmek gerekir.”

Örneğin güzel bir kadın gördüğünüzde ilk düşünceniz size öğretilen ilk hamleler olacaktır:

-Onunla konuşurken iltifat et, onu kızdırmamaya çalış, ona ilerleyen zamanlarda hediye al. Kadın sizinle sevişmeden önce koltukta kaşık pozisyonunda yatmaya ihtiyacım var güvene ihtiyacım var dediğinde kabul et vs…

Kadını gördükten sonra bu şemalarınızı saptayıp, neden yanlış olduğu üstüne düşünmeli ve yazmalısınız.

Örneğin kendinize şunları sormalısınız: “Neden bu kadına iyi davranmak için dürtü hissediyorum? Neden onu kızdırmamaya çalışıyorum? Neden onu iltifat ederek kazanmaya çalışıyorum, tek yok bu mu? Neden ona yanlış bir şey söylersem kızar endişesini taşıyorum? Neden cinsellik öncesi birlikte uyumayı teklif etti?”

Soru sorarak cevapların arandığı bu yönteme “Sokratik Yöntem” ismini veriyoruz ve bilgiyi doğrudan öğrenmekten daha yararlı olduğu biliniyor.

Örneğin hatalardan birinin cevabını verelim: kadınlar arzu duyduklarında güvenmeye ihtiyaç duymazlar. Rollo’nun deyimiyle “üniversite ara dönem tatilinde Cancun ‘da köpük partisinde bir alfayla aynı gece birlikte olurlar ama size gelip sevişmeden önce koltukta kaşık pozisyonunda yatıp güvenmekten bahsederler.”

İşte burada zihin şemanız devreye girmeli ve “gerçekten arzu duysaydı benimle yatardı, nerede hata yaptım?” şeklinde düşünmelisiniz ama öfkelenmemelisiniz. Öfke de yine size öğretilen “iyi erkek” modelindeki hatalardandır, çünkü duygularınızla hareket etmiş olursunuz. Unutmayın: hep nedensellikle hareket etmelisiniz!

Belki kadına gereğinden fazla ilgi gösterdiniz, belki sinirlendirmemek için şaklabanlık yaptınız ve kadın kurudu? Bunu kendinize sorular sorarak bulmalısınız ve bu düşünce şeklini değiştirmek için uğraşmalısınız ve birkaç kadından sonra “iyi erkek” gibi düşünmeye geri dönmemeli, bu düşünce şeklinde inatlaşmalısınız.

Bazı sorularınızın cevabı nettir mesela: Kadın size güven kozunu ortaya koyuyorsa siz hipergaminin arzu değil, sağlayıcı tarafındasınız demektir. Kızdırmayla ilgili olarak da “neg” dediğimiz yöntemle kadını kızdıran erkeklerin daha başarılı olduğunu artık birçok kaynaktan biliyoruz. Bu sitenin amacı pua teknikleri olmadığı için araştırmanızı öneririm.

Maalesef gerçekleri fark eden herkes de kurtulamaz. İnsel grupları buna örnek gösterilebilir. Adamlar her şeyi farkında fakat mücadele etmek yerine tamamen vazgeçmişler.

Özetle

Erkekler arasındaki %80 beta %20 alfa oranı pek değişmez. Her zaman başarılı ve başarısız erkekler olacaktır. Her zaman %20 esas seçilen, %80 ise hatalı iyi çocuk şeması yüzünden beta sınırında takılı kalacaktır. Bazıları fark etse bile ya insel olacak ya da hatalı zihin şemasına geri dönecektir. Siz hangi tarafta olacaksınız?

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Zihinsel Dokunulmazlık, Liderlik ve Disiplin Üstüne Notlar

Zihinsel Dokunulmazlık, Liderlik ve Disiplin Üstüne Notlar

Alttaki yazı 06.01.2021 erkekadam sitesi discord grubu ve @mahmutabi ile ortak yapılan podcast yayınından yararlanılarak sentezlenmiştir. İsteyenler podcaste buradan ulaşabilir. Yazı içinde çeşitli yönlendirmelerle de konuyu toplarmaya çalıştım.

 

Duygusal Güç Nasıl Kazanılır?

Duygusal güç kişinin kendisine bağlıdır, kimse size zorla bir şeyi yaptıramaz ya da kötü hissettiremez fakat duygusal güç kontrolümüzü gönüllü olarak başkalarının eline teslim ederiz. Bu kişi ya hoşlandığımız biri ya da yöneticimiz olur.

Ayrılık veya aşk acısı çektiğimiz varsayalım. Bu durumda duygularımızı ve dürtülerimiz; hayvani beyin olan limbik sistem tarafından bize dikte edilir, sadece tatmin olmak ister. İnsan olduğumuz için bunu frontal lobumuzun süzgecinden geçiririz. Yani mantıklı düşünürüz. Bu aşamada dürtülerimize yenilirseniz zihinsel dokunulmazlığınız yıkılarak uçlara savrulur. Siz duygularınızı değil, duygularınız sizi kontrol eder, esir olursunuz. O insan sizi esir edemez, siz dürtüleriniz yüzünden kendinizi esir durumuna düşürürsünüz, ruh eşi saplantısına, okb’e sahip olursunuz. (Daha fazlası için: Ayrılık Acısı)

Tabiiki mantıklı düşünüyor olmamız limbik sistemimize yenilmeyeceğimiz anlamına gelmez. 2 senaryo oluşur:

  1. Limbik sisteminimz: “Git ona ulaş, elde etmek için her şeyi yap” der. Bunu der çünkü dopamin salgılamayı ve yoksunluktan kurtulmayı ister. Sizin nasıl yapacağınızla veya karşı tarafın duygularıyla ilgilenmez. Frontal lob ise durumu süzgeçten geçirip, onunla konuşmayı, hatta kazanmak için yalvarmayı tercih edebilir. Sonuçta “hipergami” gerçeğine çarparız. Çünkü kadın kendinden üst seviye erkeklere arzu duyar ve arzuyla pazarlık yapamazsınız. Bunu masaya koyduğunuz anda kadın sizden soğuyacaktır, biten bir ilişkide kadına yalvararak, özür dileyerek tekrardan başlatamazsınız  ve limbik sisteminize daha büyük bir darbe gerçekleşir, yoksunluk oluşur. Bunu kabullenemezseniz yüksek oranda kaygı oluşturur ve çıkmaza girersiniz.
  2. Diğer durumda ise dürtülerinizi dinlemez, onunla etkileşime geçmezsiniz, tabiiki benzer şekilde acı çekiyor olursunuz fakat limbik sistemin dayattıklarını kabul etmemeniz aşamalı olarak duygularınızı kontrol etmenizi sağlar. Başta büyük bir acı çekebilirsiniz fakat inatlaşmanız, mantığınız söylediğini yapmanız, örneğin hipergami denklemini hatırlamanız bu dürtüleri zayıflatacaktır.

Tabiiki hemen buna uyum sağlayamayacaksınız, alışkanlıklar 1 günde değişmez, aylarca süren ilişkiden 1 günde mantıklı düşündüm diyerek çıkamazsınız fakat kendinizi kademeli olarak bu sürece maruz bırakırsanız kontrol edebilirsiniz. Zamanla zayıflayacaktır. Bilişsel terapilerde uyaranın sizde yarattığı tepkilerin her depreştiğinde siz mücadele ettikçe yavaş yavaş azaldığı bilinmektedir. Benzer durum iş hayatı veya sosyal anksiyeteler içinde geçerlidir.

Özetle her panik anında, bu duyguyla inatla savaşırsanız limbik sistemin oluşturduğu maksimum pik noktaları her seferinde daha da azalır ve lineerleşir. Alttaki grafikte bunun bir örneğini görebilirsiniz. Bir metod da bilinçli olarak sizi rahatsız eden soruna maruz kalmaktır. Her seferinde stres seviyeniz azalır

Süreç sonunda limbik sisteminize iyi hissedeceği küçük küçük başka başarılar verirseniz, süreci tamamen atlatırsınız. Karen Horney’in ortaya attığı “rahim kıskançlığı” denen bir kavram mevcuttur. Erkekler kadın gibi doğum yapamadığı için yaratmak zorundadır. Yani sizi doygunluşa ulaştıracak tek bir şey vardır, o da “üretmek.” [Daha fazlası için: Her şey bitti derken gelen insan]

“Unutmayın gerçek erkekler, kendi hayallerini gerçekleştirerek maskülen olurken mavi haplı alfa erkekler veya betalar kadınların hayalini gerçekleştirmek için var olur ama kadınlar, kendilerini gerçekleştiren başarılı %20lik kesimle birlikte olmayı arzular. Her şeyden önemlisi kırmızı hapı öğrenmiş erkek hayata adapte olurken, mavi haplı erkekler kadınlara adapte olur ve bu bazen zihinsel dokunulmazlığı kaybetmeleriyle ölmelerine bile sebep olabilir.”

 

Duygu Yöntemi ve Kaygı

Duygu yönetiminde önemli bir konu genetiktir ve %45 düzeyinde etkin olduğunu, geri kalanın da sosyal çevre tarafından belirlendiğini biliyoruz. Yani bazı bireyler doğuştan daha umursamaz veya depresif olabilir. Eğer doğuştan getirdiğiniz güçlü psikotik bir süreciniz yoksa özelliklerinizi değiştirmek ve kontrol etmek sizin elinizde. Yapılan istatistiksel çalışmalarla elde edilmiş 5 Faktör kişilik kuramına göre insanlarda belli oranda açıklık, sorumluluk, dışa dönüklük, uyumluluk ve nörotizme yatkınlık oluyor. Hatta bir ara online testleri mevcuttu, kişiler bunu doldurarak, belirlenen ana karakterlerden birine giriyorlardı. (INFJ vs gibi.)

Bazı olayları kontrol edebilir, bazılarını edemezsiniz. Bu sosyal yaşımınızda, iş hayatınızda da geçerlidir. Örneğin anlaşamadığınız biri varsa ya onunla uzlaşmayı denemeli ya da olabildiği kadar kar-zarar ilişkisiyle durumu değerlendirmelisiniz.  İnatlaşmak veya uyumsuzluk sizi kötü hissettirecektir. Bir tartışma çıktığında veya bir şeye ihtiyacınız olduğunda “zaten sen hep böyle yapıyorsun” gibi bir cümledense “biliyorum senin de acelen var ama işim çok kısa sürecek” gibi bir giriş yapabilirsiniz. Kim olursa olsun karşı tarafın kişiliğine saldırmağınız zaman herşeyin çözüldüğünü göreceksiniz. Hem olaylar büyümeyecek hem de siz iyi hissedeceksiniz. Değiştiremdiğiniz fiziksel özellikleriniz de olabilir, bunlar yerine değiştirebildiklerinize yönelmelisiniz, aksi halde devamlı kortizol salgılayarak negatif düşüncelerinizi kanıksarsınız. Artan düşünceler sentezlenen proteinlerle düşünce yerleşir. Yapılan bilimsel çalışmalara göre aşırı kaygının nöron ağlarını budadığı ve iq’u düşürdüğü biliniyor.

 

Kavgadan Kaçmak Erkeklik Midir?

Dövüş sanatlarında iyi olsanız bile ilk amacınız “eğer hayati bir durum yoksa” kaçmak olmalıdır. İnsan hayatı pahalı fakat ölmek ya da yaralanmak ucuzdır. Kung Fu ustası Ip Man bile “onlarca kişi size saldırsaydı ne yapardınız” sorusuna “kaçardım” diye cevap vermiştir. Onun yetiştirdiği öğrencisine, “kız arkadaşınız yanınızdayken size sataştılar ne yapardınız?” sorusuna: “Kız arkadaşımı da alıp kaçardım” diye cevap vermiştir. Kavgaya yatkın insan hep limbik sistemiyle düşünen, dürtüsel kişilerdir. Örneğin ergenleri düşünün, daha çok kavga ederler. Entelektüel bireylerse frontal loblarıyla düşündükleri için kavgadan kaçınmaya çalışırlar. 

Başıma da geldi, eskiden çok fevriydim, gerçekten masa şişe havada uçurabilecek potansiyelde olmama rağmen bunu aştım. Bir gece 3’de barda eski kız arkadaşımın saldığı 2 kişiyle neredeyse kavga ediyordum, etseydim de hiç yerine edecektim, yensem de yenilsem de sonu karakolda bitecekti ve bu işten karlı çıkan kişi eski kız ark. müsveddesi olacaktı. Benimle kavga etmek isteyen tarafa hak vermesem de arada olumlayarak kavgasız atlattım ve o kişiler de “biz yanlış anlamışız kusura bakma” diyerek elimi sıktılar. Karşı tarafı dinleyerek ve haksız olmadıklarını belirterek, düşüncelerinizi aktardığınızda onların da sizi dinlediğini göreceksiniz.

Bu aslında bir yerde hataydı da. Siz, siz olun gaza gelip sizi dışarıya çağıran kimseyle konşmaya çalışmayın. Alkol etkisiyle işler ters gidebilir ki bunu da yaşadım, masalar havada uçuştu, bodyguardlar girdi filan. Birileri sizi dışarı davet ettiğinde adil olmayacağını hatırlayın ve hemen telefonunuzu elinize alın, avukatınız varmış gibi bir arkadaşınızı arayarak, “benim sizinle konuşacak bir şeyim yok, eğer bu ısrarınız sürerse avukatım polislerle buraya gelecek diyin, telefonu da o kişiye uzatın. Muhtemelen vazgeçecektir.

 

Erkek ve Sinir Kontrolü

Erkek her ne kadar kadına göre daha mantıksal düşünse ve stabil olsa da anlık testosteron artışı sinirli ve uçlarda kararlar almasına neden olabilir ki bu erkeğin hem güçlü olduğu hem de hata yapmaya meyilli olduğu anlardır. Bu yüzden ani kararlar alabilirler.

Geçmişte çocuklarla yapılan çalışmalardan erkeklerin daha uyumsuz ve şiddette meyilli olduklarını biliyoruz, örneğin Bandura’nın yaptığı Bobo Doll deneyinde bir grup erkek ve kız çocuk önünde bir yetişkin oyuncak bebek döver ve ardından çocuklara yasak koyarak bu hareketin yapılmamasını ister, burada erkek çocuklar cezaya rağmen yetişkin gibi oyuncak bebeği döverken, kız çocukların daha çok vazgeçtiğini görürüz. Bu bize net bir şey söyler: Erkekler her ne kadar mantıksal varlıklar olsa da testosteron etkisiyle şiddete daha meyillidir, kontrolden çıkabilir ve uçlarda düşünmeye yatkındır. Kadınlarsa daha uyumludur, olaylara daha çabuk adapte olurlar. Bu pozitif gibi görünebilir fakat yaratıcılığın, büyük eserlerin hep uçlarda düşünen erkekler tarafından çıktığı da unutulmamalıdır.

 

Erkek sinirine yenilmemek için duygusal gücünü şöyle arttırabilir:

  1. Düşündüklerinizi karşı tarafa söylemeden önce 24 sa. bekleyerek cevap vermelisiniz. Bu durumda yatışacağınız için daha mantıklı cümleler kuracağınızı görürsünüz, hatta kızgınlığınız geçeceği için vazgeçebilirsiniz. Bu Alman Ordusunda da uygulanan bir metoddur, bazen iş yerlerinde sinirle istifa etmek isteyen insanlara tekrardan düşünmesi için şans verilebilir [Erkek Adam Sitesi: 24 Sa. Kuralı]. 
  2. Kimsenin size inat olsun diye bir şey yapmadığını fark etmelisiniz. O kişilere 3 şans verebilirsiniz. Çünkü kimse sizi özellikle izlemiyor ya da bu adamı ne yapıp delirtirim demiyor, paranoid-narsist çıkarımlara gerek pek gerek yok. Bu kişi hala aynı hareketleri tekrarlıyorsa o zaman üstte bahsettiğim uzlaşma metodlarını izleyebilirsiniz.
  3. Elalem ne der, duygusal açıdan bizi güçsüzleştiren temel kavramlardandır ama aşırıya da kaçılmamalıdır. İş dünyası için de benzeri geçerlidir. 
  4. Limbik sistemi kontrol etmek için sizi rahatsız eden olaya seviyeli maruz kalmaktır. Bunu da başta açıklamıştık.

Duyguları kontrol ederken duygusuz olmaktan bahsedilmediğinin de hatırlatılması lazım. Herkes acı çeker, mesele bunu kontrol edebilmektir. Ancak psikopatlar acı çekmez. Psk. Dr. Herb Goldberg kitabında aşırı maskülen veya aşırı feminen olmanın zararlarından bahseder. Aşırı maskülenlik içe tamamen kapalı olmayı, saldırganlığı getirir. Kişi iç dünyasıyla mücadele etmez, empati yeteneğini kaybeder, benzer durumda aşırı feminenlikte de görülür. Bu kişiler de empatik olduklarını sanırken kendi iç dünyalarında, melankoliliklerinde boğulurlar, beceriksizleşirler, bağımlı karaktere dönüşürler. Alfred Adler kadınlar için de benzerini savunmuştur ve aşırı feminen kadınların beceriksizliğe yatkın olduğunu, aşırı maskülen kadınlarınsa radikal feminizme yönelebileceği tehlikesinden bahsetmiştir. (Daha fazlası için: Aşırı maskülenlik

 

Erkeklerde Duygusal Aşırılığın Sonuçları

KH bilen her erkek ilişki içinde alfadır esas mesele ilişki sonunda veya acı çekerken alfa olabilmektir. Limbik sistemin ön plana çıkmasının en iyi örneğini her türlü kırmızı hap pratiğini bilmesine rağmen illimitableman de görüyoruz. 2 defa saçmalayarak “o kadının özel olduğu ve diğerlerinden farklı olduğunu” belirten twitler attı ve duruma dürtüsel yaklaştı. Ayrılık acısı yaşamanız bunu reddetmeniz anlamına da gelmez, üzülmediğiniz anlamımna gelmez. Üzülmek insani bir eylemdir. Yapılması gereken  “kendi başınıza” atlatmayı denemek olmalıdır. 

 

Duygu Kontrolünde Savunma Mekanizmaları:

Savunma mekanizmaları psikanalitik teoride aslında bizim sağlıklı olmamızı da sağlayan süreçleri içerir. Bunları ilkel ve olgun olmak üzere 2’e ayırabiliriz. İlkel olanları kontrol etmek zordur, oturmuşlardır, çoğu psikotik veya sınır durumun sebebidirler. Oysaki olgun olanlar bilinç düzeyindedir.

Örneğin bir ayrılık sonunda savunma mekanizmalarını olumlu yönde kullanmamız gerekir. Bu yöntemler kendi içinde ilkelinden olgununa doğru “duyguların yalıtılması”, “düşünselleştirme, “akılcılaştırma” ve “ahlaksallaştırma” olarak sıralabilir. Örneğin “duyguların yalıtılmasında”, olayın içinden duygusal anlam kopartılır, yıllar önce biriyle konuşmuştum ve oğlunun kafasına iett aynası çarparak öldüğünü normal bir olay gibi anlatmıştı. Bu durum “duyguların yalıtılmasına” örnektir. “Düşünselleştirme” de buna benzer. Duygularını, hayata devam edebilme için olayın içinden  çıkartıp atmıştır. Uzun uzun bunları açıklamayacağım fakat yaratıcı ve zeki kişilerin en çok “akılcılaştırma” yöntemini kullandığını biliyoruz.

Akılcılaştırma yöntemi, yaşanan olaya mantıklı bir sebep bulma sürecini içerir. Böylece kişi az kırılmayla olayı kabullenerek iyi hisseder. Evrensel bir akılcılaştırma yöntemine örnek“ olsun yaşadık ama tecrübe kazandık” verilebilir. Spesifik olaraksa yaşadığınız kadının aslında uygun olmayan yönlerini ve ayrılma sebeplerinizi mantıklı şekilde bularak düşünmek gelebilir. Örneğin herkes sıfırlanır, kötü dönemler geçirir. Mesele sıfırlandığınızda bile bunun keyfini çıkartabileceğiniz yönlerini görmektir. Boşanabilir ve karınıza evinizi verdiğinizi varsayalım. Tekrardan özgür olduğunuz, bir evde öğrenci gibi keyif alarak yaşadığınız şeklinde akılcılaştırma yöntemlerini kullanabilirsiniz. (Daha fazlası: Sıfırlanmak) Burada mesele anlamsız sebepler bulmamaktır.

 

Dominantlık ve Liderlik

Liderlerin alfa olduğu; böyle erkeklerin dominant olduğu doğrudur fakat dominantlıkla zorbalık karıştırılmamalıdır.  Kelime anlamı olarak dominantlık egemenlik, liderik demektir [Ref: Erkek Adam Sitesi: “Gücün Doğası” Yazısı]. Erkeğin doğasında şiddet vardır fakat bunu kontrol etmek de yine erkeğin elindedir. 

Tarihten günümüze ulaşan liderlerin hak yemeyen, iyi yöneten, paylaşımcı kişiler olduğunu biliyoruz. Bencilce ve acımasızca yükselen hükümdarlar, her ne kadar belli bir dönem yükselse de halk desteğini alamadığı için yıkılmışlardır.

Örneğin Ibn Haldun devletler için döngüsel bir sistem öngörür. İlk aşamada hükümdarla halk birliktedir, 2. Aşamada rakipler ortadan kaldırılır, 3. Aşama rahatlık çağıdır. 4. Aşamada hükümdar kendisine yakın kişileri korur, halkı umursamaz. 5. Aşamada ise israfla birlikte yıkılma gerçekleşir. Bu aşamalar bir yerde kaçınılmazdır ama geçiktirilebilir. Çünkü Ibn Haldun’a göre her organizma kendi içinde kendine zarar veren mikropları da barındırmaktadır. Yani her zaman içimizdekine karşı mücadele veririz. Her ne kadar iyi bir yönetici olsak da gücün yanılgısıyla halka kötü davranmak ve zorbalık imparatorlukların sonunu getirir.  

Şempanzelerle yapılan çalışmalar da benzerini gösteriyor. En başta grupta diğerlerini örneğin bir gürültü çıkartarak korkutan şempanze kısa süreli zorbalıkla lider olsa da; kötü bir anında diğer şempanzeleri liderlik yeteneğiyle gruplayabilen fiziksel özellikleri nispeten daha kötü bir lider, baştaki zorbayı alt edebiliyor.  

Acımasız bir lider olarak bilinen Hitler bile kararları tek almamıştır. Başarısı; kurduğu ekiple fikir alış verişi ve onları belli konumlara getirerek, adil davranmasıyla gerçekleşmiştir. Yaptıkları tamamen yanlış olsa da yönetimi doğrudur.

İlişkilerde de böyledir. O kadının kendinize ait olduğunu sanmak, düşüncesizce davranmak ilişkinizin sonunu getirecektir. O an bağlı hissetmiyor olsanız da o kişiyi kaybettiğinizde “suçluluk” ile hatalarınızı anlamanız kaçınılmazdır ve bu “aşırı maskülen” sürecin, yani gereğinden fazla dışa dönüklüğün ve empati yoksunluğunun bir sonucudur.

 

Disiplin

Disiplin sağlamanın en kolay yolu motivasyona teslim olmamaktır. Motivasyon başta işinize yarasa da inatla yapmak istediğiniz işi devam ettirmeniz gerekir. Çünkü motivasyon bir süreçte azalacaktır.

Alışkanlıklar aynı duygular gibi bir anda oturmaz, alışkanlıklar hemen değişmez. Burada 21 gün kuralını uygulayabilirsiniz. İnatla süreci devam ettirmeniz alışkanlıkların oturmasını sağlayacaktır. Bir işi yaparken yapmak istediklerinizi sıraya koymanız en doğrusudur. Aksi halde bütün yapacaklarınızı kısa bir sürece sığdırmaya çalışırsanız, kısa sürede demoralize olarak işlerin önem sırasını kaybetmeniz ve vazgeçemiz muhtemeldir.

3 iş kuralını da uygulayabilirsiniz. Her gün belli 3 iş seçip, belli bir saat aralığında bunları yapmaya çalışmanız alışkanlıkların kolay oturmasını sağlayacaktır. Örneğin Cumartesi günü 2-5 arası bisiklete bineceğim, 7-10 arası kitap okuyacağım şeklinde yapabileceğiniz işleri kararlaştırmanız bunları uygulamanızı sağlar. Keskin saat sınırları belirlememek gerekir. Bunun yerine aralık vermeniz uyum sürecinizi kolaylaştıracaktır. 

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Bir İnselle Görüşme

Bir İnselle Görüşme

Bu kişilerin genel probleminin “sorunlarını” kabul etmeme olduğunu söyleyebilirim. Çözüm aramak yerine kendi dertlerini nesnelleştirmeye çalışıp başarısızlıklarını kadınlara ya da kendi dışındaki sebeplere bağlamaya çalışıyorlar. Altta paragraf paragraf konu başlıkları altında inceleyelim:

Madde 1: Özgüveniniz karşı tarafa bağımlı olmamalıdır

Madem özgüven önemli neden boyu kısa tipsiz olanları özgüvenli görünce “bu tipe bu özgüven nereden geliyor? Boyu gecekondu özgüveni rezidans dürzünün” neden diyorsunuz?

Öncelikli olarak özgüvenin karşı tarafın ne düşündüğüyle ilgisiz bir tanımdır, başkası ne dediye takılırsanız 1 arpa yolu gidemezsiniz. Karşı tarafın yaptığıysa “utandırma saftasa” örneğidir. Kadınlar ya da seni küçük görmek isteyen kişi utandırmak istediğinde bulabileceği en bel altı noktadan saldırır. Özgüveni yüksek insan bunun komik olduğunu ve söylediği şeyle özgüvenin bağlantısız olduğunu, o kişinin dikkatini dağıtarak konuyu farklı yere çekmek istediğini bilir.

Mesela Richard Cooper hem kaslı hem 190+ boyunda bir adam, kariyeri var, parası var. Bunu utandırmak isteyen biri kendi sitesinde haber yaparak, “sen önce yağlı iğrenç sakallarını şekillendir kel cinsiyetçi herif” zırvalamış. Bir diğeri şişko, çirkn insel diye sataşmış. Cooper da bununla eğlenen bir video çekip  “Sadece kelim” diye böyle efsane bir twit atmış. Şuradan bakabilirsiniz.

Utandırmak isteyen kişi hassas olduğunuzu düşündüğünüz herhangi noktayı kullanır. Böyle kişilerin %100 karaktersiz olduğunu rahatça söyleyebilirim. Konudan ilgisiz bir özelliğinizle sizi küçük düşürmeye ve kendini tamamlamaya çalışan kişi zavallıdır.

Peter Dinklage’in güzel bir sözü var(kendisi cüce): “Kim olduğunuzu asla unutmayın çünkü diğer insanlar unutmayacak. Kimliğini bir zırh gibi üzerinde taşı; böylelikle kimse bunu sana zarar vermek için kullanamayacak.”

Madde 2: Sen de pozitif ayrımcısın çünkü eşitliği savunmuyorsun!

“kızların hiç bir suçu yok demen seninde pozitif ayrımcı olduğunu gösterir kardeşim hiç bozulma. bu resmen kızlar ne yapsa doğrudur onların haksız bir durumu yoktur haksız olan tüm erkeklerdir demek oluyor. bu çok yanlış. cinsiyetçiliğe de girer bu. kendileri aynaya bakmadan 1.50 boylarıyla en mükemmelini istemek çok saçma. şimdi sen en çirkin erkeğin manken gibi bir kız istemesini yadırgamaz mısın? yadırgarsın değil mi? kız seni yapsın dersin aynaya bakmıyor musun dersin. bir erkek performans yüküne sahip olacak kadında olması zorunlu değil diyemezsin. böyle diye diye zaten Türk kızlarının götü kalktı herkese köpek çekiyorlar. kadınlar eşit değil değil de bu hayatta her şey karşılıklıdır. çirkin bir erkeğin nasıl güzel bir kız istemeye hakkı yoksa güzel olmayan bir kadının da yakışıklı erkek istemeye hakkı yok. bu düşüncede olmadıkça kızlar daha çok götü kalkık yaşar”

Bu pozitif ayrımcılık değil, seçen seçilenle ilgili. Bu kara propaganda neredeyse her inselde mevcuttur. “Hakları olduğunu ve kızların suçlu olduğuna inanmak.”  

Daha kötüsü tamamiyle dış görüntü saplantısı var. “O da tipsiz, o da çirkin onun da istemeye hakkı yok.” Bu çok hastalıklı bir düşünce şekli. Birinin dış özelliklerine bakarak birini hakedip haketmemesine karar veremezsiniz.

Kızlar ne yapsa yapsın suçsuzdur demiyoruz, seçimlerinde yagılanamazlar diyoruz. O kadına neyin çekici geldiğine sen karar veremezsin, evrim böyle işler. Ona bakarsan yakışıklı adamların yanında bu kızın ne işi var diye de sorulabiliyor ama o adamın ne gördüğü önemli.

“Bana soruyorsan” ben hiçbir şeyi yargılamam. Okan Bayülgen kendinden 20 cm uzun hem 20 yaş küçük birçok kızla çıkıyor ve yargılamıyoruz. Neden? Çünkü o adamın statüsü yüksek. Herkes yakışır diyor. Al Pacino keza öyle. Kaç kadınla yattığını düşünmek bile istemiyorum. Tom Cruise öyle… Beethoven öyle. Buna benzer bir sürü örnek verebilirim ama senin hiçbir vasfın yoksa kadında arzu uyandıramazsın anca ağlarsın. Kafandaki stereotip düşüncelerde boğulursun. Hipergami yazısını okumanı tavsiye ederim.

Madde 3: Chadlerin hepsi bizimle dalga geçiyor

Tamam söylediğin doğru da Türkiye’de yaşıyoruz. Bu muameleyi kızlar bile yapıyor. hadi erkekler aşağılık kompleksinden ve amguardlığından yapıyor. kızların böyle bir muamele yapması daha da koyuyor. Karşılğında lafı oturtsak o zaman da kaba saba oluyoruz.
şu insel konusuna değinmek istiyorum. Neden hiç kız arkadaşı olmayan hep fiziksel görüntüsünden(boy-tip) reddedilen ve düşmanca karşılanan bir erkeğe direk insel damgası çakılıyor? Biliyorsun insel kelimesi hakarettir ve alay etmek için kullanılır chadler tarafından. Yani kızların hiç mi suçu yok? Kendilerine gelince erkek en çirkinini bile beğenmek zorunda iken kızlar en üst seviyeleri beğeniyorlar. Buna pozitif ayrımcılık denmez mi? chadlerin sürekli kendi penceresinden bakıp empati kuramayıp reddedilenleri beceriksizlikle suçlamak ne kadar doğru? Her çirkin özgüvensiz değil her yakışıklı da özgüvenli değil ama kızlar aşık oluyor.”

Maalesef insellerin devamlı küçümsendiğini düşünmek patolojik düzeyde olmasa da paranoyak bir algı. Kimseye bir şey ispat etmek zorunda değilsiniz. İnseller Chadlerin değil, bu kişilerin kendilerine yakıştırdığı isim. Chad dediğin özel bir grup yok, aslına bakarsan çoğu da insel diye bir kavramdan haberdar değil.

Hayır kızların suçu yok, üzgünüm. Kimse sana veya birine bir şey borçlu değil. Kadının doğurganlık süresi kısıtlı ve en iyisini seçmek zorunda. Performans yükü erkeğe ait. Neyseki tavus kuşu veya lepistes değilsin ve sadece fiziksel özelliklerin yüzünden seçilmiyorsun. Sosyal varlıklar olduğumuz için zeka, statü, oyun işin içine giriyor. Siyah hap safsataları yazısında bunlarn evrimdeki önemini anlatmıştık.

Madde 4: Bir özelliğe takıntı yapmak

“tamam da sürekli boydan reddedilen bir erkeğin ne suçu var? boy değiştirebilen bir şey olsaydı zaten herkes gider uzatırdı boyunu. kimse bana veya birine karşı borçlu değilse her reddedilen erkek hiç kız arkadaşı olmayan erkekte beceriksiz değil kardeşim kusura bakma. kimse anasının karnından can yaman gibi doğmuyor. birisi kısa boylu doğra birisi uzun boylu doğar genetik olarak
benimde bu yaşıma kadar kız arkadaşım olmadı nedeni hep kızların uzun boylu erkek istemesiydi. kendini hiç geliştirmemiş bir erkeğin bile uzun boy sayesinde sevgili yaptıklarını görebiliyorum. bu zamanda boy çok önemli bir kriter haline geldi. ben çok çirkin biri değilim ama boyum 1.65 ve gerçekten ilişki konusunda sıkıntı çekiyorum. başka şeylerle her zaman ön plana çıkmayı denedim çok denedim ama sonuç yine nafile. şimdi burada yine suç bendeyse o zaman yapayım başka? her şey erkeklerden beklenmemeli.”

Kötü bir saplantı durumu. Herhangi bir niteliği (tip, boy, çene yapısı) yüzünden aşağılandığını söylemiş. Oysaki soru şu olmalı: “Ben kendim için ne yaptım?” Evet böyle doğduğun için de kendini zayıf olduğu konularda geliştirmek zorundasın. Sıkıntı çekmeni anlıyorum fakat başkalarını suçlamanı ve bunun için bir şey yapmayı “gereksiz” bulmanı ve savunma olarak “yaptım ama olmadı” demeni anlamıyorum. Çünkü altta yapmadığını anlatmış. Bahsettiğin ünlü isimler %1’de. Kendini %1 ile kıyaslaman anlamlı değil ki o adamı bile beğenmeyen birçok kadın vardır. 

-6 pack’in var mı kolların 35 cm üstü oldu mu? Haftada 4 defa salonda enerjin kalmayacak kadar çalışıyor musun?
-Statün iyi mi? İnsanlar sana saygı duyuyor mu? Yıllık gelirin yüksek mi? İyi bir işin var mı?
-30 yaşını geçtin mi? Belli bir birikimin var mı?
-Herhangi bir yeteneğini parlattın mı? Mesele bir enstrumanı iyi seviyede çalıp, sahne alıyor musun?
-Gündüz oyunu oynayıp, günde 100 kadınla tanışmaya çalıştın mı? Oyun teorisi doğru anladın mı? yoksa 3 kadından reddedilip vaz mı geçtin? Daha önemlisi bu kadınlara nasıl yaklaştın?

Kimse “aaa bu da çok çalışmış, arzu duymalıyım” demeyecek ama belli bir seviyeye eriştiğinde sana arzu duymaya başlayacaklar. Benzer şekilde hiç kimse 190’lık adam için de eriyip bitmiyor. Burada yazılanları oku, boyum 190 ama kız arkadaşım olmadı diyenler var. Bana bu konuda danışan kişiler mevcut.

Demek ki yeterli kadar gelişmemişsin, belli bir sınırı aşmadan kadınlar için görünmez kalmaya devam edersin. 

Madde 5: Yetersizlikleri kabul etmemek

      1. 6 pack’imin olması zorunlu değil Türkiye’de sevgili olan kaç kişinin 6 pack ve 35 cm kolu var? kolumu ölçmedim ama boyumun kısalığından dolayı 35 cm olduğunu sanmıyorum. haftada 2 gün fitness 2 gün kick boks yapıyorum. pandemi olmasa fitness’ı 3 güne çıkaracam ama şu an olmuyor
      2. 28 yaşındayım ve birikimim var
      3. elektronik müzik yeteneğim var youtube’a yüklüyorum ama sahne almıyorum
      4. şimdi 100 kadınla tanışmaya çalışmadım malum çekici bir yüze ve boya sahip değilim sapık durumuna düşmek istemem he fırsat bulursam tabi ki tanışmaya çalışırım ki benim sohbet konusunda bir problemim yok kızlarla.

Bu kısıma dikkat, çözülme:

Yarım yamalak hareketlerle kendini geliştirdiğini sanıyorsun. Daha acısı “kim de var bu özellikler” diye söyleniyorsun.

Rollo Tomassi güzel bir şey söylüyor, “fiziksel çekicilik önemlidir diyen bir siyah haplı inselin spor salonundan çıkmaması lazım, bunu yapmayarak söyleniyorlar” diyor. Gidip 35+ cm kol ve six pack yap önce. Kısa boylu erkekler daha kas kolay yapar ama bilgisizliğin yüzünden bunu bile bilmiyorsun. Çünkü yazılarımı takip etmek yerine bir tane insel konusunu okuyup, kendi başarısızlığını haklı çıkartacak sebepler aramaya gelmişsin.

 Fitness değil, body building yap, sonra konuşalım. Hepsini yapmana rağmen(oyun ve vücut) değişim olmazsa, seni kadınların beğenmediğini ve istenmeyen iğrenç biri olduğunu kabul edeceğim. 

-Evet üzgünüm, kimse tip önemsiz demiyor ve görsel niteliklerin iyi olmak zorunda, sıradan kadınlar için de zorunda çünkü 80/20 ilkesi mevcut. Hipergami başlığında açıkladığımız gibi özellikle 23 yaşında önce kadınlar öncelikli olarak görsel niteliklerinize bakıyor. Kaslı, maskülen görünüme ve tavıra sahip olmak zorundasın. İyi giyinmek zorundasın, statünü gösteren dış göstergelere sahip olmak zorundasın. O yok, bu yok, kadın sana neden arzu duysun? Üzülüyorsun diye mi? Kendini geliştirdiğini düşündün diye mi?

-Sahneye çıkmadığın sürece ve enstruman çalmadığın sürece müzikle ilgili değilsin. Elektronik müzikle ilgileniyorsan ona uygun yerlerde sahne almadığın sürece hala görünmezsin.

-Statün ne kadar yüksek? Ona cevap vermemişsin. Aylık 10k gelirin var mı mesela? İşinde saygın mısın? Ünvanın var mı? Bunu dışarı yansıtabiliyor musun?

-Yine tipik aynı zihin yapısı. “Buna sahip değilsem, tipsizsem, kadınlarla tanışıp sapık damgası yememeliyim” Peki kadınlarla tanışmadan oyun tekniklerini nasıl geliştireceksin?

Madde 6: Reddetmek

“ya birader bi yürü git seninle vakit harcıyorum ya. ne 10 k geliri ya ne sahneye çıkması? birader bunları manken gibi en uç seviyelerde kızları ayarlamak için yapılır.
işim bilgisayar mühendisliği 10k almıyorum ama iyi bir maaşım var e kalanı ayırıyorum. bunu kimle tanışsam söylüyorum işimde de saygınım başarılıyım tabi. yoksa hiç bir işte çalışamazdım.
kızlarla sevgili olan çevresi olan erkeklerin hepsi six packli de değil 35 cm kolları da yok bunu geç önce. göt göbek bağlamışların da sevgilisi var. tek özelliği uzun olması başka bir şey değil. sen buradaki yazdıklarını belli ki en mükemmel kızları ayarlamak için söylüyorsun. benim o kızlara ihtiyacım yok. nasıl olsa benden iyisini bulunca gidecekler
ben 4/10 – 5/10 kızlar için tüm bu listeye sahip olmam gerekiyorsa en o zaman derler ki bana tam bir abazansın onlar için yapıyorsun. tipsizlerin daha çok sapık damgası yediği ortada

kardeşim sen bu listeyi manken gibi kızları tavlamak için yazdın sanırım. ben ortalama kızlardan bahsediyorum. ortalama bir kızın bu listedeki “tüm” özelliklere sahip bir erkek istemesi de ne bilim yani.”

İşte sıkıntı tam bu düşünce şeklinde yatıyor, 80/20 pareto ilkesi anlaşılmamış. Belli bir sınıra gelmeden kadınların ilgisini çekemezsin, hangi kadın olduğu önemli değildir. Bu iş parabolik bir eğride ilerler, lineer değildir. Belli bir noktaya kadar oyun, tip ve statünü devamlı geliştirmelisin.

Ben bir şey yapmayayım ama kızlar bana baksın mankene gerek yok denilmiş. Başta ise “kendimi geliştirdim yine bakmadılar” diyordu. Bu büyük bir çelişki maalesef. Yani bir şeye hakkı olduğunu düşünme paterni hiç değişmiyor. Daha kötüsü karşıdaki kadını da hakir görme durumu mevcut.

Sonuç

“ben bir şey yapmayayım kızlar bana baksın demiyorum. bir erkeğin tabiki kendini geliştirmesi önemli sen yazdıklarımı başka tarafından anlayarak çarpıtıp bana insel diyorsun. kaç tane sevgilisi olanın 10k geliri var, sahne alıyor, six pack ve 35 cm kolu var? taş çatlasa %30
ben sadece bir kızla ilişki kurabilmek için bu derece uç seviyelerde olmam gerekmiyor diyorum. ha ben deseydim ki ben mükemmel kız istiyorum 90 60 90 manken gibi bir kız istiyorum deseydim, o zaman sonuna kadar haklısın derdim sana ki doğru da öyle kız isteyen o listeye sahip olması lazım orada haklısın. Türkiye’de 3/10 – 4/10 luk olan kızların bile bu derece götü kalkık olmasının sebebi sizlersiniz işte. gelene geçene insel damgası çakmak tüm sorumluluğu erkeğe yüklemek. bu hayatta her şey karşılıklıdır. o saydığın listenin tüm özelliklerine sahip bir erkek 4/10’luk bir kızı ne yapsın? kendi gibi bir kız ister

beni tanıyor musun da vasfın yok diyorsun? orada listeye cevap verdim. mesleğim de bilgisayar mühendisliği. ya sevgili olan erkeklerin kaç tanesinin statüsü yüksek? vasıfsızların bile var o da fizikten dolayı boy pos tip bilmem ne. orada gelmiş bana 10 kat çaba sarfetmelisin diyorsun. can yaman gibi herifler hiç bir çaba sarfetmeden kız kapar ben 10 kat çaba sarfetsem belki o da. olmayınca da insel oluyoruz ya ne diyim ki sana. sana bir şey diyim mi sende yakışıklı ve uzun boylu olduğun için kızlarla haşır neşirsin. ersin korkut gibi bir herif olsaydın ne yapardın acaba? diyorum ya empati kurmak diye bir şey yok”

Döndük dolaştık maalesef aynı döngüye geldik. Empati duyduğum için açıklama yapıyorum, burada esas empati duyamayan taraf bu arkadaş.  “O yapıyorsa benim de hakkım!” Hayır değil. Üzgünüm. Eksiklerin varsa o eksiklerini kapatmak zorundasın ya da seçilmezsin. Evet x10 emek sarfetmelisin diyorum. Hiçbir kadın sen üzülüyorsun diye sana arzu duymayacak. 

Mesela o göbekli ve tipsiz olan erkek neden götürüyor ya da sevgilisi var? Çünkü oyunu ve statüsü var. Yani bunu kapatmış. Kendine baktığında tipin olmadığını belirtiyorsun, oyunun da yok! Kadınlarla tanışmıyorsun çünkü çirkin olduğunu düşünüyorsun. Statü de yaratmamışsın? Kadın neden seninle olsun? Başa döndük: Yine bir özelliğe takıntı yapmak.

Konu ben değilim ama uzun boylu bir erkek değilim, hatta benden uzun kadınlarla çıktım. Belli seviyeleri atlamak için emek verdim. Oyunumu, tipimi, statümü, paramı geliştirmek, yükseltmek yıllarımı aldı. Bir laf vardır: Ölülerde dirileri her gün helva yiyiyor sanıyor diye.

Fiziksel özelliklerinin iyi olması demek kadınların üstüne atlayacağı anlamına gelmez. Bunu tipsiz erkek olmak başlığında anlattık. Bu sitede 190 boyu olmasına rağmen kadınlarla tanışamayan, ilişki olmamış ya da başarısız erkekler mevcut. Üstte Okan Bayülgen, Al Pacino, Beethoven, Tom Cruise örneklerini verdim ama işe yaramadı. Neil Strauss yine kısa boylu ünlü bir pua. Oyun kitabını okuyabilirsin. Erkeğin fiziksel özellikler hale etkisiyle ilgilidir, o kişinin statüsü hakkında bilgi verdiği için kadınlara çekici gelir, bunu farklı şekilde yaratabilirsin.

Tabiiki narsisistik bir savunma mekanizması mevcut. “Sen nasıl bana vasıfsız dersin!” Ben öyle bir şey demedim, belli vasıflarını geliştirene kadar 80/20 pareto prensibine göre kadınlar için görünmezsin dedim.

Özetle

Zayıf girişimler göstermek gelişmek değildir. Fark yaratmak için belli eşiklerin üstünde olmanız gerekir. (İleri okuma: Erkeği çekici yapan kriterler.)

Anlaşılması gereken: erkeğin bir performans nesnesi olduğudur, bu düşünce paterni kadına aittir ve feminenleşen toplumda normal görüyorum. Kadın doğuştan bir değer olarak gelir ve özellikle 30 yaşına kadar seçen taraf olduğu için erkek de aynı “eşitlik” algısıyla olduğu gibi kabul edilmek ister, bunun maalesef yanlış olduğunu anlatamıyorum ve asla değişmeyen bir döngüye giriyor konuşmalar.

Bu çarptırılmış akım ve düşünceler üstüne diğer konuların makalelerle çürütülmüş halini okumak için:

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Bakirelik Önemli Mi? (1. Bölüm)

Bakirelik Önemli Mi?

(Bölüm-1)

Bu çağın sorusu sanırım, bakirelik önemli mi? Türkiye’de bunun üstüne kurulmuş siteler var. Özellikle bizim gibi Ortadoğu tadanslı ülkelerin normu bu. Türkiye’nin sosyolojik olarak “yönlendirilmeye” başlandığı ve birliği kurma düşüncelerini dile getiren sosyolog Ziya Gökalp’ın genel görüşü şuydu: “Batılaşmalıyız fakat İslam kültüründen gelen ahlak kavramını alarak ve bunu dini konumda değerlendirmeden, kendi kimliğimi koruyarak başarmalıyız.”

İnsan izole değil psiko-sosyal bir varlıktır. “Kendi değerlerimizi koruyarak batılaşmak” kavramı oturmuştur. İslam etkisi altında olduğumuz için toplumsal norm olarak “bakireliği” önemsiyoruz. Tabii “çocuğun kendinden olduğundan emin olma ve kaynaklarını boşuna harcamamayı” içeren evrimsel nedenleri de varsa da bence oldukça zayıfladı. Bu durum günümüzde daha çok psiko-sosyal etkilerle ayakta duruyor. İnsanların tek eşlilik ile çok eşlilik arasında kalmış varlıklar olduğunu da unutmamak gerekir. Bakireliğe toplumdan topluma değişen oranlarda değer vermemizde önem arz eder (ref).

Sadece Türkiye’de değil, katolik kültürün etkin olduğu diğer ülkelerde de hatta siyah hap kavramında bile bu ideal var. Bilinçaltında hep “Kadına insanüstü anlamlar yüklemek, kutsallaştırma ve bakire olmasını isteme” miti mevcut.

Bakirelik İsteği=Ruh Eşi Mitini Besler

Önce aklınıza şunu sokmalısınız “Kadın insanüstü değildir, insanlar kusurlu olmak zorundadır. Bakireliği  önemsemeniz özel kadını aramanıza neden olur. Amacınız “altın kadını, tek boynuzlu atı (unicorn), özetle özel-biricik ruh eşini elde etmeye dönüşür. Bunu çoğu inkar eder ve kadınların %95ine “kaşar” muamelesi yaparak küçümser. Bakirelik önemli mi? Sorusuna takılırsanız siz de aynı hatayı yapmış olursunuz. Bakire kadın temiz ya da iyi niyetli kadın anlamına gelmez. Sadece tabuları yüzünden bunu yapamayan kadın anlamına gelir. Mesele bunu yapabilmesine rağmen az ilişki yaşayan kadındır. Yani cinsel özgürlüğünü doğru kişi(ler) için kullanabilenlerdir.

Kırmızı hap kavramında yanlış anlaşılan en önemli konu bu. Kendinize yatırım yapın, kadın esas amacınız olmasın mottosunu; kadınları küçümseyin olarak algılıyor. Sonra düşük iqlu feministlerin eline “işte red pilcisin!?!” gibi zırva argümanlar vermiş oluyorsunuz.  

Unutmayın neye inanırsanız, ona uygun bir hayat yaşarsınız. Örneğin yalanlara inanırsanız, bakire bir kadın tarafından aldatılırsınız. İnsellerin yaptığı gibi tipin her şey olduğuna inanırsanız kendi kendini gerçekleştiren kehanet gibi cinsellik yaşayamamaya devam edersiniz. Kadının özel bir varlık olduğunu düşünürseniz, o kadın size sahibiniz gibi yanıt verir. Ne demişler? “Ona ünlü biri gibi davranırsan, sana fan muamelesi yapar.

Bahsettiklerimden “kadın her istedğiyle yatabilir, bunda özgürdür” anlamını çıkartmayın, kadının cinsel partner sayısı önemlidir. Artan sayıyla birlikte uzun süreli ilişkileri ciddi anlamda zayıflar fakat bunu 2. bölümde işleyeceğiz. 

Kadın temelde kaliteli apex-prime erkeğe, erkekse sayıca çok kadına ulaşmaya çalışır. Cinslerin genel stratejisi budur. Yani çok erkeği denemeye çalışan kadının feminen toplumun yanlış yönlendirmesi sonucu değerini kaybeder ama bu bakireliği anlamlı yapmaz.

Kadın doğası nasıldır? Ne ister?

Kadın 15 yaşından sonra cinselliğini keşfedip, bunu kullanmak için yapılanan bir varlıktır. Her nasıl erkekler seks düşünüyorsa, kadınlar da seksi erkekleri özellikle yumurtlama dönemi esnasında düşünür ve kısa dönemde maskülen fiziksel özellikler üstünden sevişmeye çalışır. Bunu baskılayabilirsiniz ama gerçekler değişmeyecektir.

Kadın bir “değer” olarak dünyaya gelir, bu ne demek? Baştaki 100lük değeri cinselliği kontrol etmesini sağlar. Bunu doğru seçimler yaparak koruduğu sürece üst seviye erkekler tarafından tercih edilir ama erkeğin ve kadının cinsel stratejileri sıklıkla çatışır. Kadın en baştan erkeğe erişimi olduğu için, bunu hunharca kullanabilir ve hep böyle süreceği yanılsaması içindedir, erkekse az ilişki yaşamış kadın tercih eder ve bunu bazen “bakirelik” olarak abartır. Arada bir denge kurulmaması dönemsel olarak dengenin erkeğe ya da kadına geçmesine neden olur. Örneğin 1950lerde kadar erkekteydi fakat 1965den feminizmle birlikte sonra kadına geçti.

Hatalı Görüşler:

-Bakire kadın bulursam pair-ponding sağlarım.

+Hayır!

20 yaşını geçip de cinsel deneyim yaşamayan kadın azdır. Vajinal yöntem hariç her şeyi denemiş olabilir ve bu yöntemle de pair-bonding sağlayabilir. Tabuları sebebiyle böyle yaşayan kadınlar genellikle daha sorunlu oluyor ve ileride acısını çıkartıyorlar. Sadece siz onu “bakire” sanıyorsunuz, oysaki sadece vajinal yöntemi denememiş oluyorlar, bunun örneğini geçmişte anlatmıştım

Baskılıyor olmanız onun en seksi erkeğe 23 yaşında ulaşmaya çalışmasını engellemeyecektir. İdealde bakire bir kadın aramak erkek stratejisi için uygundur fakat realitede 2 türün stratejileri çatışacağı için erkeğin buna ulaşmaya çalışması “ruh eşi” sendromunu tepeye çıkartacaktır. Eğer dışarı kapalı bir toplumda yaşamıyorsanız Amiş değilseniz örneğin, cinsellikten zevk de almaya çalışıyorsanız ilk amacınız bakire değil, arzularını kontrol etmeyi başarmış, her gördüğüyle yatmayan bir kadını aramak olmalıdır. 

-Bakire olmayan kadında telegomi sebebiyle başka erkeklerin de genetiği çocuğuma aktarılır!?

+Tam doğru değil.

Öncelikli olarak kadının servikal filtresi erkeğin spermlerini seri-monogamik ilişkide imha eder, hem de her döngü sonucunda bu yumurta vücuttan atılır. Telegoni şu an sineklerde çalışıldı ve sineğin ilk partnerinin doğan yumurtanın boyutunu etkilediği bulundu ve bu çalışmalar arka arkaya dölleme sonucu elde edildi. Yani kadın yumurtası gelişmeden önce ve sonra dölleniyor, ardından araştırma yapılıyor ve sonuçta sadece yumurta boyutunun geliştiği, genetik aktarmın olmadığı görülüyor. Oysaki uzun bir süreç sonunda bu spermin yumurtayı nasıl etkilediğini bilmiyoruz, yalnız kadına etkisi olduğunu biliyoruz. Yani geçmiş ilişkilerinde kadının içine boşalındıysa ilgili genetik kalıntılar, kadının beyninde bulunabiliyor. Oranı özellikle bilinçli düşük yapan kadınlarda yüksek, hücre bazında %0.02’e kadar çıkabiliyor) (Ref1, Ref2).  

Kadının süresi kısa. Erkeğin bunu anlamasına imkan yok fakat kadın içten içe her sene geçtiğinde daha da farkına varıyor ve bu yüzden “duvara çarpmaktan” bahsediyoruz. 27 yaşından sonra ilk-aydınlanma, 30 yaşında ise aydınlanma çağına giren ve doğurganlığının sınırlı olduğunu, güzelliğinin solduğunu farkeden kadın size göre daha acımasız olmalı ve hipergamiye göre en iyisini seçmeye odaklanmalıdır. Bu yüzden ayrılık acısı çekme lüksü yoktur mesela. İşte erkeğin sindiremediği gerçek budur.

Bakire bile olsa; arayıştaki kadın sizden önce farklı deneyimler yaşamış olabilir. Özellikle bakireliğin ilk öncelikte tutulduğu kültürlerde kadın yaşadığı cinselliği saklamak için büyük çaba gösterecektir, vaijnal yöntem harici her şeyi deneyecektir ve bundan zevk alacaktır. Açıkçası ben sadece vajinal yöntemle sevişmesini tercih ederim ki burada vanilya ve hayvani seksi ayırmak lazım. 

Yabancılar seksi 2’e ayırır, vanilya seks ve hayvani seks. Vanilya seks gelenekseldir, misyoner pozisyonunda bir birleşme olur ve biter, hayvani seks ise arzu doludur, saatler sürer, kan ve ter içinde sevişilir, her türlü fantezi yaşanır, porno filmde gördükleriniz solda sıfır kalır ve o kadın güçlü şekilde oksitosin salgılar, evet! Buna pair-bonding diyoruz. Eğer o kadın o erkeğe karşı “doğal bir arzu” duyuyorsa bağlanacaktır. Erkek bunu önemsemeyebilir ama kısa süreli ilişkiyi kadın kullandığını biliyor bile olsa devam ettirir. Esas problem devamlı çok sayıda erkekle vahşi seks almasıdır. Bu durumda size bağlanması imkansız hale gelir.

Mesele Oksitosin

Benzeri sizin için de geçerli, o kadınla anlaşacağınızı nereden biliyorsunuz? Belki kadın 8/10 ama yaşayacağınız düzey vanilya! Bu şu demek: O ilişki sürmeyecek. Çünkü oksitosin yok. Hem onun için hem sizin için kötü ama erkek “o özel kadını” aradığı için vazgeçemez, çünkü o bakiredir! Oysaki kadının ne düşündüğünüz umurunda değil, dürtüleri farklı şeyler söylüyor. Siz onu malınız sanırken, o başka erkeklerle olmak isteyecektir.

Siz bakire olarak evlendiğiniz kadınla ten uyumu sağlayamazsanız (ki önceden sevişmediğiniz için bu büyük bir kumardır) ve hayvani seksi başaramaz veya o kadına güvence sağlayamazsanız, muhtaç bir karakter gösterirseniz kısa sürede ayrılırsınız. İstatistikler erken evliliklerin %50 oranında bittiğini gösteriyor, kadın söylenerek sizden kısa süre sonra boşanıp , aynı piyasaya dönmeye çalışacaktır hem de özgür olarak! Üstelik sizin ilk dokunduğunuz kadın “tabularını” aşmasıyla hayvani sekse ulaşmak için her şeyi deneyecektir. Sonra gider ağlarsaınız. “Benim meleğim, ilk defa dokunduğum kadın başkasıyla birlikte” diye… Çünkü kadına insanüstü anlamlar yüklediniz. Porno film sektörüne bakın herkes melek yüzlü.

Kaldıki gereğinden fazla betalaştığınız ilişkide %90 aldatılacaksınız. Örneğin hem vanilya düzeyinden hallice sevişiyorsunuz hem de kariyeriniz kötü. Yani hipergami denklemine göre hem doğal arzu yok, hem de güvenlik(duygusal veya ekonomik) sağlayamıyorsunuz. Bu kadın gözünde değersizsiniz demektir, aranızdaki anlaşma bozulur ve kadın sizi aldatmayı rasyonelleştirir.

Bunları aldatan kadın serisinde uzun uzun anlattım. İnternette biraz gezin “kocam benimle sevişmiyor!!” diyenleri göreceksiniz, bu konuda benden tavsiye alan erkek ve kadınlar oldu. Bu gerçek. Bakire olarak evlenmiş ve kocamı aldatacağım kendimi tutamıyorum ama ayrılamıyorum diyen kadınlarla konuştum.  

Bitirmeden son şunu diyebilirim ki bakire kadın arayışınız hayal kırıklıklarınızı besleyecek en önemli sebeplerin başında gelir. İdealde bakirelik erkeğin stratejisi gibi de görünse uzun vadede sorun çıkartacaktır. O kadınla evlenseniz bile ileride boşanma ihtimaliniz çok yüksek. Onu elde ettiğinizi düşünmeniz hipergami gerçeğini değiştirmiyor. Sonrasında yaşayacağınız yıkım “ruh eşi” saplantısı ve “bakireydi, ilk benimle olmuştu” düşünceleri yüzünden daha büyük olacaktır. Bunu unutmayın. 

2. Bölüm için tıklayın.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

İlişkilerde Dark Triad Pratikleri: Psikopatlık

İlişkilerde Dark Triad Pratikleri: Psikopatlık

İlişkilerde dark triad pratikleri çok geldiği için yazmaya karar verdim, çünkü çok fazla yanlış bilgi dolaşıyor. Örneğin: “Hocam alfa olmak için ne yaparım? Dark triadlı davranınca kadını bağlar mıyım? Muska tarifleri var mı?” filan. Yanlış anlaşılmasın bu hataları zamanında ben de yaptım. Dark triad’ın narsisistik kısmını geçmişte açıklamıştık. Psikopatlık ilginç şekilde kara 3lemenin bütün özelliklerini kendinde barındırır.

Hipergami denklemi doğru algılanmadığı zaman dark triad (kara 3leme) içinde narsisizm-psikopati-makyavelizm yanlış anlaşılıyor. Denkleme göre 2 uç mevcut bir taraf kısa süreli strateji olan kadında arzu oluşturan alfa döller, diğer kısmı ise beta öder olan uzun süreli ilişki stratejisi. Dark triad’ı uygulayanlar çoğunun amacı kısa süreli değil, uzun süreli ilişkide kadını elde tutmak. İşte bu yüzden dark triad çalışmaz!

Dark triad genel olarak uçtaki alfa karakterde de görünebilen bir özellik, çoğu seri katil psikopattır ve hapishaneler bunlarla dolu. Örneğin orta-çağda ünlü siyasetçi Machiavelli, liderlerin çoğu dark triad sahibi. Ama bu davranış paterni sonuçta kısa süreli ilişkiyi öngörüyor. Siz ise “o kadını nasıl yönetirim” mottosu altında dark triadı ve psikopatlığı seçerseniz uzun süreli ilişki beta hayalleriyle alfa hareketleri yapmış oluyorsunuz.

Evet, dark triad kadında doğal çekim oluşturur, psikopatlara giden mektuplar bunun örneğidir ama psikopatlar, kadınları “elde tutamaz, tutmakla ilgilenmez!” Zaten en önemli davranış paternleri “empati duyamamaktır.” Siz kadına yatırım yaptığınız anda kandırmış oluyorsunuz fakat onda oluşan his fark etmiyor. Anca kısa süreli çekim duyuyor.

Çeşitli Araştırmalar

Araştırmalar da bunu gösteriyor. Örneğin şuradaki referansa göre kadınlar psikopatiden etkileniyor ve aşık olabiliyorlar ama uzun süreli stratejide işler tersine dönüyor, kadın bir süre sonra bu işin sürmeyeceğini fark edip, sizden “iyi baba” olmayacağına karar verip daha uyumlu adaylara yöneliyor. Çünkü hipergaminin “uzun ilişki”, güven verme, sadakat  tarafını tatmin edememiş oluyorsunuz. Buradan da şu yanılgı anlaşılır sanırım. Kadın alfalara arzu duyabilir ama onlarla her zaman ilişki hayal etmez veya bunu başaramaz.

Feminen zorbacı sistemin dayattığı durumlardan biri hatırlarsanız buydu: “Kötü çocuklarla birlikte ol, zamanı geldiğinde anlayışlı erkeklerin de seksi olduğunu göreceksin.” Sen dark triad taklidi yaparak ne beta oluyorsun ne alfa oluyorsun, taklit yaptığın için terk edildiğinde bir de ayrılık acısı yaşıyorsun.

Daha ilginci ise psikopatlık, anti-sosyal kişilik bozukluğu ve narsisistlik kişilik bozukluğu olan kadınlarda ortaya çıkıyor. Araştırmalara göre aktör karakter böyle bir kadınsa erkek daha çok bağlanıyor, kaygı geliştiriyor, kendini beğendirme ve kaybetmeme kaygısına sahip oluyor. Demek ki sorunlu toksik kadınları baştan hayatımızdan çıkartmalıyız ki ileride problem yaşamayalım.

Psikopatlığın Gelişimi ve Göstergeleri Nelerdir?

Psikopatlığın hem sosyal hem genetik ortaklıkla ortaya çıktığı biliniyor. Ebeveynliğin ceza ve ödül sistemindeki düzensizliği, yetersiz ilgi düzeyi, anti-sosyal veya psikopatik ebeveyn, ebeveynin madde kullanması, anne-baba boşanmaları ve tabiiki taciz psikopatiye neden olabiliyor. Bu konuyla ilgili Alfred Hitchcock’un yönetmenliğini üstlendiği Psycho’u şiddetle izlemenizi öneririm.

Bu eğilim erkeklerde veya kadınlarda olabiliyor ama evrimsel olarak erkeklerde aynı narsisizm gibi daha çok görünür ve bünyesinde hem narsisistik hem de makyavel nitelikler taşıyabilir. Araştırmalara göre her ne kadar bağlanamasalarda PCL-R (gözden geçirilmiş psikopat envanteri) puanına göre “sevgi” hissedebilirler. 40 maddeden oluşan bu listenin 30 tanesine sahipseniz popüler psikopatlarla aynı nitelikleri taşıyorsunuz demektir (ted bundy vs). Şüpheli bireylerin puanı 22 ve altındaysa ailelerine karşı sevgi gösterebildikleri görülmüş. Bu tipler aramızda dolaşır fakat pek fark etmeyiz. Birini sevmeseler de sevilmekten hoşlanırlar hatta evlenen psikoplatlar bile vardır (Ref). Genel özellikleri şöyle sınıflandırılabilir:

  • Empati, korku, suçluluk hissetmezler.
  • Duygusal bağlanma hissetmezler.
  • Narsist olurlar.
  • Yüzeysel etkiliyiciliğe sahiptirler.
  • Sadakatleri yoktur.
  • Manipüle ederler.
  • Düşünmeden risk alırlar.
  • Uzun vade planları yoktur.
  • Patolojik olarak yalan söylerler.
  • Seksüel olarak tesadüfidirler.
  • Sorumluluk almazlar.
  • Çocukluk döneminde problem yaşamış olabilirler. (Ref)

 

Aman Dikkat!

Bir laf vardır, zehrin ne kadarının sizi zehirleyeceğini bilemezsiniz, eğer stratejik olarak ilişkilerde dark triad pratikleri psikopatlık yöntemini kullanmak isterseniz ve tadını kaçırırsanız alfa stratejiniz kısa sürede beta karaktere dönüşmenize ve zırhınızı kaybedip, şiddetli şekilde o kadının peşinden koşmanıza neden olacaktır. Gerçek bir psikopat “suçluluk” hissetmez ama siz hissedersiniz. Dark triad alfa karakter ve kısa süreli ilişki stratejisidir. Bu yöntemle ilişki yönetemezsiniz!

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Her Şey Bitti Derken Gelen İnsan ve Sıfırlanmak

Her Şey Bitti Derken Gelen İnsan ve Sıfırlanmak

İnsanların hayatı zaman zaman sıfırlanabilir. Bunu ben de yaşadım, eminim ki birçok insanda özellikle risk alıyorsa yaşamıştır. Bir yatırımın, aşkın, işin riski kaybetmektir. Bir şey ne kadar büyürse o kadar riskli ve keyif verici olur ve insan doğası da buna uyumludur. Daha doğuştan değerli olan canlı veya cansız nesneleri belirleriz.

Çoçuklar Bile Sıfırlanır

Örneğin çocuk doğduğunda narsisttir, annesini kendinden bir parça sanır. Yanından gidince ağlar, ilerlerleyen yaşlarda bunu tam kabullenemediği için birçok patolojik süreç gelişebilir. 3 yaşına geldiğinde en değerli nesne oyuncağı olur, elinden alınca ağlar, resmen sıfırlanır. İnsanın paylaşmayı sevmediği ortadadır. Büyüdükçe bu değerler değişir, küçükken en değerli eşyanız oyuncak tırken, büyüyünce anne ve oyuncak örneğine karşılık gelen “sevgili” ve ”iş” olabilir.

Geçmişte takılmak statünüzün gelişmediğini gösterir

Her insan kayıplar yaşar, bazıları bununla mücadele eder, bazıları edemez. Bunun iyi ve kötü örnekleri var diyebiliriz. Örneğin birçok rock parçası aşk acısıyla yazılmıştır ve o gruplar ünlü olmuştur. Eğer o kişi acısını bir şeye yöneltmeseydi bir değer üretemeyecekti. Düşünseniz öncesinde sıradan bir insansınız ve ünlü olup “acı çektiğiniz kadın” yüzünden yazdığınız birkaç parça yüzünden statünüz artıyor ve birçok kadına erişim sağlıyorsunuz. Sizce belli bir süreden sonra geçmişin önemi kalır mıydı? Statü böyle bir şeydir. Yeteri kadar geliştiğinizde geçmişi ve acılarınızı önemsemez olursunuz. Peki o kadın, siz rock star olduktan sonra ne hissederdi? Hipergami dürtüsü onun için oldukça üzücü olurdu.

Burada önemli olan cesarettir. Sevdiğim bir psikanalist olan varoluşçu akımının temsilcisi Rollo May, cesaret konusunda şöyle der: “Cesaret olmaksızın, sevgimiz salt bağımlılık olarak solar, cesaret olmaksızın sadakatimiz uyumculuk halini alır.” Cesaret yokluğunda diğer erdemler çürür, çünkü İngilizce’de cesaret anlamına gelen Courage Fransızca’dan kalp anlamına gelen Coeur‘dan türemiştir. Cesaret ile bütün vücuda kan pompalanır, bunu kaybedersiniz, çürürsünüz, yaratamazsınız ve başarılı olamazsınız. Kişi belki bir özle doğabilir fakat o öz bir şeye dönüşür, olabileceği potansiyeli ortaya çıkartmaya uğraşır. Eğer sıfırlanır ve vazgeçerseniz, cesaret gösteremezseniz gelecekte olacağınız kişiye ulaşamazsınız.(Ref: Rollo May – Yaratma Cesareti)

Bazı İnsanlar Kaybettiği İçin Ünlü Olmuştur

Buna birçok şair ve yazar da örnek gösterilebilir. Goethe’nin Genç Werther’ın Acıları, Kafka’nın Milena’a Mektuplar’ı, Zweig’ın bir çok öyküsü, Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan’ı. Cemal Süreya… Ünlü filozof ve teolog Kierkegaard bile bu uğurda en yüce aşk Tanrı demiş, biraz da ayrılık acısıyla literatüre çok önemli felsefi görüşler katmıştır. Bukowski gibi hiçbir şeyi takmayan bir adamın bile 3 tane aşık olduğu kadın vardır ve uzun süre kitaplarında bunlar üstüne kurgu yapmıştır.

Bu insanlar erkeklerin aşk ve ayrılık acısını bilmeseydi böyle eserler üretebilir miydi? Hep dediğim gibi ayrılık acısı erkek işidir. Çünkü erkek ve kadının beklentileri birbirinden farklıdır. Roman, müzik, sanat alanına baktığınızda bu acıyla üretilen kadın eserleri yok denecek kadar azdır. Kadın yazmaktan çok okumayı sever.

Aşk bir yana işte de sıfırlanma olabilir, parasını, işini kaybettiği için hem kişisel çöküntüye giren hem de kadınlar tarafından terk edilen erkeklerin istatistiklerini önceden vermiştik.

Sizi Kim Ne Yapsın!

Burada sorulması gereken soru şudur. Sıfırlandığınızda eğer kendinize gelmek için bir çaba sarf etmiyorsanız sizi kim ne yapsın? Kaybeden erkek görünmezdir. İsterseniz 24 saat uyuyun, depresyona girin, ölün kaybınızı bile fark etmezler. Kadınların durumu da sıfırlandıktan sonra parlak değil tabiiki. Çevrelerinde çok kişi varmış gibi görünürken, çoğunluk ondan yararlanmaya çalışır, arizona kertenkelesi gibi meriçlik yapıp dururlar. Erkekten bir kadının böyle bir beklentisi olmayacağı için erkek sıklıkla yalnız kalır.

Ben de Sıfırlandım

Kötü dönemlerden geçtim diyebilirim. Bir tanesinde 3 ay boyunca kimseyle konuşmadığımı hatırlıyorum, birinde bu süreç 1 seneye yakındı. Düşünün arayan bile yoktu. Annem arada aramasa telefona ihtiyacım kalmayacaktı. Kendi kendime satıp dolara yatırayım diyordum. İyiyken, sahne alırken yanımda olanlar o dönem yok oldu. Hele kadınlar… Hiç bahsetmeyelim.

Koku önemli demiştik, bence bu dönemde kadınlar düşük testosteron kokunuzu alıyor. Sizi özümsüyor ve yaklaşmıyor. Tabiiki düşük enerjinizle “esas yaklaşması gereken” taraf olan siz de hiçbir eylemde bulunmuyorsunuz. 2+2=4.

Toparlanma dönemi tam da bir süre depresyonda ve durgunlukta kaldıktan sonra başlar. İnsanın iç dengesi (homeostasis) dene bir durum vardır ve depresyon da tam olarak bununla ilgidir. Beyin kendini kapatır, sistemleri minimuma indirir ve size kendine gel sinyali gönderir. İşte bu dönemin bir yerinde ciddi kararlar almıştım. Her ne kadar kötü hissetsem de geriye baktığımda o dönemi çok çok güzel hatırlıyorum. Tam bir rahip modu vardı hayatımda. Devamlı okuyordum, sabaha karşı, buz gibi kış soğuğunda yorulmak ve uyuyabilmek için bisiklete bindiğim çok olmuştur. Bu “survivor” mod beni kendime getirirdi.

Belki başta olumsuz olarak algılanabilecek bir dönem olsa da o dönemi özlediğim bile oluyor. Çünkü insan geçmişi hatırlamak istediği gibi hatırlar. O dönem yaptıklarım, kendime kattıklarım, anıların müthişti.

İnsan hoşuna giden anıları parlatır, diğerlerini unutur. Unutmak aslında sağlıklı bir geride bırakma davranışıdır. Freud sağlıklı unutmayı “anı yemek” olarak açıklar. İçinizde sindirirsiniz, dişlilerle parçalarsınız. Bazen de tersi olur; başta önem vermediğiniz bir kadınla geçirdiğiniz zamanı hatırlamaz fakat o kadından ciddi bir kazık yer ya da aşık olursanız, o anıların hepsi önemli olur bir anda. 

Termodinamik ve Enerji Korunumu

Her kötü dönem geçicidir. Kendime yatırım yaptıkça bende de geçti. Yine iyi hissetmiştim. Bir dönem daha bitmişti işte ve kazançlı çıkmıştım. Hatırlıyorum da aşık olamam dedim oldum, işim kötüye gidiyordu düzelttim, vücudum dökülüyordu, kardiyovasküler olarak kötü durumdaydım. Hepsi düzeldi. Bitmeyecek gibi görünen bir doktora vardı, o da bitti. Bir sürü proje tamamlayarak, çok güzel anılar edindim.

Demem o ki düşerken kimseyi beklemeyin. O kişi gelmeyecek. Mucizelere herkes inanmak ister ama gerçekleşmez. Esas mucizenin sizin her gün attığınız küçük adımlar olduğunu unutmamanız gerekiyor. Mottonuz çalışmaktan, okumaktan ve spor yapmaktan oluşan bir döngü olması gerekli. Hiçliğe yenilmek, distopyalara kapılmak sadece o günlerde yaşadığınız sıradanlığa yenilerini katacaktır ve geçmişe baktığıızda hiçbir şey yapmadığınızı göreceksiniz. Sadece saf hazı da hedef almayın yoksa kaybınız büyük olur. Her zaman amacınız huzurun kovalanması olmalıdır. (İlgili: Mutluluk vs Huzur) Benzer şekilde aşırı uçlarda yaşamak da mutsuzluğunuza yardım edecektir. Bir insan bir şeyden hem “emin olmalı” hem de ona şüpheyle yaklaşabilmelidir. 

Beynin bir kayıt sistemi olarak çalıştığını ve siz yeni anılar yarattıkça eskileri silikleştirdiğini unutmayın. Bir şey yapmadığınızda o anılar hep güncel kalıyor, oysaki ufak adımlar yaptığınızda ve aradan 3 ay geçtiğinde geriye baktığınızda hep bir şeyler yaptığınızı görüyorsunuz. Ne zamanki onların size kazandırdığı acınızdan büyük oluyor işte o zaman yenileniyorsunuz.

Böyle dönemlerde tamam ülen daha kötüsü olsun, “ben yıkılmam” diye Cüneyt Arkın’ın kurşunlandığı ve Ajan Smith’in psikopatça gülüşü aklıma gelirdi. Unutmayın ki bazen yok olma noktasına gelmelisin ki tekrardan doğabilirsiniz. Jung bunu karanlık noktalarınızla yüzleşmek olarak anlatmıştı. (Şöyle: Kendini gerçekleştirmek)

Her şeyin bittiği düşüncesi termodinamik yasalarına, enerjinin korunumuna bile aykırıdır. Hiçbir şey vardan yok olmaz, yoktan var olmaz. Her şey bitemez ama her kötü dönem bir gün biter.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Siyah Hap Safsataları

Siyah Hap Safsataları

Görünüşle her şeyi ilişkilendirmek tipik bir `siyah hap` pesimistliğidir. Olayı tamamen biyolojik faktörlere bağlayıp kendine acıyan ve buna gerçekler diyen gruba `insel` diyoruz ki oradan okumaya başlamanızı öneririm.

Bu grup insanların birbirini sadece görsel nitelikleri için seçtiğini öne sürer. Çünkü kendisi öyle seçmektedir. Bu bir yanılgıdır. Temel aldıkları görüşlerden biri `pareto prensibi` ve kadınların 80/20 kuralıyla erkekleri seçtiğidir. Kadınların kendinden iyi erkeklere ulaşmak istediği doğrudur, yani popülasyonun %80, tepedeki %20’i elde etmek ister fakat black pill bunu sadece “fenotipe” yani görünüşe bağlar. Biyolojik faktörler hariç her şey önemsizdir. Bilişsel terapide sıklıkla hastaların düştüğü bir hata vardır buna “ya hep ya hiç” denir, işte bu kişisel insel yazımda da anlattığım gibi katastrofik hataya düşer.

İnsanların sadece biyolojiyle eş seçer şeklinde bir düşünce insanın sosyal bir varlık olduğunu reddetmektir. İnsanın fenotipinde genetik yanında sosyal çevre %51’e yakın etkiye sahiptir ve bilim bilmezseniz işi trajediye ve çıkmaza bağlarsınız. İnsellere önerim öncelikli olarak epigenetik nedir, ne değildir, onu araştırarak başlamalarıdır.

 

Birkaç araştırmadan bahsedelim

Bir araştırmaya göre maskülen görünüşün yaydığı sinyal bu kişilerin kadın-erkek ilişkilerindense erkek-erkek ilişkilerinde pozitif ayrımcılığa daha çok uğradıkları saptanmış. Aslında bu her şeyi erkek projeksiyonundan yorumladığımızı gösterir. Kadınların tipten çok derin ses tonu, simetrik vücut, kendine güvenli hareketlerden daha çok etkilenir, bunların hepsi de özgüvenle ilişkilidir. [ref ]. Uzun süreli ilişki için müsriflik yapacak kadar kaynağa sahip olması, yani statü sinyallemesi Buss’ın araştırmalarına göre en önemli kriterdir. Bu zengin insanların partnere ulaşma kolaylığını açıklar.

Kadının sadece parası için o adamla birlikte olduğunu düşünebilirsiniz fakat kadın kendi iç dünyasında ona tutku duyduğuna kendini inandıracaktır. Cesare Pavese’in güzel bir lafı var: “Kadınlar bir milyonerle evlenmeden önce ona aşık olacak kadar akıllıdır.”

Hayatta kartların eşit dağıtılmadığı konusunda hem fikirizdir sanırım? yani kimse size bir şey borçlu değil. Cüce olarak doğduysanız buna uygun yaşamanız gerekir. İnsel de olabilirsiniz, `Peter Dinklage` de.

 

Kısa kısa algılarda hatalara bakalım:

1) “Kur yapma” yani oyun bir yöntem değildir.

İnsanın evrimleşmesi Dr. Geoffrey Miller’ın Sevişen Beyin kitabında kur yapma ve zekaya göre gerçekleşmiştir.

Doğada memeliler hiçbir zaman sadece görsel niteliklere göre eş seçmez, zaman zaman liderlik, zaman zaman güç etkindir. Darwin de en güçlü olan değil, en uyumlu olanın doğada var olduğunu belirtir.

Sosyal yapılanması olan türlerde fenotip tek belirleyici değildir. Tek eşli veya arada kalmış bizim gibi türlerin erkeği ve dişisi arasındaki fiziksel farklar azdır. Örneğin gorillerde dişi ve erkek arasında kas bakımından ciddi farklılıklar varken insanda daha azdır. Bu da fenotipe göre seçimi zorlaştırır. [ref]

Görsel niteliğin tek parametre olabilmesi genellikle o türün çok eşli olması, sosyal ilişkilerinin zayıf olması ve zeka faktörünün olmaması ile mümkündür. Dişi değerlendirebileceği başka bir nitelik olmadığı için görsel niteliklere göre seçer. Örneğin tavus kuşlarının erkekleri, bazı kuşlarda gaga etkindir. birçok balık türünde de erkek görsel nitelikleriyle ön plana çıkar. Oysaki insanlarda sosyal yetenekler de görünüş kadar önemlidir.

Burada kısaca statik ve dinamik niteliklerden de bahsetmek gerek. Statik fotoğrafta birini görmektir. Oysaki dinamik nitelikler, mimik, davranış, verdiği tepki, özgüven statikte kötü olan birini direkt çekici yapabilir. Bu da sosyal ilişkilerde insan davranışının ne kadar önemli olduğunu bize ispatlar. [ref]

 

2) Kişilerin çekicilik puanı artmaz, genetiğin neyse odur

Bu tipik biyoloji bilmemekten kaynaklanıyor. Çünkü genotip senin potansiyelini, fenotip ise ortaya çıkartığın görseli belirler. Yani fenotip gelişebilen bir konudur.

En kötümser tabloda kendinizi olabileceğinizin en iyisine çıkardığınızı ve bununda aslında yine genetiğinizle ilgili olduğunu düşünebilirsiniz ama o sınıra geldiniz mi? Amacınız doğal sınırlarınıza ulaşmak olmalıdır. Bir erkek bu sınırlara ancak çalışarak erişir. İşte insel ya da siyah hap bedavacılığı burada devreye girip, yan gelip yatarak genetiğe pas atıp dururlar.

Örneğin “erkeklerde vücut yapmak karşı tarafı kandırmaktır.” gibi de bir iddiaları mevcut. Oysaki erkekler doğal formda iyi bir vücuda sahip olamaz ve evrensel olarak kadınlar geniş v-form vücudu tercih eder.

Bir kadın rejimle kolaylıkla yağ yakabilirken erkek ancak ağırlık kaldırırsa kaslı bir vücut görünüşüne ulaşabilir. Doğuştan çok kaslı görünmek sadece gorillere özgüdür. Bunun da sebebi insanlara göre daha az salgıladıkları durdurucu protein olan `myostatin`’dir. Yani spor salonuna gitmezseniz genotipinizin nelere sebep olacağını göremezsiniz.

Demek ki genetik faktörler yanında evrensel olarak kadınların beğendiği özelliklerden birine erişmek için “çalışmak” şarttır! Örneğin boy uzaması genetik olduğu kadar çevresel faktörlere bağlıdır. Hollandalıların ve Japonların boy ortalaması sanayi devriminden sonra artan süt ve protein tüketimiyle ciddi artış göstermiş. [ref]

 

3) Tip değiştirilemez! yanılgısı:

Tipiniz kadının değerlendirdiği nitelikler içinde sadece bir tanesidir[David Buss – Kadınlar neden seks yapar?]. Maskülenlik sinyallemesi için önemlidir ve modifiye edilebilir. Kırmızı hap teorisyenlerinin hiçbiri “tip önemsiz, ilgilenme demez.” Çünkü kadına ilk veriyi görünüşünüzle verirsiniz ve eğer görünüşünüzde önemli bir deformasyon yoksa vücut çalışma, saç-sakal-cilt bakımı, giyim tarzıyla modifiye edilebilir.

Kolaylıkla 3/10’dan 6/10’a geçebilirsiniz. burada Yin‘in paylaştığı güzel bir görsel var. çok net söyleyeyim size 1-3-5)İnsel 2-6) Alfa erkek. Oysaki hepsi aynı kişi. Demek ki olay doğru imajı yaratmaktadır.

Yeri gelmişken, bir araştırmalara göre kadınların “aşırı-maskülen” tiplerdense feminen nitelik taşıyan maskülen yüzlere(baby-face) daha çok yakınlaştığı bulunmuş. Aşırı maskülen tipleri güvensiz bulan kadınlar gelecek kaygısıyla tercih etmeyebiliyor. Burada ilginç bir durum var, kadın kaslı maskülen erkek vücudunu tercih ederken, daha feminen yüzleri tercih ettiği görülmüş. [ref] Kısacası yine sinyalleme var. Yani baby-face bir erkek karakterli olmak zorunda değil fakat kadın öyle sanıyor ve tanıdıkça öyle olmadığını görebiliyor.

Altta kadın ve erkeklerin uzun ve kısa vade için seçimlerini özetlemiştir. görüldüğü gibi iyi genlere ulaşmak birçok kriterden sadece biridir. Kadınların kısa vadede bile kaynak arayışında olduğunu görüyoruz. Özetle sosyal varlıklar olduğumuzu unutmamak gerekiyor.

Tablo: Buss – Long vs Short Term Mate Selection Criter]

İnsel yazısında referansını verdiğim Fenotiple(boyla) zeka ve genel başarı arasındaki korelasyon sadece %15’dir. Yakışıklı diye aldığınız adam gayet 80 iqlu, kanser genleri taşıyan biri çıkabilir. Bu da hayatla mücadele edemeyeceği, size iyi bir hayat yaşatamayacağı anlamına gelir. Daha önemlisi sizinle mhc genleri uyumsuz olabilir. Yani ortaya çıkan çocuk hastalıklı, kötü bir immün sisteme sahip olabilir. Kadınlar bunu içten içe bildikleri için ve yumurta pahalı olduğu için erkekleri “tek gecelik” bile olsa sosyal açıdan da test eder, çünkü hipergami denkleminin “alfa döller” kısmı kadının doğal arzusu ovülasyon evresinde çocuk yapma isteğiyle ilgilidir. Bu yüzden fiziksellikten fazlasını arar. İstatistklere göre daha zor “seni seviyorum” der. [ref]

Daha ilginç bir Tinder istatistiğinden bahsedeyim. Erkeklerin sadece %10’u info’a bakarak sağa atıyor fakat kadınların %80’ni info’a baktıktan sonra sağa atıyor. Yani erkek sadece görsele bakarken, kadın statü göstergesi veri var mı onu da kontrol ediyor. Mesleğiniz, zenginlik göstergesi özellikleriniz, okuduğunuz üniversite, belki yaşadığınız yer bile kadının bilincinde statü sinyallemeleri gönderiyor. Tinder sanki daha çok erkek tüketimine uygun, kadınlar için iyi bir seçim merkezi değil. 

 

4) Genetik her şeydir, diğer her şey yalandır safsatası:

Siz görüntü olarak %20 içinde bile olsanız eğer eğitiminiz kötüyse, fakirseniz veya iyi kazanan bir su tesisatçısıysanız o kadını etkileyemezsiniz, buna homogami denir. Kadınların evrensel seçimleri benzer statüde erkeklere dayanır. Yani üniversite mezunu, iyi kazanan, eğitimli bir ailenin kızı; bakkalın yakışıklı çocuğuna bakmaz, o çocuk görünmezdir. Görüntü olarak 8/10 bile olsa sexual market value (smv) 5/10 olacaktır. En iyimser tabloda o erkekle tek gece birlikte olur sonrasında da ilişkiyi yürütmez.

Geoffrey Miller, Sevişen Beyin kitabında özellikle insanların zekaları üstüne odaklanmıştır ve insanların evrimsel süsünün bu olduğunu söylemiştir. Yüksek bilişsel yetenekler, iyi kur yapma, ahlak vb niteliklerle birleştiği zaman kadın için çekici hale gelir. İnsanların evrim boyunca fenotipi çok değişmemiştir. Yani kas miktarımız artmamış, boyumuz diğer niteliklerimize göre daha az uzamıştır. Toplam değişme belki %1-2 iken iqumuz her geçen yüzyılda Flynn etkisiyle hızla artmaktadır. Bu da cinsel seçilimin zeka tarafında olduğunu bize gösterir. Yani basitleştirirsek kadınların fenotipten çok iyi kur yapan erkeğe yönlendiğini görürüz. Çünkü erkekleri konuşarak tanımak daha kolaydır.

 

Briffault Yasası

Kadınların seçim arzuları girifttir, sadece görsel niteliktense gelecekte kendilerine “briffault yasası” sebebiyle faydalı olabilecek kişileri seçmeye çalışırlar. Fenotip burada da yararsızdır. Bir araştırmaya göre kadınların erkeklerin en çok kendini gerçekleştirmeye çalışmasını sever ve bu durum briffault yasası ile ilgilidir. Eğer tiple her şey kurtarılıyor olsaydı işini kaybettiği için boşanan erkekler olmazdı. [ref]

 

5) Çarptırılmış 80/20 safsatası

En standart biçimsel safsatalardan biri en iyi örneği gösterip, diğer konuları tek doğruyla yalanlayarak haklılıklarını savunmalarıdır.

Örneğin: “Brad pitt mesela… Kızlar ona hayran, oysaki Ahmet’e değil… Kız olsan hangisini seçerdin?” burada en iyi örneği gösterip, diğer örneklerin hepsini yanlışlama safsatasına düşülüyor. Brad Pitt’in ve o ayarda Will Smith, Di Caprio’nun bile aldatıldığını hatırlatırım. Yani üstlerine başka erkek tercih edilmiş. Bu arada istatistikte bir kural vardır, en iyi ve en kötü örnekler kabul edilmez, çünkü ekstremi ifade ederler. Burada ünlüler %1 içindedir.

Yakışıklıya en güzele herkes hayran olur. Ben de bir erkek olarak ünlü x kadınına hayranım ama gidip plaza kızı Fatma’a aşık oluyorum. Buna zorunda değilim ama bunu hissederek içten şekilde yapıyorum. Kadınlarda da durum benzer tek fark hipergamiye uygun olarak daha statüsü yüksek bir erkeğe bu duyguyu yaşıyorlar.

Kıvanç Tatlıtuğ mesela, Türk insellerinin korkulu rüyası! O adam sıradan biri değildir, bunu anlamak lazım. Kadın KT’u sadece tipi yüzünden sevmiyor. Kendisi hem ünlü, hem zengin, hem entelektüel, kısaca statü sahibi ve buraya tipiyle gelmemiştir. Tipi sadece “sinyal yayar” ama kadın bu sinyalin arkasının dolu olduğunu bilir.

Benzer bir örnek İlyas Salman. Çok çapkın olduğunu ve sayısız kadınla birlikte olduğunu biliyor muydunuz? Aslında black pill terminolojisine göre tam anlamıyla inseldir ama birçok kadınla nasıl birlikte olmuştur? Hani statü önemsizdi? Bukowski, en azından 50 yerde örnek gösterdim, o nasıl bunu başarmıştır? [ref]

 

6) Bazı kişiler aldatıldıktan sonra siyah hapa bulaşabiliyor.

Genelde de 2 nedeni olabilir:

a) Uzun ilişki kurallarını yerine getirememiş, söylenmiş, kadına dertlerini yıkmışsındır, podcastte anlatmıştık. 

b) Her şeyi kuraına göre oynamışsındır fakat kadın karaktersizdir. Herkes karakterli, düzgün olacak diye bir kurak yok. 

Sonuç olarak da bütün kadınların şeytan olduğuna inanır, onlara karşı nefret geliştirebilirler.

 

7) Kadınlar tipe doğru puan verir. En iyiyi seçer safsatası

Bu da yanlış bir iddiadır. Örneğin ünlü bir okcupid istatistiği var. Erkekler tipe doğru puanlar verirken, kadınların veremediğini görüyoruz. Ancak en iyiyi o da %20-30 arası değerlendirmiş. Kadınlar bu yüzden sadece tiple kişileri değerlendirmez. Başta bahsettiğimiz “dinamik-süreçlere” ihtiyaç duyarlar. Önceki yazılarımda bahsettiğim gibi amaçları yumurtalarını korumak aşkı geciktirmek ve güven, sadakat ve statü sunan kişilere aşık olmayı kendilerince geciktirmek olacaktır. [Buss-Sexual Strategies Theory]

Şekil: Eş seçim istatistikleri

Mesela alttaki tabloya bakalım. (Bilmeyenler için Einstein, Planck, Brogile gibi kuantum mekaniğini bir yere getirmiş kişiler.)

Şekil: Fazla IQ Patlaması

Bir iq patlaması görüyoruz. Siyah Hap terminolojisine göre buradaki hiç kimse %20 içinde değil, çoğu Yahudi ve fenotip olarak çirkinler fakat hepsinin iqsu 140+ üstünde dünyaya bir şey katmışlar. Çoğunlukla da Almanya’da yaşamıştı ve Hitler rejiminden kaçmıştı. Eğer kaçmasaydı fenotipleri sebebiyle belki de sabun yapılacaktı.

Oysaki çoğunun miras bıraktığı çocuklar bile bilime büyük katkı yapmış durumdadır. sizce görüntü her şey diye düşünüp vazgeçmek mi önemli yoksa bu kişilerden biri olup katkı yapmak mı? Bakın bu kişilerde evli ve çocukları var.

 

Sonuç olarak:

Eğer sadece görünüşünüze odaklanırsanız potansiyelinizin farkına varamamış olur ve kendinizi zihninizde kısıtlarsınız. Belki kendinizi 4/10 sanıyorsunuz fakat 6/10sunuz. Belki potansiyeliniz, genetiğinizin ön gördüğü 7/10.

Aksi halde yaşayacağınız hayat standardını düşürmüş olursunuz. fit bir vücuda sahip, iyi eğitimli bir birey olmaktansa evde patates cipsi yiyip, benim zaten tipim kötü diye kendinizi kandırırsınız ama siyah hap alanlar gelişime alerji gösterdiği için her şeyi siyah ve beyaz olarak çarpıtmaya devam edecektir.

Ben siyah hap olgusunu kırmızı hapa karşı çıkanların el altından tuzak kurarak inşa ettiklerine inanıyorum. Çünkü kırmızı hap; “erkeklerin çoğunluğunu uyandırıp, çekici olmanın sırlarını veriyor. yanlış yetişen bir nesile erkekliğin geliştirilmesi gereken bir kavram olmasını gösteriyor”. Bunu çekemeyenler “hayır doğru değil, valla inanma olay biyolojik ve doğuştan, eğer şanslı değilsen bir hiçsin” diyerek bu erkeklerin önünü kesmeye çalışıyor.

Önerim siyah hap gibi sadece görsele odaklanmak yerine; önceden anlattığım gibi hem görselinizi(giyim tarzı, saç-sakal, kas), hem oyununuzu, hem paranızı hem sosyal yeteneklerinizi geliştirmeniz ve takıntı yapmamanız olur. Suçlu kimse değil, o kadın da değil, siz de değil. Takarsanız baştan kaybeden erkek olursunuz. Sadece takmayın, olmadı diyerek sıradakine geçin. Ancak bu şekilde başarılı bir erkeğe dönüşünürsünüz. Çünkü kadınlar sizin gibi düşünmüyor, iç güdüsel olarak toplam niteliklerine göre birini seçiyor, bütün kriterleri iyi kötü sağlayan kişiyle cinsellik yaşamak istiyor. Özgüvensiz, bir şeylere takıntılı erkeklerin doğada kaybeden olduğunu biliyor. Bu ister tip olsun ister para olsun, ister iş olsun. Özetle başarılı ve tutkulu erkeği istiyor.

Dipnot: İlgili konunun sohbet formundaki podcasti için aşağıdaki Youtube linkine tıklayabilirsiniz.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)