Ana Sayfa » İlişkiler

İlişkiler

Kadın, erkek ilişkileri, aşk, baştan çıkartma.

Günümüzde İlişkilerin Özeti

Günümüzde İlişkilerin Özeti

Ekşi’de gezerken yine garip girdiler gördüğüm bir konu oldu. Örneğin duygusuzluktan, herkesin hızlı yaşadığından, zırh giyilmesi gerektiğinden çünkü aldatılabilecek olmanızdan, kadınların çok çabuk eş değiştirdiğinden ya da ilişkilerin hızlıca tüketildiğinden bahsedilmiş ama nedenleri düşünmemiş.

Bu konu “günümüzden” öte tarihsel döngü ve toplum yapısıyla ilişkili. Kişiler genelde bireysel karar aldığını düşünse de onlara yön veren toplumdur. Sosyoloji bu yüzden önemlidir.

Özetle sorun dönemde değil, bu döneme kadar inşa edilen tarihte. Özellikle de sosyal şartlanmaların, toplumsal cinsiyetin ve feminen düzenin erkeklere ve kadınlara etkisi farklı oldu.

Kadınlara Olan Etkisi

Feminizm sadece eşitlik kavramını getirmedi, her ne kadar kadınların meta olmasına karşı çıksa da buna destek de oldu. Örneğin geçmişte kadınlar için cinsellik tabuyken, günümüzde değil, hatta tek anneler destekleniyor. Sosyal medyanın büyümesiyle, kadınlar bu niteliklerini kullanır oldular ve destekleyen onlarca erkek olduğu fark edildi. Örnek olarak onlyfans, hafif versiyon olarak instagram verilebilir. Günümüzde kadınlar kendilerini pazarlıyor daha kötüsü sosyal hesaplarıyla statü sahibi olmaya başladılar.

Madem eşitlik var erkekler neden yapamıyor? Çünkü erkek vücudu aynı işlevi göremiyor. Çünkü erkek ve kadın temelde aynı avantajlara ve dezavantajlara sahip değiller.

İsviçre’de yapılan çalışmalarda kadınların tam eşitliğe sahip olmasına rağmen hala ekonomiye katkı sağlayamadıkları biliniyor ve hala katma değeri düşük, az rekabet gerektiren işlere yöneliyorlar. Oysaki teori kadına eşitlik sağlandığında erkekler kadar başarılı olacaklarıydı, bu gerçekleşmedi. Her ne kadar yapan kadınlar(ceolar) olsa da oranları düşük. Hatta Forbes’un yaptığı istatistiğe göre dünyanın en zengin 10 kadının bunu miras veya nafaka ile aldığı biliniyor.

Geçende ekşi-şeylere porno sektörüne giren kadınların yaşadıkları isimli bir yazı girmişti. Yazı net olarak kadınların beyaz yaka olmaktansa kolay yoldan cinsellikle para kazanma isteklerini ispatlıyor. Belki azınlıktaki kadının hedefleri olabilir ama yüksek oranda kadın basit yolu seçiyor.

Kadında Özgüven

Özgüvenin gruptan kaynaklandığını ve içten gelmediğini anlatmıştık. İşte kadının özgüven kaynaklarında biri de grup tarafından beğenilmektir. Eğer kadın para kazanmak için kendini pazarlamıyorsa, beğenilmek için bunu yapar ve alabilecekleri en kolay kaynak günümüzde tabii ki sosyal medyadır.

Instagramda ilgisini çekmesenizde o kadına gönderdiğiniz mesaj onu iyi hissettirir. Çoğu erkeğin Tinder’da eşleştiği kadının yok olma sebebi de budur. Çünkü o kadının amacı eşleşmek değil, beğenilmek. Şuradaki istatistikte bir erkeğin eşleşme oranları ve yaşadıkları görülebilir.

Erkeklere Olan Etkisi

Erkeklerde ise özellikle beta stratejisini ön plana çıkarttığı ve eşitliğin kadın arzusu için önemli olduğunu dayatır. Maskülen niteliklerinin kötü olduğunu öğrenen modern erkek feminen stratejileri benimser. Hassaslaşır, özellikle “eşit partnerlik” kurgusuyla ilişkideki arzu parametresini yok sayar.

Önceki podcastlerde geleneksel aile düzenini yıkıldığından bahsetmiştik. Erkeğin otoritesi eşitlik adına yok edildi fakat sorumlulukları hala aynı. Zor durumda erkekten yardım bekleniyor, hala daha riskli işlerde çalışıyor. Mühendislik, fen-bilimleri alanlarında hala x5 kat erkek eğitim görüyor ve çalışıyor ama iş otoriteye geldiğinde “eşit partneriz”  durumuna indirgeniyorsunuz.

Esas sorunsa hipergami denklemine göre kadının eşit olarak gördüğü birine arzu duyamayacağıdır. Erkeklerin buna uyum sağlamasıyla kadınlarda da eş beğenmeme oranları yükseldi. Geçen gördüğüm bir istatistiğe göre 35 yaş altında geçen sene cinsellik yaşamayan kadınların nüfusunda bir artış mevcut ve bu erkeklerin bile önüne geçmiş durumda [ref].

Bunun tek sebebi kadınların erkekleri beğenmemesi değil. Yine sosyal medyanın hayatımıza tecavüz etmesi sebebiyle kadınlar da erkekler kadar sosyalleşme konusunda zayıflamış durumda ve tamamen beğeniye odaklandılar. Özellikle cinsel paylaşım sonucu gelen 1k beğeni ve 100 mesaj içinden nasıl olacak da birine cevap verebilir ya da o kişiye arzu duyabilir sizce?

Çocuk Yapmama Fikri de Artışta

Anti-natalizmin(çocuk yapmama) yükselme sebebi bile budur. Felsefi açıdan Dr. David Benatar‘ın dünyaya çocuk getirmenin o çocuğun acı çekmesine neden olmasıyla temellendirdiği bu görüşü günümüze uyarlamak oldukça kolay.

Çünkü doğada kadın cinsel stratejisi en iyiyi seçmeyi, erkek stratejisiyse en çok üremeye yöneliktir. Radikal feminizmin önerilerinden biri de eşitlik adına erkeklerle değil, kadınlarla partnerlik kurulmasıdır. Bunların sonucunda kadın cinsel stratejisine uygun olduğu için kadın sonsuz opsiyonu içinde daha az üreyecektir. İşte bu da antinatalizmin yükselme nedenlerinden biridir. Hatta swinger, c.ukold gibi kavramların günümüzde artma nedenlerinden biri de yine anti-natalist düşüncedeki kişilerin aile kavramına karşı olmasıdır. Bu görüşü savunan bir swinger’ın itiraflarını şuradan izleyebilirsiniz. Fark ettiyseniz çocuk yapmanın bile anlamsızlığından bahsetmiş. Önceden eşini paylaşan erkeğin psikolojisi yazısıyla yorumlamıştık.

Toplayıp çıkarttığımızda günümüzde ilişkilerin özeti kapsamında kadın cinsel stratejisine hizmet eden bir düzenin olduğunu görüyoruz diyebiliriz.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin, siteye destek için sponsorumuz olabilirsiniz.)

Fon: Machine Head – Davidian

Tüm Sosyal Medya Hesaplarını Kapatmak

Tüm Sosyal Medya Hesaplarını Kapatmak

Tüm sosyal medya hesaplarını kapatmak üStüne bir podcast yapmıştım fakat biraz daha gelişterek olumlu ve olumsuz yanlarını aktarmaya çalışayım.

Sosyal medya bağımlılığı sorunundan kurtulmak, bir çeşit cesaret gibi görünebilir fakat birçok fırsatı kaçırmanıza neden de olabilir.

Genelde gördüğüm garip bir durum var. İnsanlar bir şeyi siyah ya da beyaz olarak algılamaya meyilli. Bunun da en büyük sebebi kontrol stresiyle başa çıkamamak.

Günümüzde romantik ilişkiler

Abd’de yapılan bir araştırmaya göre günümüzde eşleşmelerin %42’si özellikle 2000lerden sonra osyal medyaya taşınmış durumdadır. Yani sosyal medyalarınızı yok etmeniz demek potansiyel %42’inizden olmanız demek. Evliyseniz bilemem tabii. Diğer bir durum neredeyse bütün yandaş basın haberlerin bu kanallardan alınmasıdır. Yok ben a-haber’den memnunum diyecekseniz yine lafım yok.

`Erkekler` için geçmişte rock starlık neyse şu an “mavi tik” almak öyle bir şey oldu. Bir erkekseniz ve mavi tiklıyseniz birçok kapı size açılır, kadınlarla tanışırsınız, popüler olursunuz. Hatta bunun kara borsası mevcut. `Kadınlar` içinse daha geniş olsalıklar mevcut. Tiktok, Instagram, hatta Onlyfans’dan hiç bahsetmiyorum.

Sosyal medya gerçek mi?

Hepimiz olmadığı konusunda hemfikirizdir bence. Herkesin amacı ilgi çekmek için en güzel anları koyarak kendini bir şekilde pazarlamak. Hatta o anları öyle hatırlamak. günümüzde herkes kendi hayatının filmini çekiyor. Her film akıcıdır ama insan hayatı değildir. İşte bu yüzden çoğunlukla gerçek değil.

Erkekler Instagram, Tinder, Twitter vs. biriyle tanıştıklarında “bu gördüğüm kadın mı?” diye tepki vermeleri çok beklenen bir duruma dönüştü. Kadınlarsa tipe nadiren tepki gösteriyer. Yapılan bir araştırmada kadınların en çok yaş ve kilo; erkeklerinse para ve boy konusunda yalan söylediği gözlemlenmiş.

Influencer olmak ya da olmamak!

`Influencer`’ın birini gözlemleme şansı olan bir ekşi yazısı okumuştum. Kendisinin 1 dk bile insanlara odaklanamadığı yazıyordu. Devamlı en iyi kareyi yakalayıp, en iyi videoyu obsesif şekilde hikayelerine koymaya çalışıyormuş. İletişimi oldukça zayıfmış. Hatta otel çalışanlarına kötü davranıyormuş. İşte geleceğiniz son nokta böyle bir şey. Artık siz onu değil, o sizi yönetiyor ve bir obsesyon sahibi oluyorsunuz. Bazen görüyorum “instagram hesabını kapatan kadın” diye. Bu bit mit. Hiçbir kadın kendi marka değerini temsil eden bir uygulamayı kapatmaz.

Eğer bu durumdaysanız tavsiyem detoksa girmeniz olur. 15 dk’da bir telefona bakıyorsanız, en iyi kareyi çekip instagram için yaşıyorsanız anın tadını çıkartmak yerine kutulamaya çalışıyorsunuz demektir. Diğer bir sorunsa depresyon oranlarındaki artış diyebiliriz. Örneğin kadınlar erkeklere oranla daha fazla anti depresan kullanıyor [ref] ve gen-z kuşağında depresyon oranlarında bir patlama mevcut [ref].

Günümüzde cep telefonları mı sosyal medya için üretildi yoksa sosyal medya mı cep telefonları için üretildi?

Eskiden telefonlarda sadece 1.3 mp lens olurdu, birini çektiğinizde sadece o kişiye benzerdi. O teknoloji olsaydı şu an instagram olur muydu? (Sanırım soruya soruyla cevap verdim.)

Tabii günümüzdeki nesil, icq’dan tanışıp, fotoğraf için analog makineyle fotoğraf çıktısı alıp, tarayıcıyla taratıp, eposta atmanın ne olduğunu hiç bilmiyor. Onlar direkt basınca yüklensin neslinden geliyorlar.

Peki neden instagram’ın masaüstü uygulaması yok?

Çünkü olsaydı pc’inizi kapatınca bildirimleri görmez ve klasik olarak şartlandırılamazdınız. Telefonun 7-24 elinizde olması için sadece mobil yükleme yapılabiliyor. Yakın zamana kadar mesajlara bile bakılamıyordu.

Bu şartlandırmayı da başarmış görünüyorlar bir araştırmaya göre kullanıcıların %92.6’sı internete cep telefonlarıyla erişiyor [ref].

Ne diyorduk? Orası senin şahsi firman!

Sana ne kadar çok aktifsen o kadar ön plana çıkartırız, hatta para kazanırsın diyorlar. Hepimiz kendimizi daha iyi temsil etmeye çalışıyoruz. Bunun için de en iyi filtreleri, en iyi lensli telefonları almamız, hikaye üretmemiz, fotoğraf paylaşmamız, yazı yazmamız vs. gerekiyor. Bu konuda devamlı şartlandırılıyoruz. Bir bakmışsınız günde 12 saat onlar için çalışıp hep aynı işi yapıyorsunuz. E bu 1900lerde ortaya çıkan `fordizm` değil mi? Patron da facebook, twitter vs. yani bir band var, orada hep aynı görevi üstleniyorsunuz.

Erkeklerde zayıflayan iletişimin sebebi işte budur!

Yapılan bir çalışmada özellikle erkeklerin iletişiminin zayıfladığını, kadınlara ulaşamadığını ve bunun en büyük sebebinin sosyal medya olduğunu önceden podcastte anlatmıştım.

Bu da fordist yöntemi doğruluyor. Kadınlar bu konuda daha başarılı dr. `Steven Pinker` ne diyor? Erkekler nesnelerde, kadınlar iletişimde daha başarılıdır. Erkek zaten iletişimi öğrenmesi gereken taraf, zaten nesnelerle daha ilgili ve sonunda ortaya çıkan tablo bu işte.

Sosyal Medya Hesaplarını Kapatmak Doğru Mu?

Olumluymuş gibi başlayıp 2 ucu da anlatmaya çalıştım. Tüm sosyal medya hesaplarını kapatmak doğru mu?

Evet sosyal medya bizi manipüle ediyor, algımızı yönetiyor, şartlandırıyor ve duruma göre mutsuzlaştırıyor olabilir ama bu, tamamen çekilmeniz gerektiğini göstermez. Daha iyi bir teknoloji gelene kadar buna en az zararla uyum sağlamak gerekir. Aksi halde geride kalır, birçok fırsatı da kaçırırsınız.

Erkeğin Çok Eşliliği Üstüne Hatalı Varsayımlar

Erkeğin Çok Eşliliği Üstüne Hatalı Varsayımlar

İlgili Podcast’e şuradan uluşılabilir.

Erkeğin çok eşliliği üstüne hatalı varsayımlar ve devamlı saptırmalar görüyorum, çoğunlukla feministler hatalı erkek kadın eşitliği varsayımı üstünden erkeklerin de kendileri gibi kolaylıkla eşe ulaşabildiklerini düşünüyor ve erkeklerin çok eşliliği seçmelerinin haksızlık olduğunu savunabiliyor. Temel argüman hatalı olduğu için çıktları da hatalı. Çünkü erkeklerin %80ni kadına ulaşmakta zorluk yaşar. Altta anlatacağım gibi hem modern toplumda hem kapalı antropolojik topluluklarda çok az erkek çok eşlilik şasına sahiptir.

Öncelikle insanlar tek eşlilik ile çok eşlilik arasında bir yerde konumlanmışlardır. Evrimde daha iyinin gelişmesi gerekliliği ve sosyal varlıklar olmamız nedeniyle eş değiştiririz ki belki de hızlı evrimimizi bu vazgeçişlere borçluyuz.

Kadınlar bunu hipergamik olarak yaparlar, çünkü çocuk yapma hakkı kadındadır ve bu da daha iyisini seçmekle mümkündür. Kadınlar çoğu türde ve insanlarda düşünüldüğü gibi “monogamik” değildir, seri-hipergami yaşarlar. Yani her seferinde daha iyi eş seçerek çok eşli olurlar diyebiliriz. Erkekse paralel-poligamiktir. Kaliteye bakmaksızın aynı anda birçok kadınla olabilir. Birçok türde erkekler erken boşalır. Bunun temel nedenleri 1-öldürülme nedeniyle çabuk olması gerekir 2-başkası döllemeden işini halletmelidir. Örneğin şempanze dişileri aynı anda birçok erkekle olur ve en güçlü sperm kazanır. Eşe bağlılık erkekte veya kadında pek yoktur. Harem algısı veya tek eşlilik gorillerde ve ekolojik teoriye göre geniş bir alanda az eş olması durumunda geçerlidir. Ayrıntılı olarak Ridley – Kızıl Kraliçe kitabındaki Çok Eşli Erkek kısmında bulunan teorileri okuyabilirsiniz.

Çok Eşlilik Bir Lanet Mi?

Çok eşililiğin erkek için avantaj sayılması hatalı bir erkek-kadın eşitliği varsayımının çıktısıdır. Çünkü hiçbir türde erkeklerin hepsi istediği gibi alem yapamaz. İnsanlarda da böyledir. Çok eşlilik ancak ufak bir zümrenin başarılı erkeklerinin ayrıcalığıdır. Bu ayrıcalık 19 YY. öncesinde yüksek sınıf ile sağlanıyordu, yani aristokratlar, toprak sahipleri en çok kadına ulaşan kesimdi. Hatta şuradaki makaleye göre 19. YY. yaşayan kapalı toplumlarda en çok savaşan ve leşi olan erkeğin en çok eşi olduğunu görüyoruz.

Savaşan ırkın erkekleri(unokais) 20-24 yaş aralığındaki 5 kişiye 4 eş düşerken, diğer tarafta savaşmayan(non-unokais) 78 kişiye 10 eş düşmüş. Yani çoğu eşleşememiş. 31-40 yaş arasında savaşçı 75 kişiye 157 eş düşerken, olmayan 61 kişiye 59 eş düşmüş. Görüldüğü gibi savaşçı olmayanlarda tek eşlilik oranı bile düşük. Sadece değerli erkekler çok eşli olabilmiş.

Bu istatistik garip bir şeyi daha ispatlıyor, genç erkekler savaşsın ya da savaşmasın daha az kadına ulaşıyorlar fakat 40’a yaklaştıklar eş sayıları artıyor. Ortalama eş yaşla doğru orantılı artmış. Size de de Rollo Tomassi’nin 35 yaşından sonra erkek değerlenir tezini hatırlatmıyor mu? Bu toplum kapalı bir toplum, sizce internetleri var mıdır?

Günümüzde kötü bir şey daha var erkekler zor eşe ulaşabildikleri için ruh eşi saplantısına girebiliyorlar.

Dr. Ridley özellikle kapalı toplumlarda kabile savaşlarının bile karşı tarafın kadınlarını ele geçirmek yani “cinsel başarı” için olduğunu söyler. Yine 2. Dünya savaşında Fransa’ı işgal eden Almanların kucağına atlayan Fransız kadınlarla ilgili araştırmayı şuradan okuyabilirsiniz. (Smit’e sevgiler. Bu adamı okuyun.)

Kadınlar ve Çok Eşlilik

Kadınlara geri dönecek olursak; “ortalama nitelikteki bütün kadınlar” istemeleri halinde heleki günümüzde çok eşli olabilirler ama bunu hala yapmadıklarını, hala hipergamik açıdan üst seviye erkeğe ulaşmaya çalıştıklarını görüyoruz, üstteki kapalı toplumların aksine şu istatistiklerden görebilirsiniz. Kadınların %80ni erkeklerin %20siyle olmak isterken, erkekler çoğu kadınla eşleşmeye çalışıyor ve günümüzde neler beklediklerini güncel bir makale üstünden şurada açıklamıştık.

Kadınlar feminizmin eşitlikçi algısıyla erkeklerin de kendileri gibi rahatça eşe ulaşabildiğini, bütün erkeklerin çok eşli olmasının da haksızlık olduğun ve ezildiklerini düşünüyor. Varsayım yanlış olduğu için çıktıları da yanlış. Onlara göre 10 erkekten 7si cinsellik yaşayabiliyor, gerçek oransa 1-2. Gerçekte de o arzu duydukları erkekler ilginç şekilde çok eşli olma şansına sahip erkekler oluyor.

Bu durum kadının umarsız eşitlik anlayışının çarpıtılmış bir sonucudur diyebiliriz.

Modern çağda kadınlar Don Kişot gibi olmayan bir değirmene savaş açmış durumdalar. Rollo Tomassi bu duruma restitution and retribution diyor, yani kadınlar aslında onbinlerce yılın intikamını almaya, üstünlük kurmaya çalışıyorlar. Mahkeme kararlarından gynocentric düzene kadar her şey bunu gösteriyor.

Özetle 2 tarafın beklentileri aynı değildir. Daha iyi anlamak için bir örnek verelim:

Bir kadın arka arkaya alakasız hiç tanımadığı, düşük kalite erkeklerle cinsellik yaşamaktan zevk alır mı veya bunu kabul eder mi? Bunu erkeklerin çoğu kabul eder ve umursamaz ve çoğu türde erkek %20 içinde değilse bu opsiyona sahip değildir. Bu yüzden daha prensipte biyolojik ve toplumsal olarak farklıyız.

Özetle erkeğin çok eşli olması onu avantajlı yapmaz. Çünkü sperm erkeği değerli yapmaz ve çoğu erkek de kadına ulaşamaz. Kadın ise çok rahat ulaşır fakat içinden seçmesi gerekir. Her cinsin bu yüzden cinsel stratejisi farklıdır ve tamamlayıcıdır.

İleri Okumalar için Referanslar:

  • Matt Ridley – Kızıl Kraliçe
  • Geoffrey Miller – Sevişen Beyin

(Siteye destek olmak için üye olabilirsiniz. Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Kadınların İlişkiden Bekledikleri Nedir?

Kadınların İlişkilerden Bekledikleri Nedir?

Bazen bunu kadınlara soranları görüyorum: Ayşe bir erkekten ne beklersin?

Böyle soruları birçok kadına sorarsanız alacağınız cevap genelde aynıdır. Erkeklerin aksine dürtüyü değil, uzun süreli ilişki paternini karşılayan; yani güveni karşılayan yanıtlar verdiklerini görürsünüz. Çünkü milyonlarca yıllık kadın evrimi hayatta kalabilmek, çocuğuna bakabilmek için hep güveni ön planda tuttu, dürtüyü ise örtük mesaj olarak verdi. Tam tersi olsaydı şu an bütün insanlar erkek olurdu. Örneğin eşcinsel erkeklerde seçim neredeyse yoktur ve çokeşli ilişkiler yaşanır. Çünkü “kısa süreli” eş seçimi ön plandadır.

Kısa ve Uzun Süreli İlişkiler

Şuradaki makaleye bakarsanız; kadınların temel beklentilerinin fiziksel nitelikler/statü/güven olduğunu görürsünüz. 3ünü de sahip olan erkekler cinsel seçilim piyasasında lideriktedir.

Kısa süreden anladığımız genellikle dürtü odaklı, tek gecelik ya da cinselliğin ön planda olduğu ilişki türüyken, uzun sürede cinsellik yanında paylaşım, birlikte yaşam, sadakat da ön planda olur. Erkek testosteron etkisiyle ve sperm ucuz olduğu için kısa süreli ilişkiyi daha çok amaçlar, bu yüzden kadın görseli erkek için daha çekicidir. Kadın ise güvenlik, sağlayıcılık, bebek bakımı sebebiyle uzun süreli ilişkiye daha dönüktür.

Bir makaleden örnek verelim:

Şu makalede yapılan araştırmada erkeklere ve kadınlara “beden-yüz-statü-iyilik-canlılık” üstünden 10 puanı dağıtmaları istenmiş, kısa süreli ilişkide kadınların beden ve yüz güzelliğine yakın ve en çok puanı verdikleri, bunu statünün izlediği ve en sonda da kibarlık-canlılık gibi lüks niteliklerin ön planda olduğu görülmüş. Hatta ilginç olan en az kibarlığın puan alması olmuş. Hep ne diyoruz? İyi erkek olmak sizi çekici yapmaz. Uzun süreli ilişkilerde ise durum daha ilginç iyilik>yüz>statü>beden>canlılık şeklinde puanlanmış. Oldukça anlaşılır çünkü uzun sürede öncelik “sağlayıcılık” ve ardından “genetik materyal” oluyor. Eğer o erkek iyi biri değilse bilinçli veya bilinçdışı şekilde sağlayıcılık düşünmüş kadınlar. Yalnız genetik materyali de tamamen yok saymamışlar. Erkeğin fiziksel özelliklerinin önemini farklı makalaler üstünden önceden de şöyle açıklamıştık. Ne ilginç ki benzer sonuçlar çıkmış.

Erkeklerde durum beklendiği gibi kısa sürede otomatik olarak beden; yüz dahil her şeyin önüne ezici şekilde geçmiş. Statü en önemsiz kriterken, iyilik 1 puan da olsa değer almış. Bunu şöyle de yorumlayabiliriz. Cinsellik odaklı durumlarda yüz güzelliği erkek için önemsizleşebiliyor, her 2sine de yakın puan vermediği için belki de erkek yüzü güzel olan kadına ulaşmayı daha zahmetli buluyordur. Erkeğin temel 2 beklentisinin kadına “kolay ulaşılabilirlik” ve “çok çekici/güzel” kadın  olduğunun hatırlanması gerek.

Şekil: Kadın ve erkeğin ilişkide beklentileri [ref]

Son olarak her 2 tarafın da uzun veya kısa süreli ilişkide yüz güzelliğine önem verdiği görülüyor, makalede bunun fenotip özellikleri sinyallediği ve sağlık göstergesi olduğu belirtilmiş. Vücut şekile sokulsa da yüzün sinyalledikleri ancak plastik cerrahi müdahelelerle düzeltilebiliyor. Bu yüzden niteliklerimizi önce yüzümüzle sinyalliyoruz. Önceden açıkladığım gibi kadınların kozmetik ve estetik sektöre bu kadar yatırım yapması şaşırılacak bir durum değil.

Statü konusunda ise erkek ancak uzun süreli ilişki kadından az da olsa yakın sosyal seviye bekliyor, oysa kadın uzunda daha fazla olmak üzere kısa sürede statüye hep temel bir puan vermiş. Demek ki Veblen hala haklı. Zenginlik göstergeleri önemli ve her 2 taraf da uzun süreli ilişkide kendi sosyo-ekonomik durumuna yakın nitelikler bekliyor. Hatta öyleki kadın çok zenginleşirse ve statüsü yükselirse, istekleri anormalleşiyor, İsveç gibi eşitliğin sağlandığı ülkelerde CEO’ların daha çok boşandığını görüyoruz.

Kadınlar İlişkide Sadece Güven Mi Bekler?

Kadınların sadece “güvendiğim, düzgün iyi bir erkek beklentisi” açıklamalarının bilimsel olarak da sadece uzun süreli ilişkide geçerli olduğunu görüyoruz. Erkek cinsellikte sonuç odaklıdır çünkü tek faza sahiptir(24 sa. cinsellik). Ne istiyorsun diye sorduğunuzda; size “sarışın olsun, büyük memeleri olsun, güzel yüzü olsun” diye yapıştırır. Bazıları popoya öncelik verir belki. Örneğin Tarantino için öncelik kadının ayaklarıdır. Bu arada fetiş niteliklerin ezici olarak erkekler de görüldüğünü biliyor muydunuz?

Kadına ne bekliyorsun cevabındaysa ateşli bir şey yoktur. “Off çok seksi biri, düşününce ıslanıyorum” yoktur. Sonra bir bakarsınız güven bekleyen o kadın biriyle aniden seks yapar veya belki de sevgili olur. Neden sizce?

Sebebi açık. Cevapları regl döngüsüne göre değişir. Kadınlarda arzular oldukça girift formattadır, ancak ovülasyon döneminin foliküler fazındaysa dürtülerine karşı durmakta zorlanılır. Çünkü en iyi genetik materyali bu döneme toplamayı ister. Maskülen ve fiziksel nitelikler ön plana çıkar. Bir kadına sorarak onu neyin ateşlediğini genelde bulamazsınız, çünkü hangi fazda olduğunu bilemezsiniz ve foliküler faz kısadır. Geri kalan dönemse uzundur ve arzunun gözden çıkartılabileceği güven fazıdır.

24 sa. Cinsellik Düşünen Kadın Olabilir Mi?

Erkekler tek fazlıdır fakat kadınlar çift faza sahiptir ve bu çift fazın arzu bölümü kısadır. Örneğin bir test için bodyci kadınlara testosteron verilmiş ve kadınların geri dönüşleri ilginç olmuş. 24 sa. cinsellik düşündüklerini ve erkek olmanın çok zor olduğunu belirtmişler.

Birçok kadından şunu duyabilirsiniz; “ben güvenmezsen, şu olmazsa…” ilişki yürütmem ama şunu asla itiraf etmeyeceklerdir: “ben de cinsel uyarımı yaratan seksi erkekle aynı gece birlikte olabilirim.” Geçmişte bu zordu ama günümüzde mümkün ve daha ilginci kadınların evrimsel pluralist seçimi sağlayıcılığı ön planda tutmalarına rağmen yapmalarını öngörür. Sadece doğru zamanın oluşması ve potansiyel olarak “arzunun yoğun bastığı ve güveni” kısmi birleştireceği biri gerekir. Türkçesi sizi aldatabilir. Hepsi yapar demiyorum, aldatan kadın serisinde ayrıntılı anlatmıştık. Bazen de dürtüyü hedeflerinden çıkartabilir. Çünkü arzu ve sağlaycılığı aynı yerde bulmak zordur.

Erkeklerin Hatası

Güzellik tehlikelidir. Öyleki çoğu erkeğin çakılma nedeni de güzelliği her şeyin önünde tutarak diğer konularda kendilerine gas-lighting yapmalarıdır. Yani kadının hatalı davranışları güzelliği yüzünden “tamamen” görmezden gelinebilir. “Aslında böyle biri değil çünkü…” şeklinde rasyonelize edilebilir.

Siz birçok kadınla “pazarlık” yaparak onu yeteri kadar “güvende” hissettirdikten sonra bir şey beklerken; çekim oluşturan, ona yaklaşmasını ve ne istediğini bilen erkek aynı gece birlikte olacaktır. Siz de yine gaslighting yaparak, “piç erkekler kadınları kandırıp, kullanıyor; bana gelse ona prenses gibi davranırdım” kendinizi avutursunuz. Oysaki kadının amacı o erkekle bilerek-isteyerek cinsellik yaşamasıdır.

Geri Dönen Kadın Miti

Bazıları da seviniyor, 30 yaşından sonra Nalan doğru yolu buldu bana döndü! İşte kendimi geliştirdim, kırmızı hapı doğru uyguladım ve kadını kazandım! Hayır! Sen kırmızı hapı uyguladığını zanneden tipik bir mavi haplı oldun ve kadının evrimsel stratejisine hizmet ederek çıkmazdan kurtulmasına yardım ettin. O kadın arzu duyduğu üst seviye erkeği kaybettiği ya da o ayarda erkek bulamadığı için sana döndü ve tabii her zamanki gibi mağdurdu. Tebrikler! Çocuğunuz onu kullanan alfanın ismini verecek ve siz asla bilmeyeceksiniz. Tavsiyem madem böyle ahmaklık yaptınız, çocuğunuza siz isim koyun.

Özetle;

O kadın size birçok kural koyuyor olabilir ama doğru koşullarda, seksi bulduğu maskülen, kabaca umarsız ve umursamaz bir erkekle güvensiz koşullarda heyecan içinde sert seks yapacaktır. Hayır yapmaz diye yine gaslighting yapmayın derim. En iyi ihtimal yapmayacağı kişi sizsiniz. “Nasıl yaparım?” diye de sormayın, sırrını bilsem paketleyip satardım.

Tavsiyem kadınlara bir şey sormayın, onlardan öğrenmeye çalışmayın, sadece arzulanır bir erkek olmayı “uygulayarak” öğrenin. Hata yapın tekrar deneyin. Örneğin yeni tanıştığınız kadın size kurallar koyuyorsa; “sevişmeden önce sarılalım Muratcan, sevgini hissetmeye ihtiyacım var” diyorsa sebebinin siz olduğunu hatırlayın ve hatalarla daha “güvenilir” bir erkek olmayı değil daha “arzulanır” erkek olmayı öğrenin.

(Siteye destek olmak için üye olabilirsiniz. Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

İlişkilerde Partner Sayısı Önemli Mi?

İlişkilerde Partner Sayısı Önemli Mi?

İlgili yazının yayını bir süre önce canlı olarak şurada yapılmıştır.

Öncelikle kadınların ilişki sayısının yargılanmaması gerektiği unutulmamalıdır. Burada temel amaç erkeğin doğru kadını seçmesidir. Min. 15+ partneri olmuş kadının küçük görülmesi, kısıtlanması, hakaret edilmesi yerine o kadına uygun bir cinsel stratejiyle yaklaşılmalıdır. Örneğin uzun süreli ilişki veya evlilik yerine kısa süreli ilişki tercih edilebilir, önemli olan gelecekte sizi mutsuz edecek kadını baştan elemektir.

Neden Çok İlişki Yaşamış Kadınlar Kısa Süreli İlişki Tercih Edilmelidir?

Bu sorunun yanıtını bakirelik önemli mi-2 yazımdan kısaca özetleyeyim:

  1. 18+ sonrası bekaretini kaybeden kadınlara göre önce kaybedenler 2 kat daha fazla boşanma oranına sahiptir.
  2. 18 yaş civarında evlenen kadınlar %48’i 10 sene içinde boşanmaktadır.
  3. 20-24 arası evliliklerde boşanma ihtimali %60’dır ve ideal evlenme yaşı 25-29 arasıdır.
  4. Çok ilişki yaşamış kadınlarda mikrokremizim sonucu erkeğin spermlerinden kadına dna yerleşir ve maksimum %0.02 oranında kadının genetik yapısını değiştirir. Yani kadını maskülenleştirir. Maskülenleşen kadın daha fazla kısa süreli ilişki yaşar, çünkü maskülenleşmek bağımsızlığı doğurur.
  5. İstatistiklere göre 21-25 arasında 15’e kadar kadın-erkek cinselliğinde mutsuzluk oranları birbirine yakınken sonrasında kadınlardaki eğim hızla artar mutsuzluk %100’e yakınsar, erkeklerde ise eğim oldukça düşüktür.

Erkeklerde İlişki Sayısı Önemli Mi?

Erkeklerin bir kadına bağlanması vassopressin hormonuyla ilgilidir ve bu hormonun artışı o kadınla ne kadar zaman geçirildiğine bağlıdır, bu yüzden üstteki istatistiklerde bağlantılı olarak erkeklerin kısa süreli, tek gecelik ilişki yaşaması uzun süreli ilişki kalitesinden çok fazla götürmez. Yalnız zamanla kadına bağlanan erkeğin yansttığı hatalı projeksiyon, kadının da kendisinin aynı oranda sevgisinin arttığıdır. Yani ilişkinin ilerleyen süreçlerinde birçok erkek hipergami gerçeğini atlar, bu da kadının soğumasına neden olur. Birçok evlilik istatistiğinde kadının mutluluğunun daha yüksek bir eğimle azaldığını görüyoruz.

Kadının bağlanması oksitosion hormonuyla ilgilidir ve bu hormon o erkekle tanıştığı anda aktif olur, gerekli yeterlilikleri gören kadında bu hormon çok kısa sürede tepeye vurabilir, özellikle doğurganlık çağında maksimum düzeye ulaşan oksitosin sonrasında reseptörlerin azalmasıyla aynı miktarda doyurulamadığı için kadın “alfa dula” dönüşür. Yani bir alfa tarafından dul bırakılmış olur ve aynı miktarda bağlılığı başka bir erkeğe sağlayamaz. Böyle kadınlardan özellikle 30lu yaşlarda “artık aşk değil, arkadaş istiyorum”, “önemli olan saygı”, “önemli olan eşitlik” gibi cümleler duyarsınız, yine alttaki istatistikte 30-40 arası kadınların boşanma oranlarının ne kadar yüksek olduğunu görebilirsiniz.

Erkeğin Stratejisi Ne Olmalı?

Sizi arzuyla isteyen, entelektüel düzeyinizin yakın olduğu, az ilişki yaşamış güzel kadın stratejiniz olmalıdır. Tek kriter bakirelik veya çok güzel kadın olursa sonucunda aldatılabilirsiniz. Çünkü kadının kırmızı alarmlarını görmezden gelirsiniz.

Bunun örneklerini orta çağda Courtly Love kavramında görüyoruz. Kadın sadece orada bir yerde dursun, ben ona bakarak mutlu olayım düşüncesi hatalıdır. Geçmişte mümkündü ama günümüzde alfa döller yüzünden mümkün değildir. Yani o kadın arzu için gider başkasıyla cinsellik yaşar.

Kadının Stratejisi Ne Olmalı?

Genetik ve sağlayıcılık materyali birlikte sağlayan erkek seçilmelidir. Kadın her zaman nitel niteliklere bakar, erkekse niceldir. Üstte bahsettik cinsel stratejisi açısından çok kadın erkek için uygundur fakat çok partner kadın için uygun değildir. Bazı kadınlar çok dürtüsel olabiliyor ve böyle kadınlara yaklaşım kısa süreli, friends for benefits ya da tek gecelik modeli olmalıdır.

Emin olun kadın size inatla uzun süreli sinyalini de verse o ilişki sürmeyecektir.

Bakir Erkek=Bakire Kadın Eşit Mi?

Böyle olmadığını önceki yazımda açıklamıştım. Örneğin “bakir erkeğim” o yüzden “bakire kadın” istiyorum durumu kadının hiç umurunda değil, bunu istiyor gibi görünse de eşleşme sitelerindeki istatistikler bize tam tersini söylüyor. Yani kadınların %80ni erkeklerin %20sini istiyor. Kadınlar tuttuğunu koparan, tecrübeli, kendilerinden büyük, kötü çocuklara arzu duyuyorlar. En iyi ihtimal dinsel nedenlerle veya toplum mühendisliğiyle dürtüsel hislerini bastıran insanlar olabilir. Bu da onların seçimidir.

Bakire Kadınla Evlenmeyelim Mi?

Burada en büyük sıkıntı idealist-realist 2leminde takılmaktır. İdealist erkek “bakire” olsun diye düşünür. Realist erkekse “kaç erkekle yattığı önemli değil, önemli olan bugün” diye düşünür. Her 2 düşünce de yanlıştır.

Günümüz normalarında idealizm, reel şartlar sebebiyle maalesef çalışmıyor. Yani isteseniz de böyle bir kadını bulmanız, bulsanız da elde tutmanız oldukça zor olacaktır. Bu yüzden daha gerçekçi seçimler yapmak sizi ileride yıkımdan korur.

İdealist düşüncedeki erkek kadını ruh eşi yapmaya yatkındır. Çünkü tek kriteri “bakirelik” olmuştur. Kadın sorunlu olabilir, günümüz şartlarında “bakirelik” zor bulunduğu için kendine gereğinden fazla değer yükleyebilir, her şeye hakkı oluğuna inanabilir.

Diğer durum o kadını bakireyken alabilir ki bunun için 20 yaş civarında evlenmesi gerek, üstte istatistikleri vermiştim. 10 sene içinde %48 ihtimalle boşanacaksınız.

Bu erkek cinsel açıdan da deneyimsiz olacaktır ve muhtemelen kötü cinsel performansla (Türkiye’de erken boşalma oranı 3.5 dk civarı) oksitosion hormonunu salgılatamayabilir. O kadın global dünya, sosyal medya sebebiyle biraz da gözü dışarıdaysa bakirelikten kurtulduğu anda başka erkekleri denemek isteyebilir. Sonuçta stratejiniz boş bir kümeye dönüşür.

Her şey bir kenara o kadının vajinal yöntemlerle bir şey denememeyi “bakirelik” olarak benimsemiş olabilir, bu da farklı yöntemlerle cinsel deneyimi olduğu anlamına gelir ve bu şekilde de oksitosin hormonu salgılamış olur. Sonuçta size yine bağlı olmayacaktır. Yani bakire olması demek sizi garantiye almaz.

Geçmişte Neden Daha Kolay Bakire Kadın Bulunuyordu?

Bunun en önemli nedeni cinsel devrim öncesindeki aşırı baskıcı sistemlerdi. Kadınların romantik ilişki yaşama şansı pek yoktu, örneğin 1950lerde “alfa döller” dediğimiz erkekleri seçemiyordu. Hamile kalmaları veya cinsellik yaşamaları toplumdan dışlanmalarına neden oluyoruz. Bu yüzden kadınların genel eş seçim stratejisi “beta öder” oluyordu. Yani kadın hayatını kurtarmak için zengin erkekle evlenmeye çalışırdı.

Tıptaki gelişmeler ve doğum kontrol hapıyla birlikte yükselen feminizm sonuçta kadınların alfa döller seçimlerini körükledi. Aslında bunu Freud’un dürtü kuramıyla açıklamak mümkün. Yaşasaydı haklı çıktığını görecekti. 19 yy. kısıtlanan kadın haliyle aşırı dürtüsel davrandı, 1980’de boşanmalar en üst düzeye ulaştı ve feminen düzen dediğimiz bir yapıya geçtik.

Bunun sonuçlarını feminizm savunucularında da görüyoruz. Örneğin Sheryl Sandberg bir yazısında “Serseri kötü çocukları  dene, 30’dan sonra iyi babayı seç” demiştir. Bu sıklıkla bahsettiğimiz “alfa döller, beta öder” stratejisinin kadın tarafından onaylanmış halidir. Ne gariptir ki arzunun azaldığı bu stratejide kadınların 30+ yaşından sonra evlendiklerinde daha fazla boşandıklarını görüyoruz. Üstteki istatistiklere bakabilirsiniz. Kadın yaşla birlikte artan statüsünün kendi değerini belirlediğini sanıyor fakat erkeklerin önceliği doğurgan sinyallemeler yapan kadını seçmektir. Erkeklerin hangi yaşta olursa olsun 20li yaşlardaki kadınları tercih ettiğini görüyoruz[ref], bu da 35+ kadınların istediği erkeklere ulaşmamasına neden olur, ulaştığı erkekle de 40 yaşından sonra %40 ihtimalle boşanıyor. 35+ yaş üstündeki kadınların özellikle batıda her yaşta değerli olduğu söyleniyor ve bu kadınların boşanma oranı artan gerçek üstü erkek beklentileri yüzünden Asya’a göre daha yüksek. Tabiiki gerçekte erkeklerin beklentisinin statü öncelikli olmadığı da net olarak görülebilir.

Özetle uçlarda salınmamak doğru stratejiyle kadını çok yönlü değerlendirip seçim yapmak en doğrusu olacaktır. Sadece güzellik, bakirelik kriterleri gibi “önemli olan bugündür, kadının geçmişi önemsizdir” diye düşünmek sizi kötü bir ilişkiye sürükler. Sevgilinin geçmişini nasıl anlarız üstüne yazıyı da şuradan okuyabilirsiniz.

(Siteye destek olmak için üye olabilirsiniz. Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Kadınlar Bencil Midir?

Kadınlar Bencil Midir?

Kadınlar bencil midir derken “solipsizm”den bahsettiğimizi anlamak gerek.

Solipsizm: Hayali dünyada kendinin özel olduğuna inanmak, her şeyin kendi için yaratıldığına inanmaktır. İlgili yayının uzun podcastini şurada yapmıştık.

Kadınlar nasıl solipsist olmuştur? Kadınların bencil olduğuna dair kanıtlar mevcuttur ve temellerinin evrimsel köklerden geldiğini biliyoruz. Sıcak savaş dönemlerinde esir alınma ve çocuğu için hayatta kalma dürtüsü solipsizmin oluşmasında temel etkendir.

Kadınlar 19 YY. kadar sahip olunan mal gibiydiler, fırsat eşitliği yoktu ve bununla başa çıkmak zorundaydı. Aksi halde yaşamları ölümle sonlanacak veya tacavüz sonrası hayatta kalmak için bir neden bulamayacaklardı. Bu yüzden kadınlar kendini daha iyi kandırır, geçmişin önemsiz olduğuna erkeklere göre daha rahat inanır, yine benzer sebeple ayrılık acısını da daha kolay atlatırlar.

Çünkü çocuğuna bakabilmelidir, bu savunma mekanizmasıdır. Sonuçları şöyledir:

  • Kadınların çoğunluğu için iyi hissetmek daha önemlidir. Gerçekten çok ruh sağlıklarıyla ilgilenirler. Bu yüzden psikoloji alanında çalışan çok kadın vardır. Kadınlar “insanlarla”, erkekler “nesnelerle” ilgilenir. Örneğin erkekler daha fazla mühedislikle, neden-sonuç ilişkisiyle ilgilenirken, kadınlar insan ilişkileri, sosyal alanlarda daha iyidir.
  • Erkekler zor durumlarda fiziksel güçlerini kullanırken, kadınlar psikolojik saldırır (Bkz: Son Bölüm).  
  • İnkar edebilir. Sorumluluk almayabilirler.

Kadınların hepsi acımasızdır diye düşünmemeliyiz. Bu sadece zor durumlarda ortaya çıkan içsel bir savunma mekanizmasıdır. Normal şartlarda, duygusal karar alınmayacaksa, baskı yoksa kadınlar da erkekler kadar mantıklıdır.

Kadının Kollektif Bilinci Nasıldır?

İnsanları biyolojik temelleri ve toplumlar şekillendirir. Sadece biri etkin değildir. Kadınların fiziksel olarak güçsüz olması, savaşlar-toplum ve düşük testosteron oranının sonuçlarından biri erkeklerin rekabetçi, kadınlarınsa uyumlu-anlaşmacı yapısıdır.

Yani yüzyıllar boyu “uyum sağlamayan, itiraz eden, tek başına hareket etmelerinin” sonucu kadınlar için ölüm veya tacavüzdü.

Kadınlar bu yüzden eşiliğe, yardımlaşmaya, komünal yaşama daha yatkındır. Şu an 100’er kişilik 1 kadın 1 erkek grubunu teknolojiden uzak bir ormana bıraksak, kadınlar yaşamak için birlikte çalışır, eşitlikçi yaklaşır, erkeklerse lider belirler ve bir süreden sonra farklı gruplara ayrılır, grup içinde bile hiyerarşi olur, en çok geyik avlayan en çok ödülü kazanır, grupta değeri artar.

Feminizme baktığımızda da da köklerinin Marx’a dayandığını görüyoruz, hatta zamanının önemli figürlerinden Simone de Beauvoir’un Sovyetlerde komünizm olmasına rağmen, aile rollerini benimsemesini eleştirir. “Ben evde bulaşık yıkamak, çocuk bakmak zorunda mıyım?” der.

İş yaşamında kadınları düşük maaşla çalıştırmaları ve erkek-kadın arasındaki maaş farkının sebebi de budur. Kadınların erkeklere nazaran pazarlık yapmak yerine işverenin önerdiğini daha kolay kabul ederler. Riske girmezler ki araştırmalarda bunu gösterir. Uçlarda yer alan CEO, lider veya suçlular erkeklerken, kadınlarınsa daha anlaşmacı-uyumlu olduğunu görürüz.


İtirazlar: Avcı toplayıcı toplumlardan günümüzce onca zaman geçti, solipsizm mi kalır!!

Bu sadece avcı-toplayı toplumlarda görünmüyordu. 19 yüzyıl boyunca yoğun ataerkil düzende bulunan kadınların solipsist doğaya bürünmesi gayet anlaşılabilir bir durum. Sosyolojik açıdan baktığımızda Durkheim’a ya da Comte’a geçmişin toplumu şekillendirdiğini araştırmıştır. Binlerce yıllık yaşanmışlık haliyle kişilerin davranışına yansır, kanıksanır.

Jung da geçmişten günümüzde yerleşmiş kollektif bilinçdışı kavramları olduğunu söylerdi. Kadının bilinçsel yapılanması kadar bilinçaltı da geçmişten gelenlerle güçlenmiştir. İşte tam da bu sebeple toplumsal cinsiyet yasaları çıkyor, erkek ve kadının cinsiyetinin biyolojik olmadığı kanıksatılmaya çalışılıyor. Ne dedik? Cinsiyet=Biyoloji+Toplum:

Örneğin cinsel eşitliğin tam sağlandığı Nordik ülkelerde kadınların daha feminen; erkeklerinse daha maskülen işlere yöneldiğini görüyoruz. Kadınlar 1’e 20 oranın hemşirelik, psikoloji gibi alanları erkeklerse mühendislik, fen bilimleri gibi alanları tercih ediyor. Yani insanları kendi haline bıraktığınızda türlerin kendi biyolojik vizyonuna uygun hareket ettiği gerçeğiyle karşılaşıyoruz.

Hiçbir kadın mı uygun değil?

Tabii ki özgürlük ve seçim serbestliği esastır, belki %10luk bir kadın kesimi mühendislikte çalışabilir. Eğer “hiçbir kadın uygun değil, zaten sevmiyor!” gibi bir düşünceye kapılınırsa, onlar adına karar verilmiş olur, bu durumda aynı feminen zorba sistem gibi maskülen zorba sistem inşa edilmiş olur. %10’luk kesim belki topluma bir şey katacakken engellenmiş olur. Özetle tespit yapmak başka şeydir, kural koymak başka şeydir.

Tabii bu gerçekler sadece kadınları değil, erkekleri de etlemiştir. Erkekler fırsatçı kadınlar, çıkarcı olmuştur.

Erkekler Neden Solipsist Değil?

Bazıları Türk kadınları neden bu kadar egolu diye de düşünebilir ama sorun geneldir.

“Kadınlar erkeklere bencilsin der, kadınlar erkeklere beni suçluyorsun” der. Bu düşünce bize erkek ve kadın doğasını çok net anlatır. 

Erkekler savaşan ve ölen taraftı. Bu yüzden kendilerini kandıracak zamanları maalesef olmuyordu. Derdi hayatta kalmak, iş bulmak,  savaşmak ve mümkünse eş bulabilmekti. Bu yüzden erkekler narsist olmaya, kendini düşünmeye yönelmiştir. Çünkü erkeğin kendini kandırması demek, rekabet edememesi, vazgeçmesi ve ölmesi demekti. Günümüzde sıcak savaş olmasa da rollerin iş hayatına ve sosyal yaşama taşındığını görüyoruz.

Bunların psikotik veya patalojik düzeyde olmadığını ve zorda kaldıklarında bunun ortaya çıktığını, içsel mekanizmalar olduğunu iyi kavramak gerekiyor. Çünkü her tür hayatını devam ettirmeye odaklıdır. Örneğin travmaların, psikiyatrik hastalıkların bile ortaya çıkışında ruh halini savunma çıkar. Her insanın yetiştirilişi sebebiyle savunma mekanizmaları vardır. Türlere özel içsel savunma mekanizmalarıysa solipsizm ve narsisizmdir.

Kadınlarla Tartışılır mı?

Solipsizmin çıktılarından biri de “utandırma taktikleridir.” Örneğin kadınla tartıştığınızda kendini kötü hissederse ve işin içinden çıkamazsa bir yerde çarpıtma yapar, duygusal stabilitenizi bozacak cümleler kurar. Örneğin:

  • Anlat bana canını kim yaktı? Annen babanı mı aldattı? Seni kim üzdü?
  • İnselsin, kadın düşmanısın.
  • Anca kadınlara öfke duyarsın, onlara ulaşamazsın.
  • Seni bir kadın çok üzmüş, acınacak kadar zavallı bir erkeksin.

Burada kadının içsel mekanizmasında “kötü hissediyorum, ben haksız olamam, bu durumda karşı taraf hatalı” ana fikri vardır. Nedensel tartışma artık bitmiştir, kadının tartışacak bir argümanı kalmamıştır. Sizin ne kanıt sunduğunuz önemsizdir ve bu savaşa girip, savunma yaparsanız kaybedersiniz. Kadın dürtü-duygu-neden 3lemesinde şuna inanır:

İçgüdüsel yargı: Neden böyle şeyler düşünüyor? Çünkü kadınlardan nefret ediyor.

Duygu, nedenden önce gelir.

Kadınlarda solipsizm çok güçlü olabilir. Buna inandıysa değiştiremezsiniz, çünkü iyi hissetmek için buna inanmalıdır. Her nasıl bireysel tartışmada konu buraya indiyse kazanamayacağınız gibi feminizm gibi ideolojik düşünceye sahip kadınlarla da tartışılmayacağını unutmayın. Toplumsal düşünceler ancak toplumsal olarak çürütülür, sizin bireysel fikirleriniz “ne kadar mantıklı, tutarlı” olsa da o kişinin fikirlerini o şüphe duymadığı sürece değiştirmez. Hitler Almanya’sını düşünün, o kadar Alman aptal mıydı sizce?

(Siteye destek olmak için üye olabilirsiniz. Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Öğretilmiş Toksik Maskülenlik

Öğretilmiş Toksik Maskülenlik

Geçen gün Rollo Tomassi’nin yeni podcast’ini izlerken şu kısım ilgimi çekti. Özellikle feminen düzende bize öğretilen en önemli kısım “içindeki feminen tarafı keşfet.” ideolojisidir. Rollo burada güzel bir bağlantı kurarak Jung’un Anima-Animus’a gönderme yaptı. Ben de bu görüşü geliştirmeye karar verdim.

Anima-Animus Nedir?

Bilmeyenler için kısa özet geçelim. İnsanların içinde erkeksi ve kadınsı taraflar vardır, bunlar kollektif bilinçaltıyla oluşmuş kavramlardır. Yani evrimsel süreçteki alışkanlıklarımız bilinçaltımıza işler ve nesiller boyu aktarılır. Erkeklerin bilinçaltındaki kadın tarafına anima, kadınların bilinçaltı erkek tarafına animus ismi verilir. Benzerini hocası Freud da ifade etmişti, o da insanların çift cinsiyetle doğduğundan bir tarafın ağır bastığından bahseder fakat anomi oluşursa karşı cinse ilgi duyulabilir.

Jung’dan Durkheim’a

Kollektif bilinçaltı kavramı muhtelemen sosyolog Durkheim’in kollektif bilinç kavramından geliyordu. O da bireyi toplumun yönlendirdiğinden ve toplum bilincinin bireyler toplamından ibaret olmadığını belirtirdi. Hatta bu görüşü 50 yıl sonra Gestalt psikolojisiyle de desteklendi.

Özetle kişinin ne düşündüğü önemsizdir, hatta çoğunlukla kendi düşüncesi sandığı kavramlar ona toplum tarafından öğretilmiştir. Farklı pencerelerden baksalar da Jung da Durkheim de toplumun öneminden bahseder.

Toplumlar Bireyler Yerine Düşünür

Toplumlarda farklı kurumlardan oluşur. Önce “aile kurumunda” bir şey öğrenirsin, çünkü dünyaya çaresiz ve ebevenye bağımlı halde gelirsin ki psikanalistler de tam bu konuda çalışmalar yapmıştır. Ardından çevreniz gelişir ve “okul kurumunda” bir şeyler öğrenirsiniz.

Durkheim’a göre de gelişen toplumların belli normları, gelenekleri vardır, bireyler bunlara genellikle isteyerek uyar ve kendilerini tam hissederler. Bu yüzden dinlere ilgi büyüktür, bu yüzden milliyetçilik vardır.

Kendisinin ünlü bir de intihar tezi vardır, normdan aşırı sapan baskıcı veya çok refaha sahip toplumlarda intihar oranları aşırı şekilde arttığını belirtir. Bir toplumun intihar oranlarından o toplumun mutluluk veya gelişmişlik seviyesini ölçebilirsin. Son dönemde karşımıza çıkan yeni düzen ya da din maalesef “toplumsal cinisyet” kuramıdır. 1965’den bu yana “tek cinsiyet” ve cinsiyeti toplumların belirlediği düşüncesi ve gereken türün “feminen niteliklere” sahip bir cins olması gerektiği devamlı ısıtılıp önümüze farklı yüzlerle getiriliyor.

Feminen Toplumsal Düzen

Baktığımızda tam da bu durumların sonucunu görüyoruz. Feminizm yükseldikten sonra normları topluma tabandan yayılara derin şekilde etkiledi ve bir ideolojiye dönüştü ve buna “feminen düzen” diyoruz. Ataerkil düzene karşı çıkmış olan ve şu an egemenliği süren bir genel toplumsal kurgu diyebiliriz. Eğitim hayatınızda ilkokuldan üniversiteye kadar hocalarınızın %70-72si kadın olması bu kurgunun yerleşmesinde sosyal medya gibi güçlü “toplumsal araçlar” sayesinde etki sahibi diyebiliriz.

Öğrettiği en önemli kavramlar, “maskülenliğin” toksik olması, duygularımızı ifade etmemiz gerekliliği ve tabiiki tam erkek-kadın eşitliği. 3 kavramın da yanlış olduğunu defalarca önceki yazılarımda anlattım. Özetle:

  1. Maskülenlik, testosteron sebebiyle kendini kontrol edemeyen kişiler tarafından saldırganlığa dönüşebilir ama bu maskülenliğin toksik olduğunu göstermez. Aynı maskülenlik kendini yaratıcılık(şiir, edebiyat, müzik), liderlik olarak da gösterir.
  2. Rollo’nun bahsettiği dürtü-duygu-neden 3lemesi temelde ünlü sosyolog “Pareto” tarafından ortaya atılmış, Durkheim’ı destekler şekilde insanları çoğunlukla duygularıyla karar verdiğini nedensel düşünmekten uzak olduğunu bunun da sebebinin yönetenler kurduğu genel algı olduğunu ifade etmiştir. “Seçkinler Teorisini” ortaya atmıştı. İşte kadınlar burada eleştrilen duygusal kararı daha fazla alan taraf ve kendi ifade şekillerini genele yaymış durumdadır. Bu yüzden erkeğin normu olan, en büyük gücü “nedensel” düşünme feminen toplumsal düzenin dayattıkları yüzünden geri planda kalıyor.
  3. Kadın erkek eşit değil, tamamlayıcıdır. Toplumsal eşitlik zırvalarına göre “tek cinsiyet” yoktur, bu cinsiyet kadın değildir veya cinsiyet tamamen toplum tarafından belirlenmez. Şurada anlattık.

Toksik Maskülenlik Animus’a Karşı

Rollo’da burada Anima-Animusa atıfta bulunuyor. Podcastte eleştirdiği kişi şöyle diyor:

“Erkekler maskülenliğin tehlikeli olduğunu fark etmeli ve içlerindeki feminen tarafla barışmalıdır. Toplumun ona yüklediği erkeklik rolünü taşımak zorunda değildir.”

Bu cümle feminen düzenin yarattığı Jung psikolojisinin çarpıtıldığı en önemli çıktılardan biridir. Aslında kollektif bilinçaltıyla oynayarak kollektif bilinç yaratmaktır ve bu başarılmıştır.

Erkekler için maskülenlik zorken, kadınlar için feminenlik kolaydır. Çünkü biri emek ister, diğeri istemez.”

Erkeğin içinde feminen bir tarafın olduğu doğrudur(anima), aşırı maskülen ve feminen çıkmazlar yazımda bahsetmiştim. Anımayla barışık olmamız gerektiği de doğrudur fakat maskülenliğin zıttı ya da düşmanının anima olarak gösterilmesi ve maskülenliğin Jung psikolojisine göre erkeğin kötü tarafı olan “gölge” olarak resmedilmesi yanlıştır.

Ne diyorlar? Toksik Maskülenlik. Yani maskülenlik içindeki toksik taraf, kavramın tamamına mal ediliyor. Öyleki “maske” kelimesini kullanırken hem Jung’a gönderme yapılıyor hem de maskülenliğin yapay bir tavır olarak giydirilmiş bir elbise olduğu söyleniyor.

Örneğin feminen düzende; kadınların içindeki animusa atıfta yapılmıyor, neden yapılmıyor? Bu düşünceyle kadınlarda içlerindeki animusla barışması gerekirdi. Kadınlara barışık değil, içlerindeki maskülenliği öldürmeleri tavsiye ediliyor.

Sonuçta erkeğin kendisi doğuştan özellikleri gölgeyken, kadının erkeksi tarafı gölge oluyor. İşte bu toplumsal algı şu an en büyük yalanlardan biri ve birçok ebeveyn düşen testosteron oranlarından da anladığımız üzere erkek çocuklarını kız çocuğu gibi yetiştiriyor.

Rollo da bu adamı maskülenliğin toksik olduğunu belirtirken maskülen biri olduğundan bahsetmiş. 6 pack, yüksek statü, iyi fiziksel nitelikler… Aslında eleştirdiği “toksik maskülenliğin” ekmeğini yediğini görüyoruz. Bu kişiler zaten kadınlara kolay ulaşır ve doğuştan maskülen nitelikler sergiler.

Böyle adamlara “kadınlar ne ister?” diye sormak da saçmalıktır, çünkü “sadece gülümsüyorum, kendin ol, duygularını göster” gibi cevaplar vereceklerdir. Statün, paran ve tipin varken, doğal lider ve maskülen özellikler sinyalliyorken ne dediğinin önemi yok fakat sonunda bir kadından darbe yemeyeceğinin de garantisi yok. Will Smith’de gördük. Her ne kadar alfa nitelikler gösterseniz beta zihin setine sahip olabilirsiniz. Özetle hep ne diyoruz, alfa olmak bir zihin setidir!

Kadınların Çift Kutuplu Doğası

Bir diğer sıkıntı ise kadınların bu “toksik maskülenliği” 2 yüzlülükle işlerine geldiğinde savunmaları üstüne geçenlerde şöyle bir twitter paylaşmıştım. Bu 13k+ favori alarak üstteki görüşlerimi ispatlıyor. Kadınlar işlerine geldiklerinde şiddetli olumluyorlar.

Kavgada 1 adam diğerine sataşıyor, kimse karışmıyor, kadın muhtemelen adama küfür ediyor ve adam sinirlenerek adam tarafından itiliyor ama adam sonra düşmesin diye kadını tutmaya çalışıyor ve ardından 3 adam it sürüsü gibi erkeğe saldırıyor.

Burada neden hiçbir kadın “toksik maskülenlik bu!” diye tepki göstermedi? Eleştirilen bu değil mi? Bence tam tersi maskülenliğin içindeki toksik taraf buydu.

Neden inatla “Kadir Şeker” gibi davrananlara erkek veya kadınlar tarafından hala güzellleme yapılıyor? Çünkü “dürtü-duygu-neden.” Onlara ne öğretildiğinin pek bir önemi yok, dürtüsel durumlarda “duygu” ortaya çıkıyor. Çünkü geleneksel maskülen rolleri eleştiren kadın dürtüsel olarak bunu hala istiyorlar, örneğin sosyal medyada Tinder’da Instagram’da maskülen görünen erkekler beğeniliyor ve kendilerinin korumaya ihtiyaçları olduğunu bilinçaltı süreçlerinde gayet iyi biliyorlar ama diğer durumda “toksik maskülenlik!” durumu gerçekleşiyor. İşte bu kadınların çift kutuplu doğasıdır.

(Siteye destek olmak için üye olabilirsiniz. Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Yazılara pasif kalmayın, gizli okuyucu olarak kalmak bir çeşit emek hırsızlığıdır. Okuduysanız etkileşimde bulunun. Hem gelişin hem geliştirin.

Eşini Paylaşan Erkek Psikolojisi

EŞİNİ PAYLAŞAN ERKEĞİN PSİKOLOJİSİ NEDİR?

Temel nedeni feminen şartlanma diyebiliriz.

Tabiiki arkasında bir güç ya da baskı yok, doğal ilerleyen bir süreçte ortaya çıkan bir durum.

Feminen düzen; feminizmle kadınlara şunu tavsiye ediyor: Tek başına güçlü ol, erkeklerden bağımsız ol, ekonomik özgürlüğünü al, her alanda eşitlik. Bu mottoyla büyüyen  kadınların son senelerde evlilik dışı çocuk yaparak tek anne olduğunu görüyoruz. Avrupa ortalama %42 iken, İzlanda gibi tam eşitliğin sağlandığı ülkelerde %72’e çıkmış durumda.

Aslında feminen düzenin hipergamiye hizmet ediyor. Kadınlar hipergaminin alfa döller beta öder ikilemindeki alfa döllere yöneldiğini görüyoruz. Yani arzu odaklı yaklaşıp kısa süreli ilişki kurup, ardından gerekirse çocuk yaparak tek anne oluyorlar.

Erkekler tek anneler tarafından büyütülüyor, eğitim dünyasına baktığımızda öğretmenlerin %80ni kadın, toplum da feminen düşünce şeklini benimsetmeye çalışıyor. Duygularını ifade et, hislerine göre yaşa hatta günü yaşa gibi düşünceler empoze ediliyor. Kıskançlığın kötü ve ilkel bir duygu olduğu ifade ediliyor ki erkeklerde kıskançlık tamamen genetik aktarımı sağlamak içindir, yani erkekler “eş savunma(mate guarding) dürtüsü sebebiyle kıskanır. Kıskançlığın budanması demek genetik aktarımda aksamalara neden olur.

Bunun sonuçları acımasız, düşen testosteron oranıyla birlikte maskülen tavırda ciddi bir azalma var.

Geleneksel ve Modern Cuckold

Cuckold sadece “eşini” bir erkekle paylaşmak olarak anlaşılmamalı, geleneksel cuckold kavramı üvey baba olmayla ilgilidir. Tek anne ve feminen toplumda erkeğin de utandırma teknikleriyle bu anneye bakmaya zorlandığını görüyoruz. Örneğin “seven erkek tek çocuklu da olsa anneye sahip çıkar, sen nasıl erkeksin?” gibi suçlamalara maruz kalıyorlar.  Aslında maskülenlik toksik olarak ifade edilirken, kadınlar işlerine geldiğinde erkeğin en temel maskülen arketipi olan “şövalyeyi” sahneye aldıklarını görüyoruz. Bu da aslında “hipergaminin beta öder” tarafına hizmet ediyor. Sonuçta siz kendi genetiğini aktaramamış ve bir başkasının çocuğuna “bilinçli” olarak bakmış oluyorsunuz ve maalesef bilinçsiz olarak başkasının çocuğuna bakan erkekler de oldukça fazla.

Kadın düşünce paterni manipülasyona ve suçlu hissettirmeye dayanır. Kendi gelecekleri için solipsist çerçevede böyle davramalıdırlar ve bu büyük kaos çıkana kadar devam edecektir. Yani ne zaman erkeğin fiziksel niteliklerine, gücüne ve pratik özelliklerine ihtiyaç duyulur o zaman bu düzen değişir.

Modern cuckold’da ise bu düşünce paterninin cinsel hayata taşındığı görülüyor. Bu şartlanmayla büyüyen erkekler modern cuckold oldular diyebiliriz.

Erkekler bir çeşit korkuyla beta öder gibi davranıp bir alfaya(boğaya) karısını teslim ediyor. Gariptir ama bu bir eş değiş tokuş olgusu da değil, beta bir tarafta sadece kendini tatmin ediyor. Çünkü bu erkeklere sjwler tarafından kıskanmamaları öğretildi, çünkü feminen düzenle büyüyen erkekler kadınların alfa döllere yöneldiğini biliyor ve karısını belki de kaybetmemek için karmaşık duygular içinde böyle bir çözüm üretiyor.

Yalnız modern cuckold’un erkeğin hayal gücü olduğu hatırlanmalı. Uç düşünen kadınlar belki zevk alır ama ilişki sürdürülemez, hipergami denklemine göre başka erkeğe yönelir. Aslında ortada güçlü bir bağ olmadığı açıktır.

Şu da sorulabilir: neden bütün erkeklerde bu durum gözlemlenmiyor?

Öncelikle erkeğin doğasında olmayan bir şey açığa çıkmaz. Aynı eşcinsellik gibi doğada mevcuttur. Tabii ki nasıl her erkek eşcinselliğe yönelmiyorsa cuckold da olmuyor.

Freud üstünden her ne kadar tartışmalı da olsa bu durumu odipus kompleksiyle açıklayabiliriz: Erkek çocukları anneleri büyütür ve oğlanla anne arasında özel bir ilişki olur fakat oğlan baba figürünü keşfettiğinde kıskanır. Ya babayı yok edecek ve anneyi ele geçirecek ya da vazgeçecektir. Böyle güçlü bir figürü yok etmek zordur ve karşı çıkarsa “iğdiş edilme” tehlikesi vardır, bu sebeple oğlan vazgeçer; zamanla da kendi içinde çözer. Modern cuckold fantezine sahip olanların bunu çözemeyen erkekler olduğunu söleyebiliriz.

Kırmızı hap yapılanmasına sahipseniz, dürtü-duygu-neden 3lemesini doğru anladıysanız, feminen düzenin işlemesine hakimseniz doğal olarak bu yolu seçmeyeceğinizi veya bunun bir şartlanma olduğunu fark ederek çözeceğinizi söyleyebiliriz.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

SJW (Sosyal Adalet Dağıtıcısı) Olmak

SJW (Sosyal Adalet Dağıtıcısı) Olmak

Social Justice Warrior(SJW) ve Toplum Mühendisliği

Bu kişileri kabaca farklı konulara duyar yapan, sosyal adaleti “kendi algılarına göre” dağıtmaya çalışan ve insanları organize eden kişiler olarak tanımlayabiliriz. Bir konuyu mitleştiren, ideoloji olarak algılayan, kutsal gören herkes bu yanılgıya düşer. Her ne kadar tam-muhafazakar görüşte olan kişiler daha yatkın olsa da komünizmde de görünür, liberallerde de. Hatta Rollo Tomassi özellikle kırmızı hapı da inanışa çevirdikleri için duyar yapan gruplardan bahseder.

Toplum mühendisliğinde ve kitleleri kontrol etmeden en önemi grup sjwlerdir. Bu kişilerin hem düşünme şekillerini hem de etkiledikleri çevreyi nasıl etki altına aldıklarını psikolojik açıdan anlatmaya çalışayım.

Özetle genel stratejilerinin en küçük olumsuz parçayı bul, bütünü çürüt şeklinde safsata yaratmak üstüne kurulu olduğunu söyleyebiliriz.

Bu kişileri hangi davranışlarıyla ayırt ederiz?

Bir olgu iyi ve kötü tarafıyla tamdır. Birbirinden ayrıştırılmamalıdır. Bir deyim vardır: “olduğu gibi kabul etmek.” Olgular olduğu gibi kabul edilmelidir. Parçaya odaklanmak bütünü yanlış değerlendirmemize neden olur. `Gelstat` psikolojisi ne der? “Parçaların toplamı bütünden farklıdır.”

Sjw dediğimiz kişiler olguları ayrıştırmaya çalışır, yani iyisini ve kötüsünü ayrıştırır esas sorun iyi taraflarını görmemeleri ve sevmedikleri bir olayı kötü tarafıyla olayı temellendirmeleridir. Biçimsel safsata yanılgısına düşerler.

Bir örnek verelim: Varsayalım bir film sahnesi çekiyorsunuz, yönetmen o kişinin kederli halini sigara içerek ve denize bakarak aktarmaya çalışıyor. Bu esnada dumanı çekerek rahatlama yaşıyor. Verilmek istenen mesaj nettir.

Sjw burada durumu ayrıştırır, sigaraya odaklanır, sigara kötüdür. O kişi sigara içerek mi kederlendiğini göstermelidir? Yönetmeni de suçlar, çünkü toplumu sigaraya özendirmektedir, hatta hava kirletilmektedir. Ufak bir kötü durumu genele mal ederek bir çeşit safsata yaratır. Dinleyen kişiye de mantıklı gelir. Savunma yapamaz, çünkü odak noktası sigaranın çevreye ve insanlara zararlı olduğudur. O zaman yönetmen kötü bir şey yapmıştır ve insanlar yanlış yönlendirilmiştir. Bir bölüm gerçekten de olguyu ayrışmış kabul edecek ve kötü alışkanlık üstünden bu sahneyi yanlış bulacaktır. olgu iyi ve kötünün toplamıyken, tamamen bir uca savrulur ve yanlışlanır.

Anafikir şuna dönüşür:

“Sigara içmek sağlığa zararlıdır, o zaman bu sahne yanlıştır ve yasaklanmalıdır.”

Sjw basit bir kavram gibi görünebilir ama toplum mühendisliğine en büyük örnektir. Büyük bir kesim bu şekilde manipüle edilebilir. Bu anlattığım belli yaşın üstünde olanlara anlamlı, yaşça daha küçüklere anlamsız geldi. Çünkü bir nesil tvde sigara yasağını hiç görmedi, diğer nesilse bununla büyüdü ve üstünde toplum mühendisliği bir çeşit `totaliter rejim`(bir başkasının doğrusunu kabul etme) çalıştı. Muhtemelen şu an istatistiksel çalışma yapsak, yasakla büyüyenlerde bu olguyu tamamen kötü davranış olarak görüp sahneyi anlamsız bulanlar daha çok olacaktır.

Hatta bu durumu daha yeni Boğaziçi protestolarında da gördük. Lgbt’nin işe girmesiyle taraflı-sjwler, olayı rektör seçiminden lgbt-dini dogma tartışmasına yönlendirdi ve halk da hemen yönlendi.

Örneğin feminizm ve gynocentric(kadın odaklı) düzende tam olarak böyle güç kazandı. Seçtikleri konular genellikle hassastır ve karşı tarafı da paralize eder. Örneğin bir tartışma içinde size şöyle derler :”Ne demek yani, kadın ve erkeğin cinselliği eşit değil mi? Kadın sevişiyorsa erkek de sevişir. Sen cinsiyetçi misin? Ortadoğu kafalı mısın?” Ne oldu şimdi? Onca konu içinde bir tarafın cinselliğini aldı, eşitlikle ilişkilendirdi.

Olgular bütüncüldür.

Sahnede kötü bir alışkanlıkla kişinin kederlendiği simgelenmiştir ki `Jung` psikolojisinden baktığımızda kendilik iyi ve kötü tarafıyla tamdır, bir tarafı reddetmek o kişiyi eksik bırakır, `Freud` veya ego psikologları açısından baktığımızda hissetmeye dayanamadığımız bazı durumları reddetmeye çalışırız, bunun için zaman zaman alkol, uyuşturucu, sigara alınabilr. Çünkü biyolojik varlıklarız ve bilinçaltına bazı olayları itmek için uyuşmak, onlarla anlaşmak akıl sağlığımız için önemlidir. Bunun yolu da kontrollü olarak haz veren yardımcılardır, bazen sigaradır, bazen alkoldür. Morfin hatta ssri tipi antidepresanlar tıpta kabul gören en önemli ketleyicilerdir. Hatta uyku halinde kalarak acıdan kaçarız, çünkü uyku hem bir çözüm hem de bir kaçış aracıdır.

Modern psikanalizde de “unutma, geriye atma, yok sayma” kabul edilen bir çeşit savunma mekanizması olduğu ve gerekliliğidir  ama fazlası kişilik bölünmelerine (disosiyasyona) neden olabilir. Burada da bütüncüllük mevcut, kötüyü reddetmek yerine onu anlamaya ve çözmeye çalışıyoruz. Jung maskeyle barışmak derdi, modern bilişsel terapide de otomatik düşünceleri bularak çözmek, şemaları anlamlandırmak diyoruz.

Özetle sjw, düşünceleri burada kişide olguların bütünleşmesini engellediği için anlamlı değildir, üstte de bahsettik: gelstat psikolojisinde de bu vardır örneğin. En küçük parçaya odaklanmak bütünü görmenizi ve anlamlandırmanızı engeller. Sjw tam olarak bunu yapar.

Sevgilinin Geçmişi Önemli Mi?

Sevgilinin Geçmişi Önemli Mi?

Erkeğin en büyük hatası ona satılan “geçmişte ne yaşadıysa yaşamıştır, seni ilgilendirmez” kadın suçlama mekanizmasını kabul etmektir. Diretirseniz cinsiyetçilikle suçlanırsınız.

Oysaki o kadının geçmişte neler yaşadığı size yaşatabileceklerinin bir göstergesidir. 5 ilişkişinin 4ü aldatmayla biten kadının size de yapacağı budur. Aşırı nevrotik kadın size de benzer şeyler yaşatır. Tek gecelik ilişkiler yaşayan kadının sizi aldatacağı, grup tecrübesi olan bir kadının benzer taleplerle size geleceği kaçınılmazdır.

Bir çalışmaya göre bu tip kişiler için de uygun olan %5’lik bir kesim olduğu belirtilmiş. Olabilir fakat normalarda bir bireyseniz, örneğin sadakat sizin için önemliyse o kişi siz değilsiniz. Önce bunu anlamalısınız.

İşte kötü ya da iyi kadından öte kendiniz için doğru kişiyi seçmek için yapmanız gereken “sevgilinin geçmişini” doğru öğrenmektir. Başta hormonlar tavandayken herkes iyidir ama bunun sürdürülebilir olmadığını unutmamak gerek. O kişi er ya da geç kendi “davranış paternine” dönecektir. (Daha fazlası için: Kadınlar hakkında az bilinenler)

Erkek-Kadıın Cinsel Eşitliği Boş Kümedir

Feminenleşen toplumla kadınların erkek-kadın cinselliğini aynı oranda değerlendirilmesi de bu boş eşitliğinin bir sonucudur. Kadınlar erkeğin cinsel stratejileri farklıdır. Erkeğin temel dürtüsü limitsiz cinselliğe ulaşmakken, kadının en iyiyi seçmek üstüne kuruludur. İnsanlar psiko-sosyal etkiler altında tabii ki tamamen dürtüsel davranmaz. Bakirelik önemli mi yazımda çok ilişki yaşayan kadınların erkeklere oranla daha mutsuz olduğunu ve boşanma oranlarının neden yüksek olduğunu tartışmıştık.

Geçmişin önemsizliğini söyleyen kadınlar aslında geçmişinin ne kadar önemli olduğunu içten içe bilir ve yaptığı birçok hatanın görmezden gelinmesini ister. Çünkü o özgürdür fakat “aydınlanma çağı” olan 30’dan sonra bu hataların hepsinin görünmez olmasını ister. Özgür seçimler yapmıştır fakat “kandırıldığını” ifade eder, o hatalı geçmişinden dolayı iyi erkekleri kafeslemesi engellenmemelidir. Geçmişin önemsizliğini savunan erkekler de benzer feminen düzenle bunu kabullendirilmiş bireylerdir.

Herkes hata yapar, yanlış kişileri seçebilir fakat bunu alışkanlık haline getirmiş, davranışı kanıksamış kişilerde bir problem aranmalıdır. Bu kişilik yatırımlarında bir problem olabileceğinin de göstergesidir. Çünkü insanlar psikanalitik düzlemde bazı sorunları çözmek için tekrara düşer. 10 senede doğru düzgün uzun süreli ilişkisi olmamış, 3-5 aylık ilişkilerde savrulmuş bir kadının sizinle mutlu olma ihtimali nedir mesela? 

Kadının geçmişini nasıl anlarız?

İşte bu en çok sorulan cevabı da basit olan bir soru. Kadının dürüst olmayacağı algısı mevcut ki kısmen doğru. Gözlemim şu ki 20lerin başındaki kadınlar bir şey gizlemeye gerek duymuyorken artan yaşla bu oran artıyor ve bir süreden sonra “geçmiş önemli değildir!” savunmasına dönüyor. Çoğu kadın size sadık, iyi biri olduğunu anlatan masallar satacaktır fakat konuştukta, bu kadınların kendini kandıran solipsist yapısını göreceksiniz.

Maddeler halinde gerçek olaylarla özetleyelelim:

Geçmişi pasif yöntemle araştırarak, aktif yöntemle yargılamadan konuşarak öğrenebilirsiniz. Yargılamadan konuştuğunuzda kadın rahatladıkça size her şeyi ifade edecektir ama bu yöntemin ancak ilişki başında işe yarayacağını unutmayın. Doğrudan sorular da sormamalısınız.

Geçmiş İlişkiler

Örneğin sevgilini aldattın mı diye sormanız size “evet ama…” veya “hayır ama…” şeklinde cümleler kurmasına neden olur. Bir kadınla konuşmamda bana şöyle demişti: “O esnada Ahmetle tanıştık ama sadece arkadaştık, sevgilimden ayrılıp bir gece Ahmetle sevgili oldum.” Buradaki anafikir: “Ahmet’i yedeğe aldım, zaten sevgilime arzu duymuyordum, diğer adama transit geçiş yaptım ama kendi içimi rahatlatmak ve etik-dürüst hissetmek için kulp buldum.”

Size anlattıkları da büyük bir gösterge. Örneğin eski sevgilim şöyle iğrençti, böyle hayvandı diye anlatan bir kadına: “kaç sene birlikteydiniz” sorusuna 2 sene diye cevap veriyorsa bir düşünün derim. O adam mı böyle biriydi, yoksa kızımız mı öyle hatırlamak istiyor? İstatistiklere göre evliliklerin %70’i kadın tarafından bitiriliyor ve çoğunluğu şöyle diyor :”Şiddet gösteriyordu, beni istismar ediyordu” %70inin hepsi mi böyle yapıyordu?

Kadın hafızası evrimsel olarak akılcılaştırmaya oldukça müsait. Geçmişi hissetmek istediği gibi değiştirebilir. Kadınlar önce hisseder, ardından bunu rasyonelleştirir.

Sosyal Medya

Günümüzde sosyal medyadan çok fazla bir şey saklanmıyor, mutlaka iz bırakıyorsunuz. İlk tanıştığınız dönemde öncelikle neler paylaştığını mutlaka araştırın. Devamlı vücudunu sergileyen, hikaye atmadan çişe gidemeyen, bol takipçili kadınlardan şüphelenmeniz gerekir. Stalk yapacaksanız başta yapın, sonda değil. İlişki bitince kadının ne yaptığı sizi ilgilendirmez ama başta bunu yapmanız bir daha hiç yapmanıza neden olmayacak şekilde ilişkiyi yönetmenizi sağlar.

Beğenilerle tatmin olmak, limbik sisteminin frontal loba göre daha aktif olduğuna işarettir, basit hazlarla kendini devamlı tatmin eden bir kadından fazla beklentiniz olmasın.

Kötü arkadaşlar da kızımıza eşlik ediyorsa iyice tehlikeli. Bir atasözümüz vardır: ”Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.”

Ailesi en önemli kriter

Sorunlu, kısa süreli ilişkiler içinde boğulan kadınların %90’nında ailevi problem mevcut. Ya babası şiddet uyguluyor ya anne-baba arasında aldatma geçmişi var, ya taciz durumu(yakın akraba da olabilir) var. Konuştuğum histerik kadınlardan birinde baba dolandırılmıştı ve o dönem depresyona girmiş, çocuklarını dövmeye başlamış, annesi terk etmeye çalışmış sonra vazgeçmiş. Kızımız büyüyünce uzun süreli çıktığı bir adamı kendini istismar eden, uç seviye cinsel fantezileri olan, döven birinden seçiyor. Tipik psikopat adamın histerik kadını kontrol etme durumu. Sonunda kız tabii ayrılmış, bu sefer roller değişmiş ve adam peşinden koşmaya başlamış. Kadın hasta bile olsa feminen gücünü keşfettikten sonra bunların yaşanması kaçınılmazdır, ben tanıştığımda çoktan grup tecrübesi bile vardı. Hatalı davranışlar hatalı davranışları doğrurur, bu davranışçı-psikolojinin temelidir, eğer koşullanmanızı cinselliğe göre ayarlarsanız karşınızdakinin kim olduğundan bağımsız devamlı benzer hazları kovalarsınız, hatırlayalım: “Mutluluk, mutsuzluğun tersi değildir!

Eğlence anlayışı önemlidir

Kız geceleri, devamlı gece yaşamı olan bir kadınla romantik uzun süreli bir ilişki beklemeyin bu kadınlar kısa süreli ilişki için daha uygundur. İstatistiklere göre de gece klüpte veya barda çalışan kadınlarda boşanma oranı diğer mesleklere göre en yüksek düzeydedir.

Bunu kadına sorarken de yine aktif yöntemle rahat bir ortamda, hatta biraz alkollüyken sormanızı tavsiye ederim. Yani öyle bir ortam olsunki sizden bir şey gizlemeye gerek duymasın. Hatta arada tek gecelik durumları bile ağzından kaçırabilir. O an zaten o kadınla stratejiniz belli olacaktır.

Heleki bir kadın “alkol” içince ne yaptığımı hatırlamıyorum derse sorumluluk almıyordur ve hep mağdurdur. Gece yaşamında böyle birçok kadın gördüm. Ayakta duramayacak kadar içen sonra ilk gördüğü adamın masasına oturup onunla birlikte olmak isteyen ertesi gün ne yaptım ben diye pişman olan kişilerle yaşayacağınız ilk kavganızda aldatılmaktır.

Tek gecelik ilişkileri olan ve “bunu savunan” kadınlar bu yüzden kötü aşıklardır. Muhtemel birçok defa bu eylemi gerçekleştirip normalleştirmeye çalışıyordur. Bir kadınla tanışmıtım, “tabii ki tek gecelik yapacağım, sonra ailemin yanına döndüğümde aylarca kimseyle sevişemiyorum, yalnız kalmayı sevmiyorum” demişti. Bu kadının en uzun ilişkisi 6 aydı.

Dr. Winnicott bu durumu “yalnız kalma kapasitesine sahip olmayanlarda görülen bir obsesyon” olarak açıklar. Çünkü yalnız kalmayı güçlü olmakla değil çaresiz, kimsesiz, tutsak olmuş kavramlarıyla birleştirmiştir. Özetle yalnız kalma kapasitesine sahip olmayan, bir dönem olsun kendini dinleyememiş insanlarla birlikte olmayın.

Size baştan aşırı hayran kadınlar tehlikelidir.

Daha ilk buluşmada ölen bayılan kadınlar erkeklerin hoşuna gider fakat bu sizi idealize ettiğini gösterir. Psikanlizde önemli bir kavram olan idealleştirme ilkel bir savunma mekanizmasıdır ve tehlikelidir. Genellikle histerik, borderline kadınlarda sıklıkla gözlemenen bu durumun karakteristik özelliği bir hatanızda sizi yerin dibine sokmalarıdır. Evet sizi beğenmiş olabilir ama emin olun ki uzun sürmeyecek.

Sorumluluk ve Para

Sorumluluk almayan kadınlar tehlikelidir. Ne olursa olsun hatalı sizseniz büyük problem var demektir. İlginçtir sizi seven kadın bırakın suç yüklemeyi kenindeki hataları da bulur, bunu yapamıyorsa muhtemelen sorunludur.

Para harcama eğilimlerine dikkat edin. Aşırı harcama yapan, kredi kartı borcu yüksek savurgan kadınlar gelecekte size bela olacaktır. Tabiiki bir erkek olarak sıklıkla ödemeleri siz yapacaksınız fakat size hiç yatırım yapmayan, hediye bile almayan, elini cebine hiç atmayan, ortak bir eylem sonrası ödemeyi teklif bile etmeyen kadına şüpheyle bakın derim. 

Tavırlar ve Göstergeleri

Kadınların geçmiş ilişkilerinden ötürü maskülenleştiğini önceden anlatmıştık. Bunun göstergeleri başta tavırlardır. Küfürlü konuşan, delikanlı modeli takılan rahat kadınların çoğunluğu tehlikelidir ama tabii güzel arkadaş olurlar fakat sevgili olmaya, uzun süreli takılmaya filan çalışmak ölümcül hatadır. Örneğin erojen bölgeleye yakın yerlerde veya büyük kas gruplarında(bacak veya sırt gibi) büyük, tehlikeli dövmeleri olan kadınlar tehlikelidir. Burada yapılan araştırmalara göre bu durum çeşitli sorunların dışa vurumu, hatta zihinsel bozuklukların göstergesi olarak değerlendirilebilir. Dövmenin maskülen bir gösterge olduğunu ve aşırı dövme sahibi kadınların “ben istediğimi yaparım” gibi düşünen feminenlikten uzak kişiler olduğunu unutmayın.

İlgili yazının podcastini dinlemek için tıklayın.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)