Bilge Olmak ve Stoa Felsefesi

Bilge Olmak ve Stoa Felsefesi

 

Öncelikle çok kısa olarak “Stoa Felsefesi nedir?” Ona bakalım: Stoa felsefesi aşırı hazlardan uzak durmayı ve kişinin aslında herşeyin bir parçası olduğunu vurgular. Bu esas parçayı tanrı olarak tanımlar ve logos yani mantıkla eş değer tutar.

Mutluluğun bir ana ait olduğunu ve bunu elde etmeye çalışmak için aşırı çaba göstermenin mutsuzluğa sebep olduğunu savunur. Mutluluğun zıttı mutsuzluk değildir. Mutsuzluk uzun sürerken, mutluluk kısa süren bir ana aittir. Bu sebeple akıllı kişinin hazdan kaçması gerektiğini savunur. 

Kişi herşeyi “kendinde” aramalı “kendi öz disiplinini” sağlamayı öğrenmelidir, ancak bu şekilde; kendini keşfederek iç huzuruna kavuşabilir. İsyan etmek yerine uyum sağlayandır, elinde olmayan yüzünden üzülmeyendir. Olaylar değiştirilemez fakat bunlara verdiğiniz tepki ile başarılı olabilirsiniz. Bunu yapamazsa dış koşullara bağlı olur ve oradan oraya sürüklenir. Akıllarından her zaman şu kavram geçmelidir: “Memento Mori” yani öleceğini hatırla!

İşte bu kavramlar içinde en üst seviye “bilge” olmaktır. Bilge hepsine tam olarak sahiptir!

“Bilge” Seneca’nın Stoa Felsefesi altında “dokunulmaz” olarak tasvir ettiği ve ne yapılırsa yapılsın zarar verilemeyen kişi olarak açıkladığı “tanrıya eş değer” ideal bir kavramdır. Bu kişi büyük acılara karşı bir şey hissetmez ve herşeyin üstündedir.

Bilge öylesine büyüktür ki kendisine yapılan hakaretleri umursamaz, bunları burnu büyüklükten değil, bilgenin ruhu tümüyle güvende olacak şekilde gücünü topladığı içindir. Bunlar onlar için önemsizdir. Seneca tanrısal bir unsur tasvir eder ve “eğer tanrıya hakaret etsediniz size cevap verir miydi?” diye sorar. Vermeme sebebi onu sinirlendirecek kudrete ya da yetkiye sahip olamamanızdır. Oysaki altınızda çalışan biri, hakaretiyle sizi sinirlendirebiliyorsa bu kibir göstergesidir. Bilgede kibir bulunmaz.

Aslında bakıldığında bakıldığında bu özelliklerin hepsi önceki yazımda bahsettiğimiz ideal olarak “alfa karaktere” ne kadar benzediğine dikkat edin. Alfa kızdırılamaz, sizi önemsemez, kendi işine gücüne bakar. Statü olarak üstedir.

 

Devam Edelim

Kendi cümleleriyle şöyle anlatır: “Yaralanmaz olan, darbe almayan değil, darbeden incinmeyendir.” “Nasıl tapınakları tahrip edenler ve resimleri yakanlar tanrısallığa zarar vermiş olmazsa, aynı şekilde bilgeye ne yapılırsa yapılsın, şımarıkça, edepsizce, küstahça yapılmış, içi boş bir girişim olarak kalır.”

 

Bilgelik ve Stoa Felsefesi

Bilgelik stoa felsefesinde zor elde edilebilir ruh eğitimidir. Kişi herşeyi kendine saklar, kendi içinde çözer, şansa güvenmez. Çünkü şansın getirdiği herşey yine şans tarafından götürülebilir. Bilge için kayıp olarak görünen bir şey kaybedilemez ve onun için tek gerçek “erdemdir.” Erdem de kaybedilecek bir şey olmadığı için bilgeye zarar verilemez, Maddi ya da manevi hakarete uğramaz. Mal-mülk dünyaya aittir, bu sebeple kaybedilmesi söz konusu olamaz, sadece el değiştirir.

 

Talih Kavramı ve Bilge Kişi

Sadece birinin talihi diğerinin talihinden daha iyidir ve o yüzden kazanmış görünür fakat talih ıslak bir zemindedir ve her an o kişinin de elinden kayabilir. Bu durumda talihine güvenen kişi bunu kaybettiğinde nasıl bir yenilgi hissediyorsa bilge bunu hissetmez.

 

Hakaret ve Haksızlık Üstüne

Hakareti veya haksızlığı ele alalım. Doğası gereği haksızlık daha ağır olmak üzere 2si de kötü bir şeydir ve zayıf kişilikler tarafından -bu kişilerin elinden daha iyisi gelmediği için- gerçekleşir. Onlara göre daha acısı yoktur. Madem bu kişiler bu kadar boştur, “bilgeye” zarar vermesi olası mıdır? Bu sadece kolay zarar gören insanların canını sıkabilir.

Hakaret eğer kişinin görsel niteliklerine (boy, pos, göz, saç) oluyorsa bunlar zaten gerçektir. “gerçekler” kötü olamaz ve zarar veremez. Özellikle sizin bunlar yüzünden zarar görmeyecek güce sahip olmanız gerekir. Çünkü o sizsinizdir. Bu özelliklerini saklamaya çalışma durumunda esas siz kendinize hakaret etmiş olursunuz ve karşı taraftan önce davranarak bu hakareti önce siz kendiniz için kullanırsanız “haz” alma eylemini engellemiş ve intikam almış olunur. Stoacı kişi hazın bir kusur olduğunu ve karşı tarafın bundan ne kadar çok etkilendiğini kendi “hazdan” kaçtığı için bilir.

 

Peki bilge yumruk yerse ne olur?

Bunu affetmez ama olmamış gibi kabul eder. Cevap verirse intikam almış olur ve onun seviyesine iner. Bilge insanların utanç verici veya acınası bulduklarını ciddiye almaz. Daha büyük olaylar da aynı seviyede önemsizdir. Çünkü o, ruh yüceliğine sahiptir. Bu olmazsa üstte bahsettiğim “talih” tarafından yenilir.

 

Seneca ve Kötüler

“Sadece kötüler iyilere haksızlık yapmaya yeltenir, iyiler kendi aralarında huzurludur, kötüler ise iyiler için değil, kendileri için tehlikelidir.”

Seneca burada kötülüğin bir zayıflık olduğundan, bu sebeple ancak kendinden daha zayıfa zarar verebileceğinden, iyi ve bilge kişinin ise güçlü olduğundan, bu yüzden kendinden düşük seviyede birinden zarar görmeyeceğinden bahseder. hatta gerçek iyinin sadece “bilge” olduğundan bahseder.

 

Seneca ve Adalet

“Ortada bir zarar veren olsa da zarar gören olmak zorunda değildir.”

Burada ilk defa yasaların oluşmasına atıfta bulunulmuş gibidir.Yani birine bıçak salladınız adam kurtuldu diyelim. Bu durumda siz zarar görmeseniz bile o kişi suçludur ve ceza görmelidir. Adaletsizlik adaleti sağlayamacağı için bilge kişiyi etkilemez. Bilge de darbe alır ama bunu bastırır ve her zaman katı erdemini devreye sokmaz, bazen de sadece cidiye almaz, gülünesi şeyler olarak görür.

Bu durumu küçük çocukların annelerine yaptığı saygısızlıklara benzetebiliriz. Anne için hepsi normal, önemsenmeyecek tavırlardır. Bilge için herkes çocuktur. Tek fark gerçekten yaşı küçük olanlar kabuklu yemişlere önem verirken, yaşı büyük olanlar altına-gümüşe önem veren açgözlülüğe sahiptir.

Büyük haksızlıklara bilge de ceza verir fakat bunu sinirlendiği için yapmaz, bu bir intikam değildir, burada amaç haksızlık yapmalarını cezalandırmak değil, bir daha yapmamalarını sağlamaktır, Yani caydırmaktır. Bilge kendinden alttakine hastası gibi davranır, onun doktoru olur. sinirlenmez veya onurlandırılamaz. Çünkü sinirlenen ve onurlanan biri bilge olamaz ve onun için herkes aptallıkları sebebiyle eşittir.

 

Özetle

Bilge sadece kendine sahiptir, şansa inanmaz. açgözlülüğü yoktur. Zihin gücüne önem verir. Bilir ki zihnen rahatsız olmadığınız bir konuyu önemsemezsiniz. Hatalarından sıyrılmışsanız, etik biriyseniz, kendinizi kontrol edebiliyorsanız huzur içindesiniz ve bu sıkıntılardan muaf kişi olmuşsunuz demektir. İşte bilge bunların hepsine sahiptir ve şöyle düşünür:

“Bunları hakettim mi? hakettiysem adalet yerine gelmiştir, haketmediysem o halde adaletsizlik yapan kişi utanmalıdır.”

Son olarak en büyük sorunlardan biri: “Hakaret edilme korkusudur.” Buna kapılan kişi bu korkudan dolayı gerekli şeyleri yapmaktan, doğru olanı söylemekten bıkkınlık sebebiyle kaçınır. Bilge kişi bunu yapmayan, dışsal olgulardan kendisini muaf tutandır.

 

İleri okumalar için:

Seneca – Bilgenin Sarsılmazlığı Üzerine, Türkiye İş Bankası Yayınları

 

4.8 16 votes
Makaleyi puanlayın.

Karanlikruya

Sitenin psikolojik delisi.

Subscribe
Bildir
guest
3 Yorum
Most Voted
Newest Oldest
Inline Feedbacks
View all comments
Deniz
Ziyaretçi
Deniz
14 Haziran 2020 12:51

Mükemmel bir yazı dostum

Adrian
Ziyaretçi
Adrian
14 Haziran 2020 17:37

Bilgelikle ilgili değil belki ama konuyla ilgili bir soru, diyelimki fiziksel bir zayıflığımız var ve zamanında bu yüzden çok fazla olumsuz etkilenmişiz hakaretler vs etkilemiş bizi ama zamanla bunu aşmışız dışardan hiçbir etki bizde herhangi bir tesir oluşturmuyor, duyarsızlaşmada diyebiliriz, hatta bunu yapan kişiyle ilgili herhangi bir kızgınlığımız dahi olmuyor,… Read more »

as abi
Ziyaretçi
as abi
15 Haziran 2020 00:39
Reply to  Adrian

yazıdaki bilgelik kendini kontrol edebilen ve sadece zihinsel olaylara önem ve değer veren kişidir.şahsi yorumum bir zayılflık mıdır emin değilim fakat bahsedilen bilge kişilik böyle bir ihtiyaçta bulunmazdı.

3
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x