Ana Sayfa » Arşiv Aralık 2021

Aralık 2021

KADINDA Kırmızı Alarmlar-1: Baba Sorunlu Kadınlar

Kadında Kırmızı Alarmlar-1: Baba Sorunlu Kadınlar

Bir kadını eleyecek seviyeye gelmek için öncelikle kendi değerinizin yüksek olması gerekir. Richard Cooper burada 3 seviye tanımlar. 10 üstünden 1-6 arası kadın size kadın size ilgi duymaz; 6-8 arası ilgi yetersizdir. 8+ ise kadın size gerçek arzu duyar. 80/20 pareto analiziyle de tutarlı bir görüştür. Yazının devamında da The Unplugged Alpha kitabından yola çıkarak daddy-issues konusu açıklanacaktır.

8+ ulaşmadan ilgi uyandıramazsınız. 8+ üstü demek kendinizle rekabet etmek demektir. Yani kıyaslanarak ulaşılacak bir sonuç değildir.  Bunun yolu da aynaya baktığınızda tip-para-oyun konusunda 8’e ulaşıp ulaşmadığınızı belirlemektir. Eğer bu seviyede değilseniz kadınla hala pazarlık yapıyorsunuz anlamı çıkar veya kadında arzu oluşturma konusunda problem yaşarsınız.

Eğer bu seviyedeyseniz, çoğunlukla sorunlu kadınlarla karşılacaksınız demektir. Bu sebeple üst kalite kalite erkekler, üst kalite kadına ulaştım derken sıklıkla sorunlu olanlara ulaşır. Ayrılık acısının nedenlerinden biri budur. Erkek devamlı “neden” diye kendine sorar fakat bulamaz.

Kısa kısa kırmızı alarmlı kadınları inceleyelim.

Baba Sorunlu Kadınlar

Eğer kadının babasıyla arkadaşça bir ilişkisi yoksa veya düşmanca bir ilişkisi varsa ortaya çıkan çeşitli problemlere daddy-issues denir. Bazen anne, babayı hayatından atarken, bazen de baba ortadan kaybolabilir veya baba olmanın otoritesiyle özellikle de son dönem feminenleşen ve özgürlükçü propaganda nedeniyle ilgilenmeyebilir. O sadece evdeki mobilyadır. Son ve azalan bir orandaki ihtimale göre aşırı maskülen uçta alfa karakter olduğu için “alfa döller” pozisyonunda kadının hayatına girip ardından çıkan bir erkek olabilir.

Her durumda kız çocuğu maskülen ve erdemli bir babasıyla güçlü bir ilişki geliştiremezse, kadın güçlü maskülen bir erkeği değerlendiremez. Yani burada rol-model önemlidir. Eğer bir kadın babasına değer vermiyorsa size hiç vermeyecektir ve zamanınıza değmez.

Baba sorunlu kadınlarda ilgilenilmesi gereken bir diğer konu ise sınır durum kişilik bozukluğuyla bağlantılı olmasıdır. Bu kız çocukları sıklıkla babasız evlerde yetişmişlerdir ve terk edilme korkusu yaşarlar. Şema terapiden de bpd’nin(borderline personal disorder) çocuklukta ve aşırı baskı veya aşırı özgürlük ortamında, özellikle ebeveyn sorunlu ailelerde oluştuğunu biliyoruz.

Psikanalize Göre BPD;

Psikanalizde de pre-odipal dönemde meydana çıktığını ve ilkel bir savunma mekanizmasıyla güçlendiğini ve kontrol edilemediğini biliyoruz. Genellikle anneden tam bir kopma sağlanamaz. 2 tip savunma mekanizmalarına sahipler. İlki aşırı idealizasyon, ikincisi ise karşı tarafı kendisinin uzantısı olarak düşünülmesidir.

Örneğin sorunlu fakat iyileşmek isteyen bir kadın “nasıl değişebilirim?” diye sorarken BPD, “o zaman sen değiş” diye düşünecektir.

BPD kadınları aşırı öfkeli olabilirler, bir anda değişim gösterirler. İlk tanıştığınızda size duyduğu arzudan ve saygıdan mükemmel bir aşık gibi hatalı bir yargıya varabilirsiniz ama kısa sürede uç tavırlarından bir problem olduğu görülecektir.

Bir kadınla tanıştığınızda ailesi konusunda mutlaka bilgi edinerek, ailesinin kendisini nasıl yetiştirdiğini mutlaka sorarak bilgi alın. Sonuçta sizin 2 kulağınızın ve 1 ağzınız var ve onu konuşturarak dinleyin.Bu tarz kadınlar ilişki yatırımına kesinlikle değmeyecektir.

Kadın için babası onun temel rol-modelidir ve bu sayede erkeği ve kadını yorumlayarak lenslere sahip olacağı bir inanç sistemi gelişir. Eğer babasıyla arası kötüyse veya babası kötü biriyse sonuçta erkekleri yanlış değerlendirir.

Özellikle kendi başına yaşayan bekar annelerin feminist olanları günümüzde sıklıkla baba sorunlu kadınların başında gelir ve bu kadınlar kızına da toksik değerler geçirecektir. Erkeği doğru değerlendirmek yerine en baştan ayrıcalık sahibi olarak kabul edecektir.

Richard Cooper’dan Bir Örnek

Richard Cooper, kendi boşanmasından örnek vererek, 3 kardeşli bir anneyi anlatmış. Bu kadının annesi daha kızı doğmadan dul kalmış ve kendini beta öder stratejine adapte ederek beta aramış ve RC çıktığı kadın sonradan doğan ve 2. Babadan doğanmış. Anneleri 20lerinde ölmüş ve babasıyla ilişkisini sorduğunda affedilmez küçümsemelerde bulunuş. Annesini mükemmel bir feminist olarak anlatırken, babasının kadın düşmanı, aldatan ve çocukları taciz eden biri olarak tanımlamış.

Birliktelikleri sırasında babasıyla 20 sene boyunca hiç iletişim kurmamış, kendisini 2 çocuklu bir bekar feminist anne olarak gören erkeklere ve masküleniteye saygısı olmayan biriymiş. Babalarına da saygı duymuyormuş ve sadece kendini değerli görürmüş.

Devamlı olarak değerli erkeğe bulmaya çalışıp iç çelişkiler yaşarken bir andan da maskülenliğe karşıymış. Sonunda da erkeklerin kendi solipsist-feminist inançlarına uygun olmadığına karar vermş.

RC eski sevgilisi annesinin ölümünden sonra Kanada’dan Asya’ya İngilizce öğretmek için kaçmış ve orada parti yıllarını gerçekleştirmeye devam etmiş. 28 yaşında aydınlanma çağında biyolojik saati sebebiyle kendine bir beta bularak evlenmiş. 38 yaşında ise boşanmış (Oldukça çarpıcı).

RC 3 kadınla asla ilişki yaşanmaması gerektiğini savunuyor.

  • Baba sorunlu kadınlar
  • Kurtarılmaya ihtiyaç duyanlar
  • Çocukları için babasıyla savaşanlar

Feminizme neden katılmıyorum?

Feminizme Neden Katılmıyorum?

Farklı dalgalar olsa da feminizmin zamanla toplumsaldan bireysele kaydığını görülür. 1. feminizmin masum görünse de temel amacı beyaz kadınlara eşitlikti örneğin. Ardından iyice çarptırıldı.

Feminizm “erkek-kadın eşitliğini” savunan bir kavram olarak doğru algılanması gerektiği dikte edilir ama gerçek bu değildir, ayrıca insanlar eşit de değildir.

Sizce liberal feministler ve sosyal-inşacıların ortaya attığı gibi “kadın-erkek her konuda eşittir. Feminen ve maskülen roller yoktur, bunlar toplumsal olarak öğretilmiş inşalardır” doğru bir tanım mıdır? “Kadınlar duygusal, kırılgan değildir, hepsi kalıp yargıdır” düşüncesi katılmadığım temel görüşlerden biri diyebilirim. Bunu çürüten çalışmalar vardır ve roller bir neden değil, sonuçtur.

Örneğin avcı-toplayıcı dönemde neden kadınlar avcılık yapmıyordu? Çünkü fiziksel olarak daha güçsüzlerdi, bunun sonucunda kadınlar feminen rollerle evrildi. Eğer bu doğru olmasa tarım devriminde kadınlar toplayıcı oldukları için kaynak sahibi olur ve maskülen rollere kavuşurdu. Günümüzde erkekler de feminenleşiyor çünkü sosyal inşa doktrinine kapılıyorlar. Bu da kadınlara ulaşamamalarına neden oluyor.

Tarihte Eşitlik ve Demokrasiye Kısa Bakış

Tarihte neredeyse Marx’a kadar insanlar arası tam eşitliği mantıklı gören olmamıştır. Genellikle özgürlük ön plana çıkartılır. Yani kölelik kurumu eleştirilir.

Erkek kadın arasındaki fırsat-eşitliği tavsiye edilebilir(ben de ederim), insan hakları ön plana çıkartılabilir ama temelde eşit değiliz. Hatta erkekler bile kendi arasında eşit değildir. Bunu özellikle ortaçağda aristokraside çok net gördük. Bir değer katmayan erkekleri sosyolog Comte bile insan artığı olarak değerlendirmiştir. Keza Saint Simon da benzerini düşünmüştür. Antik Yunanda cumhuriyet algısı sadece nitelikli insanlar içindir. Montesquieu’nun günümüze damga vuran demokrasi anlayışı, güçler ayrılığı yasası yine aristokrasiyi güçlendirme ve nitelikli insanları korumak üsteneydi örneğin. İşçilere değer veren sadece Marx’dır. Nedense değer katmayan işçi haklarını artı değer kavramıyla çok yüceltmiştir. Tocqueville eşitlik ve özgürlüğün aynı anda olması zordur demiştir. Çünkü özgürleşen bireyler gücü eline almak ister ki bu da kapitalizmin yükselişini doğrurur. Eşitlik içinse tam bir otorite gereklidir, çünkü bireyler farklı düşünür.

Her şeyi doğal akışına bıraktığımızda, örneğin egoist-liberal akımlarda gücü alan her şeyi alır. Doğru bir sistem olmasa da bize net olarak insan doğasının kötü, acımasız ve eşit olmadığını gösterir. Buradan çıkan sonuç sol görüşlerin(feminizm dahil) her dönem eşitlik vurgusuyla bir çeşit dengeleme yarattığıdır. Bence temel olumlu misyonu da budur ama esas problem kendi ideolojilerini “olması gereken”, “kesinlik içeren” olgular olarak sunmalarıdır. Kadın ve erkek yasa ve fırsat eşitliğinde eşit olması önerisi ve isteği dile getirilebilir ama “bu böyle olmalıdır, çünkü toplumsal inşa gerçek olandır, aslında erkek ve kadın aynıdır, biz farklı olduğunu düşünüyoruz çünkü toplum bunu dayatıyor. Tamamen hatalı bir görüştür.

Bu görüşlerde geçen maskülen/feminen rollerin olmadığını savunmanın kendisi bir şartlamadır. Çünkü bu “eşitlik olması önerilir” gibi söylenseydi, hiçkimse bilimsel olarak temellendirilmemiş bu görüşü önemsemezdi ama günümüzde feminizm ideolojisiyle yankı bulduğu için siz aksi bir argüman sunduğunuzda “onların hepsi rol, aslında cinsler arasında fark yoktur!” düşüncesiyle yargılanıyorsunuz.

Tekrar ediyorum: İnsanlar eşit değildir. Olmak zorunda da değildir ama olması iyi ve uyumlu bir toplum için tavsiye edilir ve sol görüş burada dengeleyici bir unsur olabilir. Esas problem sol görüşün bununla kalmayıp, otoriterleşmesidir.

Eşitlik İsteminin Neden Hatalı Olduğuna Bir Örnek

İyi çalışan 3 kişi(2 erkek, 1 kadın) var 2sini almalısın diyelim. Senaryoda 2 erkek çok başarılı, kadın aday çok başarısız. Eşitlik olsun diye 1 erkek, 1 kadın mı alırsınız? Yoksa 2 erkeği mi tercih edersiniz?

Görüldüğü gibi eşitlik de özgürlük(Tocqueville örneği) gibi baskıcı bir sisteme neden olabilir. Tek fark liberal bireysel akımların kişisel olması ve kontrol edilebileceğidir, sol görüş ise devlet gibi otoriter bir gücü içerir, bu yüzden tehlikelidir.

Feminizm eşitlik değil, intikam projesidir.

Feminizm özellikle 2. akımdan sonra toplumsaldan bireysele kaydı. Haklı mücadeleleri istediklerini almalarına rağmen (hukukta eşitlik gibi) aşırılık ve intikam süreci olarak güncellendi ve günümüzdeki gynocentric düzenin sonuçları açıktır. Hukukta kadın üstündür, eğitimde kadınlara daha çok burs önceliği verilir. Kadın beyanı esastır!

Kadın cinayetleri var, sen ne diyorsun!!!??

Kötü örnekler olabilir(kadına şiddet, doğudaki olaylar gibi), buna ben de karşıyım ama bunları çözmenin yolu feminizm değil, yargıyı güçlendirmek, bireyi ön plana çıkartmaktır. Kadın hakkı diye bir şey olamaz, birey hakkı olur. Örneğin cinsiyet belirtmeden “kendinizden güçsüz birine zarar verirseniz şu ağırlaştırılmış ceza olmalıdır” gibi yasalar geliştirilebilir. Bu aynı zamanda erkek cinayetini de önler, çünkü oransal olarak erkek cinayetleri, kadınlardan da fazladır. Aksi halde ÖTEKİLEŞTİRME yaparsın. Her sol fraksiyonda olduğu gibi mağdur yaratırsınız, olmayan bir savaş ortamı oluşturursunuz. işte bu yüzden bir şeye tepki olarak geliştirilmiş hiçbir düşünce güçlü değildir. Erkek ve kadın birbirine düşman ya da savaşması gereken SINIFLAR değildir. İşte feminizmin temel argüman hatası budur.

Özetle feminizm doğru algılanması gereken veya eşitlikçi değil, tamamen ortadan kalkması gereken bir ideolojidir. Sol görüş, sosyal inşacılık gibi ideolojiler/görüşler bunu desteklerken hatalı kabuller üstünden gerçekleştirir.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Kırmızı Hap, Evlilik ve İlişkiler

Kırmızı Hap, Evlilik ve İlişkiler

Kırmızı Hap Kadın Tavlama İdeolojisi veya Düşmanı Değildir!

Öncelikle kırmızı hap bir ideoloji değildir, prakseolojidir(Bkz: Yanılgı-3). Bir şeyleri çeşitli bilimsel verilerle öngörür. Düşünüldüğü gibi kadın düşmanı veya evlilik düşmanı da değildir. Kadınları götürme sanatı hiç değildir. Çünkü nasıllarla değil, nedenlerle ilgilenir. Podcastini şurada yaptık.

Şöyle yorumlar görebiliyorum, hatta Rollo’da yeni bununla ilgili bir podcast yaptı ve şunları eleştirdi: “KH amacı kadınlardan yararlanmayı ve götürmeyi öğrenmektir, hepsi kadınları aşağılar, evlilik düşmanıdır!”

Neden aşağılandıkarını düşünüyorlar?

Kadın ve erkek eşit değil tamamlayıcıdır. Kadını kısıtlama amacı gütmez, geçmişe dönmek filan da istemez. Temeli çok basittir: Kadınların hipergamik seçimlerini anlamamızı ve buna uygun olarak kendimizi inşa etmemizi önerir. Sorun kadınlarda değil, erkeklerdedir. Çünkü erkeğin yanlış şartlanmaları(ruh eşi miti, yalnız bir erkek olarak ölme miti, kaliteli kadın, eşit partnerlik vb.) ilişkileri bozar. Bu yüzden “kırmızı hap lensleriyle” bakmak diyoruz. Sonuç olarak erkeğin verimli bir ilişki yaşaması ve kaliteli bir hayat sürmesi için cinsel stratejisini önceler.

Fark ettiyseniz kadınlar konusunda bir şeyden bahsetmedik. Çünkü kadınların cinsel stratejisi feminen düzen sayesinde zaten güçlü olarak yaşanmaktadır.

Kevin Samuels şöyle diyor:

“Life is about relationship.”

Hayat ilişkilerle ilgilidir ve ancak birilerinin hayatı iyileşirse senin de hayatın rölatif olarak iyileşir. Benzerini şöyle de ifade edebiliriz: cinsel seleksiyon, doğal seleksiyondan üstündür. Hatta bir lider olmanız, sürünün alfası olmanız için bile iyi ilişkilere sahip olmanız gerekir. İyi iş bulmanız, yükselmeniz için çevre önemlidir. Akademik sistemden örnek vereyim, bir şeyi refere vermeden saygınlık kazanamazsınız. Birileri sizi tavsiye etmezse ünvan alamazsınız.

Varlığımız Önemsiz Mi? İlişkiler Neden Önemlidir?

Varlığımız değil, “varlığın veya varlığım” önemlidir. Birey olarak var olabilmemiz için bile başkalarına ihtiyaç duyarız. İnsanlar evrende değersiz olsalar da yaratılış itibariyle her birey yaşamı için mücadele eder ve toplumu kurar.

Bireyler tek başlarına var olamaz. Geçmişte kabileye günümüzdeyse gruba ihtiyaç duymuşlardır. Özellikle sanayi devrimi ve iş bölümünün artmasıyla bize satılan en büyük yalan “en büyük gücün kendimiz” olduğumuz yanılsamasıdır. Eğer ilişkiler olmasaydı insan kendi benliğini bile keşfedemez, konuşamaz ve düşünemezdi, hayvandan farkı kalmazdı. Sadece dürtüsel hareket ederdi.

Varlığınızın önemsiz olduğunun düşünülmesinin saçmalığını en iyi hayatı tehdit alltında olan veya sağlığını kaybeden kişi anlar. Bu çıktılara rağmen bireyin kimseye ihtiyaç duymadığına inanıyorsanız solipsistsiniz demektir. Solipsizim genel olarak feminen bir duruştur ve bu da sizi bir yerde feminen yapar.

Kadın-erkek ilişki dinamiği de böyledir. Milyon yıllık evrimimiz ilişkiler sayesinde oldu ve günümüzde tam tersi satılıyor, özellikle artan aşırı neo-liberal akımlarla toplumdan ve gruptan koptuk. Kadınlarda feminizm ile çıktısı ise “erkeklere ihtiyacım yok!” formatına evrildi. Erkeklerse maskülist/mgtow/mra ile benzerini düşünüyor. Oysaki erkek ve kadın tamamlayıcıdır. (Maskülenlikle maskülist olmak aynı şey değildir!)

Evlilik Erkek İçin Dezavantajdır

Mesele evlilik değil, evlilik kurumunun günümüzde geldiği acınası haldir. Özellikle aile kavramı feminizm ile güçsüzleştirilmiştir, çünkü değişmeden çoğu feminist kuramda ailenin ataerkil bir kurum olduğu ifade eder(İlgili podcast). Eşit partnerlikle ilişkilerin içi boşaltılır. Evlilik yerine kadının avantajına oluşan, kendinden daha güçlü niteliklere sahip bir erkekle her şeyi bölüştüğü ve hatta hukukça üstün olduğu bir şeye dönüştürülmüştür. İlk yıkılan değerse ailenin direğinin erkek olduğudur.

Erkekler evlilikten neden korkar? Çünkü günümüzde erkek için evlilik hukuki açıdan dezavantajlıdır. Sözde eşit partnerliğe rağmen erkeğin hala birçok sorumluluğu varken hiçbir otoritesi yoktur.

Kadınlar da “güçlü  kadın” şartlandırmasıyla şuna inanır “erkeğe ihtiyacım yok”, “gerekirse yumurtlarımı dondururum” veya “tek anne olabilirim” ama istatistikler bize son 10 senede erkeğin x2 katı artan kadın depresyon oranlarıyla doğru olmadığını da gösteriyor.

Gerçek şu ki kadınlar her dönem erkeğe; erkeklerin kadına duyduğundan daha fazla ihtiyaç duymuştur, şu dönemde böyle olmamasının sebebi kaosun bulunmamasıdır.

Evlilik için çözüm ya da alternatif nedir?

Açık ilişki saçmalığı ya da polyamory gibi kadının beta bulma stratejisi uygun bir çözüm olamaz, çünkü erkeklerin doğal bir kıskançlık dürtüsü mevcuttur.

Bunun yıkılması direkt kadın cinsel stratejisine hizmet eder. C.ckold artar ve antinatalizm yükselir. Çünkü kadının temel cinsel stratejisi ya en iyi genetiğe ya da en iyi kaynağı sunan erkeğe ulaşmaktır.

Erkeklerin özellikle “o kadını elinden kaçırma, bak çok şanslısın” şartlandırmasından kurtulması gerekir. Özellikle potansiyelini keşfetmemiş genç erkeklerde sıklıkla görünen bir durum diyebilirim. Kendisini geliştirmesi gerekirken bir kadına bağımlı olması gerektiğine inanıyorlar.

Aaron Clarey kitabında evliliklerin mutlu gitme ihtimalini %14 olarak belirtmiş. Erkeklerin çoğunluğu dev gibi artan oranlarla evlilikte kadını aldatabiliyor veya kadın zamanla “evlilik sondur artık imzayı attık” düşüncesini taşıyan adamı aldatıyor. Sizce neden? Çünkü eşit partnerlik, feminenleştirme projeleriyle resmen hadım edildik.

Eğer sadece sen, kadını buldum diye kendini şanslı görüyorsan hala mavi haplısın demektir. Çünkü ruh eşi mitine yakınsın, şartlandırıldığın hataların sonucusun. Hep ne diyoruz? Bir kadın güçsüz bir erkekle olmaktansa güçlü bir erkeği paylaşmayı tercih eder.

((Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin, siteye destek için sponsorumuz olabilirsiniz.)