Ana Sayfa » Arşiv Ocak 2021

Ocak 2021

Sevgilinin Geçmişi Önemli Mi?

Sevgilinin Geçmişi Önemli Mi?

Erkeğin en büyük hatası ona satılan “geçmişte ne yaşadıysa yaşamıştır, seni ilgilendirmez” kadın suçlama mekanizmasını kabul etmektir. Diretirseniz cinsiyetçilikle suçlanırsınız.

Oysaki o kadının geçmişte neler yaşadığı size yaşatabileceklerinin bir göstergesidir. 5 ilişkişinin 4ü aldatmayla biten kadının size de yapacağı budur. Aşırı nevrotik kadın size de benzer şeyler yaşatır. Tek gecelik ilişkiler yaşayan kadının sizi aldatacağı, grup tecrübesi olan bir kadının benzer taleplerle size geleceği kaçınılmazdır.

Bir çalışmaya göre bu tip kişiler için de uygun olan %5’lik bir kesim olduğu belirtilmiş. Olabilir fakat normalarda bir bireyseniz, örneğin sadakat sizin için önemliyse o kişi siz değilsiniz. Önce bunu anlamalısınız.

İşte kötü ya da iyi kadından öte kendiniz için doğru kişiyi seçmek için yapmanız gereken “sevgilinin geçmişini” doğru öğrenmektir. Başta hormonlar tavandayken herkes iyidir ama bunun sürdürülebilir olmadığını unutmamak gerek. O kişi er ya da geç kendi “davranış paternine” dönecektir. (Daha fazlası için: Kadınlar hakkında az bilinenler)

Erkek-Kadıın Cinsel Eşitliği Boş Kümedir

Feminenleşen toplumla kadınların erkek-kadın cinselliğini aynı oranda değerlendirilmesi de bu boş eşitliğinin bir sonucudur. Kadınlar erkeğin cinsel stratejileri farklıdır. Erkeğin temel dürtüsü limitsiz cinselliğe ulaşmakken, kadının en iyiyi seçmek üstüne kuruludur. İnsanlar psiko-sosyal etkiler altında tabii ki tamamen dürtüsel davranmaz. Bakirelik önemli mi yazımda çok ilişki yaşayan kadınların erkeklere oranla daha mutsuz olduğunu ve boşanma oranlarının neden yüksek olduğunu tartışmıştık.

Geçmişin önemsizliğini söyleyen kadınlar aslında geçmişinin ne kadar önemli olduğunu içten içe bilir ve yaptığı birçok hatanın görmezden gelinmesini ister. Çünkü o özgürdür fakat “aydınlanma çağı” olan 30’dan sonra bu hataların hepsinin görünmez olmasını ister. Özgür seçimler yapmıştır fakat “kandırıldığını” ifade eder, o hatalı geçmişinden dolayı iyi erkekleri kafeslemesi engellenmemelidir. Geçmişin önemsizliğini savunan erkekler de benzer feminen düzenle bunu kabullendirilmiş bireylerdir.

Herkes hata yapar, yanlış kişileri seçebilir fakat bunu alışkanlık haline getirmiş, davranışı kanıksamış kişilerde bir problem aranmalıdır. Bu kişilik yatırımlarında bir problem olabileceğinin de göstergesidir. Çünkü insanlar psikanalitik düzlemde bazı sorunları çözmek için tekrara düşer. 10 senede doğru düzgün uzun süreli ilişkisi olmamış, 3-5 aylık ilişkilerde savrulmuş bir kadının sizinle mutlu olma ihtimali nedir mesela? 

Kadının geçmişini nasıl anlarız?

İşte bu en çok sorulan cevabı da basit olan bir soru. Kadının dürüst olmayacağı algısı mevcut ki kısmen doğru. Gözlemim şu ki 20lerin başındaki kadınlar bir şey gizlemeye gerek duymuyorken artan yaşla bu oran artıyor ve bir süreden sonra “geçmiş önemli değildir!” savunmasına dönüyor. Çoğu kadın size sadık, iyi biri olduğunu anlatan masallar satacaktır fakat konuştukta, bu kadınların kendini kandıran solipsist yapısını göreceksiniz.

Maddeler halinde gerçek olaylarla özetleyelelim:

Geçmişi pasif yöntemle araştırarak, aktif yöntemle yargılamadan konuşarak öğrenebilirsiniz. Yargılamadan konuştuğunuzda kadın rahatladıkça size her şeyi ifade edecektir ama bu yöntemin ancak ilişki başında işe yarayacağını unutmayın. Doğrudan sorular da sormamalısınız.

Geçmiş İlişkiler

Örneğin sevgilini aldattın mı diye sormanız size “evet ama…” veya “hayır ama…” şeklinde cümleler kurmasına neden olur. Bir kadınla konuşmamda bana şöyle demişti: “O esnada Ahmetle tanıştık ama sadece arkadaştık, sevgilimden ayrılıp bir gece Ahmetle sevgili oldum.” Buradaki anafikir: “Ahmet’i yedeğe aldım, zaten sevgilime arzu duymuyordum, diğer adama transit geçiş yaptım ama kendi içimi rahatlatmak ve etik-dürüst hissetmek için kulp buldum.”

Size anlattıkları da büyük bir gösterge. Örneğin eski sevgilim şöyle iğrençti, böyle hayvandı diye anlatan bir kadına: “kaç sene birlikteydiniz” sorusuna 2 sene diye cevap veriyorsa bir düşünün derim. O adam mı böyle biriydi, yoksa kızımız mı öyle hatırlamak istiyor? İstatistiklere göre evliliklerin %70’i kadın tarafından bitiriliyor ve çoğunluğu şöyle diyor :”Şiddet gösteriyordu, beni istismar ediyordu” %70inin hepsi mi böyle yapıyordu?

Kadın hafızası evrimsel olarak akılcılaştırmaya oldukça müsait. Geçmişi hissetmek istediği gibi değiştirebilir. Kadınlar önce hisseder, ardından bunu rasyonelleştirir.

Sosyal Medya

Günümüzde sosyal medyadan çok fazla bir şey saklanmıyor, mutlaka iz bırakıyorsunuz. İlk tanıştığınız dönemde öncelikle neler paylaştığını mutlaka araştırın. Devamlı vücudunu sergileyen, hikaye atmadan çişe gidemeyen, bol takipçili kadınlardan şüphelenmeniz gerekir. Stalk yapacaksanız başta yapın, sonda değil. İlişki bitince kadının ne yaptığı sizi ilgilendirmez ama başta bunu yapmanız bir daha hiç yapmanıza neden olmayacak şekilde ilişkiyi yönetmenizi sağlar.

Beğenilerle tatmin olmak, limbik sisteminin frontal loba göre daha aktif olduğuna işarettir, basit hazlarla kendini devamlı tatmin eden bir kadından fazla beklentiniz olmasın.

Kötü arkadaşlar da kızımıza eşlik ediyorsa iyice tehlikeli. Bir atasözümüz vardır: ”Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.”

Ailesi en önemli kriter

Sorunlu, kısa süreli ilişkiler içinde boğulan kadınların %90’nında ailevi problem mevcut. Ya babası şiddet uyguluyor ya anne-baba arasında aldatma geçmişi var, ya taciz durumu(yakın akraba da olabilir) var. Konuştuğum histerik kadınlardan birinde baba dolandırılmıştı ve o dönem depresyona girmiş, çocuklarını dövmeye başlamış, annesi terk etmeye çalışmış sonra vazgeçmiş. Kızımız büyüyünce uzun süreli çıktığı bir adamı kendini istismar eden, uç seviye cinsel fantezileri olan, döven birinden seçiyor. Tipik psikopat adamın histerik kadını kontrol etme durumu. Sonunda kız tabii ayrılmış, bu sefer roller değişmiş ve adam peşinden koşmaya başlamış. Kadın hasta bile olsa feminen gücünü keşfettikten sonra bunların yaşanması kaçınılmazdır, ben tanıştığımda çoktan grup tecrübesi bile vardı. Hatalı davranışlar hatalı davranışları doğrurur, bu davranışçı-psikolojinin temelidir, eğer koşullanmanızı cinselliğe göre ayarlarsanız karşınızdakinin kim olduğundan bağımsız devamlı benzer hazları kovalarsınız, hatırlayalım: “Mutluluk, mutsuzluğun tersi değildir!

Eğlence anlayışı önemlidir

Kız geceleri, devamlı gece yaşamı olan bir kadınla romantik uzun süreli bir ilişki beklemeyin bu kadınlar kısa süreli ilişki için daha uygundur. İstatistiklere göre de gece klüpte veya barda çalışan kadınlarda boşanma oranı diğer mesleklere göre en yüksek düzeydedir.

Bunu kadına sorarken de yine aktif yöntemle rahat bir ortamda, hatta biraz alkollüyken sormanızı tavsiye ederim. Yani öyle bir ortam olsunki sizden bir şey gizlemeye gerek duymasın. Hatta arada tek gecelik durumları bile ağzından kaçırabilir. O an zaten o kadınla stratejiniz belli olacaktır.

Heleki bir kadın “alkol” içince ne yaptığımı hatırlamıyorum derse sorumluluk almıyordur ve hep mağdurdur. Gece yaşamında böyle birçok kadın gördüm. Ayakta duramayacak kadar içen sonra ilk gördüğü adamın masasına oturup onunla birlikte olmak isteyen ertesi gün ne yaptım ben diye pişman olan kişilerle yaşayacağınız ilk kavganızda aldatılmaktır.

Tek gecelik ilişkileri olan ve “bunu savunan” kadınlar bu yüzden kötü aşıklardır. Muhtemel birçok defa bu eylemi gerçekleştirip normalleştirmeye çalışıyordur. Bir kadınla tanışmıtım, “tabii ki tek gecelik yapacağım, sonra ailemin yanına döndüğümde aylarca kimseyle sevişemiyorum, yalnız kalmayı sevmiyorum” demişti. Bu kadının en uzun ilişkisi 6 aydı.

Dr. Winnicott bu durumu “yalnız kalma kapasitesine sahip olmayanlarda görülen bir obsesyon” olarak açıklar. Çünkü yalnız kalmayı güçlü olmakla değil çaresiz, kimsesiz, tutsak olmuş kavramlarıyla birleştirmiştir. Özetle yalnız kalma kapasitesine sahip olmayan, bir dönem olsun kendini dinleyememiş insanlarla birlikte olmayın.

Size baştan aşırı hayran kadınlar tehlikelidir.

Daha ilk buluşmada ölen bayılan kadınlar erkeklerin hoşuna gider fakat bu sizi idealize ettiğini gösterir. Psikanlizde önemli bir kavram olan idealleştirme ilkel bir savunma mekanizmasıdır ve tehlikelidir. Genellikle histerik, borderline kadınlarda sıklıkla gözlemenen bu durumun karakteristik özelliği bir hatanızda sizi yerin dibine sokmalarıdır. Evet sizi beğenmiş olabilir ama emin olun ki uzun sürmeyecek.

Sorumluluk ve Para

Sorumluluk almayan kadınlar tehlikelidir. Ne olursa olsun hatalı sizseniz büyük problem var demektir. İlginçtir sizi seven kadın bırakın suç yüklemeyi kenindeki hataları da bulur, bunu yapamıyorsa muhtemelen sorunludur.

Para harcama eğilimlerine dikkat edin. Aşırı harcama yapan, kredi kartı borcu yüksek savurgan kadınlar gelecekte size bela olacaktır. Tabiiki bir erkek olarak sıklıkla ödemeleri siz yapacaksınız fakat size hiç yatırım yapmayan, hediye bile almayan, elini cebine hiç atmayan, ortak bir eylem sonrası ödemeyi teklif bile etmeyen kadına şüpheyle bakın derim. 

Tavırlar ve Göstergeleri

Kadınların geçmiş ilişkilerinden ötürü maskülenleştiğini önceden anlatmıştık. Bunun göstergeleri başta tavırlardır. Küfürlü konuşan, delikanlı modeli takılan rahat kadınların çoğunluğu tehlikelidir ama tabii güzel arkadaş olurlar fakat sevgili olmaya, uzun süreli takılmaya filan çalışmak ölümcül hatadır. Örneğin erojen bölgeleye yakın yerlerde veya büyük kas gruplarında(bacak veya sırt gibi) büyük, tehlikeli dövmeleri olan kadınlar tehlikelidir. Burada yapılan araştırmalara göre bu durum çeşitli sorunların dışa vurumu, hatta zihinsel bozuklukların göstergesi olarak değerlendirilebilir. Dövmenin maskülen bir gösterge olduğunu ve aşırı dövme sahibi kadınların “ben istediğimi yaparım” gibi düşünen feminenlikten uzak kişiler olduğunu unutmayın.

İlgili yazının podcastini dinlemek için tıklayın.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

SiyaH Hap Savını Destekleyen Psikolog/Sosyolog Var Mıdır?

Siyah Hap Savını Destekleyen Psikolog/Sosyolog Var Mıdır?

Geçenlerde bir inselle görüşme yazım içinde siyah hap savını destekleyen psikolog/sosyolog yok demiştim ve şaşırmadığım gibi alttakine benzer alaycı safsata içeren bir mesaj aldım. 

Hahaha, sen ciddi misin ya? Bu konuyu savunan ünlü bir yazar psikolog sosyolog yok diyor, şaka gibi. Birincisi, bir hakikatin hakikat oldugu gerçeğini onu savunanların sayısı degiştrimez. İkincisi sayacagım kişiler senden katbekat daha bilgili, ünlü ve şu anki blackpill ile tamamen örtüşen yaşam tarzı ve zihniyete sahip kişilerdir; Cioran, Schopenhauer, Caraco, Pavese, sadık hidayet, p.m., m.h., daha çok fazla sayarım ama bazı ulvi şahsiyetleri de saymak istemiyorum.

Benzer iddiaları farklı mecralarda da savunma olarak ortaya atan inseller olabiliyor. Çünkü bunları wiki.insel denen bir sitede okumuşlar. Bu isimler sosyolog/psikolog değil, çünkü bu dönemde psikoloji bile yoktu. Verdikleri bilimsel makalelerde “korelasyon”, “p value”, “t testi”  vs gibi kavramların ne olduğu pek bilinmediği için genetiği iyi bireyin daha fazla seçilimini “genetik her şey gördün mü?” gibi algılıyorlar (İlgili makaleden siyah hap yazımda bahsettim). Oysaki makalelerde psiko-sosyal etkileşim ihmal edilmesine rağmen 1’lik korelasyon yok. Çünkü olamaz. Aslında insellerin psikolojideki “idealleştirme” savunma mekanizmasını sıklıkla kullandığını görüyoruz. Yani bir şey onlara göre ya vardır ya yoktur.

Bazı Düşünürler Üstüne Notlar

Sitede Michel Houellebecq gibi şair (Lovecraft’dan etkilenmiştir) veya Beate Küpper gibi psikologların kitapları örnek gösterilmiş fakat bu kitaplarda da biyolojik determinizm savunulmuyor. Neo-liberal hamleler yüzünden ortaya çıkan aşırı bireyci özgür kadın seçimlerinden bahsediliyor, yani devamlı üstünde durduğum psiko-sosyal etkiler ve feminizm eleştirilmiş ve ilk defa “insel” tanımı yapılmış. Benzer kaynaklardan kırmızı hap da yararlanır.   

Siyah hap sadece bu nihilist düşünce şeklinden etkilenmiştir. Altta da göreceğiniz gibi alakalı alakasız birçok isim siyah-hap destekçisi olarak “protocel veya “protochad” diye anılmış. Bunların içinde Tesla, Einstein, Van Gogh, Newton hatta Jordan Peterson gibi alakasız isimler var. Bu isimlerden bazılarında şizofreni, paranoidlik, ağır nkb mevcut. Bazıları da ruh eşi saplantısına veya dönemi yüzünden beta öder’den çekmiş ve eleştirmiş isimler. Daha önemlisi hiçbir insel değildi veya biyolojik determinizmi savunmuyorlardı. KH tepki gösterdiği bazı konularda hassasiyetleri vardı ve çoğunlukla “sağlayıclık” konusunu eleştirdiler.

Tarihsel sürece geçmeden önce genel bir çarpıtma görüyoruz ve savunulduğu gibi “kadınlar tipten başka hiçbir şeye bakmaz” savunan tek bir kaynakla hala karşılaşamadık.

Feminizme kadar süren tarihsel süreç

Kırmızı hap, siyah hap, doom hap, beyaz hap vs. temel nedeni feminizmdir ve eğer tarihsel süreçte bulunan neden-sonuç ilişkisini bilmezseniz, dönemi kendi sosyal olgularıyla kavrayamazsanız yanlış çıktılar alırsınız. Şimdinin yapılanmasıyla geçmişi yorumlamak yanlıştır.

Tarih, felsefe veya sosyoloji okuyanlar bilir, bir olgunun gerçekleşmesi öncekiyle mümkündür. Örneğin Fransız devrimi öncesinde Aydınlanma Çağı gerçekleşmiştir. Katolik mezhebine karşı Protestanlık yükseldikten sonra bireycilik ön plana çıkmış, Tanrı’nın emri olan “üretin, çalışın, iyi bir birey olun” mottosuyla üretim artmış ve bu da Weber’e göre kapitalizme ve liberalizme neden olmuştur. Muhafazakar bir dini düşüncenin şu an özgürlüğün beşiği olan liberalizme sebep olması da ilginç sosyolojik bir olaydır bu arada.

Üretimin sanayi devrimiyle mutluluk getirmemesi ve aşırı tüketim ve sözde azalması beklenen aristokrat kesimin bu sefer zenginlikle yükselmesi sonucu Karl Marx da materyalizmle özgürlükten çok eşitliği ön plana çıkmıştır. Platon’un öne attığı idealizmde esas olan “her maddenin esası ruhtur” düşüncesi, “her ruhun esası maddedir” olarak diyaletik değişime uğramıştır. Yani her şeye sebep olan insan emeğidir, maddedir. Çünkü Marx’a göre topluma yön veren şey sanayi devrimiyle birlikte üretimi yapan kişilerdir. Üretim olmazsa altyapı ve üst yapı olarak adlandırdığı entelektüel süreçler gerçekleşmez.

Ne alakası var? şimdi diye düşünebilirsiniz ama…

Erkek-kadın ilişkileri de toplumsal olgulara bağlıdır ve 1900’lere kadar toplumları veya insanları inceleyen psikoloji /sosyoloji alanları yoktu. Olamazdı çünkü özgürlük kısıtlıydı, insanları incelemek de zordu. Marx sonrası feminist akımlarla özgürlüğe rağmen cinslerin eşitliği düşüncesi yükseldi. Cinsiyetçilik kavramları ortaya çıktı. (Daha fazlası için: Feminizm) Feminizm, sosyalist düşüncelerden etkilense de liberal düşünceleri de merkezine aldı. Bir andan eşitlik savunurken, bir andan kendi “bireyciliği” için en iyi olanı yapmaya yani hipergamik davranmaya çalıştı. Bence siyah ve kırmızı hapın tek ortak noktası da feminizmin toksik bir yükseliş olduğudur.

Sosyolojinin bile çıkış noktası buhranlardır. Özellikle Fransız Devrimi sonrası ortaya çıkan karmaşa daha iyi yönetim şekilleri için sosyolojinin doğmasına neden olmuştur. Üstte alıntılanan hiçbir isim psikolog/sosyolog olmadığı gibi bu alanda istatistiksel çalışma yapan kişiler de değillerdir.

Feminizm bile yoktu!

Bu dönemde yaşayan düşünürler biyolojik determinizmi ya da kadınların en iyi genetikli Chad’i seçtiğini savunmaz. Çünkü genetik emekliyordu. Evrimsel psikolojinin bile olmadığı, Freud’un daha psikanalitik teorileri, Skinner’in davranışçı-psikoloji çalışmalarını yapmadığı bir yüzyılda bu kişiler nasıl hipergamiyi, seçilimi, kadınların psikolojisini bilebilir? Sadece Darwin’in ortaya attığı İnsanların Türeyişi eseri mevcuttu. Ortada tek bir yayın yoktu. Onu bırakın Feminizm bile yoktu.

Felsefe bilmeyenler için filozof olmanın dokunulmaz olmadığını ve bu görüşlerin devamlı değiştiğini de belirtmeliyim. Örneğin Descartes hayvanların ruhu yoktur, makinedir derken, Locke insan dünyaya boş bir levha olarak gelir diyordu. Şu an hepsinin yanlış olduğunu biliyoruz. Ne Schopenhauer ne de Nietzsche kutsal değildi. Kutsallık felsefeye aykırıdır. Kırmızı hapın farkın burada ortaya çıkar, çünkü bir ideoloji değil, prakseolojidir. Nedensellik ilkesiyle düşünür, her doğrunun değişebileceğinin farkındadır.

Bu düşünürler alfa dölleri değil, beta öderi eleştirdi!

O dönemde kişisel özgürlükler yoktur. Aristokrasi dediğimiz üst kesimin egemenliği mevcuttu. Para gerçekten çok önemliydi. Bütün değişimler 20 YY’da başladı ve 100 sene içinde gerçekleşti ve bu esnada kadınlar etkinlik kazanmaya başladı. Örneğin Schopenhauer, 1800lerde yaşamıştır. O dönemde kadın öylece bir erkekle flört bile edemezdi. Birçoğunun düşüncesinde araştırma yoktur, kişisel notlar gibidir. 

Siyah hap kavramı genetikçi yaklaşır, kadınların sadece fiziksel özelliklerle ilgilendiğini belirtir. Hipergami gerçeğine göre de kadınlar ya alfa döller tarafında genetik materyal toplamak için kısa süreli ilişkiyi tercih eder ya da uzun süreli ilişkide beta öderle sağlayıcılık tarafını tercih eder. Her kadın ideal olarak ortada noktayı bulmaya çalışır fakat zorlanır. İşte bu düşünürlerin bazıları tam olarak “beta öder” tarafını, parayla kadınların elde edilmesini eleştiriyordu. O dönemde kadınlar için fiziksel özellikler 2. Plandaydı. Yani kadınların sadece sağlayıcı erkek seçmelerini eleştirmişlerdir. [Daha fazlası: Kadınlar ve para]

Örneğin şöyle saçma bir yorum almıştım:

Maalesef çok yanlış bir bilgi. Pavese’i filozof zannetmekten tut, bu kişinin kadınların parayı seçmesini kadar hiçbir şeyi anlamamış. Bence bu kişilerdeki en büyük sıkıntı tarihsel döngüyü bilmemek. Schopenhauer’un veya Pavese’nin kadınları eleştirme nedeni de dönemiyle ilgilidir.  Hatta 1. Feminist dalga sonrası Psik. Esther Vilar ‘ın hala kadınların “zengin erkek” seçimlerini eleştirdiğini görüyoruz. (Daha fazlası için: 1950lerde yaşamak). Çünkü insan davranışlarındaki değişimler hemen gerçekleşmez.

Siyah Hap, Kırmızı Haptan Devşirmedir

Bu gerçeği göremiyor olmalarının sebebi de tarihsel döngüyü bilmemeleriyle aynı sebebe dayanır. 1995’de 3. Feminist dalga sonrasında, özellikle sosyal medya ve globalleşme ile kadınların hipergamisi iyice “alfa döller”, ben istediğimle sevişirim tarafına döndü ve kırmızı hap düşünceleri de 2000lerin başında ortaya çıktı. Başta Reddit-4chan, Sosuave forumları Tomassi, Roosh, Roissy, Pook pua üstüne deneyimlerini konuşurken kırmızı hap yükselmeye başladı, ortada siyah hap denen kavram yoktu. Ardından da siyah hap pua’a tepki olarak “alfa döller” tarafını alarak “biyolojik determinizm her şeydir, kadınlar başka bir şeyden etkilenmezler” gibi düşüncelerle ortaya çıktı ama hiçbir zaman düzgün bilimsel bir destekçisi de olmadı, bütün düşünceleri de kırmızı haptan çarpıtarak aldı.

Temel Argüman Hataları

Temel argüman hataları “kısa süreli(alfa döller)” ilişki paterni harici hiçbir ilişki tipini kabul etmedikleri ve statü, para gibi konuları negatif-beta özellikleri gibi görmeleridir. Daha felaketi kırmızı hapın sadece “statü veya para” ile kendini geliştirmeniz gerektiğini anlattığını sanmalıdır. Diğeri oyunu Pua kültüründeki gibi sanmalarıdır. Bunlar tam anlamıyla zırvadır. KH göre ki Rollo’nun tam tersine devamlı üstünde durduğu konu kadında arzu oluşturan ilk parametrenin “fiziksel özellikler” olduğu “beta öder” tarafta olmamak gerektiğidir ama bunun için Chad olmak gerekmez. Kişinin fiziksel görüntüsünü düzeltmesi ilk yapılması gerekendir.

Kadınlara mavi haplı “beta düşüncesiyle sağlayıcı yaklaşarak, onlara hediye ve yatırımla elde etmeye çalışmak başka şeydir, beta özelliklerini simgeleyen sağlayıcılık nitelikleri başka şeydir. İlki sizi beta-chump yaparken, elinizdeki statüyü ulaşılmaz biri gibi kullanmanız kadınlarda evrimsel “güçlü-erkek” şemasını uyarır ve arzu duymalarına neden olur. Aynı fiziksel özelliklerin “koruyucu” şeması gibi statü de benzer hisleri uyandırır. Oysaki korucuyuculuk “beta özelliktir”. 

İlginçtir ama bu düşünceler erkekleri kadınlardan uzak tutmak harici pek bir işe yaramaz, radikal-feminizme daha çok hizmet eder. Evrimsel olarak biliyoruz ki cinsel olarak seçici olmadığını düşünen kişiler hayatın hiçbir alanında motive olamazlar. Kadınların tip, para, oyun, statü gibi durumlardan girift olarak etkilendiğini, güce arzu duyduklarını, sadece görselden etkilenmenin basit yaşam formlarına özgü bir özellik olduğunu önceden açıklamıştık

Kadınların Özgürlükleri Kısıtlıydı

1900lerin ortasına kadınlar özgürce seçim yapamadıkları için hayatlarının devamında çıkarcı yaklaşıp, kendi seviyeleri üstünde zengin erkekleri tercih ediyorlardı. Öyleki hamile kalmak bile bir kadının toplumdan dışlanması için yeterliydi. Şu anda algıların çok değiştiğini Avrupa’da %43 gibi bir oranla evlilik dışı çocuk doğumu olduğunu ve desteklendiğini biliyoruz. 

Özetle bu isimlerin siyah hap destekçisi olması için tamamen genetikçi yaklaşması lazım fakat olmadığını görüyoruz.  Schopenhauer “Aşkın Metafiziği” metini dönemine göre kabul edilebilirdi. Çünkü kadınlar tamamen kendini kurtarmaya çalışan kişilerdi. Özgür olmadıkları için ve biriyle monogamik evlilik yapma hakları olduğu için acımasız davranayabiliyordı. Schopenhauer biraz fiziksel özelliklere de girer ve kadınların zekanın önemsiz olduğunu, kadınların aptal olduğu için kaba-saba erkekleri daha çekici bulduğunu söyler. Yapılan 90 sonrası çalışmalarda kadınların evrim boyunca özellikle zeki erkekleri seçtiğini net olarak biliyoruz.

Cioran ismi anılmış. Maalesef tam bir saçmalık. Öncelikle kendisi Simone Boué ile birlikteydi, insel değildi, en iyi ihtimal ruh eşi saplantısı mevcuttu. Cioran bu isimler içinde 2. Feminist dalgayı gören tek yazardır. Öfkeli ve karamsar olduğu doğrudur, nihilisttir fakat bunun siyah hap görüşleriyle uzaktan yakından pek alakası yoktur. Caraco yine 1900lerdeki buhranda dönemi eleştirmiştir. O dönemdeki çoğu düşünürün en büyük derdi değişen yüzyıldı. 1900ler, özellikle ortasından sonra gerçekten büyük bir karmaşayla geçti. Psikolojik akımlar gelişti, sosyoloji daha iyi bir toplum için gelişmek zorunda kaldı. Feminizm, eşitlik, sosyalist düşnceler ortaya çıktı. Tabiiki ABD liberal akımlar Vietnam savaşı vs. ortaya çıktı. Benzer durum Nietzsche için de geçerlidir, bazen refere edenleri görüyorum. Adam hayatı boyunca hiçlikte savaştı fakat nihilizm yaftası yapıştırıldı.

Yine bu sitede çirkin ve kısa boylu olduğu için Beethoven’ın da insel olduğu savunulmuş. Yine safsata. Beethoven’ın oldukça narsist, kendini beğenmiş bir müzisyen olduğunu biliyoruz. İlginçtir mgtow kaynaklarında da güçlü bir erkek olarak bahsedilir. Oysaki kendisi bir kadına aşık, ruh saplantısı olan bi erkektir. Hatta aşık olduğu kadın için bu motivasyonla ve yaratıcılıkla birçok eser üretmiştir. Benzeri Van Gogh için de geçerli. Kendisinin şizofren olduğu biliniyor. Birçok yaratıcı edimde norm dışı sapmalar görülür. Gerçekten kadınlardan nefret eden kişiler de olsalar düşüncelerinin bu konuda felsefi açıdan temellendirildiğini göstermez. Bu confirmation bias yanılgısına çanak tutmak olur.

Özetle

Sonuçta dönemleri kendi olgularıyla bilmezseniz, daha önemlisi sosyolojiyi bilmezseniz söylenen her şeye “nihilizm” diye inanırsınız. Unutmayın kişisel davranışlar kitlesel hareketlerden etkilenir. Eğer Fransız devrimi olmasaydı, ne materyalizm ne de feminizm ortaya çıkacaktı, ne kırmızı hap ne de siyah hap düşünceleri olacaktı.

Bu isimler kadınlardan çok hayat ve dönemle ilgili görüşler ortaya atmıştır. Çoğu da nihilist olmasına rağmen evliydi. Kadınlar konusunda ise üstte anlattığım gibi siyah hapın tersine “beta öder” fazını eleştirmişlerdir. Çünkü o dönemde kadınlar özgürce cinselliklerini yaşayamıyor, kendilerince beğendikleri “en Chad” ile yatamıyordu.

Not: altta insellerden gelecek olan “%100 biyolojik determinizmi gösteren” bir kaynak/makale olmadığı sürece, yani bir anti-tez ortaya atılmadığı sürece yorumları yayına alınmayacaktır. Çünkü yazıyı bile okumadan nasıl hakaret içeren gereksiz yorumlar geleceğini deneyimlerimden biliyorum.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin. Siteye üye olmayı unutmayın.)

 

Onurlu Davranıyorum Derken Duyugsal Yatırım Yapmak

Onurlu Davranıyorum Derken Duyugsal Yatırım Yapmak

Maalesef çoğu erkek hangi kadına nasıl davranacağını bilmiyor, duygusal yatırım yapmıyorum derken, elindeki şansları kaçırıyor. Geçen gün podcastlerin birinde şöyle bir mesaj aldım:

  • Bir kızla çok hızlı bir şekilde samimiyet kurmuştum. O zamanlar hayatımın baya meşgul bir döneminde olduğum için ilk adımdır, sohbetdir hep o yapıyordu. Dürüst olayım başta kızla birlikte olmak istemiyordum. Sonra ben bu kızdan daha derin hoşlanmaya başladım ve onunla bu konuları konuştum. İlişki istemediğimden bahsettim.

Kız direk olarak ya sen beni yanlış anlamışsın, ben düşünmeden hareket ediyordum senle öylesine tanıştım. Zaten benim 10 aylık bir ilişkim vardı. Mustafayla sen birbirinize çok benziyorsunuz hatta ikiz gibisiniz dedi ve üste çıktı.(burda Mustafanin onun eski sevgilisi olduğunu öğrendim ve aynı zamanda sonradan tasadufen ortak arkadaşlardan ogrendigim kadarıyla kız Mustafayla derin bir ilişki yaşamış.

Tipik bir ne istediğini bilmeyen kadın modeli görüyoruz. 10 aylık ilişkisi belki yeni bitmişken hemen başka bir erkeğe saldırıyor.

Görüldüğü gibi erkek açısından hatalar daha burada başlıyor. Kadın karşı tarafı yara bandı gibi kullanmak istemiş ama adam onurluymuş gibi davranınca “öylesine tanıştım” demiş?! Adam da “sağol ilişki düşünmüyorum” diyerek alınganlık göstermiş.

Soru şu: Kadına neden ilişki istemediğini belirtiyorsun?

Kadın cinselliği sunar, ardından sen ilişki olup olmayacağına karar verirsin. Ortada hiçbir şey yokken gereksiz bir pazarlık yapılmış. Kadının istediği şey en baştan bahane gibi sunulmuş. 

Baştan set çekmek, aslında o kadına yatırım yaptığını gösterir. Yani “ben sadece sevgilimle cinsellik yaşarım.” düşüncesi feminen bir tavırdır. 

Bunu bazen bakire sevgilisi olan erkeklerde de görüyorum. Kadın her şeye hazır, adam hayır diyor ama belki sizden önce her türlü yolla başka bir erkeklerle sevişti. Maalesef kadınlara melek ünvanı yükleme gibi bir alışkanlık var Türkiye’de. (Daha Fazlası için: Bakirelik önemli mi?)

Bir erkeğin temel amacı ilişki yaşamak olmamalıdır. Okuyanlara “ne var abi, adam onurlu davranmış, reddetmiş, birilerinin yerini doldurmak istememiş” diye düşünebilir. Gerçekten öyle mi? Şimdi devamını okuyalım:

  • Aradan 1 yıldan daha fazla zaman geçti. İnstagram üzerinden tekrar takip isteği atti. Tekrardan takiplestikten aylar sonra ortak bir müzik sayfasında hep aynı gönderileri beğenerek tekrar başladık diyaloga. Hayatimin yoğun dönemi ve pandemi derken sosyal hayatımın minimum boyuta inmesinden ötürü pek kimseyle tanışmadım şu aralar ve uzun bir zaman boyunca beni en çok heyecanlandıran kişi bu kız oldu. Şuan kızla her şey mükemmel gidiyor. Böyle bir ilişkide sonu bataklığa çıkacaksa acilen yolumu değiştirmek istiyorum. Çünkü kıza karşı boş değilim. Sizce böyle bir kızın gözünde ne durumdayimdir ?

Zamanında biri yerine koyulmak istemeyen kişi, o an alınganlık gösterek aslında duygusal yatırım yapmış. Şimdi soruyorum, baştaki onurlu tavıra ne oldu? 50 tane Mustafa ile birlikte olduktan sonra ilişki yaşamak daha mı güzel? Koşullar değişti mi? O kadın için sen hala Mustafa’sın.

Her zaman az ilişki yaşamış, kendi değerini koruyan kadın daha değerlidir. Bir erkeğin temel biyolojik misyonu ise olabildiği kadar kadınla birlikte olmaktır. Kadının ilişki beklentisi yok fakat siz ilişki olmadan sevişemem diyorsunuz. Tek gecelik ilişki isteyen kadına “olmaz” demek gibi bir şey bu. 

Duygusal yatırım durumunuz da bu esnada ortaya çıkıyor, hiçbir yatırım yapmadığınız kadınla rahatça sevişebilirsiniz, doğru mudur? Varsayalım parayla bu işi yapıyorsunuz, sizden önce o kadının size benzeyen biriyle yatmasını önemser miydiniz? Yoksa zevk almaya mı bakardınız? Böyle durumlarda aynı zihin yapısına sahip olmanız gerekir. Önce ilişkiyi ön plana sürüyorsanız bu durumda feminenleşen düzene ayak uydurmuşsunuz demektir. Çünkü kadının ilişkiyi talep etmesi gerekir. Bizim için cinsellik, kadın için ilişki ön planda.

Bunu birçok erkek yapıyor, onurlu davranmak derken, zamanında doğru hamleyi yapamadığı için yanlış kadına yatırım yapıyor. Zeigarnik etkisiyle yarım kalmış işini tamamlamak için olay mahaline geri dönüyor. Oysaki bu kadına yapması gereken “bana Mustafa diyebilirsin, hatta baba bile diyebilirsin” diyerek sert cinsellik yaşamak, sonra da hadi hayatında başarılar diyerek yollamaktı. Sonuçta böyle bir trajedi yaşanmayacaktı. 

Etik değerleri yok sayın demiyorum.

Eğer bu kadınla yakınlaştıktan sonra şöyle deseydi: “Ya ben Mustafa’ı unutamamışım, özür dilerim, yapamam” o zaman doğru olan hamle geri çekilmek olurdu. Çünkü fazlası duygusal istismara girer fakat ortada bir kadın var sizinle “ilişki düşünmüyor” ve sevişmek istiyor. Siz de olmaz “sevmeden asla…” romantizmine giriyorsunuz, 1 sene sonradan her şeyi unutup, 50 tane Mustafayla yatan kadınla uzun süreli ilişki yaşamaya kalkıyorsunuz.

Bu kadının yaptığına aslında psikanalizde “yer değiştirme” savunması diyoruz. Fetişlerin de temel sebebidir. Bir hissinizi rahatlamak ve tatmin sağlamak için bir başka nesneye yöneltirsiniz, bu bilinçli ya da bilinçsiz olabilir. Eğer sözde çok sevdiğiniz, üstte bahsedildiği gibi “derin hissettiğiniz” biri için yapabiliyorsanız ciddi sorunların sebebidir ve gelecekte de size yaşatması muhtemeldir. Bu tip kişiler “yer değiştirme” savunmasını içselleştirdikleri için çok kolay eş değiştirir ve bağlanmazlar. Yani kötü sevgili ve tabii ki kötü anne adaylarıdır ama bu kısa süreli ilişkide keyfinize bakmayacağınız anlamına gelmez.

Tabii ki böyle bir kadına çekim duyuyorsanız ve size beladan fazlasını getirmeyeceğini düşünüyorsanız reddetmeniz olumludur fakat bu kararın arkasında durmanız gerekir. Duygusal yatırım yapan insanlar dengesiz kararlar alarak bu hislerinin “biri” yüzünden olduğunu (burada Mustafa), bu sebebin ortadan kalkmasıyla ilişkinin mükemmel işleyeceğine inanır, kadının kendisinin sorun olduğunu kabul etmek istemez. Çünkü ilişkiden alacağı dürtüsel tatmin daha yüksektir tek sorun freni olmayan bir arabada duvara karşı 200 km/sa hızla gitmek gibi olmasıdır.

Özetle

Kahramanımız da duygusal yatırım yapmıyorum derken 1 sene önce trip atıp, ben esas adam olacağım moduna girmiş, 1 sene sonra da vazgeçip, sadece cinsellik yaşaması gereken kadınla bastırdığı duygularını açığa çıkartıp ilişki yaşamaya başlamış ve bağlanmış. Şu an kendini esas adam sanıyor. Muhtemelen yiyeceği kazığın farkında değil.

Fon: Bruce Dickinson – Man of Sorrows

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Zihinsel Dokunulmazlık, Liderlik ve Disiplin Üstüne Notlar

Zihinsel Dokunulmazlık, Liderlik ve Disiplin Üstüne Notlar

Alttaki yazı 06.01.2021 erkekadam sitesi discord grubu ve @mahmutabi ile ortak yapılan podcast yayınından yararlanılarak sentezlenmiştir. İsteyenler podcaste buradan ulaşabilir. Yazı içinde çeşitli yönlendirmelerle de konuyu toplarmaya çalıştım.

 

Duygusal Güç Nasıl Kazanılır?

Duygusal güç kişinin kendisine bağlıdır, kimse size zorla bir şeyi yaptıramaz ya da kötü hissettiremez fakat duygusal güç kontrolümüzü gönüllü olarak başkalarının eline teslim ederiz. Bu kişi ya hoşlandığımız biri ya da yöneticimiz olur.

Ayrılık veya aşk acısı çektiğimiz varsayalım. Bu durumda duygularımızı ve dürtülerimiz; hayvani beyin olan limbik sistem tarafından bize dikte edilir, sadece tatmin olmak ister. İnsan olduğumuz için bunu frontal lobumuzun süzgecinden geçiririz. Yani mantıklı düşünürüz. Bu aşamada dürtülerimize yenilirseniz zihinsel dokunulmazlığınız yıkılarak uçlara savrulur. Siz duygularınızı değil, duygularınız sizi kontrol eder, esir olursunuz. O insan sizi esir edemez, siz dürtüleriniz yüzünden kendinizi esir durumuna düşürürsünüz, ruh eşi saplantısına, okb’e sahip olursunuz. (Daha fazlası için: Ayrılık Acısı)

Tabiiki mantıklı düşünüyor olmamız limbik sistemimize yenilmeyeceğimiz anlamına gelmez. 2 senaryo oluşur:

  1. Limbik sisteminimz: “Git ona ulaş, elde etmek için her şeyi yap” der. Bunu der çünkü dopamin salgılamayı ve yoksunluktan kurtulmayı ister. Sizin nasıl yapacağınızla veya karşı tarafın duygularıyla ilgilenmez. Frontal lob ise durumu süzgeçten geçirip, onunla konuşmayı, hatta kazanmak için yalvarmayı tercih edebilir. Sonuçta “hipergami” gerçeğine çarparız. Çünkü kadın kendinden üst seviye erkeklere arzu duyar ve arzuyla pazarlık yapamazsınız. Bunu masaya koyduğunuz anda kadın sizden soğuyacaktır, biten bir ilişkide kadına yalvararak, özür dileyerek tekrardan başlatamazsınız  ve limbik sisteminize daha büyük bir darbe gerçekleşir, yoksunluk oluşur. Bunu kabullenemezseniz yüksek oranda kaygı oluşturur ve çıkmaza girersiniz.
  2. Diğer durumda ise dürtülerinizi dinlemez, onunla etkileşime geçmezsiniz, tabiiki benzer şekilde acı çekiyor olursunuz fakat limbik sistemin dayattıklarını kabul etmemeniz aşamalı olarak duygularınızı kontrol etmenizi sağlar. Başta büyük bir acı çekebilirsiniz fakat inatlaşmanız, mantığınız söylediğini yapmanız, örneğin hipergami denklemini hatırlamanız bu dürtüleri zayıflatacaktır.

Tabiiki hemen buna uyum sağlayamayacaksınız, alışkanlıklar 1 günde değişmez, aylarca süren ilişkiden 1 günde mantıklı düşündüm diyerek çıkamazsınız fakat kendinizi kademeli olarak bu sürece maruz bırakırsanız kontrol edebilirsiniz. Zamanla zayıflayacaktır. Bilişsel terapilerde uyaranın sizde yarattığı tepkilerin her depreştiğinde siz mücadele ettikçe yavaş yavaş azaldığı bilinmektedir. Benzer durum iş hayatı veya sosyal anksiyeteler içinde geçerlidir.

Özetle her panik anında, bu duyguyla inatla savaşırsanız limbik sistemin oluşturduğu maksimum pik noktaları her seferinde daha da azalır ve lineerleşir. Alttaki grafikte bunun bir örneğini görebilirsiniz. Bir metod da bilinçli olarak sizi rahatsız eden soruna maruz kalmaktır. Her seferinde stres seviyeniz azalır

Süreç sonunda limbik sisteminize iyi hissedeceği küçük küçük başka başarılar verirseniz, süreci tamamen atlatırsınız. Karen Horney’in ortaya attığı “rahim kıskançlığı” denen bir kavram mevcuttur. Erkekler kadın gibi doğum yapamadığı için yaratmak zorundadır. Yani sizi doygunluşa ulaştıracak tek bir şey vardır, o da “üretmek.” [Daha fazlası için: Her şey bitti derken gelen insan]

“Unutmayın gerçek erkekler, kendi hayallerini gerçekleştirerek maskülen olurken mavi haplı alfa erkekler veya betalar kadınların hayalini gerçekleştirmek için var olur ama kadınlar, kendilerini gerçekleştiren başarılı %20lik kesimle birlikte olmayı arzular. Her şeyden önemlisi kırmızı hapı öğrenmiş erkek hayata adapte olurken, mavi haplı erkekler kadınlara adapte olur ve bu bazen zihinsel dokunulmazlığı kaybetmeleriyle ölmelerine bile sebep olabilir.”

 

Duygu Yöntemi ve Kaygı

Duygu yönetiminde önemli bir konu genetiktir ve %45 düzeyinde etkin olduğunu, geri kalanın da sosyal çevre tarafından belirlendiğini biliyoruz. Yani bazı bireyler doğuştan daha umursamaz veya depresif olabilir. Eğer doğuştan getirdiğiniz güçlü psikotik bir süreciniz yoksa özelliklerinizi değiştirmek ve kontrol etmek sizin elinizde. Yapılan istatistiksel çalışmalarla elde edilmiş 5 Faktör kişilik kuramına göre insanlarda belli oranda açıklık, sorumluluk, dışa dönüklük, uyumluluk ve nörotizme yatkınlık oluyor. Hatta bir ara online testleri mevcuttu, kişiler bunu doldurarak, belirlenen ana karakterlerden birine giriyorlardı. (INFJ vs gibi.)

Bazı olayları kontrol edebilir, bazılarını edemezsiniz. Bu sosyal yaşımınızda, iş hayatınızda da geçerlidir. Örneğin anlaşamadığınız biri varsa ya onunla uzlaşmayı denemeli ya da olabildiği kadar kar-zarar ilişkisiyle durumu değerlendirmelisiniz.  İnatlaşmak veya uyumsuzluk sizi kötü hissettirecektir. Bir tartışma çıktığında veya bir şeye ihtiyacınız olduğunda “zaten sen hep böyle yapıyorsun” gibi bir cümledense “biliyorum senin de acelen var ama işim çok kısa sürecek” gibi bir giriş yapabilirsiniz. Kim olursa olsun karşı tarafın kişiliğine saldırmağınız zaman herşeyin çözüldüğünü göreceksiniz. Hem olaylar büyümeyecek hem de siz iyi hissedeceksiniz. Değiştiremdiğiniz fiziksel özellikleriniz de olabilir, bunlar yerine değiştirebildiklerinize yönelmelisiniz, aksi halde devamlı kortizol salgılayarak negatif düşüncelerinizi kanıksarsınız. Artan düşünceler sentezlenen proteinlerle düşünce yerleşir. Yapılan bilimsel çalışmalara göre aşırı kaygının nöron ağlarını budadığı ve iq’u düşürdüğü biliniyor.

 

Kavgadan Kaçmak Erkeklik Midir?

Dövüş sanatlarında iyi olsanız bile ilk amacınız “eğer hayati bir durum yoksa” kaçmak olmalıdır. İnsan hayatı pahalı fakat ölmek ya da yaralanmak ucuzdır. Kung Fu ustası Ip Man bile “onlarca kişi size saldırsaydı ne yapardınız” sorusuna “kaçardım” diye cevap vermiştir. Onun yetiştirdiği öğrencisine, “kız arkadaşınız yanınızdayken size sataştılar ne yapardınız?” sorusuna: “Kız arkadaşımı da alıp kaçardım” diye cevap vermiştir. Kavgaya yatkın insan hep limbik sistemiyle düşünen, dürtüsel kişilerdir. Örneğin ergenleri düşünün, daha çok kavga ederler. Entelektüel bireylerse frontal loblarıyla düşündükleri için kavgadan kaçınmaya çalışırlar. 

Başıma da geldi, eskiden çok fevriydim, gerçekten masa şişe havada uçurabilecek potansiyelde olmama rağmen bunu aştım. Bir gece 3’de barda eski kız arkadaşımın saldığı 2 kişiyle neredeyse kavga ediyordum, etseydim de hiç yerine edecektim, yensem de yenilsem de sonu karakolda bitecekti ve bu işten karlı çıkan kişi eski kız ark. müsveddesi olacaktı. Benimle kavga etmek isteyen tarafa hak vermesem de arada olumlayarak kavgasız atlattım ve o kişiler de “biz yanlış anlamışız kusura bakma” diyerek elimi sıktılar. Karşı tarafı dinleyerek ve haksız olmadıklarını belirterek, düşüncelerinizi aktardığınızda onların da sizi dinlediğini göreceksiniz.

Bu aslında bir yerde hataydı da. Siz, siz olun gaza gelip sizi dışarıya çağıran kimseyle konşmaya çalışmayın. Alkol etkisiyle işler ters gidebilir ki bunu da yaşadım, masalar havada uçuştu, bodyguardlar girdi filan. Birileri sizi dışarı davet ettiğinde adil olmayacağını hatırlayın ve hemen telefonunuzu elinize alın, avukatınız varmış gibi bir arkadaşınızı arayarak, “benim sizinle konuşacak bir şeyim yok, eğer bu ısrarınız sürerse avukatım polislerle buraya gelecek diyin, telefonu da o kişiye uzatın. Muhtemelen vazgeçecektir.

 

Erkek ve Sinir Kontrolü

Erkek her ne kadar kadına göre daha mantıksal düşünse ve stabil olsa da anlık testosteron artışı sinirli ve uçlarda kararlar almasına neden olabilir ki bu erkeğin hem güçlü olduğu hem de hata yapmaya meyilli olduğu anlardır. Bu yüzden ani kararlar alabilirler.

Geçmişte çocuklarla yapılan çalışmalardan erkeklerin daha uyumsuz ve şiddette meyilli olduklarını biliyoruz, örneğin Bandura’nın yaptığı Bobo Doll deneyinde bir grup erkek ve kız çocuk önünde bir yetişkin oyuncak bebek döver ve ardından çocuklara yasak koyarak bu hareketin yapılmamasını ister, burada erkek çocuklar cezaya rağmen yetişkin gibi oyuncak bebeği döverken, kız çocukların daha çok vazgeçtiğini görürüz. Bu bize net bir şey söyler: Erkekler her ne kadar mantıksal varlıklar olsa da testosteron etkisiyle şiddete daha meyillidir, kontrolden çıkabilir ve uçlarda düşünmeye yatkındır. Kadınlarsa daha uyumludur, olaylara daha çabuk adapte olurlar. Bu pozitif gibi görünebilir fakat yaratıcılığın, büyük eserlerin hep uçlarda düşünen erkekler tarafından çıktığı da unutulmamalıdır.

 

Erkek sinirine yenilmemek için duygusal gücünü şöyle arttırabilir:

  1. Düşündüklerinizi karşı tarafa söylemeden önce 24 sa. bekleyerek cevap vermelisiniz. Bu durumda yatışacağınız için daha mantıklı cümleler kuracağınızı görürsünüz, hatta kızgınlığınız geçeceği için vazgeçebilirsiniz. Bu Alman Ordusunda da uygulanan bir metoddur, bazen iş yerlerinde sinirle istifa etmek isteyen insanlara tekrardan düşünmesi için şans verilebilir [Erkek Adam Sitesi: 24 Sa. Kuralı]. 
  2. Kimsenin size inat olsun diye bir şey yapmadığını fark etmelisiniz. O kişilere 3 şans verebilirsiniz. Çünkü kimse sizi özellikle izlemiyor ya da bu adamı ne yapıp delirtirim demiyor, paranoid-narsist çıkarımlara gerek pek gerek yok. Bu kişi hala aynı hareketleri tekrarlıyorsa o zaman üstte bahsettiğim uzlaşma metodlarını izleyebilirsiniz.
  3. Elalem ne der, duygusal açıdan bizi güçsüzleştiren temel kavramlardandır ama aşırıya da kaçılmamalıdır. İş dünyası için de benzeri geçerlidir. 
  4. Limbik sistemi kontrol etmek için sizi rahatsız eden olaya seviyeli maruz kalmaktır. Bunu da başta açıklamıştık.

Duyguları kontrol ederken duygusuz olmaktan bahsedilmediğinin de hatırlatılması lazım. Herkes acı çeker, mesele bunu kontrol edebilmektir. Ancak psikopatlar acı çekmez. Psk. Dr. Herb Goldberg kitabında aşırı maskülen veya aşırı feminen olmanın zararlarından bahseder. Aşırı maskülenlik içe tamamen kapalı olmayı, saldırganlığı getirir. Kişi iç dünyasıyla mücadele etmez, empati yeteneğini kaybeder, benzer durumda aşırı feminenlikte de görülür. Bu kişiler de empatik olduklarını sanırken kendi iç dünyalarında, melankoliliklerinde boğulurlar, beceriksizleşirler, bağımlı karaktere dönüşürler. Alfred Adler kadınlar için de benzerini savunmuştur ve aşırı feminen kadınların beceriksizliğe yatkın olduğunu, aşırı maskülen kadınlarınsa radikal feminizme yönelebileceği tehlikesinden bahsetmiştir. (Daha fazlası için: Aşırı maskülenlik

 

Erkeklerde Duygusal Aşırılığın Sonuçları

KH bilen her erkek ilişki içinde alfadır esas mesele ilişki sonunda veya acı çekerken alfa olabilmektir. Limbik sistemin ön plana çıkmasının en iyi örneğini her türlü kırmızı hap pratiğini bilmesine rağmen illimitableman de görüyoruz. 2 defa saçmalayarak “o kadının özel olduğu ve diğerlerinden farklı olduğunu” belirten twitler attı ve duruma dürtüsel yaklaştı. Ayrılık acısı yaşamanız bunu reddetmeniz anlamına da gelmez, üzülmediğiniz anlamımna gelmez. Üzülmek insani bir eylemdir. Yapılması gereken  “kendi başınıza” atlatmayı denemek olmalıdır. 

 

Duygu Kontrolünde Savunma Mekanizmaları:

Savunma mekanizmaları psikanalitik teoride aslında bizim sağlıklı olmamızı da sağlayan süreçleri içerir. Bunları ilkel ve olgun olmak üzere 2’e ayırabiliriz. İlkel olanları kontrol etmek zordur, oturmuşlardır, çoğu psikotik veya sınır durumun sebebidirler. Oysaki olgun olanlar bilinç düzeyindedir.

Örneğin bir ayrılık sonunda savunma mekanizmalarını olumlu yönde kullanmamız gerekir. Bu yöntemler kendi içinde ilkelinden olgununa doğru “duyguların yalıtılması”, “düşünselleştirme, “akılcılaştırma” ve “ahlaksallaştırma” olarak sıralabilir. Örneğin “duyguların yalıtılmasında”, olayın içinden duygusal anlam kopartılır, yıllar önce biriyle konuşmuştum ve oğlunun kafasına iett aynası çarparak öldüğünü normal bir olay gibi anlatmıştı. Bu durum “duyguların yalıtılmasına” örnektir. “Düşünselleştirme” de buna benzer. Duygularını, hayata devam edebilme için olayın içinden  çıkartıp atmıştır. Uzun uzun bunları açıklamayacağım fakat yaratıcı ve zeki kişilerin en çok “akılcılaştırma” yöntemini kullandığını biliyoruz.

Akılcılaştırma yöntemi, yaşanan olaya mantıklı bir sebep bulma sürecini içerir. Böylece kişi az kırılmayla olayı kabullenerek iyi hisseder. Evrensel bir akılcılaştırma yöntemine örnek“ olsun yaşadık ama tecrübe kazandık” verilebilir. Spesifik olaraksa yaşadığınız kadının aslında uygun olmayan yönlerini ve ayrılma sebeplerinizi mantıklı şekilde bularak düşünmek gelebilir. Örneğin herkes sıfırlanır, kötü dönemler geçirir. Mesele sıfırlandığınızda bile bunun keyfini çıkartabileceğiniz yönlerini görmektir. Boşanabilir ve karınıza evinizi verdiğinizi varsayalım. Tekrardan özgür olduğunuz, bir evde öğrenci gibi keyif alarak yaşadığınız şeklinde akılcılaştırma yöntemlerini kullanabilirsiniz. (Daha fazlası: Sıfırlanmak) Burada mesele anlamsız sebepler bulmamaktır.

 

Dominantlık ve Liderlik

Liderlerin alfa olduğu; böyle erkeklerin dominant olduğu doğrudur fakat dominantlıkla zorbalık karıştırılmamalıdır.  Kelime anlamı olarak dominantlık egemenlik, liderik demektir [Ref: Erkek Adam Sitesi: “Gücün Doğası” Yazısı]. Erkeğin doğasında şiddet vardır fakat bunu kontrol etmek de yine erkeğin elindedir. 

Tarihten günümüze ulaşan liderlerin hak yemeyen, iyi yöneten, paylaşımcı kişiler olduğunu biliyoruz. Bencilce ve acımasızca yükselen hükümdarlar, her ne kadar belli bir dönem yükselse de halk desteğini alamadığı için yıkılmışlardır.

Örneğin Ibn Haldun devletler için döngüsel bir sistem öngörür. İlk aşamada hükümdarla halk birliktedir, 2. Aşamada rakipler ortadan kaldırılır, 3. Aşama rahatlık çağıdır. 4. Aşamada hükümdar kendisine yakın kişileri korur, halkı umursamaz. 5. Aşamada ise israfla birlikte yıkılma gerçekleşir. Bu aşamalar bir yerde kaçınılmazdır ama geçiktirilebilir. Çünkü Ibn Haldun’a göre her organizma kendi içinde kendine zarar veren mikropları da barındırmaktadır. Yani her zaman içimizdekine karşı mücadele veririz. Her ne kadar iyi bir yönetici olsak da gücün yanılgısıyla halka kötü davranmak ve zorbalık imparatorlukların sonunu getirir.  

Şempanzelerle yapılan çalışmalar da benzerini gösteriyor. En başta grupta diğerlerini örneğin bir gürültü çıkartarak korkutan şempanze kısa süreli zorbalıkla lider olsa da; kötü bir anında diğer şempanzeleri liderlik yeteneğiyle gruplayabilen fiziksel özellikleri nispeten daha kötü bir lider, baştaki zorbayı alt edebiliyor.  

Acımasız bir lider olarak bilinen Hitler bile kararları tek almamıştır. Başarısı; kurduğu ekiple fikir alış verişi ve onları belli konumlara getirerek, adil davranmasıyla gerçekleşmiştir. Yaptıkları tamamen yanlış olsa da yönetimi doğrudur.

İlişkilerde de böyledir. O kadının kendinize ait olduğunu sanmak, düşüncesizce davranmak ilişkinizin sonunu getirecektir. O an bağlı hissetmiyor olsanız da o kişiyi kaybettiğinizde “suçluluk” ile hatalarınızı anlamanız kaçınılmazdır ve bu “aşırı maskülen” sürecin, yani gereğinden fazla dışa dönüklüğün ve empati yoksunluğunun bir sonucudur.

 

Disiplin

Disiplin sağlamanın en kolay yolu motivasyona teslim olmamaktır. Motivasyon başta işinize yarasa da inatla yapmak istediğiniz işi devam ettirmeniz gerekir. Çünkü motivasyon bir süreçte azalacaktır.

Alışkanlıklar aynı duygular gibi bir anda oturmaz, alışkanlıklar hemen değişmez. Burada 21 gün kuralını uygulayabilirsiniz. İnatla süreci devam ettirmeniz alışkanlıkların oturmasını sağlayacaktır. Bir işi yaparken yapmak istediklerinizi sıraya koymanız en doğrusudur. Aksi halde bütün yapacaklarınızı kısa bir sürece sığdırmaya çalışırsanız, kısa sürede demoralize olarak işlerin önem sırasını kaybetmeniz ve vazgeçemiz muhtemeldir.

3 iş kuralını da uygulayabilirsiniz. Her gün belli 3 iş seçip, belli bir saat aralığında bunları yapmaya çalışmanız alışkanlıkların kolay oturmasını sağlayacaktır. Örneğin Cumartesi günü 2-5 arası bisiklete bineceğim, 7-10 arası kitap okuyacağım şeklinde yapabileceğiniz işleri kararlaştırmanız bunları uygulamanızı sağlar. Keskin saat sınırları belirlememek gerekir. Bunun yerine aralık vermeniz uyum sürecinizi kolaylaştıracaktır. 

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Kadınlar Sadece Paraya Mı Bakar?

Kadınlar Sadece Paraya Mı Bakar?

Çevremde de sıklıkla gördüğüm en önemli tartışmalardan biri bu sanırım. Erkekler 3 sınır etrafında toplanıyor: “Para”, “tip”, “statü”. Hepsi önemlidir ama işlevleri farklıdır.

Kısa cevap vereyim: Kadınlar siz neden korkarsanız ona bakar çünkü çerçevenizi test etmek isterler ama temelde para kendi başına bir kriter değildir. Çoğu kişi arzunun nasıl oluştuğunu pek bilmiyor. Paranın en iyi ihtimalle iyi bir çekicilik çarpanı olduğu söylenebilir. Yani tipiniz fena değilse para sizi daha öne çıkartır ya da golddigger(veya eskort) dediğimiz kadınları etkileyerek, bir süre iyi bir cinsellik alabilirsiniz ama şunu aklınızdan asla çıkartmayın: “Sadece parayla bir kadını etkiliyorsanız, beta öder tarafındasınız demektir.”  Hatta ilk buluşmalarda yemek gibi masraflı olaylara da girmemeniz, mümkünse kahve veya alkollü bir akşamüstü buluşması yaratmanız, her türlü koşulu kontrol etmeniz daha iyidir. Burada mesele kadında gerçek arzuyu açığa çıkartmak olmalı ve kadına hesap ödetmemeniz liderliği de almanızı sağlayacaktır. Eğer işler kötü giderse az harcama yaparak işten sıyrılmış olursunuz. Unutmayın her durumda sorumlu sizsiniz, kadın değil.

 

Bu Görüşler Nereden Çıktı? 

Aslında 1960 feminizm öncesinden kalma bir düşüncedir. O dönemde kadınların kısıtlayan doğum kontrol sorunları mevcuttu ve ahlaki baskı yüzünden rahat cinsellik yaşayamıyorlardı. Arzularını rahatça yaşayamayan kadınlar da buna uyum göstererek en iyi sağlayıcıyı seçmeye odaklandı. Yani kendi seviyelerine göre birlikte olabilecekleri en zengin adamla evlenmeye çalıştılar. Hatta feminizm öncesi Cesare Pavese; feminizm daha yerleşmediği ilk dönemlerinde ise bir psikolog olan Esther Vilar kitaplarında bunu detaylıca eleştirir, hatta biraz da kadın düşmanlığına kaçarlar. Hatta bazı siyah hap savunan inseller o dönemin tarihsel döngüsünü anlamadıkları için devamlı Cesare Pavese’i bilinçsizce örnek gösterirler. Pavese’nin zamanında aşk acısı çektiği ve kadınların arzuları değil de çıkarcılıkla birisini seçmiş olduğunu eleştirmesini anlamazlar. Özetle Pavase “beta öder” tarafını eleştirmekteydi. Esther Vilar da benzer şekilde eleştirir, kadınların erkeklerin güzelliğini(tipini) reddettiğini ve sadece parası için onlarla birlikte olduğunu belirtir ve şöyle der:

“Bunun nedeni de kadının kötü olması veya yanlış bir taktik olduğunu düşünmesi değildir, erkeği bir makine -maddi ihtiyaç için üretim yapan bir makine- olarak görmesidir. Kim makineye güzellik objesi olarak bakar ki?”

Şöyle de devam eder: “Öyleki erkek doğuştan itibaren annesi tarafından yetiştirilmesi sebebiyle kadınlara bağımlı olması öğretilmiş, tek başına var olamayan bir varlığa dönüşür. Büyüdükçe gerilemeye, annesine olan bağını korumaya ihtiyaç duyar ve bir kadın arar. Bunu uygun yetiştirilen kadın da kendini geliştirmeye, örneğin bilimde yükselmeye gerek duymaz, erkeği kullanır, çünkü erkek bağımlıdır. Zaman zaman erkek uyanmasın diye bulaşık-çamaşır gibi basit olayları bahane bile eder, erkeğin kendini üstün etmesi için basit olayı çözemez ve erkeğin çözmesini bekler. Esther Vilar bir kadına bağlanmayan erkeğin daha başarılı olacağını, daha büyük işler yapacağını savunur.

Metinde görüldüğü gibi yine “beta öder” tarafı eleştirilmiştir. Cinsel seçilime göre kadınların kendinden üst seviyede erkeği seçme arzusu olduğunu ve bunun doğada 2 kutuplu olduğunu açıklamıştık. kısa vadede en iyi genetik, uzun vadede sağlayıcılık bekliyorlar. Para, 2. kısıma düşüyor, o dönem kadınlar ilk kısıma ulaşamadıkları için otomatik olarak 2. Kısıma yöneliyorlardı. 1950lerin bu açıdan özenilecek bir dönem olmadığını önceden anlatmıştık.

 

Günümüzde Paranın Yeri

Günümüzde durum biraz daha farklı. artık kadın zengin erkekleri seçmek zorunda değil, çünkü cinsellik serbest durumda. Hatta aşırı serbestlik ve binlerce yıl boyunca bastırılan cinsellik yanlış kararlar almalarına neden oldu. Bunu 80’lerde maksimum düzeye ulaşan boşanma oranlarında görüyoruz. İlginç şekilde eğitimli kadınlarda bu oran daha düşük (referans). Eğer paranız olmadığı için kadınların sizi sevmediğine inanıyorsanız bu “beta sağlaycı” olmak istediğinizi ve kadınların size gerçek arzu duymadığını kabullendiğinizi gösterir.

Kadınlar birçok sebepten dolayı bir erkeği sevmeyebilir, erkeğin hatası bunu gereğinden fazla abartarak inanmasıdır. Parası olmayan bir erkek parası olmadığı için, tipsiz bir erkek tipi olmadığı için sevilmediğine inanır. Ekşi başlıklarına bakın: “görünüşün her şey olduğu gerçeği”, “çirkin kadınlara tavsiyeler” vs. oysaki sebep bundan genellikle farklıdır.

 

Erkekler Uçlarda Olmaya Daha Mı Yatkın?

Erkeklerin kadınlara göre uçlarda olmaya yatkın olduğunu, hatta uyarıları bile kadınlara göre daha fazla görmezden geldiklerini taa 20 yy. psikolog Dr. Bandura’nın `bobo doll` deneylerinden biliyoruz. Bu deneyde gözlemleyerek öğrenme test ediliyor. Erkek ve kız çocuklarının önünde erişkin bir erkek oyuncak bir bebeği dövüyor, ardından ödül ve ceza durumunda erkek ve kız çocuklarının ne yapılacağına bakılıyor. İlginç şekilde ceza gören kızlarda vazgeçme büyük oranda gerçekleşirken, erkekler de daha az gözlemleniyor. Yani erkekler uçlara yapı itibariyle daha yakın. En şiddet yanlısı kişiler veya liderler erkeklerden çıkıyor. İşte bu yüzden erkekler “tip”, “para” gibi saplantılara daha çabuk kapılıyorlar. Bu bazen yüksek başarılı liderleri bazen de kronik depresyon pençesindeki kişiliklere sebep oluyor.

Erkek bu düşüncelerini kadına yansıttığı için kendisinin zayıf olduğu düşüncesini kadının bilinçaltına yerleştirmiş olur ve kadında o erkeğin yeteri kadar güçlü olup olmadığından emin olmak için tam da erkeğin korktuğu gibi davranır. Sonuç olarak o erkek parası veya fiziksel özellikleri yüzünden terk edildiği sanır.

 

Para Önemsiz Mi?

Hayır, böyle anlaşılması da hatalı. Kadınların sonradan para kaybeden, işi kötüye giden erkekten ayrılması farklı bir durumdur. İlişkiler nasıl başlarsa başlasın, kadındaki arzu ve sağlayıcılık dengeleri değişir, çoğu erkek fark etmeden kendini tamamen sağlayıcılık(odipal süreç yüzünden) tarafına bırakır ve bu özelliğini de kaybederse, kadının elinde bir şey kalmaz ve o erkekten ayrılır.

Özetle parasız kalmayın, para önemli fakat kadındaki arzuyu günümüzde parayla oluşturmaya da çalışmayın, bu sizi beta öder kategorisinde değerlendirmelerine neden olur.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)