Ana Sayfa » Arşiv Aralık 2020

Aralık 2020

Mantık Aşkı Öldürür Mü?

Mantık Aşkı Öldürür Mü?

Bu soru bana çok geliyor, sizin gibi düşünen insanlar aşık olamaz! Hiç aşık olmamaşsın da bu yüzden böyle yazıyorsun, mantık aşkı öldürür mü? vs… gibi. Kırmızı hap pratiklerini, örneğin hipergamiyi bilmek aşkın büyüsünü kaçırır mı?

Kısa cevap verelim: Hayır. İnsanlar temelde biyolojiktir ve aşkın biyo kimyasal süreçleri de oldukça nettir. Önce yüksek miktarda dopamin, vazopressin salgılayarak mutlu oluruz her şeye pozitif bakarız, ilerleyen süreçte bağlılık hormonu olan yüksek oksitosinle o kişiyle uzun süreli ilişki durumuna geçeriz. Buradaki amaçlardan biri çocukların geleceğini garantilemektir.

Hayvanlar alemine baktığımızda bunların öncülleri kızışma sürecidir. Özellikle dişiler belli dönemlerde kendilerine eş seçer ve bir erkekle çiftleşir, yani süreci başlatır. Erkekler bu dürtüyle gerekirse diğer erkeklerle kavga eder.

İnsanlarda ise bu 28 günlük periyotlar halinde kadının yumurtlama dönemi öncesinde gerçekleşir. Erkekler testosteron etkisiyle 7-24 hazırdır. Çünkü her kadının periyodu farklıdır. Eğer erkeklerde de periyodlar olsaydı bunların da rast gelmesi gerekecekti. Bana bu iddiaları bulunan kişilerin genelde kadınlar olması esas ironik kısımdır. Çünkü biyolojik hareketi başlatan doğası gereği kadındır.

Bu süreci bilen binlerce insan var, peki hisleri değişti mi?

Hayır değiştirmedi. Çünkü insan yapısı gereği psiko-sosyal bir varlıktır. Hayvanlardan ayrıldığı nokta sadece hissetmesi, dürtü duyması değil, zihninde anlamlandırmasıdır, yani insanın en büyük gücü olan nedensellik kurma yeteneğidir. Biyo-kimyasal reaksiyonlar böyle gerçekleşse de zihinde yanıtı, bizim bu “verileri” işleyiş biçimimizle anlam kazanır.

Aşık olanlar bilir, büyük bir mutluluk, bağlılık yaşarlar, o kişinin imgesi zihinden asla ayrılmaz ve o kişiye müthiş bir yaşam enerjisi gelir. Bu yaşam enerjisini doğru kanalize ederlerse her şeyi yapabilirler. Okullarını bitirebilirler, daha iyi işlere geçebilirler. Bu duygulanımsal süreçle yaratıcılıkları artar, bu cesaretlerini yükselir. Hatta cesaretin var mı aşka? diye şarkı sözleri yazılmıştır.  

Aşk, Yaratıcılık ve Yıkıcılık

Rollo May yaratıcılığı; cesaret sonucunda oluşan yüksek farkındalık, duygusal taşkınlık, kendinen geçme hali (vecd) sonucu ortaya çıkma olarak açıklar. Kişi cesaret sonucu nesne ile karşılaşma yaşar. Ardından kendi potansiyelini fark eder, bu farkındalık vecd duymasına neden olur. Aşka ne kadar da çok benziyor, değil mi? Aşk yaratıcılığı arttırır fakat fazla bağımlılık azaltır ki buna yıkıcı etki diyebiliriz. Otto Rank buna yaşam korkusu demektedir, yani kişi kendini tam hissetmek için birine bağımlı olur. Yine kadınların buna daha yatkın olduğunu görüyoruz ki Otto Rank de benzer şekilde açıklamıştır.

Aşkın yıkıcı etkisinin sonucu paranoyadır, aşırı kıskançlıktır. Mantıksız düşünür insan, her şeye rağmen o kişiye ulaşmaya çalışır, işte burada nedensellik ilkesini devre dışı bırakmaya çalıştığı için acı çeker, çekmeye kendini mahkum eder, kendinden bile vazgeçer. Demek ki “nedensellik” acı çekmemizi engellemede ve yaratıcı olmadaki en önemli settir.

Anti Depresanlar ve Aşık Olma

Nedensellik aşkı öldürür tezini iddia edenlere anti-depresan anti-tezini hep sunarım. Öldüren nedensellik değil, sürecin başlamamasıdır. Anti-depresanlardan SSRI tipi olanlar serotonin emilimini arttıarak kötü hislerinizin önüne geçer fakat bu artış dopamini nörotransmitterini durdurur yani o kişinin aşık olması imkansızlaşır. Duyguları anlamlandırmanız için önce salgıların oluşması gerekir, aksi halde zihinsel süreç asla başlamaz.

Aşık Olmanın Psikolojisi

İnsan, hayanlar gibi değildir, hayvan bu süreci içgüdüsel dürtülerle yaşar ama insanların zihni Freud’un en basit ifadesiyle Id-Ego-Süpergo’dan oluşmuştur. Burada id dürtüleri, süperego ahlaksal bakış açısını ve ego id ile ego arasındaki kontrolü sağlar şeklinde özetleyebiliriz ve hayvanlar tamamen id’e göre davranır, her ne kadar Freud’da başta id’i ön plana çıkartarak dürtülerin insanı yönlendirdiğini savunsa da, ilerleyen zamanda “ego teorisini” öne atmış ve insanlarda bilinç ve bilinçdışı savunma mekanizmaları vardır demiştir, kararları dürtülerden çok bu savunma mekanizmalarıyla alırlar şeklinde açıklama yapmıştır, hatta kızı Anna Freud teorisi daha da geliştirmiştir. (Kitap adı: “Ben ve Savunma Mekanizmaları”)

İnsanlar karalarını “içgüdü-neden-duygu” 3lemesine göre verir. Bu tepkilerin genelde kadınlardan geldiğini söylemiştim. Gariptir ki çoğu kadında yapıları gereği bu üçleme, önce içgüdü(dürtü) sonra duygu, ardından neden bulma şeklinde işler, böyle iddialarda bulunmaları normaldir. Her ne kadar süperegoları ilişki sürecinde buna karşı dursa da kadınların hissetme biçimi budur. Yani önce duyguları yaşar, ardından neden bulmaya çalışırlar. Haliyle aşkın yaşanması için “neden” olmaması gerektiğini düşünürler, aşkı bir sis perdesinin arkasından değerlendirirler. Bu da Psikopat Ümitcan Uygun olayında anlattıklarıma çıkar. Aslında kendi inanışları kısa süreli erkek seçimlerinin manipüle edilebileceğini gösterir.

Dikkatinizi çekerim ki “insanlar içgüdü-duygu-neden 3lemesine göre hareket etse de 3 bileşenden birini ortadan kaldıramaz.” Bu ancak frontal lobunuzu kesmenizle mümkündür.

Yani “NEDEN” sürecini ortadan kaldırma ihtimaliniz yoktur. O yüzden her durumda “DUYGU” yaşarsınız. Tek fark bilinçtir. Bunu doğru bir süreçte mi yaşamak istiyorsunuz yanlış bir süreçte mi? Yani hatalı kararlar vererek, yanlış kadınla veya erkekle kendinizi tüketerek mi yaşamak istiyorsunuz yoksa doğru kişiyi seçmek mi istiyorsunuz? Fark buradadır. Özetle mantıklı düşünmek, farkında olmak duyguları öldürmez ki duyguları kontrol edemediğimizi hislerimizde bilinçaltı süreçlerin de baskın olduğunu hatırlatırım.

Bilinçaltı Düzeyde Hissetmek ve Nörolojik Bağlantılar

Bu bizim için önemlidir çünkü insandaki süreç bilinçli olduğu kadar biliçsiz ya da ego kontrolündedir. Kişiler her süreci bilse de zihinlerindeki imgelerle bağlantılı aşık olabilirler. Bu bazen anneyle olan ilişkilerle ilgilidir. Ona duyulan özel ilgi sebebiyle kişinin aşık olacağı paternler az çok çizilidir.

Hep aynı şeyi söylerim “keşke teorik bilgime rağmen aşık olmayı kontrol edebilseydim” ama olmuyor, edemiyorum. O yüzden karşılaştığınız insanlara dikkat edin, kimle etkileşime geçeceğinizi, yani sizi kimin ateşleyeceğinizi her zaman bilemezsiniz, özellikle erkekler için bu süreç bence daha sıkıntılıdır. Çünkü aşık olmayı, kadınlara göre daha çabuk başarırlar. (Referans)

İnsan sadece hayvani dürtülerin olduğu limbik sistemle hissetmez, ayrıldığı nokta mantıklı kararlar alabildiği “frontol lob”dur ve bana yöneltilen “mantık aşkı öldürür mü?” sorusuna tezat oluşturacak şekilde aşka neden olan döngüye sebep olur. Yine biyolojik açıdan baktığımızda aşk acısı frontal lob ile limbik sistemde oluşan sonsuz döngülerden meydana gelir. Aslında fmri (beyin görüntülemesi) sonuçlarında obsesyonla aynı sonuçları verir (Referans).

Kişinin limbik sisteminde bulunan anı-dürtü-hafıza kısımları frontal lobda çatışır, o neden yok sorusunu yanıtlayamaz. Eğer frontal lobumuz olmasaydı, böyle bir soru sormayacağımız için anlık hareket edebilecek ve belki de bağlanmayacaktık ki  bağlılık duymayan kişilerde 2 beyin yarım küresinin ayrı olduğunu biliyoruz. Hatta zamanında bu işlemi dışarıdan yapılabiliyorduk, lobotomi diyorduk ve yasal bir işlemdi.

Süreç Doğumumuzda Gizli

İnsanın zihinsel yetişimi, yani hayvanlardan farklı olarak kendimize bakamayacak durumda dünyaya gelmemizle ilgilidir. İnsan diğer türlere göre erken doğar ve bakıma ihtiyaç duyar, bu süreç, ebeveyn etkisi, Lacan’ın veya Kleincı psikanlizin başka bir açıdan üstünde durduğu aynalama süreciyle kişi kendini tanımladığı ana kadar annesine bağımlıdır ve onun bir parçası sanır kendini. Yani nesne ilişkileri kurar ve yetiştiriliş süreci onun kararlarını, bakış açısını, genel karakterini hatta psikolojik rahatsızlıklarını ortaya çıkartır.

Nörolojik gelişmelere göre yeni doğan bebeklerin 2 yaşına kadar gereğinin 2 katından fazla sinaptik bağ oluşturduğunu ve çoğunu kullanamadığını biliyoruz. Bu nöronlarn fazlalığı hem çocuğun her şeyi çabuk kavramasını hem de algıları çok açık olduğu için dikkatinin çabuk dağılmasını sağlıyor fakat esas gelişme 3-15 yaş arası yaşanıyor ve çok fazla bağlantı kuruluyor. Örneğin çocukların dil gelişimi çok hızlıdır ama zamanla bu nöronlar kullanılmadığı için farklı bağlantılar yaparak budanır yani azalır. Freud da 3-6 yaş arasını odipal dönem olarak belirlemişti. İlginçtir ki güncel çalışmalar da 3-6 yaş arasında beyin kütlesinin %95inin tamamlandığını gösteriyor. Bu dönemde yanlış bir anne ile narsist, psikozları olan biri veya nevrotik bir karakter olabilirsiniz, aşka bakış açısınız da bu yaşlarda büyük oranda yerleşecektir. Psiko-sosyal etkilerle gelişmeye, değişmeye devam eder ama temelini de korur.

Sonuçlar

Özetle nedensellik veya mantık ilişkileri kişilerin duygulanımlarını engellemez. İnsan biyolojik bir varlık da olsa insana özel bulunan frontal lob-limbik sistem döngüsü ile zihinde bir değerlendirme oluşturulur bu da vecd halini ortaya çıkartır, yaratıcılığı arttırır. Tam tersi hayvan olsaydık duygulanım yaşamaz, sadece dürtülerimizle hareket ederdik. Nedensellik; doğuşumuz ve bilinçaltı süreçler sebebiyle aşkı kontrol etmemizi sağlayamaz fakat frontal lobumuzu ön plana çıkartarak yanlış kişiden dolayı acı çekmemizin önüne geçebilir ya da bu kaygılı süreci daha kolay atlatabiliriz.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Psikopat Erkekler ve Ümitcan Uygun Olayı

Psikopat Erkekler ve Ümitcan Uygun Olayı

Ümitcan Uygun’u Aleyna Çakır ile tanıdık. Kendisi Aleyna Çakır’ın intiharından sorumlu tutuldu, doğru mu değil mi o kısım açıklığa kavuşmadı. Kara işlerle tanınan Ümitcan Uygun’un yakın süreçte Instagram hesabı hacklendi ve bir sürü kadına yürüdüğü, kadınların bazılarının ona nude attığı ifşa edildi.

Haliyle şöyle bir soru gündeme geldi: “Bu kadınlar neden böyle bir adama foto ve video atıyorlar?” Bunu kırmızı-hap aydınlanması yaşayan bir kişi rahatça anlarken, uzak feminen düzende yetişmiş kişiler anlayamadı ve hemen sjwliğe soyunup bu kadınları suçladılar. Heleki feministler daha fazla tepki göstererek hem slut-shaming yaptı hem de sorunun ataerkil düzen olduğu söyledi. Şuradan ekşi yorumları okunabilir. Fark ettiniz mi? Ne düzen ne de başka bir yapılanma kadınları durduramıyor ve şaşırmadığımız şekilde sorumluluk almıyorlar. 

Altta yazdıklarımda amacım birileri savunmak ya da suçlamak değil, bundan öte kadında arzu oluşturan parametreleri açıklamaktır.

Feministler Haklı Değil

Feministlerin ataerkil diye savunduğunun aksine bunun sebebi 1900lere kadar baskılanan ve bir anda özgür kalan cinsel özgürlüktür. Kadın böyle davranıyor çünkü beta öder kısmına mecbur değil, sadece arzu duyduğu kişiyle sevişebiliyor. Yani sadece id’inin sunduğu ile kontrolsüzce ilişkiye girebiliyor. Sebep erkekler değil, temel olarak kadın iç güdüsünün serbest kalması. Feminenleşen düzen yazımda bahsetmiştim: 80lere kadar boşanmalar maksimum seviyesine ulaştı ve kadınlar kontrolsüzce alfa döller tarafında bulundu fakat zamanla dengelendi.

Romantik Düşünceler Kadının Arzusunu Değiştirmez

Maalesef onca romantik düşünce kadının doğasını değiştirmiyor. Hatta kadınların bile kendi için ne düşündükleri önemsiz, çünkü sıklıkla düşündükleriyle yaptıkları aynı değil. İfşa’a bir andan mutlu oldum, çünkü senelerdir anlatmaya çalıştığımız gerçek arzunun ispatı gibiydi.

O kadınların bunu içten gelerek yaptığı gerçeğini gözden kaçırdılar. Çoğu kadın genellikle %80 oranında beta kesimle tanıştığı için böyle duyguları pek tanımıyor ama prensip olarak hipergaminin bize sunduğu bir gerçek var: “Alfa döller, beta öder” diyoruz. Yani kadın kendinde “gerçek arzu” dediğimiz duyguyu oluşturan erkekle kısa süreli ilişki kuruyor. Çoğu kişi beta öder tarafındaki “yatırım ve sağlayıcılıkla, örneğin devamlı hediyeler alan, ona duygularını açan, itiraflarda bulunan, gezdiren” davranışları sergilediği için uzun süreli ilişki tarafında bulunuyor. Şunu da biliyoruz ki kadının temel amacı alfa karakterdeki kişiyle uzun süreli ilişki yaşamak.

Ümitcan Uygun’un Karakter Analizi

Olan son olaylardan Ümitcan Uygun’un da başta gözü kara, işi kıvırmadan konuşan (bana götünü çek, şöyle kendini okşa) biri gibi davransa da alfa olmadığını ve tipik bir mavi hap yapılanması barzo olduğunu görüyoruz. Çünkü kadını dövmüş ve bir şekilde intiharından sorumlu, açıklamasında onunla birlikte yaşıyorduk o benim karım, ne dersem onu yapacak gibi cümleler kuruyor. Ne kadar kara üçlemeye sahip olsa da hala sahiplenmeye sahip. Sonuçta Aleyna Çakır kısa süreli arzu duysa da uzun süreli de ilişki sürmemiş.

Kara Üçleme ve Psikopatlık

Benzer durum diğer kadınlarda da etkin, çoğu kadından kısa süreli olarak istediğini almış. Tabiiki herkes kendisine benzer kişilere ulaşır ama “genel arzu” işleyişi değişmez. Bu kadınlar Ümitcan’a gider, diğer kadınlar beyaz yaka Berkay’a gider. Bu adamın tipik kara üçleme davranışı aslında ve baya varoş seviyesinde diyebiliriz. Öncelikli olarak psikopatlık kadınlara bilinçaltı olarak doğada tek kalsak bu adam her şeyi yapabilir çünkü benim aksime duygularının esiri olmadan kesin kararlar alabilir, hayatta kalabilir ve bu adamdan doğurduğum çocuk da benzer niteliklere sahip olur mesajını gönderiyor. Yani kadın kendi olan aşırı duygu çalkantılarını bu adamda bulamadığı için hayranlık duyuyor. Ünlü seri katillere gelen birçok benzer mektup olduğunu biliyoruz.

Önceki yazımda açıkladığım gibi kara üçleme kısa süreli ilişki stratejisi olabilir fakat uzun süreli ilişkide işe yaramaz. Çoğu kadın öyle ya da böyle bu paterne sahiptir fakat alfa döller kısmı seçenekleri kısıtlı olduğu için, çoğunlukla beta öder tarafında kaldıkarını görüyoruz.

Ne yapalım kızlardan nude mu isteyelim?

Tabii şöyle anlaşılmasın: “Hacı kadınlara direkt meme-popo muhabbeti mi yapalım?” Hayır! Mesele buraya nasıl tırmandıracağınızı bilmenizdedir. Adam bir anda istememiş fotoları, biri şöyle diyor: “wp engelimi kaldır!” demek ki önceden konuşmuşlar. 

Twitter’da da yazdığım gibi oyunu bilmek önemli. Barzoluk bir oyun değildir ama barzolarda doğru oyunu oynayabilir ve kadın o admaın iyi ya da kötü olmasına değil, “id”inin yani kontrol edemediği duygularının ne kadar açığa çıktığıyla ilgilenir. Kadınlar sıklıkla önce hisseder, sonrada buna mantıklı sebepler bulur. Eminimki şu an foto atan kadınlara sorsak, çoğu pişmandır, hata yaptım diyecektir ama emin olun ki benzer durumda tekrardan kaldıklarında yine yapacaklar!

İnsellere ve Betalara Dersler

Bence bu beta oyununa ve insellere güzel bir ders niteliği de taşıyor. Siz tipim yok diye ağlarken, diğeri romantik hayallerle kadınların peşinden koşarken, kadında gerçek arzuyu oluşturan kişi instagramdan bile bu işi görütebiliyor. Betalar o kadın melek, kimseyle birlikte olmaz derken, o kadın 1 gecede, bir konuşmada gerçek arzuyla birlikte o adamın üstüne atlıyor, gerekirse şehir değiştiriyor. Rollo ne diyor? Bir kadın beta için kurallar koyar, alfa için kuralları yıkar. Çoğu kişinin hoşuna gitmeyebilir ama gerçek budur.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Bir İnselle Görüşme

Bir İnselle Görüşme

Bu kişilerin genel probleminin “sorunlarını” kabul etmeme olduğunu söyleyebilirim. Çözüm aramak yerine kendi dertlerini nesnelleştirmeye çalışıp başarısızlıklarını kadınlara ya da kendi dışındaki sebeplere bağlamaya çalışıyorlar. Altta paragraf paragraf konu başlıkları altında inceleyelim:

Madde 1: Özgüveniniz karşı tarafa bağımlı olmamalıdır

Madem özgüven önemli neden boyu kısa tipsiz olanları özgüvenli görünce “bu tipe bu özgüven nereden geliyor? Boyu gecekondu özgüveni rezidans dürzünün” neden diyorsunuz?

Öncelikli olarak özgüvenin karşı tarafın ne düşündüğüyle ilgisiz bir tanımdır, başkası ne dediye takılırsanız 1 arpa yolu gidemezsiniz. Karşı tarafın yaptığıysa “utandırma saftasa” örneğidir. Kadınlar ya da seni küçük görmek isteyen kişi utandırmak istediğinde bulabileceği en bel altı noktadan saldırır. Özgüveni yüksek insan bunun komik olduğunu ve söylediği şeyle özgüvenin bağlantısız olduğunu, o kişinin dikkatini dağıtarak konuyu farklı yere çekmek istediğini bilir.

Mesela Richard Cooper hem kaslı hem 190+ boyunda bir adam, kariyeri var, parası var. Bunu utandırmak isteyen biri kendi sitesinde haber yaparak, “sen önce yağlı iğrenç sakallarını şekillendir kel cinsiyetçi herif” zırvalamış. Bir diğeri şişko, çirkn insel diye sataşmış. Cooper da bununla eğlenen bir video çekip  “Sadece kelim” diye böyle efsane bir twit atmış. Şuradan bakabilirsiniz.

Utandırmak isteyen kişi hassas olduğunuzu düşündüğünüz herhangi noktayı kullanır. Böyle kişilerin %100 karaktersiz olduğunu rahatça söyleyebilirim. Konudan ilgisiz bir özelliğinizle sizi küçük düşürmeye ve kendini tamamlamaya çalışan kişi zavallıdır.

Peter Dinklage’in güzel bir sözü var(kendisi cüce): “Kim olduğunuzu asla unutmayın çünkü diğer insanlar unutmayacak. Kimliğini bir zırh gibi üzerinde taşı; böylelikle kimse bunu sana zarar vermek için kullanamayacak.”

Madde 2: Sen de pozitif ayrımcısın çünkü eşitliği savunmuyorsun!

“kızların hiç bir suçu yok demen seninde pozitif ayrımcı olduğunu gösterir kardeşim hiç bozulma. bu resmen kızlar ne yapsa doğrudur onların haksız bir durumu yoktur haksız olan tüm erkeklerdir demek oluyor. bu çok yanlış. cinsiyetçiliğe de girer bu. kendileri aynaya bakmadan 1.50 boylarıyla en mükemmelini istemek çok saçma. şimdi sen en çirkin erkeğin manken gibi bir kız istemesini yadırgamaz mısın? yadırgarsın değil mi? kız seni yapsın dersin aynaya bakmıyor musun dersin. bir erkek performans yüküne sahip olacak kadında olması zorunlu değil diyemezsin. böyle diye diye zaten Türk kızlarının götü kalktı herkese köpek çekiyorlar. kadınlar eşit değil değil de bu hayatta her şey karşılıklıdır. çirkin bir erkeğin nasıl güzel bir kız istemeye hakkı yoksa güzel olmayan bir kadının da yakışıklı erkek istemeye hakkı yok. bu düşüncede olmadıkça kızlar daha çok götü kalkık yaşar”

Bu pozitif ayrımcılık değil, seçen seçilenle ilgili. Bu kara propaganda neredeyse her inselde mevcuttur. “Hakları olduğunu ve kızların suçlu olduğuna inanmak.”  

Daha kötüsü tamamiyle dış görüntü saplantısı var. “O da tipsiz, o da çirkin onun da istemeye hakkı yok.” Bu çok hastalıklı bir düşünce şekli. Birinin dış özelliklerine bakarak birini hakedip haketmemesine karar veremezsiniz.

Kızlar ne yapsa yapsın suçsuzdur demiyoruz, seçimlerinde yagılanamazlar diyoruz. O kadına neyin çekici geldiğine sen karar veremezsin, evrim böyle işler. Ona bakarsan yakışıklı adamların yanında bu kızın ne işi var diye de sorulabiliyor ama o adamın ne gördüğü önemli.

“Bana soruyorsan” ben hiçbir şeyi yargılamam. Okan Bayülgen kendinden 20 cm uzun hem 20 yaş küçük birçok kızla çıkıyor ve yargılamıyoruz. Neden? Çünkü o adamın statüsü yüksek. Herkes yakışır diyor. Al Pacino keza öyle. Kaç kadınla yattığını düşünmek bile istemiyorum. Tom Cruise öyle… Beethoven öyle. Buna benzer bir sürü örnek verebilirim ama senin hiçbir vasfın yoksa kadında arzu uyandıramazsın anca ağlarsın. Kafandaki stereotip düşüncelerde boğulursun. Hipergami yazısını okumanı tavsiye ederim.

Madde 3: Chadlerin hepsi bizimle dalga geçiyor

Tamam söylediğin doğru da Türkiye’de yaşıyoruz. Bu muameleyi kızlar bile yapıyor. hadi erkekler aşağılık kompleksinden ve amguardlığından yapıyor. kızların böyle bir muamele yapması daha da koyuyor. Karşılğında lafı oturtsak o zaman da kaba saba oluyoruz.
şu insel konusuna değinmek istiyorum. Neden hiç kız arkadaşı olmayan hep fiziksel görüntüsünden(boy-tip) reddedilen ve düşmanca karşılanan bir erkeğe direk insel damgası çakılıyor? Biliyorsun insel kelimesi hakarettir ve alay etmek için kullanılır chadler tarafından. Yani kızların hiç mi suçu yok? Kendilerine gelince erkek en çirkinini bile beğenmek zorunda iken kızlar en üst seviyeleri beğeniyorlar. Buna pozitif ayrımcılık denmez mi? chadlerin sürekli kendi penceresinden bakıp empati kuramayıp reddedilenleri beceriksizlikle suçlamak ne kadar doğru? Her çirkin özgüvensiz değil her yakışıklı da özgüvenli değil ama kızlar aşık oluyor.”

Maalesef insellerin devamlı küçümsendiğini düşünmek patolojik düzeyde olmasa da paranoyak bir algı. Kimseye bir şey ispat etmek zorunda değilsiniz. İnseller Chadlerin değil, bu kişilerin kendilerine yakıştırdığı isim. Chad dediğin özel bir grup yok, aslına bakarsan çoğu da insel diye bir kavramdan haberdar değil.

Hayır kızların suçu yok, üzgünüm. Kimse sana veya birine bir şey borçlu değil. Kadının doğurganlık süresi kısıtlı ve en iyisini seçmek zorunda. Performans yükü erkeğe ait. Neyseki tavus kuşu veya lepistes değilsin ve sadece fiziksel özelliklerin yüzünden seçilmiyorsun. Sosyal varlıklar olduğumuz için zeka, statü, oyun işin içine giriyor. Siyah hap safsataları yazısında bunlarn evrimdeki önemini anlatmıştık.

Madde 4: Bir özelliğe takıntı yapmak

“tamam da sürekli boydan reddedilen bir erkeğin ne suçu var? boy değiştirebilen bir şey olsaydı zaten herkes gider uzatırdı boyunu. kimse bana veya birine karşı borçlu değilse her reddedilen erkek hiç kız arkadaşı olmayan erkekte beceriksiz değil kardeşim kusura bakma. kimse anasının karnından can yaman gibi doğmuyor. birisi kısa boylu doğra birisi uzun boylu doğar genetik olarak
benimde bu yaşıma kadar kız arkadaşım olmadı nedeni hep kızların uzun boylu erkek istemesiydi. kendini hiç geliştirmemiş bir erkeğin bile uzun boy sayesinde sevgili yaptıklarını görebiliyorum. bu zamanda boy çok önemli bir kriter haline geldi. ben çok çirkin biri değilim ama boyum 1.65 ve gerçekten ilişki konusunda sıkıntı çekiyorum. başka şeylerle her zaman ön plana çıkmayı denedim çok denedim ama sonuç yine nafile. şimdi burada yine suç bendeyse o zaman yapayım başka? her şey erkeklerden beklenmemeli.”

Kötü bir saplantı durumu. Herhangi bir niteliği (tip, boy, çene yapısı) yüzünden aşağılandığını söylemiş. Oysaki soru şu olmalı: “Ben kendim için ne yaptım?” Evet böyle doğduğun için de kendini zayıf olduğu konularda geliştirmek zorundasın. Sıkıntı çekmeni anlıyorum fakat başkalarını suçlamanı ve bunun için bir şey yapmayı “gereksiz” bulmanı ve savunma olarak “yaptım ama olmadı” demeni anlamıyorum. Çünkü altta yapmadığını anlatmış. Bahsettiğin ünlü isimler %1’de. Kendini %1 ile kıyaslaman anlamlı değil ki o adamı bile beğenmeyen birçok kadın vardır. 

-6 pack’in var mı kolların 35 cm üstü oldu mu? Haftada 4 defa salonda enerjin kalmayacak kadar çalışıyor musun?
-Statün iyi mi? İnsanlar sana saygı duyuyor mu? Yıllık gelirin yüksek mi? İyi bir işin var mı?
-30 yaşını geçtin mi? Belli bir birikimin var mı?
-Herhangi bir yeteneğini parlattın mı? Mesele bir enstrumanı iyi seviyede çalıp, sahne alıyor musun?
-Gündüz oyunu oynayıp, günde 100 kadınla tanışmaya çalıştın mı? Oyun teorisi doğru anladın mı? yoksa 3 kadından reddedilip vaz mı geçtin? Daha önemlisi bu kadınlara nasıl yaklaştın?

Kimse “aaa bu da çok çalışmış, arzu duymalıyım” demeyecek ama belli bir seviyeye eriştiğinde sana arzu duymaya başlayacaklar. Benzer şekilde hiç kimse 190’lık adam için de eriyip bitmiyor. Burada yazılanları oku, boyum 190 ama kız arkadaşım olmadı diyenler var. Bana bu konuda danışan kişiler mevcut.

Demek ki yeterli kadar gelişmemişsin, belli bir sınırı aşmadan kadınlar için görünmez kalmaya devam edersin. 

Madde 5: Yetersizlikleri kabul etmemek

      1. 6 pack’imin olması zorunlu değil Türkiye’de sevgili olan kaç kişinin 6 pack ve 35 cm kolu var? kolumu ölçmedim ama boyumun kısalığından dolayı 35 cm olduğunu sanmıyorum. haftada 2 gün fitness 2 gün kick boks yapıyorum. pandemi olmasa fitness’ı 3 güne çıkaracam ama şu an olmuyor
      2. 28 yaşındayım ve birikimim var
      3. elektronik müzik yeteneğim var youtube’a yüklüyorum ama sahne almıyorum
      4. şimdi 100 kadınla tanışmaya çalışmadım malum çekici bir yüze ve boya sahip değilim sapık durumuna düşmek istemem he fırsat bulursam tabi ki tanışmaya çalışırım ki benim sohbet konusunda bir problemim yok kızlarla.

Bu kısıma dikkat, çözülme:

Yarım yamalak hareketlerle kendini geliştirdiğini sanıyorsun. Daha acısı “kim de var bu özellikler” diye söyleniyorsun.

Rollo Tomassi güzel bir şey söylüyor, “fiziksel çekicilik önemlidir diyen bir siyah haplı inselin spor salonundan çıkmaması lazım, bunu yapmayarak söyleniyorlar” diyor. Gidip 35+ cm kol ve six pack yap önce. Kısa boylu erkekler daha kas kolay yapar ama bilgisizliğin yüzünden bunu bile bilmiyorsun. Çünkü yazılarımı takip etmek yerine bir tane insel konusunu okuyup, kendi başarısızlığını haklı çıkartacak sebepler aramaya gelmişsin.

 Fitness değil, body building yap, sonra konuşalım. Hepsini yapmana rağmen(oyun ve vücut) değişim olmazsa, seni kadınların beğenmediğini ve istenmeyen iğrenç biri olduğunu kabul edeceğim. 

-Evet üzgünüm, kimse tip önemsiz demiyor ve görsel niteliklerin iyi olmak zorunda, sıradan kadınlar için de zorunda çünkü 80/20 ilkesi mevcut. Hipergami başlığında açıkladığımız gibi özellikle 23 yaşında önce kadınlar öncelikli olarak görsel niteliklerinize bakıyor. Kaslı, maskülen görünüme ve tavıra sahip olmak zorundasın. İyi giyinmek zorundasın, statünü gösteren dış göstergelere sahip olmak zorundasın. O yok, bu yok, kadın sana neden arzu duysun? Üzülüyorsun diye mi? Kendini geliştirdiğini düşündün diye mi?

-Sahneye çıkmadığın sürece ve enstruman çalmadığın sürece müzikle ilgili değilsin. Elektronik müzikle ilgileniyorsan ona uygun yerlerde sahne almadığın sürece hala görünmezsin.

-Statün ne kadar yüksek? Ona cevap vermemişsin. Aylık 10k gelirin var mı mesela? İşinde saygın mısın? Ünvanın var mı? Bunu dışarı yansıtabiliyor musun?

-Yine tipik aynı zihin yapısı. “Buna sahip değilsem, tipsizsem, kadınlarla tanışıp sapık damgası yememeliyim” Peki kadınlarla tanışmadan oyun tekniklerini nasıl geliştireceksin?

Madde 6: Reddetmek

“ya birader bi yürü git seninle vakit harcıyorum ya. ne 10 k geliri ya ne sahneye çıkması? birader bunları manken gibi en uç seviyelerde kızları ayarlamak için yapılır.
işim bilgisayar mühendisliği 10k almıyorum ama iyi bir maaşım var e kalanı ayırıyorum. bunu kimle tanışsam söylüyorum işimde de saygınım başarılıyım tabi. yoksa hiç bir işte çalışamazdım.
kızlarla sevgili olan çevresi olan erkeklerin hepsi six packli de değil 35 cm kolları da yok bunu geç önce. göt göbek bağlamışların da sevgilisi var. tek özelliği uzun olması başka bir şey değil. sen buradaki yazdıklarını belli ki en mükemmel kızları ayarlamak için söylüyorsun. benim o kızlara ihtiyacım yok. nasıl olsa benden iyisini bulunca gidecekler
ben 4/10 – 5/10 kızlar için tüm bu listeye sahip olmam gerekiyorsa en o zaman derler ki bana tam bir abazansın onlar için yapıyorsun. tipsizlerin daha çok sapık damgası yediği ortada

kardeşim sen bu listeyi manken gibi kızları tavlamak için yazdın sanırım. ben ortalama kızlardan bahsediyorum. ortalama bir kızın bu listedeki “tüm” özelliklere sahip bir erkek istemesi de ne bilim yani.”

İşte sıkıntı tam bu düşünce şeklinde yatıyor, 80/20 pareto ilkesi anlaşılmamış. Belli bir sınıra gelmeden kadınların ilgisini çekemezsin, hangi kadın olduğu önemli değildir. Bu iş parabolik bir eğride ilerler, lineer değildir. Belli bir noktaya kadar oyun, tip ve statünü devamlı geliştirmelisin.

Ben bir şey yapmayayım ama kızlar bana baksın mankene gerek yok denilmiş. Başta ise “kendimi geliştirdim yine bakmadılar” diyordu. Bu büyük bir çelişki maalesef. Yani bir şeye hakkı olduğunu düşünme paterni hiç değişmiyor. Daha kötüsü karşıdaki kadını da hakir görme durumu mevcut.

Sonuç

“ben bir şey yapmayayım kızlar bana baksın demiyorum. bir erkeğin tabiki kendini geliştirmesi önemli sen yazdıklarımı başka tarafından anlayarak çarpıtıp bana insel diyorsun. kaç tane sevgilisi olanın 10k geliri var, sahne alıyor, six pack ve 35 cm kolu var? taş çatlasa %30
ben sadece bir kızla ilişki kurabilmek için bu derece uç seviyelerde olmam gerekmiyor diyorum. ha ben deseydim ki ben mükemmel kız istiyorum 90 60 90 manken gibi bir kız istiyorum deseydim, o zaman sonuna kadar haklısın derdim sana ki doğru da öyle kız isteyen o listeye sahip olması lazım orada haklısın. Türkiye’de 3/10 – 4/10 luk olan kızların bile bu derece götü kalkık olmasının sebebi sizlersiniz işte. gelene geçene insel damgası çakmak tüm sorumluluğu erkeğe yüklemek. bu hayatta her şey karşılıklıdır. o saydığın listenin tüm özelliklerine sahip bir erkek 4/10’luk bir kızı ne yapsın? kendi gibi bir kız ister

beni tanıyor musun da vasfın yok diyorsun? orada listeye cevap verdim. mesleğim de bilgisayar mühendisliği. ya sevgili olan erkeklerin kaç tanesinin statüsü yüksek? vasıfsızların bile var o da fizikten dolayı boy pos tip bilmem ne. orada gelmiş bana 10 kat çaba sarfetmelisin diyorsun. can yaman gibi herifler hiç bir çaba sarfetmeden kız kapar ben 10 kat çaba sarfetsem belki o da. olmayınca da insel oluyoruz ya ne diyim ki sana. sana bir şey diyim mi sende yakışıklı ve uzun boylu olduğun için kızlarla haşır neşirsin. ersin korkut gibi bir herif olsaydın ne yapardın acaba? diyorum ya empati kurmak diye bir şey yok”

Döndük dolaştık maalesef aynı döngüye geldik. Empati duyduğum için açıklama yapıyorum, burada esas empati duyamayan taraf bu arkadaş.  “O yapıyorsa benim de hakkım!” Hayır değil. Üzgünüm. Eksiklerin varsa o eksiklerini kapatmak zorundasın ya da seçilmezsin. Evet x10 emek sarfetmelisin diyorum. Hiçbir kadın sen üzülüyorsun diye sana arzu duymayacak. 

Mesela o göbekli ve tipsiz olan erkek neden götürüyor ya da sevgilisi var? Çünkü oyunu ve statüsü var. Yani bunu kapatmış. Kendine baktığında tipin olmadığını belirtiyorsun, oyunun da yok! Kadınlarla tanışmıyorsun çünkü çirkin olduğunu düşünüyorsun. Statü de yaratmamışsın? Kadın neden seninle olsun? Başa döndük: Yine bir özelliğe takıntı yapmak.

Konu ben değilim ama uzun boylu bir erkek değilim, hatta benden uzun kadınlarla çıktım. Belli seviyeleri atlamak için emek verdim. Oyunumu, tipimi, statümü, paramı geliştirmek, yükseltmek yıllarımı aldı. Bir laf vardır: Ölülerde dirileri her gün helva yiyiyor sanıyor diye.

Fiziksel özelliklerinin iyi olması demek kadınların üstüne atlayacağı anlamına gelmez. Bunu tipsiz erkek olmak başlığında anlattık. Bu sitede 190 boyu olmasına rağmen kadınlarla tanışamayan, ilişki olmamış ya da başarısız erkekler mevcut. Üstte Okan Bayülgen, Al Pacino, Beethoven, Tom Cruise örneklerini verdim ama işe yaramadı. Neil Strauss yine kısa boylu ünlü bir pua. Oyun kitabını okuyabilirsin. Erkeğin fiziksel özellikler hale etkisiyle ilgilidir, o kişinin statüsü hakkında bilgi verdiği için kadınlara çekici gelir, bunu farklı şekilde yaratabilirsin.

Tabiiki narsisistik bir savunma mekanizması mevcut. “Sen nasıl bana vasıfsız dersin!” Ben öyle bir şey demedim, belli vasıflarını geliştirene kadar 80/20 pareto prensibine göre kadınlar için görünmezsin dedim.

Özetle

Zayıf girişimler göstermek gelişmek değildir. Fark yaratmak için belli eşiklerin üstünde olmanız gerekir. (İleri okuma: Erkeği çekici yapan kriterler.)

Anlaşılması gereken: erkeğin bir performans nesnesi olduğudur, bu düşünce paterni kadına aittir ve feminenleşen toplumda normal görüyorum. Kadın doğuştan bir değer olarak gelir ve özellikle 30 yaşına kadar seçen taraf olduğu için erkek de aynı “eşitlik” algısıyla olduğu gibi kabul edilmek ister, bunun maalesef yanlış olduğunu anlatamıyorum ve asla değişmeyen bir döngüye giriyor konuşmalar.

Bu çarptırılmış akım ve düşünceler üstüne diğer konuların makalelerle çürütülmüş halini okumak için:

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Bakirelik Önemli Mi? (2. Bölüm)

Bakirelik Önemli Mi?

(2. Bölüm)

İlk bölümde bakireliğin artık beklenen bir değer olmaması gerektiğini erkek ve kadın açısından açıkladık. Çünkü cinsel devrimle serbest kalan hipergaminin alfa döller tarafı “bakirelik” isteğini son 20 yılda anlamsız hale getirdi. Bu bölümde farklı bir açıdan yaklaşacağız.

 

Global ve Bölgesel Piyasada Cinsel Market

Sosyal yapımızda kadınların çoğu hala geleneksel. Global piyasada “beta öder” kısmı azalsa da Türkiye’de devam ediyor ve kadınların ekonomik özgürlüğü olmadığı için evliliklerini sürdürüyor. Belki o da başta böyle düşünmüyordu ama mavi-haplı beta kocası yüzünden global cinsel piyasayı internet üstünden gördüğü için özeniyor. Ben neden orgazm olamıyorum diyor mesela. Tutku duymuyorken neden idealliştirilmiş X ile sevişmiyorum diyor. Hipergamisini kontrol edecek bir dayanak bulamadığı an aldatıyor.

Evet bakire bir kadınla evlendiğinizde çok iyi bir cinsel yaşam sağlarsanız pair-bonding kurabilir ama bunu başaramazsanız işler bozulur. Türkiye’de erken boşalma %80 civarında, çoğunlukla da 3.5 dk altında bir ortalamaya sahip olduğu düşünülürse sorunun sadece kadında olmadığı açıktır. (Ref)

 

Kadının Skoru Önemi!

Bakirelik önemli değildir ama skor önemlidir. Araştırmalar kadının geçmişindeki birlikte olduğu erkek sayısının sonraki ilişkileri yürütmede önemli olduğunu gösteriyor.  

Özellikle aşırı cinsel yaşam o kadının psikolojik problemleri olması ihtimalini de sinyalliyor. Alttaki makalede yapılan çalışmalara göre borderline, aşırı depresif ve kişilik bozukluğu olan kadınlar normalden 2 kat daha fazla cinsel ilişki yaşıyorlar. [ref1] Yine aşırı, gösterişli kötü anlamlar taşıyabilen büyük dövmeler[ref2], abartılı giyim tarzı ve baştan çıkartma yapılan araştırmalara göre kişilik bozukluklarının göstergesidir ve bu kadınlar uzun süreli ilişkiye uygun değildir. Bunlara kırmızı alarm diyoruz, oranları toplumda düşük olabilir fakat gece yaşamında, Tinder’da karşılaşma oranınız 10x, 20x artıyor. 

İstatistiklerle göre kadının rastgele ilişkiler yaşayıp yaşamaması, pair-bonding’i etkiliyor. Cinsel yaşamı keşfetme yaşı düştükçe boşanma oranları da artıyor. Doyumsuz kadınlar ortaya çıkartıyor. O kadının ne hissettiğinden öte sizin o kadını mutlu edemeyeceğinizi garanti edebilirim. İlgili maddelere bakalım:

59) Ergenlikte bekaretini kaybeden kadınlar, 18+ sonrası bekaretini kaybeden kadınlara göre 2 kat daha fazla boşanma oranına sahiptir.

60) IOWA üniversitesinde yapılan araştırmaya göre 18 yaşından önce bekaretini kaybeden kadınlarda evliliğin ilk 10 yılındaki boşanma oranları oldukça yüksektir.

61) 20sinden cinsel yaşamı başlayanlarla 13-14 civarında cinsellik yaşayan kadınlar kıyaslandığında, 13-14 yaşında başlayanların evliliklerinin stabil sürme ihtimal yarı yarıya azdır.

Yine alttaki kaynakta kadın ve erkeğin partner sayısının gelecek ilişkilerini nasıl negatif etkilediği görülebilir. Daha küçük yaşlarda(18-20) yaşanan ilişki hem erkeği hem kadını negatif etkilerken, özellikle 21-25 arasında parti yıllarını yaşayan kadının geleceğini mahvediyor, erkekler ise daha stabil bir çizgide ilerliyor. Daha fazla bilgiye şu referanstan ulaşabilirsiniz.

An external file that holds a picture, illustration, etc. Object name is nihms499028f1.jpg Şekil: Kadın ve erkeğin yaşa bağlı olarak ilişkilerinin kötüye gitme ihtimali (Ref)  

Yine yapılan araştırmalar, kadının erkekten aldığı spermler sebebiyle beyninde değişiklikler yaptığı ortaya çıkmış. Yani artan partner sayısı mikrokremizm(spermlerin kadının dnasını kısmen etkilemesi) ile kadını daha maskülen olmasına sebebiyet veriyor. Yani sizden bir parça kadının beyninin farklı bölgelerinde yer alıyor. (Ref)

Eğer kadın birçok erkekle birlikte olursa iyice saçmalamaya başlıyor, daha dışa dönük ve tesadüfi partner seçmesine neden oluyor. Bir yerde “sl.t face” veya “thousand c.ck stare” dediğimiz durum doğru denebilir. Erkekler için geçerli değil, çünkü onlar kadından bir sıvıyı vücutlarına kabul etmiyorlar. (Ref)

 

Sorun sizin seçiminizde, kadının değil

Bakire olmaması demek, 10+ adamla cinsellik yaşayıp, geceleri oradan oraya sürüklenmiş kırmızı alarmlarla dolu kadın seçmek değildir. O kadının seçimi budur belki? Prn.o sektörüne veya onlyfans’a bakın, hepsinin “psikolojik problemleri” veya “uyuşturucu bağımlısı” olduğunu söylemek ne kadar anlamlı? Amaçları sadece para kazanmak. Esas problem sizin böyle bir kadınla uzun süreli ilişki yaşama arzunuzdur ve sadece “ağır mavi haplı bir beta” olduğunuzu ispatlar. Hepsi bu. Kadın değil, siz suçlusunuz. Siz seçtiniz ya da kadını değiştirmeye çalıştınız.

 

Sadece Bakir Erkek Bakire Kadın İsteyebilir Miti

Bazı kadınların en önemli savunma mekanizması “erkek yapıyorsa kadın da yapar” olabilir. Maalesef feminenleşen toplumda bize satılan en büyük yalan budur. ERKEK VE KADININ CİNSELLİĞİ EŞİT DEĞİLDİR! Kadın seçimiyle, erkekse daha fazla seçilmesiyle değer kazanır. Bütün doğada böyledir. Erkek zamanla kendine değer katan bir varlık ki erkeğin seçilmesi onun değerli olduğunu gösterir. Alttaki tabloda da görüleceği gibi cinsel partnerin artması erkeğin mutluluğunu daha az düşürürken kadınınkini ciddi miktarda düşürmektedir. Özellikle 4 veya 6-10 partner arasında ciddi dalgalanmaların ve sınır değerlerin olduğunu görüyoruz. Avrupa ortalamaları da 10 partner üzerinde olan kadınların erkekler tarafından güvensiz bulunduğunu gösteriyor. Hatta 40+ üstüne partneri olan erkekler kadınlara çekici gelirken, 40+ partnere sahip kadınlar erkekler tarafından itici bulunuyor. Detaylıca burada açıklamıştık. 

Kadın artan oksitosin oranı bir daha aynı seviyeye gelemez ve bu aşamadan sonra özellikle 30’dan sonra evlenen kadın “beta öder” fazıyla ortalama, eşitlikçi, “seviyeli” ilişkiyi seçecektir. Podcastte dediğimiz gibi “o kadının ilk tercihi değilsiniz!

Şekil: Partner sayısı ve mutluluk ilişkisi (Referans)

Bu kadınları en büyük saldırısı “Kadının geçmişini önemseyeeeen erkeek güvensizdiiiir! Oysaki meselenin güvenle alakası yok, mesele “kadının hissedememesi.” Bazıları ise bu kadınlar yerine düşünerek “onlar da ister ya da sen kimsin” diye cımbızlama safsatası yaratabilir ama böyle kadınlarla zamanında çok etkileşimim oldu ve emin olun çoğunluğu da bu tarz duygusal ilişkilere zaten yaklaşmıyor, öyle bir beklentileri yok.  

Bazılarıysa “uzun süreli ilişki” harici deneyimlerini yaşanmamış kabul eder. Örneğin tek gece takılır ama sarhoştur hatırlamaz. En iyi arkadaşıyla yatar ama o bir hatadır, yaşanmamış varsayar. ABD’de bir boşanma haberi vardı. Kocasıyla bakireyken evlenen bir kadının yıllar sonra 5 erkeğe oral seks yaptığı ortaya çıktı mesela. Sadece klasik yöntemleri kullanmamışlar. Bu yüzden bakireliğe inanmak yerine podcastini yaptığımız “sevgilinin geçmişini anlama” argümanını doğru uygulamanızı tavsiye ederim. O size dürüst olmayabilir ama siz anlarsınız.

 

Kadın ve Erkeğin Seçimleri Yanlış Anlaşılıyor

Erkeğin temel stratejisi “gerçek arzuyu” yaratmaya çalışmak ve kısa süreli ilişkidir. Erkeğin stratejisi R. Tomassi’nin deyimiyle “unlimited access to unlimited sexuality” olmalı. Yani limitsiz cinselliğe limitsiz ulaşım! Kadının stratejisi ise “en iyi genetik materyale sahip erkekle uzun süreli ilişki olmalı.” Günümüzdeki feminenleşme stratejisyile alfa döller ve beta öder iyice ayrıştı.

Hipergamiyi “sadece en vahşi yatak macerasını alacağı erkek olarak tanımlamak” veya “kaynak sağlayan üst seviye erkekle evlilik” olarak görmek hatalıdır. Hipergami bir karar filtresidir, 2 uçta salınan bir kavramdır. Bir uç tamamen saf arzudur(alfa zonu), diğer uç ise saf minnet ya da korumacı düzlemdir(beta zonu). Her 2 ucunda %100 olması imkansızdır. Sadece erdem sinyallemeniz kadının size şefkat duymasına neden olabilir ama ıslanmayacaktır. Oysaki seksi, madde gibi davranan erdemsiz bir erkek için –tahmin bile edemeyeceğiniz-  azgın tarafını ortaya çıkartacaktır ama bu da uzun sürmeyecektir. 

 

Kısa vade-Alfa Zon:

  • %100a=YOK
  • %90a+%10b=Tek gecelik
  • %80a+%20b=Kısa Süreli (Fakbadi)

Ara Zon-Hipergaminin istediği:

  • %70-60a+%30-40b=Uzun Sür. (İdeal fakat nadir. Hem arzu sağlanıyor, hem kaynak.)

Uzun vade-Beta Zon: %80 erkeğin bulunduğu kısım:

  • %40a+%60b=Uzun süreli fakat erkeğin yatırım yaptığı (Bazen başkasının çocuğuna babalık yapılır.)
  • %30a+%70b=Kısa Süreli (Onlarca buluşma sonunda minnet cinselliği alınır.)
  • %20a+%80b=Friendzone (Cinsellik yok.)
  • %10a+%90b=Sugarddady (Paralı cinsellik.)
  • %100b=YOK

İdealde kadın hipergami dürtüsüne yenilirse beta zonda sıklıkla aldatmalar gerçekleşir. Kadınların temel stratejisi alfa karakterden çocuk yapıp, -gerekirse- beta ile büyütmektir. Çünkü “ara zondaki “ erkekler nadirdir. Aldatan kadın serisinde bunu anlatmıştık.

Siz en iyi kadını seçtiğinizi düşünseniz de o kadın 23 yaşına kadar bulabildiği “en seksi alfayla “ yatmak istiyor. Bu yüzden bakire kadın mitiniz hatalı. 50lerdeki stratejiyle aynı. Üst seviye kadınlara mı ulaşmak istiyorsunuz? Amacınız kaliteli bir erkek olmaya çalışmak olmalıdır. 

 

Erkeğin Stratejisi Ne Olmalıdır?

Sizin stratejiniz sizinle arzuyla sevişen bir kadın bulmadığınız ve sizden uzun süreli ilişki talep etmediği sürece bunu istememek olmamalıdır. Oysaki erkeğin modern stratejisi sonunu düşünmeden “bakireyse kapayım, güzel o zaman uzun süreli ilişkiye zorlamalıyım” şeklinde gelişiyor. İşte bakire kadın, mükemmel kadın, ruh eşi miti de buradan çıkıyor.

Gerçek arzuyu yaşayan erkekler bilir, kadınla buluştuğunuzda ıslaktır. Sırf sevişmek için evinize gelir, gecenin bir yarısı azdım diye size arar. İşte bunu hissetmek istiyorlar. Güvence, erdem, gelecek ya da para umurlarında değil(bunlar beta yönleri). Sadece arzuyu damarlarında, içlerinde ruhlarında hissetmek umurlarında! Burada temel amaç en iyi genetik materyali kısa sürede elde etmek! Tabiiki vahşi seks istiyorlar. Bunu başardıklarında istediği seks olmadıysa sıradakine geçiyor, olduysa duruma göre “uzun süreli” ilişki talep ediyor.

 

Son Söz

Bekaret günümüzde sosyal yapılanmalarla önemsizleşti fakat geçmişi her zaman önemli olacak ve bunun özürü yoktur. O kadın sizinle uzun süreli ilişki/evlilik istiyorsa, bunun tek yolu “sınırsız sekse sınırsız ulaşım” stratejinize karşı elinde iyi bir kart olmasıdır. Bu da “güzellik”, “sadakat” ve “az ilişki yaşadığı temiz bir geçmişle” mümkün olabilir. Çünkü karşılığında o kadına kaynaklarınızı vermiş olacaksınız. Kadınlara ulaşımı olan bir alfa iseniz bundan ödün vererek %30-40 betalaşmalı ve “performans yükünü” kabul etmelisiniz.

2 bölümde bekareti erkek ve kadın bakış açısından olabildiği kadar objektif incelemeye çalıştım. Umarım yardımcı olmuştur.

Fon: Beyond Twilight – The Path Of Darkness

(Makaleyi oylamayı ihtmal etmeyin.)

Bakirelik Önemli Mi? (1. Bölüm)

Bakirelik Önemli Mi?

(Bölüm-1)

Bu çağın sorusu sanırım, bakirelik önemli mi? Türkiye’de bunun üstüne kurulmuş siteler var. Özellikle bizim gibi Ortadoğu tadanslı ülkelerin normu bu. Türkiye’nin sosyolojik olarak “yönlendirilmeye” başlandığı ve birliği kurma düşüncelerini dile getiren sosyolog Ziya Gökalp’ın genel görüşü şuydu: “Batılaşmalıyız fakat İslam kültüründen gelen ahlak kavramını alarak ve bunu dini konumda değerlendirmeden, kendi kimliğimi koruyarak başarmalıyız.”

İnsan izole değil psiko-sosyal bir varlıktır. “Kendi değerlerimizi koruyarak batılaşmak” kavramı oturmuştur. İslam etkisi altında olduğumuz için toplumsal norm olarak “bakireliği” önemsiyoruz. Tabii “çocuğun kendinden olduğundan emin olma ve kaynaklarını boşuna harcamamayı” içeren evrimsel nedenleri de varsa da bence oldukça zayıfladı. Bu durum günümüzde daha çok psiko-sosyal etkilerle ayakta duruyor. İnsanların tek eşlilik ile çok eşlilik arasında kalmış varlıklar olduğunu da unutmamak gerekir. Bakireliğe toplumdan topluma değişen oranlarda değer vermemizde önem arz eder (ref).

Sadece Türkiye’de değil, katolik kültürün etkin olduğu diğer ülkelerde de hatta siyah hap kavramında bile bu ideal var. Bilinçaltında hep “Kadına insanüstü anlamlar yüklemek, kutsallaştırma ve bakire olmasını isteme” miti mevcut.

Bakirelik İsteği=Ruh Eşi Mitini Besler

Önce aklınıza şunu sokmalısınız “Kadın insanüstü değildir, insanlar kusurlu olmak zorundadır. Bakireliği  önemsemeniz özel kadını aramanıza neden olur. Amacınız “altın kadını, tek boynuzlu atı (unicorn), özetle özel-biricik ruh eşini elde etmeye dönüşür. Bunu çoğu inkar eder ve kadınların %95ine “kaşar” muamelesi yaparak küçümser. Bakirelik önemli mi? Sorusuna takılırsanız siz de aynı hatayı yapmış olursunuz. Bakire kadın temiz ya da iyi niyetli kadın anlamına gelmez. Sadece tabuları yüzünden bunu yapamayan kadın anlamına gelir. Mesele bunu yapabilmesine rağmen az ilişki yaşayan kadındır. Yani cinsel özgürlüğünü doğru kişi(ler) için kullanabilenlerdir.

Kırmızı hap kavramında yanlış anlaşılan en önemli konu bu. Kendinize yatırım yapın, kadın esas amacınız olmasın mottosunu; kadınları küçümseyin olarak algılıyor. Sonra düşük iqlu feministlerin eline “işte red pilcisin!?!” gibi zırva argümanlar vermiş oluyorsunuz.  

Unutmayın neye inanırsanız, ona uygun bir hayat yaşarsınız. Örneğin yalanlara inanırsanız, bakire bir kadın tarafından aldatılırsınız. İnsellerin yaptığı gibi tipin her şey olduğuna inanırsanız kendi kendini gerçekleştiren kehanet gibi cinsellik yaşayamamaya devam edersiniz. Kadının özel bir varlık olduğunu düşünürseniz, o kadın size sahibiniz gibi yanıt verir. Ne demişler? “Ona ünlü biri gibi davranırsan, sana fan muamelesi yapar.

Bahsettiklerimden “kadın her istedğiyle yatabilir, bunda özgürdür” anlamını çıkartmayın, kadının cinsel partner sayısı önemlidir. Artan sayıyla birlikte uzun süreli ilişkileri ciddi anlamda zayıflar fakat bunu 2. bölümde işleyeceğiz. 

Kadın temelde kaliteli apex-prime erkeğe, erkekse sayıca çok kadına ulaşmaya çalışır. Cinslerin genel stratejisi budur. Yani çok erkeği denemeye çalışan kadının feminen toplumun yanlış yönlendirmesi sonucu değerini kaybeder ama bu bakireliği anlamlı yapmaz.

Kadın doğası nasıldır? Ne ister?

Kadın 15 yaşından sonra cinselliğini keşfedip, bunu kullanmak için yapılanan bir varlıktır. Her nasıl erkekler seks düşünüyorsa, kadınlar da seksi erkekleri özellikle yumurtlama dönemi esnasında düşünür ve kısa dönemde maskülen fiziksel özellikler üstünden sevişmeye çalışır. Bunu baskılayabilirsiniz ama gerçekler değişmeyecektir.

Kadın bir “değer” olarak dünyaya gelir, bu ne demek? Baştaki 100lük değeri cinselliği kontrol etmesini sağlar. Bunu doğru seçimler yaparak koruduğu sürece üst seviye erkekler tarafından tercih edilir ama erkeğin ve kadının cinsel stratejileri sıklıkla çatışır. Kadın en baştan erkeğe erişimi olduğu için, bunu hunharca kullanabilir ve hep böyle süreceği yanılsaması içindedir, erkekse az ilişki yaşamış kadın tercih eder ve bunu bazen “bakirelik” olarak abartır. Arada bir denge kurulmaması dönemsel olarak dengenin erkeğe ya da kadına geçmesine neden olur. Örneğin 1950lerde kadar erkekteydi fakat 1965den feminizmle birlikte sonra kadına geçti.

Hatalı Görüşler:

-Bakire kadın bulursam pair-ponding sağlarım.

+Hayır!

20 yaşını geçip de cinsel deneyim yaşamayan kadın azdır. Vajinal yöntem hariç her şeyi denemiş olabilir ve bu yöntemle de pair-bonding sağlayabilir. Tabuları sebebiyle böyle yaşayan kadınlar genellikle daha sorunlu oluyor ve ileride acısını çıkartıyorlar. Sadece siz onu “bakire” sanıyorsunuz, oysaki sadece vajinal yöntemi denememiş oluyorlar, bunun örneğini geçmişte anlatmıştım

Baskılıyor olmanız onun en seksi erkeğe 23 yaşında ulaşmaya çalışmasını engellemeyecektir. İdealde bakire bir kadın aramak erkek stratejisi için uygundur fakat realitede 2 türün stratejileri çatışacağı için erkeğin buna ulaşmaya çalışması “ruh eşi” sendromunu tepeye çıkartacaktır. Eğer dışarı kapalı bir toplumda yaşamıyorsanız Amiş değilseniz örneğin, cinsellikten zevk de almaya çalışıyorsanız ilk amacınız bakire değil, arzularını kontrol etmeyi başarmış, her gördüğüyle yatmayan bir kadını aramak olmalıdır. 

-Bakire olmayan kadında telegomi sebebiyle başka erkeklerin de genetiği çocuğuma aktarılır!?

+Tam doğru değil.

Öncelikli olarak kadının servikal filtresi erkeğin spermlerini seri-monogamik ilişkide imha eder, hem de her döngü sonucunda bu yumurta vücuttan atılır. Telegoni şu an sineklerde çalışıldı ve sineğin ilk partnerinin doğan yumurtanın boyutunu etkilediği bulundu ve bu çalışmalar arka arkaya dölleme sonucu elde edildi. Yani kadın yumurtası gelişmeden önce ve sonra dölleniyor, ardından araştırma yapılıyor ve sonuçta sadece yumurta boyutunun geliştiği, genetik aktarmın olmadığı görülüyor. Oysaki uzun bir süreç sonunda bu spermin yumurtayı nasıl etkilediğini bilmiyoruz, yalnız kadına etkisi olduğunu biliyoruz. Yani geçmiş ilişkilerinde kadının içine boşalındıysa ilgili genetik kalıntılar, kadının beyninde bulunabiliyor. Oranı özellikle bilinçli düşük yapan kadınlarda yüksek, hücre bazında %0.02’e kadar çıkabiliyor) (Ref1, Ref2).  

Kadının süresi kısa. Erkeğin bunu anlamasına imkan yok fakat kadın içten içe her sene geçtiğinde daha da farkına varıyor ve bu yüzden “duvara çarpmaktan” bahsediyoruz. 27 yaşından sonra ilk-aydınlanma, 30 yaşında ise aydınlanma çağına giren ve doğurganlığının sınırlı olduğunu, güzelliğinin solduğunu farkeden kadın size göre daha acımasız olmalı ve hipergamiye göre en iyisini seçmeye odaklanmalıdır. Bu yüzden ayrılık acısı çekme lüksü yoktur mesela. İşte erkeğin sindiremediği gerçek budur.

Bakire bile olsa; arayıştaki kadın sizden önce farklı deneyimler yaşamış olabilir. Özellikle bakireliğin ilk öncelikte tutulduğu kültürlerde kadın yaşadığı cinselliği saklamak için büyük çaba gösterecektir, vaijnal yöntem harici her şeyi deneyecektir ve bundan zevk alacaktır. Açıkçası ben sadece vajinal yöntemle sevişmesini tercih ederim ki burada vanilya ve hayvani seksi ayırmak lazım. 

Yabancılar seksi 2’e ayırır, vanilya seks ve hayvani seks. Vanilya seks gelenekseldir, misyoner pozisyonunda bir birleşme olur ve biter, hayvani seks ise arzu doludur, saatler sürer, kan ve ter içinde sevişilir, her türlü fantezi yaşanır, porno filmde gördükleriniz solda sıfır kalır ve o kadın güçlü şekilde oksitosin salgılar, evet! Buna pair-bonding diyoruz. Eğer o kadın o erkeğe karşı “doğal bir arzu” duyuyorsa bağlanacaktır. Erkek bunu önemsemeyebilir ama kısa süreli ilişkiyi kadın kullandığını biliyor bile olsa devam ettirir. Esas problem devamlı çok sayıda erkekle vahşi seks almasıdır. Bu durumda size bağlanması imkansız hale gelir.

Mesele Oksitosin

Benzeri sizin için de geçerli, o kadınla anlaşacağınızı nereden biliyorsunuz? Belki kadın 8/10 ama yaşayacağınız düzey vanilya! Bu şu demek: O ilişki sürmeyecek. Çünkü oksitosin yok. Hem onun için hem sizin için kötü ama erkek “o özel kadını” aradığı için vazgeçemez, çünkü o bakiredir! Oysaki kadının ne düşündüğünüz umurunda değil, dürtüleri farklı şeyler söylüyor. Siz onu malınız sanırken, o başka erkeklerle olmak isteyecektir.

Siz bakire olarak evlendiğiniz kadınla ten uyumu sağlayamazsanız (ki önceden sevişmediğiniz için bu büyük bir kumardır) ve hayvani seksi başaramaz veya o kadına güvence sağlayamazsanız, muhtaç bir karakter gösterirseniz kısa sürede ayrılırsınız. İstatistikler erken evliliklerin %50 oranında bittiğini gösteriyor, kadın söylenerek sizden kısa süre sonra boşanıp , aynı piyasaya dönmeye çalışacaktır hem de özgür olarak! Üstelik sizin ilk dokunduğunuz kadın “tabularını” aşmasıyla hayvani sekse ulaşmak için her şeyi deneyecektir. Sonra gider ağlarsaınız. “Benim meleğim, ilk defa dokunduğum kadın başkasıyla birlikte” diye… Çünkü kadına insanüstü anlamlar yüklediniz. Porno film sektörüne bakın herkes melek yüzlü.

Kaldıki gereğinden fazla betalaştığınız ilişkide %90 aldatılacaksınız. Örneğin hem vanilya düzeyinden hallice sevişiyorsunuz hem de kariyeriniz kötü. Yani hipergami denklemine göre hem doğal arzu yok, hem de güvenlik(duygusal veya ekonomik) sağlayamıyorsunuz. Bu kadın gözünde değersizsiniz demektir, aranızdaki anlaşma bozulur ve kadın sizi aldatmayı rasyonelleştirir.

Bunları aldatan kadın serisinde uzun uzun anlattım. İnternette biraz gezin “kocam benimle sevişmiyor!!” diyenleri göreceksiniz, bu konuda benden tavsiye alan erkek ve kadınlar oldu. Bu gerçek. Bakire olarak evlenmiş ve kocamı aldatacağım kendimi tutamıyorum ama ayrılamıyorum diyen kadınlarla konuştum.  

Bitirmeden son şunu diyebilirim ki bakire kadın arayışınız hayal kırıklıklarınızı besleyecek en önemli sebeplerin başında gelir. İdealde bakirelik erkeğin stratejisi gibi de görünse uzun vadede sorun çıkartacaktır. O kadınla evlenseniz bile ileride boşanma ihtimaliniz çok yüksek. Onu elde ettiğinizi düşünmeniz hipergami gerçeğini değiştirmiyor. Sonrasında yaşayacağınız yıkım “ruh eşi” saplantısı ve “bakireydi, ilk benimle olmuştu” düşünceleri yüzünden daha büyük olacaktır. Bunu unutmayın. 

2. Bölüm için tıklayın.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

İlişkilerde Dark Triad Pratikleri: Psikopatlık

İlişkilerde Dark Triad Pratikleri: Psikopatlık

İlişkilerde dark triad pratikleri çok geldiği için yazmaya karar verdim, çünkü çok fazla yanlış bilgi dolaşıyor. Örneğin: “Hocam alfa olmak için ne yaparım? Dark triadlı davranınca kadını bağlar mıyım? Muska tarifleri var mı?” filan. Yanlış anlaşılmasın bu hataları zamanında ben de yaptım. Dark triad’ın narsisistik kısmını geçmişte açıklamıştık. Psikopatlık ilginç şekilde kara 3lemenin bütün özelliklerini kendinde barındırır.

Hipergami denklemi doğru algılanmadığı zaman dark triad (kara 3leme) içinde narsisizm-psikopati-makyavelizm yanlış anlaşılıyor. Denkleme göre 2 uç mevcut bir taraf kısa süreli strateji olan kadında arzu oluşturan alfa döller, diğer kısmı ise beta öder olan uzun süreli ilişki stratejisi. Dark triad’ı uygulayanlar çoğunun amacı kısa süreli değil, uzun süreli ilişkide kadını elde tutmak. İşte bu yüzden dark triad çalışmaz!

Dark triad genel olarak uçtaki alfa karakterde de görünebilen bir özellik, çoğu seri katil psikopattır ve hapishaneler bunlarla dolu. Örneğin orta-çağda ünlü siyasetçi Machiavelli, liderlerin çoğu dark triad sahibi. Ama bu davranış paterni sonuçta kısa süreli ilişkiyi öngörüyor. Siz ise “o kadını nasıl yönetirim” mottosu altında dark triadı ve psikopatlığı seçerseniz uzun süreli ilişki beta hayalleriyle alfa hareketleri yapmış oluyorsunuz.

Evet, dark triad kadında doğal çekim oluşturur, psikopatlara giden mektuplar bunun örneğidir ama psikopatlar, kadınları “elde tutamaz, tutmakla ilgilenmez!” Zaten en önemli davranış paternleri “empati duyamamaktır.” Siz kadına yatırım yaptığınız anda kandırmış oluyorsunuz fakat onda oluşan his fark etmiyor. Anca kısa süreli çekim duyuyor.

Çeşitli Araştırmalar

Araştırmalar da bunu gösteriyor. Örneğin şuradaki referansa göre kadınlar psikopatiden etkileniyor ve aşık olabiliyorlar ama uzun süreli stratejide işler tersine dönüyor, kadın bir süre sonra bu işin sürmeyeceğini fark edip, sizden “iyi baba” olmayacağına karar verip daha uyumlu adaylara yöneliyor. Çünkü hipergaminin “uzun ilişki”, güven verme, sadakat  tarafını tatmin edememiş oluyorsunuz. Buradan da şu yanılgı anlaşılır sanırım. Kadın alfalara arzu duyabilir ama onlarla her zaman ilişki hayal etmez veya bunu başaramaz.

Feminen zorbacı sistemin dayattığı durumlardan biri hatırlarsanız buydu: “Kötü çocuklarla birlikte ol, zamanı geldiğinde anlayışlı erkeklerin de seksi olduğunu göreceksin.” Sen dark triad taklidi yaparak ne beta oluyorsun ne alfa oluyorsun, taklit yaptığın için terk edildiğinde bir de ayrılık acısı yaşıyorsun.

Daha ilginci ise psikopatlık, anti-sosyal kişilik bozukluğu ve narsisistlik kişilik bozukluğu olan kadınlarda ortaya çıkıyor. Araştırmalara göre aktör karakter böyle bir kadınsa erkek daha çok bağlanıyor, kaygı geliştiriyor, kendini beğendirme ve kaybetmeme kaygısına sahip oluyor. Demek ki sorunlu toksik kadınları baştan hayatımızdan çıkartmalıyız ki ileride problem yaşamayalım.

Psikopatlığın Gelişimi ve Göstergeleri Nelerdir?

Psikopatlığın hem sosyal hem genetik ortaklıkla ortaya çıktığı biliniyor. Ebeveynliğin ceza ve ödül sistemindeki düzensizliği, yetersiz ilgi düzeyi, anti-sosyal veya psikopatik ebeveyn, ebeveynin madde kullanması, anne-baba boşanmaları ve tabiiki taciz psikopatiye neden olabiliyor. Bu konuyla ilgili Alfred Hitchcock’un yönetmenliğini üstlendiği Psycho’u şiddetle izlemenizi öneririm.

Bu eğilim erkeklerde veya kadınlarda olabiliyor ama evrimsel olarak erkeklerde aynı narsisizm gibi daha çok görünür ve bünyesinde hem narsisistik hem de makyavel nitelikler taşıyabilir. Araştırmalara göre her ne kadar bağlanamasalarda PCL-R (gözden geçirilmiş psikopat envanteri) puanına göre “sevgi” hissedebilirler. 40 maddeden oluşan bu listenin 30 tanesine sahipseniz popüler psikopatlarla aynı nitelikleri taşıyorsunuz demektir (ted bundy vs). Şüpheli bireylerin puanı 22 ve altındaysa ailelerine karşı sevgi gösterebildikleri görülmüş. Bu tipler aramızda dolaşır fakat pek fark etmeyiz. Birini sevmeseler de sevilmekten hoşlanırlar hatta evlenen psikoplatlar bile vardır (Ref). Genel özellikleri şöyle sınıflandırılabilir:

  • Empati, korku, suçluluk hissetmezler.
  • Duygusal bağlanma hissetmezler.
  • Narsist olurlar.
  • Yüzeysel etkiliyiciliğe sahiptirler.
  • Sadakatleri yoktur.
  • Manipüle ederler.
  • Düşünmeden risk alırlar.
  • Uzun vade planları yoktur.
  • Patolojik olarak yalan söylerler.
  • Seksüel olarak tesadüfidirler.
  • Sorumluluk almazlar.
  • Çocukluk döneminde problem yaşamış olabilirler. (Ref)

 

Aman Dikkat!

Bir laf vardır, zehrin ne kadarının sizi zehirleyeceğini bilemezsiniz, eğer stratejik olarak ilişkilerde dark triad pratikleri psikopatlık yöntemini kullanmak isterseniz ve tadını kaçırırsanız alfa stratejiniz kısa sürede beta karaktere dönüşmenize ve zırhınızı kaybedip, şiddetli şekilde o kadının peşinden koşmanıza neden olacaktır. Gerçek bir psikopat “suçluluk” hissetmez ama siz hissedersiniz. Dark triad alfa karakter ve kısa süreli ilişki stratejisidir. Bu yöntemle ilişki yönetemezsiniz!

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Ahh Keşke 50lerde Yaşasaydık!

Ahh Keşke 50’lerde Yaşasaydık!

Bu miti çeşitli mgtow komünlerinde, klasik muhafazakar görüş sahiplerinde, hatta kırmızı hapa yeni girenlerde görürsünüz. İnseller bile aynı şeyi sayıklar: “oyunu kuralları değişti, kadınların beklentileri arttı, hepsinden nefret ediyoruz!! Suçlu kadınlar! Ahh keşke 50’lerde yaşasaydık!

Bu erkekler gerçek arzuyu tanımadıkları için ideal ilişkinin bu olduğu yanılsaması içindeler.

Düşünce kalıpları şuna benziyor: “Çünkü o zamanlar erkekler erkek gibiydi, ailenin direğiydi, kadınlar sadıktı vs vs.” Hayır! Bunlar tam olarak sağlayıcı beta zihniyetidir, erkeğin kendi potansiyelini yok sayması ve monogamiye sarılmasıdır. Nasıl yani?

Çok basit bir soru: “O kadının mı sizi becermesini isterdiniz? Yoksa siz mi o kadını becermek isterdiniz?” Ben ilkini tercih ederdim ve bunu yapmayan kadınlara yıllardır en ufak yatırım yapmıyorum. Çünkü ilk kısım “alfa döller”, ikinci kısım “beta öder” seçeneğine aittir. Biri gerçek arzuyla diğeri takasla elde edilir.

1950lerde ilk opsiyon yok denecek kadar azdı. Kadınlar kendi potansiyellerinin farkında değillerdi, zaten yapma şansları da yoktu. Evet hissediyorlardı ama bu seçimlerinin onlara ağır geri dönüşleri mevcuttu.

Şekil: 1950’lerden mutlu aile kesiti

Hipergami neydi? Hipergami emekti!

Hayır değildi! Hipergami 2 uçtan oluşur, üstte dediğimiz gibi “alfa döller, beta öder”.  50lerde beta ödüyordu, o kadın arzu duyduğu için değil, zorunda olduğu için sizinleydi. Örneğin “alfa döller” kısmında “hiç emek yoktur!” Siz hangisini istiyorsunuz?

Böyle denildiğinde çoğu kişinin zihninde yanlış bir imaj oluşuyor ki alfa ve betayı yanlış tanımak yazımda anlatmıştım. Beta başarısız, karaktersiz, sorumsuz olan değildir, beta kurallara uygun yaşayan, çoğunlukla beyaz yaka olan, uyumlu bireydir. Kendi gen aktarımı sorununu çözmek için tek kadına yatırımı tercih eder. Bir kadını çok sever ve her şeyi yaparsa kadın ona yapay da olsa bağlanır ve sorunu aşabilir. Örneğin 50lerdeki bu strateji modern dönemde erkek 30+ tek çocuklu annelere yönelim olarak değişti. Hem bu kadınlar kolay elde edilebilir, hem de tekrardan çocuk yapabilirler.  Yani sağlayıcı olur.

Oysaki kadınların bir ilişki için tek seçeneğinin bu olmadığı bilinçaltı düzeyde yazılıdır. Alfa taraf ise yatırım yapmadan kadında doğal arzuyu oluşturur. Bir gecede; konuşmasıyla, dokunmasıyla kadını yükseltir ve yatağa geçer. Gerçek arzuya kim karşı gelebilir? Sıkıntı şu ki alfa karakterin(%80-90) etkin olduğu ilişkide yatırım yoktur ve yatırım yoksa kadın bunun sonuçlarını ağır öder!

İşte bu yüzden 50lerde alfa denkleme daha az dahildi. Özellikle dinler etkisiyle asırlardır evlilik kurumu sayesinde her erkeğe bir kadın stratejisi işliyordu. Oysaki kadın 2sini de istiyor. Yani hem arzu duymak hem de uzun süreli ilişkinin “destek” kısmından yararlanmak istiyor. Aksi halde alfa döller tarafı da kadının yıllar geçtikçe dezavantajına olan bir şey. Formülde biri eksikse kadın tamamlanmıyor.

50lerde ilişki anlayışı nasıldı?

O dönemde seks alabilmek için kaynak sahibi olmak gerekiyordu. Bütün sorumluluk erkekteydi. Kadınlar da gerçek arzunun ne olduğunu pek bilmiyordu. Bilse de tadamıyordu, çünkü opsiyonları kısıtlıydı, hamile kalmaları büyük sorunlara yol açabilir bütün toplum tarafından dışlanabilirlerdi. Yani toplum kuralları kadınlarda arzu oluşturan “alfa döller” opsiyonunu “sınırlandırmıştı.” 60larda önce doğum kontrol hapı ardından feminizmle cinsel devrim gerçekleştikten sonra işler değişti. Fiziksel ve sosyal düzeyde kadınlar çocuk sorumluluğu almadan hipergaminin alfa döller kısmını deneyimlemeye başladılar ve 70lerin sonu 80lerin başında boşanma oranları pik noktasına ulaştı, ardından eğitimli kadınlar için bu oran düşerken, eğitimsizler için artış dönemsel olarak devam etti! Evlilikler %50 oranda boşanmayla sonuçlanıyordu. İlerleyen zamanda evliliker artmasa da birlikte yaşamın arttığını görüyoruz. (Referans: Evolution of Divorce İstatistikleri)

Kadının temel beklentisi hem arzu duyduğu hem sağlayıcı birine ulaşabilmek. Rollo Tomassi bir podcastinde şöyle diyor:

“Kadınlar modern dönemde neden 30 yaşında aydınlanma çağına ulaşıp, zamanım geçiyor diye panik yapıyorki? Zaten pik noktalarına 23 yaşında ulaşıyorlar!”

Neden 30larda fark ediyorlar? Çünkü gynocentric(feminen baskıcı sistem) düzen kadınların da erkek gibi olduğu yanılsamasını ve alfa döller tarafında kalmalarını öneriyor. “Her erkeği dene, sonunda sağlayıcı bul.” Siz bu oyuna alet olup kendini tüketmiş bir kadınla evlenmiş oluyorsunuz ya da o kadın mutsuz olarak hayatına devam ediyor. Bunun diğer kutbu olan 50ler de bu konuda başarısızdı. Kadınların kendi doğalarını tam yaşayamadıkları için arzu oluşmadan cinsellik yaşadıkları “beta öder” tarafında kalmaları da büyük sorundu. Sonuçta beta öderi öven “ahh keşke 50’lerde yaşasaydık!” diye üzülen erkek gruplar oluşuyor.

Feminizmin başardığı bir diğer konuda çirkin kadınlara mavi hap satmak oldu. Önceden feminenleşen toplum yazısında bahsettiğim gibi, çirkin kadınlar bu akıma sarıldı, çünkü cinsel pazar değeri düşük kadınlar %20’deki erkekleri kafesliyemiyorsa, onlardan yararlanıp beta öder tarafında güvenli birliktelik kurmalıydılar, o da olmadı nafaka ile güvenli bir yaşam sürmeliydiler. Yani kadınların çoğulcu, çift taraflı seçimleri yüzünden bunlar ortaya çıktı. Önceden monogamik yaklaşım erkeğin avantajıyken şimdilerde “evliysen öyle kalacaksın ya da boşanırsan kadının her türlü ihtiyacını karşışamak zorundasın” ile değişti. Yani kadın doğumda kendisine verilen değerin yine kendileri tarafından hızlıca tüketilmesini erkeğe ödetmeye çalışıyor. 

Rollo Tomassi’den güzel bir alıntı yapayım: “Bir tarafın cinsel stratejisinin gerçekleşmesi, diğer tarafın cinsel stratejisine boyun eğmesiyle mümkündür. 2si aynı anda gerçekleşemez.”

Alfa neydi? Alfa sahiplenmekti?

Eğer ki “hiç düzgün kadın kalmamış, ben kiminle evleneceğim” diye düşünüyorsanız kendi doğanızı bastırmış, daha doğrusu feminen-baskıcı sistemin tam yapmak istediği üstünüzde işe yaramış demektir. Bu tipik mavi hap yapılanmasındaki beta düşüncesidir. Üzülmeyin erkeklerin %80ni böyle, çoğunluk da bunu isteyerek kabulleniyor. “Daha güzelini bulamam” diye düşünerek kadını hemen kafeslemeye çalışıyor mesela. Oysaki o kadının sizin yanınızda durmak için mücadele etmesi, aksi halde sizin başka kadınlarla yatacağını bilerek çıldırması lazım. 

“Sayı, çok seks; kadının değil, erkeğin doğasıdır.” Cinsel devrim de gerçekleştiğine göre önce kendi beta zihniyetinzden, ardından kadının kafasında oluşan “benimle oldu, benimle ilişki de ister bu şimdi” sinyallemesinden kaçınmanız gerekiyor.

Rollo Tomassi erkeğin doğası için ne diyor? Unlimited acess to unlimited sexuality.

Hala KH ile haşır neşir olan çoğu erkek bile tam anlamıyla hipergami eşitliğini anlamıyor, daha acısı en alfa benim diye ortada gezerken, “bunun bir kişilik değil bir duruş olduğunu” anlamıyor ve sözde dark triad yaparken sadece bir beta olduğunu farketmiyor çünkü kendi fantezi dünyasında alfayı istediği gibi tanımlıyor, acımasız görünmeyi, kadınlara s.ttir çekmeyi özümsemeye çalışıyor ve daha kötüsü ideallerine uydurmaya çalışıyor. Hala inatla özel kadını arıyor, özel kadın harici bütün kadınları 2. Sınıf görüyor. 2012lerde Türkiye’de inci-sözlükte “tcma(they call me alpha)”, “bunu çok sık yapmam” diye biri çıkmıştı, aynı sıkıntılar orada da mevcuttu ve erkeklere benzer yanılsamayı satıyordu. Ekşi Sözlükte de bu konuda çok yanlış yönlendirmeler ve işin “nefret” aşamasında kalmış kişi mevcut. Hipergami her kadında olmaz diyen mi ararsın, alfa erkeği yanlış tanımlayan mı? Yoksa bütün kadınlar kaşardır diyen mi? “Kırmızı hapın amacı bir tarafı suçlamak değil, kadın-erkek ilişki dinamiğini doğru anlamaktır.”

En güçlü benim diye gezmek, devamlı seri monogami yaşayıp (3 ay bir kadın, 6 ay diğer kadın sonra 1 sene kimse yok vs.) ardından ayrılık acısında debelenmek, bütün kadınları 2. sınıf görmek alfa karakter özelliği değildir.

Özetle

Başta da dediğim gibi, 50lerde yaşamayı istemezdim ve “bir kadının beni becermesini tercih ederim”. Çünkü bunun karşılığı “gerçek arzudur.” Artık hipergami aşırı serbest, kadınların ne amaçladığını en azından kırmızı hap yapılanmasını sindirmiş erkekler biliyor. Bazıları bunu sindiremeyip mgtow veya insel oluyor. 50lerdeki evliliği hayal etmeyin ve ancak size gerçek arzuyu sağlayan bir kadına kaynaklarınızı açabilirsiniz, bunun haricinde tamamiyle alfa döller kısmında kalmanızı tavsiye ederim. 

Sen özel kadını aramayacaksın ve işin kadını yargılamak da değil, stratejiniz gereği cinselliğini yaşayacaksın, kadın “seçme” yeteneğiyle özel adamı arayacak ya da kendini bir erkek stratejisi olan sınırsızlık cinsellikle tüketecek. Senin o kadını kurtarma gibi bir misyonun yok. Ne 30’dan önce ne de sonra.

Bırakın oyun oynansın. Size sadece doğru hamleyi yapın.

Unutmayn, kadınlar suçlu değil, sadece bu sürece neden oldular. Erkeğin yapması gerekense suçlamak değil, performans yükümlülüğüdür. Erkek söylenmek için değil, çözüm üretmek için yaratılmıştır.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Feminenleşen Toplumda Cinsiyetsizleştirme Politikaları

Feminenleşen Toplumda Cinsiyetsizleştirme Politikaları

Feminenleşen toplumda erkeğin rolü ve feminen merkezci sistemi eleştirmiştik, bu bölümde de cinsiyetsizleştirme politikaları ve kadın üstünlüğünden bahsedelim.

2. Feminist dalgadan bu yana onca teknolojik ve bilimsel gelişme yapması beklenen kadınların tek söyleminin “ÖZGÜRCE, EŞİTÇE CİNSELLİK” olduğunu görüyoruz. Açın bakın wiki’e, pankartlardan, feminist manifestoların hepsinde bu var. Amaç hipergamiyi sınırsız hale getirmek. Eğer kadınların yattıkları alfa erkekler, onlara “duygusal, ekonomik” sağlayıcılık da verseydi, muhtemelen hiçbiri olmayacaktı ki bunu alan nadir kadının zaten mutlu olduğunu görüyoruz.

Boşanan Erkekler ve Üvey Babalar

Denklemin bir tarafında alfalar olsa da bir tarafında da yanlış kararlarla erken evlilik sonucu boşanan erkekler var. Belki alfalar çocuklarının olduğunun bile farkında değil fakat boşanan erkekler bunun farkında ve çoğunluğu depresyona giriyor ve kadınların 2.4 katı kadar intihar ediyor. Boşanmada eşitlik mi? Demokrasi mi? ÖYLE BİR ŞEY YOK! Bunu aklınıza sokun.

Dünyadaki en zengin veya refaha ulaşan kadınların istatistiksel olarak girişimcilik yerine nafaka ile bunu başardığını biliyor muydunuz? Feminen toplumda boşanma özendiriliyor çünkü avantajlı ve çoğu kadın için boşanma bir çeşit kar sağlama kurumuna dönüşmüş durumda. Eğer kadın yararına anlaşmaya gitmezseniz mahkeme otomatik olarak nafaka bağlıyor ve mal varlıklarının yarısını alıyor. Erkeklerin tamamıyla zararlı çıktığı bir durum. Sadece kadın değil erkek de boşanmak isteyebilir ama yap-a-mıyor. İlgili olarak Richard Cooper’ın kısa podcastini izlemenizi tavsiye ederim. Boşanmış erkekleri bekleyen kötü sonuçlar var.

Üvey Ebeveynler ve İstismar

Üvey babaların çocukları 8 kat daha fazla istismara uğrattığını biliyor muydunuz? Eğer bunu yaşamadıysanız şanslısınız demektir ve bir sorun çıktığında öz-babanın çocuk üstünde hiçbir söz hakkı yok. Çünkü feminen-zorbacı sistem buna engel oluyor, mahkeme çocuğun haklarını %87 ihtimalle anneye veriyor! Üvey baba çocuğunuzu mu dövdü? Anne “oğlan hakketti” dediyse göz yummak zorundasınız, kendi çocuğunuz üstünde nafaka vermek harici hukuki hakkınız yok! Tabii üvey babanın ağzını burnunu da kırabilirsiniz. Bu üvey babaların çoğunluğunun beta olduğunu ve esas amaçlarının kendi genetik materyallerini aktarmak için çocuklu anneyi seçip, üremeye çalıştıklarını biliyor musunuz? Çünkü bekar ve genç bir kadını elde edemiyorlar! (Tabii azınlıktaki “iyi üvey babaları” tenzih ederim.)

Artan Cuckold Fantezileri

Sizin bir çocuğunuz yok fakat “bir alfanın çocuğunu büyütüyorsunuz!” İşte bu cuckold’un kendisidir. Erkeklere diğer erkekler normal gelmeye başladı. Oysaki yıllar önce cinayet sebebiydi. Hatta doğada hala böyledir. Erkek aslan, grubu domine ettiğinde, dişilerin önceki alfalardan kalan çocuklarını öldürür. Fark ettiniz mi? Porno sektörüne bile son dönemde cuckold ve swinger girdi, twitter bunlarla çalkalanır oldu. Fantezilerin “normalleştirilmesi” bile bu sürecin bir sonucudur.

Size basit bir örnk vereyim. Ekşi’de cuckold/swinger üzerine tarafsız psikanalitik düzlemde bir entry yazmıştım ve görüşlerimi psikolog Dr. Otto Kernberg ile destekledim ve deli gibi eksi aldı, inatla da silmedim. Hatta bazı erkeklerden bizimle olur musun diye teklif geldi, bazıları karın var mı diye sordu! Yazdıklarım adamı tahrik etmiş, inanabiliyor musunuz? Neden? Çünkü cuckold olmak, karınızı başka bir erkekle paylaşmak bile normalleşiyor. Swinger konusundaki eleştirim 2017 yılında ekşi-şeylerde yayınlanmıştı. Özetle; “yapmayın, çünkü ne hissedeceğinizi bilemezsiniz” demiştim.

Cinsiyetsizleştirmeyi Destekleyen Görüşler

Amaç tek tip insan yaratmak ve bunların karakter özelliklerini modifiye etmektir ve ideal insan modeli kadındır. Amaç kadınların daha da özgürce partner seçimine olanak kılmak ve erkeği değersizleştirmektir. Çünkü feminen davranış tahmin edilebilir ve uyumludur. Erkekler ise uçtadır, sinirlidir, fevridir (toksik maskülenlik!?!) fakat bu özellikleri erkeklere yaratma gücü verir.

Yıllardır ders verdiğim sınıflardan örnek vereyim: Kadınların ortalaması hep daha yüksek, gerçekten daha ilgililer fakat en yüksek puanı alanlar erkeklerden çıkıyor. En zor ya da düşündürücü sorular erkeklerden geliyor ama uçları traşlayıp homojen bir toplum yaratma isteği işte bu farklılığı yok edecektir. (Google’e yazıp kaç sayfa var bakın: Future is female!)

Düşünmedikleri bir konu var. Bu kompresyon muhtemelen %20lik kesimi de budayacak ve kadınlar üremek için erkek bulamayacak yani arzu duymayacaklar işte. Evrimde kadınların niteliği “seçici” olmalarıdır ve erkekler bu uğurda evrimi devam ettirmek için kendilerini geliştirir fakat siz şu an gelişimi erkeklerin elinden alıyorsunuz. Kendine çeki düzen veremeyen, feminenleşen, agresiflikleri azalmış ve bununla birlikte rekabet edemeyen öfkeleri içten içe süren bir toplum ortaya çıkıyor. Hadi oradan diyenler ilk bölümde verdiğim İzlanda ve İşveç istatistiğine bakabilir. Bu ülkeler feminen düzene ilk katılan ülkeler olmasına ve “medeni” olarak anılmalarına rağmen dünyadaki en yüksek tecavüz, şiddet ve %72 boşanma oranına sahipler. Bunu eleştiren Den Brysomme Mannen isimli müthiş bir film var. Öneririm.

Sonuçta siz eşitlik satıyorsunuz fakat böyle olmadığını gören instagramda mesajına bile geri dönülmeyen erkek büyük bir hayal kırıklığı yaşayarak hangi eşitlik diyor? (Bkz: İnsel)

LGBT’i bu oyuna alet etmek

Cinsiyetsileştirme çalışmalarını en çok LGBT’i kullanırken görüyoruz, onları da provoke ediyorlar. Toplum araçlarının devamlı lgbt övücü yayınlar yapması bu geleceğe hazırlandığımızı gösterir. Şahsen lgbt’e karşı değilim ve görüşlerimi önceden belirtmiştim fakat toplum içinde şu cümleyi okuduğunuzda bile hissettiğinizi düşünün. “oo lgbt dedi, cinsiyetçi! linç edin!”

İşte amaç tam olarak bunu başarmak. Feminenlik üstüne bir şey söylemeniz anında suçlanmanıza neden oluyor, bunu ekşi-sözlük başlığı üstünden Türk kadınındaki solipsizim kousunda anlatmıştık. Hatta 3 yaşındaki çocuğa lgbt hikayeleri içeren bir kitap okuduğu konusunda başlık açan birinin nasıl destek aldığını görmüştük. İşte bunlar gynocentric(kadın merkezci) sistemin amaçlarının başarıldığını gösterir. 

Bunları sorgularsınız kadın/lgbt düşmanı, cinsiyetçi olursunuz. Oysaki doğada da tek tip yoktur, hatta eşcinsellerde bile yoktur!

R. Tomassi’nin podcastteki cümlesi dikkatimi çekti ve gerçekten çok güzel bir örnek: Doğada eşitlik yok, eşcinsellerde bile yok. Aynı cins olmalarına rağmen aktif ve pasif olanı var. Bir taraf daha maskülen, diğer taraf feminen. Hipergami hep kalacak. Bütün “feminen” hissedenler kendinden daha iyi özelliklere sahip kişileri tercih edecek. Daha diyecek. Kadınlar daha iyi nesiller meydana getirmek için “daha iyi, daha güçlü, daha…%” erkeği seçmek zorunda!

Cinsiyetçi görüşlere bu düzlemde dönüşüm hep aynı oldu. Evet cinsiyetçiyim. Şunu bilinki pair-bonding’in temeli tam olarak cinsiyetçidir. Doğa cinsiyetçidir, türler arasında “male ve female” vardır. Bir şeylerin gelişmesi, ilerlemesi, evrimsel dürtüler cinsiyetçidir, bu olmasaydı erkekler kendilerini geliştirmeye çalışmayacak, kur bile yapmayacak ve zekamız evrilmeyecekti. Gözünüzü açın ve şu 2 kitabı okuyun derim:

  1. C. Darwin – İnsanın Türeyişi
  2. Geoffrey Miller – Sevişen Beyin

Her zaman dediğim gibi eşitlik sadece yasalar önünde “sosyal varlıklar”olduğumuz için vardır ki o bile şu an yok! Şahsen cinsiyetlerin farklılığını hep inandım, her türün kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır ve bu felsefenin en temel görüşlerinden biri olan “diyalektiği” oluşturur. Ying-Yang’dır bu. Aynı zamanda dengedir! Dengeyi bozarsınız bunu ödersiniz. 

Kadınlar için Mavi Hap

The Matrix de mavi hap kendini kandıranlar seçimi olarak ifade edilmişti. Rollo Tomassi kendi podcastinde feminizmi kadınlar için mavi hap olarak tanımlamış. Güzelliği inkar edenlerin seçtiği, bakımsızların sığındığı bir tanım.

Bence feminist kadınlar çirkin olmuyor ki bunu söylemek bir erkeğin yapacağı en büyük hata olur. Tam tersi çirkin kadınlar feminizmle kendilerine bakmamayı rasyonelize ediyor. Feminizmin mavi hapı seninle! 

-Çirkin misin? Meta olma!

-Obez misin? Kendinle barışık ol!

Çünkü her şey kadınlara ait, gelecek size ait, her şeyi yapabilirsiniz, erkeklere ihtiyacınız yok… Alfa erkekle seviştikten (hipergaminin “%100 alfa döller” tarafı) sonra eğer onu kafesleyemezseniz yine erkekleri “çocuklu annelere” bakmadınız diye suçlayın! Çünkü bir kadın olarak bütün kaynaklara ulaşımınız sonsuz olmalı. Feminist düşünce altında kadınların “sahiplenilmesi” gerektiğini savunan bir sitem oluştu. Güç sizde! Bunun sürüklediği yer ise yine Onlyfans veya Instagramdan takipçi kasmak ve para kazanmak. Başta feminizmin eleştirdiği yere gelmiyor muyuz? Kadınlar özgürleşmek adına neden kendi vücutlarını sergiliyor? 1. dalga feminizmden geriye tam olarak ne kaldığını bence çoğu feminist de bilmiyor. Çünkü doğaları gereği eşitlik adına kendilerine sağlanan pozitif ayrımcılığa uyum sağladılar. Ne demiştik? Kadınlar uyumludur.

Yeni Feminen Cinsiyetsiz Düzenin Sonuçları

Bu düzende “tek annelerin” artmasındaki en büyük sorun sözde özgürlüğün bedelini çocukların ödemesidir. Babasız büyüyorlar. Çünkü “gelecek kadınların! Bu yüzden herkes kadın olmalı!” Feminizm en son eşitliği savunurken ne ara mottoya geldik? Anlaşalım bu, feminizm bile değil.

Modern toplumda hep aynı şey öğütleniyor: “Kalbinle hareket eder, duygularını ifade et.” Bu tipik feminen düşünce tavrıdır. Kişisel olarak bu yüzden mühendislik okuyan kadınları daha fazla tercih ettim, çünkü bu paterni daha kolay bozabiliyorlar. Çoğunlukta olan aptal kadınlar bu denklemi daha zor fark ediyor ve aldatmalar artıyor. Hatunların efendi yerine piç erkek tercihi yazısında istatistiklerle anlatmıştık.

Mantıklı düşünce paterni geride bırakıldı. Önce hissediyoruz, sonra düşünüyoruz. Oysaki bilimde temel bir metodoloji vardır: Önce araştırılacak konuyu bulunur, sonra neden diye sorurulur ve çözüm ararsın. Sonunda da iyi/kötü, başarılı/başarısız hissedersin.

Bunların hepsi de haklarını alamadını söyleyen kadınlar tarafından başlatıldı. Hala haklarını almaya, ataerkilliği yıkmaya çalışıyorlar. Ortada böyle bir sistem kalmadı. Eşitlik neredeyse her alanda sağlandı ama yetmedi. Yetmeyecek. Bu algı toplum mühendisleriyle dayatılmaya maalesef devam ediyor, daha acısı ise birçok erkek bunu doğal karşılıyor ve bu entelektüel sjwler kendi çocuklarının topuklarından vurduğunun farkında bile değil.

Makelenin ilk “erkeğin rolü” kısmı için tıklayın.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin)

Feminenleşen Toplumda Erkeğin Rolü

Feminenleşen Toplumda Erkeğin Rolü

Feminenleşen toplumda erkeğin rolü maalesef feminizm etiketi altında yayılan cinsiyetsizleştirme politikasıyla ilgilidir. Son 50 yıldır paralel olarak düşen testosteron oranı ve toplum mühendisleri yardımıyla erkekler iğdiş ediliyor, genetik aktarım önemsizleştiriliyor. Amaç eşitlik değil, amaç tek tip cinsiyetsiz insan yaratmak ve erkekleri de buna inandırmak. Yazdıklarımı Rollo Tomassi’nin “Modern Woman” isimli podcastinde de yararlanarak zenginleştirdim. İsteyen tamamını dinleyebilir.

Sorun sadece kadınlar değil, erkek destekçileri de çok. Adam gayet net “cinsiyetsileşme” olmalı diyor fakat bunun negatif çıktılarını düşünmüyor, her şeyin zıttıla dengede olduğunun farkında değil. Bunu yapmanın için en basit yolu testosteron oranlarını düşürmeniz ya da kadınlarınkini arttırmanız gerekir. Bunun sonuçları? Feminizm yazımdan alıntı yapayım:

“Genetikte şöyle bir durum vardır: Bir davranışı değiştirmek için hangi dna’nın değiştirilmesi gerektiği bilinir fakat o dna’nın toplamda neleri etkilediği bilinmez, işte sosyal-mühendislikle belki “maskülenliği” eleyebilirsiniz fakat bunun sonuçlarına da katlanmanız gerekir. Çünkü seçim-seçilim, evrim, gelişmeye sekte vurabilir. (Bkz: Maskülenlik vs Feminenlik)”

Sorun feminizm değil, feminizmin sonucunda ortaya çıkan yeni bir kontrol akımı bu.

Erkekler neden kıskanç? Neden sahiplenmeci? Neden korumacı? Çünkü evrimsel olarak “iğrenme” duygusu gibi çocuğunun keninden olduğuna emin olmak ister ama soyun gereksiz olduğu, dünyanın kalabalık olduğu, genlerimizin kıymetsiz olduğu gibi görüşler işlenmeye başladı. Tabiiki çocuklu tek-annelere bir erkek gibi sahip çıkmanız gerektiği övülür oldu. Nasıl yani?

Çocukların %42sinin evlilik dışı meydana geldiğini biliyor musunuz?

“Erkeklere soyun gereksiz olduğu zırvası(anti-natalizm) yerleştirilirken, neden kadınların 26 yılda x1.5 artan oranda evlilik dışı çocuk yapıyor?”

2000′de evlilik dışı çocuk %25 olan oran 2018’de %42’e çıkmış. Aşırı feminen ülkelerde bu oranın %70leri geçtiğini görüyoruz. Daha ilginci tecavüz oranları toplumsal cinsiyet eşitliğin “tam sağlandığı” İzlanda gibi ülkelerde en yüksek oranda! (ref)

Bilgiler manipüle edilebilir ama istatistikler yalan söylemez. 2015 istatistiklerine göre dünya genelinde en fazla boşanma ve tecavüz İzlanda ve İsveç gibi çok gelişmiş ülkelerde gerçekleşiyor ve örneğin İzlanda’da 1976’dan bu yana toplumsal eşitlik yasası(bizdeki adıyla İstanbul Sözleşmesi) geçerli. Bunların çoğunun da ihbar edilmediği biliniyor. Bizde de durum farklı değil, 2000lerden bu yana toplumsal eşitlik yasasının kadını boşanmaya özendirmesiyle şiddet daha artmış durumdadır. Toplumsal cinsel eşitliği yayma adına kadına ekstra haklar verilmekte ve özendirilmektedir fakat şiddet ve tecavüz azalmamaktadır!

Son 26 senenin ve son 16 senenin istastiklerine göre evlilik dışı çocuk oranı ortalaması %42lerde.

Çocuk yapmamayı savunan kadınların ergenlik sonrasında sabit bulunan yaklaşık 400 adet yumurtasının azalmasıyla kritik bir noktada genetik olarak uyarılır. Kadın bilinç düzeyinde ne derse desin, travma sahibi değilse 30 yaş sonrasında panikle dna’larının dürtüklemesiyle bu gerçekleşecektir ki Avrupadaki %42lik ortalama da bunu gösteriyor. Çok sahibi kadınları işlerine %69 oranında geri dönmediklerini önceden anlatmıştık. Özetle dürtü ortaya çıktığında söyledikleri önemsiz olacaktır.

Daha ilginci ise kadınların ağırlıklı olarak düşük eğitim seviyesine sahip olmaları. 1965’deki cinsel devrimden bu yana oranlar hızla tırmanmış! Yani düşük akademik başarıya sahip kadınlar bir yerde feminizmin mavi hapına daha çok kapılarak çok yapıyor. Ancak lisans ve üstü seviyeye sahip kadınlar daha bilinçli. Bir diğer ilginç istatistikse eğitimli kadınların daha az boşandığı.

Feminenleştirme Stratejisi Şöyle:

Mevcut erkekleri soyun gereksiz olduğuna inandır, entelektüel sjw’lerden destek al, kadınlar evlilik dışı doğumla çocuklarını feminen düzene uygun yetiştirsin ve cinsiyetsiz, tek türün “feminene” dönüştürüldüğü bir toplum yarat ve bunu toplumsal aygıtlarla yay(aile, sosyal medya ve yasalar). Düşen testosteron oranı, insel artışı, yasaların devamlı kadınları koruması hepsi bunu destekliyor. 

Çocuklarını babasız yetiştirmekten, uzun süreli ilişki kurmaktan gurur duyan bir kadın nesli var! Çünkü erkeklere ihtiyaçları olmadığı anlatıldı. Madem mutlular neden belli bir yaştan sonra bir erkeğe ihtiyaç duyuyorlar? Bu eşitlik değil, üstünlük tavrıdır.

R. Tomassi şöyle eleştiriyor: “Tebrikler çocuğunuzu babasız büyüttün, siz harikasınız, her şey erkeklerin suçu! Hatta tipik suçlama mekanizmalarıyla babasız büyüyen nesile üvey-baba atıyoruz. Bunu yapmayan erkekleri suçluyoruz, güçsüz olduklarını ve sorumluluk alamadıklarını söylüyoruz.

Madem çocuklar doğuyor neden yarısının öz babası ortada yok? (Bu istatistiklere “boşanmaların” olmadığına dikkat çekerim) Çözüm kadınları kısıtlamak, esir etmek ya da siyah-hap değil. Başka bir çözüm bulmalıyız ve belki de en ideali makul bir ataerkil sistem. Çünkü ataerkil sistemde tek türleşme yoktur, en azından 2 türün de varlığı kabul edilir. 1. Feminist dalgayı ve insan haklarını destekleyen biri olarak yasaların düzenlenmesiyle daha adil bir sistem oluşturulabileceğini düşünüyorum.

Ataerkil(Erkek Merkezci) vs Gynocentric (Kadın Merkezci) Sistem

En acımasız aşırı maskülen ataerkil toplumda bile tek tipleştirme yoktur, kadınlar “maskülen” olsun denilmez. Maskülenlik emek ister, maskülenlik tanım olarak “dışa dönüş, yapabilirim” mottosunu bensimsemektir. Bunlar: spor, müzik, eğitim olabileceği için savaşlar da olabilir. Feminenlikse içe kapalı olmaktır. Sadakat, sevgi, uyumlu olmakla bağlantılıdır. Bu yüzden insanların tamamı uyumlu hale getirilmeye çalışılıyor. Aynı The Faculty veya Demolition Man filminde olanlar uygulanamya çalışılıyor. Bu tanımları ben uydurmadım, çağın ilk feminist psikologlarından Dr. Alfred Adler ve Dr. Karen Horney diyor.

İlginçtir kadınlara eşitliği bile sağ duyu sahibi, insan haklarının önemine inanan erkekler sağlamıştır. Yani medeniyeti erkekler kurmuştur. Toksik maskülenlik diye eleştirilen erkeklerin omuzunda yükselmiştir. Hayır olamaz diyenler Arabistan’a baksın. Orada neden kadınlar savaşarak haklarını elde edemiyor? Çünkü erkek sağ-duyu sahibi değil. 

Feminen odaklı sistem ise tek tipe odaklanır ve eleştirdiği ataerkil sistemden daha adil değildir. Mahkeme kararlarına bakarsanız bunu görürsünüz. Örneğin ABD’de yasalara göre öz babası olduğunuzdan emin değilseniz, DNA testi için en fazla doğumdan kısa süre sonraya kadar yasal hakkınız var aksi halde biyolojik babası olmasanız da NAFAKA ödemek zorundasınız! (ref). Çünkü yasalar eşitlikçi değildir! (Bkz: İlgili davalar) İşte bu feminen-baskıcı sistemin sonucudur! Ataerkil sistem bu konuda çok adildir.

Ataerkil sistem de mükemmel olmayabilir…

Aynı kapitalizm gibi, mükemmel değil fakat daha adili gelene kadar iyi uygulanırsa insanlık için uygun sistemdir. Kapitalizm üstüne negatif düşünülmesi gibi eminimki bu cümle üstüne ataerkil sistem üstüne de negatif düşünüldü, çünkü yeni nesile son 50 yıldır ataerkilliğin kötü olduğu öğretildi. Oysaki bahsettiğim baskıcı, kontrolcü, kadının 2. Sınıf olduğu bir sistem değil, bu vahşi-kapitalizm gibi vahşi-ataerkillik olabilir.

Temelde ise ideal bir ataerkil sistem her 2 türün de maksimum seviyede faydalı olmasını sağlar, aile kurumunu korur. 90’lardan günümze artan boşanma oranları da bunu ispatlıyor. Gynocentric sistem boşanmayı bir kar kurumu haline getirdi. Bir kadın kocasının geliriyle(kendi ya da çocuk için) kolaylıkla hayatını devam ettirebilir. O gelirin oluşmasında katkı sağlamasa bile bütün mal varlığının yarısı kadına geçer ve mahkeme “sen ne kattın?” diye sormaz.

Olur mu ya feminen sistem harika, feminizim müthiş diyenlere Türkiye’deki son mahkeme kararlarını hatırlatırım: Erkeğin cinsel görevlerini yerine getirememesi sonucu mahkeme boşuyor ve temyiz sonucunda kadın bir de nafaka alıyor. İşte bu feminenleşen toplumun komplo teorisi olmadığını gösteren sonuçlardır. Bu kadınları eşitlikçik kelimesi altında yüceleştirdiğimizin en açık göstergesidir. Erkek-kadın eşit, kadınlar en kötü ihtimalde eşit diyebiliriz.

Kadınlarda Poligami

Bir diğer podcastte feminen öğretilmişlik ve “erkeklerin çaresizliği” yüzünden bir diğer tablo var. Rich Cooper ve R. Tomassi resmen gülmekten konuşamıyor. Kadın 4 erkekle birlikte ve bunu doğal karşılıyorlar. Kadının CPD’si 3/10 anca var ve 4 sağlayıcı ile yaşayıp, bir de çocuk yapıyor. En alt/leş kültürde bile kuralların değişmediğini, alfa döller, beta öder’in, hipergaminin korunduğunu görüyoruz.

Kadın bir yerde şöyle diyor: “Onların başka kadınlarla birlikte olmasını isterim” ama biliyorki bulamayacak kadar kötü durumdalar ve soy aktarımı için buna razı gelmişler. İşte feminen baskıcı sistemin sonuçları budur. Gariptir ve savunmuyorum fakat sınırsız kadına ulaşmak doğada “erkeğin temel cinsel stratejisidir.” Geçmişte 17 kadının bir erkeğe düştüğü üstüne genetik çalışmalardan bahsetmiştik ama çaresizseniz bu hale düşüyorsunuz. Feminenleşen toplumda erkeğin rolü için güzel bir örnek.

Mesele eşitlik değil, kadınların hipergami arzusunu doyurmak

Çoğu kadın özellike 20-24 arasında daha yüksek olmak üzere 28 yaşına kadar olabilecek en tehlikeli adamlarla arzuyla, kendilerini tutamadan tek gecede birlikte olduktan seneler sonra birden akıllanır ve “eşitlikçi” bir sağlayıcı erkek isterler. Neden? Önceden yaptıkları her şey yanlıştır! Onları bir gecede kendi hataları veya arzu duymadığı için ghosting yaparak terk eden, kendilerine fakbadi stratejisi güden erkekler hatadır! 

Sorun şu: “çoğu kadın” neden arzu duyduğu erkeği en iyi çağında(22-25 arası) seçmiyor? Çünkü o yaşların sonsuza kadar sürdüğünü düşünüyor.

O erkekler kötüdür ama feminen sistem onlara her türlü erkeği denemelerini önermiştir ki bilinçaltında tehlikeli erkekleri elde etmeye hipergami arzusu diyoruz. Ardından üvey baba beta sağlayıcıları övdüğümüz dönem başlar. “Sen de erkek misin? Sevgi her şeyin üstündedir, eğer o kadını seviyorsan çocuğuyla kabul edip, ona babalık yaparsın” ki buna retroaktif cuckold diyoruz! Yemeyenler de fark etmeden %10-30 arasında oranlarla proaktif cuckold olarak başkasının çocuğunu kendi çocuğu sanarak büyütüyor. 

Özetle feminen-sistem sen istemesen de o çocuğa duruma göre yasa yoluyla(üstteki nafakı örneği) da olsa zorla bakmanı sağlıyor.  30+ yaşını mı geçtin? Panik yapma seni kurtaracak bir kahraman var. (Kahraman=Beta sağlayıcı) o da mı olmadı? Tek kadın güçlüdür!

Sonuçlar

Feminenleşen toplumda erkeğin rolü içinde ataerkil sisteme göre daha dengesiz bir sistem var elimizde ve tepedeki %20lik alfa kesim için feminenleşme önemsiz. Çünkü kadınlar alfalarla arzuyla birlikte oluyor ve bu erkekler için gerisi de pek önemli değil. Onların genetiği bilmeseler de aktarılıyor fakat çoğunluk cuckold’a evriliyor: “beta->cuckold beta.” Bu betalar başkalarının çocuğuna bakan “uyumlu kişiler haline getiriliyor, farklılıklar yok ediliyor ki buna “Feminenleşen Toplumda Cinsiyetsizleştirme Politikalarıyazısında değineceğiz

Özetle kadına hizmet ediyorsunuz. Bir evrimsel bir dürtü olan erkeğin genetiğinin bir sonraki nesile aktarması “önemsizleştiriliyor” İşte bu kandırılmışlığa “modern beta oyunu” diyebiliriz. 

…Devamı gelecektir. Öncesinde şunları okumanızı tavsiye ederim:

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

 

Neden Tekrardan Ayrılık Acısı Yaşarız?

 

Neden Tekrardan Ayrılık Acısı Yaşarız?

Çoğu erkek bir kere bu hatayı yaptıktan sonra bir daha yaşamayacağına düşünür. Hatta boşanan birçok erkek tekrardan gider başka bir kadına aşık olur, bir de o yüzden acı çeker. Çünkü aklında hep yaşadığının en kötü olduğu düşüncesi vardır. Erkekler tekrardan ayrılık acısı çeker mi? Neden tekrardan ayrılık acısı yaşarız? sorusunun yanıtı basittir. Çünkü kadınlara göre daha zor atlatır ve bu süreç uzun sürdüğü için bir süreden sonra neden acı çektiğini bile hatırlamaz hale gelir. Bu aslında bir avantajdır çünkü çoğu erkek sağlıklı unutma evresini geçirirken, kadınlarda böyle olmadığını görüyoruz. Hızlı etkileşimler ve kadının kolaya kaçması sağlıksız unutmalara sebebiyet verir.

Erkek hem evrimsel hem psikanalitik sebeplerle acıyı daha uzun süre yaşar. Önceden ayrıntılı açıklamıştık. En sonunda ihanete uğramış gibi hisseder ki istatistiklerden erkeklerin ağırlıklı olarak terk edilen taraf olduğunu biliyoruz.

 

Temeller

Karen Horney’in rahim kıskançlığı ismiyle geliştirdiği bir teorisi vardır ve buna göre erkek “doğurma” yeteneğine sahip olmadığı için yaratmak zorundadır. Yani kadının rahmini kıskanır ve hayatı boyunca bu boşluğu doldurmaya çalışır. Bir feminist olan Horney haklıdır ve sonuçta medeniyeti erkekler kurmuştur. Başarma/İnşa etme boşluğu doldurmanın bir diğer yolu da zor ulaşılan bir şeyi elde etmektir. Evet bildiniz: Kadın! 

Evrim boyunca erkeğin devamlı kadınları elde etmeye çalıştığını, kur yapmayı öğrendiğini, bu uğurda sanatı, zanaatı, müziği ve bilimi geliştirdiğini görürüz. Sonuçta dilin geliştiğini, iq puanlarının arttığını görürüz. Tabii feminizm yazısında anlattığım gibi negatif sonuçları ve kadınlara baskı da artmıştır. Temelde ise sorun kadını elde ettiğini ve kendisine aynı romantizmle bağlandığını sanan erkek psikolojisidir. O kadına yatırım yapar, yaşar, yıllar geçer, hele ki kadın parti yıllarındaysa bir yerde terkedilir. Aslında terkedileceğini görür  fakat anılara bağlanarak kabul etmek istemez. Romantizm her şeyin üstündedir, oysaki hipergami romantizm dinlemez [Ref: Geoffrey Miller – Sevişen Beyin].

 

Erkeğin Boşa Giden Emekleri

Sonunda erkek o kadından ayrılır işte. Onca emek boşa gitmiş gibidir. Sıfırlanmak yazısında anlattığım gibi tek başına kalır. Hayırlı birkaç arkadaşı yoksa kimse aramaz, her şey suya yazılmış gibidir sanki. Yıkılmaz denilen dağlar yıkılmıştır. O, “erkek olmanın” doğası yüzünden hemen bir kadına ulaşamaz, %20 içinde bile olsa bir kadın için çabalaması gerekir ama o gücü bile bulamaz kendinde. Özellikle feminenleşen toplumda erkeklerin ilk ayrılık acısını bile atlamakta ekstra zorlandığı, mücadele edemediği ortadadır.

Zaman öylece geçer, en başta vücut dengeye oturana kadar acı çeker, ardından kişinin içinde biraz maskülen tavır varsa bir şeyler yapması gerektiğini içgüdüsel olarak fark etmeye başlar ve Horney’in dediği gibi inşa etmeye başlar. Her adım o erkeğin geçmişi daha iyi hatırlamasına sebep olur. Başka ayrılık aklına geldikçe yaptığı yeni işlerle karşılaştıracak ve moral bozukluğu elbet yaşayacaktır ama devam eder. Belli bir seviyeden sonra statüsü yükselen erkek geçmişi önemsemez hale gelir. Bu süreçte ünlü olan insanlar bile mevcut. O ünlü aşk şarkıları ve şiirler nasıl yazıldı sanıyorsunuz?

 

Erkek Sağlıklı Unutur

İşte sorun burada başlar. Uzun süren acı ve atlanan statü yüzünden geçmiş küçümsenir, o acının neden çekildiği bile hatırlanmaz. Çocuk gibi yeniden doğmuştur ve bir daha acı çekmeyeceğini düşünür fakat yanılır. Erkekler tekrardan ayrılık acısı çeker mi? Evet! Çünkü yükselen statüsü sayesinde yeni kadınlarla karşılaşır. Kalibresi önceye ayarlıdır daha önemlisi “sağlıklı olarak unutmuştur”.  Asla aynısını yaşamayacağını düşünür. Gider çocuk gibi tekrardan aşık olur ve uzak geçmişi hatırlamaz. Bazen aynı hataları yapar, bazen ummadığı bir şeyler gelir başına ve bu güzeldir. Tekrardan bu duyguyu yaşayabilmek statünüzün arttığına ve duygularınızın ölmediğine kesin bir kanıttır.

 

Kadınlar Tekrardan Ayrılık Acısı Çeker Mi?

Kadınlara baktığımızda bu acıyı tekrardan çok da yaşayamadıklarını görürüz, hatta sonraki aşkları bile “seviyelidir.” Sevgi yatırımları komple çocuklarına yapılmıştır. Erkeklere doğaları sebebiyle faydacı sebeplerle yaklaşırlar ve bunu rasyonalize ederek aşık olduklarına inanırlar. Daha önemlisi ayrılık sonrası kısa sürede yeni kaynaklara ulaşabilirler. Bu acılarıyla yüzleşememelerine neden olur. İçselleştirilemeyen, ders çıkartılamaya, üstü kapanmayan yaralar iz bırakır. Bu yüzden atasözümüz bile vardır: “kadın bir kere sever” denir. KH literatüründe buna alfa dul olmak diyoruz.

Belki birkaç defa olabilir ama erkek gibi tekrardan aşık olamayacağı kesindir. Bir diğer sebebi de statüdür. Çoğu kadın, erkek gibi yalnız kalmadığı için ve çocuk yapma yeteneği olduğu için geleceğe yatırım yapmaz ki şimdiki zamanda yaşarlar demiştik. Bu yüzden statüleri artmaz, anca üst seviye bir erkek bulduklarında buna “izafi” olarak inanırlar. Örneğin Brad Pittle çıkan 5/10luk kadın bir daha iflah olmaz, çünkü kendini 9/10 sanır ve 10/10 erkek alır durur, halbuki esas değeri hala 5/10’dur. Her türlü erkek hala kendisine ilgi gösterdiği için gerçek seksüel market değerini (SMD) daha yüksek görür.

Kadınların da ayrılık sonrası kendiyle kalmaya daha fazla dikkat ederek, bu süreci sindirerek geçirmesi gelecekleri için daha olumlu olacaktır.

 

Sonuçlar

Aşk her zaman benzer duyguları yaşatacak kalibrede insanlarla yaşanır. Çoğu erkek acı çektikleri, bununla yalnız kaldıkları ve statülerini zorunlu olarak arttırdıkları için geçmiş yüzünden acı çekmezler, geçmiş önemsizleşir ve tekrardan benzer duyguları yaşayabilirler. Çoğu kadınsa ayrılık sonrası statüsünü geliştirmeye ihtiyaç duymadığı için aynı seviyede kalır. Yani kalibresi değişmez, bu da ayrılık acısını sağlıklı atlamamasına neden olabilir. Hatta bazıları çok üst seviye erkeğe ulaşmaları durumunda gerçeklik algılarını tamamen kaybedebilirler ve sonuçta ayrılık acısını aynı şiddette bir daha yaşama ihtimalleri düşüktür.

 

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)