Ana Sayfa » Arşiv Kasım 2020

Kasım 2020

Söylenen Kadının Anlatmak İstedikleri

Söylenen Kadının Anlatmak İstedikleri

Söylenen kadının anlatmak istedikleri her zaman söylemek istedikleri değildir! Erkek ve kadın ilişkilerinin temeli tamamlayıcılıktır, 2 tarafın doğası farklıdır ve bu yüzden uyumsuzluklar çıkar. Bir taraf aktör, diğer taraf reaktör gibi davranır. Bu da erkeğin sorumluluk yükümlülüğü alması demekken kadınların en iyiyi seçmesi ve o kişinin doğru olduğundan emin olmaya devam etmek için reaksiyon vermesi demektir. Kadını fazla yönetmeye çalışmak ya da tam tersi performans yükümlülüğünü kaldıramamak ilişkileri bitirir.

Erkeğin sorumluluk almama şansı yoktur. Erkeğin yaşam amacı budur, içselleştirmesi gerekir.

Çoğu erkek bunu içselleştiremeyerek öfke krizine girip, kadının da kendi kadar sorumluluk almasını bekliyor. 2 tarafın “eşit” olduğu ve erkeğin kendisinin kadın tarafından anlaşılabileceği yanılgısı oluşuyor. Bunu hem feminizime karşıtı olanlar hem de feminist erkekler yapabiliyor. Çünkü kadın merkezci sistem eşitliği maalesef bu şekilde zihnimize oturuttu ve erkeklere devamlı “duygularınla harket et” öğretisi dayatıldı.

Uzun İlişkide Sorunlar

Kadınn ilişki içinde mutluluğu yaptığı eylemlere direkt yansır. Mutlu kadın söylenmez. Bir kadının dırdırlanması ilişkiyi doğru yönetemediğinizi gösterir. Kadın böyle davranır çünkü doğurganlık zamanları kısıtlı olan taraf “seçme yükü” ile karşı karşıyadır. Kadınlar istedikleri gibi düşünebilir fakat erkek her zaman genç ve doğurgan kadını daha çekici bulacaktır ve kadında bunun içten içe farkındadır, güzellik çağındayken elde edebildiğinin en iyisini almaya çalışır, bunu anlamak için de dırdır yaparak seni ölçer. Senin de zamanın kısıtlı olsaydı, sen de seçen taraf olsaydın, sen de dırdırlanırdın. Oysaki sperim ucuzdur. Her kadın dırdır yaptığında tehlikelidir ama size tehlikelidir.

Neden ve Ne Zaman Tehlikelidir?

Söylenen kadının anlatmak istedikleri çeşitli sebeplere bağlı olabilir. Örneğin beklentisi karşılanmamıştır, ilişki gidişatı bozulmuştur çünkü erkek sorumluluk yükünü alamamıştır. Zaman zaman sizi zorlar ki kendinize gelin. Kendi “fark etmese de” sizin doğru kişi olup olmadığını anlamaya çalışır. Bakalım bu adam benim onu gördüğüm kişi mi yoksa rol mü yapıyor ya da bu adam zamanla gücünü yitirmiş olabilir mi? Yeteri kadar erkek mi? Daha iyisini bulabilir miyim? diye sorar.

Bazen de sadece sizi yoklar. Saçma bir konuda kavga çıkartır. Esas derdi sorunun kendisi değil, sizin yaklaşımınızdır. Örneğin sorunu çözüyor musunuz, büyütüyor musunuz? Onun siniriyle sakin şekilde savaşabiliyor musunuz? Bunları bilinçsiz şekilde ölçer. Siz kadına aynı duygusallıkla cevap verirseniz kadının reaktif duygularını açığa çıkartarak daha tehlikeli hale getirirsiniz. Eşitlikçi bir düşünceyle aynı seviyede tepki gösterirseniz, sinirinize hakim olamazsanız kaybedersiniz.

Algılayamadığınız kavgalarda hep bunu aklınıza getirin: “Sinirlenmemeliyim, benden kavga etmemi değil, onu yatıştırmamı bekliyor.” 

Beklenti tartışmak değil, yatışmak

Onun bilinçaltındaki beklentisi üstün, bir baba gibi onu rahatlatacak bir erkektir. Kavga eden, saçmalama diye bağıran, onun daha reaktif bir tavır göstermesine neden olacak erkek değildir. Böyle zamanlarda ona olayın aslında büyük bir şey olmadığını hatırlatmanız gerekir. İlişkide sınırı erkek çizer. Onu küçük, yaramaz bir kız çocuğu gibi görmelisiniz. Hata yaparsa kızmalı, dırdırlanırsa yatıştırmalısınız. Baba bana bunu al diye ağlayan bir çocuğa babası ne yaparsa öyle davranmalısınız. Yapacak bir şey yok, kadın iç-güdüleri böyle çalışıyor.

Kadınların genellikle davranışları düşünceleriyle örtüşmez, çünkü duygularıyla karar verirler. Size dırdırlanmaları demek hissettiklerine bir neden aramaları demektir. Ona iyi ya da kötü sebepler vermek sizin elinizdedir.

Önceden de bahsettiğimiz gibi insanlar içgüdü-neden-duygu paternine göre karar verir, özellikle erkeklerin yapı itibariyle daha rasyonel olduğu bilinir. İşin içine duygular girdiğinde erkek mantığını, kadınsa duygularını ön plana çıkartır ve buna nedenler bulur.

Dırdır(söylenme) burada devreye girer. Kadın önce hisseder, neden kötü hissettiğini anlamak için buna bir neden bulur. Bu durumu bilimle uğraşırken daha az yaşar çünkü duygularını tetikleyecek bir şey yoktur, kadın da bilimle uğraşırken rasyonaldir fakat işin içine duygular girince, yani kadının bir şey hissetmesini sağlarsanız işler değişir. Kadın, erkeğe oranla o kadar güçlü hisseder ki bunu nedenlerle bağlamaya çalışır. Burada obje erkektir(eşi veya sevgilisi) ve onu zorlamaya başlar.

Burada temel amaç kendini rahatltmak ve duygularına bir anlam bulmaktır. O yüzden kadınların hep şöyle dediğini duyarsanız:

“Konuşarak çözelim, duygularını anlat bana”.

Erkekse anlamlandıramaz, çünkü mantığı devrededir, net bir durum vardır. bunun üstüne düşünmez, ayrıntılarla uğraşmaz. Dr. Herb Goldberg (Aşk-İlişkiler-Kadın) kitabında güzel bir şeyden bahseder. Kadınlar erkeklerden devamlı duygularını söylemesini bekler fakat duymak istedikleri aslında erkeklerin söylemeye çalıştıkları değildir. Çünkü kadın kolay neden bulabileceği cümleleri, özetle kendi istediklerini duymayı bekler.

İlişki içinde ve dışında dırdır farklı anlamlara gelir

İlişki öncesi dırdır sizin nasıl bir erkek olduğunuzu anlamakken içinde bir çeşit uyarıdır ya da anlaşmanın hatırlatrılmasıdır. İlişki öncesindekiler flörtleşilir, kadın sizi sıkıştıracak basit sorular sorar, bunlardan geçerseniz ilişki sürer. Bence en basiti budur. Mesela kaç kadınla birlikte olduğunu sorması durumunda cevap verilmeyeceği ya da abartılarak “amused mastery” (eğlenen ustalık) cevap verileceği kırmızı hap pratiklerine sahip erkeklerin bildiği bir konudur. Cevap verilmez çünkü kadının ne hissedeceğini bilemezsin. Sana verdiği değere göre “az bulursa” seçilmediğini düşünür. “Çok bulursa” bu adama güven olmaz diye düşünür. Onu eğlendirecek abartı bir cevap verilir. Şüphede kalması daha iyidir ama esas mesele ilişki içindekilerdir. Çünkü duygusal yıkıma neden olur.

Erkek-kadın ilişkilerinde kadın hep daha realist, erkekse idealist olandır. Yani erkek ilişki her durumda sürer, çünkü birbirimize anılarla ve duygularla bağlıyız diye düşünür. Oysaki kadın için ortada gizli 3 puntoyla yazılarak imzalanmış bir protokol bulunur. Buna göre erkek sorumluluk alması gereken, enerji sarfeden, fayda sağlayan taraf olmalıdır. Bunu beceremezse anlaşma bozulur.

Söylenen kadının anlatmak istedikleri bir şeylerin kötüye gittiğidir ve siz bu anlaşmayı hatırlatır. Artık söylenmelerin aşırı şekilde sıklaştıysa bunun anlamı: kadının kendini sizinle aynı seviyede görmüş ve size başkaldırmıştır. Bir kadın sizinle söylenmelerle rekabete başladıysa bu çok büyük bir sorundur. İlişkinizin 3 vakitte biteceği ortadadır ve üzücü tarafı o saatten sonra bunu değiştirmek zordur. 

Daha kötüsü erkeğin dırdırlanmasıdır. Pasif agresif tavırla benzer dönüş yapmanzı kadınla eşit olduğunuz sinyalini gönderir. Bir ilişkide 2 kadın olmaz.

Yaşadığım Bir Örnek

Öğrenciyken başıma gelmişti. Bir teklif almıştım ama çok parlak değildi. Kız arkadaşıma anlattım, böyle bir teklif aldım ama biraz daha beklemem daha iyi olur dedim, normalde mantıklı düşünen o kadın bir anda çıldırdı. İş bulmuşum da beğenmiyor muşum, ben nasıl bir insanmışım vs vs. biraz konuşunca çözüldü. Sen beni sevmiyorsun, eğer benimle olmak isteseydin kötü de olsa o işe girip evlenmek için adım atardın vs.

O dönemler bu konuları bilmediğim için süreci doğru yönetememiştim. Bir erkek olarak; daha mantıklı opsiyonlar olabileceğimi düşünürken, kadın kötü hissetti ve bunu evrimsel dürtüyle onu sevmediğim, belki de benim uygun aday olmadığım şeklinde nedenlere bağladı. Eminim ki okulunu bitiremedi diye ya da iş bulamadı için kız arkadaşından ayrılan birçok erkek olmuştur.

Özetle erkek ve kadın doğasının farkını anlar, performans yükümlülüğünü alır, kadına davranmanız gerektiği gibi davranırsanız ilişkileriniz uzun sürecektir.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Her Şey Bitti Derken Gelen İnsan ve Sıfırlanmak

Her Şey Bitti Derken Gelen İnsan ve Sıfırlanmak

İnsanların hayatı zaman zaman sıfırlanabilir. Bunu ben de yaşadım, eminim ki birçok insanda özellikle risk alıyorsa yaşamıştır. Bir yatırımın, aşkın, işin riski kaybetmektir. Bir şey ne kadar büyürse o kadar riskli ve keyif verici olur ve insan doğası da buna uyumludur. Daha doğuştan değerli olan canlı veya cansız nesneleri belirleriz.

Çoçuklar Bile Sıfırlanır

Örneğin çocuk doğduğunda narsisttir, annesini kendinden bir parça sanır. Yanından gidince ağlar, ilerlerleyen yaşlarda bunu tam kabullenemediği için birçok patolojik süreç gelişebilir. 3 yaşına geldiğinde en değerli nesne oyuncağı olur, elinden alınca ağlar, resmen sıfırlanır. İnsanın paylaşmayı sevmediği ortadadır. Büyüdükçe bu değerler değişir, küçükken en değerli eşyanız oyuncak tırken, büyüyünce anne ve oyuncak örneğine karşılık gelen “sevgili” ve ”iş” olabilir.

Geçmişte takılmak statünüzün gelişmediğini gösterir

Her insan kayıplar yaşar, bazıları bununla mücadele eder, bazıları edemez. Bunun iyi ve kötü örnekleri var diyebiliriz. Örneğin birçok rock parçası aşk acısıyla yazılmıştır ve o gruplar ünlü olmuştur. Eğer o kişi acısını bir şeye yöneltmeseydi bir değer üretemeyecekti. Düşünseniz öncesinde sıradan bir insansınız ve ünlü olup “acı çektiğiniz kadın” yüzünden yazdığınız birkaç parça yüzünden statünüz artıyor ve birçok kadına erişim sağlıyorsunuz. Sizce belli bir süreden sonra geçmişin önemi kalır mıydı? Statü böyle bir şeydir. Yeteri kadar geliştiğinizde geçmişi ve acılarınızı önemsemez olursunuz. Peki o kadın, siz rock star olduktan sonra ne hissederdi? Hipergami dürtüsü onun için oldukça üzücü olurdu.

Burada önemli olan cesarettir. Sevdiğim bir psikanalist olan varoluşçu akımının temsilcisi Rollo May, cesaret konusunda şöyle der: “Cesaret olmaksızın, sevgimiz salt bağımlılık olarak solar, cesaret olmaksızın sadakatimiz uyumculuk halini alır.” Cesaret yokluğunda diğer erdemler çürür, çünkü İngilizce’de cesaret anlamına gelen Courage Fransızca’dan kalp anlamına gelen Coeur‘dan türemiştir. Cesaret ile bütün vücuda kan pompalanır, bunu kaybedersiniz, çürürsünüz, yaratamazsınız ve başarılı olamazsınız. Kişi belki bir özle doğabilir fakat o öz bir şeye dönüşür, olabileceği potansiyeli ortaya çıkartmaya uğraşır. Eğer sıfırlanır ve vazgeçerseniz, cesaret gösteremezseniz gelecekte olacağınız kişiye ulaşamazsınız.(Ref: Rollo May – Yaratma Cesareti)

Bazı İnsanlar Kaybettiği İçin Ünlü Olmuştur

Buna birçok şair ve yazar da örnek gösterilebilir. Goethe’nin Genç Werther’ın Acıları, Kafka’nın Milena’a Mektuplar’ı, Zweig’ın bir çok öyküsü, Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan’ı. Cemal Süreya… Ünlü filozof ve teolog Kierkegaard bile bu uğurda en yüce aşk Tanrı demiş, biraz da ayrılık acısıyla literatüre çok önemli felsefi görüşler katmıştır. Bukowski gibi hiçbir şeyi takmayan bir adamın bile 3 tane aşık olduğu kadın vardır ve uzun süre kitaplarında bunlar üstüne kurgu yapmıştır.

Bu insanlar erkeklerin aşk ve ayrılık acısını bilmeseydi böyle eserler üretebilir miydi? Hep dediğim gibi ayrılık acısı erkek işidir. Çünkü erkek ve kadının beklentileri birbirinden farklıdır. Roman, müzik, sanat alanına baktığınızda bu acıyla üretilen kadın eserleri yok denecek kadar azdır. Kadın yazmaktan çok okumayı sever.

Aşk bir yana işte de sıfırlanma olabilir, parasını, işini kaybettiği için hem kişisel çöküntüye giren hem de kadınlar tarafından terk edilen erkeklerin istatistiklerini önceden vermiştik.

Sizi Kim Ne Yapsın!

Burada sorulması gereken soru şudur. Sıfırlandığınızda eğer kendinize gelmek için bir çaba sarf etmiyorsanız sizi kim ne yapsın? Kaybeden erkek görünmezdir. İsterseniz 24 saat uyuyun, depresyona girin, ölün kaybınızı bile fark etmezler. Kadınların durumu da sıfırlandıktan sonra parlak değil tabiiki. Çevrelerinde çok kişi varmış gibi görünürken, çoğunluk ondan yararlanmaya çalışır, arizona kertenkelesi gibi meriçlik yapıp dururlar. Erkekten bir kadının böyle bir beklentisi olmayacağı için erkek sıklıkla yalnız kalır.

Ben de Sıfırlandım

Kötü dönemlerden geçtim diyebilirim. Bir tanesinde 3 ay boyunca kimseyle konuşmadığımı hatırlıyorum, birinde bu süreç 1 seneye yakındı. Düşünün arayan bile yoktu. Annem arada aramasa telefona ihtiyacım kalmayacaktı. Kendi kendime satıp dolara yatırayım diyordum. İyiyken, sahne alırken yanımda olanlar o dönem yok oldu. Hele kadınlar… Hiç bahsetmeyelim.

Koku önemli demiştik, bence bu dönemde kadınlar düşük testosteron kokunuzu alıyor. Sizi özümsüyor ve yaklaşmıyor. Tabiiki düşük enerjinizle “esas yaklaşması gereken” taraf olan siz de hiçbir eylemde bulunmuyorsunuz. 2+2=4.

Toparlanma dönemi tam da bir süre depresyonda ve durgunlukta kaldıktan sonra başlar. İnsanın iç dengesi (homeostasis) dene bir durum vardır ve depresyon da tam olarak bununla ilgidir. Beyin kendini kapatır, sistemleri minimuma indirir ve size kendine gel sinyali gönderir. İşte bu dönemin bir yerinde ciddi kararlar almıştım. Her ne kadar kötü hissetsem de geriye baktığımda o dönemi çok çok güzel hatırlıyorum. Tam bir rahip modu vardı hayatımda. Devamlı okuyordum, sabaha karşı, buz gibi kış soğuğunda yorulmak ve uyuyabilmek için bisiklete bindiğim çok olmuştur. Bu “survivor” mod beni kendime getirirdi.

Belki başta olumsuz olarak algılanabilecek bir dönem olsa da o dönemi özlediğim bile oluyor. Çünkü insan geçmişi hatırlamak istediği gibi hatırlar. O dönem yaptıklarım, kendime kattıklarım, anıların müthişti.

İnsan hoşuna giden anıları parlatır, diğerlerini unutur. Unutmak aslında sağlıklı bir geride bırakma davranışıdır. Freud sağlıklı unutmayı “anı yemek” olarak açıklar. İçinizde sindirirsiniz, dişlilerle parçalarsınız. Bazen de tersi olur; başta önem vermediğiniz bir kadınla geçirdiğiniz zamanı hatırlamaz fakat o kadından ciddi bir kazık yer ya da aşık olursanız, o anıların hepsi önemli olur bir anda. 

Termodinamik ve Enerji Korunumu

Her kötü dönem geçicidir. Kendime yatırım yaptıkça bende de geçti. Yine iyi hissetmiştim. Bir dönem daha bitmişti işte ve kazançlı çıkmıştım. Hatırlıyorum da aşık olamam dedim oldum, işim kötüye gidiyordu düzelttim, vücudum dökülüyordu, kardiyovasküler olarak kötü durumdaydım. Hepsi düzeldi. Bitmeyecek gibi görünen bir doktora vardı, o da bitti. Bir sürü proje tamamlayarak, çok güzel anılar edindim.

Demem o ki düşerken kimseyi beklemeyin. O kişi gelmeyecek. Mucizelere herkes inanmak ister ama gerçekleşmez. Esas mucizenin sizin her gün attığınız küçük adımlar olduğunu unutmamanız gerekiyor. Mottonuz çalışmaktan, okumaktan ve spor yapmaktan oluşan bir döngü olması gerekli. Hiçliğe yenilmek, distopyalara kapılmak sadece o günlerde yaşadığınız sıradanlığa yenilerini katacaktır ve geçmişe baktığıızda hiçbir şey yapmadığınızı göreceksiniz. Sadece saf hazı da hedef almayın yoksa kaybınız büyük olur. Her zaman amacınız huzurun kovalanması olmalıdır. (İlgili: Mutluluk vs Huzur) Benzer şekilde aşırı uçlarda yaşamak da mutsuzluğunuza yardım edecektir. Bir insan bir şeyden hem “emin olmalı” hem de ona şüpheyle yaklaşabilmelidir. 

Beynin bir kayıt sistemi olarak çalıştığını ve siz yeni anılar yarattıkça eskileri silikleştirdiğini unutmayın. Bir şey yapmadığınızda o anılar hep güncel kalıyor, oysaki ufak adımlar yaptığınızda ve aradan 3 ay geçtiğinde geriye baktığınızda hep bir şeyler yaptığınızı görüyorsunuz. Ne zamanki onların size kazandırdığı acınızdan büyük oluyor işte o zaman yenileniyorsunuz.

Böyle dönemlerde tamam ülen daha kötüsü olsun, “ben yıkılmam” diye Cüneyt Arkın’ın kurşunlandığı ve Ajan Smith’in psikopatça gülüşü aklıma gelirdi. Unutmayın ki bazen yok olma noktasına gelmelisin ki tekrardan doğabilirsiniz. Jung bunu karanlık noktalarınızla yüzleşmek olarak anlatmıştı. (Şöyle: Kendini gerçekleştirmek)

Her şeyin bittiği düşüncesi termodinamik yasalarına, enerjinin korunumuna bile aykırıdır. Hiçbir şey vardan yok olmaz, yoktan var olmaz. Her şey bitemez ama her kötü dönem bir gün biter.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Tanımadığınız Kadına Yaklaşmak

Tanımadığınız Kadına Yaklaşmak

Erkeklerin çoğunluğunun sorunu tanımadıkları kadına yaklaşma korkusudur. Bu aslında evrimsel bir dürtüdür. İnsanoğlu kabile olarak toplumsallaştığı için hep tehdit altındaydı. Yani yaklaştığı bir kadının abisi, babası veya eşi olabilirdi ve sonu ölümle sonuçlanabilirdi, bu dürtü kolektif bilincimizde bulunur.

Dünyanın neresine giderseniz gidin “tanımadığınız kadına yaklaşmak” bir problemdir. Türkiye’de bu biraz daha fazla çünkü biz ortadoğu ile bağlantılı bir ülkeyiz ve utandırma taktikleriyle sıklıkla geri püsktürülebiliyoruz. Burada kadınlardan çok erkeklerin çoğunluğu daha hatalı çünkü yanlış yaklaşımla, içlerinden geleni direkt söyleyerek kadınların çoğunu bezdirmişler.

İlk önerim, kadınlara yaklaşabileceğiniz yerlerde yaklaşmanızdır. En iyisi her zaman barlar ve klüplerdir. Çünkü gelenlerin sosyo-ekonomik düzeyleri, sevdiği müzikler, kültürler yakındır. Küçük sosyal gruplar olarak değerlendirilebilir ve bu şansınızı arttırır. Üniversite, kantin, okul çevresi, kafe veya durak daha düşük ihtimalli yerlerdir. Çünkü karşınızdakiyle hiçbir ortak nokta bulamama ihtimaliniz yüksektir. Buradalarda pratik yapabilirsiniz, reddedilmeyi öğrenebilirsiniz ama tavsiyem bu işin gece yapılmasıdır. Çünkü gece dışarı çıkan kadının zihnini bir yerinde özellikle bir “kız partisi” varsa başka erkeklerle etkileşime geçeceği ihtimali vardır. Oysaki durakta otobüs bekleyen bir kadının yoktur. 

 

Bazı Deneyimler

Size bilmediğiniz bir şeyden bahsedeyim: “Kadınlar kendilerine yaklaşılmasından hoşlanır!” Ne kadar ters görünseler de bunu severler ve bunun için de daveti bile gerekli hissetmezler, çünkü beğenilmek kadının afyonudur. Sanırım sene 2011’di. O dönem müzikle de iç içeyim haliyle farklı kadınlarla tanışıyorum ve biri sevgilim oldu. Oldukça aykırı bir tipti, şu an olsa hayatta ilişki kurmayacağım 22 yaşında bol kırmızı alarmlı, boylu-poslu vamp bir kadındı. Sevgili olduğumuz evrede bütün geçmişini geride bıraktığından bahseder dururdu. Öyle aptal bir kadın hayal etmeyin, Öss derecesine sahipti.

İlk zamanlar flört ederken beni sinirlendirse, aydınlatan bir cümle kurmuştu.

Ben: Erkeklerin devamlı yazmasından bence kadınlar çok rahatısz oluyordur. 

O: “Bazen bardan dışarı sigara çıkmaya sırf erkeklerle konuşmak için çıkıyorum. Erkeklerin neden yaklaşmaktan korktuğunu anlamıyorum, her ne kadar bazen terslesem de içten içe anlatılmaz şekilde sırf benimle konuşma cesaretinden dolayı bile onlardan hoşlanabiliyorum.” 

O dönem tabii kırmızı hap yapılanmasına sahip değildim ve duyduğum gece devamlı gittiğim mekanda sinirlenerek önüme gelen bir kadınla konuşmuştum. Haksız çıkmasını istemedim değildi. Kız 19 yaşında Cerrahpaşa Tıp’da okuyan biriydi, daha ilginci o dönem araştırma görevlisi olarak hocası da benim yine eskiden takıldığım bir kadın çıkmıştı. O da oradaydı. God-mode’da oynuyor gibiydim. Kadınların kıskançlığı haz vericidir. Hayatımda çok eğlenceli geceler geçirdim ama bu gerçekten güzeldi. Kız günler boyu aradı ama ben başkasını seçmiştim.

İlginçtir ki 19 yaşındaki kız beni mekanda çok gördüğü için zaten hoşlanıyormuş(altta anlatacağım statü sinyallemesi durumu), benim onunla konuşmama çok şaşırmış. Neyse… Bu başarılı bir hikaye, bazen denk geliyor ama başarsız da onlarca olay yaşadığıma da emin olabilirsiniz. O değil de bu kızın bile şu an 30lara yaklaşmış olması ise işin esas ironik kısmı sanırım. 

 

Kadınların %70i tarafından reddedileceksiniz.

Kadın size neden sıcak davransın? Sizi merak edeceği bir neden yok, o yüzden öncelikle reddedilmeyi öğrenmelisiniz. Ünlü bir PUA tekniğinde şöyle bir taktik mevcut: 1 gecede 10 defa kadınlarla etkileşime geçeceksin, amacın reddedilmek olacak. Telefon alırsan, öpüşürsen veya sevişirsen başarısızsın! Burada amaç ne? Reddedilme psikolojsiyle başa çıkabilmen. Tanımadığınız kadına yaklaşamak korkusunu atmak mı istiyorsunuz? Kadına gidip “merhaba, nasılsın” demeyi öğrenin. Ona cevapsız bırakamayacağı sorular sorun. Mesela ne içiyorsun? diyin. Şu an çalan grup ne acaba? diye sorun. 

 

Peki kadına nasıl davranacağız?

Konuşturarak! Konuşarak değil. Kendinize güveniniz temel serginiz olmalı. Çünkü kadın sizin kim ve ne olduğunu bilmiyor. Onu etkileyen güveniniz ve karizmanız, maskülen göstergeleriniz olacaktır. Yeni tanıştığınız kadın size ısınırsa konuşmayı ve anlaşılmayı değil(dinleme ilişki ilerlediğinde olur). Ara sıra laf atarak yine onu konuşturmayı denemelisiniz. İlgisizse diğer kadına geçmelisiniz.

Çevrenin sizi tanımasıyla da statünüzü göstermeye dikkat edin derim. David Buss özellikle başka kişiler tarafından tanınan kişi olmayı da kısa süreli için dikkat çekici olduğundan bahsetmiştir. Bu yüzden hep belli mekanlara gidin. Örneğin devamlı aynı kişiden alkol alın, bodyguard’la iletişim kurun. Bara/gece klubüne gittiğinizde orada çalışan birinin(kadın olması daha iyi) “oooo Ahmet gelmiş. ne içersin Ahmet?” diye yanınıza gelmesi, girişteyken “tamam sen geç abi, tanıdıksın” demesi diğer kadınların ilgisini çekecek, statünüz konusunda güçlü bir sinyal yayacaktır. 

Şekil: David Buss’ın öne sürdüğü kısa ve uzun süre seçimleri

Kadınlar müsrifliği sever. Yani zenginlik göstergelerinizin olması her zaman çalışır. Bir gece bir kadınla konuşurken ufak bir konu açıldı, kadın hmm saatin de güzelmiş dedi. Demem o ki kadınlar sizin düşündüğünüzden daha fazla size dikkat ediyor. David Buss kadınların kısa süreli ilişkilerinde şunlara baktığını söyler:

-Maskülen görüntü ve tavır (ses tonu, vücut duruşu, saç-sakal vb.)

-Zenginlik ve statü göstergesi gereçler

-Diğer kadınların sizin hakkınızdaki düşünceleri

-Fiziksel nitelikler (Tip, boy, pos, sağlık göstergeleri gibi)

 

Merak ettirin

Kadın kim olduğunuzu merak etmeli. Bunu ceket reklamı yapan bir firma üstünden anlatayım. Varsayalım siz ünlü bir ceket firmasınız ve reklam çekiyorsunuz.

-Bizim ceketlerimiz en iyi ceketler, mutlaka alın. Diyorsunuz. Sizce bu ne kadar işe yarar? İşte bir erkeğin kadınla tanıştığında takındığı tavır buna benzer. Ben seni istiyorum, sen de beni iste. Eşitlikçi davranır. Oysaki kadınlar eşitlik değil, üstünlük bekler. Aksi halde eşleşmeler 80/20 değil 50/50 olurdu. Burada maalesef genel seçici taraf erkek değildir. Önce bu gerçeği iyi anlayın.

Diğer bir reklam ise şöyle olsun:

-Kişiyi iş görüşmesine o ceketle götürürler ve ik müdürü şöyle der: “Çok iyi giyinmişsiniz, bizim çalışanlarımız hep giyimine dikkat eder.”

Burada bilinçaltına giden mesaj nedir? “Ceketle iş vereni etkileyebilir ve iş sahibi olabilirsiniz.”

İşte kadının bilinçaltına benzer mesajı göndermelisiniz. Hangi özelliğiniz varsa bunu iyi satmalı, özelliğiniz yoksa da bu özelliği kazanmalısınız. Şöyle düşünün onca erkekten farkınız nedir? O kadın sizi neden ödül olarak görsün? 

 

Pazarlama her şeydir

Elinizde bir şey varsa 2. Aşama bunu pazarlama olmalıdır. Pualar bazen yalan üstüne oyunu kurar, tavsiyem böyle yapmamanız olur. Oyunun temel kuralının kandırmak değil, kadının psikolojisini(hareketlerini, davranışlarını, mimiklerin nedenini) anlamak ve buna uygun tepki vermek olduğunu unutmayın.

 

Temel bir bilgi vereyim:

Kadını “anlamak” veya kadınla “uzlaşmak” farklı kavramlardır. Mavi Hap yapılanmasındaki erkek kadının söylediklerine uygun davranma ve “uzlaşma” kadının suyuna gitme niyetindeyken, KH’ı erkek kadının bilinçaltında yatanları “anlayarak” doğru hamlelerle onu yönetir, zaman zaman kadını sinirlendirmek de buna dahildir, buna oyun denir. İyi oyuna sahip erkek ilişki içinde ise kadının kaygılarını dindirendir. Çünkü kadının söylediği ve yaptığı farklıdır. Reaktör-aktör ilişkilerin doğasını önceden referansla anlatmıştık. Size bir şey hissetmesi için size söylediğinden farklı harekette bulunmanız gerekebilir.

 

Kadının merak etmesiyle, sizin gereksiz reklam yapmanız arasında büyük bir fark vardır.

Gerçek bir işiniz, hobiniz ve bir alanınız olsun. Örneğin ben müzikle ilgilendiğim için avantajlıydım ama bu avantajı kötü kullananları da gördüm. Şöyleki:

Bir gece kanat arkadaşımda bar-game yapıyoruz. 2 isteksiz kadınla karşılaştık. Ben birini kısa sürede bağladım, ardından diğer arkadaşım geldi, hemen tanıştırdım, bu X vs diye. Arkadaş direkt girdi, ben konservatuar mezunuyum, habire tura çıkıyoruz, ben İtalya’ya da gittim. Meksika’a gittim, Rusya’da yüksek lisans yaptım vs. Kadın hıımmm öyle mi dedi ve 5 dk içinde mekana geri girdi.

Kadın merak etmediği erkeğin söylediklerini itici bulur ve kendini övdüğünü düşünür. Arkadaş burada en ölümcül hatayı yaptı ve “ceketim çok güzel, beni alsana” sinyalini verdi. Belki bütün gece gram gram vereceği bilgiyi bir kere de kustu, kadın da kurudu, kaldı. Oysaki ben kadınla konuşurken daha işimi bile söylememiştim ve kadın devamlı kendini anlatıyordu. Pozitif değildi belki ama nötr’dü. Sonuçta şansımızı kaybettik.

 

Temsil Edilenler Önemlidir

Ona basit bir şey söylemiştim, bir erkeğin temsil ettikleri önemlidir fakat o bunu temsil ettiklerini hemen saçmak olarak algılamıştı. Sonra da müzisyen olmasının kadınlare ne kadar çekici geldiğini anlayamadan, şöyle düşünmeye başladı: “Kadınlar müzisyen sevmiyor.” Oysaki evrimsel açıdan yaratıcı meslekler kadınlara hep çekici gelir. Bunu destekleyen bir diğer görüşü görüntü-para-oyun düzleminde Rule Zero(Cooper, Tomassi, Stone vs…) programında izleyebilirsiniz. Mesela John Sonmez güzel bir bilgi veriyor, aslında her şeyi statü göstergesidir paran, görüntün, karizman vs. hepsini toplayınca statüye ulaşırsın diyor ve statünün her şeyi delip geçeceğini açıklıyor. Örneğin bir barda 9/10luk işi bilen bir Chad var öylece duruyor fakat bara bölgesel tanınırlığı olan tipi vasat bir rock-star giriyor ve bütün kadınların gözü bu adama kayıyor. Yani kimse Chadle konuşmak için çaba sarfetmezken bu adamla konuşmaya çalışıyor. Bar çalışanları hemen gelip hizmet ediyor vs. Neden böyle oluyor? Çünkü rock star girer girmez statüsünü herkes tanıyor. İşte fark budur!  

Statü sinyallemesi yaptığınız her şey size kazandıracaktır. Yani sizin kim olduğunuzu çevrenin bilmesi gerekir. Yoksa evde Malmsteen gibi çalıp sokakta tanınmayan bir gitaristseniz insanlardan övgü beklemeye hakkınız yoktur. Üstteki arkadaşta da bu sorun vardı. Kendi biliyor, yakın çevresi biliyor ama o kızlar bilmiyordu.

 

Bırakın kadın merak etsin, bilgiyi yavaş verin:

Konuşma şöyle olsa farklı olurdu:

Arkadaş: Nasılsın?

Kız: iyiyim, neyle uğraşıyorsun?

Arkadaş: Müzikle… sen?

Kız: aaa, ben de mimarım. Ne güzel, ne çalıyorsun?

Arkadaş: Kemanla ilgileniyorum

Kız: Hep çalmak istemiştim, var mı çaldığın bir yer?

Arkadaş: Evet

(Kızın ilgisini çekti ve hala inatla konservatuar-müzik bilgisi ve profesyonel olduğu bilgisini vermedi.)

Kız: Neresi?

Arkadaş: Bilmemne orkestrası

Kız: Aaa orada çalmak için ne gerekiyor? (Burada kız durumun önemini fark ediyor)

Arkadaş: Ben konservatuar – müzik mezunuyum

(Bam, burada kızı yakalayacaktı. Bilgisini mükemmel şekilde sattı)

Uzatmayarak konuşamanın özetini anlatabildiğimi düşünüyorum. Mesele kızın sormasıdır. Kız size net olarak böyle sorular sormadığı sürece kendinizi anlatmayın! Ben mesela kız benimle ilgilenmiyorsa, bakkalım diyorum. Garip şekilde görüntüm, konuşma tarzımla tezat olduğu için inanmıyorlar, çünkü sinyallediklerim farklı. Tamam tamam yalan söyledim, aslında marketim var ama Migros değil diye abartıyorum. Eğer ilgisini çekersem dürüst olmaya başlıyorum. 

 

Özetle

Tanımadığınız kadına yaklaşmak üstüne biraz ortaya karışık bir yazı oldu sanırım. Viski etkisi.

Reddedil–>Reddedil–>Kendini geliştir, reklamını yapacak bir şey bul, kıza bunu sat. Temel prensibiniz hep bu olmalıdır. İlgili konunun podcastini alttan dinleyebilirsiniz.

Fon: Savatage – Lights Out.

 

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

 

Eski Sevgilim Mesaj Attı!

Eski Sevgilim Mesaj Attı!

Amacının “genellikle barışmak” olmadığını aklınıza sokun. Kadınlar sıklıkla 2 sebeple mesaj atar. Eski sevgilim mesaj attı! durumu en tipik çıkmazlardandır. 

  • 1) Yalnızdır ve kendisinin unutulmasına dayanamamaktadır. Çoğu erkeğin de kendisini terslemeyeceğini bildiği için mesaj atar.
  • 2) Ayrılmış ya da kazık yemiştir, sizi özgüven tazelemek, iyi hissetmek için aramıştır.

Önceki yazımda bahsettiğim gibi, ayrılan kadının dönmesi ve çiftlerin mutlu olması Rich Cooper’ın yaptığı ankete göre %2’dir. %17 oranında ise kadın geri dönmüş fakat yine ayrılık gerçekleşmiştir.

Erkek de Mesaj Atabilir Ama Paterni Farklıdır

Kadın genelde terk eden taraftır ve sadece terk edildiği erkekleri, yani “alfa” karakterle yaşadığı mesajlaşma döngülerini hatırlar. Bu kendilerini kötü hissettirir. Buradaki erkek duygusal hissetmeden, son bir defa daha takılayım modunda arada birlikte olmak için fırsatçı amaçlarla mesaj atar.  

Kadınlar betalardan aldığı mesajlara çoğunlukla geri dönmez ya da soğuk bir ses tonuyla bu işin olmayacağını açıklar. Bu erkeklerin(%80) acı içinde sulu, ihtiyaç duyan pozisyonda duygusal mesaj atmaları kadınları sadece iyi hissettirir, ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu iyice kanıksarlar. Milyon kadına sorun birlikte oldukları erkekler içinde belki 1 erkeği hatırlar diğerlerini umursamazlar.

Özetle erkeklerin genel yüzde de daha kötü “mesaj hatıraları ve çıkmazları” vardır.    

Kadınlarda Duygu Kontrolü Her şeydir!

Kadın yalnız kalmayı sevmez. Bunun duygusal yüküne katlanamaz. Sevgilisinden ayrıldıktan sonra ilgiye ihtiyaç duyar, burada sizden beklediği “minnettir” ve buna “beta fazı” denir.

Kadınlar koruma, şefkat ve ilgi istediklerine beta fazına girip erkekten devamlı duygu transfer eder fakat bir şeyleri feda edebildikleri tukulu karakter modunda “alfa fazına” dönerek, maskülen, serseri, alfa erkekleri seçerler. İlişkisi bitmiş kadının haliyle özgüveni kırılmıştır ve “alfa fazına” uygun değildir, önce kendini tamir etmelidir. İşte burada eski sevgili devreye girer. Yani eski sevgilim mesaj attı! Diye sevinmeyin.

Eğer kadının sizden sonra ne yaptığını bilmiyorsanız ve aradan 3 haftadan fazla süre geçtiyse cuckoldry erkek olup beta fazına geçmeden önce şunları iyi anlayın:

1) Kadına yardım etmeniz, mesajını cevaplamanız, iyi davranmanız onda minnet duygusunu uyandırır ve arzu duymadığını fark ederek, “çok güzel zamanlar geçirdik ama seni sadece özlemişim” der.

2) Siz terk ettiyseniz veya sonrasında aklında hipergamik süreçler yüzünden farklı fikirler oluştuysa bunları çözmek ister. Kadınların içgüdü-duygu-neden formatında olayları rasyonelleştirdiğinden bahsetmiştik. Burada sizden ne duyduğu önemli değildir. Doğası ne anlamak istiyorsa onu duyar. Çoğu erkek hatasını düzeltirse o kadının geri döneceğini düşünerek “özür diler” fakat mesele o değildir. Evrimsel nedenlerle solipsist olan kadın duygularını çözecek nedenleri bulur ve size yine hoşçakal der. Bulamazsa varoluşsal boşlukta ayrılık acısıyla debelenir.

İlişki Dinamikleri

Her 2 cinsin ilişki dinamiği farklıdır. Sosyolojik yapılanma kadınları ve erkekleri toplumsal olarak farlı davranmaya ve bu davranışlarını kanıksamaya itmiştir. Erkekler savaşlar, tarım toplumu ve ataerkil süreç sonucu devamlı sahiplenmeye dayalı narsisistik bir zihinsel örüntüsü içindeyken, kadın kocasını-babasını kaybettiği, pasifize edildiği için solipsist bir zihin yapısına sahiptir. Erkek mesaj atan eski sevgilisini bu yüzden elde etmeye çalışır. Kadın ise solipsist doğası sebebiyle sadece iyi hissetmenin peşindedir.

İlişki için bu tamamalıyıcı olabilir. Çünkü sahiplenen, korunan kadın iyi hisseder fakat ilişki sonunda bu ters teper, çünkü kadın artık o erkek tarafından sahiplenilmek istemiyordur.

Benim de böyle anılarım oldu. Yıllar önce eski kız arkadaşımdan bir mesaj aldım, beni özlemiş vs. Ardından fark ettimki aslında bir aile yakınını kaybettiği için bana ulaşmış. Ortak anılar, duygular, minnet duygusuyla bana ulaşmış. Ben de sıcak davrandım ve tabiiki kısa süre sonra istemiyormuşum seni, kötü hissedince aklıma geldin gibi bir geri dönüş aldım. Yine ayrıldık. Çünkü hissinin alfa fazındaki “arzu” ile alakası yoktu, iyi hissetmek, kendini tamamlamak özgüvenini arttırmak için bana ulaşmıştı ve amacına ulaşarak iyileşti, bense 3 ay daha arafta kaldım.

Özetle

Eski sevgilim mesaj attı özellikle 1 ay asonrasında gerçekleşiyorsa bir sevinç değil, kuşku nesnesi olmalıdır. Daha kötüsü; o mesaj atınca mutlu oluyor, atmadığında beklenti içine giriyorsanız, bağımlısınız demektir, sizi hala kontrol ediyordur.

Üstteki örnekte ben de cevap vermesem, hislerini anlamlandıracak cevaplar bulamayarak debelenecekti. Emin olun siz aynı mesajı atsanız o kadın sizinle ilgilenmez.

Tabii zaman zaman çok geliştiğinizi gören kadın hipergamik dürtülerle size ulaşabilir. 7 sene sonra ulaşan kız arkadaşım oldu mesela. Bir kız arkadaşım 1 sene sonra ulaşıp, seni benden başka kimse çekmez, barışalım mı? gibi bir cümle ile gelmişti. Tabii ki bu dönemde başka erkeklerin geçtiğini, duruma göre çocuğunun olduğunu, hatta 3-5 kg alarak sizin cinsel pazar değeriniz(CPD) yükselirken, onunkinin düştüğünü ve sizin artık daha iyi opsiyonlara sahip olduğunuzu unutmamanız gerekir. Dönen kadının size beta fazında ihtiyaç duyduğu ihtimalini hep aklınızda bulundurun derim.

Son söz olarak ayrılık sonrası o kadın size inatla ulaşmaya devam ediyorsa ve ilk denemenizde “soğuk” davrandıysa 2. defa ulaşmasına izin vermeyin. Sizi oyalayacak, bir andan da kadınlar hakkında az bilinen gerçekler yazısında anlattığım gibi tabak çevirmeye devam edecektir. Bu oyuna alet olmayın.

Eğer haklıysanız, hatırlamanız gereken temel kural: “İlk cümlesi özür dilerim olmayan kadının hiçin şansı olması gerektiğidir.” Şansını iyi kullanırsa da ilişki olma ihtimali ancak çaba sarf ederse olur, yoksa son defa cinsellik sunmasına izin vermeyi düşünebilirsiniz.

İnanın ilişki dinamiklerini iyi bildiğinizde hayatın daha eğlenceli olduğunu söyleyebilirim.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Kadınların Karar Verme Mekanizması ve Suçlu Hissettirme

Kadınların Karar Verme Mekanizması ve Suçlu Hissettirme

Kadınlar hakkında az bilinen gerçekler yazımdan sonra şöyle bir mesaj aldım ve kadınların neden duygularıyla hareket ederek yazılanları çarpttırma ve doğal mekanizmaları olan “karşı tarafı suçlu hissettirme” mekanizmalarını açıklamak için güzel bir örnek olduğu için yorumlamaya karar verdim.

Alttaki yazının sebebi şu metin ve onun yorumlamasına göre “kadınların asla aşk acısı çekmeyeceğini ve ayrılmak için başka bir erkeğe ihtiyaç duymayacağını” belirttiğimi düşünmüş. Şöyle demiş:

Yazdiklarinizi ask acisi cekerken bulmustum. Fakat kadinlara karsi okadar cinsiyetci ve gaddar bi bakis aciniz var ki sizede muhakak bu kadinlar cokca tranva yasatmis.
-Ask acisi ceken birsuru kadin taniyorum, ask acisi ceken erkek hic gormedim.
– Ekonomik ustuluk ve ya guc olmadan evlenen cokca kadin taniyorum.
– Hic bi arkadasligim ve ya iliskim yarar uzerine kurulu degil. Katiliginiz objektiflikten degil, bence tranvanizdan.
Selamlar& Saygilar

Bunun acıyla ve kötü hissetmeyle yazıldığını anlayabiliyorum. Metinde görüldüğü gibi 2 temel nokta dikkat çekiyor.

  • Kişisel yaşadıklarının sebebini kısıtlı çevresine ve kendi deneyimlerine bağlayarak sonuç çıkartmış.
  • Bunun doğru olmadığını ispatlamak için olayı değil de benim kişiliğimi kullanmış ve “gaddar” ve “travma” yaşadığım için bunları yazdığım belirtmiş.

Bu tipik bir kadın savunma mekanizmasıdır. Kadınlar sinirlendiklerinde duygusal karar vererek, olayı şahsınıza yöneltirler ve ekseni kaydırırlar. Burada iddiaların neden yanlış, hatta çarptırılmış olduğunu referanslarla açıklayalım:

Bilimsel çalışmalardaki istatistiklere baktığımızda duygusal ilişki ve evlilik sonrası intihar oranlarının erkeklerde 2.5-3 kat yüksek olduğunu görüyoruz[ref]. Erkekler boşandıktan sonra büyük bir depresyon yaşıyor. Bunun yanısıra Norveç’te 18523 çiftle yapılan boşanma çalışmasında genellikle kadınların ayrılığı tercih ettiği ilişki kalitesinin niteliği yanında ekonomik duruma bağladığı görülmüş, genç yaşta evlenen kadınların daha çabuk boşandığı belirtilmiş (ref) ki nedenini 30 yaş sonrası kadınlar makalesinde açıklamıştık. Rollo Tomassi de buna parti yıllarındaki kadınların hızlı değişen seçimleri olarak açıklar.

Kadınlrın daha çok acı çektiği ve erkeklerin çekmediği zırvadır. Benzer şekilde kadın fayda sağlayamadğı erkeği terk ettiği açıktır.

Yazılarıma bakıldığında ekonomik gücün tek parametre olmadığını şiddetle savunan nadir kişilerdenimdir. Kadınların girift doğaya sahip olduğunu sizi toplamda göre sevdiğini de bu makalemde de uzun uzun açıklamıştım. Tip, para, oyun üstüne erkeği çekici yapan kriterleri anlatmıştık. Tersinin düşünülme sebebi öğrenilmişliklerden ve çevreden kaynaklanıyor. Kişi farklı fakat kendine uymayan bir düşünce duyduğunda, geçmişte öğrendiği en yakın şablonlardan birine koyuyor. Çevresinde de benzer düşünen birileri varsa kanıksıyor. (Örnek: Kadınlar faydacıdır yazılmış. Fayda para ile sağlanır. O zaman yazar bütün kadınların parayla elde edildiğini savunmuş. Oysaki fayda burada “bilgi”, “tecrübe”, “sosyal statü”, “karizma”, “kadın psikolojisini bilmek”, “zeka” anlamlarına geliyor. Çoğu kadın kendinden uzun erkekleri tercih ediyor mesela. Ben söylemiyorum, istatistikler söylüyor.)

“Sadece ekonomik kritere” bakan kadınların temelde alfa döller, beta öder kısmındaki betayı seçtiklerini de özellikle belirtmek gerek. Yani yazılarım kadının arzusu üstüne kurulu olduğu için bunu savunmam saçma olurdu.

 

Hiçbir arkadaşının yarar üstüne ilişki kurmadığını belirtmiş

Bu da tamamen solipsist bir bakış açısı. Kadın önce hisseder sonra bu hissine mantıklı sebepler bulur. Yani zengin kişiye aşık olmuş olabilir ama doğası bu çıkarcılığını örtmek için farklı sebeple öne sürecektir. Çünkü kadın temelde zaten erkeğin temsil ettiklerine aşık olur, aksi olsaydı işini kaybeden erkeklerde boşanma davalarının ezici olarak kadınlardan geldiğini görmemeliydik.

Temel çalışmalar doğada Briffault Kanununa göre kadınların yarar sağlamadığı sürece birlikte olmadığını belirtiyor, benzer şekilde hipergami’den evrensel olarak anladığımız temel bir şey var ki: “O kadından üstün değilseniz ve sizden alacak bir şeyi yoksa o kadının sizinle olmak için bir nedeni yoktur.” Hipergami yazısında çeşitli bilimsel kaynaklarla bunu açıklamıştık.

 

“Aşk acısı çeken hiçbir erkek olmadığını” belirtilmiş.

Bu da tamamen hatalı, böyle bir deneyim yaşayan kadın için kolaylıkla kendi liginin çok üstünde ve genellikle alfa erkeklerle zaman geçirdiğini ve cinsellik için kullanıldığını söyleyebiliriz. Muhtemelen yıllar boyu reddediği onlarca erkeği görmezden gelmiş. Beta erkekler çoğu kadına görünmezdirler ve hatırlanmazlar.

İstatistikler bize net olarak erkeklerin daha çok acı çektiğini gösteriyor. Hatta bunun çalışması Richard Cooper tarafından yapıldı. 2000 erkeğin sadece %2si kadının geri döndüğünden ve ilişkinin iyiye gittiğinden bahsetmiş. %63’ü bir daha haber alamadığından, %17si aldığından fakat ilişkinin sürmediğinden bahsetmiş (Oran %80). Böyledir çünkü erkek-kadın ilişkilerinde her ne kadar eşitlik dayatılsa da kadınların daha seçici olan taraf olduğunu biliyoruz. Bu da genel olarak ekeklerin havuzunun daha dar olduğunu ve acı çekme ihtimallerinin yükseldiğini gösterir. Çünkü yalnız kalırlar. Cinselliğe ulaşamayan insel ordusunun büyüme sebebi budur.

Bu iddiada bulunan kişinin acıyla karşıyı suçlama sebebi hipergamidir. Hipergamik dürtüleri karşılanmayan veya terk edilen kadınlar ayrıldığı erkekleri unutamaz. Çünkü o kadının duygusal düşünerek ayrılmayı içselleştirmesini ve ardından buna neden uydurma mekanizmasını elinden almış olursunuz. O kadın bu tavrın üstesinden uzun bir süre gelemez. Yeni ilişkiye başlamakta zorluk yaşar. Bunun bir adı da var: “Alfa dul”. Bu podcastimde biraz bahsetmiştik.

Doğadaki genel dişi tavrın genelde bir başka erkeği bulmadan geçmişteki partnerini bırakmadığına şahit olursunuz. Monkey Branching tipik bir kadın paternidir. Çünkü erkeğe ulaşması, seçici taraf olduğu için daha kolaydır. O kadın neden benimle değil yazısında bundan bahsetmiştik ve erkeklerin görsel niteliklerine çabuk arzu duyduğunu anlatmıştır, hatta makalelerle desteklenmiş benzer bir yazım Ekşi-Şeyler’de yayınlandı.

Erkek kendi statüsüne göre mevcut havuzundan kendini seçen kadınlar içinden tercihte bulunabilir. Bu yüzden düşük statülü erkekler kadınlara daha az ulaşır ve ulaştıklarında da ruh eşi kriziyle ayrılık acısı yaşar, bu da erkeklerin neredeyse %80’nine denk gelir. Buradaki esas kadınların çıkarcı, erkeklerin fırsatçı olmasıyla ilgilidir. Yani kadın en çok yarar sağlayabileceği kalitatif kişiye ulaşmaya çalışırken, erkek olabildiği kadar spermlerini yaymaya çalışır, çünkü soyunun tükenme tehlikesi vardır.

Kadınların ise seçim havuzu neredeyse sonsuzdur. Psikanalitik bir sebep yoksa ve o kişide obsesyon geliştirmediyse kolaylıkla başka bir erkeğe geçiş yapabilir. Bu acıyla tek kalmak yerine çıkarcı davranması ve acıyı aşmaya çalışması evrimsel bir dürtüdür. Eğer bunu yapmazsa kendini yer, çünkü kadınlar mantıklı düşüncedense duygusal düşünmeye daha yatkındır (İçgüdü->duygu->neden) ve hissettiği duyguya neden üretemezse (bunu elinden alırsanız) erkekten kat kat fazla üzülür ve kendini bitirir. İflah olmaz. Bu yüzden bu acıya hiç girmemeyi evrimsel olarak tercih eder.

 

Özetle diyebiliriz ki:

Bir kadın olarak sizin acı çekmeniz, “sadece sizin bir gerçeklik” olduğunuzu ve buradan bütün kadınların ayrılık acısı çektiğini değil, sizin içgüdü-duygu-neden 3lemesinde neden üretemediğinizi gösterir. Örneğin ben, üstteki çarpıtmanın aksine nadiren ayrılık acısı çektim ve beni de unutmayan, geri dönmek isteyen birçok sevgilim oldu fakat onları düşünerek erkekler acı çekmez diye genelleştirmedim. Çünkü istatistikler ve evrim tersini söylüyordu.

Acı çekmediğini düşündüğünüz erkekler gördüyseniz o erkeğin seviyesi sizden en az 2 puan yukarıdadır ve opsiyonları vardır ve bu yüzden bu erkeğe şiddetli arzu duymuşsunuzdur ki hipergami de bize bunu söylüyor.  

 

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin)

Erkekler Neden Maskülen Olmakta Zorlanırken, Kadınlar Feminen Olmakta Zorlanmaz?

Erkekler Neden Maskülen Olmakta Zorlanırken, Kadınlar Feminen Olmakta Zorlanmaz?

Youtube’da Rich Cooper’ın şöyle bir podcastine denk gelip, ilhamla bununla ilgili yazı yazmaya karar verdim. Kadınlar doğaları sebebiyle kolayca feminen olabilirken erkeklerin maskülen olmakta zorlandığını görüyoruz.

Bunun çeşitli sebepleri var. En temelde ise maskülenliğin kadın merkezci toplum mühendislerinin çabasıyla son 50-70 senede değersiz olarak gösterilmesi yatıyor. “Maskülen” olmanın zor olması, çaba gerektirmesi de bir diğer problem.

Örneğin bir kadının feminen olması için; anlayışlı olması, rejimine dikkat ederek buna uygun bir fiziğe sahip olması yeterlidir. Gerisini hipergamik doğası halleder. Seçmeye odaklanır ve seçer. Oysaki maskülenlik “başarmayı” ve “emeği” gerektirir. Fiziksel ve zihinsel olarak buna uyum sağlamayı gerektirir. Yani yerinizde oturarak, iyi biri olarak ya da patetes cipsi yiyerek maskülen olamazsınız. En başta yediğiniz cipslerin içindeki makroların ortaya çıkarttığı radikaller testosteron oranınızı düşünerek rekabetciliğinize sekte vurur ve maskülenliğinizi azaltır. 

Erkek maskülenliğe ulaşması için spor yapması, kendi zihin setini geliştirerek “erkek olmayı” yapılandırması gerekir. Maskülen olmak emek gerektirirken, feminen olmak gerektirmez ve bu yüzden son 50-70 senedir feminen tavır doğal ve olması gereken bir tavırmış gibi erkeklere de satılır.

Çaba sarf etmeden, doğal olarak gösterebileceğiniz bir uyum durumu olan feminenlik varken, maskülen olmanızın gereksiz olduğu düşüncesi “bilinçaltınıza” yıllardır mesaj olarak gönderiliyor.

Bazı erkeklerin feminen tavır işine gelir

Emek harcamadan edinebileceği bir şeyi herkes ister. Eşitlik adına kadınların kendine arzu duyacağı yalanını yiyen erkek böylece evrimde seçilmeyen basamağa dönüşür, üstüne de neden seçilmedim diye ağlar, durur. Büyüyen insel tehlikesi bunun en önemli karşılığı diyebiliriz.

Alfred Adler maskülen tavrı, başarmak, yerine getirmek, dışa dönüklük, hırs, üstesinden gelmek olarak tanımlarken, feminen tavır “uyum” olarak açılanır. Kadınlar zor koşullara bile “içgüdü-duygu-neden” 3lemesi ve solipsist doğaları sayesinde uyum sağlar. Erkekse zorlanır, neden bulamadığı bir konuda bir şey hissetmesi zordur. Bu yüzden kadın kendini kandırabilirken, erkek bunu daha zor yapar. Örneğin kadınların feminen doğası bir erkekten daha üst seviye bir erkeğe geçerek kendini kurtarabilir oysaki erkek bu konuda kısıtlıdır, kendi bir şeyi başaramazsa yani “maskülen” tavıra bürünemezse kaybeder, erkekliğini kullanarak zengin bir kadını elde edemez, tabii ki jigolo değilse ki bunun için bile çok iyi bir maskülen tip ve hatta statü gereklidir. Hiçbir kadın kendine güvenmeyen, yıkık bir erkekle zaman kaybetmez. Erkeğin elde edeceği ise cinsel değerini kaybetmiş 45+ yaş üstündeki kadın olacaktır. Oysaki genç ve akıllı bir kadın feminenliğiyle herhangi bir erkeği kolaylıkla elde edebilir.

Cinsiyetsizleştirme Politikası ve Eşitlik

3. Feminist dalgaya göre feminenleştirilme politikası(ekşi-sözlük yazım) altında cinsiyetsizleştirilen erkek ve kadınlar bu yüzden birbirine daha az tutku duymaya başladı. Öğretilen kadın-erkek eşitliğinin faturası yine erkeklere çıktı. Çünkü kadınlar hiçbir durumda sorumluluk almayı tercih etmeyecektir. Feminizmin yaptığı en büyük kötülüklerden biri eşitlik konularının ilişkileri de yansıtılmasıdır. İnsanlar yargı-eğitim-iş bulma fırsatı konusunda eşit olmalıdır. İnsan haklarının gereği budur fakat ilişkilerin doğasına baktığınzda sadece insanlarda değil, bütün türlerde dişinin daha iyi erkeği seçtiğini görürsünüz. Tavus kuşu dişileri daha güzel tüylü erkekleri, balıklar, daha renkli erkekleri, dişi maymunlar statüsü yüksek lider erkeği seçer. Türlerde seçtiğim eş benimle eşit olmalıdır algısı yoktur, tam tersi benden üstün olmalıdır algısı vardır. Aksi halde evrim ilerlemez ki dişiler burada esas seçicilerdir. İnsellerin yaptığı gibi eşitliği mutlak gerçek sanıp, bunun üstüne o kadın neden benimle değil diye düşünmeniz tam bir aptallıktır. Çünkü hiçbir kadın ilişkide arzu hissetmek için eşitlik aramaz (ref).

Kadınlar kaliteli erkek bulmakta zorlanıyor. Önceki yazımda bahsettiğim gibi bazıları feminenleşmek yerine maskülen karakter özellikleri kazanıyor ve “ben de erkek gibi yaparım” mottosuyla kendi doğalarına aykırı hareket ediyorlar. Feminizim’i tartışırken bir grubun feminist fakat feminen düşüncelerle bu radikal feministlere karşı çıktığından bahsetmiştik.

Kaybolan Maskülenlik

Erkekler maskülenliği kaybetti çünkü eskisi gibi hayatta kalmak için güçlü olmak ya da çalışmak zorunda değiller. Bu kaybın sonuçlarını anlamaları için belki 30 yaşını geçmeleri gerekiyor. Kadın merkezci toplum mühendisliği, kadınların öncelikli olduğu düşüncesi, erkeklerin kadınları elde etmek için feminen tavırlara girmesi gerekliliğinin öğretilmesi; kadınların da erkeklere duyduğu arzuyu maalesef azalttı.

Örneğin 2020 istatistiklerine göre kadınlar sebebiyle oluşan %78’e dayanan boşanma oranları bize 2 çıktı sağlıyor.

  1. Kadınlar düşük maskülenliğe sahip erkekleri kolay boşuyorlar.
  2. Yasalara göre çocuklar bu tek annelere veriliyor ve çoğu erkek çocuk feminen bir kültürde yetişerek yine “kadın merkezci feminen yapılanmaya” hizmet ediyor.

Aslında bitmek bilmeyen bir döngüde daha feminen ve daha inselliğe yatkın bir nesil yetişmiş oluyor.

Özetle insan evrimini negatif etkileyen süreçlerden biri olan erkeklik kavramı her gün biraz daha zehirleniyor. Kendi açımdan her şeyin bir yerde dengeye oturacağını düşünüyorum. 

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Kadınlar Hakkında Az Bilinen Gerçekler

Kadınlar Hakkında Az Bilinen Gerçekler

Kadınlar hakkında az bilinen gerçekler birçok erkek tarafından çarpık projeksiyonları sebebiyle kabul edilmez. Birçoğunu dağınık olarak anlatsak da burada biriktirmeye çalışacağım.

Bazı kadınlar kendi yaratılışlarını fark etmeyebilir bazıları ise bu gerçeklerin açığa çıkmasından memnun olmadığı için çirkefleşebilir fakat hepsinde “az ya da çok” bu gerçeklerin hepsi mevcuttur.

 

1) Kadınlara faydanız olduğu sürece birlikte olursunuz.

Kadınlar hakkında az bilinen gerçeklerden ilki kadın-erkek ilişkisinin eşitliğe dayanmadığıdır, bu feminizmin sattığı kadın doğasından çok uzakta olan bir gerçektir. Kadınlar bir erkekle birlikte olduklarında kendilerine bir şey katacak üstün olarak gördüğü bir erkeği tercih ederler. Buna hipergami denir. Bütün doğada bu böyledir. Tavus kuşu dişileri en gösterişli kuyruklu erkeği seçer, maymunlar hiyerarşide en üst seviye erkeklerle olur, Geoffrey Miller, Sevişen Beyin kitabında bunu detaylı açıklamıştır. Temellerini ekşi-şeyler yazımda okuyabilirsiniz.

Erkekler de tam tersi bir şey katabileceği ve fiziksel olarak beğendikleri kadınları tercih eder ve bu kattıklarınız pazarlık sebebi olamaz. Yani yıllar sonra bir ayrılık gerçekleşirse “ben senin için bunları yapmıştım” demenizin hiçbir önemi yoktur. Kadından duyacağınız tek cevap: “teşekkür ederim, çok iyi bir insansın, hakettiğini bulursun” olacaktır. Bir Türk atasözü vardır: “Otobüsün ve kadının peşinden koşulmaz.”

Eğer güçten düştüyseniz veya kadın sizden bir şey alamıyorsa (para, tecrübe, ilgi, bilgi her neyse) başka bir erkekten alabilecek konuma geldiyse sizden mezun olacaktır. Bu yüzden uzun ilişkide devamlı gelişmeye ve üstün bir erkek olmaya, eşitliği bozan tarafta olmaya dikkat etmelisiniz. Eşitlik sağlanması, kadının sizinle rekabete girmeye çalışması en büyük bir kırmızı alarmlardan biridir. İlişkinin biteceğine dair de bir işarettir. Örneğin yıllardır birlikte olduğunuz kadın durup dururken ağzını şapırdatma derse durun bir düşünün derim.

 

2) Kadınlar kendilerini güvene almadan bir ilişkiyi bitirmez.

Kim ne derse desin kadınlar tek kalmayı sevmez, parası da olsa gücü de olsa bunu istemez. Tek kalmak erkek işidir. Çünkü erkeğin doğum yapma yeteneği yoktur, varoluşsal dürtüsü kendini geliştirmek üstünedir, çok mutsuz erkekler görüyorum. Bunun tek sebebi var atalete yenilmeleri ve varoluşsal dürtülerini yerine getirmemeleridir. Bu gerçekleştirme de yalnızlığı gerektirir. Özetle yalnızlık erkek işidir! Siz hiç sevgilisinden ayrılıp mutlu olan, saçlarını kestirip, gym’e giden erkek gördünüz mü ama hemen kadın çetesine katılıp, eski sevgilisinin ne kadar hayırsız bir adam olduğunu anlatan, birçok leşçi meriç sayesinde kendi egosunu yükselten onlarca kadın görmüşsünüzdür.

Kadın iç güdüsel olarak çift olmaya daha yatkındır fakat bu gördüğü erkeğe yapışacağı anlamına gelmez. Süreç yine hipergamik ve gerekirse seri-monogami formunda ilerler.

İlişkilere baktığımızda kadınların boşanma kararı almada oranlarının %78’e tırmandığını görürüz ki çoğu erkek kadını terk edemez, bu yüzden terk edilen kadınlar büyük bir varoluşsal sorgulamaya girer. Çünkü kadının elinden rasyonalleştirme imkanlarını söküp alırsınız. Çoğu kadının rahatlama mekanizması karşısındaki erkeği suçlu hissettirmekle ilişkilidir. Siz önce terk ederseniz, sizi suçlu hissettiremezler ama çoğu erkekte bu yapılanma yoktur. Erkek biyokimyasal bir süreçle o kadını elde ettiğini ve hep kontrol edebileceğini sanır. Oysaki erkeği güçlü yapan kontrol etmesi değil, kadının kontrolü erkeğe bırakmasıdır. Bırakması içinse erkeğin gücünü koruması gerekir.

Eğer bunu yapamazsanız ilişki normal gidiyor sanırken, kadın çeşitli sebeplerle ilişkiyi bitirmek üstüne kafasında rasyonalizasyon mekanizmaları yaratır ve sizi öcü yapar. O adamla olmayacağına kendini inandırır, bu esnada bir başkasını bulur, kendisini “tek kalmamak için” garantiye alır ve ilişkiyi bitirir.

Çoğu erkek, kadın neden ayrılık acısı çekmez diye düşünür. Çekmez çünkü erkek o kadına izin vermez. Kadın da ilişki içindeyken acıyı çekmemek için bütün sorumluluğu erkeğe atmış, onu suçlamıştır. Ardından maymun gibi bir daldan diğerine çoktan atlamıştır. Diğer leşçi meriç kadının ekmeğine yağ sürer ve kendinin “özel” olduğunu sanarak o erkeğin ne kadar güçsüz olduğunu onaylar gibi o kadına yardım etmeye çalışır. Kadının hatalarını olumlar. Oysaki o kadının kendini koruma mekanizmasına yardım ettiğini bilmez.

 

3) Kadınlar hipergami filtresinden sahte yollardan geçen erkeklerden nefret eder!

Birçok erkek oyunu öğrendiğini sanarak, sahtekarlıkla kadınları etkileyebilir ve onlarla yatabilir. Yani kadının hipergami filtresinden geçerek cinsellik almış olur. İşte bu kadının en büyük varoluş korkusudur. Çünkü kandırılmıştır. O erkeğin sandığı gibi bir erkek çıkmaması, tamamiyle “feyk” olmasından nefret eder. Literatürde “shit test” denen nanenin olması sebebi bile budur. Kadın sizi dener, bu erkek hala alfa mı yoksa ezik bir betayı mı dönüştü diye dürtükler.

Aynı çizgide kadının birilerinden taktik aldığınızı öğrenmesi, ilişki koçları veya ilişkiyi kurtarmaya çalışan ilişki terapistleri hiçbir işe yaramaz! Kadının bilinçaltına onunla arzu oluşturacak taktikleri üstelik kadınla anlaşarak almaya çalışmanız sizden hızla soğumasına sebebiyet verecektir. Çünkü kadın bunlara doğal olarak sahip olmanızı bekler!

Siz mantıklı olarak şunu düşünebilirsiniz: “ilişkimide sorun var, bu sorunu çözmek için yardım almalıyız, bunu sevgilime de söylemeliyim” kadının bilinçaltında oluşan ise “bu adam erkek değil, sorunlarımızı çözemiyor, ilişkimizi yürütmek için bir neden yok” şeklindedir. Kabul edebilir, terapiye gidebilirsiniz ama sonuçları kaçınılmaz olarak kötü olacaktır.

Bir erkeğin yapması gereken kendi hatalarını fark ederek çözmesidir. Büyülü bir değnek ya da hap beklemeyin. Kadının arzusu siz güçten düştüğünüz için azaldı veya sadece uygun değilsiniz işte. Bunu terapistle, pazarlıkla çözemezsiniz. İşiniz kötüyse düzeltin, yatakta kötüyseniz iyileştirin, spor yapmıyorsanız spora başlayın. Kadında bir tetiklenme oluşmuyorsa “siktir edin.” Bitti. Başka bir kadın bulun.

Unutmayın, kadınlar bir şeyi nasıl elde ettiğinizle değil, o şeye sahip olup olmadığınızla ilgilenir.

Bir kadına bir konuda danışmanız sizi daha tecrübeli yapmadığı gibi sizi itici yapar. Balıkçılık balıktan değil, daha çok balık tutarak öğrenilir. Yani reddedilmeyi öğrenmeden kadınları elde edemezsiniz.

 

4) Kadınlar duygularıyla hareket eder ve anlıktır.

Kadınlar bir erkeğe 5. maddeyle ilgili olarak zor bağlanır ve hisleri belli bir süre aralığını kapsar. Programı güncellemezseniz deneme sürümü biter. Duyguları maksimumdayken size aşık hissederken, bu dönemden çıktıklarında soğuyabilirler. Çünkü kadınların uyum yeteneği erkeklere göre daha yüksektir, sağlayacağı fayda üstüne güçten düşmenizle bağlantılı olarak hisleri hızlıca optimuma ulaşır. Davranışları buna göre şekillendir. Rollo Tomassi’nin burada güzel bir tespiti var. İnsanlar davranışsal psikolojiye göre “içgüdü-neden-davranış” paterniyle hareket eder. Kadınlar davranışlarını nedene değil, içgüdüye bağlı oluşturur. Yani limbik sistemlerinin ortaya çıkarttığı duygulara(korku, endişe, aşk, öfke) göre hareket eder. Sonunda ise bunu nedenlere bağlar. Yani bir nevi olayı yaşar, ardından boşlukları doldurur. Bu yüzden kadınlar, mantıklı değil, duygusal kararlar verir ve her ne yaparsa yapsın bu duygusal kararını olumlama üstüne çalışır. Çünkü sonuç ortadadır, sonuç içgüdüsel duygularla ortaya çıkan davranıştır, bunu içten hisseder. Olayın mantıklı ya da mantıksız olması önemli değildir.

Kadınlarla birlikte olduğunuzda çok mutlu olduklarını görebilirsiniz. Gözlerinden size olan aşklarını okuyabilirsiniz evet öyledir ama belli bir zaman dilimine aittir, uzun vadeyi kapsamaz. Kadın şimdiki zamana erkekler ise geleceğe aittir. Jack London bu konuda Yıldız Gezgini isimli kitabında şöyle yazmıştır:

“Bizim gözlerimiz(erkekler) yıldızları gözetleyelim diye uzak görüşlüyken, onun gözleri (kadının), ayağını bastığı sert topraktan, göğsünün, üstündeki aşığının göğsünden, kollarının arasındaki gürbüz bebekten ötesini görmez. ama yine de çağlar boyunca kimyamız böyle oluştuğundan kadın düşlerimizde ve damarlarımızda sihir yaratır.”

Belli bir süre geçtikten sonra bu o arzunun güzelliğini hatırlarlar fakat tekrardan hissetme kapasitesine sahip değillerdir, çünkü bunu oluşturan içgüdüsel durum ortadan kalkmıştır. Hatta buna da sinir olarak size düşman olabilirler. Çünkü bu hissi onlara kaybettiren sizsinizdir. Onlar için geride kalmış bir anı olursunuz. Oysaki erkekler anılara ve geleneklere kadınlara göre daha bağlıdır ki bu yüzden ayrılık acısını daha çok yaşarlar. Çünkü erkek kadınla yaşadıklarını içgüdülerine değil nedenlere dayandırır. Her konuda bir sebep arar ve bulamadığı için kötü hisseder, çünkü kadınların duygusal davrandığını bilmez.

 

5) Kadınlar da tabak çevirir.

Kadınlar gerçekten doğru oldukları, güvendikleri bir erkeğe rastlayana kadar birçok erkekle eş zamanlı olarak flört eder. Yapısı bunu gerektirir. Erkek olabildiği kadarını döllemeye, kadınlar ise en iyiyi seçmeye çalışır. Anlamanız gereken gerçek: O kadının size ait olmadığıdır ve muhtemen özel olmadığınızdır. Sizinle olma sebepleri arzu duymaktansa yalnız kalmamak bile olabilir ki kadınlar buna “seviyeli ilişi” der. Alfa döller, beta öder denkleminde betayı oynuyor, onun ihtiyaçlarını(maddi veya manevi) karşılıyorsunuzdur. (Ref)

Çoğu erkek feminenleşen son dönemde kendisine aşılanan onun peşinden koş, onun için her şeyi yap mottosu sebebiyle “arzu duyan kadınla”, “minnet duyan kadını” ayırt edemez. Tavsiyem o kadın neden benimle değil diye düşünmek yerine sizin de aynı şeyi yapmanızdır. O kadının size ilgi duymaması ve bunu dert etmeniz, sizi “ihtiyacı olan(needy)” kişi durumuna dönüştürür, sizin güçsüz olduğunuzun göstergesidir. Bir insanın ne düşündüğünü sizin değerinizi belirlemez. İşte bunu ayrıt edemiyorsanız, beta zihniyetinden çıkamamışsınız demektir. 

Bunu birçok erkeğin yapamadığına şahit olursuz ve bu beceriksizliklerini kadınlara aşırı bağlanma ve ruh eşi kriziyle öderler. Çünkü erkeklerin tabak çevirmesi genelde kadınlara göre daha zordur, bulduğunu da özel olduğu saplantısına kapılır. Bu yüzden alfa erkek olarak tarif edebileceğimiz kaymak erkek tabakası aşk acısını pek yaşamaz, alternatifleri çoktur. Bir erkeğe düşen bir kadının tabağı olmamak, buna vereceği enerjiyi kendisine yöneltmektir. O kadınla cinsellik yaşamadığınız sürece tabak olmaya devam edersiniz, yaparsanız avantaj size geçer.

 

6) Kadınlar, erkekler kadar cinsellik düşünmez.

Çoğu erkekten “olur mu? kadın da erkek kadar sevişmek ister” düşüncesini duyabilirsiniz. Bu palavradır. gerçeklikten uzak bir erkek projeksiyonudur. Kadın ve erkek cinselliği aynı değildir. Benzerini siyah hap projeksiyonunda tip üstünden de yapıldığını görürsünüz.

Kimin ne dediğinden bağımsız olarak, hormonal ve döngüsel olarak biyolojik bir gerçek vardır ki o da kadınların arzusunun yumurtlama döneminde maksimum seviyeye çıkmasıdır. Oysaki bir erkek inişli çıkışlı da olsa kadına göre x15 testosteron salgıladığı için devamlı düşünür ya da hazır durumdadır. İşte bu fark, kadına kontrol gücü verir.

Benzer şekilde kadın yumurtlama döneminde alfayı, sonrasında ise betayı tercih eder. Çünkü öncesinde zincirlerinden kurtulmuş gibidir, sadece en iyi genlere ulaşmayı isterken, sonrasında güven periyoduna girerek, kendisini ve çocuğunu koruyacak erkeğe arzu duyar.

Kadınlar hakkında az bilinen gerçekler bu şekilde özetlenebilir. Bunları aklınızdan çıkartmazsanız hangi kadınla uzun, hangi kadınla kısa süreli ilişki yaşayacağınızı kolayca belirlersiniz.

 

Referanslar

1] Rollo Tomassi – The Rational Male

2] David Buss – The Evolution of Desire 

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin)