Ana Sayfa » Arşiv Haziran 2020

Haziran 2020

Erkeği Çekici Yapan Kriterler

Erkeği Çekici Yapan Kriterler

Erkeği çekici yapan kriterler bellidir. Bir kadın neden bu özelliklere bakar? Geçen Youtube’da Rollo Tomassi’e ait bir podcast izledim ve tartıştıkları konu şuydu: “Oyun mu yoksa görsel nitelik mi?

Bir erkekler olarak öncelikli olarak görsele dikkat ediyoruz, çünkü donanımız buna uygun. Hiçbir kadın sizi “oyunla” baştan çıkartamaz ama erkeğin cinsel stratejisi temelde de budur. Geoffrey Miller – Sevişen Beyin kitabında kur yapmanın öneminden ve evrimi etkilediğinden bahseder.

Erkekler en basitinden kalçaların büyük olmasını doğurganlıkla bağdaştırıp, bu kadın çocuğumuzu kolay doğurur diye düşünebilir ve bu cinsel çekim olarak bize geri döner. Kadınlarsa gücü önceler ve alfa döller, beta öder stratejisine göre eş seçer. (Ekşi Şeyler yazım: Psikoloji makalelerine göre ilişkilerde parternerimizi neye göre seçiyoruz?)

Fiziksel nitelikler önemlidir çünkü hale etkisi yaratı. O kadında sizin çok başarılı/güçlü olduğunuz yanılgısını uyandırır. Fizik önemlidir ve kadınların seçimleriyle koraledir.

Üstte bahsettiğim Youtube podcastinde 2’e ayrıldılar. Pua’ların savunduğu en önemli konu oyun kavramı ile baştan çıkartmakken, bir kısım fiziksel özellikleriyle kadınları etkilemeyi tartıştı.

Rollo Tomassi bu konuda net bir şey söylüyor: “Tip, para, oyun ve içlerinden birine sahip olacaksan en önemlisi oyundur fakat oyun tipin önemini yok edemez. Yapılması gereken hepsini birlikte geliştirmektir.

Burada en büyük sıkıntı ise emek vermek. Fark edilmese de 3 nitelik için de zaman ve çaba gerekiyor. Ohh iyi fiziksel nitelikler önemsiz derseniz aylarınızı barlarda sürterek ve kadınlarla konuşarak oyununuzu geliştirmek için harcamanız lazım. Yapabilecek misiniz? Daha önemlisi bu sizi mutlu hissettirecek mi? Gerçekten tek amacınız oyun olursa hayatınız hangi yöne savrulacak?

Hangi tarafa gidiyoruz kaptan?

Tipinizi geliştirmenin çeşitli yolları var. Doğuştan gelen yüz, boy, kas potansiyelini değiştiremezsiniz fakat iyileştirebilirsiniz. Kas yapmanız, giyiminize-saçınıza-başınıza özen göstermeniz iyi bir başlangıç olacaktır. Para için işinde yükselmeniz, sabah akşam ek gelir kaynağı için savaşmanız, belki ek sertifikalar almanız gerekir. Oyun içinse zihinsel yeteneklerinizi geliştirmeniz, daha çok okumanız, daha çok kadınlara açılış yapmanız gerekir ama “3ünü aynı anda yapmak için yeterli zaman var mı?” Unutmayın ki bir kadının bir niteliğinizi fark edebilmesi için o yeteneğinizin ortalamanın çok çok üstüne çıkması gerekir. (80/20 pareto prensibi).

Kadınlarda başarısız olan kişilerin temel problemi işte bu çabayı sarf edememeleridir. Biliyorsunuz her şey ayrılık acısıyla başlar ve bunca zaman kadın doğasını bilmedikleri için zaten 1-0 gerideler. Doğuştan fiziksel ya da zihinsel nitelikleri de düşükse çok çaba sarf etmeleri gerekir ve hepsi için vakit yoktur ve maalesef eşitlik de olmayacaktır.

Ne demişler? Erkeğin makyajı saçı-başıdır. Fiziksel görüntünüzü düzenlemeye en basitinden saç-sakal ile başlayabilirsiniz. Ardından kendinize uygun giyinmeyi öğrenebilirsiniz.

Spor salonunda disiplinli çalışmak ciddi bir emek sarf etmek ilk adım olmalıdır. Haftada 3 kere gidilmesi gerekir. 2-3 ayda gerekli gelişmeyi göremeyen erkek; direkt olarak düşük motivasyonal çalışmayı bırakabilir ve zaten başarısız olması, değişmeye karşı direnç göstermesi durumu çözümsüzleştirir fakat kadınlar için bahaneler önemsizdir. Richard Cooper ne diyor? “Kadınlar sizin bahalerinizle ilgilenmez, bitiş çizgisinde bekler ve kazananla birlikte olur.” Yani kadınlar kas yapmayı denediniz de kas geliştiremediniz, daha fazla para kazanamadınız ya da “kadınlar şöyle varlıklar, bana bakmıyorlar” diye ağladınız diye size bakmayacak. Cinsel seçiliminizden siz sorumlusunuz.

Kadınlar sadece diyetle müthiş bir fiziğe sahip olabilir ama erkeğin güçlü kaslara sahip olmak için spor salonunda yaşaması gerekir. Çünkü güçlü kas donanımı doğal yollarla sağlanamaz.

Kadınlara neyi beğenir?

Erkekler çeşit çeşit kadınları beğenebilir. Bazıları kısa sever, bazıları uzun sever, bazıları tombik sever ama kadınlar tip konusunda evrenseldir ama buna sıkı sıkı bağlı değillerdir, girift mekanizmaları sonucunda esnerler. Örneğin 180 olmazsa kimseyle çıkmam diyen kadın 170lik adamdan alfa sinyalleri aldıysa aşık olabilir.

Robin Baker (Sperm Wars) da kitabında bundan bahseder. Çoğu erkek çıplakken göbeğine ya da cinsel organın büyüklüğüne takılır, oysa ki kadın bel-kalça oranınızı ardından üst vücudunuzu inceler. Yani üçgen vücut, büyük göğüz-omuz-kollar, güzel bir göt kadın için çekicidir ve sağlık göstergesidir. O zaman haydi gençler bench press’e. (Siz yine de göbek yapmayın.)

Ben oyun severim diyenler:

Benzer şekilde oyunun gelişmesi demek devamlı kadınlarla konuşması, bunu iş gibi görerek her gün veya gece açılış yapması gerekir. Bu ciddi bir çaba ve vakit demek. Doğrudan bir çözüm fakat temeliniz yoksa gururunuz çok kolay kırılacaktır ve bu da “tercih edilmediğiniz” yanılgısına sebep olacaktır. Malcolm Gladwell’ın Outliers kitabında bir konuda başarılı olmak için 10bin saat çalışmanız gerektiğini belirtmiştir. Yalnız sadece oyuna yönelmeniz de hayatınızı kadınlardan ibaret yapacağı için diğer alanlarda geri kalmanıza ve sadece kısa süreli ilişkiler yaşamanıza neden olur. Sonuçta ise ruh eşi mitine saplanabilirsiniz.

Para en kolayı, hadi canım?

Para da benzer şekilde emek gerektirir. Öncelikle esas mesleğinizde yükselmeniz, bu konuda rekabete girmeniz, yorucu iş performansına gömülmeniz gerekir. Üstüne ek işler yapmanız, belki borsa konusunda deneyim kazanarak parayı daha iyi değerlendirme koşulları gerçekleştirmeniz iyi olabilir. Bu da stresli bir konudur ve ciddi vakit alacaktır. Kadınlara yaklaşmayı bilmiyorsanız bir işe yaramaz. 30 yaşından sonra hala bakir olabilirsiniz. Para sadece bir kendinizi daha iyi ifade etmeniz konusunda bir araçtır. Dikkat edilmezse “beta öder” fazına sokar.

Peki ya siz hangi yönlerinizi geliştirmek için çaba sarf edeceksiniz?

Bunlar kısa sürede olmayınca kişiler hap bilgiler bekliyor. Hemen kadınlarla yatmak istiyor, puanı hemen artsın istiyor ama başlangıç noktası sadece 5/10. Bu puanın artması 3-5 ayda olmayacak ve her bir gelişmeniz ondalıklı gerçekleşecektir. Yani 5,1 – 5,4 olarak büyürsünüz. Kas oranınızın artması, gelirinizin artması, zihinsel dokunulmazlığınızın artması ile oyununuzun güçlenmesi bu puana yavaş yavaş katkı yapar ve ancak 6,5/10’a geldiğinizde dikkat çekmeye başlarsınız. Başarınız aynı iş performansınız gibi sürekli olmalıdır. Aksi halde ancak nötr kadınları etkilemek için vakit harcar durursunuz.

Fiziksellik ve Güç İlişkisi Nedir?

Burada gözden kaçması gereken en büyük etki hale etkisidir. Kadınlar güçlü bir niteliğinizi görüp, diğer konularda da iyi olduğunuzu düşünür. Uzun boy diyelim mesela, bunun çekici olma sebebi güçlü olduğunuzu ve diğer işlerde de başarılı olabileceğiniz yanılsamasını yaratmasıdır ve gerçekten de uzun boylu erkeklerin daha faza para kazandığı üstüne korelasyon mevcuttur fakat bu nedensellik değildir. Örneğin Facebook, Google gibi firmaların kurucuları 170’in altındadır.

Eğer siz beceriksiz bir avarelseniz, bu özelliğiniz anlamsızlaşır. Para da benzer şekilde gücü simgelerama o para babadan kaldıysa ve siz kötü bir eğitim aldıysanız, evde bütün gün bira-doritos yapıyorsanız, o özelliğiniz yine anlamsızlaşır. Çünkü o gücü esas özelliklerinizle bağdaştıramamış olursunuz. Eldeki özelliğinizi stratejiniz için kullanamazsanız önemsizdir. Bunlara podcastimde değinmiştim.

Şöyle özetleyebilir ki kadında cinsel uyarım için çekim oluşturmanın temel kaidesi “iyi bir genetik” materyalinizin olduğunu göstermektir ama bu kadınlarla birlikte olmanın tek yolu değildir. Rollo burada çekici bir erkek olmakta, dürtüyü ayırır. Çekici erkek olmak statü(geleneksel hipergami), cinsel uyarım içinse “genetik” ön plana çıkar ve fiziksel özelliklerinizi en iyi seviyeye çıkartmak önem kazanır. Bunlar iç içe geçmeli ve temelde kadını güçlü olduğunuz konusunda uyarmalısınız. Tek taraflı yatırım(sadece stayü veya tip) yaparsanız kadınlarda başarısız olursunuz.

Sonuçlar

İşte sorununuz bu. Az çaba sarf ederek, belli konularda uzmanlaşmadan standart düzeyde kaldığınız için dikkat çekmiyor ve etkilemek için gereğinden fazla çaba sarf etmeniz gerekiyor. Bu genel gelişim yanında bir uzmanlığınzın olması önemlidir. Kitlesel ün yakalayacağınız alanlar sizi yükseltir yine hale etkisi diyebiliriz. Örneğin bir enstrümanda uzmanlaşmak ve barda çalmak, iyi bir şair ya da yazar olmak, lisanslı sporcu olmak, hatta youtuber olmak genelden ayrılmanıza sebep olacaktır ve yine aynı yere geliyoruz: Emek vermek! Özetle erkek olmak emek ister diyerek alttaki cümleyle bu konuyu bitirelim.


“Başarı tesadüf değildir.”


(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)

Anneme Benzemek İstemiyorum Kadınları

Anneme Benzemek İstemiyorum Kadınları

Anneme benzemek istemiyorum kadınları tipiktir. Çevremde veya birlikte olduğum kadınlarda sıkça duyduğum bir konudur bu. Şöyle derler :”Ona benzemek istemiyorum!” fakat nasıl oluyorsa hepsi de annesine benzer ve  sorunlu olmamaları mucizedir. Aslında baktığınızda bunu Alfred Adler, Sigmund Freud hatta Otto F. Kernberg çok güzel özetler. Kişilik çocukla oluşmaya başladığı için ilerleyen zamanlarda profesyonel bir tedavi almazsanız anneniniz kopyası olursunuz.

Sorunlu Kadınlar ve Toplum

Alfred Adler’e göre karakteri sorunlu kadınların temel sorunu annesidir. Bu kadınlar her ne kadar istemeseler de annelerine benzerler. Varsayalım narsist bir anneniz var siz de narsist veya borderline olursunuz. Karakterin genetikten çok anneden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Başka bir deyişle kişiliğiniz  psiko-sosyal nedenlerle oluşur. Kadını baştan tanımak önemlidir.

Örneğin Alfred Adler bir hikayede şunu anlatır: 36 yaşında bir kadın kötü ailevi yaşamı sebebiyle sinir rahatsızlığıyla kendisine gelir. Genel olarak huysuz, mutsuz bir kadındır. Ailevi yaşamı araştırıldığında annesinin oldukça kavgacı, işlerini bağırarak, şiddetle gören, dominant, kuralcı ve çok acımasız bir kadın olduğu fark edilir. kızını devamlı iğnelemektedir ve temizlik hastasıdır.

Ailenin Önemi

Kızının yaptıklarını asla yeterli bulmamaktadır. Kızına devamlı destek olan babasının da etkisiyle kızı annesine düşman olur, zamanla erkek kardeşte çıkan bir kalp kapakçığı sorunu sebebiyle annesinin sevgisi iyice kardeşine kaymış ve sonuçta kız sinirsel hastalığa yakalanmış, ardından kendini dine vermiş, hatta çeşitli obsesyonlar geliştirmiş. Örneğin gök gürültüsünün salt kötü kalbinden kaynaklandığını ve birgün kendisini öldüreceğini düşünmüş.

Bu şartlarda büyüyen kadın ergenlik sonrası çok sivri dilli, uyumsuz biri olmuş çıkmıştır. 26 yaşına kadar kimseyle uyum sağlayamamış. annesine karşı verdiği mücadele kavgacı bir insan olmasına yol açmış. Bununla birlikte kazandığı maskülen tavırla devamlı başarı peşinde koşmuş durmuştur. (Adlere göre dışarı dönüklük, başarı hırsı, azim, liderlik maskülen özelliklerdir. )

Ardından kadın biriyle evlenmeyi başarır. Onun da babası gibi pısırık biri olduğunu düşünmüş fakat adam tam tersi oldukça maskülen tavırda çıkar. Mücadeleyi, hırsı seven, hatta bir erkeğin beklediği; sevecenlik, temizlik, uyum konularında istediğini vermediğinde homurdanır ve evde huzursuzluk olur. Burada kadın bu konuları sevmediğini belirtiyor ki zaten feminen özellikler göstermediğini de itiraf ediyor.

Temizlikten, ilgiden kaçarak, devamlı kocasıyla kavga edip durmaktadır, hatta kocasına böyle taleplere hakkı olmadığını belirtir. Burası önemli: kadın bunları gerçekten yapmak istemediği için değil, aslında hala annesine tepki olarak gerçekleştiriyor ve hep “hükmeden” olmak istiyor, çünkü kendi aile yapısı da buna benzemektedir. Yani annesinin bu tavrı ve çarpık büyüme tarzı kadına “maskülen” özellikler kazandırarak feminenlikten uzaklaştırmış durumda. Adam da hiç umursamadan aynı isteklerine devam eder. Sonuçta çocukları oluyor ama huzursuzluk bitmiyor.

Sonunda ise kadın, büyük bir çaresizlik içinde kalır. Geri dönemez çünkü annesi söylenecek, kendi işi-gücü olmadığı için tek yaşayamaz ve boşandığı anda kibri kırılacak, en azından savaştığı bir şey olan “kocası da” ortadan kalkacaktır.

Kadının Anneye Benzemesi

Sonuçta aniden değişerek ev işlerine yönelir, bu sefer de temizlik hastası olur. Öyle güçlü bir obsesif kompulsif hale gelir ki biri sildiğine dokunduğunda tekrardan siler. Dikkat edin “aynı annesi gibi temizlik hastası bir kadına dönüşüyor.”

Adler bunu bir tepki olarak yaptığını açıklar. Evi o kadar temizleyerek bir çeşit ters tepki oluştururlar ve bu işi yapmayan kadınları küçümserler, bilinçdışı hedefleri ise evi temizleyerek havaya uçurmaktır.

Burada önemli nokta ise kadın-erkek rolü hakkındadır. Kadınlar anneleri tarafından doğru yetiştirilmelidir. Kadın kendini değersiz hissetmemeli ve yaşamla barışmalıdır. Özellikle karşısındaki erkek de benzer formatta ise anlayışsız ise işler iyice çözümsüzleşir.

Sonuçlar

Tabii hikayede de gördüğümüz gibi burada baş kahraman en başta kötü giden evlilikleri yüzünden kocası gibi görünse de aslında annesidir. Yani çocukluk dönemidir. Ev işlerini aşağılayıcı bulması yine feminizm değil, annesinin kendisini aşağılayıcı şekilde yetiştirmesi sebebiyledir.

Özetle Adler durumu şöyle özetler: “Kadındaki doğru gelişim süreci aile ve doğru eğitim(aile ve okul) ile sağlanmalıdır.” Kadınlara doğru davranış paternleri ve eşitlik saygıdan değil, sosyal yaşamamızı mahvettiği için ve toplum huzuru uygulanmalıdır.” Yoksa ortaya ya maskülen uçta hiç bir şeye inanmayan kadınlar ya da aşırı feminen uçta bir şey başaramayan, beceriksiz kadınlar çıkar.

Böyle bir kadını sizin düzeltmeniz mümkün değil, ailevi hasarları olan ve sonraki eğitim hayatında bunun sürdüğü kadınlarla ilişkinizin sonunda muhtemelen aldatılırsınız. Hastalıklı biriyle doğru ilişki yaşanmaz. Bu kadınlar genellikle toksik oldukları için sizinle en baştan şatafatlı bir bağ kurabilirler ama zamanla geriye dönüşler yaşayarak sizi mutsuz edeceklerdir. Çocukluk ve yetiştiriliş paternleri doğru bir psikolojik tedavi almadan değişmez. Heleki Kernberg kitabında net bir ifade kullanılır: “Sorunlu kadınları(genellikle borderline) hayata uyumlu hale getirmek için tedavi edebiliriz ama asla sizin anladığınız anlamda iyi birer aşık olamazlar!” Özetle anneme benzemek istemiyorum kadınları sonunda anneye benzer.

Ataerkillik mi? Iyyy o da nedir?

Özellikle çarpık feminist akımın ortaya çıkmasında ki en büyük sebep bence budur. Şöyle garip bir döngü mevcut. Aile kadını kötü yetiştiriyor, düzelme için 2. Şansı olan okulda da “mücadeleye ve hırsa yönelik” erkeksi bir eğitim alıyor, burada da maskülen nitelikler kazanıyor, üstüne bir de bastırılmışlık gelince o kadının kişiliğini kurtarmak mümkün olmuyor ve 1950’lerden sonra yükselen bir akım olan feminizm ve ataerkil davranışı kötüleme günbegün artıyor. Bu öyle bir propagandaya dönüşüyor ki 2. ve 3. Akıma ve sonunda, esas amacından şaşan bir konuma devriliyor. Evriliyor diyemiyorum, çünkü buırada olan tek sonuç devrilmedir.

 (Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin)

İleri Okumalar İçin:

  • Alfred Adler – İnsan Tanıma Sanatı, Cem Yayınevi
  • Sigmund Freud – Nevrozların Genel Kuramı, Cem Yayınevi          
  • Otto F. Kernberg – Aşk İlişkileri, Ayrıntı Yayınları

Kadın Doğasını Anlamak ve Kontrol Etmek

Kadın Doğası Nasıldır?

Kadın doğasını anlamak ve kontrol etmek mümkündür. Bu yazıda bambaşka bir gerçekten ve acı çekme nedenlerinizden bahsedeceğim. Sizce bir kadın sizi neden önce sevip, sonrasında terk edebiliyor? Ne hata yapıyorsunuz ya da o kadın neden böyle davranıyor? Çünkü “erkeksi düşünce tavrı” dışa dönüktür ve bu davranışları kendi doğası sebebiyle algılayamaz ama artık algılayacaksınız.

Erkek mantığı nasıl çalışır?

Bu kadın beni seviyor, bir şeye sevgi gösteriliyorsa o şey değerlidir. O şey kim? “Kendim.” Demek ki ben değerliyim. Değerliysem istediğim gibi davranabilirim veya bu kadın bana çok iyi davranıyor demek ki iyi bir insan, aynı benim anneme benziyor!=?! Sonrasında ya o kadına insanüstü meleksi anlamlar yükler ya da tam tersi çok kötü davranır. Her 2si de kadının insan olduğunu unutmaktır, kadın doğasını reddetmektir. Sonunda black-pill sahibi olursunuz.

Bunun böyle olmasında 2 önem sebep vardır

a) Tüm dünyadaki erkeklerin yetiştiriliş tarzı. Erkek her zaman annesi tarafından daha fazla sevilir. Freud’un da belirttiği gibi bu durumu oedipus ve iğdiş kompleksleri izler. Nedir bunlar? Erkek, kadın olarak ilk annesini gördüğü için ona aşık olur fakat babası tehdit sebebidir ve daha güçlü olduğu için iğdiş edileceği düşüncesine kapılır. Bu sebeple de iğdiş kompleksi geliştirir. Büyüdükçe bunu atlatır. İlerleyen süreçte şefkat ile şehveti ayırt edemez. Annesiyle tanıdığı şefkat; sevginin şehvet içermemesi gerektiği yanılgısını doğurur ve şehvet duyduğu kadınlara kötü kadın gözüyle bakar. Tam tersi aşık olduğu kadın ise onun bir melektir. Kendisine ilgi duyan fakat seksi de seven bir kadınla olursa onun şefkat gösterebileceğine inanmaz ve kötü davranır. Kötü davranan kadın erkeğe bağlanır ve erkek de kendini değerli ve vazgeçilmez sanır[1].

b) Çoğu erkek, genelde kadınların peşinde koşar ve bu sebeple kendisine ilgi duyan kadınlardan bir çeşit çarpık empati duyarak melek ünvanını yükler. Annesi çok iyi olduğu için ve kendisine karşılıksız iyilikler sunduğu için kadınların da böyle olduğu yanılgısına kapılır. Oysaki her aşık kadın ilişki başında kirli yüzünü saklayacaktır ve bunu istemeden yapacaktır. Çünkü aşırı sevgi kadında feminen duyguların belirlmesine, reaktif (aşırı alıcı ve etkiye tepki gösteren) yapıya dönüşmesine sebebiyet verir. Çoğu erkek bu aşamada o kadının karakterinin de yaptıklarıyla ilgili olduğu hissine kapılır[2].

 

Hatalar burada başlar

İşte bu yüzden çoğu erkek terkedildiğinde kadın doğasını anlamaz ve şunu söyler: “Çok iyi bir kadındı, bana böyle davranırdı, nasıl bunu yaptı?”

Gerçek ise o normalde de böyleydi sadece aşırı reaktif tavrı senin gözlerini kamaştırdı. Bu şefkat-şehvet ikilime ile de birleşince kendi eksikliklerine onu koydun, gökten düşen bir melek gibi gördün. 

Bu şekilde düşünmeyenlerse genellikle “kendilerini üstün ve vazgeçilmez” sandıkları için çakılır. O aşırı sevginin hep süreceğini sanırlar, oysa ki feminen gücün dişil enerjisi karşılık bulamazsa yavaş yavaş azalır.

Freud kadının ilişki başında güçsüz olduğunu savunur. Başta size bağlıdır, muhtaç hisseder, yönetilmek ister fakat sizin bu yardımlarınız kadının kendisine özellikle feminist dalga ve yetiştirilme tarzı sebebiyle “aşağılık görmesine” sebep olacaktır. Alfred Adler kadınların 2 uçta değerlendirir. Bir uç aşırı duyarlı, bir şeyi başaramadığını düşünen bağımlı kadın, diğer uç ise feminist akım ile ortaya çıkmış; feminenlikten uzak, maskülenliğe yakın, aşktan kaçan, lider olmayı seven kadınlardır. Her 2si de toplum için tehlikelidir [1, 3].

Bu sebeptendir ki başta size karşı gelmeyen kadın, eğer devamlı “çok üstün ve eşitlikten uzak” bir tavır sergiliyorsanız zıtlaşmaya başlayacaktır. Rollo Tomassi buna “shit test” der. Kabaca sizi deneyen kadının gösterdiği içsel tepkidir ama bunu bazen kendi de bilmez[4].

Erkek bu reaktif tavrını doğru algılayamaz, doğru yönetemez, yanlış tepkiler verir; aşırı maskülen dışa dönük bir davranışla ezmeye çalışırsa ki buna yoğun dark-triad tavrı diyoruz, o kadın size bağlı görünse de intikam hissiyle dolar. Hele ki buna uygun bir karakteri varsa geçmiş olsun.

Öncelikle belirtmem gerekir ki intikam almayı sevmeyen kadın yoktur. Hepsi acımasızdır ve ayrıldığınızda en azılı düşmanınız olur fakat bazı toksik kadınlar vardır ki bunu olmayan özgüvenlerini tamir etme yanında size zarar vermek için zevkle yaparlar.

İşin güzel tarafı nedir? Bu toksik kadınlar ilişki başında, diğerlerine göre size daha bağlı ve aşık bir tablo çizer. Reaktiflikleri normal bir kadına göre uç seviyededir. Ben bu davranışı şuna benzetirim: Kriz öncesi size bedavadan 10bin dolar veren kadın, kriz patladıktan sonra ben 10bin dolarımı geri istiyorum demesi gibidir. Tabii TL karşılığında o fiyat x2 çıkmıştır artık. Yani kaşıkla verir, sapıyla çıkarır[4].

Reaktif Kadın Doğası

Kadın doğasını anlamak ve kontrol etmek için önce reaktif kadın doğasını kavramak gerekir. Reaktif kadın doğası feminenliğinden ötürüdür. Hep içe kapanık ve tepki göstermeye yönelik gelişir, beklenti halindedir. Aşırı hassasiyet ile abartmaya ve olayları büyütmeye meyillidir ve siz hata yaptıkça bu artar(shit test), kendini istismar edilmiş biri olarak görebilir. Hisleri o olayın gerçek olduğunu söylüyorsa gerçektir. Sizin ne düşündüğünüz önemsizdir. Çoğu kadının özgüveni düşüktür ve bu sebeple arttırmak için hislerine inanmayı seçer. İlişki kötüye gidiyorsa en ufak tepkiniz reaktiflik göstermesine ve düşük özgüveni sebebiyle fikirlerinin önemsenmediği ve sizin onu küçümsediğiniz yanılgısına sebep olur. Özetle kötü giden anlarda mantıklı konuşarak ve onu yönlendirerek sorunları çözemezsiniz[2].

En kötüsü de kadının yansıtma ve dış dünyaya körlüğüdür. Yansıtma yaparken otomatik olarak hep anlaşıldığını düşünür. Kendi gerçeği(solipsizm) tek gerçektir ve ona uygun davranmanızı bekler. Bunu göremeyince kasten ters hareket ettiğinize bile inanabilir. Bu yüzden ne söylediğinizin pek önemi yoktur. Asla onun gerçekliğini tam olarak bilemezsiniz ki zaten bu sebepler yüzünden başta size çok iyi davranır. Bu feminen kadın doğasını ve reaktif karakterin doğasını oluşturur. Anlaşılmadığını düşündükçe sizden uzaklaşır.    

Aktör Erkek Doğası

Erkekse dışa dönük ve etki gösterme halindedir, bir şeyden kaçmak istediğinde kendini tv’e, spora, ticarete, işine gücüne verir, kaçarak ilgisizleşir. İlgisizliğe veya aşırı aktör-reaktör tavrına tırmanan ilişkiyi kurtarmak zordur. Kadın doğasını anlamak ve kontrol etmek zorlaşır. Erkekler içgdüsel olarak anlaşılamayacağını bilir fakat yanlış ilişki yönetimi sonunda çaresizlikle “özür dileme ve seni anlıyorum” sekansı ile iyice işleri çıkılmaz hale getirirler. Kadına duygusal yaklaşımla içinizdekileri saçtığınızda kadının romantik duygularını öldürürsünüz, dünyasını yıkarsınız, çünkü duymak istediği bu değildir. Burada kadın ihtiyaç duyduğu yakınlığı vermenizi bekler ama bilmediğiniz bir dildir. Üstüne bir de gelecekte kullanmak için bütün olumsuz nitelikleri toplar ve biriktirir[2].

Kadınlar siz özür dilemenize rağmen neden kabul etmiyorlar?

Çünkü özür dilemek geleceği refere etmektir, oysaki kadın şimdiki zamanda yaşar. Siz o hatayı şimdiki zamana gelene kadar düzeltmediyseniz bir anlamı yoktur. Kadın doğası geleceğe uyumlu değildir ve benzer şekilde bugün sizi seviyorum diyen kadın, yarın sevmeyebilir. Sadece öyle hissetmez, verdiği sözün önemi yoktur.

Burada mantıklı ve dışa dönük taraf siz olduğunuz için sorunu çözecek taraf da sizsiniz. Kadının reaktif solipsist doğasını iyi anlamazsanız, bütün sorumlulukta size yıkılır ve terk edilirsiniz. Evet birçok erkeğin terk edilme sebebi işte budur. Kadının gerçekliğini anlayamayabilirsiniz fakat doğru davranışları sergilemek kolaydır.

Hata yaptıysanız ki bunu aşırı maskülen bir uçtaysanız göremezsiniz ve hata yapmadığınızı düşünürsünüz. Mesele bunu fark ederek, bir daha yapmayarak zamanında düzeltmenizdir. Eğer kadının hatası var ise  karşılıksız affetmemelisiniz. Bu genel ilişki dinamiğiniz olmalıdır. Yani kadın gözünde hem hata yapmanız ve sürdürmeniz, hem de o kadının hatalarını sorgusuz sualsiz kabul etmeniz ezikliktir.

Bunu yapmanız güçten düştüğünüzü gösterir. Kadın doğası iç dünyasına dönük, dış dünyaya kapalı olduğu için kendi hislerine inanmayı seçer. Sizin bir öneminiz yoktur.

Sanırım hatalarınızı ve kadının doğasını anladınız. Özetlersek;

O kadın reaktif-feminen doğası sebebiyle size yakın ve sonsuz verici görünebilir, bu bir maskedir ama iyi bir insan olmak zorunda değildir. Öncelikli olarak bunu anlayın. Tekrar ediyorum: “İlişki başında size verici davranan kadın iyi olmak zorunda değildir!“ 

O kadın sizi üstün görmek istiyor ama devamlı çok üstün, bilir kişi, hatta daha ileri seviyede ona zarar veren biri olmanızı istemiyor. Bu özgüvenini düşürür, kontrol ettiği anksiyetesine kapılmasına sebep olur. Bunu aşırı maskülen uçlar yazısında anlatmıştık. Hipergamiye göre üstün olacaksınız ama dengeli, evet karar veren siz olacaksınız ama onun da fikrini soracaksınız. Aşırı kontrolcü olmanız kadının başta hoşuna gitsede eril enerjisini kazandıkça size düşman olacaktır. Eğer ben hiç bir şeyi umursamam, istediğimi yaparım derseniz, güven boşluğu oluşur ve o kadın bir yerde intikam almaya çalışır.

Toksik karakterde kadın size ilişki başında her kadından daha vericidir ve bundan bir%Fçok erkek büyülenir. Robert Greene de bu kişilere bağımlı karakter olarak açıklar[5]. O birlikte olduğu her erkeğe baştan böyle davranmaya meyillidir. Size özel olduğunu düşünmeyin. Sizden sonra da güçlü birine gitme eğilimi ilginin size değil, temsil ettiklerinize olduğunun en güzel örneklemesidir. En güzel ilişki belli bir süreç sonunda kadının size hayranlık duymasıdır. Daha sizi düzgün tanımadan hayranlık duyan kadın tehlikeli ve zehirlidir.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin)

İleri Okumalar İçin Kaynaklar

  • Sigmund Freud – Erkeklerin Özel Bir Tipte Obje Seçimi (Makale).
  • Dr. Herb Goldberg – Aşk, Erkekler, Kadınlar ve İlişkiler, Totem Yayınları
  • Dr. Alfred Adler – İnsanları Tanıma Sanatı, Cem Yayınevi
  • Rollo Tomassi – The Rational Male, E-Book Edition
  • Robert Greene – Baştan Çıkarma Sanatı, Altın Kitaplar

Mutlu Olmaya Çalışmak Mutsuzluğu Doğurur

Mutlu Olmaya Çalışmak Mutsuzluğu Doğurur

Mutlu olmaya çalışmak mutsuzluğu doğurur. Mutluluk sürekli olarak mümkün müdür? Kısa cevap değildir! Mutluluk aramak sadece mutsuzluk getirir. Çünkü mutluluk bir ana aittir ve çoğu kişi hata ile bu kavramı bir şeye veya kişiye bağlı olarak sağlamaya çalışır. Yani dışarı koşullarda arar. Oysa ki ne mutluluk, dahası haz kavramı endustriyelleşmeyle 1900lerden bu yana satılan en büyük yalandır.

Mutluluk temel olarak ani gelişen bir süpriz sonucunda haz merkezlerinin uyarılmasından başka bir şey değildir. Buna genellikle dopamin veya serotonin reseptörleri neden olur. Uzun bir sürece yayılmaz. Örrneğin çocukluğunuzdaki 3 aylık lise tatillerinizi düşünün, hangisinde 3 ay mutlu olduğunuzu hatırlıyorsunuz ama eminim ki karne hediyesi olarak bisiklet veya iphone gelmesinin size tattırdığını o hazzı hepiniz hatırlıyorsunuzdur. Cümlenin kendisine ve hissettiğinize dikkat edin. Olay tamamen bir “an” ile ilgilidir. İyi hatıralar sizde mutluluk yaratır. Oysa ki temmuz 20’de ne yapmıştınız diye sorsam 25inden farkı yoktur.

Daha farklı bir örnek verelim, mesela sevgilinizle 1-2 ay görüşemediniz, onu ilk gördüğünüzde büyük bir özlemle çok mutlu olursunuz, çünkü dopamin reseptörleriniz çıldırır ama sonraki hafta gördüğünüzde benzer yükseklikte mutlu olmazsınız ama tabii ki iyi hisseder, onunla vakit geçirirken belli seviyede mutlu olursunuz.  Özellikle belirtmem gerekir ki sevgi, aşk, mutluluk, iyi hissetmek, yüksek haz, huzur farklı kavramlardır fakat çoğu kişi tarafından karıştırılır.

Mesela uyuşturucu kullanan bireyleri düşünün, ilk seferde çok zevk alırlar, çünkü kimyasal reseptörleri çok fazla uyarır fakat bir süre sonra bir şey hissetmezsiniz. Hatta almadığınızda kötümserleşirsiniz, mutsuz olursunuz. Tekrar kullandığınızda ise ancak standart bir moda yükselirsiniz, ilk seferki gibi haz duyamazsınız ve bence mutluluğu çok iyi örnekleyen bir durumdur. Yani madde ile bile sürekli olarak mutluluk merkezlerini uyaramazsınız ancak antidepresan kullanarak daha aktif hale getirebilirsiniz.

Mutsuzluk mutluluğun tersi midir?

Ayrılık, kötü iş veya sevdiğiniz birinin kaybı gibi önemli bir olay yaşadığınızda yas süreci geçirir bazen de major depresyon geçirirsiniz. Bu esnada en sevdiğiniz işler bile keyifsiz gelir. Sizi mutlu eden bir şeyler yaparak modunuzu değiştiremezsiniz. Demek ki mutsuzluk, mutluluğun tersi değildir ve devamlı mutlu olmaya çalışmak mutsuzluğu doğurur.

Anti depresanlara da baktığımız zaman, SSRI tipinde olanların serotonin geri beslemesini düzenlediğini ve sizin daha fazla sinyali toplamanıza sebep olacak şekilde yapılandırıldıklarını görüyoruz. Yani mutsuzluk esnasında sinirler arasında üretilen sinyalleri toplayamıyorusunuz, reseptörler körleşiyor. Bunu düşüncelerle uyarmanız oldukça güç ve bu ilaçlar size yardımcı oluyor. Bu mekanizma bile bize mutluluğun bir ana ait olduğunu anlatıyor. O an da reseptörlerin uyarıldığı an.

Mutluluk dopamin, serotonin gibi transmitterlerle ilgili bir kavram ve anlık bir süreci kapsıyor. Mutsuzluk ise belli sürece yayılan ve bu durumun gerçekleşmediği anda kolayca ortaya çıkabilen bir kavram ve bakıldığında mutsuzluk güçlü, mutluluk ise güçsüz bir duygu.

Schopenhauer bunu şöyle açıklar: “Haz negatif, acı ise pozitif bir kavramdır.” Yani acı duyumsanabilir, belli süreceye yayılan, kolay geçmeyen belirgin bir duygu durumuyken, haz zayıf bir duygudur ve anı kapsar. Bu sebeple de der ki pozitif bir kavram, negatif bir kavramla yok edilemez.

Aristoteles da bu konuyla ilgili olarak daha ilk çağ da şunu diyor:


“Akıllı insan hazzı değil, acısızlığı hedefler.”


Hatta hocası Platon da şöyle demiştir:


“Hiçbir insani şey uğrunda büyük gayrete değmez.


Acıdan kurtulmak için ne yapmalıyız?

Burada mutlu olmaya çalışmak yerine acımızla yüzleşmemiz gerekir. Bizi kötü hissettiren süreci içsel olarak çözebilmeliyiz,  bilişsel-davranışçı terapi yöntemleri yazarak kendimize anlatmamız gerektiğini ve davranış-düşünce-duygu üçgeninin birbiriyle bağlantılı olduğunu savunur. Bunu ayrılık acısı yazımda anlatmıştım.

Bunu yapmak yerine mutlu olmaya çalışırsanız Freud’un bahsettiği gibi savunma mekanizması yaratarak acılarınızı, acı çekmemek için bilinçaltına atmış ve doğal olarak atlatamamış olursunuz. Örneğin sevgilinizden ayrıldınız diye hemen başka biriyle olursanız kendinizle yüzleşemez ve bu savunma mekanizması yüzünden acı çekmeye devam edersiniz.

Huzur mu mutluluk mu?

İnsanlar genelde mutluluğu kafalarının bir şeye takılmaması olarak yanlış isimlendirir. Örneğin işten geldikten sonra rahat olmak ister, yatağa yattığım anda uyumak ister, dertlerinden kurtulmak ister, kitap okurken sadece kitaba odaklanabilmek ister. Bunların hepsi huzurla ilgilidir. Cümlenin kendisinde bile “dertlerinden kurtulmak” geçiyor. Aristoteles’in dediği gibi acıdan kaçmak size huzuru getirecektir.

Özetle;

Mutlu olmaya çalışmak mutsuzluğu doğurur. Mutluluk kovalanmaz, mutlu olunur. Eğer hayatınızı haz peşinde koşarak harcarsanız burada da bahsettiğim gibi sadece mutsuz olursunuz.

O Kadın Neden Benimle Değil?

O Kadın Neden Benime Değil?

O kadın neden benimle değil? Çünkü doğanı bilmeden tek bir hedefin kendin için en doğrusu olduğunu zannettin! 

Bunun en büyük sebebi erkeğin her beğendiği kadınla birlikte olabileceğini sanması veya birlikte olduğu kadın elde ettiği yanılsamasıdır. Bunu fark edince ya da başaramayınca da doğasını reddetip inatlaşmasıdır. 

İlk öğrenilmesi gereken kural: “Erkek ve kadın ilişkisinde eşitlik olmadığıdır.” 

Çocuk yapma yetisine sahip olan taraf her zaman daha seçicidir, karar veren taraftır ve seksi kontrol eder. Erkek de bunun karşılığında güzel diğer kadında hemen etkilenecek şekilde evrimleşmiştir ki türü ilerleyebilsin. Bu yapılmadığında ruh eşi saplantıları türer.

Bence bu bir semptom. Sen doğana uygun yaşamadığın için doğa sana ceza kesiyor ve bu acıyı yaşatıyor.

Çoğu erkek yeteri kadar realist değil. Hipergami yazımda bahsttiğim gibi bir taraf büyüklük yanılsaması yaşarken, her şeyi kontrol edebileceğini sanırken, diğer taraf aşırı romantik olarak takılıyor. 2 uçta da bulundum ve 2 tarafın da yanlış olduğunu hem bana danışanlardan hem tecrübelerimden hem de okuduğum sayısı kaynaktan kesin olarak biliyorum.

Unutmayın

Kural 1: Bir kadın, “sen superman de olsan” sana ilgi duymuyorsa şansın yoktur. Onun bir sebebi vardır ve kendi bile açıklayamaz. 

Kural 2: Erkekler poligamik, kadınlar hipergamik(seri tek eşli) temellidir. Erkek bir çok kaynaktan etkilenir, kadın en iyi tek kaynaktan etkilenir. Bu erkeğin daha az seçici, kadının ise daha seçici olduğunu gösterir. Seçici(kadın) olan seksi, diğer taraf(erkek) ise yatırımı kontrol eder. Kadın şimdiki zamanı, erkek gelecek zamanı garanti eder.

Kural 3: Ruh eşi saplantısı veya “tek kişiye” bağlılık hipergamik bir histir ki bir ilişkide “ruh eşimsin” cümlesini bu sebeple kadından duyarsınız. Çünkü onun seçtiği ve kendisini dölleyebilecek kişi sizsinizdir fakat modern feminist algıyla “hissettiklerini söyle, sen de duygularını açıkla, maskülenlik zehirlidir” tavırlarıyla bu karşı tarafa yansıtılmıştır ki erkek doğası sahiplenme arzusu sebebiyle buna yatkındır. 

Kural 4: Kadın reaktiftir, bu yüzden ilişki erkek hareketiyle başlar ve hipergamiye göre sizinle olması sizin “daha üstün” olduğunuzu kabul ettiğini, liderlik yapmanız gerektiğini gösterir ama erkeğin her şeyi kontrol ettiğini düşünmesi büyük bir yanılgıdır.

Ne yapılmalı?

Erkeğe düşen her zaman en ihtimallere yönelip tek hedefte kalmamak olmamalıdır, böylece havuzunu belirler ve içinden bir balık tutmayı başarırır ve öncelikle güzellikten etkilendiği için aslında “Aslı”a ilgi duyabildiği kadar “Gözde”e de duyabileceğini fark edecektir.

Kadınlarda durum nedir?

Kadınlar fiziksel özelliklere göre uzun süreli ilişkiyi başlatmazlar, hatta fiziksellik genellikle 15-20 yaş arasında tek önceliktir. Büyüyen kadının beklentileri artar, erken yaşlarda “fiziksellik” önemliyken, örneğin sınıfın en popüleri, en yakışıklısı Berkecan’dan hoşlanırken, 20+ yaşından sonra “statüye” dikkat etmeye başlarlar. Bu yüzden de 35+ üstü erkeklerin kolaylıkla 20+’lik kadınlara birlikte olduğunu görürsünüz.

Çünkü statü=güven demektir. Statü=yüksek değer demektir, Statü=diğer kadınların da sizi tercih etmesi demektir.

Kadınlar ve Tutkunun Temeli

Bir kadın tarafından tercih edilmediyseniz ne yaparsanız yapın işe yaramayacaktır. Kadında tutku girifttir, üstüne giderseniz duyacağınız cümle ya “e hadi deneyelim” ya da “ciddi ilişki düşünmüyorum” ayarında arzu içermeyen bir şey olur. Tercih edilmeme sebebiniz sadece hipergami olmaz. Yani siz ona göre üst düzey olabilirsiniz fakat kadına yaklaşımınız yanlışsa ilişki yine başlamaz.

Bir kadının seçimine müdahalede bulunamazsınız ve 3 sebeple kaçırabilirsiniz:

  • Hipergamiye göre puanınızın ondan düşük olması ki buna karar veren siz olmamalısınız. Ne olursa olsun denemeli, kadın yerine düşünmemelisiniz. (Neil Strauss–Oyunun Kuralları kitabını öneririm.)
  • Yanlış yaklaşım! Örneğin aşırı ilgi göstermek ve ilgiyle kadının başının döneceğini sanmak, gereksiz jestler yapmak, durduk yere hediye almak yine en büyük hatalardandır.
  • Kadınların koku duyusu erkeklere göre daha gelişmiştir ve uyumlu MHC genlerini istemsizce tanır, siz güzellikten etkilenirken, kadın kokunuzu sevmediyse otomatik elenirsiniz ve bunun pazarlığı yoktur.

Her 3 durumda da sizi neden tercih ettiğini düşünmeden diğer olasılığa geçmeli ve doğanızı hatırlamalısınız: “O ayarda diğer güzel kadına da ilgi duyabilirim.” Bir şey paylaşmadığınız bir kadına bir çok anlam yüklemek sadece sizin hayal gücünüzle ilgili, realitede onunla bir bağınız yok. Şunu çoğu erkekten duyuyorum: “Onca kadın gördüm ona hissettiklerimi hissetmedim.” Bu kişiler o kadınla hiç bir şey paylaşmamalarına rağmen hislerden bahsediyor, oysaki yaptığı şu: “Bu kadın çok güzel o yüzden etkilendim ve arka planını kendim doldurdum, buna his dedim.”

Şunu iyi anlayalım:

Erkeğin seçtiği tek bir kadına yönelmesi ve seçilmemesi kaynaklarının harcanmasına neden olacaktır. Primatlarda ve ilkel insanlarda bile dişi, hediye alan ya da çocuklarına bakmak isteyene değil, en uyumlu olanı seçer. İnsan hariç hiç bir türde babanın başkasının çocuklarına bakma motivasyonu yoktur. Hatta çocuğun kendinden olup olmadığını bilemediği için kendi çocuğuna bile çoğunlukla bakmaz [Geoffrey Miller – The Mating Mind].  

Erkek esas seçen değil, kendini seçen kadınlar içinden en iyisini tercih edendir. İşte bu yüzden güzellik bizim için en önemli parametre. İşte bu yüzden puanları yakınsa Ayşe ya da Fatma fark etmiyor. İşte erkeklerin kabullenemediği veya fark etmediği temel gerçek bu.

Ayrılık acısı da bununla bağlantılıdır. Bu anlaşılmadığı için deli danalar gibi acı çekiyorsunuz.

  • O kadında takılı kaldınız çünkü o kalibrede takıntılarınızla da özdeşleşecek, bilinçaltında kalanları, odipal süreci deşecek biri karşınıza çıkmadı!
  • “O kalibrede birini” bulamayacağınızı düşünerek veya anlamsız şekilde güçlendirdiğiniz anılarla kendinizi yediniz.

Bu durum bilişsel-davranışçı terapilerde “ya hep ya hiç” yapmak olarak bilinir. İlk aşılması gereken sorundur.

Belli bir süreç ve kabullenmeden sonra aynı kalibrede biri karşınıza çıkarsa o kadına ait en ufak duygu kırıntısı kalmadığını göreceksiniz.

Size ilgi göstermeyen ya da ilişki esnasında büyük hata yapan kadına kesinlikle “tolerans” göstermeyin! Pazarlık yapmayın! Atın tekmeyi gitsin! Doğanızı yaşayın! Göreceksiniz ki hep iyi hissediyorsunuz.

O kadın neden benimle değil? Artık biliyorsun. Tek kadında inat ettiğin ve esas neden arzu duyduğunu bilmediğin için seninle değil. 

(Makeleyi oylamayı ihmal etmeyin.)


Twitter

Hipergami ve Evrimsel Temelleri (Bölüm – 2)

Hipergami ve Evrimsel Temelleri (Bölüm – 2)

Neden kadınların bir çoğuna görünmezsiniz? Bunu sorguluyorsanız hipergamiyi hala anlamamışsınız demektir. Bir önceki bölümde kimlerin reddetiğinden ve kadınların seçim önceliğinden bahsetmiştik.

Temel prensibi hatırlayalım: “Erkekler değer üretebildiği sürece havuzlarını genişletir ve kendilerini seçen kadınlar içinden tercih yapabilirler.” Bu evrimin temelidir.

`Geoffrey Miller` – `Sevişen Beyin` kitabından bir alıntı ile başlayayım:


“Dişiler genelde çok çekici ve uyum yeteneğine sahip erkeklerle seks yapmak ister, böylece yüksek uyum yenteği ve çekicilik sinyallerine karşılık vermeye yönetilen duyarlılıklar evrimleşmeye eğilim gösterir.”


 

G-M kendi kitabında evrimle ilgili Stanford Üniversitesinde geliştirdikleri bir bilgisayar simülasyonundan bahseder, temel bir tür ve kurallar belirtir ve simülasyon başladığında her seferinde farklı özelliklerin popülasyonda öne çıktığını ve yeni alt türler oluştuğunu gözlemler. Örneğin birinde parlak gagalar dişilerin ilgisini çekerken, diğerinde mavi tüyler önem kazanır. Birinde x-y-z türleri oluşurken, diğerinde x-z-t türleri oluşur y hiç oluşmaz. Buradan da anladığım şudur ki: “evrimde hangi özelliklerin tercih edileceği tesadüfidir.” Örneğin insan türünde daha çok “zeka” evrimleşmiş. Bu yüzden konuşabilen, düşünebilen, üretebilen varlıklar oluşmuştur. Bundan da çirkin erkek vs çirkin kadın bölümünde hem podcast ile hem yazılı olarak bahsetmiştik.

 

Çeşitli Evrimsel Görüşler

Hipergamiyi ispatlayan en önemli çalışmalardan biri Buss & Kenrick (1998) ve Fletcher (2002) makaleleridir. Buna göre insanlar 3 sebepten dolayı seçim yapar.

1) Sadakat ve bağlılık

2) Fiziksel çekicilik

3) Kaynak ve statü

Makaleye göre erkekler öncelikli olarak fiziksel çekiciliğe odaklanırken, kadınlar kaynak/statü ardından sadakat aramaktadır. Demek ki kadın kendinden daha üst seviyede kaynaklara veya sosyal statüye sahip erkekleri seçmektedir.

Memelilerde de durum böyledir. Cinsel seçilim için erkekler süs geliştirir ve kadınlar için mücadele ederler. Bunu ilk fark eden Charles Darwin olmuş ve bunu İnsanın Türüyeşi adlı kitapta anlatmıştır. Ardından Denetimli seçilim teorisi güç kazanmıştır, burada herhangi bir süsün sebepsizce seçilip nesiller boyu iyileştiği görülmüştür ki üstteki simülasyonda anlattığımız gibi hangi süsün seçileceği tesadüfidir. Bu süsler bazen o kişinin ölümüne yol açabilir.

Eğer çok gösterişli tüyleriniz varsa yırtıcılar tarafından daha kolay avlanırsınız ve buna rağmen gösteriş artabilir. Çünkü türün devamlılığı, kişinin hayatından daha önemlidir. Dikkat edin bunları göze alan hep erkektir. Önce erkek evrimleşir, sonra daha üst seviye kadınlara yönelir, böylece türler evrimleşir.

Dr. Zahavi ise handikap ilkesiyle türlerin güvenilir eş potansiyeli taşımaları için bu süsün maliyetinin yüksek olması gerektiğini savunur. Yani süs geliştirme maliyetini göze alamazsanız seçilemezsiniz der. Bu yasayı insanlara uygulayan kişi ise Dr. Thorstein Veblen‘in 1989’da teorisidir. Şöyledir:


“İnsanlar gösteriş toplumunun üyeleridir, aşırı tüketimle kendilerini gösterirler.”


Pahalı hediyeleri ancak o yükü karşılayacak donanıma sahipseniz alabilirsiniz. Yani zenginseniz bunu gösterişle sergilersiniz, örneğin gider sevgilinize çok pahalı elmas bir yüzük alırsınız ama 2 aylık maaşınızla bu yüzüğü almak akıllıca değildir. Demek ki zengin olmak bu süsü karşılayabilmektir. Bunu karşılayamansa kendine uygun bir hayat seçer. Çünkü herkes fayda/maliyet oranında optimumu bulmaya çalışır.

 

Hipergamiye Örnekler

Eğer kadınlar kör şekilde; erkekler gibi her fırsatta biriyle yatsaydı ve bir yasaya uymadan seçim yapsaydı, şu an fiziksel ve zihinsel yeteneklerimiz ne durumda olurdu? Bunu anlamak için tarihe ve toplumsal olgulara bakmak lazım.

 

a) Yüksek statülü erkekler (Rock starlar, devlet adamları vs.)

Zengin erkeklerin, rock starların, devlet adamlarının çok eşli olmayı tercih edebilecek miktarda sevgilisi olmuştur, sırf bununla ilgili `groupie` kavramı vardır. Kadın o erkeğin kaynaklarına ulaşabilmek için birlikte olmayı ister ve diğer kadınlara da kabul eder. Oysa ki erkek kadını paylaşmayı kabullenmez fakat kadın erkeğin haremine bile girmeye razı olabilir. Geçmişteki genetik araştırmalara bakıldığında güçlü tek erkeğin 17 kadını döllediğini görüyoruz. Geçmiş bir yazımda bahsetmiştim.

 

b) Çok eşlilik

Çok eşlilik bile hipergamiye örnektir. Varsayalım sürüdeki en güçlü, en uyumlu erkeksiniz. Bu durumda bütün dişiler iyi genetik yapıya sahip bir nesil üretmek için sizinle çiftleşmeyi seçecektir. İnsanoğlu çeşitli sebeplerden(vücut oranı, hormonal farklar ve etik sebepler) dolayı tek ve çokeşlilik arasına kalmıştır, eğer tamamen çok eşli olsaydık, bir çok erkek elenirdi [Geoffrey Miller – Sevişen Beyin]. Araştırmalara göre vücutları arasında büyük farklar olan türlerde çok eşlilik daha yaygın, insanın dişisi ile erkeği arasındaki fark çok büyük olmadığı için arada bir yerde kalmaktadır. Örneğin “kuğu” veya “kurt” olsaydık tamamen tek eşli olabilirdik.

 

c) Fahişelik Kurumu

Sosyal olgulardan biri olan fahişelik en önemli ispatlardan biridir. Eğer hipergami gerçek olmasaydı, erkekler de kadınlara rahat ulaşır ve eskort kavramı olmazdı. Oysa ki sadece “insanoğlunda” değil; penguenlerde, maymunlarda hatta bazı kuş türlerinde bile bu kavramının olduğunu görüyoruz. Bir iş(yemek, kalacak yer vs.) karşılığında kadınlar “seks” sunarak ödeme yapıyor. Bu da demektir ki bir çok tür aslında “seksin” erkekler için kadınlara göre daha değerli olduğunu biliyor ve bunu kullanıyor. [Robin Baker – Sperm Wars].

 

Sonuç olarak;

Bitirmeden paradan da bahsedelim. Para bir güç parametresidir fakat tek başına yeterli değildir. Kadını nasıl etkilerseniz öyle devam eder. Eğer “sadece” paranızla etkilerseniz devamlı pahalı hediyeler bekler, rock star gibi etkilerseniz, devamlı konser vermenizi bekler. Bu yüzden olabildiği kadar bir bütün olarak kendinizi değerlendirin ve bu şekilde kadını etkilemeye çalışın ki kadının beklentisi tek yönlü olmasın!

Bunları kabul etmemek ve sosyal statüde düşükken veya eşitken bir kadınla mutlu olacağınızı düşünmek aldatılmanıza neden olacaktır. Gücünüzü kaybettiğiniz anda teori bir yanda milyon defa şahit olduğum gibi acıların çocuğu olarak hayatınızı devam edersiniz.


2. Bölümün sonu

1.bölüm için tıklayın.

Hipergami ve Evrimsel Temeller (Bölüm – 1)

Hipergami ve Evrimsel Temelleri (Bölüm 1)

Hipergami ve evrimsel temeller diyor ki “bir kadın daha iyi nesiller için kendinden bir tık üstteki erkeği bazen farkında olarak bazen farkında olmadan seçer”. Yakın zaman önce Youtube’da bunun podcastini yapmıştık. Örneğin neden bazı kadınlar sizi tercih etmiyor? Neden iyi giden ilişkin bozuluyor ve ağırlıklı olarak buna karar veren kadın oluyor? Çünkü yumurta pahalı ve dişiler acımasızdır.

Her türde çocuk yapma yetisine sahip taraf esas seçendir. Çünkü yanlış seçim sonuçları ağırdır, insanlarda kadın 9 ay hamile kalır, çocuğunu büyütmek ve yetiştirmek masraflıdır, kadının Tinder istatistiklerine göre erkekler tarafından en çok tercih edildiği yaş 23’dür mesela. Yani zamanı kısıtlıdır ve ilerleyen yaşlarda kadının işi zorlaşır. Bir de işin bir de psikolojik ağırlığı var. (Ref: Dr. David Buss – The Evolution of Desire). Eğer bu seçim erkeklere bırakılsaydı, fırsatçılıkları yüzünden sperm ucuz olduğu için, yüksek testosteron ile -ki bu erkeğin her an sekse hazır olması demek- çok kötü nesiller ortaya çıkardı.

Darwin, Zahavi, Fisher gibi evrimsel-biyologlar; David Buss veya Veblen bu yüzden erkeğin sosyal veya fiziksel göstergelerle kendini beğendirmeye çalıştığını belirtir. Tabii bu kısa ve uzun süreli stratejiler için değişir. Bir çok türde erkekler, diğer erkeklerle savaşır ama amaç ölürmek değildir(çünkü her türde gruplar kaynak toplamak ve iş bölümü önemlidir), sadece gözdağı verilir. Tersi olsaydı çok eşliliğe yatkın olan erkek belli standart üstünde beğendiği her kadını döllemeyi seçerdi ki bu davranışı da eşcinselliğin heteroseksüel ilişkilere yansıması konusunda erkek-erkek ilişkilerin sonsuz çok eşliliğinde tartışmıştık.

Alfa Döller, Beta Öder İlkesi

Basit bir örnek: Sizin erkek olarak değeriniz 6/10 diyelim, 3 aydır da seks yapmadınız. Önünüze 3/10luk da çıksa 7/10luk da çıksa seks için seks yapardınız, böylece genetiğiniz aktarılır. Oysaki 6/10luk kadın ancak 7/10 ve üstünden hamile kalmayı tercih eder. İşte bu hipergamiye ve erkeğin seçim zayıflığına en güzel örnektir.

Şu sorulabilir: “6/10’luk erkek neden 3 aydır seks yapmıyor?” Çünkü 80/20 ilkesince; kadınların %80ini tepedeki %20’ilik dilime giren erkeği kapatmaya çalışır. Eğer en üstteki en iyi %20 erkek arasında değilseniz %70 ya da %50 olmanız kadın gözünde neredeyse aynıdır. Buna alfa döller, beta öder diyoruz. Kadında cinsel çekim oluşturan tepedeki erkekler “kısa süreli” stratejiyle kadınları elde ederken, %80 içindeki kısım tek bir kadına yatırımla, fazla emek vererek elde etmeye çalışır. Yani pazarlık yapar. 1950lerde beta oyunu çalışıyor olsa da cinsel devrim sonrası pek işe yaramadığını görüyoruz, kadınlar cinsel arzu oluşmadan erkekleri daha az tercih eder oldu. Bu yüzden siyah hapa sarılan bir insel ordusu mevcut. Her konuda kadınları suçluyorlar.

Tip ve Oyun Önemlidir

Özetle kadınların kısa süreli ilişkide tek istediği arzuyu yakalamaktır ve bu esnada erdem, gelecek, para, dürüstlük hiçbirini önemsemezler, bunları uzun süreli ilişkide beklerler. Yine kısa süreli ilişkilerde dark-triad pratikleri ve fizik önem kazanırken, uzun süreli ilişkide parametreler değişir. David Buss’ın araştırmalarını çeşitli yazılarımda vermiştim. Hiçbir kadın kısa süreli ilişkide veya arzu hissettiği erkeğin obez, kendine bakmayan, modadan uzak, pis olmasını istemez. Her şeyi değiştiremesek de değiştirebildiğimiz her özelliğimiz için çaba sarf etmemiz gerekir ki arzu eşiğini aşabilelim. Kendi açımdan da bunun nimetlerini spor yapıp fit bir vücuda sahip olduktan sonra görmüştüm, şurada da bilimsel olarak açıklamıştık. Tam bu aşamada oyun da işin içine girer ama tipin oyunu veya oyunun tipi gereksizleştirdiği düşünülmemelidir. (Ref: Rollo Tomassi – Preventive Medicine). Tabii ki zayıf olduğunuzu düşündüğünüz konularda kendinize güçlü bir duvar örmelisiniz ki buradan gelecek tepkilerde yıkılmayın, kendinizle barışık olun. Çünkü kadınlar fiziksel özelliklerinizin zihinsel özelliklerinizle ne kadar uyumlu olduğuyla da ilgilenirler. Burada sinyalleme oyunun da temel kuralıdır. Bir özelliğiniz konusunda aşırı alıngansanız sizi güçsüz olarak kodlayarak elerler.

Erkeği çekici yapan kriterleri doğru öğrenip, tipinizi, statünüzü ve paranızı devamlı iyileştirin derim. Kadının size nasıl yaklaştığını iyi anlayın. Eğer “beni çok iyi anlıyorsun, ben eskiden kötü bir kızdım, kendimi buldum” diye yaklaşıyorsa çekim(attraction-beta öder) tarafındadır, ben kötü bir kızım, becer beni diye yaklaşıyorsa arzu(arousal-alfa döller) tarafındadır. Bence 2sinin ortasında bir yerde fakat arzuya yakın olmak iyidir. Tamamen arzu tarafında olmanız da ilişkinin devamlılığını sağlamaz, ismi üstünde “kısa süreli” ilişkidir.

Tabii kadınların sadece arzuya yenildiği anlaşılmasın: Kadınlar anlık olarak %20e çekim duysa da onları elde tutmayı da ister, bu yüzden idealde “uzun süreli ilişki sağlayan alfaları” ararlar diyebiliriz. Bu da ancak kapasitesi yüksek bir kadın için geçerlidir, düşük veya yanlış strateji güden kadınlarsa güzellik çağlarından sonra “saf arzuyu”, sağlayıcı niteliklerle takaslamaya başlar. Örneğin zengin olması da bir parametre haline gelir. Ancak tepedeki erkekler uzun süreli ilişkiye nadiren yaklaşır. Hatta bu erkeklerin tek talepleri “güzellik” olmayabilir. Kendi kriterleri için gerekli güzelliğe sahip bir kadını diğer faziletleri için tercih edebilirler. Örneğin çok güzel-seksi bir kadındansa 7/10 görsele sahip fakat az ilişki yaşamış, sadık ve zeki bir kadını tercih edebilirler. Kadınların günümüzde sosyal medya etkisiyle değerini daha yüksek sanıyor ve üst seviye erkekleri avlayamadığı için hep “alfa döller” kısmında kalarak mutusz oluyor, yani ancak kısa süreli iliişki alabiliyor fakat bu denklemin başka bir sonucudur.

Aldatan kadın serisinde anlattığım gibi bazen sorunlu kadınlar stratejileri gereği sadece betaları değil, alfa erkekleri de kullanabilir. Çünkü kararsız kalırlar! Örneğin alfa erkeği sadece seks için tercih ederken, güven veya para için sevgilisiyle devam edebilir. Bir çeşit toplama erkek yapar, Frankenstein üretir. Bu durumda alfa erkek de en az beta kadar aldatılmış olur fakat alfa bunu önemsemeyebilir.

Kadın iyi genlerin temel savunucusudur. Çıtasını “erkekler sürünsün” diye değil, daha iyi nesiller ortaya çıksın diye yükseltir. Hipergami ve evrim acımasızdır. Gerekirse psiko-sosyal yönelimlerle bilinçli ya da bilinçsiz başkasının çocuğuna baba olabilirsiniz. Şu an popülasyonun %10’u başkasının çocuğuna bakmaktadır! Rollo Tomassi’e göre de cuckoldry‘nin ta kendisi budur.

Seçim, havyanlar alemi için kolaydır.

İyi gen göstergesi tüyler ya da bir gaga olabilirken, kompleks ve sosyal bir yapıya sahip insanlarda daha zordur. Bu yüzden erkeklerin temsil ettikleri önem kazanır, yani sadece “fiziksel özellikler” yeterli değildir ya da sadece kısa süreli ilişkide etkindir diyebiliriz. 20li yaşların başına kadar görüntü daha ağırlıklı bir parametre olsa da zamanla giderek azalır. Yalnız bu, fiziksel özellikler önemsiz ya da statü daha önemli demek değildir, hepsi birlikte sağlanmalıdır.

Kadın sizinle doğal arzu sebebiyle birlikte olmalı, yararcı olarak örneğin “paranız” veya “eviniz” için birlikte olmamalıdır, bunlar beta öder tarafını temsil eder (Ref: Rollo Tomassi – Preventive Medicine).

80/20 sonucu bilinçsizce erkeklerden şunu çok duyarsınız: Onunla birlikteydim ama başka opsiyonum olmadığı için hatalarına göz yumdum. Yoksa senelerce bir kadın göremezdim. Erkek bazen tek bulabildiğiyle idare etmek zorunda kalır” ki bu tipik bir beta zihin setidir. Bu durum kendini geliştiremeyip, opsiyon yaratamayan erkekleri bekleyen bir trajedidir. Tabii ki erkeğin seçmediği anlaşılmamalıdır, 35-40 aralığında eğer kendini gerçekleştirip maksimum çekicilik noktasına ulaşırsa denklemin dengeleri yavaştan erkeğe doğru kayar. Sonuçta “erkek kendini seçen kadınlar içinden en iyisi seçmekle sorumludur” ki daha iyi nesiller ortaya çıksın. Flynn etkisi ile 10 senede bir iq ortalamamızın 3 puan artması buna güzel bir örnek.

Kimler reddeder?

Hipergami gün ışığı gibi bir gerçektir. Bir şekilde reddediyorsanız, bunun sebebi yeni öğrendiğiniz bir kavrama öfke duymanız ya da kavramları yanlış anlıyor olmanızdan kaynklanıyordur. Benim gözümde `Charles Darwin`’i eleştirip insan Adem-Havva’dan gelmiştirlerle aynı kafa yapısına sahipler. Özellikle cinsel devrim sonrası satılan yalanlardan biri cinsiyetlerin toplumsal formlar olduğu ve biyolojik olmadığı yanılsamasıdır. Bunu detaylıca feminenleşen toplum başlığında anlatmıştık.

Tartışılması gereken hipergaminin olmaması değil, kadının hangi sebeplerle hangi özellikleri seçtiği olmalıdır ki evrim süreci boyunca en çok sorulan sorulardan biridir. Ahlak burada sınırlarımızdır ve çıkış noktası belki de bu yeteneklerin sorumsuzca kullanılmasına bir tepkiydi. (Zahavi – Handikap İlkesi)

Bunlar 3 grupta inceleyebiliriz. Erkekler(2 grup halinde), feminist kadınlar ve biseksüel erkekler.

a) Reddeden Erkekler

Romantik erkekler örnek verilebilir. Bunlar erkeklerin sevilme istediğini kadınların karşılayabileceğini yani kendilerinin “karşılıksız” veya “romantik” sebeplerle sevilebileceğine inanır. Mottoları: “Beni olduğum gibi sevmeyen kadın benimle olmasın” şeklindedir. Evet siz %20’lik kesimdeyseniz bunu söyleyebilirsiniz ama sıfır kas kütlesine sahip, kitap okumayan, kendini geliştirmeyen, düşük sosyal statülü biriyseniz buna hakkınız yoktur. Kadın sizi neden sevsin? Kendiniz gibi olduğunuz için mi?

Erkeklerdeki diğer kesim kadınların evrimi yönlendirdiğini unutan taraftır ve seçileceğini kabul etmez. Onlara göre erkek esas seçendir ve en üsttedir. En iyi erkeğin her kadını seçebileceğini düşünürler. Bu bir yanılsamadır. Gerçek: “Erkeğin kalitesi arttıkça sadece kendini seçen kadınların havuzunun genişlediğidir ve erkek bu havuz içinden tercih edebilir.” Örnek verelim, siz %10’a dahilsiniz, içinde her kategoriden 30 kadın var(Çoğunluğu 5/10 ve 6/10 ve az miktarda 8/10), sizi 20 tanesi seçti, alfa erkek bu 20 içinden birini seçebilir, hatta harem kurabilir. Diğer 10’u (5/10’dan 8/10’a) başka alfa erkeklere aittir. Çünkü bazı kadınlar “serseri rock starlara” bazı kadınlar “takım elbiseli devlet başkanlarına” hayran olacaktır. Yani sizin puanınızın kadından yüksek olması o kadınla birlikte olacağınızı garantilemez.

b) Reddeden Kadınlar

Bu gruba feminist kadınlar girer. Eşitlikçi davranışları ve çoğunlukta fark etmeden çekildikleri maskülen taraf sebebiyle hipergaminin dediği gibi kendilerinden iyi birine arzu duyacaklarını inanmazlar. Çünkü bu feminizme zıttır. Oysaki kadınların genetik olarak yapısında üst erkeği seçme arzusu vardır, garip şekilde doğurganlığı azalan kadınların “beta öder” kısmına geçtiklerinde bu erkeklere eşitlikçi yatırım yaptığını daha çok görürürüz. Rollo Tomassi ne diyor? “Kadınlar betalar için kurallar koyar, alfalar için kuralları yıkar.”

Alfred Adler, İnsan Tanıma Sanatı” isimli kitabında önemli tehlikeden bahseder. Kadınlar yanlış yetiştirilme sebebiyle 2 tarafa savrulur. 1. uç maskülen karakter gösterenler, diğer uç ise aşırı feminen olanlardır. Maskülen uçta olanlar; aşka inanmaz, liderlik yapmaya çalışır ama temelde topluma zıt özellikle sergilerler. 2. uç ise devamlı muhtaçtır, amiyane bir tabirle birine yamanmaya çalışırlar, kendi kişilikleri aşırı geri plandadır. Her 2’si de yanlıştır. İşte buradaki kadınlar 1. gruba girenlerdir. Nasıl olur da bu kadın kendinden üst seviye birine arzu duyabileceğini kabul eder? Hele ki aşırı maskülen karakterdeyse ilişkiye bile inanmayacaktır. Kendi doğasını anlayamayan kadın bu sebeple ilerleyen yaşlarda mutsuz olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.

Konuyla ilgili değil fakat 2. gruba girenler de size özel bir arzu duymayabilir, yani aşırı muhtaçlık hissi sebebiyle sizden hemen sonra “bağımlı karakter” tavrı göstererek başkasına yamanırlar. Bu da hipergami temellidir ama kadının güçsüzlüğünü de içerir. Bazı kadınlardan duyarsınız: “Tek kalamıyorum!” İşte bu kadınlar tek kalamıyorumun zirve üyeleridir.

c) Reddeden Biseksüller

Son gruba erkek-biseksüeller girer. Normal bir erkek ya da kadın duyar yaparken bu kişiler gerçekten anlayamaz. Çünkü hipergamiyle işleri yoktur. Homoseksüel-erkek ilişkileri tesadüfi olabilir, evrimsel bir bütünlük amacı taşımaz. Bunu ayrıntılı olarak şurada anlatmıştık. Kadınlarla ilişkileri de erken yaşta sosyalleştikleri için kadınlara daha rahat yaklaşırlar. Kadınlarda ise anti-natalizm’e kapılanlar olabiliyor.

Hipergaminin evrimsel temellerine 2. bölümde devam edeceğiz. Unutmayın ki “hipergami acımasızdır!”


1.Bölümün Sonu

2. Bölüm için tıklayınız.


(Makaleyi oylamayı ihtmal etmeyin.)

Bilge Olmak ve Stoa Felsefesi

Bilge Olmak ve Stoa Felsefesi

Öncelikle çok kısa olarak “Stoa Felsefesi nedir?” Ona bakalım: Stoa felsefesi aşırı hazlardan uzak durmayı ve kişinin aslında herşeyin bir parçası olduğunu vurgular. Bu esas parçayı tanrı olarak tanımlar ve logos yani mantıkla eş değer tutar.

Mutluluğun bir ana ait olduğunu ve bunu elde etmeye çalışmak için aşırı çaba göstermenin mutsuzluğa sebep olduğunu savunur. Mutluluğun zıttı mutsuzluk değildir. Mutsuzluk uzun sürerken, mutluluk kısa süren bir ana aittir. Bu sebeple akıllı kişinin hazdan kaçması gerektiğini savunur. 

Kişi herşeyi “kendinde” aramalı “kendi öz disiplinini” sağlamayı öğrenmelidir, ancak bu şekilde; kendini keşfederek iç huzuruna kavuşabilir. İsyan etmek yerine uyum sağlayandır, elinde olmayan yüzünden üzülmeyendir. Olaylar değiştirilemez fakat bunlara verdiğiniz tepki ile başarılı olabilirsiniz. Bunu yapamazsa dış koşullara bağlı olur ve oradan oraya sürüklenir. Akıllarından her zaman şu kavram geçmelidir: “Memento Mori” yani öleceğini hatırla!

İşte bu kavramlar içinde en üst seviye “bilge” olmaktır. Bilge hepsine tam olarak sahiptir!

“Bilge” Seneca’nın Stoa Felsefesi altında “dokunulmaz” olarak tasvir ettiği ve ne yapılırsa yapılsın zarar verilemeyen kişi olarak açıkladığı “tanrıya eş değer” ideal bir kavramdır. Bu kişi büyük acılara karşı bir şey hissetmez ve herşeyin üstündedir.

Bilge öylesine büyüktür ki kendisine yapılan hakaretleri umursamaz, bunları burnu büyüklükten değil, bilgenin ruhu tümüyle güvende olacak şekilde gücünü topladığı içindir. Bunlar onlar için önemsizdir. Seneca tanrısal bir unsur tasvir eder ve “eğer tanrıya hakaret etsediniz size cevap verir miydi?” diye sorar. Vermeme sebebi onu sinirlendirecek kudrete ya da yetkiye sahip olamamanızdır. Oysaki altınızda çalışan biri, hakaretiyle sizi sinirlendirebiliyorsa bu kibir göstergesidir. Bilgede kibir bulunmaz.

Aslında bakıldığında bakıldığında bu özelliklerin hepsi önceki yazımda bahsettiğimiz ideal olarak “alfa karaktere” ne kadar benzediğine dikkat edin. Alfa kızdırılamaz, sizi önemsemez, kendi işine gücüne bakar. Statü olarak üstedir.

Devam Edelim

Kendi cümleleriyle şöyle anlatır: “Yaralanmaz olan, darbe almayan değil, darbeden incinmeyendir.” “Nasıl tapınakları tahrip edenler ve resimleri yakanlar tanrısallığa zarar vermiş olmazsa, aynı şekilde bilgeye ne yapılırsa yapılsın, şımarıkça, edepsizce, küstahça yapılmış, içi boş bir girişim olarak kalır.”

Bilgelik ve Stoa Felsefesi

Bilgelik stoa felsefesinde zor elde edilebilir ruh eğitimidir. Kişi herşeyi kendine saklar, kendi içinde çözer, şansa güvenmez. Çünkü şansın getirdiği herşey yine şans tarafından götürülebilir. Bilge için kayıp olarak görünen bir şey kaybedilemez ve onun için tek gerçek “erdemdir.” Erdem de kaybedilecek bir şey olmadığı için bilgeye zarar verilemez, Maddi ya da manevi hakarete uğramaz. Mal-mülk dünyaya aittir, bu sebeple kaybedilmesi söz konusu olamaz, sadece el değiştirir.

Talih Kavramı ve Bilge Kişi

Sadece birinin talihi diğerinin talihinden daha iyidir ve o yüzden kazanmış görünür fakat talih ıslak bir zemindedir ve her an o kişinin de elinden kayabilir. Bu durumda talihine güvenen kişi bunu kaybettiğinde nasıl bir yenilgi hissediyorsa bilge bunu hissetmez.

Hakaret ve Haksızlık Üstüne

Hakareti veya haksızlığı ele alalım. Doğası gereği haksızlık daha ağır olmak üzere 2si de kötü bir şeydir ve zayıf kişilikler tarafından -bu kişilerin elinden daha iyisi gelmediği için- gerçekleşir. Onlara göre daha acısı yoktur. Madem bu kişiler bu kadar boştur, “bilgeye” zarar vermesi olası mıdır? Bu sadece kolay zarar gören insanların canını sıkabilir.

Hakaret eğer kişinin görsel niteliklerine (boy, pos, göz, saç) oluyorsa bunlar zaten gerçektir. “gerçekler” kötü olamaz ve zarar veremez. Özellikle sizin bunlar yüzünden zarar görmeyecek güce sahip olmanız gerekir. Çünkü o sizsinizdir. Bu özelliklerini saklamaya çalışma durumunda esas siz kendinize hakaret etmiş olursunuz ve karşı taraftan önce davranarak bu hakareti önce siz kendiniz için kullanırsanız “haz” alma eylemini engellemiş ve intikam almış olunur. Stoacı kişi hazın bir kusur olduğunu ve karşı tarafın bundan ne kadar çok etkilendiğini kendi “hazdan” kaçtığı için bilir.

Peki bilge yumruk yerse ne olur?

Bunu affetmez ama olmamış gibi kabul eder. Cevap verirse intikam almış olur ve onun seviyesine iner. Bilge insanların utanç verici veya acınası bulduklarını ciddiye almaz. Daha büyük olaylar da aynı seviyede önemsizdir. Çünkü o, ruh yüceliğine sahiptir. Bu olmazsa üstte bahsettiğim “talih” tarafından yenilir.

Seneca ve Kötüler

“Sadece kötüler iyilere haksızlık yapmaya yeltenir, iyiler kendi aralarında huzurludur, kötüler ise iyiler için değil, kendileri için tehlikelidir.”

Seneca burada kötülüğin bir zayıflık olduğundan, bu sebeple ancak kendinden daha zayıfa zarar verebileceğinden, iyi ve bilge kişinin ise güçlü olduğundan, bu yüzden kendinden düşük seviyede birinden zarar görmeyeceğinden bahseder. hatta gerçek iyinin sadece “bilge” olduğundan bahseder.

Seneca ve Adalet

“Ortada bir zarar veren olsa da zarar gören olmak zorunda değildir.”

Burada ilk defa yasaların oluşmasına atıfta bulunulmuş gibidir.Yani birine bıçak salladınız adam kurtuldu diyelim. Bu durumda siz zarar görmeseniz bile o kişi suçludur ve ceza görmelidir. Adaletsizlik adaleti sağlayamacağı için bilge kişiyi etkilemez. Bilge de darbe alır ama bunu bastırır ve her zaman katı erdemini devreye sokmaz, bazen de sadece cidiye almaz, gülünesi şeyler olarak görür.

Bu durumu küçük çocukların annelerine yaptığı saygısızlıklara benzetebiliriz. Anne için hepsi normal, önemsenmeyecek tavırlardır. Bilge için herkes çocuktur. Tek fark gerçekten yaşı küçük olanlar kabuklu yemişlere önem verirken, yaşı büyük olanlar altına-gümüşe önem veren açgözlülüğe sahiptir.

Büyük haksızlıklara bilge de ceza verir fakat bunu sinirlendiği için yapmaz, bu bir intikam değildir, burada amaç haksızlık yapmalarını cezalandırmak değil, bir daha yapmamalarını sağlamaktır, Yani caydırmaktır. Bilge kendinden alttakine hastası gibi davranır, onun doktoru olur. sinirlenmez veya onurlandırılamaz. Çünkü sinirlenen ve onurlanan biri bilge olamaz ve onun için herkes aptallıkları sebebiyle eşittir.

Özetle

Bilge sadece kendine sahiptir, şansa inanmaz. açgözlülüğü yoktur. Zihin gücüne önem verir. Bilir ki zihnen rahatsız olmadığınız bir konuyu önemsemezsiniz. Hatalarından sıyrılmışsanız, etik biriyseniz, kendinizi kontrol edebiliyorsanız huzur içindesiniz ve bu sıkıntılardan muaf kişi olmuşsunuz demektir. İşte bilge bunların hepsine sahiptir ve şöyle düşünür:

“Bunları hakettim mi? hakettiysem adalet yerine gelmiştir, haketmediysem o halde adaletsizlik yapan kişi utanmalıdır.”

Son olarak en büyük sorunlardan biri: “Hakaret edilme korkusudur.” Buna kapılan kişi bu korkudan dolayı gerekli şeyleri yapmaktan, doğru olanı söylemekten bıkkınlık sebebiyle kaçınır. Bilge kişi bunu yapmayan, dışsal olgulardan kendisini muaf tutandır.

İleri okumalar için:

Seneca – Bilgenin Sarsılmazlığı Üzerine, Türkiye İş Bankası Yayınları

30+ Yaşından Sonra Her Kadının Eti Yenmez (Bölüm 2)

30+ Yaşından Sonra Her Kadının Eti Yenmez (Bölüm 2)

Bölüm-1‘de 30+ yaş sonrası rezalet hale gelecek kadınların erken yaşta kendini gösteren parti kadınları olduğundan ve sonrasında bu kadınların niyetini anlayamayacağınızdan bahsetmiştik.

Bu yaştan sonra değeri azalan kadın erken yaşlarda anksiyete ile şöyle düşünebilir -ki birkaç defa duydum-: “Madem değerim azalıyor, ben de öncesinde herşeyi yaparım.” Bu tipik solipsist yapıdaki kadının kendi değerini manipüle etmesi, gerçeği çarpıtmasıdır. Özgürce seks dağıtması hipergamiye karşı durmasıdır. Önce kadın açısından sonra da kendi düşüncelerim açısından cevaplayalım:

Kadın açısından ele alalım:

Bunu uygulayan kadın aynı Jack London’ın alttaki alıntısı gibi şimdiden ötesini göremez ve en verimli çağını “en iyi erkeği” bulmaya çalışmak yerine eğlenmekle harcar, sonuç olarak 30larında mutsuz olur. Bu onun tercihiyse, ileride kaliteli bir erkekle birlikte olmak istemiyorsa kendi bilir. Emin olsunki mesele buysa “kendisiyle yatmak isteyen binlerce kişi” var

Önceki bölümde anlattığımız gibi pair-bonding’i kaybeden kadının iyi bir ilişki yaşaması mümkün değildir ki bu 5-10 senesi de müthiş geçmeyecek. Güçsüz erkekler yönetebilen kadınlar, alfa karakterlerin çoğu tarafından acımasızca kullanılacak ve bu yaraları tamir edemeyecektir. Sonuçta da alfa dul olacaktır.

“Bizim gözlerimiz(erkekler) yıldızları gözetleyelim diye uzak görüşlüyken, onun gözleri (kadının), ayağını bastığı sert topraktan, göğsünün, üstündeki aşığının göğsünden, kollarının arasındaki gürbüz bebekten ötesini görmez ama yine de çağlar boyunca kimyamız böyle oluştuğundan kadın düşlerimizde ve damarlarımızda sihir yaratır.” -Jack London.

Kendi açımdan:

Hiçbir problem yoktur, böyle onlarca kadınla oldum ve ciddiye almadım. İlişki yatırımına değmeyeceği için bir noktada terk ederim, çünkü geçmişi; beni aldatacağını itiraf etmiş olur. En sevdiğim ilişki tipidir. Seks var. Eğlence var. Sorumluluk yok.

Böyle sorunlu kadınları ilişkiye zorlarsanız kısa sürede arıza çıkartır size arzu duymazlar. Daha o yaştan “ 30 yaş üstünde her kuşun eti yenmez” potansiyelini zaten belli eder.

Burada Rollo Tomassi’nin bahsettiği “aydınlanma çağından” da bahsetmek lazım. Aydınlanma çağını geçen(30 civarı) kadınlar otomatik olarak 2 yüzlü davranır ve “dürüst olmamalarına” rağmen değişebileceklerine inanarak bir anda kendilerine bakmaya ve çocuk sahibi olmaya karar verirler. Çünkü biyolojik saatleri ilerliyordur. O yaştan sonra siz “genellikle” tercih edilen değil, “ihtiyaç” duyulan olursunuz. (Ref: Rollo Tomassi – The Epiphany Phase)

Deneyimler

Geçen sene böyle birbirine benzer birlikte olduğum 3 kadını örnek vereyim. Biri sevgilisinden dayak yemiş, çocukluğu sorunlu geçmiş, sonra algıları kaymış. Ben flört etmeyi seviyorum diyordu. Her adamda bir şey beğeniyormuş, benim de yüzüm çok güzelmiş, ondan beğenmiş. Bir insan birine aşık olduğunu söyleyip diğeriyle her türlü pozisyonda seks yapar mı? İşte bu yapıyordu. İlginç bir tür.

Diğer kadın da benzerdi, o da erkekleri seçerken; biri komik, diğeri zeki diyordu. Lego gibi işte. 4 adamla takılıyordu, takıma 5 lazımmış, ben tek geceden sonra almayayım dedim. Hiçbiri sevgilisi değil ki anladığım kadarıyla adamların da umurunda değil. Hepsi seksine bakıyor hatta ballandıra ballandıra “birini evime çağırdım, seks yapmadan gönderdim ahahah” diye anlatan bir kadın modeli düşünün. Bu kadın da frijitti mesela. Yalnız böyle bir güzelliğe sahip olup da frijit olması insanı üzüyordu. Bunu hep söylerim: “Güzel bir kadının yaşlanması büyük trajedidir.”

Sonuncu kadın da yine uyuşturucudan tutun, grup sekse kadar her şeyi denemişti. Hatta bana “grup seks kötü mü, ne demek şimdi?” diye kızdığını hatırlıyorum. Ben de kötü evet ama; kaşarları severim demiştim. Sonra “azdım bak şimdi” dedi. İlginç bir çarpık algı tabii. “Sevgilimle grup seks yaparak tanıştımdan…” sonrasını artık ben kaldıramadım. Sonra da bana ilişkilerden anlıyorum diye şunu sordu: “Beni neden sevmedi, ilişki yürümedi? Güzel değil miyim? Ben onu hala seviyorum” Sonra benimle sevişti… Şimdi bu kadına nedir?

Sizce bu sevgi midir? Öyleyse meriçler ve kendini çok alfa görenler bu kadınla birlikte olabilir. Ben yokum. Çok samimi söylüyorum ben bir ton halt yemişimdir ama birini severken biriyle olmayı tercih etmem. Bu kadın da tipik daddy issues’du. Bana anlattıklarının 1/10unu herhangi bir kadın kaldıramazdı.

“Kırmızı alarmları” olan kadınlar değişmez şekilde aynı çıkar, üstteki modeller buna örnek verilebilir. Düşünün bu kadınlar eğer 30+ olsaydı bunları bana anlatır mıydı? Aydınlanma çağına girdikleri için beni “güvenli liman” olarak göreceklerdi. İlk bölümde bahsettiğim gibi küçük kadınlarla olmak istemenizin en önemli sebebi güzel olmaları değil, kibirleri sebebiyle doğru bilgileri verme rahatlıklarıdır.

Düzgün Kadınlar

Çevremden de gözlediğim düzgün birçok kadın 30’una kadar evlenmiş oluyor, çünkü içten içe biliyor ki “en sağlıklı çağında en iyi erkeği” kapatabilir, “en büyük bağlılığı” yaşayabilir. 30’undan sonra hem kendisinin bağlanması zor olacak, hem havuz daralacak hem de erkekler ona kuşkulu gözerlerle bakacaktır. Kendisi de yaş itibariyle 20lerindeki bulacağı erkeklere ulaşmada zorluk yaşayacaktır.

İnsanlar monogamik değildir ve denemeleri doğaldır. Esas kaçmanız gereken kadınlar bunu kötüye kullanlardır diyebiliriz.

Doğasına aykırı davranan kadın

Her nasıl erkek ruh eşi saçmalığı yüzünden doğasına aykırı davranabiliyorsa, kadın da “her istediğimle yatabilirim” ile bunu yapar. Çünkü kadının evrimsel amacı: 1.bölümde de açıkladığımız gibi “en iyiyi seçmek olmalıdır.”

Buna uymayan kadınların terminolojimde “rezalet” olan, ilişkiye değmeyen, sorunlu, içten pazarlıklı parti kızlarıdır.

Korkmayın sizden sonra da bu kadından bir halt olmayacak. Üzüntünüz “benimle neden olmadı?” değil “ben bununla zamanında neden yatamadım” olmalıdır. İnanın kırmızı hap lensleriyle bakabilirseniz 5 sene sonra tek düşüneceğiniz gerçek bu olacak. Hatta biriyle evlendiğinde bile “vay gerizekalı” o kızla evlenilir mi diyeceksiniz. Yani oturup da “kaçırdım” diye üzülmeyeceksiniz. Bunu garanti ediyorum.

Belirtmem gerekir ki böyle kadınlar erkeklerin avantajınadır, çünkü cinsellik alabilirsiniz. Tabii ki aşık olmadıkları ve amacı doğrultusunda kullanıldıkları sürece. Bu arada sizi kötü hissettiklerinde geri dönüp “recovery” olacağı bir liman gibi görmesinler, işte o zaman siz kazanırsınız.

Özetle;

Alfa dul olarak tanımadığımız kadınlar daha 23 yaşındayken böyleler. Ne kadar mantıklı düşünürlerse düşünsünler, ne kadar akıllanırlarsa akıllansınlar 30’dan sonra sizce bir erkeğe bağlanmaları mümkün değildir. Size aşık bile olsalar biraz akıllarını çelebilecek bir adamla direkt aldatılırsınız. Bunun tersine inanmak Noel Babaya inanmak gibi birşeydir.

Düşünün ki bu anlattığım kadınların bazıları bana aşık olduğu adamı anlatırken kendileri beni baştan çıkarttı. Bazıları benimle sevgiliyken eski sevgililerini anlattı. Böyle müthiş bir psikolojiye sahiptiler. Geçmişi atlatmak yerine unutmayı, bastırmayı seçmişlerdi. Rollo Tomassi’nin dediği gibi “erkekler realist görülen romantiklerdir.” Böyle çıkarcı kadınlara romantik düşünmeyin. Bu potansiyeli gördüğünüz her kadını hayatınızdan olabildiği kadar çabuk çıkartın ki “sizin için” daha kötü bir trajik sonra yaşanmasın.

Emin olun ki doğru kadınlarla ilişki yaşamayı, rezalet kadınlarla seks yapmayı öğrenmediğiniz sürece huzurlu olamayacaksınız.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)


   1.Bölüm için tıklayınız.



Twitter

30+ Yaşından Sonra Her Kadının Eti Yenmez (Bölüm 1)

30+ Yaşından Sonra Her Kadının Eti Yenmez (Bölüm-1)

30+ yaşından sonra her kadının eti neden yenmez veya neden hepsi ilişki yaşamaya uygun değildir? Bekaret veya yaşlandığı için diyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz, çünkü bu yaşta da hiç de fena olmayan kadınlar mevcut.

Küçük mü, Büyük mü?

Dikkat “hepsi” demiyorum, bazılarıyla ilişki yaşanabilir olsa da sizin böyle birini bulamayacağınızı garanti edebilirim. Ben buldum mesela onlarada arzu duymadım. Şöyle de anlaşılmasın: 30 altındaki kadınların hepsi müthiş! Hayır değil ki yazının konusu da tam olarak bu.

30+ yaş üstü kadının niyetini anlamanız zordur, standartlarını düşüreceği için size daha rahat yalan söyleyebilecekken, 23lük kadın bunu yapma gereği duymaz, çünkü opsiyonu çoktur ve toydur. Instagramı açın bakın, hepsi dünyayı toz pembe görüp, kendini prenses sanıyor. Çoğunluğu asla reddedilmeyeceklerini ve her erkeği elde edebilecekleri yanılgısını taşıyor ama kazın ayağı öyle değil. Çünkü çoğu erkeğin tek isteği genellikle cinselliktir ama bu yanılsamaları erkeğin o kadının niyetini anlamada işine yarar, yani kör gururu sayesinde niyetini öğrenmiş oluyorsunuz.

Size bağlı olacak küçük yaştaki kadın yalan söylemez ve hipergamiye uygun davrandığınız ölçüde sizinle olur. Amacınız “doğal paternlerini izleyen bu kadınları erken yaşta seçmek olmalıdır.”

Gerçek dünyaya hoşgeldiniz! Harikalar kumpanyası az sonra başlayacak! İlişkiler 101: Öncelikle belirtmeliyim ki alttaki anlatacaklarım bekaret, tabu, din, ahlak vs. en ufak alakası yok. Böyle düşünenler yanlış siteyi okuyor.

Erkek gibi ben de istediğimle yatarım!

Yatarsın bebeğim, kimsenin itirazı yok. Kadın için cinsellik sorun değil ki? Tersini düşünüyorsan ya özgüvenin sıfır ya da ilişki dinamikleri konusunda sıfırsın. Ortalama (5/10) kadın istediği herhangi bir bekar adamla aynı gün yatabilir ama yapabiliyor olmanız yapmanızı gerektirmez. Haz böyle kolay harcanırsa zevk merkezlerinizdeki reseptörler zamanla azalacaktır. Her haz için de geçerlidir. Bu kadar az reseptörle o kadının aşık ve sadık olacağını beklemenin komik olacağı aşikar.

Erkek yatınca bir şey olmuyor mu yani? Ne kadar cinsiyetçisin!

Çoğu erkeğin cinselliğe ulaşımı daha az olduğu için böyle bir problemi yok. Yatsa bile çocuk maliyeti(taşıma+doğum+büyütme) olmadığı için David Buss’a göre daha hasarsız atlatabiliyorlar ki erkeğin zevk mekanizmaları kadına göre çok daha sığ. Kadın cinsellik için biraz da olsa güvenmek zorunda, her dakikasında çocuk riskini psikolojik olarak hissediyor, doğru erkek mi diye soruyor? Çünkü seçen taraf kadın ve bu da onun güvenilirliğini belirliyor. Örneğin bir şarap eksperi olsanız ve kaliteli şarapları ayırt edemeseniz ne olurdu? Size duyulan güven sarsılırdı. (Ref: Bakir erkek isteme miti). İşte bu yüzden kadın yatınca bir şey olur, erkek yatınca olmaz çünkü erkek input-output gibi iş görüyor. Tabii ıssız adam diyoruz ya işte bu erkeklerde de benzer sorunlar olabiliyor ve parti kızları gibi tüketmiş olabiliyor ama parti kızlarına göre oranları devede kulak.

Ne diyorduk? Talep edilen cinsellik

Cinsellik erkek tarafından talep edilen bir şeydir. Buradan şu sonuç çıkar: Kadının ilişki değer bir karaktere sahip olmasının belirteci partner sayısı değil, “olumlu ilişki sayısıdır.” Çünkü yatırım maliyetini bu belirler. Aynı anda bir çok erkekle olmuş, tek gecelik cinsellik deneyimleri yaşamış, grup yapmış, onlarca partner değiştirmiş bir kadın sizi mutlu edebilir mi? Cinsel özgürlüğü bizi ilgilendirmez ama bunları yapıp da sizinle evinin kadını olmak istiyorsa o zaman ilgilendirir. Yoksa vajina aşınmıyor.

İşte kadının kaybı daha 20li yaşlarda başlıyor, böyle bir döngüye girdiğinde 30’a varmadan alfa-dul oluyor. Yani en iyisini bir kere gördüğü için hipergamik dürtülerle daha kötüsüne evet demiyor. Belki sizinle olacak ama onu daha çok heyecanlandıran ilk adamla “aldatan kadın” yazı dizisinde anlattığım gibi sizi aldatacaktır! Daha güzeli ne biliyor musunuz? O erkek de kendini özel sanırsa o da bir süre sonra aldatılacak. Çünkü bu kadının çarpık ilişkiler sebebiyle artık düzgün eş seçme şansı çoktan tükenmiş durumdadır. Bu sebeple 30 yaşında bir kadın gördüğünüz zaman dikkatli yaklaşmalısınız.

Size düşen görev ne peki?

  • Baştan riske etmeyerek 30+ bir kadınla olmayın. Çünkü niyetini bilemezsiniz, geçmişi kirli olabilir. Evrimsel olarak çocuk arzusuyla sizi kullanıyor olabilir. Yani onun için ayakkabı veya çanta gibi bir şey olabilirsiniz. Kullanacak, çocuk yapacak ve modası geçince sizi bıracaktır. Buna benzer bir hikayeyi bir yakınım yaşadı. 3 ay gibi kısa süre sözde aşık olan kadınla evlendiler 1. Senede çocuk oldu ve kadın ondan sonra annesinde kalmaya başladı, çocuğunu tek büyütmeye başladı ve sonuç: hüsran. 3 sene sonra boşandılar. Daha dün gördüm kendisini, “kadını tanımadan evlenme” diyordu.
  • Küçük kadın seçebilirsiniz ki bu kadınlar niyetini üstte anlattığım gibi daha erken ifade eder. Bir kadının ne olacağı “aile yapısı”, “davranışları” ile hemen anlaşılabiliyor. Yani 1 ayda fark edersiniz ki bu konuyada 2. bölümde gireceğim.

Özetle seçimlerinize dikkat edin, önceliğiniz kadının niyetini anlamak olsun.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin.)


1. Bölümün Sonu

   2. Bölüm için tıklayınız.



Twitter