Ana Sayfa » Arşiv Mayıs 2020

Mayıs 2020

Çirkin Erkek Olmak vs Çirkin Kadın Olmak

Çirkin Erkek Olmak vs Çirkin Kadın Olmak

Erkekler Üstüne

Çirkin erkek dezavantaj olsa da tek başına düşünüldüğü kadar kötü değildir. Çünkü erkek kendine yaptıklarıyla değer katabilir. Yani tipinizden önce kariyeriniz, sosyal statünüz, karizmanız, duruşunuz, kararlılığınız daha önemlidir. Evrimsel bakış açısında insanların beyin boyutlarının 3 katına çıktığını ve IQlarının devamlı arttığını görüyoruz, demek ki cinsel seçilimde tek önemli olan konu dış görünüş değildir. Primatlardan günümüz insanına evrimsel cinsel seçilim daha çok erkeklerin kur yapma yeteneklerine bağlı olarak gelişmiştir. Bu sebeple sanat, müzik, bilim devamlı gelişme göstermiş ve bu gelişmelere sebep olan dişiler de bundan yararlanarak ve zeki erkekler tarafından tercih edilerek zekileşmiştir. Günümüzde erkek ve kadın iqları birbirine yakındır [Geoffrey Miller – Mating Mind].

Gelişim evrene karşı başkaldırmaktır.

Kötü bir ilişkiden sonra hep şunu düşünürüz. Bu kitabı okusam veya buraya gitsem veya ağırlık kaldırcağım da ne fark edecek? Bir anda 40 cm bicepslere mi sahip olacağım? Bir anda dostoyevski gibi mi düşüneceğim? Bir anda şair mi olacağım? Beyniniz sizi devamlı olarak güvenli bölgede tutar, boşver “çalışsan da istediğin kadar gelişemezsin, götünü devir uyu” der.

Örneğin ayda bir adetten 6 kitap okudunuz. spor yaptınız, farklı bir şehir/ülke gördünüz diyelim. Hala aynı insan olduğunuzu iddia edebilir misiniz? Hayata bakışınızı siz fark etmeseniz de olumlu yönde değişecektir. Fizyolojik olarak yağ oranınız %3-5 azaldı ve en kötü ihtimal 1 kg kas kütlesi kazandınız. Bir vücut geliştirici gibi kaslara hala sahip değilsiniz fakat ince noktayı atlamayın: “Öncekine göre 1 kg fazla kasınız var aynı insan değilsiniz.” işte bu gelişimdir, işte bu başkaldırıdır.

Kadınlar Üstüne

Kadına baktığımızda ise en büyük sermayesi güzelliğidir. Bu yüzden çirkin bir kadın çirkin bir erkeğe göre dezavantajlıdır. kendine yatırım yapmak, daha güzel görünmek zorundadır. Tabii her çağda en çirkin kadının bile talibi olduğunu hatırlatırım.

Şöyle de açıklayabiliriz: 3/10luk bir kadın bile bir erkeğe ulaşırken 3/10luk bir erkek hayatını yalnız geçirebilir. Çünkü kadınlar doğurgandır ve bu yetileri onları daha değerli yapar. Zamanında 17 kadına bir erkeğin düştüğünü gördümüz genetik çalışmalar mevcut. Diğer erkeklere ne oldu sizce? [Referans]

Milyon dolarlık kozmetik sektörü kadınlar sebebiyle döner. Alttaki çalışmaya göre amerika’da 453 internet sayfası ve 4239 resim taranmış ve %94.1’inin kadınlar üstüne olduğu gözlemlenmiş. [Sinno et al. 2016] yine burada erkek ve kadınların plastik cerrahi dağılımlarını görebilirsiniz: [Referans2]

Korkunç bir detaydan daha bahsedeyim: Youtube’un toplam kadın izleyici sayısı erkek izleyici sayısından az iken ve bu kişiler bilim-tarih-sanat gibi alanlar %20-40 arasında ilgi gösterirken en çok hit yapan kanalların makyaj ve kozmetik olduğunu ve kadınlar tarafından ziyeret edildiğini biliyor muydunuz? Bu istatistiki bilgi bile güzelliğin kadınlar için ne kadar önemli olduğunu gösteren bir veridir.

Tabii ki kadın da sadece güzelliği yüzünden tercih edilmiyor. Evrim bu şekilde ilerleseydi, günümüzdeki kadınların bir çoğunun iq’su erkeklere oranla çok düşük olurdu, oysaki erkek-kadın iqları arasında fark yok denecek kadar azdır. Bu da zeki erkeklerin evrim süresince kendisini anlayabilecek kapasitedeki kadınlara kur yaptığını gösterir ki bu böyledir. Karşı tarafın sizi anlayabilmesi için size yakın bir iq’a sahip olması şarttır. Bu sebeple erkekler uzun ilişki yatırımlarında gerekirse güzellikten bir miktar fre vererek daha zeki kadınları seçmektedir.

Sonuç olarak

Kadınlar belki reddeder belki kabul eder ama kendileri için içten içe güzelliğin eğitimden, paradan, statüden daha önemli bir parametre olduğunu bilirler. Şu kaynakta da erkeklerin güzelliğe ve fiziksel özelliklere daha fazla dikkat ettikleri belirtilmiştir [Ref: buss & kenrick (1998) ve fletcher (2002)]

Özetlersek erkekler kendilerine değer katmak için statülerini, entelektüel seviyelerini, maddi kaynaklarını arttırmalı, kadınlarsa güzelliklerine yatırım yapmalıdır fakat zekanın da önemli olduğunu bilmelidir. (Altta ilgili konunun podcastini de dinleyebilirsiniz.)

Referanslar:

1) Sammy Sinno, MD, Gretl Lam, BA, Nicholas D. Brownstone, BA, Douglas S. Steinbrech, MD, “An Assessment of Gender Differences in Plastic Surgery Patient Education and Information in the United States: Are We Neglecting Our Male Patients?”, 2016

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin)


Twitter

Kadınlar Koklayarak Seçer

Kadınlar Koklayarak Seçer

Kadınlar koklayarak seçer, peki neden sever? İlişkilerde fiziksel temas her şeydir. Size dokunamayan, öpüşemeyen, sizin kullandığınız eşyaları kullanamayan, terlediğiniz için sizden iğrenen biri sizin sevgiliniz olmak için uygun kişi değildir. Bunların hepsi “koku” ile ilgilidir ve evrimsel sebepleri mevcuttur. Kısacası her şey uygun olsa da o kadına güzel kokmuyorsanız elenirsiniz. Demek ki “çirkin olmak ya da olmamak” da tek başına bir parametre değildir.

Tabii ki koku eş seçiminde tek başına bir kriter değildir. Kadınlar hipergamiye bağımlı olarak kendinden üst seviye erkekleri seçse de “koku” bize her üst erkeğin neden “her kadını” etkileyemediğini açıklar. Özetle o kadına güzel kokmuyorsunz.

Şurada güzel bir makale mevcut:


psychologytoday – makale: scents-and-sensibility


Makale ne diyor?

44 erkeğin 2 gece boyunca giydiği t-shirt, 49 kadına koklatılıyor ve t-shirtler yıkanmıyor. Erkeklerinde bu süreçte losyon veya parfüm kullanmalarına izin verilmiyor. Kadınlar kendilerine çekici gelen çeşitli t-shirtleri seçiyorlar ve yapılan genetik çalışma, immünolojik açıdan kendilerine en uzak, yani kendilerini hasta etmeyecek erkekleri seçtiklerini gösteriyor. Bu genlere MHC genleri deniyor ve insanlarda bu kombinasyonlar parmak izi gibi farklı.

Kısacası size ait 100 geninize(MHC genleri) benzemeyen kişiden hoşlanıyorsunuz. Çünkü bu genlerin içerdiği proteinler patojenleri tanımakla görevli ve bu sayede hastalıklardan korunuyorsunuz. Bu erkeği seçtiğinizde de yaptığınız çocuk daha iyi bir immün sistemine sahip oluyor ve gelecek nesil bazı hastalıkları ya eliyor ya da bağışıklık kazanıyor. Özetle daha iyi bir gelecek nesil ortaya çıkıyor.

Daha ilginci bu tshirtleri koklayan kadınların aklına geçmişteki ve şimdiki tutku duyduğu erkek arkadaşları gelmiş.

Koku aynı zamanda sadakatla bağlantılıdır. Biyolojik açıdan uygun olduğunuz kişiye daha fazla güvenir ve sadık kalırsınız. Örneğin MHC genlerinizin %50si uymuyorsa %50 ihtimalle aldatmayı tercih edersiniz. Kısacası aldatan kadın bölüm-2 yazımda bahsettiğim durumlar belki de MHC genlerinin uyumu sebebiyle olmaktaydı. Kim bilir?

Evrimsel psikolog Dr. Randy Thornhill cinsel davranışlarımızın arkasında koku yattığını söylemiştir. Partnerinizin kokusunu beğenirseniz otomatik olarak fiziksel özelliklerinde de çekici bulacağınız kısımlara odaklanırsınız. Bu gerçeği kabul etmezseniz kendinizi kötü bir ilişki içinde, mutsuz, gen aktarımı yapamadan bulabilirsiniz. Örneğin gen havuzunun kısıtlı olduğu Amiş topluluklarında düşük olaylarının çok olduğu görülmüş. Hatta bazı bilim adamları bunu doğan çocuğun güçsüz bir immün sistemi olacağı için vücudun otomatik karar vererek düşük yaptığı şeklinde biraz da spekülatif olarak açıklamıştır.

Kadınlar koklamayı daha çok sever!

Bu arada ufak bir ayrıntı, kadınlar kokuya erkeklere göre daha çok hassastır ki bazılarından bunu duyarsınız: “Benim burnum çok hassas” Haklı! Kadınlar çocuğa daha fazla yatırım yapan taraftır, 9 ay karınlarında taşır, doğurur ve yüksek bir bağlılık duydukları için büyütürler. Bu sebeple evrimsel açıdan koklama duyuları erkeklere göre daha çok gelişmiştir. İlişkilerime baktığımda benim de için de önemli diyebilirim. Şimdiye kadar bir şeyler hissettiğim her kadın bana tartışmasız güzel kokmuştur.

Doğum Kontrol Hapı ve Koku Yanılgısı

Wedekind yaptığı deneylerden biri de doğum kontrol hapı kullanan kadınlar üstüne olmuştur. İlginç şekilde bu kadınlar hamile kalamayacağı için seçicilikleri de azalmaktadır. Yani MHC genleri yakın kişilerle de cinsellik yaşayabilir. Aldatan kadın bölüm-1’deki gibi belki de sadece alfa gördükleriyle sizi aldatmayı tercih edebilirler. Bir çalışmaya göre düzenli ilişkide doğum kontrol hapı kullanan kadınlar, çocuk yapmak için bu hapı bıraktıklarında eşlerinin doğru kişi olmadığını düşünüp, ayrılabildiği gösterilmiş.

Demek ki yeteri kadar doğum kontrol hapı alırsanız siz de şirin babayı çekici bulabilirsiniz. Bir sevgiliniz varsa bence ona doğum kontrol hapı kullandırmayın, başka çareler düşünün. Benzer şekilde de doğum kontrol hapı kullanan bir kadınla uzun süreli ilişkiye başlamayın! Çünkü evrimde seçen taraf kadın olduğu için yanlış seçim olacaksınız.

Doğum kontrol hapı kullanan kadın daha az çekicidir!

Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar sadece seçmekte zorlanmıyor, aynı zamanda erkeklere de doğru sinyalleri göndermiyor. “Dr. Geoffrey Miller, Sevişen Beyin” kitabında şöyle açıklamış: doğum kontrol hapı kullanmayan egzotik dansçılar, kullananlara oranla daha fazla bahşiş alıyormuş. Bu durum tamamen bilinçaltında gerçekleşiyor. Kadının doğru erkeği seçmeme ihtimali erkeği de etkiliyor. Çünkü yumurtlama döneminde salgılar da bastırıldığı için erkek kadından alması gereken kokuyu almıyor.

Etkilemek için güzel koku sıksak olmaz mı?

Kısa cevap: olur! Bir kadını böyle kolaylıkla etkileyebilirsiniz. Çünkü esas vücut esansını gizlemiş olursunuz, yani bir çeşit illüzyon yaratırsınız.

Araştırmalara göre öpüşmenin bu kadar yaygınlaşmasının bir sebebi de kozmetik sektörüdür. Algımız karıştığı için karşı tarafı hemen öperek dolayısıyla koklamaya çalışırız. Bu durum erkeğin avantajınadır. Pua teknikleri içinde de devamlı kokunun önemli bilimsel olarak açıklanamasa da vurgulanır. Eğer doğal kokunuza yakın kaliteli bir kokuyu kullanırsanız kadınları daha kolay baştan çıkartırsınız. Hani derler ya “bu koku sana yakışmış” işte bu kokuyu bulmalısınız.

Özet olarak güzel koktuğunuz kişi daha bilinçaltında sizden hoşlanır. size yapışır, dokunmak ister, koala gibi olur. Koklamadan, dokunmadan duramaz. Tavsiyem uzun süreli ilişki yaşayacağınız insana parfüm veya kokulu-sabun kullandırmayın ve böyle bir süre geçirin. Böylece hislerinizi daha kolay anlarsınız ve unutmayın ki seçilim teorisinde sadece fiziksel özellikler yeterli değildir. Aynı zamanda genetik açıdan da uyumlu olmanız gerekir ve bunun da yolu koklamaktır! İlgili konunun podcast yayınını da youtube linkine tıklayarak izleyebilirsiniz.

Alfa Erkek Olmak Bir Zihin Setidir

Alfa Erkek Olmak Bir Zihin Setidir

Alfa erkek olmak ne demek? Aslında böyle bir yazıyı yazmayacaktım fakat Ekşi’de geçmişte dikkat çeken yazılarımı ve okuduğum kavramların hepsini birleştirmeye karar verdim. Çünkü bu kavram üstüne gereğinden fazla yanlış tanımlama mevcut. Hatalar şunlar:

  1. Hayvan sürüleriyle anlamsız şekilde ilişki kurulması.
  2. Maddi veya fiziksel özelliklerin gösterilmesi.
  3. Hatalı yapılan “piç erkek” tanımıyla alfanın ölçeklendirilmesi.
  4. Doğuştan olunur ya da olunmaz safsatası.

Öncelikli olarak “alfa” teriminin kolay anlaşılması için kullanılan bir “benzetme” olduğunu hatırlatmam gerekiyor. Aynı kırmızı hapın Matrix isimli filmde Neo’nun aldığı kırmızı hapa benzetilmesi gibi… Rollo Tomassi’nin bu konu üstüne yaptığı güzel bir konferans mevcut, zamanım olursa Türkçeleştireceğim. Şuradan izlenebilir:

Youtube: Rollo Tomassi – Hipergami Konferans

Şurada da geçmişte yazdığım çeşitli ünlülere ait hayat hikayeleri mevcut: Ekşi Link1 ve Ekşi Link2

Alfa erkek olmak budist rahiplerinin zihin yapısı gibi bir seviyeye ulaşmaya benzer. ZORDUR! Budist rahiplerini düşünün ne yaparlar? Yıllar boyu kendilerini belli bir zihin yapısına ulaştırmak için her türlü maddesellikten vazgeçerler, hatta paraya dokunmazlar, yasaktır. Sürekli zihinlerini geliştirirler. İşte alfa kavramı da buna benzer zihinsel bir süreçtir.

Kant ise “zihin” için şöyle der:
“Doğadan gelen dış verilere bağımlı olmaktan öte, kendi iç bağımsızlığı olan ve doğaya karşı onu kendi içyapısıyla düzenleyebilecek ve işleyebilecek güce sahiptir.”

Rollo Tomasi’nin “The Rational Male” kitabında bu kavram şöyle açıklanır:

“Alfa; popülasyonun bir kısmına ait, üstten inmiş yani atfedilmiş bir kavram değil daha çok kişiye ait bir “zihin yapılanmasıdır.” 

Kısacası;

Size kimse “alfasın koçum sen, çünkü baban kral” diye bu ünvanı veremez. Krallar içinde de gayet başarısız, feminen, liderlik özelliği olmayan ve bu yüzden ülkenin üst yönetim tarafından kontrol edildiği hanedanlıklar tarihte mevcuttur. Osmanlı’da bile örnekleri mevcut. Günümüzde de ünlüler içinde örnekleri var. Adamın her şeyi var ama gidip kadın için intihar ediyor. Tam bir eziklik öyküsü.

Demek ki “zengin olman”, “bmw araban olması”, “çok süper bir işin olması”, “evinin olması”, “kaslı olman”, “çok acayip yakışıklı olman”; alfa olduğunuzu kanıtlamaz Bunlar ancak alfa bir karakterin alt özellikleri olabilir. Tekrar vurguluyorum mesele “tavırlarınız” ve “zihin yapınızdır.” İlginçtir ki Darwin’e göre hayvan dünyasında bile “en güçlü” erkek değil “duruma en iyi uyum sağlayan” erkek dişiye sahip olur, yani alfadır. Günümüzde bunu entelektüel düzeyle ve zekayla da ilişkilendirebiliriz. Çünkü değişen çevreye en iyi uyum sağlayan entelektüel bireylerdir. Tabii ki sadece zeka; sosyal alanlarda başarılı olmanızı sağlamaz, bu sadece bir “etmendir.”

 Çoğunuzun şu an şunu düşündüğüne eminim: “Alfa erkek olmak için ev-araba-iş’e gerek yok, ben alfa erkeğim!”

Üzgünüm ama değilsiniz. Doğuştan bir psikopatlık eğiliminiz yoksa, bir kadın sizi terk ettiğinde geri dön diye ağlıyorsanız, kafanızdan atamıyorsanız, zihninizi eğitememiş, hala birine bağımlılık geliştirebiliyorsunuz demektir. Alfa karakterler bağımlı olmaz, muhtaçlık duymaz, liderlik özellikleriyle ön plandadır. Sizi şuraya alalım:

Ayrılık acısından kurtulma yolları nedir?

Özellikle belirtmeliyiz ki bir alfa zamanla bunlara doğal olarak elde edebilir veya tam tersi anarşist bir yaşam tarzı seçebilir. Yani bir alfa ülkeyi de yönetebilir, hapishanede 3 kişinin boğazını da kesebilir. 

Şöyle diyebiliriz:

“Alfa yapının işlemcisi/rami/ekran kartı: Umursamazlık, liderlik, hedeften sapmazlıktır.
Widgetlerı(akıllı telefon gibi düşünün): Araba, iş, ev… vs’dir.

Tabii ki doğuştan iyi fiziksel özelliklerle doğmanız avantajdır ama bunu kullanmayıp, yağ fıçısına da dönebilirsiniz. Kötü bir eğitim alabilirsiniz, ayrılık acısıyla seneler kaybedebilirsiniz. Fark ettiyseniz yine zihin yapısına dayandı her şey.

katespring.com (Sitesinden alındı.)

Bir örnek verelim:

Geçenlerde Ekşi Sözlükten biriyle konuştum… Bir anne ve oğluyla arasının kötü olduğundan bahsetti. Öyle ki çocuk intiharı bile denemiş. Sonrasında bu negatif enerjiyi pozitif gelişime yöneltmiş ve iyi bir üniversite yanında sağlam şekilde vücut geliştirmiş. Gördüğümde fotoda en az 40 cm biceps mevcuttu. Annesinin şikayetlerinden biri oğlunun devamlı kadın değiştirmesiydi ve kadınlarla evde yüksek seste sevişmesiydi…(eheh) Bu tam anlamıyla pre-alfa karaktere dönüşmektir. Hala alfa diyemem ama o yolda ilerliyor diyebilirim. (Prealfatör)  

Günümüzde bakıldığında nüfusun çoğunluğunun beta karaktere sahip olduğuna tanık oluyoruz. Beyaz yaka olarak; evde tek, “renksiz” bir hayat yaşıyor ve bir amacı yok. Bu yaşantıya verilebilecek en güzel örnek film “Fight Club”dır. Filmi izlediğinizde: başta ezik olan, devamlı Ikea’dan bir şeyler satın alan, yalnız, renksiz yaşayan bir adamı görürsünüz ve o adam zamanla kendi gücünü fark ederek kendi evini bile yakabilecek mental bağımsızlığa erişir.

Önceden bahsettiğim gibi bir şeyi sevebilirsiniz ama bağımlı olduğunuz sürece özgür olamazsınız. İlişkiler üstünden açıklayayım: bir sevgiliniz olabilir, onu sevebilirsiniz, sevginizi göstermeniz zayıflık değildir ama büyük hatası karşısında onu siktir edememeniz, göz yummanız zayıflıktır. bu durum ona bağımlı olduğunuzu gösterir. Nietzsche de yazılarında “her bağımlılık insanı köleleştirir” diye açıklar.

Özet 

Alfa karakterin duyguları manipüle edilemez, kendililik amaçlarından vazgeçirtilemez. Hedefleri uğruna her şeyi yapabilecek kişidir, bu zamanlar hareketlerine de yansıyacaktır. Örneğin bir suçlama ile tahrik ettiğinde, haklı olduğunu bilen bir böyle bir karakter sizi dinlemez bile: “uuuuh? ne diyordun?” der ve işine gücüne geri döner.

Birçok kişi belli bir zihin gelişimine ulaşmadan geziyor. En ufak saldırıda geri adım atıyor, duygusal olarak yara almaya açık. Sözde-alfa olmak adına hemen kavga edebiliyor. Bunlar tipik beta karakter hamleleri diyebiliriz. Çünkü duygusal olarak manipüle edilebiliyorlar Kısacası bazen sisteme karşı olduğunuzu sanırken sisteme hizmet edersiniz.

Kısa kısa önemli kırmızı hap temsilcilerin alfa karakter için söylediklerine bakalım:

Rollo Tomassi’e göre [Rollo]:
Kendine yeten
Kadınların yararlanmak istediği kişi olan
Kontrollü
Çerçeveyi kontrol den
Performansının sorumluluğunu kabul eden
Kadınların mutlu etmek istediği
Maskülen
Bağımsız kalabilen
Yeni partnerlere ulaşabilen
Kendine zarar vermeyen
Roosh’a göre [Roosh]:
Umursamaz
Hırslı
Agresif
Ukala
Zor elde edilen
Riskleri göze alan
Kendine güvenli
Arzularının peşinden giden
Saygıslığa toleransı olmayan
İzin istemeyen
Chateau Heartiste’e göre [Heartiste]:
Arzuyu ilham veren
Kadınında arzu yaratan
Yönetici
Karar veren
Çerçeve kuran
Kadının onayladığı
Narsist
Ne isterse yapan
Hassas olmayan ve duygusal olarak ulaşılamayan
Agresif

Farkındaysanız 3 büyük kırımızı hap temsilcisi de “Alfa Erkek” tanımını yaparken zihinsel özellikler üstünde açıklamış… Kısacası doğru düşünce yapınız yoksa fiziksel veya maddi özelliklerinizin bir getirisi olmayacaktır.

İlişkilerde Evrim Etik’e Karşı

İlişkilerde Evrim, Etik’e Karşı

İlişkilerde evrim etik’e karşıdır. Siz uyumlu eşi seçmediğiniz ve doğru ilişkiyi sürdürmediniz sürece anlaşamazlar ve evrim etiğe karşı her zaman kazanır. 

Evrim Acımasızdır

Bir ilişkide evrim; uyumsuz erkek ve kadın için acımasızdır. Çünkü sonraki nesille ilgilenir, sizin öneminiz yoktur. “Robin Baker” Sperm Wars kitabında savaşlar ve esirler üstünde acımasız bir örnek vermektedir: “Etik davranan bir asker esirlere tecavüz etmemeyi seçer ve ertesi gün ölebilir ama güçlü olan zorla sahip olarak  kendi ertesi gün ölse de genleri aktarmış olur.” Etik değil, iğrenç bir şey ama evrimle çelişiyor demiştik. Birinin genetik yapısı devam eder, diğeri elenmiş olur ve 5 nesil sonra bu kararın doğru veya yanlış olmasının önemi kalmaz.

Kadınlar ise kendi avantajı için en uyumluyu seçer (Kadın çıkarcı, erkek fırsatçıdır). Devamlı aldatma eğiliminde, hipergamide boğulmuş bir kadın hep en iyisini arayarak belki iyi çocuk için doğru geni seçebilir ama psikolojisi kayacağı için o çocuğa bakamayacak hale gelecektir. Bu seçim; çocuk için iyi, kadın için kötüdür (Yani şahsın önemi yoktur). Etikten uzaklaştıkça sosyal bir varlık olduğu için kötü hissedecektir. 

Erkekte de sonuçlar farklı olmayacaktır ama tek bir avantajı var ki doğurduğu çocuğun yükünü çekmek zorunda değildir. Çünkü çocuğuna kadın gibi yüksek miktarda oksitosin salgılayarak güçlü bir bağ duymaz, o sebeple süreci daha iyi kontrol edebilme yeteneğine sahiptir. Bunu da ilgili yazı” dizisinde uzun uzun açıklamıştık.

Kısaca şöyle diyebiliriz etik “şimdiki zaman ve doğru psikolojiyi, evrim ise fizikselliği ve gelecek zamanı temel alır ama sosyal sınırlarımız sebebiyle sınırsız evrimsel seçim psikolojimize mal olabilir.” Tam tersi sadece minnet için bir insanla birlikte olmak da kötü nesillere ve yine arzu içermeyen bir ilişkiye sebep olabilir, doğru ihtimalleri azaltır. Demek ki her 2’si de tek başına yetersizdir.

Fahişelik ve Evrim

Erkeklerin sperm yayma isteği evrimsel olarak fahişelik kavramını da ortaya çıkartmıştır. Yani arzuyu kendi değerlerinizle yaratamıyorsanız parayla elde edebilirsiniz. Doğada bile dişi Kapuçin Maymunları gümüş plakalar karşılığında cinsellik yaşamaktadır veya dişi maymunlar tımarlanma karşlığında cinsellik sunmaktadır. Altta biraz da insanlara yansımasına bakalım.

Kısa Bir Hikaye

Şöyle basit bir Türk filmi senaryosu düşünerek evrimsel ve etik açıdan irdeleyelim:


“Tek çocuklu aile babası patronunu korumak için patronun işlediği bir suçu üstüne alıyor ve hapise giriyor. Patron da bunun karşılığında ailesine yardım ediyor ve karısıyla yakınlaşıyor. Karısı da patrondan güçlü-zengin bir erkek olduğu için etkileniyor, birlikte oluyorlar ve hamile kalıyor. Kocası döndüğünde bile karısı patronunu bırakmayı tercih etmiyor fakat patron evliliği bozulmasın diye kadını istemiyor. Kadın da hiç bir şey olmamış gibi kocasıyla devam ediyor.”


Bu senaryo evrimsel açıdan doğru mu? Evet doğru. Kadın, kaynakları güçlü olanı tercih etti fakat adamı tam kafesleyemediği için sonuca ulaşamadı. Kocası ise hata yaptı, çünkü başka bir erkeğin suçunu üstüne alarak aslında ailesi için fedakarlık yapayım derken güçsüzlük gösterdi.

Evrim mi, Etik mi?

Bunun sonucunda 5 durum oluşabilir. Kazanan ve kaybedenlere bakalım:

1) Adam durumu fark etmedi, o vakit aldatan kadın yazı dizimizde bahsettiğimiz gibi kadın güçlü genler için patronun genlerini kullandı: Doğan yeni çocuk kazandı, eş aldatılarak kaybetti ve başka bir çocuğa babalık yapacak, kadın iyi bir gen seçti ama duygusal olarak yıkık durumda. Patron kazandı, çünkü genleri başka bir kadınla taşındı. Evrim stratejisine uygun bir hamleydi ama etik açıdan yanlıştı.

2) Adam durumu fark etti ve gitti patronu namus davasına öldürdü. Adam hapise girdi, kadın hem kocasından hem aşık olduğu sevgilisinden oldu, hem ailenin sahip olduğu çocuk hem de patronun çocuğunun geleceği karardı. Çünkü hem kocası hapiste hem de kadın psikolojisi bozuk olarak yalnız başına kaldı. Daha kötüsü patronu öldürmesi onca işçinin ve patronun ailesinin de ortada kalmasına sebep oldu. Adamın kararı hem evrimsel hem etik açıdan yanlıştı.

3) Adam durumu fark etti, gitti kadını öldürdü. Patron kadından kurtuldu ama kadın öldüğü için genlerini aktaramadı, eşi yine hapise düştü ve öz çocuğu ortada kaldı. Hem evrimsel hem etik açıdan yanlıştı.

4) Adam durumu fark etti, durumu ispat etti ve karısını boşadı. Anne hem sevgilisinden hem eşinden oldu ve yalnız kaldı. Eğer patrondan çocuk doğarsa patron yine kazandı, çünkü güçlü genler aktarılmış oldu. Boşanma sebebiyle velayet muhtemelen babaya verildi. Evrimsel ve etik açıdan doğruydu.

5) Adam dayanamadı ve intihar etti. Evrim açısından 2. seçenekten daha mantıklı bir seçim. Çünkü patron yaşıyor ve hala kadına çocuk için maddi destek sağlama ihtimali var. Etik açıdan baktığımızda ise çok kötü bir seçim. Çünkü hikayedeki suçsuz insan ölmüş oluyor. 

Yorumlayalım:

Bu senaryoda amaç patronun her durumda yaşaması, kadının ise cezalanması formatında olmalıdır. Evrimsel açıdan baktığımızda 3. Seçeneğin en kötüsü olduğunu görürüz çünkü iyi genlere sahip patronun öz oğlu doğmadan ölüyor, aynı zamanda diğer ailenin öz evladı açıkta kalıyor ve hikayedeki en fedakar kişi hapise düşüyor. Yani gelecek neslin(hem öz oğullarının hem patronun oğlunun) hayatı kötü etkileniyor.

Özetleyelim

Sonuç olarak uyumsuz bir eş seçimi veya sonrasındaki yanlış hamleler sonucunda hiç bir durumda etik kazanamaz ve evrim galip gelerek erkeği olumsuz etkiler. Özellikle sosyal statü ve geliri düşük olan insanlar arasında bu farklılık iyice belirgin hale gelir. Hikayede de görüldüğü gibi böyle bir durumda en güçlü gen yani “patron” -2. seçenek hariç- hep kazanıyor, başarı oranı %80…

Eş seçimi yaparken ve ilişki sürecinde her zaman evrimsel ve etik davranışı bir arada değerlendirmemiz bu sebeple önemlidir. Denge önemlidir.


Twitter

Aşırı Maskülen ve Feminen Çıkmazlar

Aşırı Maskülen ve Feminen Uçlar

Sanılanın aksine bir çok erkek özel olmaya çalışırken aşırı maskülen ve feminen çıkmazlar ucundan birine girer ve hayatı boyunca debelenir. Yaptıklarının doğru olduğuna emindir ta ki belli bir yaşa gelip de başarısızlıklarının tümüyle baş başa kalana kadar.

Öncelikle unutmayın uç bir noktaya gitmek demek bir o kadar yüksek dozaj tepki almak demektir. 2 tip erkek grubundan bahsedebiliriz. 1. tür kendini dark triad’a fazla kaptırmış, aşırı maskülen karakter sergileyen kişilerdir. 2. tür ise aşırı feminenlik gösteren, fazla duyarlı kesimdir. Her 2si de özel olduğunu sanır ama değildir. Karşılarında da bir o kadar uç karakterde kadın mevcutsa ilişki çıkmaza girer.

Maskülenlik nedir?

Maskülenlik zihinsel olarak dışa dönüklük, umursamazlık ve hırslı tavrı ifade eder. Şimdiki zamandansa gelecek daha önemlidir. Bu yüzden kendine yatırım yapar. Fiziksel açıdan ise yüksek testosteronun getirdiği kas, kemikli yüz, fazla kıl ve benzeri durumları ortaya çıkarır. Biz burada zihinsel tarafından bahsedeceğiz.

Yanlış anlaşılmaları önlemek için belirtmem gerekir ki son dönemde bu kavram çarpıtılmaktadır ve zehirli maskülinite gibi yerlere çekilmeye çalışılmaktadır. Zehirli olan maskülinite değil, her uç gibi “aşırı maskülinitedir”. Mgtow olmaya bile sebep olabilir.

Erkekte maskülenlik olması gereken bir şeydir ama dark triadı fazla kaçmışı kötüdür. Aynı aşırı-feminenliğe benzer. Aşırı feminenliğe sahip kadınlarda kendini beğendirme ortaya çıkar, beklenenin tersine özgüven düşüktür, bağımlı karakter durumu mevcuttur ve bu kişiler özgüvenlerini maskülen karakterin tersine fiziksel olarak ifade eder ve kendini cinsel obje olarak gösterebilir, sonuç olarak aşırı çıkarcı olur. (Bkz: Kadınlar çıkarcı, erkekler fırsatçıdır.)

1. Tip: Aşırı Maskülenlik ve Olumsuz Sonuçları

Aşırı maskülenlik de aşırı dışa dönüklük ve iç dinamiklerini kaybetme anlamına gelir. Kişide empati yeteneği azalır, kendi amacına ulaşmak için suç işlemeye bile meyilli olur. Alfa karakterler de bu özellikleri taşır, ya liderdirler ya da hapishanede ölürler. “Onunla yatacağım, buna köpek çekeceğim, bütün kadınlar kaşar zaten diyen bütün erkeklerin düşüşü hep sert olmuştur.”

Bu kişiler aşırı hırslıdır. Öyle ki anksiyete hayatlarını ele geçirir, kötü hissettiklerinde kazanmak ister, zaman zaman paraya veya bir ülküye aşırı bağımlılık duyarlar. Öfkeye kapılırlar. Bağımlı karakterde aşırı reaktör nitelik taşıyan kadınlar bu karakterlerden başta etkilense de zamanla soğumaya başlar çünkü dark triad’ın “psikoptik” tarafı kadınların sevgi ihtiyacını karşılamaz, kadın baskı ve kontrol altında hisseder.

Ekek Kadın İlişkilerinde Aşırı Maskülenliğin Etkisi

Erkeğin bu tavrı; kadınların bastırılmış nesnelliği yüzünden oluşturduğu “gerçeği kendi duygusal durumuyla yorumlaması” halini azdırır. Yani kadın, erkeğin aşırı masküken hırslı yapısından dolayı duygularını kontrol edemez hale gelir, mantık dışı düşünerek aşırı duygusal tepkiler verir. Bastırılmış hedef odaklanması yüzünden ise şimdiki zaman takıntısı körüklenir. Yani hırslı erkek gelecekten, kazanmaktan tutkuyla bahsederken, kadın şimdiki zamanda kalır, kaygılı bir tavır içine girer. [bkz: referans-1]Hele ki aşırı maskülen ve aşırı feminen tarafların ilişki facia ile sonuçların. Kadın günden güne iyice bağımlı hale gelir, erkekse acımasızlığıyla bunu körükler. İlişki bittiğinde her 2 taraf da tükenmiş hisseder. 2 taraf da birbirini anlamaz, anlamaya da çalışmaz. Biri saldırgan diğeri içeri kapanıktır ve sonuç hüsran olur. 2 tarafın birbirine yakın karakter göstermesi ve homogami anlaşmanın ilk koşuludur. Bunun yanında bir diğer gösterge “5 büyük kişilik özelliğidir.” Aşırı maskülen ve aşırı feminen kişiler alttaki ortak kümelerde birleşemezler.

  1. Gelişime açıklık
  2. Dışa Dönüklük
  3. Öz denetim
  4. Duygusal dengesizlik
  5. Uyumluluk

Aşırı maskülenlik tamamen kötü müdür? Üstte bahsettiğim gibi “uçlardan biri” işte budur. Modern dünyada kazanacaklarınız: iş-ev-araba, belki ün olacaktır. Kaybedecekleriniz: paylaşım-iç huzur-çocuk-iyi bir eştir. Bu kişiler kendilerini eşsiz sanırlar fakat huysuz bir dede olarak ölürler.

Burada belirtmek gerekir ki erkeğin farkındalığı kadar kadının da geleneksel tavırlarından(içe kapanıklık, aşırı duygusallık, suçlayıcı tavır, sorumluluk almama vb.) uzaklaşması iyi bir ilişki için şarttır. Bu nitelikler yoksa ilişki her durumda kötüye gider. Kadın her durumda başta kurtarılmış hissetse de zamanla kendini mağdur hisseder. Bu durumu anlamak için Nuri Bilge Ceylan – “Kış Uykusu” filmini özellike öneririm.

2. Tip: Aşırı Feminen Erkek Karakter

Diğer uçta ise feminen özellikleri ağır bastan, kırılgan, kadınları elde etmek için içten pazarlıklı, arkadaşım da olsa ortam oluşursa yatarız, hepimiz kardeşiz diye düşünen, olaylara çok ses çıkartamayan erkek tipolojisi mevcuttur. Bu kişiler aşırı eşitlikçidir, her konuda erkeğin iç dinamiklerine uygun olmayacak kadar duyarlıdırlar. Rekabet yetenekleri yok denecek kadar azdır ama aşırı feminenliğin getirdiği özgüven problemi ve haset gibi duygular barındırırlar. Bu kişiler zamanlarını hep eğlenerek geçirirler. Çevrenizde gördüğünüz grup içindeki Taylan bu adamdır. Maalesef bunlar maskülenlik tepkisiyle oluşmuş bir taraf. etki-tepki durumu da diyebiliriz. Her tez aynı zamanda kendi anti-tezini oluşturur “Eşcinsellikde bununla ilgilidir.

Kazanacakları: dostluk, paylaşım, yardımlaşma iken kaybedecekleri “büyük başarılardır.” Düşük maskülenlikten ötürü kadınları etkileyemezler ve tutkulu ilişkileri olmaz. Para-ev-iş konusunda yükselemezler. Yaşlandıklarında zamanlarını boş geçirdiklerini ve hiç bir zaman tutkuyla sevilmediklerini düşünürler. Güzel anılar birikmiştir ama üretememişler ve geride bir eser bırakamamışlardır. Bu kişi de yalnız bir dede olarak ölür.

Kısacası her 2si de yalnız ölür, dağılabilirsiniz. Tamam şakaydı.

Kısaca;

Doğru bildiğiniz bir şey kendi başına tek doğru olmayabilir ya da kabullenerek sonuçlarına katlanmanız gerekir. İyi bir hayat için dengeli yaşamak esastır. Uçlarda dolaşırsanız, karşılığı uçlarda bir sonuç olacaktır. `Schopenhauer` da benzer bir şeyden bahseder. Nereye kadar çalışacaksınız size ne sağlayacak? “Büyük bir hırsla anı üretmeden yaşadığınızda veya gününüzü gün edip anıları elinizde tutamadığınızda yaşlılıkta geriye hiç bir şey kalmayacaktır.

Biraz siz davranışlarınızın farkında olmalısınız, biraz da kadın bunun farkında olmalı ki klasik, başarısız bir ilişki yörüngesinden doğru nitelikli ilişkiye yönlenebilin.

Yaşarken kendinize şunu sormalısınız:

  1. seçenek: Hırslarınızla ve dışa dönüklüğünüzle iç dinamiklerinize kör olarak her şeyi elde ettiğiniz ama mutlu olmadığınız, her kadın başta size deli gibi aşık olsa da bir yerde sizi terk ettiği bir yaşam mı?
  2. seçenek: Hiç bir şey üretmeden, aşırı duyarlı fakat hiç bir şeyin tam tadına varamadan, hiç bir kadının dikkatini çekemediğiniz silik bir yaşam mı?
  3. bir seçenek var ama bunun formülü belirsiz. belki de bu insan olmak için hayatınızı harcarsınız? Kim bilir?

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin)

İleri okumalar için kaynaklar

  • Dr. Herb Goldberg – Aşk, Erkekler, Kadınlar ve İlişkiler, Totem Yayınları
  • Dr. Alfred Adler – İnsanları Tanıma Sanatı, Cem Yayınevi
  • Schopenhauer – Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar, Türkiye İş Bankası Yayınları

Terk Eden Kadını Geri Kazanmak

Terk Eden Kadını Geri Kazanmak

Terk eden kadını geri kazanmak mümkün müdür? Belirtmem gerekir ki bu yazıda büyüyle eski sevgiliyi kazanma veya özel bir cümleyle kendinize tekrardan aşık etme önerileri bulamayacaksınız. Biten bir ilişkide taraflardan biri “kararlıysa” geri dönüş yoktur. Öncelikle bunu anlamanız gerekiyor ki bu saplantıdan kendinizi kurtarın. Size tersini satmaya çalışan kişiler sadece umut taciri olacak ve sizi dolandıracaktır.

Bir ilişki ancak ve ancak bitmeden önce kurtarılabilir ki onca hatayı bir kere de kolaylıkla telafi edemez ya da kişinin oturmuş kararları değiştirilemez. Unutmayın ki ilişkiler akışkan bir formatta ilerliyorsa sürdürülebilir niteliktedir. Onca yıl hata üstüne hata yapmışsınız, muhtaç görünmüşsünüz o saatten sonra kadının bilincine işleyen düşüncelerin değişmesi sizce mümkün müdür?

Temel düşünce şu olmalıdır: Onu geri kazanmaya çalışırken harcayacağınız süreci kendinizi geliştirerek veya başka birine yatırım yaparak harcarsanız daha huzurlu bir birey olursunuz. Bunu yapamaz ve kadının peşinden koşarsanız geriye baktığınızda sadece mutsuzluk görürsünüz. Daha acısı, o kadınla barışsanız dahi kısa süreli olacaktır. Yani 10 verip 2 geri alırsınız ve sonunda daha trajik bir son yaşarsınız. Tersini yaşayacağınızı düşünüyorsanız istinayı arıyorsunuz demektir ve bence piyangoda büyük ikramiye  çıkması daha yüksek olasılıktır.

Kadın nasıl düşünür?

Kadınlar dış olaylara kördür, şimdiki zamanda ve iç görüsel olarak kendilerini iyi hissedecek şekilde karar alırlar. Yani sizin ne düşündüğünüzün ya da mantıklı açıklamalarınızın bir önemi yoktur. Hele ki kadını kötü hissettiriyorsa daha da önemsizdir. Benzer şekilde sizin de hayvanlık yapmanız o derece önemsizdir. Kadın sizi seviyorsa hayvanlıklarınızı görmezden gelecektir ama sizden nefret ediyorsa, o hayvanlıklarınız x2 olarak değerlendirilecektir. Kadınların “çıkarcı” doğaya sahip olduğunu ve briffault kanunlarına uygun yaşadığını unutmayın. Özete bu sebepleri belki siz anlamlandıramayacaksınız fakat kadın duygusal dünyasında anlamlandıraraktır.

Çeşitli örnekler verelim

  1. Senaryo: Aldatan taraf sizsiniz, kadın çok üzüldü ve neden bunu yaptın, sizi terk etti dedi. Siz de duygusallaşarak içinizdeki romantiği açığa çıkartarak, onun duymak istedikleri budur diye özür dilediniz ve baamm. Yetmedi, kul köle oldunuz, çiçekler aldınız. Çünkü erkek mantıklı bir varlıktır. Bu yüzden sinirli, bunu yaparsam affeder diye düşünür fakat kadın matematiksel düşünmez ve bu yaptığınız onu kaybetmenize sebep olur. Çünkü kadının gözünde “güçsüz” olursunuz, hipergamiye göre denge bozulur ve kadının rasyonalleşme sürecinde siz ezik biri olursunuz. Oysa ki dengesiz güç kullanıp, sen bilirsin diyerek sert davranmanız, rekabet ortamı yaratmanız, duygusal dokunulmazlığını göstermeniz hatta güçlü-istenen biri olduğunuzu ispat ederek, onu terk etmeniz muhtemelen kadını duygusal olarak yıkacak ve sizi tekrardan elde etmye çalışmasına neden olacaktır. Unutmayın ki kadınlar güçsüz bir erkektense güçlü bir erkeğin haremine girmeyi tercih ederler. Kötü bir senaryo ama gerçek bu.
  2. Senaryo: Bazen de kadın sizden çok daha tutkulu başlar ilişkiye. Öyle ki siz onun gözünde büyüksünüzdür ama unutmayın ki sizin değeriniz “kendiniz” tarafından verilir fakat çoğu erkek bunu unutup kadının kendine verdiği değeri kabullenir. Bu şu demektir: O kadın sizden ilgisini çektiği anda siz büyük bir duygusal açlıkla yine “onay” beklersiniz. Onay olmadığı için kendinizi çok başarısız, çaresiz, yitmiş hissedersiniz. Bu kadının kendini geri çekmesinin 2 sebebi vardır ki en büyük sebebi sizin hatanızdır. Evet sizin! Çünkü gururu okşanan erkek kendi değerini kadına teslim ederek, sorumsuz, ilgisiz, umursamaz davranmaya başlar. Kadın en başta buna çekilir. İlgisiz olmanız onu delirtir fakat siz karşılık vermedikçe beyin bu strese yüksek kortizol seviyesine dayanamaz ve homotesis dediğimiz duruma geçer, yani kendini dengelemeye çalışır. Resmen kendine reset çeker ve ilgisi zamanla azalır. Bir süreden sonra terkedilirsiniz.
  3. Senaryo: Düzgün işleyen ilişkilerde de sorunlar olabilir. Zamanla söylenmeler başlar, kadın devamlı memnuniyetsizdir. Burada da sorun yine sizde erkekler. Muhtemelen aşırı kıskançlık gösteriyorsunuzdur. Kıskançlığın çoğunun da azının da sorun olacağını unutmayın! İş-güç derken kadının gözünde değeriniz azalmıştır. Hele ki çözümsüz dertlerinizi küçük bir çocuğun annesine anlatması gibi devamlı ona anlatıyorsanız, kadın başta empati yapmaya çalışsa da zamanla “bu adam bunları çözümleyemeyecek kadar zayıf, tek çaresi bana anlatmak” anksiyetesine kapılmaya başlar.

Sonuç

Terk eden kadını geri kazanmak mümkün mü? Kısa cevap: Hayır!

Kadının gözünde sorumluluk asla kendinde olmayacaktır. Yine girişte açıldığınız gibi duygusal olarak iyi hissetmeye programlanmış kadın doğası her şeyi rasyonelleştirir ve siz suçlu çıkarsınız. Unutmayın ki güçlü fakat dengeli davranan erkek hatalı bile olsa kabul edilir.

Kısacası dümen her durumda erkektedir. Şöyle düşünün o güven-sadakat harici 3 hata yapabilirse sizin 1 hata yapma hakkınız var.

Kadına geçmişi hatırlatarak, yani geçmişte yaptıklarınızla tekrardan bağ kuramazsınız. Çünkü şimdiki zamanda yaşar.

Bence dönen kadını da kabul etmeyin, hele ki sizden sonra başkasına dokunmuş kadın kendini teslim etmiş, sizinle seviştiği gibi sevişmiş, domaltıp beni becer demiş,  başkasına teslim olan kadınla tekrardan bir şey yaşamak ister misiniz? Diğer senaryoda ondan üst seviye erkek onu kabul etmemiş, bari ben eski sevgilime geri döneyim demiş? Rollo Tomasi ne der? Kadınlar romantik görünen realistlerdir. Ben gavat olmadığım için istemem ama sizi bilmem. Motivasyonunuz da her zaman “ben bu kadına muhtaç mıyım?” olmalıdır. Denizde çok balık var, tek balığı avlamak için uğraşmayın, tazesini yakalayın.

Peki her şey tamam da nasıl atlatacağız diyenleri diğer yazıma alalım: Ayrılık Acısının Sebepleri ve Kurtulma Yolları

Eşcinselliğin Hetero İlişkilere Yansıması Bölüm-2

Eşcinselliğin Hetero İlişkilere Yansıması – Bölüm 2

Eşcinselliğin hetero ilişkilere yansıması 1. Bölümde; eşcinsellerin evrimsel katkılarından ve bu kişilerin genel tavırlarından bahsettik. Bu bölümde ise eşcinsellerin yüksek bölümünü oluşturan erkeklere sağladığı avantajları ve eğer heteroseksüel ilişkiler olmasaydı sonuçlarının ne olacağını, nasıl felaketlere sürüklenebileceğimizi tartışacağız. Okumayanlar için: 1. Bölüm.

Biseksüel erkeklerde eşe ulaşmak

Biseksüel erkeklerin erkeklere ulaşması kadar kadınlara ulaşması da kolaydır. Bunun sebebini ilk bölümde açıklamıştık, özet olarak; sosyal açıdan rahatlayan ve erken yaşlarda homoseksüel ilişkiye giren erkeklerin kadınlara daha rahat yaklaşabilmesi ve cinsellik konusunda az tecrübeye sahip heterolara göre ezici cinsel-sosyal bilgiye sahip olmalarıydı. Yani kadınları daha rahat etkileyebilirler. (Ref: Robin Baker – Sperm Wars)

Bir diğer konu ise “poligamidir.” Erkek-eşcinsel topluluklarda tek eşliliğin bile çok nadir olduğu bilinmektedir. Hatta lut kavmi yine eşcinsellik ve yok olma üstüne dini mitlerdendir. Erkekler için cinsellik güçlü bir dürtüdür. Aids neden bu kadar yayıldı sanıyorsunuz? Bir patolojinin seyrine baktığınızda bile eşcinsel eğilimin nelere yol açtığı ve işi çığırından nasıl çıkardığı görülebilir.

Kısaca evrim diyor ki biseksüellik güzel ama arada erkek-kadın olarak üreyin yoksa sizi yok ederim. Genelde de bu eğilimin erkeklerde %6’nın üstüne çıkmadığı görülüyor. Aksi halde doğa bir şekilde hastalıkla durduruyor. Yine dini mitlerde ensest ilişkinin erkek-erkek ilişkisine göre daha çok tercih edildiğini görüyoruz. Lut peygamberin karısı da kavimle birlikte yok olmuş ve dağda soyun türemesi için kendi kızlarıyla hem de tanrıdan izin alarak birlikte olmuştur. Aksi halde evrim ilerlemez ve insan türü yok olur.Demek ki erkek ancak hetero oranı yüksek bir eğilimde olursa başarısı artmaktadır. Aksi halde bir yararı yoktur.

Homoseksüel eğilim arttıkça, tek eşlilik azalır. Hatta biseksüel erkeklerin bir kadınla aile kursa bile başka erkeklerle sevişmeye devam etmesi bazı toplumlarda doğal karşılanır.

 

Homoseksüelliğin Heteroseksüel İlişkilere Etkisi

Eşcinsellik konusu kadın ve erkek doğasını anlamamız, tek eşliliği, çok eşliliği yorumlamamız için güzel bir konudur. Erkeğin durdurulamaz poligamisi homoseksüel ilişkilerde çığırından çıkarken, kadın eşcinselliğinde bu durumun tek eşliliğe kaydığını görürüz. Hetero ilişkiler bu yüzden tek eşliliğe kayma eğilimindedir. Çünkü kadın, evrimsel olarak biriyle çocuk yapmak ve büyütmek ister. Arzusu güvene dönüktür. Kadınların dönemsel olarak kendinden üst düzey bir erkeğe bağlı kalmasına `hipergami` denir ama kadın da sadık olmak zorunda değildir.

 

Kadının İlişkilere Etkisi

Evrimsel açıdan saf-eşcinsellik çok artmamakta fakat son da bulmamaktadır (Ekşi Sözlük Yazım). Biseksüellik oranları daha yüksektir çünkü çiftleşme stratejisinde üstte bahsettiğimiz gibi Darwin’in de “yok olma korkusuyla çok eşe ulaşma” teorisinde olduğu gibi önemli rol oynar. Bu durumu dengeleyen en önemli unsur da kadının hipergamik tek eşliliğidir. Eğer kadınlar tek eşliliğe uygun biyolojik yapılanmada olmasaydı, erkek biseksüelliği yükselecek ve zamanla daha da eşcinsel bireyler olacaktı. Bunun sonunda hastalıklar artacak, doğumlar azalacak ve muhtemelen insan soyu tükenecekti. Çünkü kadın çok eşliliği erkeğin de cinselliğe daha rahat ulaşmasına sebep olacaktı.

Doğasına uygun davranmayan, onlarca partnerle birlikte olan kadınların hastalık sebebiyle kısır kaldığı da çalışmalar arasındadır. Yani doğa erkeklere yaptığı gibi kadınlara da ceza keser.

Kendi tecrübelerimden bu tip kadınlar içinde normal olanını da görmedim diyebilirim. Büyük aile problemleri, gençlikte taciz, aileden gelen kişilik bozukluğu(narsizm, borderline, şizoid vs gibi.) genleri standart gibi bir şey diyebilirim ki bunu Debe’e giren Ekşi Sözlük yazımda örneklendirmiştim.

Kısaca her haltı yemenin normal karşılandığı bir dünyada yaşasaydık, bu kadınlar daha fazla zarar görürdü ve bir kaos ortamı ortaya çıkardı.

Aynı zamanda kadınlar erkeği bir çeşit rekabete yönelterek kendilerini geliştirmeye zorlamaktadır çünkü temel beklentileri güven, yaşanacak iyi şartlar ve güçtür. Buna sahip olmak için erkeğin çok çalışması ve başarılı olması gerekmektedir.


2. Bölüm Sonu

1. Bölüm için tıklayın.


Eşcinselliğin Hetero İlişkilere Yansıması Bölüm-1

Eşcinselliğin Hetero İlişkilere Yansıması – Bölüm 1

Eşcinselliğin hetero ilişkilere yansıması farklıdır. Çünkü eşcinsellik bize cinslerin doğası hakkında çok fazla bilgi vermektedir. Düşünceler 2 tarafta da aynı olduğu için doğru ve yanlış davranışlarlda 2 kat artış olmaktadır, bu da bize iyi bir gözlem alanı sunar. 1. bölümde erkek ve kadın doğasının eşcinselliğe bakış açısını tartışacağız. 2. bölümde ise bunun hetero ilişkilere ve evrime yansımalarına bakacağız.

Erkeklerin Cinsel Yaşamı

Sizce insanlar hayatları boyu ortalama kaç kişi ile sevişir?

İstatistiklere göre erkekler 12, kadınlar ise 8’dir [Ref-1],[Ref-2],[ Ref-3].

İlginç olanı ise erkeklerin çok daha fazla cinsellik yaşamayı istemesine rağmen, zorunlu koşullar sebebiyle bunu becerememesidir. Nedir bu koşullar?

  • Kadınlar gibi partnere rahat ulaşamaz. Çünkü kadın seçici taraftır.
  • Ulaştıklarına yanlış davranır. Çünkü tecrübesizdir. (Bunu önceki yazımızda açıklamıştır.)
  • Cinsellik kadının sosyal ya da psikolojik sebepleriyle son anda kaybeder. Şu ekşi sözlük yazımda ortalama partnere ulaşma oranlarıyla ilgili bazı istatistikler detaylar, referanslar ve yorumlar mevcut: Referans: 23 erkekle yatıp geçmişi boşver diyen kadın

Erkek çok partner istiyor, peki bunun uygulamalı örneğini nerede görüyoruz? İlginç şekilde biseksüel eğilimli erkeklerde! Evet konuyu açıklayabilmem için bazılarını rahatsız edecek bu kısmı netliğe kavuşturmam gerekiyor.

Erkek Eşcinselliği Üzerine

Eşcinsellik(erkek-erkek) eğilimi az olan biseksüellerin kadın partnere ulaşma oranları heteroseksüellerden dramatik şekilde yüksektir ve erkek doğasının “cinsel” dürtüsüne güzel bir örnektir. Biseksüel erkek hayatı boyunca 100+ partnere ulaşır. Çünkü eşcinsel de olsa erkek doğası temeli aynıdır ve olabildiği kadar fazla sperm yaymaya çalışır. Seçiciliği düşüktür ve 2 tarafın da kadın gibi iyi gen seçme üstüne hipergamik bir dürtüsü olmadığı için cinsellik oranları %1000 artabilir. (İşin etik yanıyla ilgilenmediğimin dikkatini çekerim, o benim işim değil.) Bu kişilerin genelde çok eşli yaşamı övdüklerini görüyoruz, çünkü ketlenebilecekleri bir yer yok, karşısındaki de bunu istiyor, oysa ki bir kadınla birlikte olsa bunu tercih edemeyecekti. Popüler bir tweetin görüntüsünü ekledim:

Şekil: Çok eşlilik savunan erkek-eşcinsel

Görüldüğü gibi sadece çok eşliliği savunmuyor, aynı zamanda tek eşliliği de hastalıklı görüyor, çünkü kendi stratejisine en uygun seçim bu, empati yapmak ya da evrimsel-biyolojiyi anlamak yerine kadınları da kendisi gibi görmeyi ve bu durumun hastalık olduğunu savunmak işine geliyor. Bunun çarpık bir düşünce olduğunu 2. bölümde Lut kavmini ve Aids’i tartışırken açıklayacağız ama önce kadın eşcinselliğinde durum nedir? Ona bakalım.

Kadın Eşcinselliği Üzerine

Kadın eşcinselliği de aynı erkek gibi bize çok bilgi verir ve daha ilginçtir. Oranları erkeğe göre çok düşük(erkeklere göre %25-%33 arası) ve %1’den azı erkeklerle ilişkiye girmemeyi tercih etmektedir. Kadınların bu yolu tercih etmesinin sebebi, kadının zor orgazm olması ve diğer kadının diğerine nasıl yaklaşacağını bilmesi diyebiliriz. İstatistiklere göre biseksüel kadınların sadece %4’ü, çok eşlilik taraftarıdır. Kadın merkezli ilişkide yine tek eşlilik isteniyor ve ilişkileri uzun sürüyor, erkek gibi diğer kişiye atlanmıyor. Nasıl erkek-erkek ilişkilerinde çok eşlilik arzulanıyorsa, kadın-kadın ilişkilerinde de ağırlıklı olarak tek eşililiğin ön plana çıktığını görüyoruz ve kadınlar bir diğer partnere tepki gösteriyor.

Kadınlar için eşcinselliğin yararları evrimsel açıdan tam saptanamamış durumdadır.  Çünkü erkek gibi aynı anda bir kaç kişiyi dölleyemiyorlar ama çocuk doğurma oranlarının gençlikte düşük(%1,6, heterolarda %2,2), ilerleyen yaşlarda arttığı biliniyor. Kısaca gençlikle her haltı yiyen biseksüel kadın, yaşlılıkla bir betayı kafeslemeye çalışıyor. Acaba bu beta durumu bilse o kadınla birlikte olur muydu? Kadınlarda eşe ulaşma başarısı açısından eşcinsellik fark yaratmaz, çünkü kadınlar her durumda eşe kolay ulaşmaktadır.

Sonuç

Erkek ve Kadın Eşcinselliğinin Hetero İlişkilere Yansıması görüldüğü gibi her 2 cinse de farklı yararlar ve zararlar sağlar. 2. bölümde bunun sonuçlarını tartışacağız.


1.Bölüm Sonu

2. bölüm için tıklayın.



Twitter

Bir Kadını Kazanma ve Kaybetme Sanatı

Bir Kadını Kazanma ve Kaybetme Sanatı

Bir kadını kazanma ve kaybetme sanatı basittir. 2 bölüm halinde açıklayalım. Öncelikle “ne hissediyorsan onu söyle” ile başarısız olursunuz. Bu öneri bir yalandır. Bir insanın diğerini sevmesi kendi hisleriyle ilgilidir ve bunu ona ifade ederek kendinizi sevdiremezsiniz ama çok güzel şekilde kendini üstün hissetmesini ve sizden uzaklaşmasını sağlayabilirsiniz.

 

Nasıl Yaklaşılmalıdır?

Şu düşünceyi aklınızdan çıkartmayın: Kadın erkeğin kendini gerçekleştirmesini veya bu arzusunu sever. Düşünceye dikkat ederseniz, illa kendini gerçekleştirmek zorunda olmadığını fakat çabalamasına yani potansiyeline de ilgi gösterdiğini görebilirsiniz. Potansiyeli yüksek erkeği yakalayan kadın doğal olarak onu destekler, çünkü evrimsel açıdan güce veya bunun potansiyeline bağımlıdır. Sonuçta o erkek daha da başarılı olur.

Bu yüzden küçük sorunlar olmasa da büyük sorunlar için kadından yardım istemeyin. Bir erkek olarak kendiniz çözün.  Bir atasözümüzü hatırlatayım:

“Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.”

Kadınlar benzer şekilde başarısızlığa tahammül edemez. Destek olduğu gibi başarısız erkeğe de engeller çıkartır. Bir çok erkek bunu yaşamıştır. Büyük bir sorununuz olduğunda bunu devamlı kadınla paylaşırsanız kadının konuyla ilgisiz başka konularda huysuzlandığını görürsünüz. Sorunları çözemedikçe değeriniz kadına yaklaşır ve kaygı oluşturur. Belki fark etmez fakat bilinçaltında bu kişi gelecekte maddi-manevi sorunlardan bizi nasıl korur diye kurgular. Sorununuzu çözemedikçe örneğin “neden eve ayakkabıyla girdin?” ile başlayan büyük kavgalar başlatabilir. (Şöyleki: Dırdır)

 

Ceaser Pavase’in çok güzel bir alıntısıyla anlatmaya çalışayım:

“Hiçbir kadın bir adamla parası için evlenmez. Kadınlar bir milyonerle evlenmeden önce ona aşık olacak kadar akıllıdır. “

Bir kadını elde tutmanız dolaylıdır. Ona olan tutkunuz sayesinde değil, yaptığınız işler ve size desteği sayesinde gerçekleşir. Bu sebeple statünüz önemlidir. Türkçe’de ne diyoruz? “Erkek ailenin temel direğidir”.  Benzer şekilde sizden ayrılan kadına karşı geri dönüş sergilemediyseniz ve başarılı olursanız, yıllar sonra o kadında sizi elde etme arzusu oluşturabilirsiniz ki buna hipergamik geri dönüş diyoruz.

 

Kaybetmek ve Kazanmak

Bir kadını elde tutmanın ve kaybetmenin yolları içinde bir diğer seçenek elinizdeki kadını kaybetmek olabilir. Kadını kaybederken yapmanız gerekenleri uzun ve kısa dönem olarak 2’e ayırabiliriz. Üstte başarının kaynağını anlatırken ilişkide kadının size destek olacağı şekilde yapılanmanız gerektiğinden bahsetmiştik. Demek ki uzun süreli ilişkide gelişmeyi durdurmanız kadının arzusunu öldürür. Kısa dönemde kadın size “hayranlık” geliştirmeden üstüne çok düşmeniz, kadının sizi takip etmesi değil de, sizin onun arzularını takip etmeniz arzuyu öldürür.

 

Özetlersek:

a) Hiç bir şey durağan değil ve gelişiyor. Bu sebeple kadınlar da içten içe sizin “uyumlu genlere” sahip olduğunuzu anlayabilmek için kendinizi geliştirmenizi bekler. Kadınlar formlarını korumak için yıllar geçtikçe güzellik merkezlerine gidecek, bir çok krem kullanacak, spor yapacak, mesleğinde ilerleyecektir. Çirken erkek olmak suç değildir ama başarısız bir erkek olmak en büyük, en ölümcül suçtur!

Kadın bunları yaparken siz ne yapacaksınız? Devamlı PC başında bira içerseniz, o kadın yavaş yavaş soğuyacaktır. Bu gelişmeye ayak uyduramayan erkeğe devamlı söylenecektir. Hatta çevresindeki uydu erkeklerin puanını sizinle karşılaştıracak ve bu puana yaklaşırsanız kaybetmeye doğru yol alacaksınız.

b) Kadınlar her ne kadar feminizm etkisiyle eşitlik diye yaygara koparsalar da aşık oldukları adamda üstünlük bekler. O erkeğe baktığında titremeli, heycanlanmalı, tutku duymalıdır. Kısa süre içinde fazla ilgi göstermeniz, kadına “beni bu kadar umursuyorsa opsiyonsuzdur” diye düşündürür ama bunu bilinçli yapmaz. Bu sebeple baştan ilişki heveslisi erkekler kaybeder! Tabii bu, kadına acımasız davranın, dark triadla dolu aşırı maskülen bir tavır gösterin veya tam tersi hiç ilgi göstermeyin anlamına gelmez. İyi ilişkinin anahtarı dengedir.

Hipergami ancak uygunsuz davranırsanız korkulacak bir kavramdır. Eğer doğru hamleleri yaparsanız, iyi bir ilişkiniz olur. Kadınların çıkarcı bir doğaya sahip olduğunu asla unutmayın, aksi halde o kadın neden benimle değil diye ağlarsınız.

 

Sonuç olarak;

Bir kadını kazanma ve kaybetme sanatı erkeğin yeteneğine bağlıdır. Çünkü erkek yaptıklarıyla değer kazanır. Bir kadının ise en önemli gücü güzelliğidir diyebiliriz. Genetik açıdan buna sahip olmaması demek eş çemberinin daralması anlamına gelir. Oysa ki erkek böyle değil, tip belirleyici ama tek başına önemsizdir. Ortalama birinden daha iyi bir statü elde ettiğinizde etki çemberiniz logaritmik olarak artacaktır.

Geçmişte başarılarınızla övünmenizin de kadın gözünde bir değeri yoktur. Çünkü kadın “şimdiki zamanda” yaşar. Gelecek planlarınız kadına umut verir, çünkü şimdi ki zamanda ki yatırımınız bellidir. Uç bir örnek vereyim: pilot olacaksınız diyelim, kadın mezun olduktan sonra sizi elde edebilirse çok iyi bir hayatı olacağını “şimdiki zamanda” bilir ama hatanız yüzünden özür dilerseniz, geçmişte yaptığınız hatayı esas alır ve geleceğe dair özürünüzle ilgilenmez. Bu kavramlara dikkat ederseniz, o kadınla uzun bir ilişki yaşayabilirsiniz.

(Makaleyi oylamayı ihmal etmeyin)

 


Twitter

Aldatan Kadın – Bölüm 3

Aldatan Kadın – Bölüm 3

Aldatan kadın serisinin 3. ve son bölümüne geldik. Önceki yazılarda kadınların aldatması üstüne çeşitli istatistik veriler vererek, amaçlarının ne olduğunu tartıştık. Bu yazıda aldatılmamak için ne yaparız, nasıl davranmalıyız onlara bakacağız. Okumayanlar için: 1. Bölüm ve 2. Bölüm.

İyi ilişkinin koşulları bellidir, sadakat ve güvenin öncelikle sağlanması gerekir ki evrimsel süreç açısından başkasının çocuğuna bakmayın. Ekşi Sözlükte 240+ favori alan yazımda ayrıntılı olarak anlatmıştım:

Sorunlu Kişilerde Kısa ve Uzun Süreli İlişki Stratejisi

Kişilik bozukluğu veya yaşam tarzı problemlerine sahip kadınlar uzun ilişki yatırımına uygun değildir. Bu sorunların ilki genetik, ikincisi ise sosyal çevreyle ilgilidir. İçlerinde uzun süreli ilişki de yaşadığım 1 tane lisanslı paranoid, 2 tane borderline, 1 tane bipolar kadın var ki kısa sürelileri saymıyorum. Hepsi de pişmanlıktı. Tabii ki 1-2’siyle ciddi problem yaşadıktan sonra deneyimlenerek kesin kararlar aldım ve sonrakilerle uzun süreli ilişkiye girmedim. Merak edenler için en kötüsü paranoid olandı diyebilirim. Bu kişilerin ebeveynlerinde de genelde sorunlu oluyor ve genetik aktarılıyor. (Bkz: Narsistler)

Bir diğer kutup sosyal çevre etkisiyle uç bir yaşam tarzı seçmiş, fazla cinsellik yaşayan kadınlardır. Bunlarla da uzun süreli ilişkiye girmeye çalışmak pişmanlıktan öteye gitmeyecektir çünkü bağlanma yetenekleri tamamen törpülenmiş durumdadır. Kadının temel amacı bir çok gene değil, “en iyi gene” ulaşmak olmalıdır, tersini yapanlar doğalarına aykırı yaşar (Oranları %4 civarı, tabii gece yaşamında  bir bar ortamında bu oran 10’a katlanır.)

Bu tip kadınlardan bile yarar sağlayabilirsiniz! Pragmatist açıdan size tecrübe kazandırırlar, hem kadınlara yaklaşmayı hem de sevişmeyi öğrenirsiniz. Aynı şekilde kolay cinselliğe ulaşmanız evrimsel açıdan genlerinizi aktarmanızı sağlar(1. bölümde anlattığım gibi donör olursunuz.). Onu döllemeyi başarırsanız etik olmasa da genetik yapınız aktarılmış olur, kendi türünüzün geleceği için iyidir. Bunu başaramayan onlarca türün zamanında dünya tarihinden silindiğini hatırlatırım. (Referans: Charles Darwin – Türlerin Kökeni)

Özetle bu kategorideki kadınlar evrimsel ve pragmatist stratejiniz için uygunken duygusal stratejiniz için uygun değildir. Emin olun ki siz romantik bile yaklaşsanz o size öyle yaklaşmayacaktır.

Uygun İlişki Stratejisi

Bir ilişkide stabilite önemlidir. Devamlı ayrılma-barışma-küsme döngüsü yani bir savaş varsa zamanınızı boşa harcarsınız ki üstteki kadınlar bunu %100 sağlar. Kavga ettiğinizde veya küstüğünüzde karşı tarafın size sadık kalıp kalmayacağınızdan emin olamadığınız ilişkiyi kesinlikle sürdürmeyin derim ki bu kişiler kısa süreli olarak değerlendirilmelidir.

İyi bir ilişki zahmetsizdir, sorunlar olabilir ama çözülür ve her şey yine yoluna girer. Karşınızda üstte tanımlanan gibi biri varsa olabildiği kadar çabuk şekilde “evrimsel” ve “pragmatist” temelde düşünerek hayatınızdan atmanızı gerekir. Yapamazsanız kaybeden siz olursunuz. Zordur çünkü toksik karakterler bağımlılık yaratır, hele ki kurtarıcı rolündeki erkeğin ilgisini çeker. Bu kişiler doğal manipülasyon ustasıdır ve bunu fark etmeden üstünüzde uygularlar. Sizin göreviniz ise bu döngüden çıkıp, rasyonel düşünerek “kendi yararınız” için hareket etmek olmalıdır. (Çeşitli manipülasyon tekniklerine örnekler: gaslighting, lovebombing  vs.)

Bu kadınlarla kısa süreli eğlenmelik kategorisinde birlikte olursanız “pragmatik” açıdan stabil bir ruh haline sahip olursunuz. Zamanınız size kalır, daha verimli çalışarak başarılı bir insana dönüşürsünüz. “Evrimsel” olarak ise daha iyi bir eşle çiftleşme şansını ve daha sağlıklı bireyleri dünyaya getirme ihtimalinizi arttırırsınız. Gereğinden fazla zaman geçirirseniz anı oluşturursunuz. Size şahıslar değil, anılar acı çektirir. Acıdan kaçmanın tek yolu doğru anıları yaratmaktır.

Bir örnek;

İlişkilerime genellikle romantik yaklaşsam da realist bir tavır içine çabuk girerim.

Bu kadınlardan birini hayatımdam attıktan sonra o erkek benim, şu Tinder senin takıldığını öğrendim. Bir sitede de tesadüf: “Tinder’da erkeklerle yatmadan yapamıyorum, bazen çok tehlikeli oluyor ama vazgeçemiyorum.” gibi bir itirafta bulunmuştu. Öyle ki aldatılmaktan, terk etme kararımla kurtulmuştum. Aklımda ki “yanlış mı yaptım? Sinyalleri yanlış mı değerlendirdim” düşünceleri aniden silindi. 

Düşünsenize böyle bir kadınla sağlıklı bir ilişki ihtimali nedir? 1 sene geçmeden aldatılırsınız, belki de bir başkasının çocuğuna bakarsınız. Ben de izleri takip etmesem farkındalık kazanamayacak ve erkeklerin çoğunluğu gibi “romantik” gözlerle o kadına bakacaktım ama pragmatik yaklaştığınızda aslında karşı tarafın gayet kötü niyetli, tutarsız biri olduğunu ve size uygun olmadığını görüyorsunuz. Böyle zamanlarda güvendiğim için değmeyecek biri için boşa geçen birkaç aylık ilişki süresine bile üzülüyorum. Tabii daha beteri var ya 1 sene harcasaydım? İşte temel düşünceniz bu olmalıdır. Borsada bunun bir adı var: “batık yatırım.”

Bir yatırım tavsiyesi olarak üreme stratejinize uygun olmayan kişileri yolun başında hayatınızdan atın derim. Atamadığınız her gün, o bataklığa daha da çekilir ve sonunda da aldatılırsınız, bir de oluşturduğunuz anılar yüzünden uzun bir zaman kaybedersiniz ki buna ayrılık acısı diyoruz. Bu döngüden çıkarsanız 2-3 aya normal halinize dönersiniz. Aksi halde bu stresli dönem iq’nuz başta olmak üzere sizi kötü etkiler. (Bkz: Kadınlar çıkarcı, erkekler fırsatçıdır.)

Bilimsel Araştırmalara Örnekler

Çalışmalara öre ki aşırı stres altındaki bireylerde zeka da etkilenmektedir. Bir ilişki için gereğinden fazla çaba harcıyorsunuz ortada doğal olmayan bir durum vardır ve size zarar verir. (Referans-1)

Bir diğer çalışmaya göre  “Artan Stres seviyesi frontal lobdaki alfa sinyalinin gücünü azaltımaktadır. Stres toleransının artması tek lob kullanımına yani frontal lob da asimetriye sebep olmaktadır. Kısaca mantıklı karar vermeniz stres toleransı geliştirememeniz durumunda azalır ve kognitif yetenklerinizde düşme görülür.” Gora filmindeki çipli insanlar gibi dolaşırsınız. (Referans-2)

Şekil: Çipli Erkek

Chamfort`un sözüyle devam edelim:

“Bir kadın ve bir erkek birbirlerine karşı şiddetli bir tutku duyduklarında, bu ister bir koca ister bir ana baba veya başka bir şey olsun, mutlaka birbirini seven bu 2 insanı ayıracak engeller de çıkacaktır, ama onlar tabiat ve tanrısal yasa sayersinde birbirlerine aittir. İnsanların yasaları ve itibar ettikeri sair şeyler ne söylerse söylesin.”

Chamfort’un dediği gibi doğru kişiler eşleşirse(evrimsel ve pragmatist açıdan) ilişkiler her ne olursa olsun, önlerine kim çıkarsa çıksın, yürür. 

Sonuçta;

Mesele güçlü olmanız yanında size uygun eşi seçmekten geçer. Bu yazı dizisinde üstünde durmadık ama erkeklerin sadakatsızlığı daha fazladır. Çünkü erkeğin evrimsel yapılanması, kendisine avantaj getirecek formatta olabildiği kadar dişiyi döllemektir. Oysaki kadın güçlü bir gen arayışı içindedir. Aldatma sebebi güçlü bir bebeği dünyaya getirmektir.

Şöyle de diyebiliriz: Ne olursa olsun bir insanı değiştirmeye çalışmanız anlamsızdır. En iyi ihtimalle o ilişkiye uyum sağlarsınız. Siz sadakatsızsanız eşiniz de sadakatsız olur, yani sadakatsızlığa uyum sağlarsınız. Size uyar mı bilmem ama benim gen stratejime uygun değil.

Bir çok kişisel deneyim, okuduklarım, bana danışanlardan öğrendim şu ki; alfa-güçlü-harika vs. bir erkek olmanız size bir çok kadınla yatma avantajı sağlsa da düzgün bir ilişkiyi garanti etmez. Kısa vadeli bir avantajdır.

Eğer kadın ilişki yaşamaya uygun değilse, üstte bahsedilen koşulları taşımıyorsa huzurlu olamazsınız. Duygularınızı dinleyebilirsiniz, zorlayabilirsiniz, o da size aşık olabilir ama sonuç değişmeyecektir. Psikanalitik bakış açısında, insanların kişilikleri çocuklukta oluşur ve ileriki yaşlarda ancak bunların uzantıları değiştirilebilir. Siz kişilik bozukluğu olan ya da belli bir yaşam tarzına sahip uç bir kadını seçerseniz, başta size uyum sağlar, hatta onardığınızı sanırsınız ama zamanla eski formuna döndüğünü görürsünüz ve aldatılırsınız.

Benzer şekilde doğru bir eşleşme olursa, kadın daha güçlü birini bulduğu için onunla birlikte olmaz, hipergami dürtüsünü kontrol eder. Çünkü sizinle sağladığı toplam yarar, yeni birinden çok daha büyüktür. Aldatılanlar bunu başaramayanlar, kendi stratejisine uygun davranmayanlardır. 

Kısaca sadece güçlü olmak yetmez, aynı zamanda doğru kişiyi seçmek, olmayanla da en fazla kısa süreli ilişki yaşamak gerekir. Böylece daha verimli, eğlenen, güzel anılar biriktirmiş, tecrübeli sağlıklı biri olursunuz.

3. Bölüm Sonu

(1. Bölüm için tıklayın. Aldatan Kadın – Bölüm 1)

(2. Bölüm için tıklayın. Aldatan Kadın – Bölüm 2)